Sevgi varsa hayat güzel

“Eğer güzel gözlerin olsun istiyorsan, insanlara iyilikle bak… Eğer saçların güzel olsun istiyorsan, bırak çocuklar ellerini geçirsin saçlarından. İnce bir bedense isteğin, ekmeğini açlarla bölüş. Ve güzel dudaklara sahip olmak için, sadece güzel sözler söyle.” (Audry Hepburn)

Haberin Devamı

Ne isteriz hayattan? Mutluluk, sevgi, huzur, sağlık, başarı, bol para ya da hepsi birden sanırım. Peki! biz hayata ne verdik? Düşündünüz mü hiç? Yukarıda sıraladığım hayattan beklentilerimizin hepsi olmasa da en azından bir kısmını hayatın kendisine geri verdik mi hiç? Bir kısmından da vazgeçiyorum sadece bir tanesini, en samimi olması gerekeni, yani ‘sevgiyi’ yeterince verebiliyor muyuz? Hiç sanmıyorum... Sevgi sandığımız birçok yanlış duyguyu hayata enjekte ettiğimizi biliyorum. Karşılık bekleyerek yaptığımız her şey sevgiden yoksundur mesela. Şefkat barındırmayan yardımlarda da sevgiyi bulamazsınız. Bir kedinin karnını doyurduğunuzda, başını okşamıyorsanız, sevgiden bahsedebilir misiniz? Acı çeken birine sarılmıyorsanız ya da sevgilinize götürdüğünüz bir çiçeği dalından kopardığınızda içiniz cız etmiyorsa; sevgiden bahsetmenin anlamı var mıdır?
Sistemsel olarak sevgi, kalp, aşk kelimelerinin en çok kullanılacağı bir haftaya giriyoruz. ‘Sevgililer Günü’ hashtag’leri açılacak, mağazalar kampanyalar başlatacak, restoranlar özel programlarla müşterilerini mutlu etmenin yollarını arayacak. İçerisinde sevgi ve aşk sözcüklerinin olduğu birçok cümle sadece bir gün için ayyuka çıkacak. Peki ya sonra ne olacak? Sevgi, sadece bir gün yaşanan bir duygu olsaydı, sizce hayat akar mıydı? Her günü ‘sevgi’ duygusuyla yaşamak için herhangi bir engel var mı acaba bilmediğimiz?

Sevgi varsa hayat güzel

RUHUNUZA İYİ GELECEK ‘CAFE PİAF’

Sevgi kapıda karşılıyor Cafe Piaf’ta. Çankaya Yıldız’daki Kumru Meydan AVM’de yer alan kafenin giriş kapısına sarmalanan çiçek figürleri ile bezeli tag’ın altından geçerken bir hoş oluyorsunuz. İçeri girdiğinizde hissedeceğiniz sıcak havanın kaynağı ısıtma santrali değil aslında; Piaf ekibinin güler yüzlü bakışları içinizi de ısıtıyor. Fondaki ‘Edith Piaf (minik serçe)’ cıvıltısıyla ‘La Vie En Rose(Güller içinde hayat)’ sizi huzurlu bir havaya sokuyor hemen. Kahve kokusunun yanına, kruvasan veya diğer nefis tatlılardan yayılan tereyağı kokusu karışınca birden iştahınız da kabarıyor. Ruha iyi gelen bu mekânın kurucuları, işlerindeki özeni yakından bildiğim ve önceden tanıdığım sevgili Gülsüm Çınar ve Zeynep Ercan (Larien). İç dünyalarındaki samimi güzelliği birleştirdikleri fotoğrafçılıktan gelen estetik tutkuları, etkileyici, şık ama mütevazı bir havayla insan ruhuna derinden nüfuz etmişler, bu duyguyu çok sevdim. Mümkünse sevgiliyle, değilse ruhunuzu alıp gidin, iyi gelecek.

Sevgi varsa hayat güzel

TEK KELİMEYLE ŞAHANE ‘TUZLU SUFLE’

Haberin Devamı

Tatlısına bayıldığınızı biliyorum. Sufle’nin tuzlusunu düşünemediniz değil mi? Denemeden bilemezsiniz tabii ki. Ben denedim ve tatlısındaki çikolatadan aldığım tatlı hazzı, tuzlusunda kullanılan kaliteli parmesan ve çedar peynirlerinden aldım. Tatlısında kullanılan kremanın verdiği akışkanlığı, tuzlusu için ilik suyu, pastırma ve baharatlarla hazırlanan sos veriyor. Biraz soğumasını beklerseniz lezzet damağınıza yapışıyor ama yakmıyor, midenize ulaştığında mutluluk yüzünüze yansıyor. Piaf’ın genç şeflerinden sevgili Tunahan’ın kendi elleriyle 25 dakikada hazırladığı bu mükemmel lezzeti Ankara’nın hiçbir yerinde aramayın, bulmanız çok zor. Tek kelimeyle şahaneydi.

Sevgi varsa hayat güzel

PİAF’IN SEVGİLİ ŞEFİ GÖZDE

Kadın şeflerin giderek çoğalması benim de restoran ve işletmelerinin geleceği ile ilgili umutlarımı çoğaltıyor. Erkekler gücenmesin ama kadınların yaptıkları işe verdikleri içgüdüsel sevgi yaklaşımı biz erkeklerde ne yazık ki çok az. Piaf’ın sevgili şefi Gözde Nur Göksu ile karşılaştığımda bunu yeniden fark ettim ve çok sevdim. Öncelikle kadın olması ve erkek hâkim mutfağın içinden sıyrılıp kendini kanıtlaması takdire şayan. Buradan, mesleği öğrendiği, yakından tanıyarak ayrıca takdir ettiğim, Ankara’nın en iyi şeflerinden Kenan Atalık’ın hakkını teslim etmem gerek. Sevgili Gözde, asıl mesleği İngilizce öğretmenliğinde bulamadığı mutluluğu, hep hayalini kurduğu mutfağa geçiş serüveni ile mutluluğa dönüştürmesi, herkese nasip olur mu bilemem ama hayallerini kovalayan Gözde’nin içindeki mutfak ve yemek aşkını gözlerimle gördüm. Mütevazılığından ayrıca etkilendiğimi belirtmeliyim, zaten mutfak alçakgönüllülük gerektirir ki sevgi rahatça yemeklere işlesin. Ben pozitif ayrımcılık yapıp, kadın olmasını işlemek isterken, o ise değerli ekip arkadaşları, Tunahan, Özgür ve Yusuf şefleri öne sürerek ekip ruhunu işledi. Sevgili Gülsüm ve Zeynep’in yarattığı çalışma ortamının yaratıcılıklarını körüklediğinden özellikle bahsetti, gözlerindeki ışıltının mutfaktaki geleceği aydınlattığını hissettim. Gözde şefin bana kazandırdığı güzel hisler sayesinde, hayalimdeki atıksız ve doğaya saygılı mutfaklar için yeniden umutlanıyorum.

Yazarın Tüm Yazıları