"Fatma Yiğitoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatma Yiğitoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatma Yiğitoğlu

Fatma Yiğitoğlu

Lor peynirli protein deposu fit poğaça

15 Mayıs 2020

Malzemeler

1 su bardağı yulaf (rondodan geçirin)
250 gram lor peyniri (8 yemek kaşığı)
4 yemek kaşığı yoğurt
1 adet yumurta
10-12 adet zeytin
½ paket kabartma tozu

Yazının devamı...

Ödem atıcı su tarifi

24 Haziran 2019

Ödemi günlük hayatınızda daha az yaşamak istiyorsanız şunlara dikkat etmeniz gerekir:

Aşağıdaki bitkileri doğru şekilde kaynatmanız gerekiyor. Ama önce malzemeler…

Tavsiye ettiğim ödem atıcı suyu şöyle hazırlanacaksınız:

1 litre kaynar suyun içine kiraz sapı, maydanoz, elma, limon, zencefil, kabuk tarçını ekleyin, yaklaşık 5-7 dakika kaynatın. Daha sonra iyice süzüp, ılıdıktan sonra afiyetle içebilirsiniz. Mis gibi tarçın kokan ödem atıcı suyunuzu bir gün içinde için. Ayrıca tüm gün boyunca ödem atıcı su dışında ek olarak 1 litre suyu da içmelisiniz. Yani günlük sıvı tüketiminiz en az iki litre olmalı. Bir litresi ödem atıcı su, bir litresi de normal su olmalıdır. Bu kürü haftada 2 gün uygulayabilirsiniz. Daha fazla yapmayın. Haftanın diğer günlerinde ise günlük 1,5-2 litre su tüketimine ve sağlıklı beslenme kurallarına uymanız gerekir. Doğru beslenme ve fiziksel aktiviteyi yaşam tarzınız haline getirmeniz gerekir.

Yazının devamı...

Evlilik obezitesi

1 Kasım 2018

Aşk ile kilo almak sanırım böyle oluyor. Yeni evli çiftlerin farklı bir ev düzenine geçtiklerinde yeni yaşam tarzı değişikliğine henüz adapte olamaması kilo artışının en önemli nedenlerinden biridir.

Genellikle ilk birinci yılda yaklaşık 5-10 kg kilo artışı görülmektedir. Bir yıl içerisinde bu kadar kilo artışı çoğunlukla kan şekeri/insülin düzeyini negatif etkilemektedir. Bu durumda gün içerisinde daha çok acıkıp, gereksiz atışmalar yaptıracak ve daha fazla kilo artışına neden olacaktır. Bu kısır döngü, evli çiftlerde 2 yıl içerisinde yaklaşık 7-15 kg kilo artışına neden olmaktadır.

Yapılan beslenme hatalarına ve yanlış yaşam tarzı davranışlarına baktığımızda,

Yeni evli çiftler çocuk sahibi olmak istediklerinde, çoğunlukla bu aşamada kilo vermeye karar verirler. Çünkü anne adaylarının sağlıklı kiloda hamile kalması anne ve bebek sağlığı açısından önemlidir. Baba adayı da hem eşine zayıflamada motivasyon açısından destek olmak hem de kendi sağlığı için kilo kaybetmek ister.

Yazının devamı...

Zamanı geri alan yiyecekler

4 Nisan 2018

Cildimiz için neler yapmayız ki! Cilt maskeleri, antiaging bakım serileri, gündüz ve gece kremleri… Ama cildimiz için en önemli şeyin besinlerle gelen sağlık olduğunu unutmayalım.

En iyisi sudur
         
Harika görünümlü bir cilt istiyorsanız vücudunuzun için en iyi şey sudur. Cilt hücrelerinde yeterli su olması cildin nem oranını dengede tutar. Günlük 2-2,5 lt su tüketmeniz cilt kuruluğunu önler ve gergin bir cildiniz olur. Su tüketimlerinizi her öğünden önce 1 bardak tüketerek günlük su tüketiminizin bir kısmını karşılaşmış olursunuz.

Antioksidantlardan maske yapalım
         
Rengiyle bizi kendisine çeken nar, hem lezzetli hem de vitamin değerleri yüksek olan bir meyvedir. Kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu olan nar, içerdiği polifenolik bileşikler, tanin ve antisiyonin gibi güçlü antioksidanlar sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu antioksidanlar cildin kollojen yapısını artırır. Yüksek C vitamini de içeren nar, cildin pürüzsüz görünmesini sağlar ayrıca sivilcelere ve cilt enfeksiyonlarına iyi gelir.

Proantosiyanidin ve resveratrol güçlü antioksidanlar, dolaşımı hızlandırıp cildimizi iyi beslenmesinden toksinlerin hızlı atılması gibi birçok cilt üzerinde etkileri vardır. Hücrenin enerji aktivitesini artırarak hücre yenilenmesini sağlar. Proantosiyanidin üzüm çekirdeğinde; resveratrol ise siyah üzümün kabuğu, yer fıstığı, erik,ahududu ve kirazda bulunur ve her ikisinin de yaşlanma sürecini azaltan önemli faydaları vardır.

Yazının devamı...

Yağların başına gelmeyen kalmadı

16 Şubat 2018

Az yağ mı kullanalım, yoksa çok yağ mı? Bu konu hakkında sürekli zihinleriniz karıştırılır. Bir taraftan çok yağ kullanın, tereyağları yiyin, çok çok tüketin bir şey olmaz denir. Hatta bu yağları tüketmediğiniz için hastalıkların artığını söylenir. Diğer bir taraftan karhonhidratı yani ekmek türevini azaltın, protein ve yağları artırın daha çok zayıflarsınız denir. Ama bunlar sadece birkaç kişi. Şöyle büyük bir gerçek var ki, bilimsel kanıtlar birkaç kişinin uyguladığı yönteme ve söylediği cümleye bakmaz. Bilimsel kanıtlar, binlerce çalışma ve binlerce yayın sonucu oluşur. Gelin, size bilimsel kanıtlarda hangi yağı ve ne kadar miktarda tüketilmesi gerektiğini anlatayım.

Diyet yağlarının TÜRÜ ve MİKTARI yani KALİTESİ önemlidir. Çok yağ içeren besinlerin tüketimi ve kullanımı kalp hastalıklarını, insülin direnci, metabolik hastalıkları, diyabeti artırdığı birçok çalışmada yazmaktadır. Yani; şu konuda artık emin olun. Çok çok yağ tüketin cümlesi yanlıştır. Bilimsel çalışmalar yağ içeren besinleri az tüketerek az yağ tüketin, düşük yağlı diyet yapın demiyor. Hatta yağ tüketiminin kalitesi hastalıklar açısından önemi vurgulanır.

Sağlığımız açısından önemli olan yağ içeren besinleri, belirli miktarda tüketmektir. Diyetinizde kırmızı ette olmalı, balıkta olmalı, fındık yağıda olmalı, zeytin yağıda olmalı. Süt, yoğurt tam yağlı olabilir. Peynir de tam yağlı olabilir. Bu besinleri belirli miktarlarda tüketmeliyiz.

  

Kanser Araştırma Enstitüsü özellikle hayvansal kaynaklı olan doymuş yağların tüketimini sınırlayın şeklinde vurgu yapıyor. Dikkat edin bu az tüketin demek değildir yani belli ölçüde azaltın, sağlık durumuna göre düzenleyin demektir.

Kırmızı et tüketimi sağlık kuruluşlarının önem verdiği bir besindir. Sadece aşırı tüketilmemelidir. Normal ölçülerde tüketin. Diyet yağ türü, kanserin gelişim sürecini de etkiler. Kırmızı et tüketiminin yanında omega içeren balık tüketimine de diyetinize ekleyin.

Hazır besinlerin içerdiği trans yağı da unutmayın. Trans yağın fazla tüketimi hastalıkları artırır. O yüzden hazır besinlerde bulunan trans yağ tüketimini azaltmak için kraker, bisküvi, hazır kek ve kurabiyelerin tüketiminiz aşırı olmasın.

Sağlık otoriteleri, az yağ tüketin demiyor. Sadece yağ tüketiminiz aşırı ise normal tüketin diyorlar. Hatta belli ölçüde %5 gibi karbonhidrat azaltılıp yerine yağ olarak zeytinyağı, fındık yağı ve omega içeren balık da ekleyerek sağlığınız açısından faydasını belirtiyorlar.

Yazının devamı...

Kış çayınız hazır

25 Kasım 2017

Havaların soğumasıyla trençkotlar, şallar dolabımızdaki yerini aldı. Bu soğuk havalarda tarçın kokulu salep, sıcak çikolata vazgeçemediğimiz içeceklerdir. Ama bir yandan hastalıklardan korunmak için şifalı bitki çaylarını unutmamalıyız. Hem içimizi ısıtan hem de bağışıklığımızı güçlendirip bizi hastalıklardan koruyan kış çayını hazırlayalım ve afiyetle tüketelim.

Ihlamur: Hastalıklardan korunmak için bağışıklık sistemimizin güçlü olması gerekiyor. Bu yollardan biride mis gibi ıhlamur çayıdır. Nezle ve gribe karşı birebir olan ıhlamur, mutlaka kış çaylarının vazgeçilmezi olmalıdır. Ayrıca C vitamini deposu olan ıhlamur, yemeklerden sonra hazmı kolaylaştırır. Mide rahatsızlıklarında 1 tatlı kaşığı bal ile ıhlamura çayını tüketebilirsiniz.

Ada çayı: Kuvvetli bir antioksidan olan ada çayı, bağışıklık sistemini güçlendirir, grip, nezle gibi hastalıklara yakalanmamızı önler. Kalp hastalıklarında da etkili olan ada çayı yemek sonrası içildiğinde hazmı kolaylaştırır.

Zencefil: Antiseptik özelliği ile kandaki iltihabı temizleyen zencefil, iyi bir antioksidandır. Bu özelliği sayesinde hem vücut direncinizi artırır hem de kandaki kolesterolü diğer bitkilere oranla daha çok düşürür. Yaş, taze veya toz halinde bulunan zencefili demleyerek ya da toz halini bala karıştırarak tüketebilirsiniz.

Tarçın: Tadı, kokusu ve rengi ile favori baharatlardan biri olan tarçın çok sayıda antioksidan içerir. Potasyum deposu tarçının kabuk veya toz halinde tatlı tadı sayesinde, çok sayıda içeceğe karıştırabiliriz. Akşam yemeklerden sonra tatlı krizinize bire birdir. Çözümü basit; sıcak yarım yağlı süte tarçın ekleyin light salebiniz hazır.

Şimdi bu bitkileri doğru şekilde demleyip tüketmememiz gerekiyor. Bitkileri doğru şekilde demlemezsek istenilen faydayı vücudumuza sağlayamayız. ½ litre suyu kaynattıktan sonra bitkileri demlemeye bırakınız. 5-7 dakika demlendikten sonra afiyetle, mis gibi tarçın kokan kış çayınızı 2 fincan içebilirsiniz.

Yazının devamı...

Besin dolandırıcılığının farkına varın

18 Kasım 2017

Her yıl zayıflama ya da daha hızlı kilo vermek adı altında bir besin çıkıyor karşımıza. Yine bir anda ortaya çıkan besin Goji üzümü. Fiyatına bakıldığında ülkemizde üretilen aynı besin grubuna göre fazlasıyla daha pahalıdır. Peki, goji üzümü nedir? 

Himalaya bölgesinde yetişen goji üzümü diğer adıyla kurt üzümü olarak da bilinir. Parlak kırmızı renktedir ve kuruduğunda üzümü andırır. Biraz tatlı ve ekşidir, üzüm, vişne arası bir tada sahiptir.

Bu besinin besin öğesi açısından faydaları bulunmaktadır. Ama asıl problem, bu besini tüketim konusunda yanlış bilgilendirilme. Sosyal medya üzerinden reklamlar ile kutu kutu satışların yapıldığı – bazı ünlü kişilerinde destek verdiği- sayfalarda yorumlar ise daha üzücü. Kullanan bir kişi 3 günde 3 kilo verdiğini ve bu miktarın az olduğu için üzülen tüketiciye verilen cevap ise: “Düzgün tüketirseniz/içerseniz 3 günde 3 kilo yerine, daha fazla kilo vereceksiniz.“ gibi tamamen insanların sağlığını riske atacak cümleler kullanılıyorlar.  Bu cümleler yanlış bilginin vermesini geçin, sahtekarlık ve şarlatanlık olduğunu artık toplum olarak farkında olmalıyız! 

Ülkemizde yetiştirilen kuru dut ve kuru üzüm, besin öğesi bakımından goji üzümü birbirlerine yakın besinlerdir. Ama birkaç tane artı özellik hastalıkları önleyen, metabolizmayı süper hızlandıran bir besin yapmaz. Sizi 3 gün de 3 kilodan daha fazla zayıflatır gibi etkileri yoktur. Böyle bir zayıflamanın sağlıklı olmadığı artık bilmeliyiz. 

Bir besin, en sağlıklı besin öğesine sahipte olsa tek başına sağlıklı bir zayıflama sağlayamaz. Her bir besinin zayıflama üzerinde ayrı ayrı etkisi vardır. Ama bu etkinin tek başına hiçbir anlamı yoktur. Her besini doğru miktar ve doğru sıklıkta tüketmeliyiz ki o zaman doğru ve sağlıklı şekilde kilo kaybı olsun.

Ülkemizde yetişen meyve, tahıl, sebze ve kurubaklagil çeşitleri besin öğesi açısından yeterli miktarlara sahiptir. Bu diğer ülkelerin besinlerine bakmayalım, araştırmayalım anlamına gelmiyor. Yanlış bilgilendirme ile besin dolandırıcılığı ve şarlatanlığı yapıldığının farkına varın ve bu tür hilelerin mağduru olmayın. 

Her yıl moda besinlerle farklı amaçlar ile kar sağlayan, bireylerin sağlığını bu kadar kolay bir şekilde riske atan kişiler/kurumlar için gerekli cezaların uygulanması dileğiyle. Besinlerle ilgili yanlış bilgilendirmeye karşı çıkmak, bilime dayalı beslenme bilgisi iletmek için sağlık grupları-besin endüstrisi-basın yayın kuruluşları ile daha çok işbirliğinin yapılması ve daha bilinçli bir toplum olmak dileğiyle.

Yazının devamı...

Başrol oyuncularım: Süt ve yoğurt

1 Eylül 2017

Herhangi bir ortamda bulunduğumuzda en çok konuşulan konulardan birkaçı diyet ve zayıflamadır. Tabii bir de üstüne mesleğimin diyetisyen olduğu öğrenilince konuşma, bireylerin kendi beslenmesi veya nasıl zayıflayabilecekleri hakkında bana yöneltilen birçok soru ile devam ediyor. Ama bir iki hafta önce alışverişe gittiğimde bu kez değişik bir soru soruldu. Çünkü bu soru, benim beslenme tarzımla ile ilgiliydi.

Soru, "Günlük tükettiğiniz besinlerden olmazsa olmanız nedir?" Cevabım ise süt ve yoğurttu.

Size şunu kesin olarak söyleyebilirim ki bana gelen hastalarımın %90-%95'i diyete başlamadan önce günde süt ve yoğurdu 2 porsiyon (bardak – kase) bile tüketmiyorlar. Bu hastaların hepsi eğitim düzeyi iyi ve bilinçli bireyler olmasına rağmen kalsiyumu çoğu 1 porsiyon tüketiyor veya hiç tüketmiyorlar.

Bu üzücü tablo karşısında, hastalarım yapacakları diyetini inceledikten sonra ilk dikkatlerini çeken süt ve yoğurt tüketiminin tahmin ettiklerinden fazla olmasıdır. Neden bu kadar süt ve yoğurt dediklerinde ilk soru olarak şunu sorarım:

Sizce süt ve yoğurt protein midir, karbonhidrat mıdır? Tabii ki herkesin şu an verdiği çoğunluk cevap, proteindir. Evet, doğru süt ve yoğurt proteindir. Ama besin bileşimine bakarsak çok iyi bir protein kaynağı olan bu besinlerde protein miktarı kadar da karbonhidrat vardır. Yani bu besinler bireyin bir ara öğün olarak verdiğimizde içerdiği protein ve karbonhidrat miktarlarının dengede olmasını sağlayacak hem tokluğunuzu yüksek tutacak hem de bir ana öğün olarak da tüketebileceksiniz.

Nasıl bir ana öğün olur derseniz? Sağlıklı beslenmenin kanunlarından biri sabah ve öğlen öğünlerinin tüketilmesidir. Ama akşam iştahınız yok ve akşam yemek istemiyorsanız, akşam yemeği olarak büyük kase yoğurt veya süt tüketmeniz yeterli olacaktır. Böylece sabaha kadar uyku sırasında kan şekeriniz dengede olacaktır.

Ayrıca süt ve yoğurdun minerali olan kalsiyumun, zayıflama üzerinde etkinliğini unutmamak gerekir. Kalsiyum, yağ yakım metabolizmasına rol oynayan önemli parçalardan biridir. Yüksek kalsiyum alındığında vücut yağ depolanması azalır ve yağ yakımı artar. Ayrıca barsaklarda kalsiyum ve yağ asitleri ile birleşerek kalsiyum tuzları olarak atımını, yağın vücuttan atılımını da sağlar.

Yazının devamı...
Fatma Yiğitoğlu Kimdir?
2009 yılında Erciyes Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun olmuştur.2010-2012 yıllarında Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Endokrinoloji – Metabolizma Hastalıkları – Obezite – Diyabet Bölümü’nde çalışıp, Uzmanlık tezini burada hazırlamıştır. Beslenme Doktorasını, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde İç Hastalıkları Bölümün’ de yapmaktadır.Tip 2 DM Hastalarının Metabolik Parametreleri Üzerine Etkisi konulu tezi ile eğitimini tamamlayıp 2012 yılında Uzman Diyetisyen unvanını aldı.Ayrıca, Şişli Etfal Çocuk Endokrinoloji ve Metabolizma Polikliniğinden gönderilen Çocuk Obezite ve Diyabet Hastalarına Tıbbi Diyet Tedavilerini uygulayıp ve kontrollerini devam ettirmiştir.2012 yılından itibaren Özel Ethica İncirli Hastanesi’nde çalışmaktadır. 2012 yılından itibaren Hürriyet Aile’de ‘Formda Kalanlar Kulübü’ isimli köşesinde yazarlık yapmaktadır.Dünya Diyabet Etkinlikleri’nde, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ve Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin birlikte düzenlediği Diyabet Okulu Etkinliklerinde, Sosyal Sorumluluk projelerinde İş Hayatında Beslenme, Yaşam Kalitesini artırmak için neler yapılması ile ilgili konularda Konuşmacı olarak katılmıştır.Uzmanlık Alanları• Obezite • Zayıflama• Diyabet • İnsülin direnci • Gebelik Şekeri (Diyabet)• Tiroid Hastalıkları• Hipertansiyon• Kardiyovasküler Hastalıklar• Çocuk Beslenmesi – Obezite – İnsülin DirenciTedaviler• Metabolik hastalıklarda beslenme – Diyabet – İnsülin Direnci• Zayıflama• Çocuk beslenmesi• Gebelik Beslenmesi• Menopoz dönemi Beslenmesi• Kilo alma diyetleri• Çocuk ve ergenlerde kilo kontrolü• Kurumsal beslenme danışmanlığı