Sayın Bakan hava kirliliğini öğrendik peki sonra ne olacak

HAVA kirliliğini ölçmede dünyada birinciymişiz. Dünyada birkaç örneği bulunan ’Hava Kalitesi İzleme Ağı’ kurularak, Valilikler günlük raporlarla uyarılacakmış. Böylece hava kalitesi yönünden insanların olumsuz etkilenmemesi için, kısa sürede kirlilik seviyesi bilinerek eyleme geçilebilecekmiş...

Bu sistem sayesinde yurttaşlar, havanın kalitesini her an öğrenebilme imkanına sahip olacaklarmış.

Tamam, ben öğrendim. Sayın Bakanın evinin de makamının da bulunduğu Ankara’da hava; zehir, zemberek. Buyurun !

Belediye ve halk otobüsleri başta olmak üzere, polis denetimsizliğinden ve elinden kaçan egzos cinnetçileri şehri tarumar etmektedirler. Yetmedi, Belediye Başkanlığının hibe dağıttığı kaçak kömürler de işin cabası.

Bunu başta Sayın Bakan olmak üzere, Ankara Valisi ve diğer yetkililerin görmesi rekemez mi?

Bunun için para harcayıp, sistem kurmaya ne gerek var? Soluduğumuz hava ile, ağzımızın, burnumuzun, genzimizin kuruması, yanması ve kusacak hale gelmemiz, bu zehir cehennemini bize pek bi güzel tattırıyor zaten...

Sayın Bakanın, "Ankara, Kızılay’da, iki tane belediye otobüsü, bir çimento fabrikası kadar zehir saçıyor..." diyen demeçi var...

Sadece Ankara değil, kış aylarında Afyon, Eskişehir, Bursa ve Denizli gibi birçok ilin, bu kirlilik yüzünden hayatla bağları kopmaktadır.

Bu hava kalitesini ve kirliliğini anlamak için sistem kurmaya gerek var mı? Herşey gözünüzün ve burnunuzun önünde.

Sayın Bakan! Bırakın bu göz boyama işlerini. Bir Çevre ve Orman Bakanı olarak, zehirin miktarının ne olduğunu değil de, o kirli havanın nasıl bertaraf edileceğinin yollarını acilen arayın.

Biz de size soruyoruz, "O sözünü ettiğiniz, bir çimento fabrikası kadar havayı kirleten Ankara belediye otobüsleri halen seyr-ü seferde mi, değil mi?"

Yoksa, buyurduğunuz gibi, sisteme girdik, kirliliği de öğrendik!.. N’olcek!

B.Y.-ANKARA

Buyrun sabah namazına

ÇAYYOLU Mevlana Camiisi’nde ezan okunuşu ile ilgili (Metin Altay; 13.3.2007) eleştirinizi üzüntüyle okudum. Ezanın düzgün okunmadığından söz ediyorsunuz. Her iki minarede o kadar hopörler olduğunu nerden biliyorsunuz? Yoksa gittiniz de tek tek mi saydınız?

Doğrusunu ben söyleyeyim. Her iki minarede birer tane olmak üzere iki tane hopörler var. Hatta daha önce sesi az çıkıyor diye şikáyetler bile vardı. Son zamanda güçlendirme yapılması sonucu evim camiye uzakta olmasına rağmen çok şükür düzgün ve anlaşılır bir ses içimi manevi bir duygu ile kaplamaktadır. Özellikle sabah ezanını duyduğumda bu duygu yükü daha da artmaktadır. Sizi bir sabah sabah namazına davet ediyorum. Ne anlama geldiğini belki o zaman anlarısınız.

Erol ACAR

Suçumuz hayvan beslemekmiş

MALTEPE’de oturuyorum. Geçen hafta saat 22.30’da (evet yanlış okumadınız)evimize Çankaya Belediyesi’nin zabıtaları geldi. Suçumuzsa; ’sokaktaki kedileri beslemek’miş.

Tabii Maltepe gibi oldukça kozmopolit bir semtte oturunca bu durum tabiiki kaçınılmaz oluyor. Bazı kendini bilmez, cahil insanlar sırf iki lokma yiyecek yiyorlar diye sokaktaki kedilere kafayı takmış durumdalar. Ellerinden gelen türlü türlü zalimliği yapmaları ve hayvanlara göz göre eziyet etmeleri de cabası.

Sevgili Bekir Coşkun’un da dediği gibi "Bu hayvanlar bazı insanlara geldikleri yerleri hatırlattığı için", onların iki lokma yiyeceklerine ve bir yudum sularına göz dikiyorlar. Hem de Çankaya Belediyesi zabıtalarını gecenin bir vakti boş yere işgal ederek yardımsever vatandaşların evlerine yolluyorlar.

Bu devirde bu nasıl bir zihniyettir! Nasıl bir, hayvanlardan nefret etmektir inanılır gibi değil. Unutmamalıdır ki, onların da en az biz insanlar kadar yaşamaya hakları var.

Onlar da birer Allah’ın kulu... Hayvan haklarının malesef yeni yeni gelişmeye başladığı ülkemizde bu tür zihniyetteki insanlar yüzünden çok ama çok gerilerde kalıyoruz. Murat KADIOĞLU

GÜNÜN SÖZÜ

"Milletler parasızlızlıktan değil, ahlaksızlıklardan çökerler." (Cicero)
Yazarın Tüm Yazıları