Dilerim kansere yakalanmazlar

ÇEVRE ve Güniz Sokakların kesiştiği üçgenin ucunda ’White House’ lokantasının bahçesinde otururken (cuma gecesi), belediyenin bir çöp araçı geldi. Bir kente yakışmayacak yoğunluktaki semtin dar sokağında trafik durdu tabii... Personel apartmanlardan çöp toplamaya başladı. O mazotlu çöp kamyonun sesi, ekzosundan çıkan zehirli duman ve çöp araçlarını alırken çıkardığı gürültü dayanılacak gibi değil.

Geceyarısı hem zehirleniyorsunuz hem gürültü kirliliği ile karşılaşıyorsunuz.

Her yönü ile acı bir tablo...

Tek katlı evlere göre planlanmış bu yollarda bu kadar imar yoğunluğu verilirse sonunda olacağı budur. Tabii ki yeni bir şey değil.

Rant uğruna sağlıksız imar koşullarının yarattığı tablo karşısında eski belediye başlkanlarına rahmet okumak gerekiyor insanın içinden.

O kadar gürültüye ve kokuya rağmen apartmanlardan hiçbir tepki yok. Vatandaşlar bu yaşama alışmışlarsa, zehirlendiğinin farkında değilse ’iyi sağlıklar’ demekten başka yapacak bir şey yok.

Az ilerde Sayın Süleyman Demirel oturuyor.

Hilton öbür tarafta.

İnsanlar akşam dinlenmek için ’park denirse’ Kuğulu’ya ve Hilmi Tunalı’ya iniyorlar.

İyi sağlıklar!

Yutulan karbondioksitin farkına varılmazsa ciddi sağlık sorunları ile karşılaşılabilir.

Özellikle de kanserle...

Benden uyarması.

Süleyman YALÇIN

Sokak düğünleri gına getiriyor

GEÇEN haftaki yazınızda bir bayan arkadaş Bademli’de oturduğunu ve oradaki sokak düğünlerinden bahsetmişti. Ne yazık ki bu olay Ankara’nın tamammına yayılmış vaziyette artık. Bu düğünler hafta içi hafta sonu tanımıyor. Ben de Demirlibahçe’de oturuyorum. Artık gına geldi, hafta içi hafta sonu diye birşey kalmadı. Hergün düğün ve mısır patlar gibi silah sesleri biz de bu sıcaklarda evin içine kaçmak zorunda kalıyoruz.

Yoksa kaza kurşununa kurban gideceğiz. Etrafta da bir tane güvenlik gücü göremezsiniz. Gerekli yerleri arıyoruz, ’tamam’ diyorlar ama hiçbir müdahale yok.

Yani kısacası Ankara büyük bir köy olmaya başladı. İnsanlar köy yaşantılarını şehre taşımaya başladılar. Sokaklarda halı, yün yıkamalar, köy düğünleri... Peki bunu yapanlar

kendilerinde bu hakkı nasıl buluyorlar?

Ben onların bu yaşantılarını çekmek yada kabullenmek zorundamıyım. Bu konuyla neden kimse ilgilenmiyor. Yani AB’ye girecegiz, diye çabalarken, Sayın Valim, sayın Belediye Başkanım sizce bu görüntüler hoş mu? Yurtdışından yabancı misafirimiz geldi. İnsanlar bu seslerin ne olduğunu sordu biz utanarak düğün olduğunu söyledik. İnsanlar Türkiye’de düğünlerin böyle sokakata mı yapıldığını sordular. Düğün yapılacak yerlerin bulunup bulunmadığını sordular.

Düşünün rezillik diz boyu... Artık birileri bu duruma bir son versin, Ankara büyük bir köy mü? Yoksa Türkiye’nin başkenti mega şehir mi? M.EREN

Rus sefareti ne desin

ANKARA’nın can damarlarından Atatürk Bulvarı’ndaki alt geçit çalışmalarında gerekli izinlerin alınamadığı için Rus Sefaretine ait bir bölge olan bu yolun bir kısmının duvarla kapatılmasıyla ilgili olarak, Sayın Gökçek şöyle demiş;

"Söyleyebileceğim tek şey var, daha izin çıkmadı."

Aylardır yaşanan bu rezaleti ne kadar basit olarak açıklamış.

Bizim de Çankaya halkı olarak söyleyecek tek bir şeyimiz var; "bu tip izinler inşaat başlamadan önce alınır .. beyfendi."

Kalecik Festivali

KALECİK Belediyesi’nce geleneksel olarak düzenlenen ’Uluslararası Kalecik Karası Üzüm Festivali’ 8-9 Eylül 2007 tarihlerinde gerçekleşecektir. Saküder-Sanat ve Sanatkárlar Topluluğu Kültür Derneği olarak, geçmiş yıllarda da olduğu gibi 9 Eylül pazar günü gerçekleşecek olan festivalde bir takım etkinlikler gerçekleştireceğiz. Festivalde yapılacak olan etkinlikler arasında THM ve TSM sürpriz sanatçılarımız güzel şarkı ve türküleriyle sahne alırken derneğimiz üyelerinden ozan ve şairlerimizce de ’Şiir Şöleni’ yapılacaktır.

Programa katılmak isteyen sanat dostlarına önemle duyurulur.

(Son katılım tarihi:5 Eylül Çarşamba; Danışma: Ali Eser 0535-851 17 85-0312-467 16 97.

Rus sefareti ne desin

ANKARA’nın can damarlarından Atatürk Bulvarı’ndaki alt geçit çalışmalarında gerekli izinlerin alınamadığı için Rus Sefaretine ait bir bölge olan bu yolun bir kısmının duvarla kapatılmasıyla ilgili olarak, Sayın Gökçek şöyle demiş;

"Söyleyebileceğim tek şey var, daha izin çıkmadı."

Aylardır yaşanan bu rezaleti ne kadar basit olarak açıklamış.

Bizim de Çankaya halkı olarak söyleyecek tek bir şeyimiz var; "bu tip izinler inşaat başlamadan önce alınır .. beyfendi."
Yazarın Tüm Yazıları