"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

İzmir Trafiğinde Çağrışımlar...

7 Ekim 2019

 

Gerçekten de bu yakıştırmayı azıcık ciddiye alır ve dikkatlice bakarsanız, şaşırtıcı benzerlikler yakalayabilirsiniz. Önce fiziki benzerlikler gözünüze çarpar: Tavırları birbirine benzer, duruşları, oturuşları, bekleyişleri, yüz hatları... Sonra ayrıntıları fark edersiniz: Sesleri, bakışları, istekleri, kaprisleri, huyları, suları... Sevdiğiniz insanların köpekleri ile olan benzerliklerinde genellikle iyi ve olumlu çizgiler öne çıkar: Hallerinde bir asalet vardır; söze gelirler, sadıktırlar, vefalıdırlar... Pek sevmediklerinize ise biraz biraz hoş olmayan etiketler yapıştırırsınız: Kavgacıdır; hain hain bakmaktadır, olur olmaz her şeye bağırır çağırır, tembeldir bazen, uyuşuktur, pistir, pisboğazdır!

 

Çok da yeni olmayan benzer bir mukayese,

başka bir ikiliyi büyüteç alır: “Otomobiller sahiplerine benzer...”

Eh, az çok bu zorlama da zaman zaman yerine oturur: Renk tercihlerinin sahibi konusunda fikir verdiği söylenir evvelâ... Arabanın boyu bosu, yüksekliği alçaklığı, klâsik ya da spor çizgiler taşıması, yeniliği eskiliği, motor gücü, silindir adedi hemen ardından akla gelir. Üstü açık olanlar, saçı dökülmüş beylere takılma vesilesidir meselâ... Neticede, boyası, çarpığı, vuruğu kırığı, tamponu tekeri, kornası derken her ayrıntı bir başka benzerliğe çevrilir; gevezelik konusu yapılır.

 

Şimdi bu benzetmeleri biraz çaprazlamaya çalışalım:

Yazının devamı...

Gökovalı’nın Ödülü’ne “Fuzulî” Bir Yorum !

30 Eylül 2019

 

“Yarım yüzyıllık iletişim deneyimimde öğrendiğim şeylerden biri şu:

-Konuşma dediğin dinleyeni, yazı dediğin okuyanı şaşırtmalı-“ demiş bir “Usta”dan bahsederken,

“kimi şaşırtacak, ne yazabilirim ki ?” diye düşündüm.

 

Aynı yazıda, “hakkında yazılmamış bir şey, söylenmemiş bir söz kalmış mıdır acaba ?”

diye tedirgin olduğumu da saklayamamışım okuyucudan…

Dahası, bu yazı, “söyleten” için kaleme alınmış olmasına rağmen;

Yazının devamı...

EVKA 3’te “Sınav Aracı” Terörü...

23 Eylül 2019

Millî Eğitim Bakanlığı, “Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliği“ndeki “Güzergâh” maddesini tartışmaya açmış ve “bence bu yönetmelik eksik ! Acilen şöyle bir madde eklenmeli” diye ironi yapmıştım:

 

“...Direksiyon eğitimi vermek ve sınav yapmak üzere, il/ilçe millî eğitim müdürlüğünce belirlenerek ilgili mevzuatı doğrultusunda gerekli izinlerin alınmış olduğu alan ve yollar, bir kez belirlendikten sonra, bir daha hiç gözden geçirilmemeli... Bu sınavlar, sonsuza kadar, hep aynı parkurda yapılmalı... / ...Yıllarca aynı parkurda yapılmalı ki, ‘eğitim ve sınav araçları’, günün her saatinde bu parkurda seyir halinde bulunabilsinler, cirit atsınlar, bir süre sonra bu semtte yaşayan insanlar-sürücüler, evlerine, işlerine, okullara, hastanelere vs. giderken, araç kullanamaz hale gelsinler; sürücü adayları, arka arkaya, ‘tırtıl ailesi’ görünümünde, akan trafiği yavaşlatacak ve bir süre sonra da tehlikeye düşürebilecek bir yoğunluk oluşturabilsin... / ...Bu, sosyal ihtiyacın giderilmesinden doğan kaos, güvenlik açığı ve eziyet, hep aynı mahallede yaşansın. ‘Kaderde, tasada, kıvançta ortak’ olanlar arasında makul süreler (seneler) halinde paylaştırılmasın...”

 

Eylül ayının sonlarında ise, “Ört Üstümü Öleyim...” başlıklı yazıda, “ironiden mizah ve hiciv”e terfi ederek”, “...pazartesi yazısına bir dönüş oldu; bir dönüş oldu, anlatamam...” cümlesiyle dozu arttırmış, “Millî Eğitim Bakanlığı, İl Millî Eğitim Müdürlüğü, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü, İl Trafik Müdürlüğü, İlçe Trafik Müdürlüğü, İzmir Valiliği, Bornova Kaymakamlığı, Bornova Belediye Başkanlığı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İzmir Ticaret Odası, İzmir Şoförler Odası, İzmir Minibüsçüler Odası, İzmir Taksiler Odası, İzmir Otobüs ve Servis Araçları Odası, İzmir Otobüsçüler ve Umum Servis Araçları Esnaf Odası, İzmir Sürücü Kursları ve Eğitimcileri Derneği, Özel Sürücü Kursları Konfederasyonu, EVKA 3 Muhtarlığı, Ege Özel Okullar Derneği ve necip yerel medya...  (ve daha adını sayamadığım) onlarca, yüzlerce kurum ve kuruluştan, telefon, mail, faks, telgraf, teleks, SMS, WhatsApp, Linkedin, Facebook, Instagram vs. aracılığıyla geri-bildirimler geldi; gösterdikleri ilgi ve duyarlılıktan gözlerim yaşardı...” tekerlemesiyle, alay etmeye varmadan, bir tık öncesinde direkten dönmüştüm.

 

Üzerinden tam 1 yıl geçti. (Yazıyla bir yıl...)

Bu bir yılda kimsenin kılı kıpırdamadığı gibi,

Yazının devamı...

TRT’de Opera’nın “Devre Arası”

16 Eylül 2019

 

 

“...Aida Operası TRT 2'den canlı yayınla sanatseverlerle buluştu.

2 bin yıllık tarihi Aspendos Antik Tiyatrosu'nda sahnelenen Aida Operası ile

Türk televizyon tarihinde bir ilke imza atıldı... /

 

...Zengin içerikleriyle Türk televizyonuna yeni bir soluk getiren TRT 2,

(ki 1986 yılında yayına başlamıştı; soluğunu yeni hissedenlere selam olsun...)

Yazının devamı...

Hasan Tahsin Senfonisi...

9 Eylül 2019

 

“9 Eylül” denildiğinde, ne anlaşılması gerektiğini,

“Sen ‘9 Eylül’ dersin iki kelime...” diye başlayan şiirinde,

“yazgı” sözcüğüne düğümler, Halûk Işık.

 

O hesap; İzmir’in kurtuluşunun, aslında,

9 Eylül’de değil de,

“ilk kurşun”

Yazının devamı...

Urla’nın “farkındalık” koşusu...

3 Eylül 2019

 

 

“...güzel beldenin,

‘butik mekânları’ndan ‘Eski Tamirhâne Binası’na buyur edildiğimizi,

20-21 Ağustos 2019 tarihlerinde,

“eteğinde dökecek taşı olan isimlerin iştirakiyle ve

‘Urla’nın önümüzdeki 5 yıllık dönemdeki vizyonunun şekillenmesi amacıyla,

2 günlük bir ‘Arama Konferansı’  düzenleneceğini,

Yazının devamı...

Yangında ilk kurtarılacak yerel medyaymış meğer!

27 Ağustos 2019

 


Maksat size yazıyı okutabilmek...
Ama, başlıkta biraz da gerçek payı var.
Kamu vicdanının yakıldığından emin olduğu ormanlarımız yanar-ayak bakın nasıl bir farkındalığa düşürdü bizi, uyanabilirsek eğer.
Bir kent düşünün ki, sıcak gündemi izlemek için televizyonu yok! Radyosu yok! Gazetesi yok! Dergisi yok!
Kaldınız mı kirlenmiş sosyal medyanın eline?

Yazının devamı...

“İzmir ‘PR’ından çelişkili örnekler...”

19 Ağustos 2019

Bu gözlükle bakınca, son aylarda, İzmir’in “ilişkiler” perspektifinde gözüme çarpan birkaç örneği paylaşmak istedim.

 

İzmir Büyükşehir Belediyesi Basın Müdürlüğü’nden, “kişiye özel” gelmeye başladı davetiyeler. Yani, “Sayın Basın Mensubu” sıradanlığından, “Sayın Nihat Demirkol” sıcaklığına terfi ettik. Bunu bir yazılımın becerdiğini bilmek bile, insanın, ekranda kendi adını gördüğündeki tebessümü gölgeleyemiyor. Dahası, Tunç Soyer imzalı geliyor bu mailler.  Örneğin, e-posta kutuma en son düşen davette; “İzmir’in en önemli festivallerinden biri haline gelen, katılım ve ilginin her geçen yıl arttığı Körfez Festivali bu yıl 27-29 Eylül tarihleri arasında yapılacak.  Ana etkinliğinin İzmir Arkas Körfez Yarışı olduğu festival, yelken yarışlarının yanı sıra kürek ve kano müsabakalarına da sahne olacak. Festival programının detaylarını paylaşacağımız basın toplantısında sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyacağım...” diye elini uzatmış sayın Başkan.  (20 Ağustos 2019 – Salı, saat 10:30 / Konak Vapur İskelesi yanı, Gemi İskeleti Heykeli)

 

Bu ayrıntıları önemsiyor olmam size garip gelmesin ! Köpürtülebilecek gündemleri, küçük özenlere çeviremeyenler de var. Onu da hatırlatalım:     Farkedenler olmuştur ; 33. Uluslararası İzmir Festivali kapsamında, 12 Haziran’da, Kızlarağası Hanı’nda, bir konserde buluştuk “Soprano- Bas Alaturca” olarak... Necip yerel medyamız, (Seferihisar ve Lavanta’yı kuvvetle ıskalayıp) geceyi sadece “Başkan Soyer için tango bestelendi” şeklinde gördüyse de, konseri içselleştiren “Usta”lar doğrusunu yazdılar. Öcal Uluç, “...İzmir'in yeni Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de Eşi ile beraber oradaydı.  Ve O'nu, ‘büyük bir sürpriz’ bekliyordu; Nihat Demirkol, Tunç Soyer için ‘Seferihisar Belediye başkanı iken’ bir şiir / beste notalamıştı; ‘Lavanta !..’   Tango, o gece ‘ilk defa’ icra edildi ve de ‘notaların ilk kopyası’ Başkan'a hediye edildi. O nota, şimdi, siz bu satırları okurken, ‘çerçevelenmiş olarak’ Tunç Soyer'in başkanlık odasının duvarlarında asılı duruyor !..” diye duyurdu meselâ.

 

İzlediği gecenin program notlarından esinlenen Nedim Atilla ise,  “... Bestenin sözleri, 2018’de, Turgut Köyü’ndeki lavanta bahçesinin hasadını izleyen günlerde, ‘Sakin Şehir’ Seferihisar için yazılmış ve ‘başka bir tarım mümkün anlayışıyla çıkılan yolculuğun anısına’, dönemin Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’e armağan edilmiştir.  2019 Ocak ayında, şiire ikinci bölüm eklenmiş ve güfte, Mart 2019’da, 33. Uluslararası İzmir Festivali için bestelenmiştir. Akdeniz kökenli bir bitki türü olan Lâvantanın, ‘zaman ve mekânda çağrıştırdıkları’, aslında, biraz da bilinmeyen bir yelin alıp götürdükleri, ‘hasret kaldıklarımız, bırakıldıklarımızdır...’ Bestede, Lavânta, başka kokulara benzemez ! Çünkü o, kaybolan inceliğin kokusudur... Envaî olan biraz da hercaîdir... Nakaratın içine gizlenmiş feryat, işte biraz da bunu anlatır. ‘Kendine (her karanlıktan) bir sabah bulacak’ kadar aydınlık ve hattâ parlak bir umut, kararlılık ve özgüveni de yedeğine alır; ‘heves’, zaman zaman ‘nefes’ ile yer değiştirir. Bu konserin yinelenmesi için ben de çalışmaya başladım. Daha geniş kitlelere ulaşması için de bu eserlerin bir CD olarak yayınlanması şart. Teşekkürler kentimizin kültür hayatını derinleştiren bu girişim için İKSEV’e, Demirkol’a…” satırlarıyla, hem gerçek öyküyü paylaştı, hem de onurlandırdı bizleri.

 

Yazının devamı...