maNga ve bilmece gibi bir Eurovision

Ne tuhaf, her yıl Eurovision’a gidecek olan şarkıcı ya da grubu eylül/ekim aylarında filan açıklardı TRT.

Sonra da büyük tantana olurdu. Yarışacak şarkı İngilizce mi olacak, şarkıcının kıyafetleri nasıl duracak, sahne şovunu kim tasarlayacak filan diye.
Ama bu yıl çok geciktiler ve sürekli spekülasyonlar yaşandı.
Önce Murat Boz’un gideceğine dair haberler çıktı. Ardından şebnem Ferah’ın.
Nihayetinde maNga’nın Eurovision grubu olduğu açıklandı.
Bu kez de maNga’cılar, “TRT’ciler henüz bizi aramadı” diye tuhaf bir açıklama yaptılar!
Anlaşılan o ki, son beş-altı yıldır Eurovision’a gösterilen titizlenilmiş ilginin sonuna gelindi.
Sürekli spekülasyon okumaktan da bıktık.
Ayrıca maNga’nın, Eurovision’a gitmeye bu kadar hevesli olması iç sıkıcı.
Hani Mor ve Ötesi o kadar sistem eleştirisi yaptıktan sonra gitti ve gitmesiyle beraber bir düşüş yaşadı, bari siz gitmeyin.../images/100/0x0/55ea660ef018fbb8f87d588f

Ferrari’deki Türk bayrağı

Kıpkırmızı o meşhur Ferrari’lerden biri.
Ve arabanın önüne yaptırılmış bir ay-yıldız. Ferrarili milliyetçi yani.
Her haliyle ilginçti, çekmemek olmazdı.
iPhone’la hemen şipşak olay görüntülendi. Paylaşayım istedim...

Şehir Atlası

* KARTLI RESTORAN
Vapiano ilginç bir restoran. Mutfağı ıtalyan ama restoran zincirinin esas sahipleri Alman. Diğer ilginç tarafı da kartlı yeme-içme sistemi.
Size girişte bir kart veriyorlar. Bu kartla 100 liraya kadar istediğinizi yiyip içme krediniz var. Çıkışta kasaya veriyorsunuz kartı.
Ne kadar harcadıysanız karttaki krediden, o kadarını ödüyorsunuz.
Dahası, pizza siparişi verdiğinizde elinize bir alet veriyorlar. Pizzanız hazır olduğunda o aletin ışığı yanıyor, titreşim yapıyor.
“Hadi, gel pizzanı al” uyarısı yani.
Böyle hayli oyuncaklı bir restoran Vapiano.
Bana çok sıkıcı geldi bu kadar ayrıntı. Ve hayli soğuk.
Suadiye’deki Vapiano çok ilgi görüyormuş ama, kalabalıktan geçilmiyormuş.
Nişantaşı’nda yeni açılan şubesine gittim ben. Bomboştu içerisi.
Belki de insanların haberi yoktu henüz Vapiano’nun varlığından, bilemem.
Ama bu kartlı sistem Nişantaşılı’yı bayabilir, benden söylemesi.

* ORADA BİR AZTEK VAR SOKAKTA
Bir yıl önce yazmıştım Bomonti’de, sinagog sokağındaki Aztek’i.
Ve işte tam bir yıl sonra yeniden yolum düştü.
Bir kez daha hatırladım: Böyle bir pazı dolma, böyle bir mantı ve köfte ve hatta patates kızartması en şık restoranda bile yok.
Aztek bir dönem müzisyenlerin, oyuncuların uğrak yeriymiş. Mesela Onno Tunç çıkmazmış hiç buradan. Müzisyen arkadaşlarıyla hep burada takılırmış. O bohem yönü hâlâ devam ediyor Aztek’in. Bu kez genç jenerasyon müzisyenler akın ediyor Aztek’e.
Son olarak, Aztek öyle şık bir yer değil. Salaş ve çok eski. Ama bu haliyle güzel. Gidecekseniz bunu bilerek gitmenizde fayda var.

Gülşen’in klibi olmuş!

Gülşen’in ekranlarda dönmeye başlayan “Bir An Gel” adlı yeni şarkısının klibi, uzun zamandır gördüğüm en iyi yerli klip.
Yerli kliplerde görmeye alışık olunan şeyler bu klipte yok:
* şarkıcının yüzüne yüzüne vurulan o sert beyaz ışıklar...
* Kötü dans eden dansçılar...
* şarkıyla uyumsuz kötü kıyafetler...
* Birbiriyle alakasız kareler...
Bir kere klibin sanat yönetmenliği çok iyi.
Gülşen’in kıyafetleri, kafasına taktığı o devasa ve uzaktan bakıldığında avize gibi duran oryantal aksesuvar şahane. Hepsi titiz bir şekilde kotarılmış, düşünülmüş.
Seksilik de kıvamında. Gülşen’in “Of Of”taki sırt erotizminden sonra bu kez bacaklarına odaklanılmış. Ama cool bir şekilde.
Ah bir de, Scarlet Johansson efekti taşıyan, Gülşen’in kara gözlükleri ve dağınık platin saçlarıyla arz-ı endam ettiği kareler çok iyi. Asıl seksapel orada.
Tekrar tekrar izlenesi bir klip yani.
Yazarın Tüm Yazıları