Alman basınının Gül’e teşekkür borcu var

İRAN’da ekim ayından beri tutuklu olan iki Alman gazeteci geçen hafta serbest bırakıldı.

Alman Bild Gazetesi foto muhabiri Jens Koch ile muhabir Marcus Hellwig, “Turistik vize ile giriş yaptıkları” gerekçesiyle gözaltına alınmışlardı. Geçen hafta Alman Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, uçakla Tahran’a gidip iki gazeteciyi getirmişti. Olay Alman basınında geniş şekilde yer almıştı.

Ancak iki muhabirin gözaltına alınışı, serbest bırakılmaları, geri dönmeleri, gazetelerde tefrika edilirken önemli bir konu Alman gazetelerinde yer almıyordu. İran hükümeti iki gazeteciyi neden aniden nasıl serbest bırakıp ülkelerine dönmelerine izin vermişti? Kim devreye girmişti? İşte bu konu bazı Türk gazetelerinde kısmen yer aldı ama Alman basını es geçti...

Almanya’daki meslektaşlarımız arasında bu konu konuşulur olmuş... “Alman ve Türk Cumhurbaşkanları bu konuda bir şeyler yapıyor; Alman basını hiç oralı olmuyor” dediler. Araştırınca işin perde arkası şöyle:

Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü geçen haftaki İran gezisi öncesi telefonla arayarak casusluk iddiasıyla cezaevinde olan iki Alman gazetecinin serbest bırakılması için yardımlarını rica etmiş... Alman Cumhurbaşkanı’na bu konuda yardımlarını esirgemeyeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, İran’ı ziyaretinde Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’a konuyu doğrudan açmış ve serbest bırakılmaları için ikna etmiş.

Hatta iki gazeteciyi hemen kendi uçağıyla alıp götürebileceğini de söylemiş. Ancak serbest bırakılmaları için bazı işlemlerin uzun süreceği anlaşılınca birkaç gün sonra bırakılmaları için söz alınmış.

Bu ziyaretin hemen akabinde de zaten İran yetkilileri iki Alman gazetecinin yargılanıp para cezasına mahkum edildiklerini söyleyip serbest bırakılacaklarını açıklamıştı. Alman Cumhurbaşkanı Christian Wullf da bunun üzerine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü tekrar arayıp gösterdiği çaba ve destekleri için teşekkür etmiş.

Serbest bırakılma olayının perde arkası bu. Alman basını bundan hiç bahsetmiyor. Varsa yoksa Alman Dışişleri Bakanı Westerwelle... Gece hemen hükümete ait resmi uçağa atlayıp Tahran’a gitmiş, getirmiş vs... Alman basını en azından konunun perde arkası da yazsa Alman kamuoyu Türkiye’nin gerektiği zaman her şeyi bir yana bırakıp insani duygularla yardımseverliğini de bir kez daha duymuş olacak. Onun için Alman basınının Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e teşekkür borcu var...

(Dedik de... Alman Cumhurbaşkanı Wulff’un Cumhurbaşkanı Gül’e bir de teşekkür mektubu göndermiş... Bu yeter mi? Alman basınından da bir teşekkür gerekmiyor mu Gül’e? Bu arada Türkiye ve Almanya’daki bu konudaki haberleriyle konuyu gündeme taşıyan Hürriyet’in katkılarını Alman basını niye görmüyor?)

Emtia borsasına dikkat

OSMAN Ataman’ın başkanlığını yürüttüğü Babıâli Toplantıları’nın sonuncusunda Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker konuşmuş; bazı çarpıcı açıklamalar da yapmış. Kamuoyunu direkt ilgilendiren bazı başlıklar şöyle:

Yem fiyatlarındaki artıştan besiciler zarar görmesin diye 400 milyon lira civarında destek paketi hazırlıyoruz.

Buğday dünya fiyatı şu anda 1 Haziran’a göre %96,7 oranında arttı.

Artışın Türkiye’de bir ‘şok dalgası’ yaratmaması için tedbir alıyoruz. 1 Haziran’dan bugüne kadar buğdaydaki artış oranı %30; şekerde ise %154... Şekerdeki artış oranı bu zamana kadar dünyada görülmedi.

Son zamanlarda hatch fonları emtia piyasalarına yöneliyor. Hatch fonları gıda alım satımlarına giriyor. Bunların da fiyat artışlarında etkili olduğu söyleniyor. Bu fonların oraya yönelmesi birtakım spekülatif artışlara sebep oluyor. Aşırı fiyat artışları gıda güvenliğini tehdit ediyor. Özellikle tüketiciye gıdayı ithal etmek mecburiyetinde olan fakir ülkelerin ithalat faturaları kabarıyor.

LÜFERİN BOYU 

(‘Seninki kaç santim’ kampanyası için) lüfer konusunda detaylı bir çalışma yapıyoruz; Mayıs’ta yürürlüğe girecek. Yeni düzenleme ile lüfer avlanma boyunun limiti 23 santim olacak.

Doruk Tarımsal Yatırımlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hasip Gençer’in şu sözü de ilginçti: Dünya buğday ticaretinin %1,5’ini; ihracatın da %40’ını tek başına biz yapıyoruz. UNO’yu dünya ligine hazırlıyoruz.

Hani besiciye kredi sözü verilmişti

KREDİ mağduru besiciler adına Serhat Şahin “Yandaş medya şikayetimize yer vermez, sizden yardım bekliyoruz” diyerek anlatıyor:
“Et fiyatları yükselince malum, hükümet besiciye kredi sözü vermişti. Ciddi besicilerle vurguncuları ayırmak için de istenen kredinin dörtte birinin Ziraat Bankası’na önceden bloke edilmesi şart koşuldu. Biz de 400 bin TL kredi için aralık ayında 100 bin TL borç bulup Ziraat Bankası’na yatırdık. Yaklaşık üç aydan beri paramız bankada bloke. Kredi ne zaman diye sorduğumuzda, Bektaşi fıkrasındaki gibi “Hep önümüzdeki hafta” deniyor.Kredi almak bir yana mağdur olduk. Yetkili bir merciden açıklama da yok.” Aslında söylenecek çok şey var.

‘Biberon’ işinde bir şeyler dönüyor

TARIM ve Köy İşleri Bakanlığı’nın Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün 17.01.2011 tarih ve 1919 sayılı yazısında AB Komisyon kararı dikkate alınarak, “Bisfenol A maddesi kullanılarak üretilen bebek biberonlarının ithalatı ve üretiminin 01 Mart 2011 tarihinden itibaren yasaklanması, bu tarihten önce ithal edilmiş veya üretilmiş biberonların 01 Haziran 2011 tarihinden itibaren piyasaya sunumuna izin verilmemesi” hususunun yer aldığı bildirilmektedir. Çocuklarımız için zararlı olan bu maddeyi içeren bu biberonların ithalatının 1 Mart’a ve satışının 1 Haziran’a kadar neden izin verildiğini bir yetkili bizlere açıklayabilir mi acaba? Birileri ellerindeki stokları eritecek diye neden gelecek nesillerimizin sağlığı tehlikeye atılıyor? ? Hasan

2-B hukuk tanımazlıktır

TEMA’dan: Ormanların oy hakkı yoktur! 2-B sorunu satışla çözülemez. Yasal düzenleme hukuk tanımazlıktır. ‘Uluslararası Ormanlar Yılı’nda ormanlar satılamaz. 2-B yasalara saygılı yurttaşların hukuka ve yasalara güvenini sarsar. 2-B süreli mülkiyet ile çözülür. Sonuç olarak; hak sahibi yapılan işgalciler, rant ve oy peşindekiler dışında hiç kimse 2-B orman alanlarının satılmasından yana değildir.

İDDİA DOĞRU MU?

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, İçişleri Bakanı Atalay’a soruyor: İDO’da çalışan gemi adamlarının maaşının aylık 500 TL civarında düşürüldüğü yönündeki iddialar doğru mudur? Doğruysa gemi adamlarının maaşı neden düşürülmüştür? İDO’nun davet usulü ile yapılan ‘avukatlık hizmet alımı’ 95 bin TL’lik ihalesini, AKP İstanbul İl Gençlik Kolları Eğitim Başkanı avukat Emrah Kulaklı’nın aldığı yönündeki iddiaları doğru mudur?
Yazarın Tüm Yazıları