Lara’da kamp rezaleti

ANTALYA’da yayınlanan Yeni İleri Gazetesi’nde benim yıllar önce yazıp, sonra ‘umutsuzluktan’ rafa kaldırdığım bir konu ele alınmış.

Görünce hatırladım ve desteklemek istedim.

Antalya’da Lara Plajı Antalya’nın en temiz, en güzel plajlarından biridir.

Kilometrelerce sahil şeridi, pırıl pırıl kumlarla Belek’e kadar uzar. Fakat bu sahilden Antalya halkının da, turizmin de ‘temiz ve nezih’ bir şekilde faydalanması imkánsızdır.

Çünkü bu sahil boyunca bir ‘Valilik Kampı, Belediye Kampı, PTT Kampı, Tarım Kampı, zart kampı, zurt kampı’ onlarca kamp ve oba sıralanır.

Bu kamplar aslında birer bakımsızlık abidesidir ve birer mezbeleliktir. Bunların arasındaki küçük boşluklara ise ‘yarı mafya’ büfeler ve ‘tesisçikler’ doluşmuştur.

‘Türk rivyerası’nın en güzel plajı bu ‘mezbeleliklerin’ işgali altındadır.

Arkası orman, önü deniz bu güzelim sahil Türk turizmine hiçbir fayda sağlamadan durur.

Antalya’da yıllarca ‘torpilli’ emekli valiler çalıştı.

Şimdi ise Antalya’nın genç, dinamik, başarılı ve hepsinden önemlisi ‘kafası bu işe çalışan’ bir valisi var.

‘Kamp’ adındaki bu pisliklerden Antalya’yı kurtarmanın tam zamanı. Türkiye eğer 50 milyar dolarlık turizm hedefinde ciddi ise bunu yapmak şart.

Biri şu kamyonları denetlese iyi olacak


TÜRKİYE’de trafik sorununun en önemli nedenlerinden biri kamyonlar.

Yolları yıpratıp, zemin kalitesini düşürenler onlar.

Fazla yükle tehlike yaratanlar onlar.

Aşırı yük nedeniyle gidemedikleri için şoförleri hatalı sollamaya iten onlar.

Çevreye zarar veren onlar.

Listeyi daha uzatmak mümkün ama ‘onlar’ bizim kamyonlarımız.

Bu ülkenin gerçeği.

Hata kamyonların değil.

Yanlış politikaların.

Fakat bazı şeyler var ki, çok kolay düzeltilebilir.

Türkiye’de kazaların büyük bir bölümü otomobillerin kamyonlara arkadan çarpması sonucu meydana geliyor.

Ve büyük can kaybı oluyor.

Bunun iki nedeni var.

Birincisi kamyonların arka tamponları yerden çok yüksek veya hiç yok. Bu nedenle sıradan araçlar bunların altına giriyor.

İkincisi ise ben daha Türkiye yollarında doğru düzgün bir ‘stop lambası’ olan kamyon görmedim.

Eski püskü kamyonlar, ya kandil gibi yanan ya da genelde hiç yanmayan arka lambalar.

Daha vahimi ise bu durumun hiçbir yetkilinin umurunda olmaması.

Bu lambalar için bir parlaklık alt sınırı olması ve buna göre bir denetim yapılması çok mu zor?

Trafik polislerinin, kamyonların arka lambalarını kontrol etmesi için ‘yasal düzenleme’ mi gerek?

Bunun yanı sıra kamyonların arkalarına otomobillerin alta girmesini engelleyecek türde alçak bir tampon koyulması imkánsız mı?

Bu iki basit önlem bile yüzlerce hayat kurtarmaz mı?

İmam Hatipli hariciyeciye liberal İslamist torpil


KULAĞIMA gelen bazı ‘bilgilere’ göre, ‘ünlü yazarlardan’, liberal İslamist Fehmi Koru’nın kıymetli ‘biraderi’ Naci Koru Chicago Başkonsolosluğu’na atanıyormuş.

İlginç bir gelişme.

Dışişleri koridorlarından bana ulaşan bilgilere göre, Naci Koru ‘sürekli olarak’ yaşı ve kıdemi ile uyuşmayacak ‘önemli’ görevlere atanıyormuş.

Ve her ne hikmetse bu atamalar öncesinde Naci Koru’nun ‘muhterem ağabeyi’ Fehmi Koru ile Dışişleri Bakanlığı’nın ‘en tepesi’ arasında sıkı bir trafik yaşanıyormuş.

Yani işin özeti, liberal İslamcı Fehmi Koru Bey konu ile ‘yakından ilgilenip’ ‘torpil’ için devreye giriyormuş.

Bildiğim kadarıyla Chicago’ya atanmak öyle ‘kolay’ değildir.

Hayli torpil, hayli liyakat ister.

Dışişleri Bakanımız Sevgili İsmail Cem’e sorum şudur:

‘İmam Hatip Lisesi mezunu Naci Koru, bu göreve atanacak çapta ve liyakatta mıdır? Bu liyakatta abisi Fehmi Koru’nun bir katkısı olmuş mudur?’

Basit bir soru.

Bakalım yanıtı da bu kadar basit olacak mı?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?


Spor yorumcuları milyon dolarları cebe indirmek için Türk sporunu arenaya çevirmediği zaman.
Yazarın Tüm Yazıları