Sonradan “Gurme”ler

Haberin Devamı

HAYIR efendim, başlıkta bir yanlışlık yok...  Bunun artık böyle yazılması gerekiyor! Düşündüm de ben “gurme” sözcüğü ile tanışalı 40 yıldan fazla olmuş. O da, rahmetli Burhan Felek sayesinde... Osmanlıcasını Usta’dan öğrenmiştik: “Şikemperver”. Baksanıza, ortalık “gurme”yim diye, “gurman”dan yani oburdan, pisboğaz’dan geçilmiyor. Sırtına kamerayı alıp, lokanta lokanta dolaşıp, ağız şapırdatarak, “ben biraz daha az tuzlusunu severim” demekle olmuyor bu işler. Ölümüyle meydanı -sonradan gurmelere- bırakan, rahmetli Tuğrul Şavkay’a kulak verelim: “Gurme, yemek ve içmek konusunda incelikleri takdir edebilen, bir başka geometrik plâna geçmiş kişi. Artık bir yemeğin pişirilmesindeki incelikler tartışılmakta. Malzemesindeki egzotizme dikkat çekilmekte. Aşçının yiyecekleri pişirirken yemeğe kattığı ruh konuşulmakta...”
İşin hakkını verenlerden değerli Hocam Artun Ünsal’ın ömrüne bereket... Buradan Egeli bir duayeni de selamlayalım. Vefa Zat Bey’in meşhur kitabını karıştırıyorum bu yazıya niyetlenince; “Adâbıyla rakı ve çilingir sofrası...” Hele o “çilingir sofrası” kısmı yok mu? Sonraları birçok benzeri yazıldı ama, sadece “benzeri” olabildiler. Taa ki, ocak ayında, “Rakı Ansiklopedisi” raflardaki yerini alana kadar. En hoş tarafı, sayfaları karıştırdıkça, içkinin sadece içmekten, yemeğin sadece yemekten ibaret olmadığını tekrar anlıyorsunuz. İşi sığ sularda ticarete dökenlere acıyasınız geliyor. Zor zanaat, “sonradan gurmelik”...


Rakı Ansiklopedisi

Haberin Devamı

500 yıllık bir söylencenin nabzını tutuyor kitap. Erdir Zat’ın yayın yönetmenliğinde, birbirinden değerli tam 55 yazarın rakı hakkında kaleme aldığı 1755 maddeden oluşuyor. Belki, bir “popüler kültür arşivi” demenin daha çok yakışacağı ansiklopedide, edebiyattan müziğe, sinemadan mizaha kadar, hayatın her alanında gezinilmiş. Pek çok maddeyi de sevgili dost Nedim Atilla yazmış. Okuyucuyu “çok kültürlü mutfak” fikriyle tanıştıranların en başında gelir kendisi. Rakı imalâtçısı Mahmud Nedim Bey’in torunu olmak az sorumluluk değil. Özellikle, “Kemeraltı, Veysel Çıkmazı, Âkif Baba Taş Plâk Meyhanesi” maddelerine mutlaka göz atmalısınız. Adını bile duymadığınız, “Hovarda ve Kibar” rakıları ile Âbı hayat, Âlâ Nazilli ve Bornova Hayat” rakılarının kokusu, kendi tabiriyle “Karşıyaka ve Alsancak arasındaki anason anaforu” yüzünden şehre sinmiş gibi... Bu yazıyı cuma günü yazmakla iyi ettim herhalde. Hafta sonu ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Master Chef denilen yarışma

Haberin Devamı

Galiba en çok katılımın olduğu kentlerden biri de İzmir... Neden insanlar “aşağılanmak ve itelenip kakalanmak için” bir yarışmaya katılırlar, işte benim aklım burasına ermiyor. Efendim, yarışmanın formatı böyleymiş. Terbiye ihmalkârlığının formatlanmış olması, neyi değiştiriyorsa? Özetle, ağız tadı bırakmayan bir yemek yarışması hazırlamak için çok uğraşıyor olmalılar; aferin...

Biraz da politika

Aday adaylarında heyecan son virajda... CHP’nin İzmir listesini, ben de herkes kadar merak ediyorum. Aday adayı sayısını bile –kesin olarak- açıklayamayan bir örgütün seçime hazır olduğuna gel de inan... Önseçim yok, tamam! Ama bu sefer de kamuoyu yoklaması çıktı. “İsteyen” (?) adayları, Ankara’ya mülâkat’a çağırıyorlar. Randevusuz, 10-15 kişilik gruplar halinde ve kahvehane sohbeti havasında yapıldığına göre görüşmeler, buna “davet” demek abartılı olur; çağırıyorlar... CHP kendi topuğuna sıkmayı sürdürdüğüne göre, İzmir’de bile sonucu, rakibinin yanlışları belirleyecek demektir. “Kes zaferden ümidini, gayrıdan imdâd lâzımsa” sözü, bilmem bir şeyler anlatmaya yetiyor mu? Parlamentoya “yakışır” birkaç dostun listelerde yer alıp almadığını hafta başında göreceğiz. O zaman, iki çift lâf ederiz herhalde...


 

Yazarın Tüm Yazıları