‘Şark bülbülü Celal’

10 KASIM Çarşamba günü, Atatürk’ün, Diyarbakırlı sanatçı Celal Güzelses’le ilgili bir anısını Adıyaman Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Ramazan Topdemir köşemize yazmıştı.

Yazı yankı uyandırdı... 1900-1959 tarihlerinde yaşayan ve Diyarbakır Özel İdaresi’nde çalışan Celal Güzelses’in oğlu, Çınarcık’ta yaşayan emekli eğitimci Erdem Güzelses (76) arayarak, Topdemir’in yazısında bazı bilgilerinin eksik ve yanlış olduğunu anlattı.
Türkü, maya ve gazel okuyan ve ‘ilahi’ bir sese sahip olan Güzelses’in, kasetlerini dinleyen Safiye Ayla’nın “Büyük bir gırtlak... Ben böyle ir ses duymadım” dediğini de söyledi. Türkülerini, ilk olarak İzzet Altınmeşe okumuş... İbrahim Tatlıses de bir parçasını kasedine almış geçmişte... Kendi sesinden kasetleri bugün piyasada bulunuyormuş.
Biz Erdem Güzelses’in ağzından babası Celal Güzelses’le Atatürk’ün nasıl tanıştıklarını dinliyoruz:
“Gerçekler şöyledir... Atatürk 27 Mart 1916’da 16. Kolordu Komutanı olarak Diyarbakır’a gelir. Asıl adı ‘Sem’an’ olan Gazi Köşkü’nde ikamet eder. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk 5 Mart 1917’de 2. Ordu Komutanlığı’na atanır.
Aynı yılın haziran ayında Celal Güzelses birkaç arkadaşıyla birlikte köşkün altında bulunan dutluklarda piknik yapar. Hem yiyorlar hem de eğleniyorlar. Doğanın güzelliği, ortamın güzelliği karşısında, Celal Güzelses aşka gelir. Türküler, mayalar, gazeller peş peşe gelmeye başlar. Köşkte dinlenmekte olan Mustafa Kemal Atatürk duyduğu bu sesten etkilenir. Emirle, sesin sahibini yanına ister. Bir süre sonra Mehmet Celalettin Ata’nın huzurundadır. Atatürk sorar: ‘Demin aşağı bahçede türkü okuyan sen miydin?’ ‘Evet Paşam. Sizi rahatsız ettim ise özür dilerim’ der. Bu sırada, Atatürk havuz başında Diyarbakır’a özgü kürsüye oturmuş, önünde küçük bir masa ve üzerinde paşa leblebisi ile rakısını yudumlamaktadır. ‘Hayır rahatsız olmadım, oturur musun? İsmin Ne?’ ‘Mehmet Celalettin.’ ‘Bana da o güzel türkülerini okur musun?’
Güzelses okumaya başlar. Atatürk narin, minyon tipli bu çocuktan çıkan ilahi sesi ve usul, makamı dinledikçe keyiflenir, keyiflendikçe Celalettin coşar, öyle bir an gelir ki, bülbüller uçup köşkün demir parmaklarına konar. Ayrı bir dünya, ayrı bir âlem oluşur. Atatürk, Celalettin’e sorar: ‘Sen hiç rakı içtin mi?’ ‘Hayır Paşam’ der Celalettin.
Atatürk, ‘Bak Celal, memleketimiz bir gün huzura kavuşacak ve sen bu güzel sesinle bu güzel eserleri İstanbul’da plaklara okuyacaksın. O zaman o plakların üzerine ‘Şark Bülbülü Celal’ yazdır. Sen gerçek bir bülbülsün, konuşan bülbül.’
Celal Güzelses, plak doldurmak için 1931 yılında İstanbul’a gider. Sahibinin Sesi Plak Şirketi’ne 8 plak birden doldurur. Plakların üzerine, 1917 yılının haziran ayında, Atatürk’ün kendisine verdiği unvanı, ‘Şark Bülbülü Celal’diye yazdırır.
Plak doldurma işlemi devam ederken İstanbul’da bulunan Diyarbakır Milletvekili Zülfü Tigrel ve o zamanın Bayındırlık Bakanı olan Fevzi Pirinççioğlu beylerin vasıtasıyla Dolmabahçe’de Atatürk tarafından kabul edilir. Atatürk kendisine ‘Benim Şark Bülbülü Celal dediğim sen değil misin çocuk? Bana bir çok gazel okudun, o gazellerden birinin sözleri şöyle değil miydi?’ der ve o gazelin sözlerini aynen okur.”

Süryaniler aşağılanıyor

BİR süredir ATV’de yayınlanan ve Mardin’de çekilen ‘Aşk Bir Hayal’ adlı dizide Süryanileri aşağılayan bir tutum sergilenmektedir.
Dizide Süryani dul bir kadını ve eski kocası papazı canlandıran oyuncuların rolü şu:
1- Dünyayı umursamaz, başkasının evinde yas varken yeni evlendiği kocası ile evde âlemler düzenleyip aklı fikri yatakta, kocası ile beraber olup her türlü ahlaksızlığı mubah sayan bir kadın.
2- Bu kadının eski kocası Süryani papazı; bunun da aklı fikri kumar ve sahtekârlıklarda, yalan dolanlarla oğlunu ve eski karısını dolandırıp ele geçirdiği paraları kumarda harcamak.
3- Ayrıca kilisede başka bir papaz var, onun da saçları at kuyruğu ve kıyafeti Makarios’un kıyafeti ile aynı. Yani Rum papaz kıyafeti!
Süryani sayfamızın linkini gönderiyorum. Özellikle ATV’deki ‘Aşk Bir Hayal’ linki ile ilgili bölümü okumanızı rica ediyorum.
Gittikçe Süryanileri aşağılayan bir tutum içerisindeki dizi her pazar devam etmektedir.
Anlayacağınız, bizde ne ahlaksız dul bir kadın mevcut, ne de para düşkünü bir papaz var.
Ruhanilerimiz arasında da olması mümkün olmayan uzun saçlı ve Rum Ortodoks kıyafetli papaz!
İnanın diziyi seyredip bizimle konuşan insanların yüzüne bakmaya utanır olduk.
Kenan GÜRDAL
www.suryaniler.com

Biliyor musunuz

AKSA Enerji’ye satılarak özelleştirilen Çoruh Elektrik A.Ş., 12 bin liralık alacağından ötürü, müflis Rize Serbest Bölge A.Ş.’nin elektriklerini kesince, bu sahada kiracı olarak bulunan Gümrük Muhafaza Müdürlükleri ile İhracatçılar Birliği gibi işletmelerin ihracat ve ithalat faaliyetlerinin durduğunu...

GÜNÜN SÖZÜ

 “(Köln’deki konuşmasından) İstanbul emek yoğunluğu olan şehir değil. Küresel kararların alındığı, kongrelerin, finansın ve modanın merkezi... 18 milyar Euro yatırım yaptık. Bu yatırımın % 55’i ulaşımda kullanıldı. 1/100.000’lik imar planını yaptık. Rotasız gemiye hiçbir rüzgâr yardım etmez. Sabah dünyanın bir yarısı öğleden sonra diğer yarısı ile temas imkânı sağlıyor.”
(İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş)
Yazarın Tüm Yazıları