Ülkeni talan edersen vatandaşın enkazda ölür!

YİNE deprem... Yine ilk çökenler ‘‘torpilli’’ müteahhitlerin yaptığı kamu binaları.

Sabah radyoda öfkesini haykıran Bingöllü vatandaşın sözleri bu konuda yazılabilecek her yazıdan öte bir anlam taşıyordu:

‘‘Şu ahırı ben yaptım sapasağlam duruyor. Bu okulu müteahhit yaptı altında 200 çocuk yatıyor.’’

Orada yaşamını yitiren çocukların katili ne depremdir, ne de ‘‘hırsız’’ müteahhit.

O canların vebali, bu gibi hırsız müteahhitlerin Ankara'daki temsilciliğini yapan sözde ‘‘milletvekillerinin’’ sırtındadır.

Şimdi hepsi oraya akın edecek, acılı konuşmalar yapacak, oralarda boy gösterecek, televizyon kanallarına ‘‘Beni de çekin, bakın vatandaşımın acısını paylaşıyorum’’ mesajları gönderecekler.

Utanmadan, sıkılmadan, bu işin sorumlusu olduklarını bildiğimizi hesaba katmadan...

Bu pisliği bir kez daha yazmak niyetinde değilim.

Artık hepimiz neyin ne olduğunu ve bu memleketin neden bir türlü ‘‘adam olamadığını’’ biliyoruz.

Bugün bina yıkılır, yarın THY uçağı düşer.

Siz teknik meseleleri siyasi olarak ele alır, partizanlıkla iş götürürseniz bu sonuç normaldir.

Partili müteahhidin inşaatının kontrolünü yaptırmazsanız yıkılır.

THY'nin yetişmiş teknik personelinin yerine partilileri getirirseniz uçak düşer.

Şimdi iki müteahhit, iki kontrolör hakkında dava açılır.

Bir süre davalar savsaklanmaya başlar. Sonunda üç beş aya mahkûm olurlar, mesele kapanır gider.

Ama Ankara'dan kaynaklanan rezilliğe kimse karışmaz.

Seçim zaferini ‘‘fütuhat’’ zannedip, kendi ülkenizi talan ettirmeye başlarsanız olacağı budur.

Acıdır ama müstahaktır...

Okullarımız ne kadar sağlam?

ARTIK biliyoruz, Türkiye'de depremler Doğu'dan başlıyor, Batı'ya doğru geliyor.

Bingöl'le beraber yeni bir deprem silsilesi başladı diyenler var.

Başladı başlamadı bilemem. Profesör Ahmet Ercan 1 yıl içinde İstanbul'da da bir deprem beklediğini söylüyor.

Olabilir, olmayabilir.

Sağa sola koyulan ve serseriler tarafından soyulan deprem konteynerleri dışında bir hazırlık yok.

Bir de vatandaşların kendi çabaları var.

Herkes ev alırken veya kiralarken ‘‘Zemin sağlam mı?’’ diye soruyor, oturacağı binanın sağlamlığı hakkında rapor istiyor.

Kendimizi garantiye almaya çalışıyoruz.

Peki ya çocuklarımız?..

Okuyup adam olmaları için onları her gün okullarına uğurluyoruz.

Çocuklarımızın okullarının durumu ne?

Var mı ‘‘açık’’ bir bilgi.

İşte Bingöl'de olan ortada.

İlk yıkılan bina, okul.

Canlarımızı her gün yolladığımız okullarla ilgili bir bilgi yok.

Milli Eğitim Bakanlığı, öncelikle deprem bölgelerindeki okullardan başlayarak bütün okulların sağlamlığını denetletmek zorunda.

Ve daha önemlisi, bu denetim sonucunda elde edilen ‘‘raporu’’ her okul kendi velilerine göstermek zorunda.

Ve tabii veliler, çocuklarını gönderecekleri okullardan bu raporları istemek zorunda.

Enkaz önünde ağlayıp dövünmektense, bir rapor istemek daha iyidir herhalde.

Gereksiz sakatlıklar

MİLLİ Takımımız, Çek Cumhuriyeti ile oynadı.

4 tane yedi.

Hazırlık maçlarının skorlarını önemsemem. Hiç itirazım yok. Deneme maçlarıdır. Burada yiyeceksin ki, resmi maçta yememenin yolunu bulasın.

İtirazım olan konu başka.

Türkiye'de iki takım ligin son virajına başa baş girmişler.

Her maç final.

Ve bu iki takımın iki önemli oyuncusu milli maç sayesinde sezonu kapatmışlar.

İlhan 2-3 maç yok.

Hasan önümüzdeki yıla kadar.

Reva mı bu?

Yazık değil mi, bir forvetini ‘‘Sevinci’’nden dolayı kaybeden Beşiktaş'ın bir diğer forvetini böyle kaybetmesine?..

Ya Hasan'a...

Zaten bu sezon bitip tükenmeyen sakatlıklar nedeniyle kadro kuramayan Galatasaray'ı bir eksik daha bırakmaya...

Çok mu farzdı bu maç?..

Hele hele bu kadar sert bir oyun.

İçin rahat mı Sevgili Şenol Güneş?..

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Sorumsuzluğun sonunun üzüntü olduğunu aklımızdan çıkarmadığımız zaman.
Yazarın Tüm Yazıları