Gol nasıl atılır

BUGÜN sandık başına gidiyoruz. Bugün siyaset yok; futbol var. El yazısıyla gönderdiği ‘‘Gol nasıl atılır’’ başlıklı yazısı dikkatimizi çekti.

İstanbul'da oturuyor. Merak edip bulduk; ‘‘Ben 1923 doğumlu vatandaş Kadir Atamert'im. Emekli kurmay albayım, futbol izlemeyi de severim’’ dedi. Her çocuk gibi futbol oynamış; ama iyi bir izleyici olduğunu söylüyor.

Gençberbirliği-Valencia maçını izlerken bizim futbolcuların yerini bulmayan topa vuruşlarından hırslanmış ve bu yazıyı bu nedenle yazmış:

‘‘% 99'u futbol kökenli olan, geçimini futboldan sağlayan veya futbolla ilgili faaliyetlerini zevk için yaptığını iddia eden Türk Futbol Federasyonu Başkanı ve sorumluları, basın ve yayın organlarının futbol yazarları ve yorumcuları, Türk futbol teknik direktörleri ve futbol antrenörleri... Gol atmak veya takım arkadaşına pas vermek için topa nasıl vurulması gerektiği şu ana kadar yukarıda arz ettiğim maddelerdeki ilgililerce Türk futbolcusuna maalesef öğretilememiştir. Çünkü kendileri de bilmediklerinin farkında değiller.

SPİKERİN YANLIŞLIĞI

Maçı televizyonda anlatan spiker, 'Futbolcularımız çok pas hatası yapıyor' diyor; 'Topa vurmasını bilmiyorlar' diyemiyor.

Yazıklar olsun!

İlgileneceklere iki tavsiyem olacak.

Gol atmak veya takım arkadaşına pas verebilmek için futbolcunun; topun neresine, ayağının neresi ile ne kadar kuvvetle vurması geretiğini dünyada bilen kimler varsa hiç sıkılmadan, utanmadan gidiniz öğreniniz. Öğrenmek ayıp değil, futbolcularınıza da ısrarla öğretiniz. Ve bizler de futbolcu çocuklarımızı zevkle seyredelim.

Futbolcu her ne pozisyonda olursa olsun topa vurmadan önce muhakkak başını kaldırıp kaleyi veya takım arkadaşını görmeli ve ondan sonra topa vurmalıdır.

BİLARDOYU ÖĞRENSİNLER

Bu iki faktörü uygulayamayan kişilerin futbol sahasına girip futbol oynamaya hakları yoktur kanısındayım.’’

Kadir Atamert, genç futbolculara, ayağını topun neresine vuracağını mükemmel bilen Fenerbahçe'nin Hollandalı futbolcusu Van Hooijdonk'un attığı pasları ve ceza vuruşlarını dikkatle izlemelerini istiyor ve şunu öneriyorum:

‘‘Sevgili teknik adamlar, siz hiç bilardo oynadınız mı? Istaka ile topa nasıl vuruluyor, deliğe nasıl giriyor, önce bunu öğretin gençlere.. Futbolun güzelliğini o zaman göreceksiniz.’’

Maradona ve Castro

ARJANTİNLİ efsanevi futbolcu Diego Armando Maradona, anılarını yazdığı kitapta çok sevdiği Küba Lideri Fidel Castro ile arasında geçen şu diyalogdan bahseder:

Fidel: Söylesene, bir kaleci penaltıyı nasıl karşılar?

Diego: Kalenin ortasında durur ve top nereden gelecek diye tahmin etmeye çalışır.

Fidel: Zormuş arkadaş!

Diego: Çok zordur. Bu yüzden biz penaltıya gol gözüyle bakarız.

Fidel: Peki sen nasıl penaltı atarsın?

Diego: Toptan iki metre uzaklaşırım, kafamı da ancak sağ ayağımı dayayıp, sol ayağımı topa vurmak için hazır hale getirdiğimde kaldırırım.

Fidel: Yapma yahu! Topa bakmadan mı vurursun?

Diego: Evet.

Tarihten dersler

ATATÜRK, çok partili yaşama geçmek üzere Serbest Fırka'yı kurdurmuştu. Tıpkı CHP gibi Atatürk'ün bir eseriydi bu parti. Partinin kurulmasını isteyen, ilkelerini ve amaçlarını belirleyen, parasal destek sağlayan en yakınlarını ve en güvendiği kişileri partinin yönetiminde görevlendiren Atatürk'ün kendisiydi. Ne var ki, parti ancak 3.5 ay yaşayabildi. Yöneticileri partilerini kapatmak zorunda kaldılar.

Başlıca uzmanlık alanı 'Türkiye'nin siyasal gelişmeleri/yaşamı' olan Çetin Yetkin, bugüne kadar 27 kitap yazdı. Bunların arasında en ilginçlerinden sayılan 'Atatürk'ün 'Vatana İhanet'le suçlandığı SCF (Serbest Cumhuriyet Fırkası) Olayı'(Otopsi Yayınları; 0212-519 68 48) yeniden düzenleyip yayınladı. Yetkin, 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' Dergisi'nin de genel yayın yönetmeni. Kitapta ‘‘SCF neden kuruldu ve neden kapatıldı? Genellikle öne sürüldüğü gibi 'İrticaya alet' mi oldu? Yoksa halkımızın özgürlük ve demokrasi aşkının bayraktarlığını mı yaptı?’’ sorularını belgesel kaynaklara dayanarak değerlendiriyor. Atatürk'ün, bu partinin genel başkanı Fethi Okyar'a yazdığı bir mektupta ‘‘(...) Mennuniyetle tekrar görüyorum ki, laiklik esasında beraberiz. Zaten benim siyasi hayatta bir taraflı olarak daima aradığım ve arayacağım budur’’ sözü yer alıyor.

Parti başkanı Fethi Bey'in İzmir'e gidişinde çıkan olaylar Meclis'te değerlendirilirken Dahiliye Vekili Şükrü Kaya şu suçlamalarda bulunuyor:

‘‘(Fethi Bey'in) arkadaşları arasında irtica ile mahkûm olmuş, millete ihanette bulunmuş, hilafet ve saltanat komitalarına girmiş adamlar vardı. (...) Bir anda teşekkül etmiş fırkaya bu suretle devşirme olarak girenlerin tabiidir ki, seciyeleri kadar akıdei siyasileri de (siyasi inançları) muhtelif olacaktı. Elbette bunların içerisinde fevkalade münevverler, en ileri cumhuriyetçiler, komünistler, anarşistler, mürteciler (bulunacaktı)’’

Yetkin kitabının sonunda şu sonuca varıyor:

‘‘Oysa Atatürk bir muhalefet partisinin varlığını 'cumhuriyet esasları'ndan sayıyordu. Ve nasıl olmuştu da Atatürk'ün SCF'ye verdiği desteği sürdürmesi durumunda, onun 'vatana ihanet' etmekle suçlanacağı açıklanabilmişti.’’

SANDIK GÖREVİ

BİR okurumuz, bugün sandık başına çeşitli tepkilerle gitmeyeceklere şu deyimi hatırlatıyor:

‘‘Pireyi gözünden, çakalı dizinden vuralım.’’

Laik cumhuriyetten yana olanlar, ülkesinin geleceğini düşünenler, özgür iradelerini elbette yerinde kullanacaklardır. Ve bunun bir görev olduğunu unutmayacaklardır.

HOLDİNGLEŞEN CEMAATLER SUSKUN

Tarikatlar ve cemaatler, bu kampanyada geri kalmayı tercih ettiler; holdingleştikleri için güçten yana oldular. Aydınlar Ocağı'nın bazı isimleri, AKP hükümetinin Kıbrıs politikası nedeniyle bu süreçte biraz ortalıkta gözükmediler.

Süleymancılar... Denizongun kardeşlerin farklı partilerde bulunması nedeniyle güçleri oranında ağırlık sağlamak istediler. SP İstanbul Büyükşehir adayı Mukadder Başeğmez'e destek verileceği ileri sürüldü. Lider konumdaki A. Ahmet Denizongun’un, 'laik cumhuriyet'e bağlı adayları desteklediği belirtildi.

İskenderpaşa cemaatinin başında Esat Coşan'ın oğlu Muhammet Nurettin Coşan gözükmesine karşın Korkut Özal'ın cemaati yönlendirdiği biliniyor. (Özal'ın bir ara genel başkanlığını yaptığı DP'de görev verdiği il ve ilçe yöneticilerinden 12'si bugün AKP adayı).
İsmailağa Cemaati'nin lideri Mahmut Hoca uzun süredir rahatsız olduğundan, cemaat üzerinde Cübbeli Ahmet Hoca'nın etkisi daha çok hissediliyor. Bu cemaat SP'ye yakın; bunun küçük bir kolu sayılan Abdullah Ustaosmanoğlu'nun yandaşları ise AKP'yi destekliyor. Anadolu yakasında etkili olduğu söylenen Hikmet Efendi, 3 Kasım'da AKP'yi desteklerken bu kez SP'nin yanında gözüküyor. Erenköy'deki Topbaşlar'ın ise cemaatini serbest bıraktığı anlatılıyor. Zeytinburnu'ndaki (12 yıl önce ölen) 'Sultan Baba'nın vekilleri, beş kola ayrılmasına karşın SP'nin yanında yer aldıkları belirtildi. Kadın müritleri fazla olan bu tarikatta bulunanlar arasında Erbakan ve Erdoğan'ın eşlerinin de yer aldığı anlatılıyor. Yine Nakşibendi kollarından Adıyaman Menzil grubu tüm Türkiye'de; Kayseri Yahyalı Hacı Sami Ramazan'ın müritlerinin Anadolu yakasında etkinlikleri bulunuyor.

Bu konularda bize bilgi veren bir siyasetçi, ‘‘Hamas lideri Şeyh Ahmet'in İsrail tarafından öldürülmesine AKP hükümetinin sessiz kalması bazı cemaatleri rahatsız etmiştir. Bu nedenle AKP'den soğuyan tarikat yandaşlarının olduğu da bilinmelidir’’ notunu ekledi.

Bazı isimleri AKP'ye yakın görülen Fethullah Gülen cemaatinin seçimlere yönelik bir etkisinin bulunmadığı biliniyor. Bu nedenle çoğu mensubun bireysel hareket edecekleri söyleniyor. Seçimlere bir hafta kala ortaya çıkan Gülen'in; Tayyip Erdoğan için ‘‘Çalışkan, cesur, kararlı’’ tanımlamasını; Deniz Baykal için de, ‘‘Baykal, hırçın bir insan değil. Kendi cephesinin hissiyatını hesaba katmak mecburiyetinde herhalde’’ demesi ilginç bulunuyor. Bu arada her zaman 'laik cumhuriyet'ten yana tavır koymuş olan Alevi kesimin, genellikle aday bazında tercihlerini CHP veya SHP'den yana kullanacakları bir gerçek.

'Taşıma oylar'ın kullanılmadığı bir seçim dileğiyle adaylara başarılar.

Beşiktaş sahiline otel

BEŞİKTAŞ
cadde ve sokaklarını son bir haftada 200 reklam 'raketi' ile donatıp seçim afişlerini astıran ANAP'lı Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu, Kaymakamlık ile Deniz Müzesi'nin yanındaki arsaya otel yapılacağını doğruladı. Namoğlu, ‘‘Büyükşehir'ce onaylanan nazım planda Turizm ve Ticaret alanı olarak yeniden planlanmış, belediyemizce yapılan ve 29.1.2004'te Büyükşehir Belediye Başkanlığınca onaylanıp yürürlüğe giren 1/1000 ölçekli İmar Planı'nda da nazım plan gereği aynı fonksiyon verilmiştir. Söz konusu parselde yapılacak avan proje uygulaması (1) Koruma Kurulu onayına müteakip yürürlüğe girecektir.’’

Peki, Büyükşehir'de bu kararı kim imzaladı? Beşiktaş'a bir kez daha yazık değil mi?

400 milyon $ rant

BAKIRKÖY'deki seçim çığırından çıktı. ANAP adayı Ahmet Çetinsaya ve arkadaşları dün kaçak bir inşaatta müteahhidin adamları tarafından saldırıya uğradı. İmar rantının nelere vardığını görüyorsunuz. Burada son iki yıl içinde, projesi ve ruhsatı olmayan 60 blokta en az 600 daire yapıldı. Bir belediyeci kulağımıza üfledi, ‘‘Bakırköy'de 400 milyon dolarlık rant pazarı var; saldırılar bundan dolayı’’ dedi.

Biliyor musunuz

CHP Beylikdüzü başkan adayı Ali Fatinoğlu'nun ‘‘Çevrede yerel gazete adıyla çıkan ve şantaj amaçlı yayın yapan bazı gazetelerin ‘biz seçim kazandırmayız; kaybettiririz' diyerek kendilerini tehdit ettiklerini’’ söylediğini... Biliyor musunuz?

GÜNÜN SÖZÜ

‘‘Balık, gölüne göre büyür.’’

(Ali Bilge)
Yazarın Tüm Yazıları