Nedim Şener

Kemal Kılıçdaroğlu’nu hançerleyen ‘hain’ İmamoğlu, ‘hançer’ ise Özgür Özel

29 Mayıs 2024
Bugün Ankara Emniyeti’nde FETÖ’cüler ve Nurcuların el ele siyaset kurduğu 17/25 Aralık benzeri Emniyet-Yargı kumpasını, suç örgütü elebaşı 7 Eylül 2023’te gözaltına alınan Ayhan Bora Kaplan’ın ifadesi ve dosyasını 20 Eylül’de FETÖ’cü firari Cevheri Güven’e yollayan Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç’in has adamı Serkan Dinçer meselesini yazacaktım.

Hatta bu dosya üzerinden FETÖ’cü Cevheri Güven’in nasıl algı operasyonları yaptığına dair örnekler verecektim. Tüm Türkiye’nin bulduğu, mahkeme dosyalarına itiraf metinleriyle giren Deniz Baykal’a kaset kumpasındaki rolü hakkında rahatça yalan söyleyebilen aşağılık komplocu bir FETÖ’cünün profilini paylaşacaktım.

Ama CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “hançerleme” konusundaki açıklamaları “siyasete kumpas” konusuna bir ara vermeyi gerektirecek kadar önemli.

SIRTINDAKİ HANÇERLER

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine “Sırtımda hançerlerle girdim” diyen Kemal Kılıçdaroğlu, tam bir ihanet operasyonuyla Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel tarafından 4 Kasım 2023 tarihli kurultayda koltuğunun altından çekilmesinden sonra ilk kez konuştu. 31 Mart 2024 yerel seçim sürecini olumsuz etkilememek için susan Kılıçdaroğlu, 2023 seçimlerinde cumhurbaşkanı olması konusunda Özgür Özel dahil CHP yönetiminin, Parti Meclisi ve MYK’sındaki herkesin desteği olduğunu söylerken ortaya çıkan sonuçlardan sonra açıkça 4 Kasım kurultayında olduğu gibi hançerlendiğini tekrar etti. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

“Siyasette vefa diye bir kavram var, kendi aramızda oturup bu kavram ekseninde çok daha güzel şeyler yapabilirdik. Kırgınlıklar büyük derecede önlenebilirdi. Atatürk’ten bize miras olarak gelen bu partiyi iç tartışmalardan uzak tutabilirdik. Bu gerçekleşmedi. Ben bu tartışmalardan olabildiğince uzak durmaya da özen gösteriyorum. Kamuoyunda da vefasızlığa uğradığım yönünde bir algı var. Beraber yola çıktığınız, birlikte mücadele ettiğiniz, kavgayı beraber verdiğiniz, illa sen ‘Cumhurbaşkanı adayı ol’ diyen arkadaşlar sonra dönüp size tam tersini yaparlarsa ne dersiniz? Bunu vatandaşın takdirine sunayım.

Sanki ben zorla cumhurbaşkanı adayı olayım dedim, aklımın ucundan bile geçmiyordu. MYK’da da Parti Meclisi ve Meclis grubunda da sizin mutlaka olmanız lazım denildi, her toplantıda bunlar söylendi. Düne kadar bana ‘aday ol’ diyen sen değil miydin? Hayatım boyunca dayatma kültüründen gelmediğim için böyle bir şey hiç yapmadım.”

İMAMOĞLU’NUN

Yazının Devamını Oku

FETÖ kumpasının ipucu Ankara Adliyesi’ndeki dosyada

27 Mayıs 2024
Ankara’da yargıyı, emniyeti, siyaseti, bürokrasiyi kendisi gibi pisliğe bulamış Ayhan Bora Kaplan dosyası üzerinden Cumhur İttifakı üyeleri AK Parti ve MHP’ye kurulmak istenen 17/25 Aralık benzeri emniyet-yargı kumpası deşifre olunca FETÖ ve işbirlikçilerinin planı bozuldu.

Kimileri FETÖ’cülerin tam göbeğinde olduğu kumpasın üzerini bilerek ya da bilmeyerek ya da ‘mevzu büyümesin’ düşüncesiyle örtme gayretinde galiba...

7 Şubat 2012 MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın tutuklanması girişimi, 17/25 Aralık 2013 kumpasları, 15 Temmuz darbe girişimleri bize “unutulan her ihanetin tekrar ettiği” gerçeğini göstermedi mi?

Devletin içine, emniyetine, yargısına yerleşmiş ve artık kimsenin de “Hayır yok” demediği; Nurcusundan Menzilcisine, Süleymancısından Hakyolcusuna tarikat ve cemaatçilerin gruplaşmasını, birbirleriyle savaşını, siyasete kumpas kurmasını engellemek yerine algı operasyonlarıyla gerçeğin üzeri örtülüyor.

“Hükümete emniyet-yargı kumpası yok, mafya hükümete operasyon çekiyor” diyeni mi ararsın “Hükümete değil, emniyete darbe” diyeni mi?  “İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya hedef alınıyor” diyeni mi ararsın, “Hedef Emniyet Genel Müdürü” diyeni mi? İşin ucu kendisine gelir endişesiyle kimse gerçeğin tam olarak ortaya çıkmasına uğraşmıyor. Çok mu zor sadece “devlet adamı olmak” ve yalnızca gerçeği ortaya çıkarmak.

KUMPAS BAŞINDA BELİRLENDİ

Henüz başındayken ortaya çıkarıldığı için yok sayılmaya çalışılan tehlikenin büyüklüğünü; Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı, Organize Şube Müdürü ve yardımcısının önce görevden alınıp sonra tutuklanmaları gösterdi sanırım.

Buna karşın hâlâ gerçek tam olarak ortaya konmadı.

İçişleri Bakanı

Yazının Devamını Oku

FETÖVARİ kumpası görmek isteyen, Ankara Emniyeti’nden FETÖ’cü Güven’e gönderilen ifadeye baksın...

24 Mayıs 2024
Her türlü pisliğe bulamış suç örgütü elebaşı Ayhan Bora Kaplan dosyası üzerinden Cumhur İttifakı ortakları AK Parti ve MHP’ye yönelik kumpas ile ilgili soruşturma yargı boyutuyla araştırılmaya devam ediyor.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 15 Mayıs 2024 tarihinde sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları söylemişti; “... Kimler FETÖVARİ gizli tanık taktikleriyle kendi karanlık düzenlerinin hâkim olmasını istiyorsa, onların o düzenlerini de başlarına yıkıyoruz, yıkmaya da devam edeceğiz. Mülkiye Müfettişlerinin ilgili raporu kısa süre içinde tamamlanacak. Atılan her adımı, telefon kayıtlarını tek tek inceliyorlar. Hazırlanan bu raporu en ince ayrıntısına kadar kamuoyu ile de paylaşacağız. Ve gereğini yapacağız.”

RAPOR AÇIKLANMADI

İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişleri o raporu tamamladı ve geçen hafta sonu Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na ulaştırıldı. Ancak beklenen açıklama yapılmadı.

Bu arada, “Bu dosya üzerinden Emniyet içindeki bir grup siyasete kumpas ya da Cumhur İttifakı ortakları AK Parti ve MHP’ye darbe mi yapılıyor, yoksa mafya devlete operasyon mu çekiyor?” tartışması aldı başını gitti. Tartışma konularının ikisi de vahim...

Kesin olan bir şey var ki; Ayhan Bora Kaplan ve suç örgütü her türlü pisliğe bulaşmış bir yapıdır, bu örgüt ve bunlarla ilişkisi olan ister Emniyet ister yargı mensubu kim varsa ortaya çıkarılmalıdır.  İşin bir diğer yanı ise bu dosyanın siyasete kumpas kurmak için kullanılması tartışmasıdır. Bu boyutu da tüm yönleriyle açığa kavuşmalıdır.

Ancak, ortalığa saçılan ses kayıtları, gizli tanık yapılan kişilerin açıklamaları, gizli tanığın polis müdürü tarafından yönlendirilmesi, davada zorla gizli tanık yapıldığını iddia eden bir başkasının ifadesini geri çekmesi tartışmaları arasında gerçek kaybolup gidiyor.

‘TEMİZ ELLER’ DİYEN POLİS

Şu

Yazının Devamını Oku

‘Engin sadece Engin değilmiş’

22 Mayıs 2024
Geçen yıl Konya’ya kitap fuarına imza için gittiğimde masaya doğru takım elbise ve kravatlı birisi yaklaştı. Selamlaşmadan ve beraber fotoğraf çektirdikten sonra imzalamam için kitabımı uzattı. Adını sorduğumda “Engin Dinç” demez mi?

Kafamı kaldırıp, “Siz o musunuz?” dedikten sonra, hakkında bu kadar haber yaptığım, yazı yazdığım bir kişi “Neden benimle fotoğraf çektirsin, neden kitabımı imzalatsın?” sorusu takıldı. Bugüne kadar 20-30 kentte imza günleri oldu hiçbirisine o ilin emniyet müdürünün geldiğini hele imza için beklediğini görmedim.

Bunu, kafası istihbaratçı gibi çalışan Engin Dinç’in ince düşünceli bir insan oluşuna bağlamam mümkün değil. Benzeri bir olayı, 2012’de cezaevinden çıkınca yaşadım; bizi bir yıl tutuklu tutan mahkemenin FETÖ’cü üyeleri bana kitaplarımı imzalatmıştı. Yargılandıkları mahkemede şikâyetçi olmamı eleştirirken o imzayı da örnek göstermişlerdi. Yani FETÖ ve istihbarat mantığı böyle çalışıyor; gözlüyor, izliyor, biriktiriyor ve günü gelince kullanıyor.  Bakalım Engin Dinç, kitaptaki imzamı ve fotoğrafımızı ne zaman ve kimi kullanarak piyasaya sürecek, “Aslında biz iyi tanışırız” mesajı verecek.

DİNK CİNAYETİNDEN BİLİRİM

Gerçekten zaman ne kadar hızlı geçiyor. Şimdi Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç’in adını bundan tam 16 yıl önce 2008’de yazmaya başlamıştım. FETÖ’cü istihbaratçı Ramazan Akyürek’in çok yakınında Trabzon İstihbarat Şube Müdürü olarak 19 Ocak 2007’de katledilen gazeteci Hrant Dink cinayetindeki sorumluluğu olan isimler arasındaydı. İki kitabım ve birçok yazımda Hrant Dink cinayetinde, mahkeme ifadelerimde bunu anlattım.

FETÖ’cü Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer gibi Dink’in öldürüleceğini, katilin adını hatta silahın bile bulunduğunu biliyordu ama operasyon yapıp katilleri hazırlık aşamasında yakalayacağına olup biteni izlemeyi seçiyor, Emniyet’in YİE (Yardımcı İstihbarat Elemanı) Erhan Tuncel üzerinden cinayete yol veriyorlardı.

Trabzon Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü’yken kentte TAYAD’lılara linç girişimi, McDonalds’ın bombalanması ve Rahip Santoro’nun öldürülmesi gibi olaylar yaşandı. Hrant Dink cinayetinde FETÖ’cü istihbaratçılarla birlikte yargılandı ama “zaman aşımı” nedeniyle ceza almaktan kurtuldu. Akyürek ve Yılmazer FETÖ’cü, Dinç Nurcu-Okuyucu olarak biliniyordu.

İSTİHBARAT BAŞKANLIĞI

FETÖ’nün 7 Şubat 2012’de MİT Müsteşarı

Yazının Devamını Oku

İkinci 17 Aralık kumpasının anatomisi

20 Mayıs 2024
İlginçtir, şimdi FETÖ dedikleri “cemaatin” Ergenekon ve Balyoz kumpaslarına destek veren Fetullahçıların 7 Şubat 2012’de MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı tutuklama girişiminin bile ayıltamadığı, 17/25 Aralık 2013 kumpasını görmekten aciz bazı isimler Ankara Emniyeti içinde Nurcu-Okuyucuların başını çektiği bir grubun Cumhur İttifakı ortaklarına kurdukları kumpas soruşturmasını sulandırmak için elinden geleni yapıyor.

Herkes birilerini, birileri tarikatları, tarikatçılar devlet içindeki mensuplarını koruma ve kollama derdine düşmüş görünüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli ise, “Fetövari ve  FETÖ benzeri yapılar” hakkında uyarı üzerine uyarı yapıyor. Bahçeli salı günü yaptığı konuşmadan sadece 5 gün sonra, cumartesi günü Kızılcahamam konuşmasında tonu daha da sertleştirdi: “Devletin içinde FETÖ benzeri hukuk dışı yapılanma ve gayri meşru hiyerarşik sistem kuran, güç devşiren, pozisyon mücadelelerine girişen, kendi tarikat veya cemaat mensupları dışında kim varsa fişleyip berhava etmek için nifak üreten odaklarla asla yolumuz kesişemez. Bürokratik oligarşinin altyapısını kurmak için eylem ve emel birlikteliği içinde olan çevrelerin oyunlarına tepkisiz durmayacağız. Statüko özlemi çekenlere, demokrasi karşıtlarına, milli iradeye pranga vurmak için hava koklayanlara sessiz kalmayacağız. FETÖ ve FETÖ benzeri yapıların devleti zehirleyip, devlet içinde feodal ve imtiyazlı alanlar oluşturmalarına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Hiç kimse kendisine güç vehmetmemeli, karanlık senaryolarla, sipariş talimatlarla, gizli tanık ifadeleriyle, üstlendiği görevi kötüye kullanmak suretiyle iç huzur ve barış ortamımızı zedelemeye kalkışmamalıdır.

Eğer bu kalkışma olursa, buna cüret edenlerin başı mutlak surette ezilmeli, bağ ve bağlantılarının, devlet, toplum ve medya içindeki uzantılarının tasfiyesi, tecridi ve tecziyesi acilen sağlanmalıdır. Mevzu bahis konu, devlet ve milletin istikbali ise hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmamalıdır.”

FETÖ-NURCU ETKİLEŞİMİ

Bazıları, gözünün önündeki “FETÖ bağlantısına” gözünü kapamayı tercih ediyor. Öyle anlaşılıyor ki; bunu söyleyip yazanlar herhalde kumpasın Nurcu, Menzilci, Süleymancı, Kurdoğlucular gibi gruplar tarafından yapılmasında sakınca görmüyor. Ya da bunların FETÖ’cülerle etkileşimini göz ardı ediyor. Oysa 2017’den beri birçok operasyon yapılan Ayhan Bora Kaplan sanki ilk kez yakalanıyormuş gibi Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Şube tarafından tiyatrovari bir operasyonla 7 Eylül 2023 gözaltına alınmasından kısa süre sonra, Narkotik Şube’de görevli bir polis memurunun Kaplan’ın ifadesini firari FETÖ mensubu Cevheri Güven’e yolladığı belirlenmişti. Nurcu olan o polis de şimdi tutuklu. FETÖ’cü Güven ve FETÖ’cülerle yakın çalışan, hakkındaki yakalama kararları nedeniyle firar ederek Alman istihbaratına sığınan Erk Acarer isimli şahsın yazıları ve videoları da yurtiçinde bazı gazetecilerle birlikte eski İçişleri Bakanı Soylu ismi etrafında gündeme taşındı. Gizli tanık yapılan Serdar Sertçelik’in yayınladığı ses kayıtlarına göre, kumpas AK Partili bakan ve bürokratlar ile MHP’ye yönelecekti.

KUMPAS HAZIRLIK AŞAMASINDAYDI

Bazıları, Sertçelik’in firar etmeden verdiği ifadelerde hiçbir siyasetçiden söz etmemiş olmasını örnek vererek çarpıtma yapıyor. Sertçelik’in polislerle yaptığı konuşmaların ses kayıtları “ikinci bir 17 Aralık kumpası”nın dışarıdan ve Emniyet içindeki grup tarafından kararlaştırılmış ve planlanmış olduğunu gösteriyor. Yayınlanan ses kayıtlarına göre kumpasın icrası için “gizli tanık” olarak ifade verecek Serdar Sertçelik’in Türkiye’ye dönmesi gerekiyormuş.

Ayhan Bora Kaplan

Yazının Devamını Oku

FETÖ’ye diyet borcu olan Emniyet’teki kuklalar

17 Mayıs 2024
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Ayhan Bora Kaplan suç örgütü soruşturması üzerinden Cumhur İttifakı ortakları AK Parti ve MHP’yi hedef olan Emniyet-Yargı kumpasının ortaya çıkmasından sonra sosyal medyadan şu mesajı paylaştı:

“Kimler, terör örgütleri ve onların uzantılarıyla, organize suç örgütleriyle bir olup, FETÖ taktikleriyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve siyasilerimize, sosyal medya destekli ‘oyun kurmaya’ çalışıyorsa; onların oyunlarını da kurdukları tuzakları da yerle bir edeceğiz.

Bu mücadelemizi kimler engellemeye çalışıyorsa, kimler FETÖVARİ gizli tanık taktikleriyle kendi karanlık düzenlerinin hakim olmasını istiyorsa, onların o düzenlerini de başlarına yıkıyoruz, yıkmaya da devam edeceğiz. Hangi kurum içinde Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve siyasilerimize yönelik bir yapılanma varsa, sonuna kadar gidip, o yapıları tespit edip adalete teslim edeceğiz.”

Ali Yerlikaya’nın sözlerinin samimiyetinden hiç kuşkum yok. Ne yazık ki, paylaştığı mesajındaki tüm kötülükler var. Evet, FETÖ taktikleriyle çalışan ve FETÖ’cülerle işbirliği yapan, Cumhurbaşkanı, Hükümet üyeleri ve siyasetçilere hedef alan, FETÖVARİ gizli tanık taktikleri kullananlar hepsi mevcut.

Bunu yapanlar Sayın Ali Yerlikaya’nın doğrudan kendisine bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü Ankara Emniyet Müdürlüğü içinde FETÖ’den boşalan yerleri dolduran Nurcu-Okuyucu, Kurtoğlu grubu, Süleymancı, Menzilci veya başka isimler taşıyan yapılar.

Bunlara tarikat ya da cemaat demek bile yanlış.

Bunlar artık hükümet üzerinde vesayet kuran, devlet imkânlarını kullanarak hükümete ve siyasete operasyon yapabilecek güç ve imkâna kavuşmuş gruplar.

Bakan Yerlikaya’nın tarif ettiği bu kirli çarkı kuran Ankara Emniyet Müdürlüğü’ndeki sorumlular açığa alınıp, haklarında Müfettiş incelemesi devam ederken gözaltına alındılar.

Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı

Yazının Devamını Oku

Bahçeli’nin ‘Birkaç emniyet müdürünün açığa alınmasıyla geçiştirilemeyecek bir komplo’ sözleri Engin Dinç’e mi dayanıyor

15 Mayıs 2024
Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde yuvalanmış bir ucu yargıya uzanan şer odaklarının Cumhur İttifakı ortakları AK Parti ve MHP’yi hedef alan kumpası Türkiye gündemine oturdu.

‘17/25 Aralık 2013 FETÖ’nün hükümeti devirmeye yönelik emniyet ve yargı darbe kumpası’nın bir benzerinin Ankara Emniyet Müdürlüğü’ndeki Nurcu-Okuyucu diye bilinen bir grup tarafından tezgâhlandığı ortaya çıkarıldı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın talimatıyla Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, Organize Şube Müdürü Kerem Gökay Öner ile yardımcısı Şevket Demircan açığa alındı. Ankara Cumhuriyet Savcılığı bu kişiler hakkında da soruşturma başlattı. Soruşturma hükümete darbe anlamına gelen ‘Anayasal düzene karşı işlenmiş suçlar’ kapsamında yürütülüyor.

BAKANLARA KUMPAS

Ancak hükümete, emniyet-yargı darbesi hazırlığı içinde olan polislerin ipliğini pazara çıkaran ve “M7” adıyla gizli tanık yapılan Serdar Sertçelik isimli suç örgütü üyesinin yaptığı açıklamalar ve sosyal medyadan yayınladığı polislerle yaptığı telefon görüşmelerinin içeriği soruşturmanın Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün en tepesindeki ismi olan Engin Dinç’e gitmesini gerektirecek cinsten.

Serdar Sertçelik, Organize Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan’ın gizli tanık olarak ifadesine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’ın, eski Adalet Bakanları Bekir Bozdağ ve Abdülhamit Gül’ün, AK Parti Milletvekili Mücahit Aslan’ın, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan ve Sadık Soylu’nun isimlerini eklemesini istediğini, durumdan da “yukarısının” haberi olduğunu açıklamış, buna ilişkin ses kayıtlarını yayınlamıştı.

‘EMNİYET MÜDÜRÜ İLE GÖRÜŞTÜK’

Polis müdürü

Yazının Devamını Oku

Cumhur İttifakı’na Nurcu-Okuyucu Emniyet-Yargı darbesinin adı “Temiz Eller operasyonu”

13 Mayıs 2024
Fetullahçı Terör Örgütü’nün 2007’den itibaren kumpas operasyonlarıyla Türkiye’ye yaşattığı süreç tekrar ediyor.

15 Temmuz 2016’da Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki örgüt mensupları darbe girişimine kalkıştığından beri bir daha o günlere dönülmemesi için büyük bir mücadele verildi. Kamu kurum ve kuruluşlarında100 binden fazla örgüt mensubu ihraç edildi. 15 Temmuz gecesi 252 insanımız canları ile FETÖ’ye karşı mücadelede verirken, bir daha o günlere dönülmemesi için çok fedakârlık yapıldı. 15 Temmuz 2016’dan itibaren yaklaşık 8 yılda bu köşede yüzlerce yazı kaleme aldım. Elbette FETÖ’nün askeri bir darbe girişimi yapma ihtimali sıfırlandı ama süreç, bizi 17/25 Aralık 2013 kumpas sürecine geri döndürdü. Devletin içinde yine birilerinin bu kez Ankara Emniyet Müdürlüğü merkezli olarak iktidara kumpas kurduğu ortaya çıktı. Aylardan beri basında haber olan kumpas girişimi geçen hafta Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde üç üst düzey emniyet görevlisinin açığa alınmasıyla herkesin gözleri önüne serildi.

NURCU-OKUYUCU DARBE

2017-2019 döneminde Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından yakından takip edilmesine rağmen, özellikle yargı camiasından isimlerle kurduğu ilişkiler sayesinde hakkında açılan soruşturmalardan “takipsizlikle” kurtulan Ayhan Bora Kaplan dosyası, Engin Dinç’in Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne getirilmesinden sonra yeniden açıldı. Ayhan Bora Kaplan, hakkında ‘suç örgütü kurma, uyuşturucu, sahte para, adam yaralama, hırsızlık’ gibi 7 konuda soruşturma yürütülmüş, bunların beşinden takipsizlikle kurtulmuştu. Ayhan Bora Kaplan hakkında şüphelileri arasında Serdar Sertçelik’in de bulunduğu bir dosya üzerinde 2023’te yeni bir operasyon yapıldı. İşlettiği gece kulüplerinde yargı mensuplarını ağırlayıp yakın ilişki kuran mafyatik bir tip olan Ayhan Bora Kaplan, 7 Eylül 2023 tarihli operasyonla gözaltına alındı. Ancak emniyet içinde özellikle “Nurcu-Okuyucu” diye bilinen grup, bu operasyonu kısa süre içinde hükümete darbeye dönüştürdü. Bu operasyonda gözaltına alınan ve “M7” kod adıyla gizli tanık yapıldıktan sonra serbest kalan, emniyet içindeki grubun telkini ile yurtdışına çıkan Serdar Sertçelik yaptığı açıklamalarla Ankara Emniyet Müdürlüğü merkezli olarak iktidara kurulan kumpası deşifre etti.

AK PARTİLİLERE KUMPAS

Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Şube Müdürlüğü ekipleri, gizli tanık M7’ye, yani Serdar Sertçelik’e, ifadesine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’ın, eski Adalet Bakanları Bekir Bozdağ ve Abdülhamit Gül’ün, AK Parti Milletvekili Mücahit Aslan’ın, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan ve Sadık Soylu’nun isimlerini gizli tanık ifadesine eklemesini söylemişler. Serdar Sertçelik tüm bunları ses kayıtlarıyla sosyal medyada paylaştı.

İktidara, 17/25 Aralık benzeri kumpası organize eden isimler olarak Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Organize Şube’den sorumlu Müdür Yardımcısı Murat Çelik, Organize Şube Müdürü Kerem Gökay Öner ile Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan öne çıkıyor. Nitekim bu isimler açığa alındı ve konuyla ilgili müfettiş görevlendirildi. Ankara Cumhuriyet Savcılığı da konuyla ilgili soruşturma başlattı.

KİM BU BAŞKAN

Serdar Sertçelik

Yazının Devamını Oku