Değişen FED beklentisi Türkiye'ye yine zaman kazandırdı

TÜRKİYE özellikle iç ve dış siyasi gelişmeler açısından çok zor günlerden geçerken, oluşan küresel iklim ekonominin lehine gelişiyor.

Haberin Devamı

Son olarak Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) faiz artışının bu ay da gerçekleşmeyeceği beklentisi, Türkiye ekonomisine birkaç ay daha zaman kazandırdı diyebiliriz.


Gelişmekte olan ülkelere bakıldığında son dönemde TL’nin olumsuz ayrıştığı kesin. Uluslararası banka ve aracı kurum yorumlarına baktığımızda, olumsuz ayrışmanın siyasi riskler nedeniyle devam edeceği beklentisi hâlâ korunuyor. Enflasyon, düşük büyüme ve jeopolitik riskler nedeniyle TL’nin olumsuz ayrışmasının doğal olduğu söyleniyor. Buna rağmen TL’nin son dönemde istikrar kazanması, son günlerde yeniden 2.92 lira seviyelerine kadar gerilemiş olması, koşulların TL için olumlu olduğunun bir kanıtı olarak görülüyor.


Bugün Avrupa Merkez Bankası’nın kritik bir toplantısı var. Küresel piyasalarda önemli etki yapacak kararın faiz indirimi şeklinde değil, parasal genişleme programının uzatılması biçiminde olması bekleniyor. Avrupa ekonomileri hâlâ toparlanabilmiş değil ama düşük hatta eksi faiz uygulaması nedeniyle Avrupa bankalarının içine düştüğü zor durum giderek ağırlaşıyor. Bu nedenle likiditenin devam edeceği mesajının parasal genişleme programının uzatılması yoluyla verilmesi bekleniyor.


YÜZDE 50’NİN ÜZERİNDE
Asıl belirleyici olan FED’in 20-21 Eylül’de yapacağı toplantısı için ise faiz artıracağı yolunda oluşan beklentinin giderek azaldığı gözleniyor. Son günlerde büyük çoğunluk yine faiz artırmayacağını tahmin etmeye başladı. Son beklenti anketlerine göre ABD’de yapılacak seçimden sonra yani aralık ayındaki toplantıda faiz artımı yapılacağı beklentisi yüzde 50’nin üzerinde. Buna rağmen eylüldeki faiz artırım beklentisi yüzde 36’dan 24’e düşerken, aralık ayında artırım beklentisi yüzde 60’dan 52’ye indi. Yani giderek daha yoğun biçimde bu yıl artık bir faiz artırımı yapılamayacağı beklentisi de yükseliyor.


Şahsen, FED’in faiz artırımı konusundaki ısrarlı beyanları nedeniyle, daha fazla itibar kaybını göze alamayacağını, büyük ihtimalle yıl bitmeden yani aralık ayı toplantısında küçük de olsa bir artırım yapacağını tahmin ediyorum.


2-3 AYDA YAPISAL DEĞİŞİM OLMAZ
Dolayısıyla bu açıdan bakıldığında, TL’nin değeri açısından birkaç ay daha kazanıldığını söylemek mümkün. Ancak küresel iklime ek olarak bize özgü siyasi ve ekonomik riskler de mevcut olduğu için, bu sürenin belirleyicisi tek başına FED olamayacak. FED beklentileri birkaç zaman kazandırmış olsa bile, örneğin bu ay sonu ya da ekim ortasında Moody’s’in vereceği olumsuz bir karar bu kazanılan zamanı epeyce daraltabilir.


Bunun yanında gözden uzak tutulması gereken konu; Türkiye’nin ne yaparsa yapsın önümüzdeki birkaç ay içerisinde yapısal değişimini tamamlayamayacağı gerçeği. Son dönemde birbiri ardına açıklanan teşviklerin kısa süre içinde sonuç vermesi, örneğin amaçlanın üretim yapısı değişikliği ya da cari açık için ithalatın daraltılmasının gerçekleştirilemeyeceği ortada.


O nedenle Türkiye ekonomisini yönetenlerin çok hassas dönemden geçildiği gerçeğini gözden uzak tutmamaları gerekiyor. Örneğin Merkez Bankası’nın bir yandan likiditeyi daha artırıp öte yandan faiz indirimlerine devam etme uygulamasının, makro dengeler açısından sakıncalarını da düşünmesi gerekiyor. Bu ay 0.25 yerine, 0.50 puanlık indirim yapması, ya da eylül sonrasında da devam etmesinin riski büyüteceği açık.


Mevcut göstergelere bakıp alınacak aşırı cesur kararların, sonunda yaşanacak FED faiz artırımı sırasında daha fazla zarar vermesini engellemek, bunun için de ihtiyatı elden bırakmamak gerekiyor.

Yazarın Tüm Yazıları