Grip ve nezlenin tedavisi neden başarısız?

Modern tıp grip ve nezlenin tedavisinde başarılı olamıyor.

Kanser tedavisinde bile önemli başarılara imza atan tıp biliminin bu basit virüs hastalığı karşısında çaresiz kalmasının birçok nedeni var ama en önemlisi gribe yol açan virüslerin genetik yapılarını inanılmaz bir süratle değiştirmeleri. Grip virüsleri DNA yapılarını sık sık değiştirebiliyorlar. Bu durum koruyucu bir aşı ya da tedavi edici bir ilaç üretme olasılığını geciktiriyor. Gribin etkili bir ilacı hâlâ yok ama bağışıklık sistemi güçlü olanların gribi daha kolay atlattıkları da biliniyor. Bu nedenle uykunuza, beslenmenize, istirahatınıza dikkat etmeniz gerek. Ayrıca el temizliği de çok önemli, ellerinizi sık sık yıkamalısınız. Gripli kişilerden uzak durmalı, onları öpmek bir yana, ellerini bile sıkmamalısınız! Eğer gribe yakalandıysanız bol su için, istirahat edin, dinlenin. Çinko, C vitamini, aspirin, asetil sistein, ekinezya, umklaoba, betaglukan vb. bağışıklık güçlendiricilerden doktorunuzla konuşarak istifade etmeye gayret edin. Ayrıca soğuk ve kuru havada grip işaretlerinin şiddetlendiğini unutmayın. Nemli ve sıcak bir ortamda dinlenmeye çalışın.

Nar suyu kolesterolü azaltır mı?

Bazı araştırmaların ön sonuçları dikkate alınırsa taze sıkılmış nar suyunun düzenli içilmesi halinde, kolesterol seviyelerinde dikkati çekici bir düşme sağlanabileceği anlaşılıyor. Ancak bu konuda daha uzun süreli ve geniş hasta gruplarında yapılmış araştırmalara ihtiyaç var. Sağlık yararı sağlayabilmek için günde 30-50 ml taze nar suyu yetiyor. Bu miktarda nar suyu ihtiyacınız olan antioksidanları fazlasıyla sağlıyor. Eğer kolesterol yüksekliğiniz var ve doktorunuz tıbbi tedavi düzenlemişse nar suyuna güvenip ilaçlarınızı bırakmamalısınız. Hem ilacınızı kullanıp hem de nar suyu içebilirsiniz. Ayrıca nar suyunun kan basıncını düşürme konusunda da destek sağlayabileceğini gösteren bazı bulgular var.

Gözlerimdeki şişlikten nasıl kurtulacağım?

Gözaltında ortaya çıkan şişlikler eğer biraz belirgin hale gelirse can sıkıcı olabiliyor. Çok nadiren alerjik faktörler, hatta cilt yangıları (dermatitler) ya da vücutta aşırı miktarda sıvı birikmesi bu şişliklere yol açabiliyor. Şişliklerin en sık görülen nedeni kalıtımsal faktörler. Çoğu zaman şişliğe yol açacak kayda değer bir sağlık sorunu tespit edilemiyor. Bununla birlikte korunmak için yapılabilecek bazı şeyler yine de var. Eğer alerjik bir sorun söz konusuysa dermatologlardan yardım almak gerek. Uykusuzluk şişlikleri arttırdığı için uyku düzenini sağlamak şart. Ayrıca biraz yüksek yastık kullanmak da faydalı olabilir. Uyanır uyanmaz şiş bölgeye yapılacak 5-6 dakikalık soğuk su kompresleri de etkili. Bu kompresleri soğutulmuş ıslak yeşil çay paketleri ile salatalık parçaları ya da özel oluşturulmuş soğuk jel maskelerle de yapmak mümkün. Diğer taraftan şişlikleri azaltmak için geliştirilmiş birçok tavsiyeyle de karşılaşacaksınız. Bunlardan biri de hemoroid kremlerini şiş bölgeye uygulamaktır. Hemoroid kremlerinin bu amaçla kullanılmasının yararlı olabileceğini gösteren hiçbir kliniksel çalışma yok. Aksine bu kremler tahriş ve kuruluk yaparak şişliği daha da arttırabilirler. Bu tür dâhiyane önerilerden uzak durun!

Keten tohumu prostat kanseri riskini artırır mı?

Küçük de olsa bazı araştırmalarda keten tohumu kullanımının prostat kanseri riskini artırabileceğini ortaya koymuş. Tam tersi bulgular da var. Kısacası keten tohumunun bu konudaki rolü henüz yeteri kadar açık değil. Bu noktada yapılması gereken konu açıklığa kavuşana kadar prostat kanseri olanların ya da bu kanser yönünden yüksek risk grubunda bulunanların keten tohumunu kullanmamalarıdır. Sırası gelmişken keten tohumunun yararlarının biraz da abartıldığını belirtmeliyiz. Sadece keten tohumu ile omega3 ihtiyacınızı karşılayamayacağınızı unutmayın.

Az tuzlu yemek kilo kaybı yapar mı?

Kilo kaybı, yağ kaybı anlamına geliyor. Tuzu azaltmanın yağ kaybı üzerine herhangi bir etkisi yok. Tuz kısıtlaması su kaybına yol açıyor ve su kaybı nedeniyle bir miktar kilo kaybı oluyor. Çok fazla tuz kullanmak kilo sorununuz olmasa bile hiçbir zaman önerilmiyor. Çünkü tuzun fazlası sağlığa zarar veriyor. Her şeyden önce vücut daha fazla su topluyor, kan basıncı yükseliyor. Özellikle tansiyon hastası olanların, hipertansiyon eğilimi bulunanların tuz kullanımlarını azaltmaları şart. Tuz kullanımını azaltırken gıdalara gizli olarak eklenmiş tuza özellikle dikkat etmek gerek. Bu nedenle besinlerin etiketleri dikkatle gözden geçirilmeli. Örneğin hazır çorbalarda, hazır paketlenmiş tablet şeklindeki et suyu vb. soslarda, turşu, konserve ve hatta bazı meşrubatlarda tuz miktarı çok fazla olabiliyor. Az tuzlu hayat, daha sağlıklı bir hayattır.

Tiroit hormonu ne zaman kullanılmalı?

Herhangi bir nedenle tiroit hormonu eksikliği söz konusu olduğunda yapay tiroit hormonu kullanıp eksik olanı yerine koyma tedavisi gerek. En iyi sonucu alabilmek için hormonun aç karna alınması öneriliyor. Doz hipotiroidizmin şiddetine göre değişiyor. Genel olarak ilaca başladıktan dört-altı hafta sonra doktorunuz TSH seviyenize bakarak dozu ayarlamaya çalışıyor. Benim önerim de tiroit hormonunu sabah kalkar kalkmaz ve aç karnına almanızdır. İlacı her gün aynı saatte almanız da çok önemlidir.

Çocuklara balık yağı faydalı mı?

Balık yağı desteği çocuklar için en az vitamin destekleri kadar önemli olabilir. Kararı çocuk sağlığı uzmanları vermeli ama bana göre balıkta bulunan omega-3 yağlarını çocuklarınıza mutlaka kazandırmalısınız. Bu yağlar çocukların beyin gelişimlerini destekliyor, öğrenmelerini kolaylaştırıyor, okul başarılarını artıyor. Balık karaciğerinden elde edilen balık yağlarında omega-3 yağlarından başka, E, A ve D vitaminleri de bulunuyor. Ama bir kez daha belirtelim: Başarının sırrı onlara yeteri kadar omega-3 kazandırmaktan geçiyor. Yeşil yapraklı bitkiler (örneğin semizotu), ceviz, keten tohumu gibi bitkisel ürünlerde, hatta kabak çekirdeği, kuru fasulye gibi yiyeceklerde bile omega-3 bulunuyor ama omega-3’ün en güçlü besinsel kaynağı olarak balık birinci sıradaki yerini koruyor. Keten tohumu veya yağı çocuklarda omega-3 ihtiyacını karşılamada pek işe yaramıyor.

BİR DUYURU

Not alın: www.osmanmuftuoglu.com.tr

Uzun zamandır eksikliğini hissettiğimiz web sayfamız nihayet tamamlandı ve hizmetinize sunuldu. Zamanla daha da gelişeceğini umduğumuz bu sayfanın adresini lütfen bir kenara not edin. Web sayfamızda “kilo yönetimi, beslenme, sağlıklı yaşlanma ve koruyucu sağlık” konuları başta olmak üzere tıbbın birçok alanında sizi bilgilendirmeye çalışacağız. Aktivitelerimizi size daha kolay duyuracağız. Faydalanacağınızı umuyoruz.

Yaşasın Hayat enstitüleri çoğalıyor

Sapanca’da Güral Wellness Park Otel’de açılan Yaşasın Hayat Enstitüsü’ne bir yenisi daha eklendi. Çeşme’de 7800 Hotel/Residence kompleksinde de Yaşasın Hayat Enstitüsü faaliyete geçti. Hem dinlenmek ve eğlenmek, hem de fazla kilolarından kurtulmak, bilimsel ölçülerde beden-ruh detoksları yapmak isteyenler bu enstitülerden keyifle yararlanıyor. Yaşasın Hayat Enstitüleri’nde Yaşasın Hayat Beslenme Konsepti ve Biyometrik Diyet konusunda uzmanlaşmış beslenme uzmanları, egzersiz danışmanları ve SPA terapistleri görev yapıyor. Daha fazla bilgi için İstanbul: (212) 236 73 00, Sapanca: (264) 592 30 30, Çeşme: (232) 712 00 87.

Yazarın Tüm Yazıları