Gölgede kalmış bir kraliçenin anıları

Kraliçe Nur nihayet ortaya çıktı. Üç yıldan beri üzerinde çalıştığı, bu hafta piyasaya çıkan ‘Beklenmedik Bir Hayatın Anıları’ kitabı nedeniyle gazetelerde, dergilerde rastladım ona.

DÖRT yıldan beri sesi soluğu çıkmıyordu. Ürdün Kralı Hüseyin’in 1999 yılında ölümünden sonra ne gazetelerde bir görüntü, ne bir davette ya da uluslararası bir toplantıda bir boy gösterme.

Zaten gençliği ve güzelliğiyle büyüleyen yeni Ürdün Kraliçesi Rania ilgi odağıydı nicedir.

Belki benim Kral Hüseyin’in Amman’daki cenaze töreninden sonra Zahran Sarayı’na yaptığım taziye ziyareti Kraliçe Nur’un göründüğü son fotoğraf karelerinden biri olmuştu.

Aklımda kaldığı kadarıyla Haşimi ailesinin kadınlarının olduğu salonda, herkesten uzun boylu, alımlı ve güzeldi.

Kral Hüseyin’in ölümünden sonra neden sessizliğe gömüldüğünü merak eder dururdum.

Yıllar yılı projektörleri üzerine çektikten sonra ‘gölgede bir kraliçe’ olmak pek kolay olmasa gerek...

HÁLÁ GENÇ VE GÜZEL

Neyse Kraliçe Nur nihayet ortaya çıktı.

Üç yıldan beri üzerinde çalıştığı, bu hafta piyasaya çıkmış olan ‘Beklenmedik Bir Hayatın Anıları’ kitabı nedeniyle gazetelerde, dergilerde rastladım ona.

Bakışlarındaki hüznü saymazsak, 50’li yaşlarında hálá genç ve güzel.

Suriye’den ABD’ye göçetmiş bir baba ile İsveçli bir anneden dünyaya gelen Lisa Halaby, 1976 yılında Kral Hüseyin’e rastladığında 25 yaşında.

Princeton Üniversitesi’nden mimarlık diplomasını almış.

Amman Havaalanı’nda bir proje üzerinde çalışırken rastlıyor Kral Hüseyin’e.

Gerisini biliyoruz.

Evliliği, Müslümanlığı kabul etmesi, Nur el Hüseyin adını alması ve krala dört çocuk vermesi.

BİRLİKTE BÜYÜMEK

Anılarıyla ilgili verdiği bir demeçte söylediği bazı şeyler şaşırtıyor beni.

‘Birbirimize çok yakındık. Kral Hüseyin benimle her şeyini paylaşırdı. Birlikte büyümüştük’.

Nasıl birlikte büyümüşler?

Kral Hüseyin, Lisa Halaby ile tanıştığında 41 yaşında, başından üç evlilik geçmiş ve sekiz çocuk sahibi.

Nur’dan önce arkasında dolu dolu yaşanmış kocaman bir hayatı var.

Kendisinin olmadığı bir geçmişe belleğinde yer vermek istememiş anlaşılan.

Ortadoğu Barışı’yla ilgili konuşurken kocasının sahip olduğu vizyonun şimdi ne kadar eksik olduğundan dem vuruyor.

‘21 yıl onun yanındaydım. Nasıl hareket ettiğini, düşündüğünü biliyorum. Vizyon derken gerçeği anlama kapasitesini, geleceğe yönelik riskler almayı ima ediyorum’ diyor.

Bu sözler, Kral Abdullah’ı yetersiz bulduğu anlamına mı geliyor acaba?

Ne olursa olsun Kraliçe Nur’un anıları Kral Hüseyin’in ölümünden bu yana daha büyük bir kaosa yuvarlanmış olan Ortadoğu’yu anlamak için, bazı puzzle parçalarını yerine oturtmak açısından önemli.

BİZİMKİLER DE YAZSA

Anılardan söz açılmışken yine aynı bölgeden başka bir kadının, Farah Diba’nın da anıları yayınlandı geçenlerde: ‘Şah ile Hayatım’.

Thatcher
‘Downing Sokağı’nda Yıllarım’ kitabını kaleme almıştı hafızam yanıltmıyorsa.

Hillary Clinton’ın da anıları mevcut.

Rahşan Ecevit, Nazmiye Demirel, Tansu Çiller hiç düşünmemişler mi acaba yazmayı?
Yazarın Tüm Yazıları