GeriNoyan Doğan Emeklilikte yüksek maaş almak isteyenlere öneriler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Emeklilikte yüksek maaş almak isteyenlere öneriler

O kuyumculardan çokça soru aldığım konuların başında, emeklilikte nasıl yüksek maaş alınacağı geliyor. Emekliliğine uzun süre olan da, kısa süre olan da ‘emeklilikte yüksek maaş almak için ne yapmalıyım?’ diye soruyor. Emekliliğine birkaç yıl kalanlarda bu merak daha da fazla. Tabi, bir de en çok, ‘emeklilikte ne kadar maaş alırım’ sorusuyla karşılaşıyorum.

Emeklilikte yüksek maaş almanın formülü var mı; var. Ancak emeklilikte ne kadar maaş alınacağının net cevabı yok. Çünkü bu, kişinin memur olarak mı, işçi statüsünde mi, Bağ-Kurlu olarak mı çalıştığına, ilk işe başlama tarihine, yaşına, ödediği prim gününe, çalışırken ödenen maaşa kadar değişkenlik gösteriyor. Elbette maaşın hesaplandığı bir formül var. Bu formül de 2000 yılı öncesi ile 2008 sonrası değişse de emekli maaşı; çalışanın ortalama aylık kazancı, yani prime esas kazanç ile aylık bağlama oranının çarpımı sonucunda bulunuyor. Enflasyon, yıllık büyüme oranı da emekli maaşını belirlemede etkin rol oynuyor.

NASIL HESAPLANIYOR?

2000 yılı ile 2008 arasındaki çalışma döneminde büyüme hızının tamamı emekli maaşında etkin olurken, 2008’den sonra büyüme hızının yüzde 30’u dikkat alınmaya başlandı. Böyle olunca da 2000 öncesi çalışmalar emekli aylığına yüksek yansırken, 2008 sonrası çalışmalar daha düşük yansıyor. Yani, 2008’den sonra aylık bağlama oranı ciddi düşürüldü, buna paralel emekli maaşları da düştü.

Tabii, emekli maaşı bağlanırken kişinin işçi mi, Bağ-Kurlu mu, memur mu; hangi statüde çalıştığına da bakılıyor. Burada kişinin son 7 yılda hangi statüde çalıştığı önemli. 2008’den sonra ilk kez sigortalı olanlarda durum değişiyor. Bu tarihten sonra sigorta olanlar için son 7 yıl kuralı geçerli değil, tüm çalışma süresine bakılarak emekli olunuyor. Burada da en fazla hangi statüde çalışılıp, prim ödenmişse emeklilik şartları da o statü üzerinden oluyor.

Anlayacağınız emekli maaşı hesaplaması zor ve karmaşık. O nedenle de, ‘maaşım ve yaşım bu, şu kadar yıl çalışıyorum, şu kadar prim günüm var, emekliliğime de şu kadar zaman var, ne kadar maaş alırım?’ sorusunun cevabı pat diye verilemez. Bu hesabı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) yapıyor. Maaşı düşük bulursanız da itiraz edip, yeniden hesaplanmasını talep etme hakkınız var.

BUNLARI YAPARSANIZ MAAŞ ARTAR

Gelelim, emeklilikte yüksek maaş almak için çalışırken neler yapılması gerektiğine. Açıkça belirteyim, emekliliğine bir-iki yıl kalmış kişiler için; hele ki, asgari ücret ve biraz üzeri maaş alınıyorsa, emeklilikte yüksek maaş almanın pek de formülü yok. Peki, ne yapılması lazım? Madde madde anlatayım.

Prime esas
kazancın yani, brüt maaşın yüksek olması gerekiyor. Yatırılan primler yüksek olacağından emeklilik maaşı da o oranda yükselir. Belki bu durum işçi statüsünde çalışanlar için geçerli değil ama özellikle Bağ-Kurluların sigorta primlerini yüksek yatırmasını öneririm ki, asgari ücretin yüzde 32’sinin 7.5 katına kadar prim ödeme imkanları var. Bunun üzerinden prim yatırılırsa emekli aylığı da yüksek olacaktır.

Prim, ikramiye gibi ek ödemelerin prime esas kazanca eklenip, gösterilmesi gerekiyor.

Prime esas kazancı asgari ücret ve biraz üzeri olanların emekli aylıkları, yüksek prim yatıranlara göre daha düşük olur. Bu kişiler de
emekliliği geldiğinde daha yüksek emekli maaşı için çalışmaya devam
ederlerse, emekli maaşı daha da azalır.

Bordronun düşük olmaması gerekiyor. Bazı çalışanların maaşları yüksek olsa da düşük prim ödemek için bordroları düşük gösteriliyor. Bu da düşük emekli aylığı anlamına geliyor. Belki, çalışma hayatının başlarında bu durum genç çalışanlar için önemli gözükmüyor ama ilerleyen yıllarda büyük sorun haline geliyor. O nedenle ne maaş alınıyorsa bordronun da aynı olması gerekiyor.

Emeklilik için prim gün sayısı yeterli olmayanların yapacakları askerlik, doğum borçlanmalarını yüksek
prim ödeyerek yapmaları emekli maaşını artıran etkenlerden biri.

Birden fazla işyerinde çalışanların emekli maaşı yüksek olur, çünkü kazanç toplamına bakılıyor.

 Emeklilik öncesi son 3.5 yıl önemli. Farklı sosyal güvenlik statülerinde çalışsanız da son 3.5 yılda tavandan kazanç bildirip, SSK’dan emekli olursanız maaşınız artar. Artar derken de astronomik bir rakamdan bahsetmiyorum ama yıllık 150 lira ile 180 lira arasında bir artış yaratır.

 

X

EYT çıksa da yararlanamazsınız

Soru: İşe giriş tarihim 18.11.1993. Ödenmiş prim gün sayım 4081. 1975 doğumluyum. 2014 yılında ikizlerim oldu. Bir etkisi olur mu? EYT çıkma durumunda emekli olma şansım var mı? Banu İ.

Cevap: Sigorta başlangıcı 1999 öncesi olanlar emeklilikte yaşa takılıyorlar, yani EYT’li oluyorlar. Bugün için EYT ile ilgili bir düzenleme yok, ancak konu gündemde ve önümüzdeki yılın ortalarında üzerinde konuşulmaya başlanacak. Fakat EYT çıksa bile sizin hem prim gün sayınız hem de çalışma yılınız eksik. EYT’li olabilmek için emeklilik ile ilgili tüm şartların yerine getirilip yaşa takılmış olmak gerekiyor. Bu durumda düzenleme yapılsa bile yararlanamazsınız. Doğum borçlanması yaparak prim gün sayınızı tamamlayabilirsiniz.

PRİMLERİ TOPLU ÖDEYİP EMEKLİ OLUNMAZ

Soru: Şu an işsizim. Sigorta prim gün sayım, askerliği borçlanırsam 3100 olur. İsteğe bağlı sigorta olursam aradaki yılları borçlanıp emekli olma şansım olur mu? 1988 sigorta girişliyim, 8 yıl sigortasız çalıştım. Atilla A.

Cevap: Yaşınızı belirtmemişsiniz. İsteğe bağlı sigortalılıkta geçmişe yönelik prim borçlarını ödeyerek, emekli olunmuyor. İsteğe bağlı sigortalı olursunuz, emeklilik için gerekli olan eksik prim sayınızı tamamladığınızda yaşınız da tutuyorsa emekli olabilirsiniz. Yaşınız geldiğinde eksik prim gün sayınız varsa onu da askerlik borçlanması ile tamamlayabilirsiniz.

TAZMİNATTA ZAMAN AŞIMI SÜRESİ DOLDU

Soru: 13 yıl aynı işyerinde çalıştım. 28.8.2008 tarihinde işime son verildi. Geriye dönük kaç yıl kıdem tazminatı alabilirim? Ahmet T.

Cevap:

Yazının Devamını Oku

Fırtına hasarını sigorta karşılar mı?

Son bir kaç gündür yaşanan fırtınadan dolay çatılar, konutlar, işyerleri ve araçlar zarar gördü. Peki çatı ve tabela uçması nedeniyle zarar gören araç ve konutların zararını sigorta karşılar mı? Sigortanın hangi durumlarda hasarı karşılayacağının, hangi durumlarda tabelası kopan işyerine zararın rücu edileceğinin şartları var. Sigorta ya da kaskosu olma-yanlar da çatısı uçan ya da tabelası kopan işyerine zararının karşılanması için dava açabilir.

Şiddetli fırtına nedeniyle yüzlerce binanın çatısı uçtu, konutlar ve iş yerleri zarar gördü. Ağaçlar ve trafik ışıkları devrildi, tabelalar ve tehlike arz eden parçalar uçtu. Sadece İstanbul’da fırtınanın yol açtığı 500’ün üzerinde çatı uçması olayı meydana geldi. Fırtınanın etkilediği illerde ise yüzlerce araç hasar gördü.

Peki, çatı ve tabela uçması nedeniyle konutlarda, işyerlerinde ve araçlarda meydana gelen hasarı sigorta karşılar mı? Nitekim bir-iki gündür okuyuculardan bu yönde çokça soru alıyorum. Sigortanın hangi durumlarda hasarı karşılayacağını, hangi durumda ödediği zararı tabelası ve pergolası yıkılan işyerlerine rücu edeceğini madde madde anlatayım.

KASKO ÖDER TRAFİK ÖDEMEZ

* Eğer aracınızın kasko sigortası varsa, son iki gündür yaşanan şiddetli fırtına nedeniyle aracınız, üzerine düşen çatıdan, tabeladan veya başka parçalardan ya da ağaçtan zarar görürse sigorta şirketi tüm zararınızı karşılar.

* Trafik sigortası fırtına nedeniyle araçta meydana gelen zararı karşılamaz.

* Konutunuzun konut paket poliçesi varsa, oluşan hasarı sigorta karşılar.

Yazının Devamını Oku

Kasko ve trafikte fiyat artışı olacak mı?

Soru şu, dövizdeki artış sigorta fiyatlarına yansıyacak mı?

Bir süredir okuyuculardan bu yönde çok soru alıyorum; özellikle de kasko ve trafik sigortasında fiyat artışı yaşanıp yaşanmayacağı merak ediliyor. Sorunun cevabına geçmeden önce kısa bir durum tespiti yapalım.

İşin aslı, dövizdeki hareketlilikten çok önce, kasko ve trafikten oluşan oto sigortalarında hasar maliyetlerinde ciddi artışlar yaşanmaya başladı. Bunun da birkaç nedeni var. Birincisi, yüksek enflasyon nedeniyle yedek parça fiyatlarındaki artış onarım maliyetlerini de arttı. İkincisi, trafik kazalarında artış yaşanıyor ki, hatırlayın, geçen sene pandemiden dolayı kapanmalar nedeniyle trafik kazaları bir hayli azalmış, sigorta şirketlerinin de hasarları düşmüş ve buna paralel şirketler kasko ve trafik sigortalarında fiyatlarını artırmadıkları gibi şirketlerin tamamı neredeyse fiyatlarını aşağı çekmişlerdi. Normalleşmeyle birlikte de özellikle bu yılın ortalarından itibaren trafik kazalarında ciddi artış yaşanıyor. Sigortacıların tespitine göre, bu artış, pandemiden önceki yıllardaki kazaların bile üzerinde.

MALİYETLER ARTTI

Öte yandan, otomobil pazarındaki daralma ve dünyada yaşanan çip krizi nedeniyle artan otomobil fiyatları sigorta şirketlerinin oto sigortalarında hasar maliyetlerine yansıdı. Şöyle ki, düne kadar kaskolu aracın piyasa değeri 100-150 bin lira iken bugün aynı aracın değeri neredeyse 250-300 bin liralara çıktı. Yani, düne kadar kaskolu bir araç pert olursa sigorta şirketi 150 bin lira hasar öderken şimdi 300 bin lira ödemek durumunda. Aynı araç pert olmayıp da hasarlansa, sigorta şirketi düne kadar onarım bedeli olarak misal 20-30 bin lira ödüyorken, şimdi bu rakam 40-50 bin liraların da üzerine çıktı.

Hal böyleyken sigorta fiyatları ne durumda? Kazalardaki düşüşe paralel sigortacılar da kasko ve trafikte fiyatlarını aşağıya çektiler. Bugün kaskoda otomobiller için ortalama fiyat 1.500-2.000 liralarda. Trafik sigortasında ise otomobillerde 850 lira civarında. Tabi hasar durumuna, araç değerine göre bu rakamlar değişir ama ben ortalama fiyatlardan bahsediyorum. Bu ne anlama geliyor? Trafik sigortasında fiyatı devlet belirliyor, tavan bir fiyat tespit edip, sigortacılara, ‘bu fiyatın üzerine satamazsın ama altına istediğin rakama satabilirsin’ diyor.

TRAFİKTE FİYAT

Bugün için şirketler devletin belirlediği fiyatın nedeyse yüzde 20-25 altına trafik sigortasını tüketiciye sunuyor. Yani, devletin bin liraya satabilirsin dediği trafik poliçesini sigorta şirketleri 850 liralara satıyor. Özetle, trafik ve kaskoda, son bir buçuk senedir sigorta şirketleri enflasyonu, yedek parça ve onarım maliyetlerini fiyatlara yansıtmadıkları gibi aksine ister adına rekabet deyin ister başka bir şey fiyatları daha da aşağı çektiler. Elbette bu durum bizim gibi tüketicilerin yararına.

Peki sürdürülebilir mi? Açıkçası son açıklanan rakamlar sürdürülemez olduğunu gösteriyor. Bu yılın ocak-eylül döneminde sigorta şirketleri trafik sigortasından 897 milyon TL zarar ettiler ve topladıkları her 100 liralık prime karşılık 103 lira hasar ödediler. Yani topladıkları primler hasarları karşılamaya yetmedi cepten ödediler. Kaskoda ise durum trafik kadar olmasa da yine de pek parlak değil; topladıkları 100 liralık primin 81 lirasını kasko hasarı olarak ödediler.

Yazının Devamını Oku

10 soruda sağlık prim borcu yapılandırması

Sosyal güvenlik prim borçlarının yapılandırması bitti ve borçların peşin veya ilk taksit ödemelerinin 30 Kasım 2021 tarihine kadar yapılması gerekiyor. Genel sağlık sigortası prim borçluları içinse yapılandırma fırsatı kaçmadı. Daha da önemlisi hem sağlık primlerini ödeyemeyecek durumda olanlar hem de gelir testini kaçıranların 30 Kasım tarihine kadar gelir testine girmeleri gerekiyor. Peki, genel sağlık sigortası prim borçları nasıl yapılandırılacak, yapılandırmadan kimler yararlanacak, gelir testine nasıl girilecek? İşte sağlık prim borcu konusunda tüm merak edilenler...

1)Genel sağlık sigortası prim borcu için yapılandırma fırsatı kaçtı mı?

Prim borçlarını yapılandırmak için geç kalınmadı, 2021’in sonuna kadar sağlık prim borçlarınızı yapılandırabilirsiniz.

2)Tüm prim borçları yapılandırılacak mı?

2021’in nisan ayı da dahil önceki döneme ait sağlık prim borçlarının tamamı yapılandırılabilecek.

3)Nisan ayı sonrası için ne olacak?

Yapılandırma bu yılın nisan ayı ve öncesini kapsıyor. Dolayısıyla 2021’in nisan ayından bugüne kadar primlerinizi ödemiş olmanız gerekiyor. Ödemediyseniz de 7 aylık primi SGK’ya ödemeniz gerekiyor.

4)Yapılandırma için nereye başvurulacak?

Herhangi bir başvuru yapmanıza gerek yok, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), genel sağlık sigortası prim borcu olanların borçlarını otomatik olarak yapılandırdı.

Yazının Devamını Oku

3600 ek gösterge maaşınızı artırır

Soru: Emekli polis memuruyum. Mart ayında 1600 ek göstergeden malulen emekli oldum. Yeni yılda 3600 ek gösterge düzenlemesi gündemde. Acaba 3600 ek gösterge çıktığında ben de faydalanabiliyor muyum? Denizhan P.

Cevap: 3600 ek gösterge konusu gündemde ancak bu konuda kesinleşmiş bir durum yok. En erken gelecek yılın ortalarına doğru gündeme alınması bekleniyor. Ek gösterge artışı maaşları, emekli ikramiyesini ve emekli maaşını artıracak. Emekliler, dul ve yetimler de imkândan yararlanacak. Bu durumda 3600 ek göstergenin çıkması halinde emekli maaşınızda bir artış olacaktır.

EYT ÇIKSA DA YARARLANAMAZSINIZ

Soru: 1998 SSK girişliyim, 2600 günüm var. 1967 doğumluyum. EYT çıkarsa, toplu ödeme yapıp, prim günümü 3600’e tamamlayıp emekli olabilir miyim? Yaşım tutuyor. Naciye K.

Cevap: Emeklilikte yaşa takılanların sorununa yönelik çözümde şimdilik bir gelişme yok. Bilinen, üzerinde çalışıldığı yönünde. Ancak 2022’nin sonuna kadar gündeme gelmeyeceği de söyleniyor. EYT’lilere imkan çıksa bile yararlanamazsınız. Geriye dönük primleri topluca ödeyerek, emekli olma imkanı bulunmuyor.

GELİR TESTİNE GİREBİLİRSİNİZ

Soru: 2019’un kasım ayından bu yana genel sağlık sigortası primini yatıramıyorum. İşten çıkarıldım, halen de çalışmıyorum. Gelir testine başvurmadım. Sorularım şunlar, prim borcumu yapılandırma hakkım var mı, gelir testine girebilir miyim? Aykut T.

Cevap: Genel sağlık sigortası prim borcu için yapılandırma fırsatı bitmedi. 30 Nisan 2021’den öncesi genel sağlık sigortası prim borcu olanlar yapılandırma yapabilir. Borcunuzun tamamını 31 Aralık 2021 tarihine kadar öderseniz de prim borcunuzun gecikme cezası ve gecikme zammı silinir. Ayrıca taksitlendirme de yapabilirsiniz. Gelir testine girebilirsiniz, aylık geliriniz asgari ücretin üçte birinden düşükse primlerinizi devlet karşılar. Eğer yüksekse siz ödeyeceksiniz.

2022’DE KIDEMİNİZ YÜKSEK OLUR

Yazının Devamını Oku

BES katılımcısına tavsiyeler değişikliğin tam zamanı

Faiz düşüyor, döviz ve altın yükseliyor, borsa rekor üstüne rekor kırıyor. Hal böyle olunca da birikimlerini Bireysel Emeklilik Sisteminde (BES) değerlendiren katılımcılardan son günlerde, ‘fonlarımızı değiştirelim mi, birikimlerimizin erimemesi için ne yapalım, bu dönemde hangi fonları seçelim?’ benzeri çokça soru alıyorum.

Öncelikle şunu belirteyim, BES’i olan katılımcıların senede 6 kere fon dağılımlarını değiştirme hakkı vardı; yeni yapılan düzenleme ile şimdi bu hak, 12’ye çıkartıldı. Yani, senede 12 kez birikimlerinizi değerlendirdiğiniz BES fonlarını değiştirebilirsiniz. Kaç kişi bu hakkı kullanıyor derseniz; BES’teki her 100 kişiden ancak 10’u fonlarını değiştiriyor, geri kalanlar sisteme girerken seçtikleri fonlarına dokunmuyor. Elbette, senede 12 kere fon dağılımınızı değiştirin demiyorum, ama belirli dönemlerde değişiklik yapmalısınız. Bugün içinde bulunduğumuz dönem, tam da o dönem. Bugünlerde birikimlerinizin erimemesi için ya da tasarruflarınıza daha yüksek getiri sağlamanız için mutlaka BES fonlarınızı gözden geçirip, fon dağılımınızı değiştirmenizi öneririm.

BES’İN GETİRİSİ NE OLDU?

Şu fona yatırın, bu fonu tercih edin demeyeceğim ama BES’te getiriler konusunda genel resmi çizeceğim, bu doğrultuda fon tercihini size bırakacağım. Sene başından bu yana bireysel emeklilik sisteminin ortalama getirisi yüzde 26’ya yakın. Enflasyon da yüzde 15.75 (yıllık enflasyondan bahsetmiyorum) olduğuna göre, kabaca BES katılımcısının ortalama getirisi enflasyonun 10 puan üzerinde olmuş. Aynı dönemde faizli fonların ortalama getirisi yüzde 23’lerde, faizsiz fonların getirisi de yüzde 32’lerde olmuş. Tabi, seçilen fonlara göre bu getiri daha fazla olacağı gibi enflasyonun altında da kalabiliyor. Yine aynı dönemde mevduat faizinin getirisi yüzde 15.5 olmuş ki, anlaşılacağı üzere tasarruflarını faizde değerlendirmeyi tercih edenlerin birikimleri enflasyon karşısında erimiş.

PARA PİYAYASI, ALTIN

Kafanızı çok da karıştırmadan emeklilik fonlarının getirisi açısından iki dönem paylaşacağım. Birincisi, bu yılın başından eylül ayına kadar ki dönem, diğeri ise eylül ayından bugüne kadarki dönem. Yılın başından eylül ayına kadarki dönemde emeklilik fonları içinde para ve sermaye piyasası araçlarından oluşan para piyasası fonları, ağırlıklı dövize yani eurobondlara yatırım yapan kamu borçlanma araçları fonları ve altın fonları yüzde 11 ila yüzde 13 arasında değişen getirilerle enflasyonun üzerinde getiri sağlamış. Bir başka ifadeyle birikimlerini bu fonlarda değerlendiren BES katılımcıları yüksek getiriler elde etmiş.

FONLARINIZI DEĞİŞTİRİN

Eylül ayında itibaren de faizlerdeki düşüşe paralel durum değişmiş ve yine dolar, avro gibi dövize yatırım yapan kamu dış borçlanma araçları fonları yüzde 19’larda getiri sağlarken; mesela altın fonu yüzde 26 getiri ile rekor kırmış. Eylül ayından önce hisse fonlarının getirisi yüzde 7’lerdeyken, eylülden itibaren hisse getirileri yüzde 16’lara çıkmış. Bu dönemde para piyasası fonlarının getirileri ise yüzde 4’lerin altında kalmış. Bu ne anlama geliyor? Ağustos ya da eylül ayında fon dağılımını değiştirip de birikimlerini bu fonlara kaydıranlar çok yüksek getiriler elde ettiler. Ha keza, eurobondların, altının, hisse fonlarının getirileri bu süreçte yüksek olmaya devam edecek gibi gözüküyor.

Özetle, bugün 14 milyona yakın kişi BES aracılığı ile birikimlerini değerlendirip, tasarruf ediyor. Bu birikimler geleceğe yönelik birikimler. Altını bir kere daha çizeyim, bu dönem birikimlerin değerlendirildiği fonları değiştirmenin tam zamanı.

Yazının Devamını Oku

2022’de asgari ücret kaç lira olacak?

İşçisinden işverenine tüm kesimlerin gözü kulağı asgari ücrette. 2022’de uygulanacak asgari ücrette önemli bir artışa gidilmesine yönelik çalışmalar sürüyor.

Asgari ücret toplantıları ise aralık ayının başında başlayacak ve yıl sonuna kadar sürecek. Nitekim Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, ciddi bir artış yapılacağının sinyalini vererek, asgari ücreti enflasyona ezdirmeyeceklerini belirtti. Hal böyle olunca da hem ücret konusunda beklenti çıtası yükseldi hem de ilgili taraflardan farklı farklı talepler gelmeye başladı. Kimileri yüzde 30 artacak diyor, kimileri bu da yetmez asgari ücretin netinin en az 5 bin lira olması gerektiğini söylüyor. Asgari ücretin 2022’de kaç lira olacağı konusuna geçmeden önce kısa bir analiz yapalım. Bugün uygulanan asgari ücret brüt 3.577, net 2.825 lira. İşverene maliyeti ise 4.203 lira. Son yıllarda asgari ücrete en yüksek artış yüzde 30 ile 2016 yılında yapıldı ve asgari ücret net 1.300 liraya yükseltildi. O dönem enflasyon ise yüzde TÜFE’de yüzde 8.8’di. 2016 yılı kadar olmasa da benzer oranda zam, yüzde 26 ile 2019’da ve yüzde 21.6 ile de 2021 yılında yapıldı. Enflasyon ise 2018 yılında yüzde 20.30, 2020 yılındı da TÜFE’de yüzde 14.60 olarak gerçekleşti.

AĞIR BASAN SENARYO

İlginç bir tespitte daha bulunayım. 2013 yılında çalışanların sadece yüzde 12’si asgari ücretli çalışırken, bugün çalışan nüfusun neredeyse yüzde 45’e yakını asgari ücretli çalışan haline geldi. Ve asgari ücrete yüksek oranda zam yapıldığı dönemlerde çalışan nüfus arasında asgari ücretli çalışanların sayısı da hızla yükseldi. Daha açık bir anlatımla; asgari ücret en düşük ücret, bundan daha düşük maaşa kimse çalıştırılamaz anlamına gelirken, bugün asgari ücret normal ücret haline geldi. Gelelim, 2022’de asgari ücrette ne kadar zam yapılacağı konusuna. Merkez Bankası’nın 2021 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 18.4, 2022 enflasyon tahmini ise yüzde 11.8. Buna göre de asgari ücretin enflasyona ezdirilmemesi için yüzde 20 ila yüzde 30 arasında bir zam yapılacağı anlamına geliyor. Ağır basan senaryo, yüzde 30 oranında artış olacağı yönünde. Yüzde 30 artış demek, 2022’de asgari ücretin brüt 4.650 lira olacağı anlamına geliyor ki, çalışanın eline geçecek net ücret 3.673 lira civarında olacaktır. Bu durumda asgari ücretin işveren maliyeti de 5.463 lirayı bulacaktır.

VERGİDE İSTİSNA OLUR MU?

Masadaki seçeneklerden biri de asgari ücretin işvene maliyetini artırmamak için ücretten alınan gelir vergisinde istisnaya gidilmesi, tamamen gidilmese de belli oranda gelir vergisinin azaltılması yönünde. Çok detaya girmeden özetleyeyim; asgari ücretten vergi alınmaması, asgari ücretlerinin maaşında 220 lira civarında bir artış yaratacaktır. Peki, bundan dolayı devletin vergi kaybı olacak mıdır? Olacaktır ama tahmini kayıp asgari geçim indimi sonrası 6 milyar lira civarındadır. Yani, asgari ücretliden alınan verginin, toplam vergi gelirleri içindeki payı çok da yüksek değil.

NELERİ ETKİLECEK?

Tabii, asgari ücretteki artışın göz ardı edilmemesi gereken dolaylı iki etkisi olacaktır. Bunlardan birinci, asgari ücrete yapılacak zam, kurumların içinde ücret dengelerini de değiştirecektir. Bu zam ister yüzde 20, ister yüzde 30 olsun, asgari ücretli dışındaki çalışanlar da haklı beklenti yaratacaktır. İkincisi ise asgari ücret sadece çalışanların maaşını etkileyen bir konu değil. Sosyal güvenlik çatısı altındaki her alan asgari ücrete endeksli. Ne mi demek istiyorum? Asgari ücrete yapılacak zam; askerlik ve doğum borçlanmasından yaşlılık aylığına, genel sağlık sigortası priminden asgari geçim indirimine, işsizlik maaşından isteğe bağlı sigortalılığa ödenecek primlere kadar her alanda artış anlamına gelecektir.

Yazının Devamını Oku

Engelli çocuğu olana erken emeklilik

Soru: 1975 doğumluyum 1996’da doğum yaptım. Çocuğumun yüzde 90 engelli raporu var. Bu yüzden çalışamadım. Yeniden çalışmaya başladım. Geçmişe dönük doğum borçlanması yaparsam çocuğumun engel durumundan ötürü ne zaman emekli olabilirim? Arzu Ö.

Cevap: Engelli çocuğu bulunan kadın çalışanlar erken emeklilik hakkından yararlanabiliyor. Bu durumda olan kadın çalışanların, prim ödeme gün sayılarının dört biri, ödenen prim gün sayılarına ekleniyor. Ağır engelli çocuğu olan kadın çalışanların prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, emeklilik yaş hadlerinden indiriliyor. Böylece erken emekli olabiliyor ve emekli maaşı alabiliyor. Bunun için başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede ağır engelli çocuğun varlığının sağlık kurulu raporu ile belgelenmesi gerekiyor.

PRİMLERİNİZİ İADE ALABİLİRSİNİZ

Soru: Annem 63 yaşında, 1980 yılında 5 ay sigortalı olarak çalışmış. Annemin emekli olabilme şansı var mı, ne yapılması lazım? Şevval T.

Cevap: Annenizin yaşı 63 olsa da ne prim gün sayısı ne de çalışma yılı açısından emekli olabilme imkanı yok. Ancak anneniz, 1980 yılındaki 5 aylık çalışma süresi içinde kendi adına yatırılan primleri iade alabilir.

STAJ SÜRESİ EMEKLİLİKTEN SAYILMIYOR

Yazının Devamını Oku

Trafik kazasından sakat kalanın masrafını kim karşılayacak?

Yargıtay, önemli bir karara imza attı ve trafik kazası sonucu ömür boyu sakat kalan, sigorta şirketinden bakıcı masraflarını ödemediği iddiasıyla dava açan kişiyi haklı bularak, kazada sakat kalanların bakıcı giderlerinin sigorta şirketleri tarafından karşılanmasına hükmetti.

Bu karar yıllardır süren, hatta binlerce kişinin mağduriyetine neden olan tartışmaya yeni bir boyut ekledi. Tartışmanın konusu da trafik kazalarında sağlık giderleri trafik sigortasından mı karşılanır; sakat kalanların ömür boyu bakıcı masrafını kim öder?

SİGORTA ÖDEMEZ

Aslında, trafik kazalarında sağlık giderini kimin karşılayacağının pek de tartışılacak tarafı kalmadı ama çoğu kişi bilmediğinden halen bu konuda belirsizlik sürüyor. On yıl öncesine kadar trafik kazalarında tedavi giderleri trafik sigortası kapsamında sigorta şirketleri tarafından karşılanıyordu. 2011’de yapılan bir düzenleme ile trafik kazalarında tüm tedavi masraflarını Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) karşılamaya başladı. Sigorta şirketlerine de topladıkları trafik sigortası primlerinden yüzde 10 payı SGK’ya aktarma zorunluluğu getirildi. Böylece sigortacıların trafik kazalarındaki tedavi masraflarını ödeme sorumluluğu ortadan kalktı.

Peki, sigortacıların sorumluluğu kalmamışsa biz on yıldır neyi tartışıyoruz? Bugün trafik kazası geçirip de özel bir hastanenin aciline kaldırılırsanız; SGK, sağlık giderlerini kendi belirlediği rakamlar üzerinden -ki, buna kısa adı SUT olan Sağlık Uygulama Tebliği deniyor- ödüyor. SGK’nın ödediğinin üzeri için de özel hastane vatandaşa bir fatura çıkartıyor. Vatandaş da, ‘trafik sigortası var, ben niye cebimden para ödüyorum?’ diyerek, sigorta şirketinden tedavi giderini talep ediyor. Sigorta şirketi de, ‘trafik kazalarında sağlık gideri sorumluluğumuz artık yok, SGK’dan iste, ödemem’ diyor. İş uzuyor, mahkemeye gidiyor. Sonuçta kimi mahkeme davacı vatandaşı, kimi mahkeme de sigorta şirketini haklı buluyor.

TRAFİK SİGORTASI

Sigorta şirketleri düne kadar trafik sigortasının tedavi teminatı kapsamında geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, protez gibi giderleri karşılarken, bugün bu giderler karşılanmıyor; protez giderleri de yine SUT üzerinden ödeniyor. Oysa, sigorta şirketleri, trafik sigortası primlerini SGK’ya aktarırken SUT üzerinden hesap yapıp aktarmıyor. İşte yıllardır süren tartışma bu. Çözümü var mı; yok. Açıkçası, SGK’nın, sigorta primlerinden aldığı payın ne kadarını trafik kazalarında tedavi gideri olarak ödediğini ben şahsen merak ediyorum.

BAKICI GİDERİ

Şimdi, Yargıtay’ın kararı ile bu tartışmaya bir yenisi daha eklendi; o da, bakıcı masrafı gideri. Sigortacıların tezi şu: Trafik kazasında tedavi gören kişinin bakıcı gideri tedavinin bir parçasıdır, dolayısıyla bu gideri SGK ödemelidir, çünkü bizim SGK’ya aktardığımız payın içinde bakıcı gideri de var. Tedavi sonrası kaza mağduru kişi kalıcı sakat hale gelirse, trafik sigortasından limitler dahilinde 430 bin liraya kadar sakatlık tazminatı ödeniyor ve trafik sigortasının şartlarına göre de bu tazminatın içinde bakıcı gideri de var. Dolayısıyla kalıcı sakatlık halinde tazminatın dışında ayrıca bir bakıcı gideri ya da bir başka gider trafik sigortasından ödenmez.

Yazının Devamını Oku

EYT’lilere formül arayışı

Emeklilikte yaşa takılanlara çözüm arayışı yeniden gündemde. Yeni bir düzenleme çıkacak demek için erken olsa da bazı maliyet hesapları yapılıyor. Tüm yaşa takılanların sayısı 6.3 milyonu bulurken, bugün düzenleme yapılması halinde emekli olacakların sayısı 900 bin ila 1 milyon civarında. Bu süreçte farklı ülkelerdeki modeller de inceleniyor. Finlandiya’daki gibi bu kişilere her yıl emekli aylıklarından belli oranda indirim yapılarak emeklilik hakkı verilmesi de beklentiler arasında.

EMEKLİLİKTE yaşa takılanlar konusu yeniden gündeme gelince, günlerdir okuyuculardan da ‘düzenleme çıkacak mı, bizi de kapsayacak mı, emekli olabilecek miyiz?’ benzeri çokça soru alıyorum. Doğrudur; asgari ücret artışı, emekli maaşlarında iyileştirme ile birlikte Emeklilikte Yaşa Takılanların (EYT), sorununun çözümü de konuşuluyor. Çok iyi hatırlıyorum, EYT konusu en son 2019 yılında yeniden gündeme gelmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan; o dönem Sosyal Politikalar Kurulu Üyesi, bugün ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olan Prof. Dr. Vedat Bilgin’i, EYT sorununun çözümü için görevlendirmişti. Hatta o dönem Bilgin, EYT mağdurları ile öngörüşme yapmıştı. Diyeceğim o ki, Bakan Bilgin, EYT konusunu en iyi bilen isimlerden biridir. Düzenleme çıkar mı? Kesin çıkar demek için henüz çok erken. Bu konuda bazı maliyet hesapları yapılıyor. Ama şu kadarını söyleyeyim, mesela, 2022 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda, sosyal güvenlik alanında yapılacaklar ve hedefler arasında bu EYT konusu yer almıyor. Nitekim Bakan Bilgin, son açıklamasında öncelikli konularının asgari ücret olduğunu da söyledi.

KİMLER YAŞA TAKILIYOR?

Peki, kimler emeklilikte yaşa takılıyor, sayıları ne kadar? EYT mağdurları için kritik tarih 8 Eylül 1999. Bu tarihten önce sigortalıların emekli olabilmeleri için kadın çalışanların 20 yıllık sigortalılık süresi ve 5 bin gün prim ödemiş olması; erkek çalışanların da 25 yıllık sigortalılık süresi ve 5 bin gün prim ödemiş olması gerekiyordu ve emeklilik için yaş şartı aranmıyordu. 1999’un eylül ayında sosyal güvenlik sisteminde yapılan değişiklikle sigortalılık süresi, prim gün sayısına ek olarak emeklilik için bir de yaş şartı getirildi. Emekli olabilmek için emeklilik yaşı kademeli olarak kadınlar için 58, erkek çalışanlar içinse 60’a çekildi ve prim gün sayısı da 7 bin güne çıkarıldı. Hal böyle olunca da bir gecede yapılan değişiklikle çalışanlar çalışma yılını, prim gün sayısını doldursa da emeklilikte yaşa takıldı. Örneğin, 1998 yılında işe giren bir çalışan eski şartlara göre bundan iki yıl sonra yani 2023 yılında emekli olacakken yapılan düzenleme ile çalışanın emekliliği 2038 yılına ötelenmiş oldu. 1999 yılından bu yana da 20 yıldan fazladır EYT konusu gündemde ve o tarihte düzenleme yapıldığında bundan etkilenenlerin sayısı sınırlı olsa da zaman içinde emekli olamayanların sayısı arttı ve ortaya EYT mağdurları çıktı.

SEÇENEKLER NELER?

Kaç kişi emeklilikte yaşa takılıyor diye sorarsanız; tüm yaşa takılanların sayısının 6.3 milyon kişi; ancak bugün düzenleme yapılsa emekli olacakların sayısının ise 900 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Bugün düzenleme yapılsa ve bu 900 bin kişi emekli edilse sosyal güvenlik sistemine ortalama maliyeti ilk yıl tahmini 3 milyar lira olacaktır. Bir başka tahmine göre de -2019 yılında kamunun yaptığı hesaplama- yaşa takılanlara emeklilik hakkı tanındığında bunun 10 yılda sosyal güvenlik sistemi üzerine 800 milyar liranın biraz üzerinde bir maliyet getirecek. Peki, emeklilikte yaşa takılanların mağduriyetini gidermek için neler konuşuluyor, masadaki seçenekler neler? Dikkat ettim de bu konu yeniden gündeme geldiğinde kamuoyunda bazı modeller konuşuluyor; Finlandiya modeli, Almanya modeli gibi. Öncelikle şunu belirteyim, bir düzenleme yapılacaksa 6.3 milyon kişiye birden emeklilik hakkı tanınacak bir düzenleme olmayacaktır. Bu bir kerelik bir düzenleme olacak ve sigortaya eski girişleri kapsayacaktır. Daha açık bir anlatımla, düzenleme 900 bin ila bir milyon kişiyi kapsayacaktır ve yaşa takılıp da emekliliğine iki-üç yıl kalanlara imkan tanınacaktır. 

DÜŞÜK MAAŞLA EMEKLİLİK

Beklentiler arasında EYT’lilere her yıl emekli aylıklarından belli oranda indirim yapılarak emeklilik hakkı verilmesi de var. Bu uygulamayı Finlandiya yapmış ancak Finlandiya’da bu şekilde emekli olanların sonradan emekli maaşlarında iyileştirme yapılmış, maaşlar yükseltilmiş. Bugün ise Finlandiya’da emeklilik yaşı 65’lerde. Diğer ülke modellerinden daha fazla bahsetmeyeceğim ama şunu söyleyeyim, özellikle Avrupa’daki emeklilik modelleri bizim için pek de uygun değil. Çünkü bu ülkelerin çoğunda sistemin ana odağında özel emeklilik sistemleri var. Bizdeki gibi sadece sosyal güvenlik sisteminin verdiği emekli aylığı üzerine kurgulu bir model yok. Bizde ortalama emekli maaşı 3 bin lira; bunun altında maaş alan emekli sayısı da az değil. Eğer EYT’lileri emekli etmek için düşük emekli aylığı üzerinden bir formül bulunursa bu ileride ciddi sorun olur ve haklı olarak maaşların artırılması yönünden talepler oluşur.

 

Yazının Devamını Oku

Emekliliğinizi 2022’ye erteleyebilirsiniz

Soru: Çalışanın emekliliği dolduğunda, 2021 Aralık’ta emekli olmaları mı, yoksa 2022 Ocak’ta emekli olmaları mı daha avantajlı olur? Müjdat D.

Cevap: Sene sonuna kadar başvuruda bulunursanız bu yılın ocak ve temmuz emekli zamları emekli maaşınıza eklenecek, 2022’nin başında başvurursanız sadece yeni senenin ocak ayında zam tutarı aylığınıza eklenecek. Ayrıca emekli maaşının belirlenmesinde de fark olacak. Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde emeklilik dilekçesinin yılbaşından sonra verilmesi daha avantajlı. Kıdem tazminatı açısından ise gelecek sene emekli olmak daha avantajlı olacaktır, çünkü tazminatın tavanı artacak.

İSTEĞE BAĞLI SİGORTALI OLABİLİRSİNİZ

Soru: Eşim 1.1.1964 doğumlu 1.11.1983 yılında sigorta girişi var. 1375 gün primi var. Emekli olması için isteğe bağlı sigorta yaptırsak ne kadar prim yatırıp emekli olabilir? Abdullah T.

Cevap: Eşinizin yaştan emekliliği için 15 yıl çalışıp, 3600 prim günü ve 50 yaşını doldurması gerekiyor. Yaş tutsa da çalışma yılı ve prim gün sayısı eksik. Aylık en düşük 1.144 lira prim ödeyerek isteğe bağlı sigortalı olabilirsiniz. O zaman da Bağ-Kur üzerinden emekli olabilirsiniz. Bunun için de 10 yıllık sigortalı olunması gerekiyor.

EMEKLİLİK İÇİN YAŞI BEKLEYECEKSİNİZ

Soru: 27.10.1973 doğumluyum. İlk sigortalı olduğum tarih 18.7.1988. Ne zaman emekli olabilirim? Onur Ö.

Cevap: Sizin durumunuzda 25 yıl çalışıp, 5450 gün prim ödemeniz halinde 51 yaşında emekli oluyorsunuz. Prim gün sayınız ve çalışma yılınız emekliliğe yetiyor. Ancak yaşınız 48 olduğu için yaşınız tutmuyor. Bu durumda yaşı bekleyeceksiniz, 2024 yılında emekli olacaksınız.

60 YAŞINDA PRİM İADESİ ALACAKSINIZ

Yazının Devamını Oku

Scooter kullananlar başlarına geleceklerden haberdar mı?

Gelin şu elektrik scooter konusunu gündeme taşıyalım. Sayıları artıyor, kullanımı yaygınlaşıyor.

Saatlik de kiralanıyor, isteyen satın alıp trafiğe çıkıyor. Satılmasında da, alınmasında da, trafiğe çıkılmasında da bir kısıtlama yok. Trafiğe kayıt yaptırılmasına da gerek yok. Elektrikli scooterlara yönelik yasal düzenleme yapıldı, kullanım şartları belirlendi. Detayına girmeyeceğim. Genel düzenlemenin dışında belediyeler de ayrıca hem elektrikli scooter hizmeti veren firmalara hem de scooter kullanımına yönelik düzenlemeler yaparak, belirli sınırlamalar getirdi.

Şimdi diyeceksiniz ki, ‘ne güzel işte hem çevreci aletler hem de trafiği rahatlatıyor’. Maalesef o kadar basit değil, işte. Kullanım yaygınlaştıkça scooterların karıştığı kazaların sayısı da artıyor. Bu kazalar da öyle scooterdan düştü kolunu bacağını yaraladı şeklinde kazalar değil. Doğru, bir kısmı böyle ama bir kısmı da ölümlü kazalar. Evet, scooter kullanımına yönelik düzenlemeler yapıldı yapılmasına da iş trafik kazasına gelince ortada ciddi bir
belirsizlik var.

SİGORTA HASAR TALEP ETTİ

Bir tanesini anlatayım. Geçenlerde gündeme de geldi hatta tepki de çekti. Kişiler üzerinde detaylı durmayacağım, sadece olayı anlatacağım. İstanbul’da, sokak içerisinde elektrikli scooterla ile dolaşan bir vatandaşa karşı yönden gelen bir araç çarpıyor. Scooter kullanıcısı ciddi yaralanıyor, bir süre yoğun bakımda kalıyor, aylarca tedavi görüyor. Bu esnada da çarpan aracın sigorta şirketinden scooter sürücüsüne çarpışma sonrası araçta oluşan maddi hasarın ödenmesine yönelik talep geliyor. Sigorta şirketinin talebi yanlış mı? Değil, yasalar bu hakkı tanıyor. Sigorta şirketinin scooter sürücüsünden karşı tarafa verdiği zararı talep etme hakkı var. Bu olay münferit mi? Değil, bu şekilde sigorta şirketlerinin scooter sürücülerinden tazminat talep ettiği birçok kaza olayı var.

KAZALARIN SAYISI ARTIYOR
Görünen o ki, bundan sonra da bu ve benzeri kazalar artmaya devam edecek ve scooter sürücülerinin hem üçüncü kişilerle hem de sigorta şirketleri ile başı çok derde girecek. Neden? Çünkü scooterlara yönelik tüm bu düzenlemeler yapılırken maalesef işin sigorta boyutu ya atlandı ya da unutuldu. Atlandığı için de bugün scooterların karıştığı veya neden olduğu trafik kazalarında hem sürücüyü hem de üçüncü kişileri koruyan bir sigorta sistemi yok ama diğer araçların trafik ve kasko sigortası var.

Tabi durum bu kadar da vahim değil. Scooter kiralaması yapan kurumsal şirketler bu tür kazalara karşı sorumluluk sigortası yaptırıyor. Keza Ankara Büyükşehir Belediyesi aldığı kararla scooter işleticilerine, oluşabilecek zararlar ile üçüncü kişilere verilebilecek zararlara karşı, kullanıcılara ferdi kaza ve 3. şahıs kaza sigortası yaptırılmasını zorunlu kıldı. Bu zorunlulukta sadece scooter işleticisi şirketler için geçerli. Bireysel scooter kullanıcıları içinse hiçbir sigorta zorunluluğu yok.

Yazının Devamını Oku

Geliri azalan çalışan mesajla uyarılacak

2022 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı yayınlandı. Programda istihdam ve kayıt dışı istihdama detaylı yer verilerek, hem mevcut durum hakkında değerlendirme yapıldı, hem de 2022’de her iki konuda da izlenecek yol haritası belirlendi.

Programda dikkat çeker bazı başlıkları da paylaşayım. Şunu net bir şekilde söyleyeyim, 2022 yılı özellikle kayıt dışı istihdamla mücadele yılı olacağa benziyor. Önce istihdamla başlayayım. Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda 2021 yılının ağustos ayında önceki yılın aynı ayına göre istihdamın bin 975 kişi arttığı, işsizlik oranının ise bir önceki yılın aynı ayına göre bir puan azalarak yüzde 12 olarak gerçekleştiği belirtilerek, aynı dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranının yüzde 12.1, işgücüne katılma oranının ise yüzde 51.2 olarak gerçekleştiği ifade ediliyor. 2021 yılında ise istihdamın bir önceki yıla göre bin 829 kişi artacağı, işgücüne katılma oranının yüzde 51.4 olacağı bekleniyor. Programa göre, işsizlik oranının yüzde 13.2’den yüzde 12.6’ya düşeceği tahmin ediliyor.

Programa göre, 2022’de, pandemi sonrası ekonomideki toparlanma süreci ve yüksek büyüme oranları çerçevesinde istihdam artışının ivme kazanmasıyla istihdamın bir önceki yıla göre bin 277 kişi artacağı, işsizlik oranının ise yüzde 12’ye gerileyeceği hedefleniyor. İşgücüne katılma oranı da 2022 yılında bir puan artışla yüzde 52.4’e ulaşması bekleniyor.

SGK’YA 280.7 MİLYAR TL

Gelelim, Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda, sosyal güvenlik sistemi ile ilgili tespitlere. 2021’de bir önceki yıla göre prim gelirlerindeki düşüş nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK), toplam gelirlerinin GSYH’ya oranının 0.2 puan; bununla birlikte sigorta ödemeleri ve sağlık giderlerindeki düşüş sonucunda SGK’nın toplam giderlerinin GSYH’ya oran olarak 1.1 puan azalması bekleniyor. 2021 yılında SGK’ya aktarılacak bütçenin 245.8 milyar TL’yi bulacağının dikkat çekildiği programda, 2022 yılında ise sosyal güvenlik kuruluşlarının toplam gelirlerinin 675.8 milyar TL, toplam giderlerinin 714.7 milyar TL olması bekleniyor. Buna göre, 2020’de, sosyal güvenlik kurumlarının gelir-gider açığı 39 milyar TL olacak ve 2022 yılında SGK’ya bütçeden 280.7 milyar TL tutarında ve GSYH’nın yüzde 3.6’sı oranında bütçe transferi yapılacağı tahmin ediliyor.

İNŞAAT, TURİZM, TEKSTİL

Bu gelişmeler çerçevesinde temel hedef ise SGK’nın gelirlerini artırmak. Bunun için de yapılacakların başında kayıt dışı istihdam ile mücadele geliyor. Programda, sosyal sigorta kapsamındaki nüfus oranının kayıt dışı istihdamla mücadele ve prim teşviklerinin etkisiyle 2020 yılında yüzde 87 düzeyine ulaştığı vurgulanıyor. Genel olarak bakıldığında ise bugün için kayıt dışı istihdam oranı yüzde 20’lerde. 2022 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nın, gelecek sene sosyal güvenlik alanındaki hedeflerde, ağırlığı kayıt dışı istihdam, kayıt dışı ücret ile mücadele alıyor ve bu konuda yapılacaklar sıralanıyor. Bunların başında da kayıtlı istihdamın artırılmasının güç olduğu sektörler belirlenerek sektörlerin özelliğine uygun kayıt altına alma uygulamaları geliştirilecek. Kayıt dışılığın yoğun olduğu belli başlı sektörler tespit edilmiş; inşaat, turizm, tekstil. Bu sektörlerde küçük ölçekli işletmelere yönelik yıl içerisinde risk analizlerine dayalı denetim faaliyetleri uygulanacak ve küçük ölçekli işletmelerde kayıtlı istihdamın teşviki amacıyla TESK ve TOBB ile işbirliği yapılacak.

KAYIT DIŞI İSTİHDAMLA MÜCADELE

Programda, kayıt dışı istihdam ile mücadele kapsamında en çok dikkatimi çeken uygulama; özel sektörde çalışan sigortalıların prime esas kazancının bir önceki aya göre yüzde 20 ve üzerinde azalması durumunda çalışanlara bilgilendirme amaçlı kısa mesaj gönderilecek olması. Bu uygulama sadece çalışanlara yönelik olmayacak; anlaşılan o ki, bugüne kadar kayıt dışılık ile ilgili bir analiz yapılmış ve belirli işyerleri de tespit edilmiş. Şimdi de kayıt dışı istihdam ve eksik ücret bildirimi konusunda riskli olduğu tahmin edilen işverenlere hem uyarı hem de bilgilendirme amaçlı mektuplar gönderilecek.

Yazının Devamını Oku

Yapılandırmayı kaçırmadınız

Soru: 2018 yılının ocak ayından bu yana genel sağlık sigortası primini yatırmadım. Bugüne kadar da gelir testine girmedim. Yapılandırmayı kaçırdığım söylendi. Geçmiş primlerimi ödemek için müracaat edebilir miyim? Gelir testine girebilir miyim? Mücahit T.

Cevap: 30 Nisan 2021’den öncesi genel sağlık sigortası prim borcu olanlar yapılandırma yapabilir. Borcunuzun tamamını 31 Aralık 2021 tarihine kadar öderseniz de prim borcunuzun gecikme cezası ve gecikme zammı silinir. Ayrıca taksitlendirme de yapabilirsiniz. Gelir testine girebilirsiniz, aylık geliriniz asgari ücretin üçte birinden düşükse primlerinizi devlet karşılar. Eğer yüksekse siz ödeyeceksiniz.

KISA ÇALIŞMA EMEKLİLİĞİNİZİ UZATIR

Soru: Haziran ayına kadar kısa çalışma ödeneğinden yararlandım. Bu dönemde primlerim yatırılmamış. İşveren primleri yatırmak zorunda değil mi? Bu durumda daha mı geç emekli olacağım? Ben borçlarımı ödeyebilir miyim? Nurbanu S.

Cevap: Kısa çalışma ödeneğinde emeklilik primlerini işveren ve devlet yatırmıyor. Eğer emeklilik için prim gün sayınızda eksiklik yoksa kısa çalışma ödeneğindeki süre emekliliğinizi etkilemez. Ancak emeklilik için yaşınız tutuyorsa, prim gün sayısı eksikse kısa çalışma ödeneği süresi emekliliğinizi uzatır. İş kanunu, kısa çalışma ödeneği süresince ödenmeyen primler için çalışanlara bu primleri borçlanarak ödeme imkanı tanımıyor.

Yazının Devamını Oku

161 bin kişi nasıl erken emekli oldu?

Konu emeklilik olunca ister kamu, ister özel, soru hiç değişmiyor; ‘ne zaman emekli olurum, kaç lira alırım?.’ Sosyal güvenlik sisteminden emekli olacaklar kaç yaşında emekli olacağının ve ne kadar maaş alacağının cevabını arıyor; özel emeklilikte, yani Bireysel Emeklilik Sisteminde (BES) olanlar da ne kadar birikimle, hangi şartlarda emekli olacağını merak ediyor.

Malum, BES’te, emeklilik yaşı belli; sistemde en az 10 yıl kalınması ve 56 yaşının doldurulmuş olması gerekiyor.

Düne kadar özel emeklilikten bahsedilmezdi, artık gerekli şartları yerine getirenler BES’ten emekli oluyor. Bu konuya niye değindim? Okuyuculardan sık sık ‘şu kadar süre BES’teyim nasıl emekli olurum, emekli olursam ne kadar para alırım’ gibi sorular alıyorum. BES’e ne kadar yatırılırsa ne kadar birikime ulaşılır konusuna bir başka yazımda detaylı değinirim, ama şimdilik genel bir durum değerlendirmesi yapayım.

DOKUZ AYDA 23 BİN EMEKLİ

Bugüne kadar BES’ten, 161 bin kişi emekli oldu. Bir başka ifadeyle, 161 bin özel emekli var. Özellikle son iki yılda emekli sayısının arttığı görülüyor ki, 2020’nin başından bu yana 48 bine yakın kişi sistemden emekli olmuş, bunun da 23 binden fazlası bu yılın 9 ayında emekliği elde etmiş. Çok iyi hatırlıyorum, sistemin başlarında, ‘kim 56 yaşına kadar bekleyecek, bekleyecek de ne olacak?’ şeklinde eleştiriler vardı. Bugün gelinin nokta ortada; sistemden yüz binlerce kişi şakır şakır emekli oluyor. Olurken de hem fonlarda değerlenmiş kendi birikimlerini hem de devletin kendileri adına ödediği yüzde 25 katkıyı ve kantının da değerlenmiş halini alıyor.

YÜKSEK BİRİKİMİN FORMÜLÜ

Gelelim asıl soruya; emekli olan bu kişilere sistem ne kadar ödeme yapmış? Şöyle de sorabiliriz; emekli olanlar kaç para almış? Bu soruya cevap vermeden önce şu hatırlatmayı yapayım, BES’te birikim tutarı; sistemde kaç yıl kalındığı, bu süre içinde sisteme ne kadar katkı payı ödendiği ve bu ödenen katkı paylarının değerlenmesi için hangi fonların tercih edildiği ile doğru orantılı.

BES’te, iyi bir birikime ulaşmanın formülü ise; sisteme erken yaşta girmek, gerçekten emekliliği düşünüp uzun süre kalmak, küçük rakamlar değil de ortalama bir katkı payı ödemek ve ödenen bu katkı paylarını da piyasada değişen şartları göz önüne alıp getirisi yüksek emeklilik fonlarında değerlendirmek. Açıkçası kimse kimseyi kandırmasın; 45 yaşında sisteme girip, 11 yıl boyunca ayda 100-150 liralar yatırarak, başta seçilmiş emeklilik fonu ile 11 yıl geçirilip 56 yaşında yüksek birikime ulaşmayı beklemek hayalcilikten başka bir şey olmaz.

195 BİN LİRA ALDILAR

Yazının Devamını Oku

10 soruda kıdem tazminatında merak edilenler

Çalışanların en çok merak ettiği konuların başında kıdem tazminatı geliyor. Özellikle de belirli çalışma yılını dolduran ama yaştan dolayı emekli olamayanlar kıdem tazminatını almanın yollarını arıyor. Maalesef, bu konuda da 15 yıl çalışma koşulu, 3600 ve 7000 prim gün şartı, ilk işe başlama tarihi gibi birçok kriter olduğundan, çalışanların kafası da karışıyor. Peki, kimler gerekli prim gün sayısını doldurduğunda yaşı beklemeden kıdem tazminatını alabilir? İşte, kıdem tazminatında merak edilenler.

1)Kıdem tazminatına hak kazanmak için emekli mi olmak gerekiyor?

Emekliliğin dışında; çalışanın işvereni işten çıkarması, erkek çalışanlar askerlik, kadın çalışanlar da evlilik nedeniyle işten ayrılmaları halinde kıdem tazminatı alabiliyor. Ayrıca çalışan emeklilik için gerekli prim gün sayısını doldurduğunda yaşı beklemeden de kıdem tazminatını alabiliyor.

2) Emeklilik yaşını beklemeden kıdem tazminatını alıp işten ayrılabilir miyim?

Sigortalılık süresini ve prim gün sayısını doldurup da yaştan dolayı emekli olamayan, yaşı bekleyenler kıdem tazminatını alıp, işten ayrılabilirler. Buna göre 15 yıl çalışan ve 3 bin 600 prim gün sayısını dolduranlar kıdem tazminatını alabiliyor.

3)15 yıl ve 3 bin 600 prim günü dolduran herkes kıdemini alabilir mi?

Hayır, ilk kez sigortalı olduğu tarih, 8 Eylül 1999 tarihinden önce olanlar 15 yıl ve 3 bin 600 prim gün şartını yerine getirmeleri halinde tazminata hak kazanıyorlar.

4)Aynı işyerinde mi 15 yıl, 3600 prim günü doldurmak gerekiyor?

Farklı işyerlerinde, farklı sürelerde çalışılsa dahi toplam çalışma süresinin 15 yıl, 3600 prim günün doldurulması tazminat almak için yeterli. Sadece tazminat, son işyerinizde ne kadar süreyle çalışıyorsanız, o süre üzerinden hesaplanır. Örneğin, son işyerinde 3 yıldır çalışıyorsunuz ama 15 yıl 3600 şartını yerine getirdiniz, işyerinden 3 yıllık kıdeminizi alıp, ayrılabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Askerlik emeklilik yaşını öne çeker

Soru: 1972 doğumluyum, 1997 Bağ-Kur girişliyim ve 2015’te SSK’ya geçiş yaptım. 1992 Kasım ayında askere gittim, 19 ay askerlik yaptım. Askerlik süresi emeklilik yaşımı geri çeker mi? Nezir K.

Cevap: Sigorta başlangıcından önce yani çalışamaya başlamadan önce askere gittiyseniz askerlik borçlanması yapabilirsiniz. Böylece sigorta başlangıç tarihiniz borçlanacağınız gün sayısı kadar erkene çekilir ve bu da emeklilik yaşını etkiler. Buna göre de erken yaşta emekli olabilirsiniz.

7000 PRİM GÜNÜ DOLDURAN TAZMİNAT ALIR

Soru: 1999 sonrası işe başlayan birisi çalıştığı iş yerinden ayrılmak istese, 7000 günü doldurmuşsa ve SGK’dan yazı alarak, tıpkı 4500 gün 25 yıl sigortalı gibi tazminat alabilir mi? Oğul E.

Cevap: İlk kez sigortalı olduğu tarih 8 Eylül 1999 tarihinden önce olanlar 15 yılı doldurup 3600 prim gün sayısını tamamladıklarında kıdem tazminatı alıp, kendi istekleri ile işten ayrılabiliyorlar. İlk sigortalı olduğu tarih 8 Eylül 1999-30 Nisan 2008 tarihleri arasında olanlar ya 25 yıl çalışıp, 4500 prim günü doldurduklarında kıdem tazminatı alabilirler ya da çalışma yılına bakılmaksınız 7000 prim günü doldurduklarında işyerinden kıdem tazminatı alıp, işten ayrılabilirler.

ÇALIŞILAN GÜNÜN PRİMİ YATIRILMALI

Soru: Arkadaşım 13 ay kısa çalışma ödeneği aldı ama iş yerinde tam gün çalıştı. Fakat iş yerinden de ücret aldı, sigorta primleri hiç yatmadı. Şikayetçi olursa işveren ve çalışanın durumları nasıl olur, ceza alırlar mı? Emre A.

Cevap: Kısa çalışmadan yararlanan işçinin sigorta primleri yatırılmaz. Ancak kısa çalışma döneminde çalışan tam gün çalışıyorsa işverenin çalışan günlerin primlerini yatırması zorunludur. Bu durumda primler yatmamışsa ve çalışan tam gün çalıştığını ispat ederse iş sözleşmesini feshedebilir ve kıdem tazminatı da alınır. Çalışanın İŞKUR’a ya da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına işvereni şikayet edebilir. Çalışana herhangi bir ceza uygulanmaz.

HAKLARINIZI ALIP EMEKLİ OLABİLİRSİNİZ

Yazının Devamını Oku

5 soruda trafik sigortasında değişiklik

Geçtiğimiz hafta trafik sigortasında değişiklik yapıldı ve sigortanın teminat limitleri artırıldı.

Yeni düzenleme 2022’nin başından itibaren geçerli olacak. Değişiklikle trafik sigortasından ödenen hem maddi hem de bedeni tazminatlar artırıldı. Peki, trafik sigortasında neler değişti ve bu değişiklik sigortanın fiyatına yansıyacak mı?

1. Trafik sigortasında neler değişti?

2022’nin başından itibaren vefat, sakatlık, sağlık ve maddi teminat limitleri artırıldı. Bugün için trafik sigortasından ödenen maddi teminat tutarı araç başına 43 bin lira, kaza başına 86 bin lira iken; yeni sene ile birlikte araç başına maddi teminat tutarı 50 bin liraya, kaza başına da 100 bin liraya çıkarıldı. Sakatlık ve vefat tazminatı ise bugün için kişi başına 430 bin lira, kaza başına da 2 milyon 100 bin lira iken; yeni sene ile birlikte vefat ve sakatlık teminatları kişi başına 500 bin liraya, kaza başına da 2 milyon 500 bin liraya yükseltildi. Trafik sigortasından ödenen sağlık giderleri ise kişi başına 500 bin liraya, kaza başına 2 milyon 500 bin liraya çıktı. Aynı şekilde diğer araç gruplarında da teminat limitleri yükseltildi.

2. Teminatlar arttığı için fiyatta değişiklik olacak mı?

Trafik sigortasında primleri devlet belirliyor, sigortacılar da kamunun belirlediği fiyatın üzerine çıkamıyor ama isterlerse altına inebiliyor. Sigorta şirketlerinin her ay trafik sigortası primlerini yüzde bir artırma hakkı bulunuyor. Bunun dışında bir fiyat değişikliği yok ve teminatların artması ile sigortanın fiyatı da artmayacak.

3. Maddi teminat artırıldığına göre kaskoya artık gerek var mı?

Bu konu maalesef yanlış biliniyor. Trafik ile kasko birbirinden iki farklı sigorta. Trafik sigortası trafikte üçüncü kişilere vereceğiniz zararları karşılıyor. Örneğin, trafikte bir başka araca zarar verirseniz trafik sigortası limitler dahilinde karşı tarafın maddi zararını karşılar. Ya da trafikte birinin ölümüne veya sakat kalmasına neden olursanız trafik sigortası ölen kişilerin yakınlarına vefat; sakat kalan kişiye de sakatlık tazminatı öder. Kasko sigortası ise sadece kişinin kendi aracına gelecek zararı karşılar; üçüncü kişilere verilecek zarar kaskonun kapsamında değildir. Örneğin, aracınız çalınırsa kasko öder, trafik ödemez. Aracınız bir afette zarar görürse kasko öder, trafik ödemez. Kazada karşı taraf kusurluysa trafik sigortası yeni senede 50 bin liraya kadar zararınızı karşılar, kaskonuz yoksa üzerini cebinizden tamamlarsınız ya da dava açıp karşı taraftan talep edersiniz.

4. Kasko ile trafik sigortasının fiyatı neredeyse aynı hale geldi, trafiğin daha ucuz olması gerekmiyor mu?

Yazının Devamını Oku

Doktor hatasının faturasını sigorta ödüyor

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet haberi duymadığımız bir gün hemen hemen yok. O nedenle tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasından bahsetmenin tam zamanı. İsim biraz ağdalı ve teknik gelebilir.

En basit haliyle, doktor sorumluluk sigortası ya da hekim sigortası diyebiliriz. Tüm doktorlar bu sigortayı çok iyi bilirler, çünkü yaptırmak zorundalar ama vatandaş bu sigortadan kelimenin tam anlamıyla bihaber. Bilmediği için de ‘hasta yakınları doktora saldırdı’ ya da ‘hasta yakını doktoru bıçakladı’ gibi haberleri sıkça duyuyoruz.

DOKTORLARA SİGORTA ZORUNLU

Peki, nedir doktor sorumluluk sigortası? Gerek özel hastanelerde gerek devlet hastanelerinde gerekse de özel çalışan uzman doktorlar ve diş hekimleri; yapacakları hatalar ve hastalarına verecekleri zararlara karşı sigorta yaptırmak zorunda. Daha açık bir anlatımla hekimler, hastanın vefatı ya da sakat kalması sonucu kendilerinden talep edilecek maddi-manevi tazminat taleplerine karşı zorunlu olarak sigortalanıyor. Eğer doktor, sağlık kurumuna bağlı çalışıyorsa sigortayı o kurum; yok, bir kurumu bağlı çalışmıyorsa da doktorun kendisi sigortayı yaptırıyor. Bu zorunlu sigortaya da hekim sorumluluk sigortası deniyor. Bu sigorta olmadan da doktorlar doktorluk yapamıyor.

COVID-19’U KAPSIYOR

Sigorta kapsamında da doktorlar, uzmanlık alanlarına göre 4 farklı risk grubuna ayrılıyor ve bu risk gruplarına göre de hastalara ve hasta yakınlarına ödenecek tazminat 200 bin lira ile 800 bin lira arasında değişiyor. Hatta geçen sene son yapılan düzenleme ile hastanelerin covid-19 birimlerinde görevlendirilen kamu, özel ayrımı olmaksınız tüm hekimler, pandemi sürecinde görevlendirilmeleri nedeniyle yürüttükleri faaliyetler, hekim sorumluluk sigortasının kapsamına dahil edildi.

Sistem nasıl işliyor? Doktorun kusurundan ya da ihmalinden dolayı hasta zarar görürse ya da hayatını kaybederse, hastanın kendisi veya yakınları yasal süreci başlatıyor; doktorun kusuru tespit edilirse sigorta hastaya veya yakınlarına tazminat ödüyor; tıpkı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi. Sigortadan ödeme yapılabilmesi için de hekimin kusuru ve zararın, tıbbi bir hatadan mı yoksa başka bir nedenden dolayı mı meydana geldiğinin tespiti gerekiyor. Mesela bir ameliyat sırasında meydana gelen komplikasyonlar kusur kapsamına girmiyor.

NE KADAR TAZMİNAT ÖDENDİ?

Bugüne kadar da hekim sorumluluk sigortasından; hasta ve hasta yakınlarının toplam 1.7 milyar liralık tazminat alma hakkı doğdu, bunun bir kısmı da ödendi. Davalar sürdüğünden ödenmeye de devam ediyor. Davaların büyük kısmı da manevi tazminat davası.

Yazının Devamını Oku

Kimler evde bakım maaşı alacak?

Bakıma ihtiyacı olan engelli kişiler ve aileleri için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nca toplam 963 milyon lira evde bakım yardımı ödemesi yapılacak. Peki kimler bu yardımdan yararlanacak, her ay ne kadar destek alacak? Evde bakım ödemelerini tüm detaylarıyla derledik.

Evde bakım ödemeleri yatırılmaya başlandı. Bakıma ihtiyacı olan engelli kişiler ve aileleri için toplam 963 milyon lira evde bakım yardımı ödemesi yapılacak. Peki, kimler bu yardımdan yararlanacak ve evde bakım yardımı nasıl alınır? Devlet, yaşlılara, engellilere, hastalara yönelik özel yardımlarda bulunuyor. Yardımlar da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı aracılığı ile yürütülüyor. Okuyuculardan da sık sık, ‘yaşlılık aylığı alabilir miyim, evde bakım maaşı nasıl alırım, engelli desteklerinden nasıl yararlanırım?’ benzeri sorular alırım. Geliri olmayıp da 65 yaşını doldurmuş olanlardan engellilere, engelli yakını olanlardan evde bakıma kadar birçok kişiye destek veriliyor.

530 BİN KİŞİ YARARLANIYOR

En çok yararlanılan yardımlardan biri de evde bakım yardımı. Bu yardımdan yararlanmak için de en az yüzde 50 engelli ve ağır engelli olunması ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı il müdürlüklerindeki bakım hizmetleri değerlendirme heyeti tarafından bakıma ihtiyacı olan kişinin engelli olduğunun tespit edilmesi gerekiyor. Sağlık kurulu raporunda mutlaka ‘ağır engelli’ ibaresinin yer alması gerekiyor. Yüzde 50’den daha düşük engelli olanlara ise evde bakım maaşı ödenmiyor. Bu yardımdan hane içindeki kişi başına düşen ortalama aylık geliri, asgari ücretin aylık net tutarının üçte ikisinden daha az olan kişiler yararlanabiliyor. Yeri gelmişken belirteyim; burada yanlış hesap yapılıyor. Net asgari ücretin üçte ikisi, bu yıl için 1.700 lira ediyor. Çoğu kişi hanedeki toplam gelirinin 1.700 liradan az olması gerektiğini zannediyor. Oysa engelli kişinin yaşadığı hanede 3 kişi yaşıyorsa toplam gelirin, 5.100 lirayı geçmemesi gerekiyor ki, evde bakım yardımı alınabilsin. Evde bakım desteği engelli kişinin kendisine verilmiyor; bakımını üstlenen aile bireyleri, akraba ve vasisine yani, üçüncü kişilere bu ödeme yapılıyor. Bugün için 530 bin kişi evde bakım yardımından yararlanıyor.

20 BİN 377 LİRA ÖDENİYOR

Bu konuda son yapılan değişikliklerle de üvey akrabalar da evde bakım parası alabiliyor. Yine yapılan değişiklikle engelli oranına bakılmaksızın, 18 yaşının altındaki çocuklar için engelli sağlık raporunda ‘özel koşul ya da çok özel koşul gerektirir’ ibaresi yer alıyorsa, engelli yakını evde bakım yardımından faydalanabilir. 18 yaşının üstündekiler içinse, raporda ‘tam bağımlı’ ifadesi yer alıyorsa, yine engelli yakını yardım alabiliyor. Peki, evde bakım desteği adına kaç lira ödeniyor? Bu yılın temmuz ayına kadar evde bakım yardımı için 1.657 lira ödeniyordu, temmuz ayından itibaren de ücret artırılarak 1.798 lira çıkarıldı ve senen sonuna kadar da aylık 1.798 lira ödenecek. Böylece 2021 yılında evde bakım yardımı adı altında hak sahiplerine yıllık 20 bin 377 lira ödeme yapılmış olacak.

ENGELLİYE AYLIK 992 LİRA

Yazının Devamını Oku