İplerinden kurtul

Haberin Devamı

Richard Wilkins’in bir sözünü kapağına taşımış Ayçe Dikmen...
Söz şu:
“Cennete gitmenin iki yolu vardır, gerçekten öldüğünüz zaman, gerçekten yaşadığınız zaman...”
Ayçe, ikinci seçeneği tercih edenlerden... Tıpkı benim gibi... Birçoğumuz gibi... Ve oturmuş, bilgisayarının başına müthiş bir iş çıkarmış...
“Değişim için iplerinden kurtul...”
Ayçe’nin ilk kitabı...
Biliyorum, devamı gelecek...
Hatta beni teşvik edecek, hatta...
Üzerimde baskı da yapacak...
“Bak oturdum ve yazdım, sen de yaz” diyecek...
Ayçe’ye söz verdim, en kısa sürede ben de geniş özeti hazır, iki kitap için tuşlara dokunmaya başlayacağım...
Sevgili Ayçe, Hürriyet EGE’nin en çok okunan yazarlarından...
Ayçe, benim için hem özel bir dost, hem de bana yeni insanları tanıtan, anlatan, tanıştıran gazeteci...
Onun sayesinde belki de hiç bir araya gelemeyeceğim insanların öykülerini onun kaleminden okudum. Bazılarını yakından tanıdım, bazılarının başarılarını, yaşadıklarını, hissettiklerini Ayçe’nin Pazar röportajları sayesinde öğrendim.
Eminim, Ayçe’yi yakından takip eden okurlar da aynı şeyleri hissedecek ve söyleyecektir.
Hep şuna inandım.
Başarıların arkasında her zaman iyi bir senaryo vardır.
Detaylandırılmış, zenginleştirilmiş, kurgulanmış ve yaşanmışlıklarla örülmüş senaryolar...
Ayçe’nin Pazar röportajlarında işte bu tat vardır. Başarıların tesadüfi olmadığı gerçeği... Arkasında büyük bir özveri, ideal, çalışma ve hayal olduğunun anlatılması...
Bu Ayçe’nin Hürriyet’e yansıyan röportajlarıydı, şimdi de bu bir kitapla taçlandırıldı.
Kitapta Ayçe’nin kendi yaşadıkları var, gözlemleri var, anılarından süzülen pasajlar var.
Kitabı çok sevdim.
Bir çırpıda okunuyor.
Siz de seveceksiniz.
Çünkü, kendinizi bulacaksınız, kendimizi bulacağız.
İşte kitaptan seçtiğim bazı bölümler...

Haberin Devamı

İplerinden kurtul

Kimin kurallarıyla yaşıyorsunuz?

Irwin D. Yalom, “Nietzsche Ağladığında” adlı kitabında, “Kendi kurallarına uymayan insan başkaları tarafından yönetilmek zorunda kalır. Başkalarının kurallarına uymak, insanın kendisini yönetmesinden çok, hem de çok daha kolaydır” der. Bu söz aslında kitapta anlattığım birçok şeyi barındırıyor. Toplum kuralları, kendi kurallarımız, bunların çatıştığı noktalar, bu noktalarda nasıl davrandığımız, kendi hayatımızı seçip seçmeyeceğimiz ve son olarak kendi hayatımızı seçmeye karar verdikten sonra kendimizi yönetebilmeyi becererek bunu denge, mutluluk ve keyif haline getirebilmemizdir. Toplum kurallarına uymamak deyince hemen yasaya aykırı hareket etmeyi düşünmeyin. Birlikte yaşamak adına yasalarla belirlenmiş kuralların yanı sıra bir de hiçbir yerde yazılı olmadığı halde hemen herkesin söz birliği etmişcesine uyduğu ve uymayanları ayıpladığı ya da dışladığı binlerce kural var. Bu kurallar kontrol meraklısı, baskıcı ve tacizcilerin en çok kullandığı kurallar olur genellikle. Eğer bunlarla baş etmeyi öğrenemezseniz özgür bir hayat yaşadığınızı sanırken, bakmışsınız birilerinin gizli yönlendirmeleri ve iyi niyet dolu dayatmalarıyla aslında hiç istemediğiniz, size uygun olmayan bir hayatın içindesiniz. Hayalleriniz o kadar uzağa gitmişler ki, gerçekten bir hayale dönüşmüşler!

Haberin Devamı

Duygusal hapishaneye dönüp hayatı tersine çevirmek

BİZİM toplumumuzda en keyifli şeylerden biri çocuk olmak, evlat olmaktır. Muhtemelen çok sevildiniz, hatta hâlâ seviliyorsunuz. Fakat aslında bu toplumda çocuk olmanın aynı zamanda en zor şeylerden biri olduğunu ancak algıları açık bir yetişkin olduğunuzda anlayabileceksiniz. Çünkü sevildiğinizi hissetseniz bile hayatınızda bir şeyleri yapamayacağınıza, yetersiz olduğunuza, başkalarının sizden daha değerli olduğuna dair ilk kırıntıların çocukluğunuzda oluşturulduğunu fark edeceksiniz.

Ayçe’ye göre değişmesi gerekenler

Ayçe Dikmen’e göre elimizi kolumuzu bağlayan bazı sözler var. Bazıları atasözü, bazıları sık kullandığımız cümleler... Hangileri mi?
Kişi, kendinden bilir işi. Anasına bak kızını al. Bal tutan parmağını yalar. Eski köye yeni adet... İstisnalar kaideyi bozmaz. Kadının saçı uzun aklı kısa olur. Avradın kazdığı kuyudan su çıkmaz. Davul bile dengi dengine... Bırak da seni başkaları takdir etsin. İcat çıkarma. Üzümünü ye, bağını sorma. Elinin hamuruyla erkek işine karışma. Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer. Kızı bırakırsan ya davulcuya kaçar ya zurnacıya. Kızını dövmeyen dizini döver. Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
Gibi...
Ayçe Dikmen kitabında buna benzer, toplumda yerleşmiş düşüncelerin yaratıcılığı, değişimi etkilediğini düşünüyor.
Ben de kendisine katılıyorum.
Belki yeni Don Kişot’lara ihtiyaç var.
Ne dersiniz?

Yazarın Tüm Yazıları