Bir Temel hikáyesi sanki

ANKARA-İstanbul tren hattı ve onlarca tüneli 1890’larda yapılmış; bazı düzenlemeler dışında hat bütünüyle yenilenmemiş, lokomotif ile vagonların uyumu sağlanamamış, bilimin ve tekniğin gerekleri yerine getirilmemiş, bu kadar sürati bu raylar taşıyabilir mi diye düşünülmemiş, bazı istasyonlardaki duraklar kaldırılmış, hemzemin geçitlere birer nöbetçi dikilmiş; olmuş size ‘hızlandırılmış tren’...

İETT’den gelen TCDD’nin başı Avrupa’da hızlı trene binmiş, ‘Bizde neden olmasın’ diye aklına gelmiş; Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ilk seferde ‘Kahvaltıda hiç sarsılmadık.’ diye övünmüş ama savrulmalar sırasında tabak-bardakların şangur şungur dökülmesine, garsonların ‘Bu tren bir gün devrilecek, biz öleceğiz’ demelerine gülünüp geçilmiş, hızlı trende görevlendirilen bir makinist ‘Bu trene binmem, siz 500 kişiyi bu trenle toprağa gömersiniz’ diyerek emekliliğini istemiş...

Duyarsızlık, özensizlik, bilgisizlik... Ne derseniz deyin.

Aynı kafa; ben yaptım oldu zihniyeti...

Biletlerin üzerinde yolcu isimlerinin yazılması bile ihmal edilmiş; ama istasyonlardaki billboardları yandaşlara vermenin kavgası yapılmış.

AKP iktidarının görünürde en ciddi projesiydi güya... Önceki günkü ‘geliyorum’ diyen kazaya kadar uzmanların uyarılarına karşı hiç kaygı duyulmamış.

Yoksa göz mü boyuyorlardı.

Başbakan Erdoğan ‘Kaza test döneminde oldu’ sözüyle neyi amaçlamak istiyor? Projeyi yapan ‘kendi’ bilim adamlarının kimler olduğunu kamuoyu öğrenmek istemez mi? Şimdiye kadar hangi başbakan, gazeteciler soru sorarken ‘Haddinizi bilin’ diye azarladı?

ANKARA FERİBOTU

Bakan Binali Yıldırım 20 saat sonra ancak ortaya çıkabiliyor. Her çevrenin istifa çağrısına kulak tıkıyor. Geçen yılın temmuz ayında da Türk Denizcilik İşletmesi’nin ‘Ankara’ feribotunun oğlunun firmasına kiralanmasının gazeteciler tarafından öğrenilmesi, olayın manşetlere çıkması ve hakkında Meclis soruşturması yapılması gibi...

Basındaki ve Meclis’teki fırtınalara Başbakan Erdoğan toz kondurmadı.

Başbakan Yardımcısı M. Ali Şahin ‘Beklenmeyen kaza’ diyor ama kamuoyu bu sözlere gülüyor. Bilimsel bir rapora dayanmayan, kusurları bulunan projeye karşı uyarıda bulunan bilim adamlarına bu büyük haksızlık değil mi? Sonuç itibarıyla bir Temel hikayesi değil mi yaşananlar...

Raylara tabut ektiler

BU facia sizin eseriniz! Gerçekte facia sizsiniz.. Kan bedelini halkımız ödedi; siyasi ve bürokratik mahşere kalmadan burada siz ödemelisiniz!

R. Bülend KIRMACI

Lozan’ı unutma

KADIN
Araştırmaları Derneği 24 Temmuz’daki Lozan Antlaşması’nın 81. yılı nedeniyle yayınladığı bildiride şöyle diyor:

Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ulus ve üniter devlet olduğunun uluslararası bir belgesidir. Bu yapı özerkleşmeye götürecek yerel yönetim yapılandırılmalarıyla sarsılıp, zarar görmemelidir. Sevr Antlaşması’nı daha gerçekçi gören iç-dış çevreler seslerini gittikçe yükseltmektedir. Bu duruma ulusça karşı çıkmak varoluşumuzun temel gereğidir.’

İnönü’ye saygı

PROF. Erdal İnönü, dünyanın en önemli fizik ödüllerinden sayılan ‘Wigner Madalyası’nı almak üzere Meksika’ya gidecekti. Ancak yurtdışına çıkış yasağı var; eşinin kardeşinin bir borcundan ötürü kendisi de sorumlu tutuluyor. İnönü bu kadar değersiz bir bilim adamı mı?

Yurtdışına giderse bir daha dönmez mi?

Bütün değerlerimizi mi kaybettik?

Bilim adamına saygı bu mu. Kimse sesini çıkartmıyor.

Nobel’den sonraki en büyük ödülü alacak bir bilim adamına bu iktidar bu tavrı yapacaksa, biz ölelim artık.

Göz tedavisinde vergi oyunu

ALMANYA’dan İstanbul’a gelip üç ay kadar önce gözlerime ‘Lasik’ tedavisi yaptırdım. Sonuçtan memnun kaldım. Ama bir sorun var. Fatura istediğim için 1100 Euro yerine yaklaşık 1300 Euro ödedim. (KDV %18, yaklaşık 200 Euro)

Hastanede günde ortalama 25 kişi tedavi görüyor. Gözlemime göre belki 5 kişi fatura istiyor; yani KDV ödüyor. Bu durumda devletin KDV kayıbı günlük 4 bin Euro’yu, senelik de yaklaşık 1 milyon Euro’yu buluyor. Tüm İstanbul’da ve Türkiye’de göz tedavisi yapan hastaneleri düşündüğünüzde büyük bir rakam ortaya çıkıyor. Devlet böyle bir duruma neden göz yumup izin verebiliyor? Kazanan kim olacak?

Serdar KARAYEL

Biliyor musunuz

İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi’nin Kaynak Geliştirme ve İştirakler Daire Başkanlığı’na bağlı Ulaşım-Belbim-Hamidiye-İgataş-Bimtaş-İstaç-Beltur-Sağlık A.Ş. şirketlerine yeni genel müdürler atandığını, daha önce Büyükşehir’de Satın Alma Dairesi Başkanlığı yapan Ali Rıza Kiremitçi’nin ise Raylı Sistemler Daire Başkanlığı’na getirildiğini...

DSP Genel Başkan adayı Aydın Tümen’in partiye üyeliğinin devam ettiğini bildirdiğini, kendisiyle neden bu kadar uğraşıldığını merak ettiğini belirttiğini...

DYP İzmir İl Başkanı Turan Arınç’ın, yeni il yönetimini oluştururken bazı işadamlarının ‘AKP üzerimize mali müşavirleri salar’ endişesiyle yönetime girmekten çekindiklerini ve öneriyi geri çevirdiklerini söylediğini..

Adana’daki yerel Çukurova TV’nin, Kanal D, ATV, Show, Star ve TGRT gibi ulusal kanallardan sonra 6. sırada Adana’nın en çok izlenen TV kanalı olduğunun açıklandığını...

Biliyor musunuz?

Mesaj Panosu

ANTALYA’
dan dün 17.45 uçağı ile İstanbul’a gidecektim, ancak çeşitli mazeretler öne sürülerek uçak 20.15’te kalktı. O anda tren kazası haberi geldi, bütün yolcular perişan oldu. Doyurucu bir açıklama yapılmadan uçağa binebildik. THY’yi buradan uyarmak istiyorum.

Dr. Adil EMECAN
Yazarın Tüm Yazıları