Her yemek karaciğer için bir imtihandır

Her yemek karaciğer için yeni bir imtihan gibidir. Karaciğerinizi seviyorsanız -ki sevmek zorundasınız, çünkü karaciğer yaşamsal bir organdır ve maalesef yedeği de yoktur- yalnızca ne yiyip içtiğinize değil, yediklerinizi hangi hızla, ne miktar ve sıklıkta tükettiğinize de dikkat edin.

Haberin Devamı

Daha önceden “yağlı karaciğer” teşhisi konulan biriyseniz, bu uyarıyı özellikle dikkate alın. Bel çevresi geniş ve göbekli biriyseniz de aynı hassasiyeti gösterin. Göbeğinizin büyük, bel çevrenizin çok büyük olması da şart değil, hafif bir göbeğin bile içinde yağlı bir karaciğerin olabileceğini unutmayıp ona göre hareket edin. Nedeni şu...
Çoğumuzun bilmediği (bilenlerimizin de bilmezden geldiği) önemli bir gerçek var: Beslenme hatalarımız ve besinlerin içindeki sağlık zararlısı maddeler ilk zararlarını karaciğerimize veriyor. Aşırı gıda tüketiminin de kötü gıda seçimlerinin de “ilk faturası” daima ve öncelikle karaciğere çıkıyor. Zira karaciğer sadece bir “besin öğütme” organı değil. O aynı zamanda bir “besin arıtma” -detoks- sistemi gibi de çalışıyor. Dolayısıyla besinin içindeki her toksik maddenin de, fazladan kazanılan her proteinin, yağın, früktozun, glikozun da faturası önce karaciğere çıkıyor.
Neticede siz yemekten sonra divanda yan gelip yatarken de, sırtınızı koltuğunuza dayayıp TV’de o dizi benim, şu dizi senin turlarken de, gece yatağınızda mışıl mışıl uyurken de zavallı karaciğer bir yandan yiyip içtiklerinizden enerji üretmeye çalışırken, diğer taraftan da kan ter içinde içindeki toksinleri temizlemeye çalışıyor.
Ve tabii ki bu arada ilk dayağı da son dayağı da hep o yiyor, yapısı hasar görüyor, iltihabi süreçlerle, insüline dirençle baş başa kalıyor. Neticede yağlanıp yorgun ve halsiz düşüyor, bitkinleşiyor. Vaktinde farkına varmazsanız da bir süre sonra yetmezliğe bile girebiliyor.
İşin kötüsü içinde ağrı duyusunu oluşturan sinirler de olmadığından yaşadığı problemleri safra kesenizdeki sorunlar gibi sizi ağrılar içinde kıvrandırıp canınızı yakarak da duyuramıyor.
İşte bu nedenle boğazınızdan geçen her lokma yuttuğunuz su hariç her yudum içecek için “Bu benim karaciğerime ne yapar?” sorusunu sormayı unutmayın. Her lokmayı en az 20 defa çiğnemeden yutmayın. Aşırı gıda tüketmekten uzaklaşın. Az ve öz yiyip sağlıklı ve güvenli besinler tüketin.

Haberin Devamı

Her protein biraz eksiktir

Haberin Devamı

Yağlar ve karbonhidratlar gibi proteinler de ana besin unsurlarımızdan biri. Biz doktorlar onlara “zindeliğin yapıtaşları” adını verir, “kasların, doku ve organların büyüme ve gelişmesi, kırık döküklerini tamir edebilmesi, vücut direncinin güçlenmesi, bağışıklık sisteminin aktifleşmesi, güçlü ve kuvvetli kalabilmesi için de proteinler vazgeçilmezdir” deriz.
Proteinlerin beynin bilişsel fonksiyonları bakımından da çok önemli olduğunu, sadece bedensel değil, ruhsal/psikolojik dengemizi de etkilediğini ise iyi biliriz. Protein denince akla önce hayvansal gıdalar gelir ve bu yanlış bir bilgi de değildir. Et, balık, tavuk, süt ve süt ürünleri (yoğurt, ayran, peynir) ve yumurta bilinen en güçlü protein zengini besinlerdir.
Ayrıca bedenimiz için elzem saydığımız aminoasitlerin de en güçlü kaynakları hayvansal proteinlerdir. Ama unutmayalım ki bitkilerde de iyi proteinler var. Özellikle baklagiller, yağlı tohumlar/kuruyemişler proteinden oldukça zengin. Hele hele mercimek, bezelye, fasulye gibi bazı baklagiller neredeyse hayvansal proteinlere eşdeğer oranda proteine sahipler.
Şunu da unutmayalım: Hiçbir gıda maddesinde protein optimal bileşimde bulunmaz. Genelde hayvansal ve bitkisel proteinler farklı kaynaklardan temin edilip birlikte tüketildiklerinde birbirlerini tamamlar. Mesela sadece et yerine kıymalı bir bezelye yemeği daha akılcı bir seçimdir.
Özetle hayvansal ve bitkisel gıdaları akıllıca birleştirebilirsek protein ihtiyacımızı karşılamada daha etkili çözümler de üretebiliriz. İdeal kombinasyonlar tahıllar veya baklagillerle et veya süt ürünlerini birlikte tüketmek olabilir.

Haberin Devamı

Karaciğerini seven bunlara dikkat etsin!

Karaciğere zarar verebilecek beslenme yanlışları listesinin en başına alkollü içecekleri yazın. Hemen arkasına da yağda kızartılmış besinleri ekleyin. Listeye früktoz yüklü her şeyi eklemeyi de unutmayın.
Listenizde nişastası yoğun besinlerin de mutlaka bulunması lazım: Beyaz ekmek, pirinç pilavı, pastane ve fırın ürünleri... Aynı listeye trans yağ zengini gıdaları da eklemeyi ihmal etmeyin: Kızartmalar, paketlenmiş unlu, yağlı atıştırmalıklar, özellikle de cipsler... Boyalı jel kıvamlı şekerlemeler... Yapay tatlandırıcı eklenmiş gıdalar... Barbekü edilmiş yanık, kömürleşmiş etler...
Küçük bir ricam daha var: Mevsim yaz. Yaz geceleri sohbetsiz, o sohbetler de tatlısız, meyvesiz olmaz.
Dahası işin içine çoğu zaman alkol de girer. Zaten bu nedenle de karaciğer en çok da yaz aylarında kendini tehdit altında hisseder. Yaz akşamlarını biraz daha az tatlı tüketerek, alkolden biraz daha uzak durup yaz meyvelerini biraz daha kararında yiyerek geçirmenizde fayda var.

Haberin Devamı

Kalsiyum desteğini akşam alın

Kalsiyum, doktorların doğal destek öneri listesinde hemen her zaman ilk beşte yer alır. Özellikle orta yaş grubu olgular, menopoz dönemine giren kadınlar kalsiyum desteğinden çok yarar görür. Bu yararı maksimum seviyede tutmanın birkaç püf noktası var:
- Yeni kemik yapımını sağlayan metabolik süreçler geceleri daha etkin olduğu için kalsiyum desteğini akşam almanız iyi olur.
- Akşam alınan kalsiyum destekleri daha kaliteli bir uykuyu da destekler.
- En iyi kalsiyum tipi sitrat tuzudur. En az etkili olanı ise karbonat tuzudur.
- Kalsiyum karbonat yemekle birlikte alınırsa daha iyi emilir. Kalsiyum sitrat için böyle bir koşul yoktur.
- Eğer doktorunuz 500-600 mg’dan yüksek dozlar önerdiyse bu dozun tamamını tek seferde almak yerine 2’ye ya da 3’e bölüp içerseniz etkinliği daha fazla olur.
- Kalsiyum desteklerini tiroid hapları, demir ilaçları, antibiyotikler ve tansiyon ilaçları ile aynı anda almamaya, arada iki saatlik bir zaman dilimi bırakmaya çalışmanız iyi olur.

Haberin Devamı

CoQ10 hangi besinlerde var?

CoQ10 bedenimizin en çok ihtiyaç duyduğu doğal maddelerden biri. Antikanser, antioksidan etkileri var. Damarların, kalbin, beynin ve kasların fonksiyonlarını korumada son derece önemli işlevler üstlenir. Nedeni bu molekülün hücresel enerji akışı ve hücrelerde enerjinin üretimi süreçlerinde üstlendiği mühim roldür.
CoQ10 hücrelerin enerji üretim merkezleri olan mitokondrilerde ATP üretimine ciddi katkılar sağlar. Koenzimin bilinen en güçlü doğal kaynaklarının başında hayvansal besinler var. Balıklarda, sakatat grubunda, kırmızı et ve yumurtada bol koenzim var. Bitkisel besinlerden de susam tohumu, karnabahar, ıspanak, portakal ve çilek koenzim zengini gıdalar.

 

Yazarın Tüm Yazıları