Dar basen, düz karın

Bugünkü yazımız özellikle hanımlara... Çünkü bel ile dizler arasına doluşan fazla kilolar öncelikle hanımların derdi.

Haberin Devamı

Hele bu kilolar dolaşım sorunları, varisler ve selülitlerle bezenmiş olursa o hanımların vay haline! Elbette işin kalıtımsal ve hormonal kısmı da önemli ama yine de beslenme ve aktivite açısından alınabilecek önlemler, yapılabilecek şeyler var. Çalışma arkadaşım ve beslenme enstitümüzün yöneticisi Dr. Evren Altınel ile yukarıdaki sorunları yaşayan pek çok hanımla görüşüyoruz. Dertlerini dinleyip, altında yatan nedenleri araştırıp önerilerde bulunuyoruz. Dr. Altınel, bugün sizlere de bu önerileri özetleyip aktaracak. Katkısı ve yardımı olması dileği ile...

AÇLIK SELÜLİTİ YOK ETMEZ
“Kalçalarımı ve bacaklarımı incelteceğim, selülitlerimden kurtulacağım” diye günü soda-salatalık-diyet yoğurt ile geçirmeniz tartıya çıktığınızda başlangıçta yüzünüzü güldürebilir, ancak bedeninizi hiç de mutlu etmez.
Kas kaybına uğramanız metabolizma hızınızı da yavaşlatacağından ileriye dönük kötü bir yatırımdır. En iyisi dengeli bir enerji dağılımının olduğu, her gıda grubunun yeterince yer aldığı, hormon salgılanmasını ayarlayan ve yağ depolamaya engel olan bir beslenme planı yapmaktır. Tabii düzenli aktiviteyi de ihmal etmemek koşulu ile...

BOL LİF, YETERİNCE PROTEİN
İşin sırrı kan şekerini çabuk yükseltmeyen glisemik indeksi düşük gıdaların yer aldığı, su tutulmasına yol açan tuzun iyice kısıtlandığı, hızla depolanan işlenmiş besinlerin hiç bulunmadığı, lif zengini tabakların olduğu sofralardadır.
Lifler, besinleri tutup hapsederek yağların ve şekerlerin emilimini geciktirir, yağların depolanmasını azaltır, östrojen salgılanmasını kısıtlayarak hormonal dengeyi korur ve bu sayede de bedenin yağ dağılımına ve şekillenmesine katkıda bulunur.
Proteinler, özellikle de “birinci sınıf protein” olan yumurta, balık, yağsız-az yağlı etler, uzun süren sindirim süreçleri sayesinde doygunluk duyusunu artırır, acıkmayı geciktirir, metabolizmayı aktive eder, kas kitlesini korur.

Haberin Devamı

ÖNEMLİ
Yapın-yapmayın

* İyi dengelenmiş ana öğünler atıştırmaları engeller. Üç ana öğünü sakın atlamayın.
* Öğlen ve akşam yemeklerine, yaz dönemine de çok uygun gelen bir soğuk çorba, cacık, salata ile başlamayı alışkanlık haline getirin.
* Yağ kitlesi pamuk kas kitlesi taş gibidir. Yalnızca kilo kaybına takılıp kalmayın. “Sinir-stres kat sayısı” artıp böbrek üstü bezleriniz fazla çalışınca metabolizma ayarlarınız bozulmasın.
* Protein içeren ara öğünler yapın.
* Akşam yemeğini saat 20.00’den geçe bırakmayın. Mide boş, sindirim sistemi yüksüz olunca uyku daha verimli olur.
* Tuz yükünüzü hafifletin. Dışarıda yemekten ve hazır gıdalardan olabildiğince uzak durun. Evdeki tuzlukları çöpe atın.
* Her öğününüz en az 20 dakika sürsün. Midenizin dişi yok! Düz bir karın için atılacak ilk adım yavaş yemek ve çok çiğnemektir.
* Su için. Çay, yeşil çay, kiraz sapı çayı için. İçeceklerinizi soğutup nane ya da tarçın çubuğu ile tatlandırın.
* Düz karın için iyi sindirim şart. Her gün “faydalı bakteri yuvası” olan yoğurt yiyin. Hatta hekiminizle konuşup öneriyorsa probiyotik destekleri alın.
* Haftada en az iki kez bakliyat yiyin. Hem protein, hem de lifi bol “kompleks” şeker alın.
* Buharda pişirme teknikleri geliştirin. Yemeklerinizi az yağlı, çeşitli baharatlarla zenginleştirilmiş soslar kullanarak lezzetlendirin.
* Günde bin adım atın. İp atlayın. Merdiven çıkın.
* “Yaz geldi, yüzüyorum nasıl olsa” yetmez! Suda yürüyün.

Haberin Devamı

BİR BİLGİ
Probiyotikler ne işe yarıyor?

Bağırsak duvarını kaplayan bu “dost bakteriler” bağırsak duvarı boyunca koruyucu bir tabaka oluşturarak zararlı bakterilere karşı doğal biyolojik barajlar inşa ederler. Bu barajlar, zararlı bakterilerin gereğinden fazla çoğalmalarını, bağırsak duvarını örseleyip bozmalarını veya duvarı geçerek vücuda ulaşmalarını önler.
Probiyotikler, düzenli olarak alındıklarında sağlık açısından ciddi yararlar sağlar. Aslında yoğurt ya da kefir gibi yöresel ürünleri tüketerek probiyotik bakterileri vücudumuza zaten düzenli olarak kazandırıyoruz. Ama gerçek anlamda probiyotik bakteriler katılmadıkça kullandığımız standart yoğurdu bir probiyotik besin desteği olarak değerlendirmek doğru olmaz.
İçine L. Bifudus, L. Asilofirus, B. Longum (bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür) eklenmiş olan yoğurt ve benzeri sütlü içecekler, bu bakterilerin eklendiği diğer bazı yiyecekler probiyotik besin destekleri arasındadır.

Yazarın Tüm Yazıları