GeriAhmet HAKAN Havaalanı olayında uzlaşmamız gereken 7 husus
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Havaalanı olayında uzlaşmamız gereken 7 husus

HUSUS BİR: İstanbul’a kazandırılacak olan muazzam havaalanıyla gurur duymak, orada çalışan işçilerimizin sorunlarına karşı duyarsız olmamızı gerektirmez. Hem devasa projeyle gurur duyup hem de işçilerimizin sorunlarına karşı duyarlı olmayı başarabiliriz.

HUSUS İKİ: Havaalanının 29 Ekim’e yetişmesi için çabalamak tabii ki takdire değer. Yapılan fedakârca çalışmaların tabii ki farkında olmalıyız. Ancak “proje ille de 29 Ekim’e yetiştirilecek” diye işçiler asla mağdur edilmemeli.

HUSUS ÜÇ: Provokasyon varsa bile... Bu provokasyonun önüne geçmenin tek yolu var: İşçilerin haklı taleplerine kulak vermek ve o talepleri yerine getirmek... Bu yapıldığı takdirde dünyanın bütün provokatörleri bir araya gelseler bile ancak havalarını alırlar.

HUSUS DÖRT: Üçüncü havaalanına kökten karşı olanların, işçilerin yaşadıkları sorunlar üzerinden kendi tezlerini haklı kılma çabaları fena halde sırıtmaktadır. O ayrıdır, bu ayrıdır.

Havaalanı olayında uzlaşmamız gereken 7 husus

HUSUS BEŞ: “Bunlar Gezi’yi hortlatacak! Bunların derdi başka! Bunlar dış güçlerin maşası!” falan diyerek sorun çözülmez... Müzakere ederek, ikna ederek çözülür... Müzakere, ikna süreçleri yaşandığı takdirde... Ne Gezi hortlar, ne dış güçler numara çevirebilir.

HUSUS ALTI: İşçilerin etnik kimliklerine yönelik yapılan vurgular ve o vurgulardan sonuç çıkarmak sadece ve sadece ahlaksızlıktır, başka bir şey değil.

HUSUS YEDİ: Toplumsal olaylarda gözaltına almak, TOMA’ları harekete geçirmek, jandarmayı devreye sokmak falan... En son ama en son alınması gereken tedbir olabilir. En son alınması gereken tedbiri ilk önce almaya kalkmak olayları küçültmez, büyütür!

TAHTAKURUSU, YEMEK, SERVİS... SORUNLAR ÇÖZÜLÜYOR!

İstanbul Yeni Havalimanı işletmesi olan IGA AŞ’den yazılı bir açıklama geldi bana.

Yazılı açıklamada öncelikle şu husus vurgulanıyor:

“Olayın gerçekleştiği ilk andan itibaren IGA İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kadri Samsunlu, sorunların çözümü için yoğun bir mesai harcamıştır. Sorun ve talepleri dinlemek üzere işçilerimizle hızlıca bir araya gelmiş, yapılan görüşme sonucu sorun yaşandığı tespit edilen noktalarda vakit kaybetmeden adım atılmaya başlanmıştır. Kadri Samsunlu, 500’e yakın taşeron firma patronlarıyla bir araya gelmiş ve sorunların giderilmesiyle ilgili kendilerine talimat vermiştir”.

Yazılı açıklamada...

Provokasyonlarla olayların kasten tırmandırıldığı, 36 bin kişinin çalıştığı bir ortamda olaylara küçük bir grubun katıldığı da ifade ediliyor.

Açıklamanın son bölümü ise sorunlara ve çözümlere ayrılmış.

İşte o bölümde söylenenler:

SERVİS SORUNU: Sefer sayılarının arttırılması ve bekleme alanlarının düzenlemesi konusunda çalışmalar başlatılmıştır. Servis bekleyen işçilerimizin rahatı için çadır ve üstü kapalı bekleme alanı oluşturulacaktır.

TAHTAKURUSU: Tahtakurusu ile mücadele, üst düzeyde ele alınan bir konudur. Bu konuyla sıkı bir şekilde ilgilenilecektir. Bu konudaki ilk aksiyon, eskimiş yatakların değiştirilmesi olacaktır.

TAŞERONLAR: İstanbul Yeni Havalimanı’nda taşeron olarak hizmet veren firmalarla ayrıntılı görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerin ardından genel hizmet kalitesinin arttırılması konusunda hemfikir kalınmıştır ve konuyla ilgili hızlı adımlar atılmasına karar verilmiştir.

YEMEK SORUNU: Mavi ya da beyaz yaka ayrımı olmadan projede görev alan çalışanların yediği yemekler, işçilerin geri bildirimleri üzerine bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hassasiyetle incelenecek ve kalitesi test edilecektir.

ÇALIŞMA KOŞULLARI: İstanbul Yeni Havalimanı için çalışanlarının sağlığı ve rahat çalışma koşullarına sahip olması her şeyden önce gelmektedir ve gelmeye devam edecektir.

AKSAMA YOK: 29 Ekim’de resmi açılışına hızla yaklaşan alanımız için çalışmalar, aksamadan sürmektedir.

ENDONEZYA BÜYÜKELÇİSİ

Mahmut Erol Kılıç, Endonezya’ya büyükelçi olarak atanmış.

Kılıç’ın müktesebatından haberi olmayanlar, olayı şöyle özetlediler:

“Yeni Şafak yazarı büyükelçi yapıldı”.

Sadece şu kadarını söylemekle yetineceğim:

Mahmut Erol Kılıç’ın atanması, bu zamana kadar yapılan liyakata en uygun atamaların başında gelir! 

KİM BU BAŞSAVCILAR DURSUN ÇİÇEK?

CHP’li Dursun Çiçek şöyle demiş:

“Onları iktidardan indirin, bakın biz onları nasıl yargılıyoruz diyen başsavcılar var”.

Ben başsavcı olsam...

Töhmet altında da kalmamak adına...

Dursun Çiçek’i çağırır...

“Kim bu başsavcılar Dursun Bey?” diye sorardım.

BÜLENT ERSOY’LA İLGİLİ BATIL İNANCIM

Bülent Ersoy’un bir otomobiline haciz gelmiş.

Benim Bülent Ersoy’la ilgili şöyle bir batıl inancım var:

“Bülent Ersoy’un başına gelen kötü bir şey, ülkenin başına gelecek kötü şeylerin ilk adımıdır.”

Umarım bu şapşal inanç, baştan sona kadar batıldır.

HER GEÇEN GÜN DAHA ÇOK ÖZLÜYORUZ

Tarık Akan'ı...

Hrant Dink'i...

CHP’YE NEDEN ÖFKE VAR?

Çünkü hiçbir şey olmamış gibi yapıyor CHP...

Çünkü bütün umutları tüketti CHP...

Çünkü etkili bir muhalefetin ortaya çıkmasının ayakbağı olarak görülüyor CHP...

Çünkü “nasıl olsa yüzde 20 cepte” anlayışında CHP...

Çünkü muhaliflerin ömür törpüsü oldu CHP...

İYİ DE SENİN FETÖ GEÇMİŞİN NE OLACAK?

Nihat Doğan’ın FETÖ’cü geçmişini diline dolayan yazara soruyorum:
Senin FETÖ’cü geçmişin ne olacak?

X

Vurun kardaşlar vurun

Barolar seçimini kazanan delegeler, zafer coşkusu içinde marş söylediler.

 

Söyledikleri marşın sözleri şöyleydi:

*

“Yolumuz devrim yoludur / Gelin kardaşlar gelin / Yurdumuza faşist dolmuş / Vurun kardaşlar vurun”

*

Barolar Birliği’nin yolu...

Yazının Devamını Oku

E ama Erdoğan haksız mı birader?

Atatürk’ün bu ülkeye kazandırdığı en önemli kazanımlardan biridir Türk kadının seçme ve seçilme hakkına kavuşması...

Taaa 87 yıl önce verilmiş bu hak.

Üstelik Avrupa’nın birçok ülkesinde henüz bu hak tanınmamışken.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 87 yıl önce tanınan bu hakla ilgili olarak yayınladığı mesajda şöyle demiş:

*

“Her ne kadar kadınlarımız, seçme ve seçilme hakkını 1934 yılında elde etmişlerse de, haklarını özgürce kullanmaya AK Parti ile başlamışlardır.”

*

Bu cümleden yola çıkarak...

Yazının Devamını Oku

İki köşe yazısının satır aralarına sıkışan bilgi

Dün gazetelerde köşe yazılarını okurken...

İki köşe yazısının cümleleri arasına sıkışmış şu iki bilgiye rastladım:

*

- BİR: Meğer Dünya Bankası’nın istatistik açısından bir Performans Endeksi varmış. Türkiye bu endekste 128 ülke arasında en iyi ilk 20’deymiş.

*

- İKİ: Meğer TÜİK’in istisnasız tüm verileri, aralıksız olarak uluslararası denetime tabi tutularak denetleniyormuş.

*

Bunlar gerçek mi abi?

Hakikaten de böyle mi?

Yazının Devamını Oku

Şahap Kavcıoğlu TÜİK'e iletişim dersi vermeye gitsin

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, kısa bir süre önce... Meydan okuyan ve herkesi çok şaşırtan bir hamle yapmıştı.

“Birazdan Merkez Bankası’na gidiyorum” demiş ve bütün gözlerin kendisine çevrilmesini sağlamıştı.

*

Taraftarları coşmuştu.



“Yaşa Kılıçdaroğlu! Var ol Kılıçdaroğlu! Şimdi Merkez Bankası düşünsün! Müthiş hamle! İşte budur!”

Yazının Devamını Oku

Öncelikle kestane balının diyarından selamlar

Son günlerde herkesin dilinde bu selamlama.

“Nedir? Nereden çıktı bu?” falan diye minik bir araştırmaya giriştim.

Ve hemencecik buldum!

Gündüz kuşaklarının başa güreşen programlarından Esra Erol’un programında bir hanımefendi, “Kocamın kredi kartlarını bile ben ödedim ama o Şengül’le kaçtı” iddiasıyla ekrana çıkmış.

Stüdyoda esip savuruyor.

Eşi ise canlı yayına Zonguldak’tan bağlanmış.

*

Hanımefendi, kendisini bırakıp Şengül’le kaçan kocasına saydırıyor da saydırıyor.

Yazının Devamını Oku

Kurtar beni Bülent Abi

Hakkında yazdığım eleştirilere cevap verdi Bülent Arınç. Uzun, upuzun metnin bir yerinde bana şöyle seslenmiş: “Seninle yaşamak zorunda olduğu için acısı her fotoğrafında yüzünden okunan kedin Sekter’e dahi acıyorum.” Hemen kedim Sekter’e dönüp sordum: “Ne diyorsun buna?” Kedim Sekter, hiç ama hiç beklemediğim bir cevap vermesin mi? Yüzüne her şeyi göze almışlara özgü bir ifade kondurup “Kusura bakma ama adam haklı” demesin mi? Bu apaçık nankörlük karşısında çok bozuldum. Öfkeyle zıpladım: “Nasıl haklı ya? Bunu nasıl dersin? Şunca zamanlık yaşanmışlıklar var.” Sekter de bunun üzerine aşağıdaki yazıyı kaleme aldı. Noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum:

Fotoğraflarıma bakanlar, genelde “Aman da ne şirin şey, aman da ne şeker şey, ben bunu yerim yahu” diyorlar, başka da bir şey demiyorlar.

Zannediyorlar ki ben gamsız, kasavetsiz, mutlu mesut yaşıyorum.

Ahmet Hakan’ın elinden çektiğim acıları asla fark etmeyip bana alenen ciğercinin kedisi muamelesi yapıyorlar.

Çok şükür, çok şükür!

Nihayet bunu fark eden bir kişi çıktı:

Bülent Arınç!

O engin ferasetiyle, o muhteşem basiretiyle, o meşhur uyanıklığıyla, o asla külyutmaz tabiatıyla...

Yazının Devamını Oku

Aldıklarını buldukları sananlar hizbi

“Aldıklarını buldukları sananlar” diye nitelendirebileceğimiz bir hizip var.

Tayyip Erdoğan tarafından kendilerine verilenleri, kendi marifetleriyle elde ettiklerini sananlardan oluşan bir hizip bu.

*

Kimdir bunlar?



Mesela

Yazının Devamını Oku

Gazetecilerin hiç değişmeyen fıtratı

İslami literatüre azıcık egemen olan herkesin kolayca bilebileceği bir hadis vardır:

“Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar” diye başlayan hadis.

*

Geçenlerde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, işte bu meşhur hadisi okudu kürsüde.

*

Bazı yayın organları, bu hadisi alıntılayıp...


Yazının Devamını Oku

Üzerimize taş yağdıracak bir olay: Müslüme olayı

İddialar korkunç... Söylenenler felaket... Haberler kan dondurucu...

- Müslüme’nin babası, meğer dedesiymiş.

- Müslüme’nin annesi, kayınpederim bana tecavüz etti demiş.

- Müslüme’nin abisi de dedesinin çocuğuymuş.

*

Bu korkunç iddialar, bu felaket söylentiler, bu kan dondurucu haberler...

Yeni soruları da gündeme getiriyor:

*

Yazının Devamını Oku

Genco Erkal’a açılan dava: Zincirleme lüzumsuzluklar

Genco Erkal yargılanıyor. Adliye koridorlarındaydı dün.

Gerekçe?

Attığı tweet’ler. Suçlama: Cumhurbaşkanı’na hakaret.

Açtım baktım tweet’lerine. Okudum tek tek.

Okuduklarım, Genco Erkal gibi usta bir sanatçının kıratına yakışmayacak türde ergen siyasi atarlardı.

Her gün sosyal medyada tonlarcasını gördüğümüz türde.

*

Tweet’lerde işlenen temalar şunlar: “

Yazının Devamını Oku

Soğan ekmek yerlermiş

İktidar milletvekillerinden biri çıkmış...

“Gerekirse soğan ekmek yeriz, yine de teslim olmayız” diyor.

*

Bir başkası ise çıkmış...

“Eti gramla, domatesi taneyle yiyin” diye tavsiyede bulunuyor.

*

İddia ediyorum:

Milletvekili sıfatını taşıyan bu kişilerin temel derdi...

Ne vatandaşı ikna etmek ne de vatandaşa moral vermek.

Yazının Devamını Oku

PKK ile ilişkiler nasıl minimize edilebilir?

CHP’li Engin Altay, katıldığı bir televizyon programında HDP’ye şu tavsiyede bulunmuş:

 

“HDP’den PKK ile ilişkilerini minimize etmelerini bekleriz.”

*

Minimize etmenin anlamı şudur:



Yazının Devamını Oku

Gelin, helalleşelim

“Birazdan döneceğim sana” deyip de bir türlü dönmediklerim...

 

- Turp gibi sağlam olduğum halde, “Ben biraz rahatsızlandım” diyerek ektiklerim...

*

- “Mutlaka iade edeceğim” diyerek aldığım kitaplarını asla iade etmediklerim...

*

- Lokantada tam hesap ödeme vakti lavaboya giderek hesabı kilitlediklerim...

*

- “Ben de tam seni arayacaktım” diye kandırdıklarım...

Yazının Devamını Oku

Merkez Bankası eski başkanından trol yaratan karanlık

Benim gözümde Durmuş Yılmaz...

- Ciddiye alınacak bir adamdı.

- Bir ağırlığı vardı.

- Söylediği söz bir değer taşırdı.

*

Ve fakat...


Yazının Devamını Oku

Zamanın ruhunun 10 yıl, 20 yıl gerisinde

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Başörtülü bakan... Neden olmasın? Artık aşmalıyız böyle şeyleri” denseydi.

Bir anlamı, bir karşılığı, bir etkisi olurdu.

*

Çünkü böyle bir mesele vardı.

Ve zamanın ruhu, buna yönelik bir şey söylemeyi gerektiriyordu.

*

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Helalleşelim. Yüzleşelim. Tarihsel yaraları saralım” falan denseydi.

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey’in çevresi helalleşmeye hazır mı?

Kemal Bey, helalleşmeye çok hevesli ve arzuluymuş gibi görünüyor.

Bu iyi, bu güzel, bu şahane, bu takdire şayan bir şey.

*

Peki ama ya Kemal Bey’in çevresi.

Acaba onlar da hevesli ve arzulu mu helalleşmeye?

Mesela...

Başörtülü bir kadın gördüklerinde içlerinden, “Bitecek sizin saltanatınız, bitecek! Az kaldı. Bekleyin hele” diye hırslanan Kemal Bey’in ekran cengaverleri?

Ne yani?

Yazının Devamını Oku

Sezai Karakoç’un benim için 7 anlamı

BİR: Mehmet Âkif, Necip Fazıl... Bu silsilenin devamıdır.

İKİ: Cemal Süreya, Turgut Uyar... İkinci Yeni’nin yalnızıdır.

*

ÜÇ: Büyük Doğu, Diriliş... Diriliş üniversitesinin tek başına her şeyidir.

*

DÖRT: Diriliş Partisi... Onurlu bir particiliğin tek örneğidir.

*

BEŞ: Koşu bittikten sonra da koşan atlar... İşte o atların şairidir.

*

Yazının Devamını Oku

Osman Öcalan’ın ölümü HDP’de nasıl karşılandı?

Nasıl karşılanacak?

Büyük, çok büyük bir kayıtsızlıkla karşılandı.

Böyle bir şey hiç olmamış gibi davrandılar.

*

Osman Öcalan’ın abisinin heykelini dikmeyi düşünenler, Osman Öcalan’ın ölümü için bir harf bile söylemediler.

*

Osman Öcalan’ın abisine her fırsatta bin selam yollayanlar, Osman Öcalan’ın ölümünü zerre kadar umursamadılar.

*

Osman Öcalan’ın abisine “Sayın” demek için fırsat kollayanlar,

Yazının Devamını Oku

Polonya-Belarus sınırında insanlık can çekişiyor

Belarus, Avrupa’ya gıcık.

Sırf bu yüzden...

“Gelin sizi Polonya üzerinden Avrupa’ya geçireyim” diyerek Irak, Suriye, Yemen, Afganistan’daki potansiyel göçmenlere çağrı yaptı.

Böylece Belarus’a 20 bine yakın göçmen geldi.

*

Belarus’un ilk yaptığı iş, bu göçmenleri Polonya sınırına sürmek oldu.


Yazının Devamını Oku

Bir cani yetiştirmek istemiyorsanız

Oğlunuzun empati duygusunu geliştirmesini en birinci vazife edinin.

- Oğlunuza canlı sevgisini, özellikle de hayvan sevgisini aşılayın.

*

- Oğlunuzun yanlışlarına yanlış demesini bilin.

*

- Haklı haksız her durumda oğlunuzun tarafını tutmaktan kaçının.

*

- Oğlunuzun her arzusunu tatmin etmeye odaklanmayın.

*

Yazının Devamını Oku