Bodrum ve Çeşme’siz bir yazı

Bugünkü yazıda Bodrum-Çeşme, dolayısıyla oraların plajları, partileri, barları, şusu busu yok.

Haberin Devamı

Başka yerler var. Pek sözü edilmeyen, keşfedilmeye değer, daha sakin, daha salaş yerler...
Belki daha önce gittiğiniz belki de hiç uğramadığınız yerler.
Neyse işte, Bodrum ve Çeşme’siz bir yazı bu.
Oralardan bahsetmekten, oraları okumaktan gına geldi biraz. Şimdi uzatmadan girizgahı daha fazla, buyrun buralara...

AKYAKA’DAKİ VİRA VİRA...

Şu an bu satırları yazarken bile Akyaka’daki Vira Vira Restoran’ın yanıbaşından akıp giden Azmakbaşı Deresi’nin serinliğini hissedebiliyorum.
Şimdi orada olmak vardı!
Aslında serinlik ne kelime, “buzzzz gibi” desem Azmakbaşı Deresi için hiç de abartmış sayılmam.
İnsanı kendine getiriyor bu dere, öyle böyle değil!
Eğer “yok ben hayatta giremem dereye filan” diyorsanız, o zaman mutlaka derede bir gezinti yapın motorlarla.
Gelelim Vira Vira restorana...
Aslında dere boyunca birkaç tane daha restoran daha var. Ama buranın yemekleri ve servisi bir başka.
Özellikle de kahvaltısı. Akyaka’ya yolunuz düşerse mutlaka deneyin.

MARMARİS’TEKİ BONCUK...

Haberin Devamı

Nefis bir koyda Boncuk Camping. Uzak ve gizli bir noktada. Kafa dinlemek için muhteşem bir yer. Üstelik gece gündüz püfür püfür esiyor.
Boncuk, yıllar önceki sahibine çok şey borçlu.
Çünkü sahile palmiyeler diken, dağa doğru olan tarafı bağ-bahçeyle yeşillendiren o efsanevi eski sahip...
Genelde burada çadırla konaklamak isteyenler kalıyor.
İki ay, hatta altı ay konaklayanı bile var.
Ben sıkılırım, hayatta duramam o kadar...
Camping alanının en fena yeri tuvaletleri. Maalesef berbat durumdalar, hiç bakım yapılmıyor.
Bu yıl belki biraz düzeltmişlerdir.
Aslında yıllar önce burası çok iyi bir camping alanıymış. Sadece yabancı turistler gelirmiş.
Onlar da hep karavanlarıyla.
Önce onlar gelmemeye başlamış, sonra da yerli çadırcı turistlerin sayısı azalmış.
Çünkü, “Boncuk Camping’in koyunda köpekbalıkları var” şeklinde haberler çıkmış gazetelerde.
Bu haber burayı olumsuz yönde etkilemiş.
Oysa köpekbalığı filan yok. Geçen yıl orada denize girdim, bakınız sapasağlamım!
Son olarak, denizi de “akvaryum” tabir edilen türden.


ÇINAR’DA KAHVALTI...

Haberin Devamı

Marmaris’e 12 km uzaklıkta Çınar. Sedir Adası’na doğru giderken sağ tarafta.
Böyle yazıyorum ama siz yine de yolda giderken birilerine sorun. Yol tarif etmek ayrı bir sorumluluk çünkü.
Ve bendeniz bu tarz sorumluluklar altına girmeyi pek sevmem.
Neyse işte, çınar ağaçlarının gölgesinde nefis bir yer burası. Kahvaltısıyla meşhur. Balı ve tereyağı kendileri yapıyorlar. Ne kadar lezzetli olduğunu ne siz sorun ne de ben tasvirleyeyim. Çınar’ın bungalovları da var. Geçen yıl geceliği 100-120 lira arasıydı. Herhalde fazla artmamıştır. Bungalovları da ilginç, bir Osmanlı esintisi var hepsinde.

DAVUTLAR MİLLİ PARKI...

Kuşadası’na gelmeden önce Davutlar Milli Parkı. İçinde irili ufaklı koylar var.
Ben en sondaki plajında denize girmiştim.
Denizi bir iyi bir kötü. Bir an çok durgun, nefis. Sonra bir bakıyorsun bulanıklaşıyor, dalgalanıyor, filan.
Ama ortam sessiz sakin. Park içinde yürüyüşe de çıkabilirsin. Mis gibi temiz hava. Ama dikkat, bolca yaban domuzu var. Bazen plaja kadar geldikleri bile oluyor.

BAFA GÖLÜ’NDEKİ ÇERİ...

Haberin Devamı


Bafa Gölü kıyısında Çeri Restoran. Buranın da kahvaltısı nefistir...
Zeytin, karpuz, bol peynir, domates, çeşit çeşit reçel, bal, kaymak, sigara böreği, patlıcan salatası, menemen...
Yok yoktur yani kahvaltılarında.
Ve bu kahvaltı taş çatlasa 12 lira filan tutar!
Göl manzarasını da unutmayalım tabii...

Yazarın Tüm Yazıları