Türkiye’nin en şanslı illeri hangileri?

İDDİA ediyorum ki, Ankara, Çanakkale, Diyarbakır, Sıvas, Kars ve Yalova Türkiye’nin en şanslı illeri.

Diğer iller hadi neyse ama Diyarbakır, Sıvas, Kars kafanızda soru işaretleri yaratabilir.

İddiamın temeli şu:

TESEV yani Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı, bu sözünü ettiğim illerde "kamu harcamalarının verimli kullanılması" diye önemli bir çalışma başlattı.

Çalışma kapsamında, harcamaların denetlenmesi, halkın yönetime katılımı, daha kaliteli bir hizmet gibi şeyler de var ki bunlara kısaca "yönetişim" deniyor.

Projenin "nihai hedefi" kamu hizmetlerine yoksulların da ulaşması- ki bu çok önemli- ve hizmet kalitesi iyileştirmek.

TESEV bu çalışma ya da proje için iki tane doğuda, iki tane batıda ve iki tanesi Orta Anadolu’da olmak üzere 6 tane il seçmiş.

Peki bu illerde neler yapılıyor?

Bunları önceki gece, hem TESEV bünyesinde "İyi Yönetişim" sorumlularından Yönetim Kurulu üyesi Yılmaz Argüden’den, hem projenin başındaki Fikret Toksöz’den dinliyoruz.

Neler yapıldığına geçmeden önce Argüden ve Toksöz hakkında bilgi vermek istiyorum.

Argüden, ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı, KalDer’in kurucularından.

"Geleceği Şekillendirmek", "Gönüllü Kuruluşların Yönetimi" gibi kitapları var.

Fikret Toksöz ise 1992-2002 yılları arasında Marmara ve Boğazlar Belediyeler Birliği’nin Genel Sekreterliği görevini yürütmüş.

Yerel yönetim işini çok iyi bilen biri.

Argüden
diyor ki: "Hep kamu harcamalarının nasıl kullanıldığını merak edip dururuz. Gerektiği gibi, verimli bir şekilde harcanmış mı sorusu herkesin kafasını meşgul eder"...

SÖKÜLEN KALDIRIMLARIN HESABI

Örnek mi istiyorsunuz?

İstanbul’un belediye tarafından sürekli yenilenen kaldırımları.

Neden sağlam kaldırımlar hep sökülür?

Harcanan kamu paralarına yazık değil mi?

Hesap veren, doğrusu tam olarak hesap soran da yok.

Argüden’ın verdiği bir başka örnek ise daha da çarpıcı.

Valiler bir ildeki toplam kamu bütçesini bilmiyor.

İl İdaresi bütçesi, belediyesinin bütçesini biliyor ama toplam bütçeyi, ilin gelirlerini bilmiyor.

İşte bu açıdan bakınca TESEV’in bu projesi Türkiye’de birşeylerin değişmesi için büyük bir adım.

Zira önceki gece önümüze konan tablodan görüyoruz ki, Türkiye, "yönetimin hesap vermesi", "halkın söz sahibi olması" "hukukun üstünlüğü" gibi kalemlerde Bulgaristan, Hırvatistan, Romanya, Yunanistan hatta Mısır ile karşılaştırdığınızda en alt sıralarda.

Durumun böyle olduğu Türklerin mutsuzluğundan da belli değil mi?

Her neyse TESEV’in projesine dönersek, Fikret Toksöz ve yedi, sekiz kişilik genç ekibi aylardan beri yollarda.

Bu sözünü ettiğim illere gidip yerel yönetimlerle, STK’larla, üniversitelerle toplantılar yapıyorlar.

Her ilde izlenen yol şu:

Gelişmişlik haritası çıkartılıyor.

Kamu harcama analizi yapılıyor. Yani kamu parası hangi bölgelerde ve nerede harcanıyor? Bunlar ortaya çıkartılıyor.

İnsanlar aldıkları hizmetten memnun mu diye bir araştırma yapılıyor.

Belediye, STK yani herkesin katılımıyla bir "stratejik plan" çıkartılıyor.

İlin vizyonu ne olacak?

Bu arada belirtmekte yarar var.

TESEV’in bu projesini gerçekleştirmesini yardımcı olan iki şeyden söz etmek mümkün.

Biri, yerel yönetim reformu yasası.

Diğeri, Japon Sosyal Kalkınma Fonu’nun Dünya Bankası aracılığıyla verdiği 1,5 milyon dolar.

Argüden’e "Keşke projeye İstanbul’u da alsaydınız" diyorum.

"O zaman 1,5 milyon doların tümünü İstanbul’a harcamak gerekirdi. belki o bile yetmezdi" diyor.

Fevzi Paşa Mahallesi’nde evlerin yüzde 15’inde niye tuvaletler dışarıda

TESEV’in projesi bazılarınıza soyut gelebilir.

Bu yüzden bazı kalemleri açmak istiyorum.

Örneğin, bu "gelişmişlik haritası".

Nedir bu?

TESEV ekibi elindeki verilerden yola çıkarak illerin sosyal yapılarını inceliyor. Köy ve mahalle bazında gelişmişlik düzeyini haritaların üzerinde belirtiyor.

Her il için 190’na yakın harita yapılmış.

Örneğin, Çanakkale’nın Fevzi Paşa Mahallesi’nde evlerin yüzde 15(inin tuvaletinin dışarda olduğu saptanmış.

Yine aynı mahalle, yüzde 15 ile işsizliğin en yüksek olduğu mahalle.

Okuma yazma oranının en düşük olduğu mahalle.

Niçin?

Zira bu mahalle "roman"ların oturduğu bir bölge.

Harıtadan belli ki "romanlar" kamu hizmetlerine ulaşamıyor.

Fikret Toksöz diyor ki "Bu gerçeği herkes biliyor ama dillendirmiyor. O mahalleye daha az hizmet götürülüyor. Bu haritayı yetkililerin önüne koyduğumuzda kaçış yok".

Yani duymak, bilmek yetmiyor.

Gözleriyle görmek gerek.
Yazarın Tüm Yazıları