Kentsel dönüşüme biraz da sosyolojik psikolojik bakabilmek

Haberin Devamı

Kentsel dönüşüme biraz da sosyolojik psikolojik bakabilmek

Dün İzmir’de önemli bir zirve vardı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı desteğiyle Tepekulu Kongre Merkezi’nde “Her Yönüyle Kentsel Dönüşüm Zirvesi...”

Kentsel dönüşüm son dönemde çok konuştuğumuz, çok tartıştığımız bir kavram...

Ama gerçeği söylemek gerekirse; ben konuşulanlardan, önerilenlerden çok tatmin olmuş değilim.

Çünkü bu süreç bana hep eskiyi yıkıp, yerine çok katlı binalar yapmak gibi geliyor.

***

Bu önemli zirvede Türkiye Gazbeton Üreticileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Levent Akgerman sanki benim düşüncelerimi anlatan bir konuşma yaptı. Altına imzamı atarım. Akgerman; dikey değil, yatay değişimi öneriyor.

Haberin Devamı

İzmir’in örnek bir model yaratabileceğine inanıyor. Bu açılımın sosyolojik etkilerinin kenti rahatlatacağını söylüyor.

Levent Akgerman başka neler mi söylüyor; işte benim aldığım notlar...

***

Kentsel Dönüşüm yapılırken, İzmir, belli bir merkeze sıkışmış ve dikey genişleyen bir yapıya bürünmeden, “yatay genişleme” ile ilerlemeli.

İzmir’in Urla, Seferihisar, Menemen, Aliağa, Torbalı hatlarına doğru yayılması ve bu yayılmanın da çok katlı yapılar yerine az katlı yapılar şeklinde olması şehri hem daha modern, hem de şık bir şehir konumuna getirecektir.

Belediyenin, ilgili bakanlıkların ve tabii ki özel sektörün bu konuda görüş birliği içinde olmalarının önemine dikkatleri çekmek gerekiyor.

Dünyada bu yapılanmaya örnek gösterilecek pek çok şehir var, neden Türkiye’den İzmir böyle bir şehir olmasın ve neden örnek gösterilmesin?

Şehrin bu yönde yapılaşması ilk etapta şehre ne sağlar diye düşünenler olabilir. Yatay büyüyen bir şehirde, çevre ilçelerle neredeyse sınırlar ortadan kalkar, birbirinin içine geçen yerleşim yerleri, birleşen toplumları getirir. Semtler, yerleşim alanları, eğitim, sağlık, ticaret aklınıza gelebilecek her konuda toplumlar birbirlerine daha çok yaklaşır, aradaki mesafe kapandıkça, yerel gelişme, alt yapıdaki gelişme, kültürel gelişme artar.

Haberin Devamı

Kentsel dönüşüm, “kültürel dönüşüme” de hizmet eder.

Yatay genişleme sayesinde şehrin yüksek binalarındaki yapı stoğu rahatlar, semtler, ilçeler arasındaki yaşam farkı kapanır, dönüştürülen yerleşkelerde metrekare değerleri artar.

Ayrıca yüksek olmayan binaların depremden daha az etkilenir.

Ticaret açısından da yatay genişleme gösteren bir şehir, daha fazla satış kanalının açılması demektir, daha fazla yaygınlaşmak demektir, ürününüzün ve markanızın daha fazla görünmesi demektir.

İşin bir de bu projelerde yaşayacak kişiler açısından değerlendirilmesine bakalım. Yeni ve modern yapıda oluşturulmuş projelerde yaşam alanları, donatı imkanları, yaşayanlara, çok yüksek yapılarda yaşayanlardan çok daha sıcak bir atmosfer sağlayacaktır.

Haberin Devamı

Toplumsal kaynaşmanın yatay genişlemelerde daha fazla olması, yüksek binalardaki uzaklaşmaları da bir bakıma ortadan kaldıracak, komşuluk ilişkilerini yeniden kazandıracaktır.

Yapı malzemesi seçiminin sadece kentsel dönüşüm projeleri değil, tüm projelere “değer” katması, projelerin “ömrünü uzatacak nitelikte ürünler kullanılması, projelere “verimlilik ve ekonomi” sağlaması ve en önemlisi “hız” kazandırması gerekir.

Tabii bunların gerçekleşmesinde başta kamu ve özel sektör olmak üzere, konunun tüm taraflarına önemli görevler düşüyor.

Amaç birliği edinmek, kamu ve özel sektörün aynı bakış açısında olması başarıyı getirir.

***

Uzun zamandır ilk defa herkesin söylediğinin üzerine bir şeyler söylüyor.

Haberin Devamı

Ve bunun ekonomik açılımı dışında; sosyolojik, psikolojik yönlerini de söylüyor.

Levent Akgerman’a katılıyorum.

Yurtdışına çıktığımda artık sadece mimariyi kıskanıyorum, korunmuş kentleri kıskanıyorum, modern şehirleri kıskanıyorum.

İzmir’in önünde de Türkiye’ye örnek olabilecek bir model yaratma şansı olduğunu görüyorum.

 

Yazarın Tüm Yazıları