GeriEtkinlikler Kazım Akşar ilk kez bir aksiyon filminde!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kazım Akşar ilk kez bir aksiyon filminde!

Kazım Akşar ilk kez bir aksiyon filminde!

Kaos Örümcek Ağı’nın çekimlerinde neler yaşandı?

30 Mart’ta vizyona girecek Kaos Örümcek Ağı adlı filmin fragmanını izleyenler, belki benim gibi yanlış bir video açtığını düşünmüşlerdir ilk önce. Çünkü film, patlamalar, bombalar, uçaklar, düşüş ve dövüş sahneleri ile hep o alıştığımız yabancı aksiyon filmleri gibi görünüyor her yönüyle. Henüz izlemesek de filmde bir müsteşarı canlandıran Kazım Akşar ile çekimlerden ve filmin içeriğinden konuşmak üzere buluştuk.

Kazım Akşar aynı zamanda benim yaratıcı drama hocamdı zamanın birinde. O yüzden bu tanışıklık münasebetiyle de sohbetimiz çok daha eğlenceli oldu ve kendimizi birçok şeyi konuşurken bulduk. İşte, güneşli bir İstanbul gününde filmden tiyatroya akan söyleşimiz…

Kazım Akşar’ın sırtı zedelendi, Cemal Hünal’ın parmağı çıktı

Kaos nasıl bir film?

“Türkiye tehdit altında, büyük bir deprem yapılacak ve Orta Doğu projesini uygulayacaklar” fikri hakim senaryoda. Projenin uygulanmasını isteyenler olduğu gibi ülke açısından bir felaket olacağını düşünenler de var. Bir de istemiyor gibi görünen ama içten içe isteyen “derin devlet” diyebileceğimiz güçler mevcut. Bol aksiyon var tabii. Yönetmen Cem Gül, bu ülkede bence bilgisayar teknolojisini ilk defa bu kadar efektif kullanan biri olacak. Sadece silahlar konuşmuyor, anlatılan birçok güzel şey var. Her şeyden önce Cem çok titiz çalışan bir yönetmen. Dolayısıyla ben de böyle iyi hazırlanılmış bir projede yer almak istedim.

 

Kazım Akşar ilk kez bir aksiyon filminde
 

Çekimler zor muydu? İlginç anlar yaşanmıştır diye düşünüyorum.

2.5 ay kadar sürdü çekimler. Hava çok soğuk olduğu için sıkıntı çektik. Mesela bana arabanın çarptığı bir sahne vardı. Bunu gece saat 3-4 civarında çektik. Arabaların çarpıştığı kısım daha önce çekilmiş. Benim de çarpma esnasında fırlayıp asfalta düşmem lazım. O yüzden tellerle bağladılar, ilginçti. İlk kez aksiyon filminde rol alıyorum ve tiyatro alışkanlığımdan ötürü istiyorum ki araba bana gerçekten çarpsın, öyle oynayayım. Aslında denemedim de değil. Arabaya çarptım bayağı, sırtım ağrıdı (Gülüyor). Cemal Hünal’ın parmağı çıktı. Sıkı sakatlıklar yaşadık, sanırım fazla gerçekçi oldu ama iyi bir iş çıktı diye düşünüyorum. İçerik ve görüntüler de tutarsa çok güzel olacağı kesin.

“Rojda Demirer, tiyatro dünyası için büyük kayıp”

Oyuncu kadrosunu nasıl buldunuz?

Yaklaşık 13-14 kişilik, kaliteli bir kadro var. Çoğu tiyatro kökenli, Rojda Demirer gibi. Yıllar evvel Gazap Üzümleri oyununda oynamıştık. Ben anlatıcıydım ve oyunu izlerdim hep. Rojda o sıralar 13 yaşlarındaydı ve o kadar tatlı bir çocuktu ki hep gözüm takılırdı ona. Anlatılanları dinler, keşfetmeye çalışırdı işi. Konservatuvar okudu sonra, Devlet Tiyatrosu oyuncusu oldu ama bıraktı sonra. Sette de tiyatroyu özlediğini söylüyordu. Bence tiyatro dünyası için bir kayıptır Rojda.

Film, izleyicileri şaşırtacak gibi duruyor kaliteli fragmanı ile. Sizce Fetih 1453’ün etkisini yakalar mı?

Sanmam çünkü o film her zaman merak edilen bir konuya sahip, hem Muhteşem Yüzyıl gibi dizilerin tuttuğu bir dönemde çekildi hem de bütçesi çok iyiydi. O desteği bana verseniz orduları havada bile uçururum, hem de telsiz (Gülüyor). Kaos yurt içinde benzer bir etki yaratabilir belki ama Fetih 1453 gibi yurt dışına çıkma şansı olmaz çünkü çok benzeri var.

Yeni projeleriniz var mı?

Henüz belli olmayan dizi teklifleri var. Ama asıl yeniliği tiyatroda yapacağım. Devlet Tiyatrosu için Gothe ile ilgili bir oyun yazıyorum. Şimdiye kadar Rus klasiklerine yoğunlaşmıştım ve hep uyarlama yapmıştım. Bu sefer Batı’ya döndüm yüzümü ve artık yazmam gerektiğini düşündüm. Gothe bana birçok referans veren bir yazar. Yaptığım okumalar sonrası da elimde birçok malzeme birikti. Hizmetçisi ile aşk yaşaması ve evlenmesi, Shiller ile olan çatışması ve Napolyon’un da yer aldığı bir kurgu düşünüyorum. Henüz öyküyü kurmuş değilim ama oldukça heyecanlıyım. Maalesef bu sezona yetişmeyecek gibi görünüyor.

Daha önce Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar, Beyaz Geceler gibi romanlarını, Oscar Wild’ın Dorian Gray’i oyunlaştırmıştım. Ingmar Bergman’ın Güz Sonatı filmini oyunlaştırıp Arsen Gürzap’a hediye ettim. Onun oynamasını çok istiyorum.

Bu sezon ise yaklaşan savaş söylemlerine karşı bir oyun sahnelemek iyi olacak diye düşünüyorum. Savaş ve Barış en ideal oyunlardan biri elbette. Müzelik haliyle değil, günümüze de getirmek değil amacım. Savaş hangi dönemde yaşanırsa yaşansın getirdiği olumsuzluklar hep aynı ne de olsa.

Kazım Akşar ilk kez bir aksiyon filminde
       

“Keşanlı Ali Destanı dizisini sevemedim”

Keşanlı Ali Destanı adlı oyunu da yönetiyorsunuz bir yandan değil mi?

Eskişehir Belediye Tiyatrosu bana bu teklifi getirdiğinde hemen kabul ettim çünkü uzun zamandır istiyordum. Kadro gerçekten müthiş. Bu kadarını beklemiyordum. 2.5 saatlik bir müzikalin 2 ayda ortaya çıkması kadronun çok iyi olmasıyla ilgili.

Aynı isimli dizi hakkında neler düşünüyorsunuz?

Açıkçası sevmedim. Yanlış yorumlandığını düşünüyorum. O kadar usta bir yönetmenin o yanlışa nasıl düştüğünü de anlamış değilim. Yazar, yönetmen ve oyuncular hepsi çok iyi ama yanlış yerde buluşmuşlar bence. Ki sadece ben böyle düşünmüyorum. Eskişehir’deki tiyatro seyircisi de önce tiyatrosunu izlediği için diziye tepkili.

Bu arada yılbaşına yakın zamanlarda İstinye Park’ta birkaç gazeteci yakalayıp sordu diziyi nasıl bulduğumu. Ben de fikirlerimi söyledim. Biri “Diziye çakma Keşanlı diyebilir miyiz?” diye sordu. Ben de “O sizin yorumunuz diyebilirsiniz” dedim. Onlar da sadece “diyebilirsiniz” kelimesini alıp bunu başlık yaptılar. Artık yapacak bir şey yok tabii.

Beğendiğiniz diziler var mı?

Yalan Dünya çok iyi ve renkli başladı. Onun dışında Son adlı dizi oldukça iyi. Yıl atlamaları olduğu için izlemesi zor gelebilir ama oldukça iyi yazılmış bir senaryo. Bence her şey senaryoda bitiyor. Reyting kaygısıyla yazılınca yapısı bozuluyor senaryonun. Reyting bir süreliğine durdurulduğu için artık cesur diziler daha fazla ortaya çıkar diye umuyorum.

Keyifli sohbeti ve samimi açıklamaları için Kazım Akşar’a çok teşekkür ederiz.

Röportaj: Hanife Yaşar

Fotoğraf: Melin Kahraman

False