99 depreminden sonra %75 yenilenen Düzce’nin başkanı Özlü: Halkımız geceleri rahat uyuyor

Kuzeyinde tarih ve deniz, güneyinde şelale ve yaylalar var ama asıl en önemlisi akşam evlerde, uykuda huzur var… 1999 depreminden sonra, bugün kentsel dönüşüm modeliyle örnek olan şehir Düzce’de Belediye Başkanı Faruk Özlü ile beraberiz. Hem mühendis-bakan-belediye başkanı olma hikâyesini dinledik hem de geçmişten bugüne çıkarılan derslerle güncel konulara eğildik. Gündem deprem. Başkan Özlü, “Bugün Düzce yüzde 75 oranında yeni konut stokuna sahip bir şehir. Konutunuz yeniyse rahat uyuyacaksınız. Düzce halkı geceleri rahat uyuyor” diyor.

Haberin Devamı

1- Sonbahar renkleriyle sarmalanmış, başkanının deyimiyle ‘butik şehir’ Düzce’deyiz… Ev sahibimiz Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü. Kapısını hem eski albümleri karıştırmak hem de Türkiye’nin en güncel meselelerinden depreme karşı kentsel dönüşümü konuşmak için çaldım. Düzce, 12 Kasım 1999 tarihinde 7.2 büyüklüğünde bir depremle sarsılmış, çok sayıda bina yıkılmış, 845 kişi hayatını kaybetmişti. Bundan 23 yıl sonra geçen yıl yine bir kasım günü 5.9 büyüklüğünde deprem yaşayan kentte can kaybı olmadı. Çok az bina hasar gördü. Başarılı kentsel dönüşümün sırrı neydi? Bugün neler yapılıyor? Özlü, 2019’da seçildiği belediye başkanlık görevinden önce 2016-2018 yılları arasında Bilim, Sanayii ve Teknoloji Bakanlığı koltuğunda oturmuş, ondan önce de 25 yıl Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nda üst düzey görevlerde yer almış bir isim. Konuşacak konu başlığı çok! Kendi hikâyesiyle başladık…

Haberin Devamı

99 depreminden sonra %75 yenilenen Düzce’nin başkanı Özlü: Halkımız geceleri rahat uyuyor

HASTANEDE DOĞAN İLK ÇOCUK

Buluşma yerimiz kentin biraz dışındaki Mutfak Sanatları Merkezi’ydi. Burayı seçmesinin özel bir sebebi var. Özlü, söze “Kentlerin kimliklerinin olması önemlidir. Düzce hem Osmanlı hem de Cumhuriyet döneminde Balkanlar ve Kafkasya’dan göçler almış” diye başlıyor: “Ortak kimlik için işe mutfaktan başladık. Köy köy gezip Düzce mutfaklarındaki yemeklerin tariflerini alıp burada bir araya getirdik.” Peki göçmenlerden önce şehirde kimler varmış? Faruk Bey, “Yerlilere ‘Manav’ derler. Benim ailem de hep buralıymış; kökenlerimiz 1700’lü yıllara kadar uzanıyor” diye cevaplıyor. Yani kendisi gerçekten kentinin ev sahibi! Özlü, 1962 yılında Çilimli ilçesinin Topçular Köyü’nde çiftçi bir ailenin beşinci ve en küçük çocuğu olarak dünyaya geliyor. Ailenin evde değil hastanede doğan tek üyesi oluyor. Faruk Bey, “Eskiden doğum günleri ‘fındık zamanı’, ‘harman zamanı’, ‘tütün zamanı’ diye ifade edilirdi. Ben hastanede doğduğum için tam doğum günümü biliyorum; 19 Kasım Pazartesi, sabah 08.00” diye anlatıyor.

Haberin Devamı

ÜNİVERSİTEYE KADAR KÖYDE...

Çocukluğu, varlıklı dededen kalan geniş arazileri olan bir ailenin iki katlı, on odalı evinde geçiyor. Özlü, “Tam bir köy hayatı içinde büyüdüm” diye devam ediyor: “Tarlalarda buğday, mısır, tütün, şeker üretilirdi. Evimizin yanında kendi ihtiyaçlarımız için domates, biber, patlıcan dikilirdi. Okula da liseyi bitirinceye kadar köyden gidip geldim. Hayvanları çok severdim. Köpeğimle arkadaş gibiydik. Boş zamanlarda onunla gezintiye çıkmayı severdim. Ördeklerim vardı. Onları da dereye yüzmeye götürürdüm. Çok güzel günlerdi…”

BİRAZ SAĞ BİRAZ SOL OKUMASI

Bir diğer merakı da okumakmış. Okulda ders çalışmak için kendine has bir metodu varmış: “Bir dersi geçeceğime inandığım an o derse çalışmayı bırakır kendi sevdiğim alanlarda okumalarıma, köpeğimle dolaşmaya giderdim. Henüz lise birinci sınıftayken İsmail Cem’in ‘Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi’ kitabını okumuştum. Lise yıllarımdı. Türkiye ve özellikle iktisat tarihini öğrenme bakımından enteresan gelmişti. Yine aynı tarihlerde Dr. Agah Oktay Güner’in İsraf Ekonomisi ve Verim Ekonomisi kitaplarını da okumuştum. Bunlar birisi sol kökenli, diğeri sağ kökenli iki yazarın kitapları idi. Her ikisi de Türkiye’nin kalkınması, gelişmesi ve büyümesi için fikirler üreten, tekliflerde bulunan kitaplardı.”

Haberin Devamı

99 depreminden sonra %75 yenilenen Düzce’nin başkanı Özlü: Halkımız geceleri rahat uyuyor

2- MÜHENDİS DEVLET ADAMLARI KUŞAĞI

Nitekim, aile içinde de memleket meseleleri sık sık konuşulurmuş. Özlü, “1970’li yıllardı. Bülent Ecevit fırtına gibi esiyordu. Adalet Partisi ile CHP rekabeti gündemdeydi” diye anlatıyor: “Ailemizde devlet adamlarına karşı büyük bir hürmet vardı. Bundan etkilenerek devlet adamı olmak istedim. Başka iş hiç düşünmedim.” Peki ‘devlet adamı’ nasıl olunacaktı? Özlü: “Önde gelen siyasetçiler mühendisti; Süleyman Demirel, Turgut Özal, Necmettin Erbakan... Ben de o günlerde ‘Devleti yönetenler mühendisler Faruk, sen de mühendis olmalısın!’ diye düşünüyordum. Bugün de Türkiye’nin gelişmesi için mühendis birikimine çok ihtiyaç var.”

Haberin Devamı

DEPREME DİRENÇLİ BİR ŞEHİR

Gelelim deprem ve kentsel dönüşüm konularına… Başkan Özlü, “Ben bir savunma sanayisi uzmanıyım ama depreme dayanıklı şehirler inşa etmek savunmadan da önemli” diyor: “Düzce 1999 depreminden ders çıkardı. O günden beri deprem yönetmeliklerini harfiyen uyguluyoruz. Yüksek katlı yapılaşmaya son verdik. Bugün Düzce yüzde 75 oranında yeni konut stokuna sahip. 23 Kasım 2022 depremi de çok kötüydü. Sabaha karşı büyük bir sarsıntıyla uyandım. Konutunuz yeniyse, deprem yönetmeliklerine uygun yapılmıştır diye düşünecek ve rahat uyuyacaksınız. Düzce halkı geceleri rahat uyuyor.” Peki nasıl bir kentsel dönüşüm? Yanıtı: “Bölgelere göre farklı dönüşüm modelleri uygulamak gerekiyor. Devletin de buna destek olması lazım.”

Haberin Devamı

99 depreminden sonra %75 yenilenen Düzce’nin başkanı Özlü: Halkımız geceleri rahat uyuyorSENE 2020 - Belediye çalışmalarında

FİL MİSALİ BELEDİYECİLİK…

Eğitimi için ayrıldığı şehrine 35 yıl sonra Belediye Başkanı olarak dönen Faruk Özlü, “Hayatımda hiçbir zaman belediye başkanı olmayı düşünmemiştim” diyor. Gözlemlerini ‘Belediyeciliğin Esasları’ ismiyle kitaplaştırmış. Mühendis gözüyle belediyeciliği şöyle anlatıyor: “Fil misali herkes bir yerinden tutmuş. Hortumunu tutan onun bir boru, ayağını tutan da onun bir sütun olduğunu söylüyor. Oysa o ne bir boru ne de bir sütun. O büyük bir fil! Çalışmalar altyapısından kültür sanata bir bütünlük halinde yürütülmelidir.”

99 depreminden sonra %75 yenilenen Düzce’nin başkanı Özlü: Halkımız geceleri rahat uyuyorSENE 2017 - Türkiye Bilimler Akademisi Ödül Töreni

3- TANK, HELİKOPTER, UÇAK YAPAN BİR YER…

En büyük hayali İstanbul’da okumaktı. 1982 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği’ni kazandı. Öğrencilik dönemi İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yaptığı yüksek lisans ve doktorayla 10 yıl sürdü. Bu yıllarını kendini eğitim ve kültür alanında geliştirerek geçirmiş: “İngilizce öğrendim. Konferanslara katılıp gazeteci, yazar, düşünce insanlarıyla tanıştım.” Sonra bir gün… Özlü anlatıyor: “Doktora arkadaşım Kemal Kaya ortadan kayboldu. Birkaç ay sonra gelip Ankara’da Savunma Sanayii Müsteşarlığı diye bir yerde çalışmaya başladığını söyledi; ‘Tank, helikopter, uçak yapıyoruz’ deyince heyecanlandım. O dönemde Türkiye’de üç önemli kurum vardı; Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı. 1990 yılında Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nda işe başladım. Tam 25 yıl çalıştım.”

99 depreminden sonra %75 yenilenen Düzce’nin başkanı Özlü: Halkımız geceleri rahat uyuyorSENE 1995 - Kobra Zırhlı Aracı Kabul Testleri

4- ‘TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ İÇİN MİLAT’

Nasıl geçmiş bu yıllar? Faruk Bey anlatıyor: “Türkiye, 1974’e kadar savunmasını NATO yardımlarıyla yürütüyor. 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra ambargoyla ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, TAI gibi şirketler kuruluyor ve Türkiye kendisi üretim yapmak istiyor ama bu ancak yabancı ülkelerin lisansları altında yapılabiliyor. 1985’te Başbakan Turgut Özal, üretimi güçlendirmek için Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nı kuruyor. 2004’te, AK Parti ile lisans hakları da Türkiye’ye ait savunma sistemlerin üretilmesi hedefleniyor. Bu, Türk savunma sanayisi için gerçekten bir milattır. Bugün envantere giren, üretimde olan ne varsa temelleri o tarihlerde atıldı; Altay tankı, İHA ve SİHA faaliyetleri, yerli üretim helikopter, MİLGEM, TGC Anadolu gemisi... Ben mühendis, proje müdürü, daire başkanı ve müsteşar yardımcısı olarak bu projelerin hepsinde çalıştım. Savunma sanayimiz üretim ağırlıklı yapıdan tasarım ve mühendislik ağırlıklı yapıya dönüştü.”

99 depreminden sonra %75 yenilenen Düzce’nin başkanı Özlü: Halkımız geceleri rahat uyuyorSENE 1975 - Çocukluk...

‘NE OLURSAN OL EN İYİSİ OL’

“Gençliğimde bir yazardan aldığım tavsiye: ‘Oğlum ne olursan ol, en iyisi ol’ idi. Bunu hiç unutmadım. Çok çalışmadan, üretmeden hiçbir şey olmuyor. Gençlere önerim mutlaka iki dil öğrenin, bir de işinizi tutkuyla yapın.”

99 depreminden sonra %75 yenilenen Düzce’nin başkanı Özlü: Halkımız geceleri rahat uyuyorSENE 1977 - Ağabeyi Hasan Özlü ile

BABAMIN BİZİ OKUTMAK İÇİN SATTIĞI TRAKTÖRÜ 30 YIL SONRA GERİ ALDIM

“Köyde dört adet traktör vardı. Biri bizimkiydi. Babam bizi okuturken ekonomik açıdan zorlanınca o traktörü satmıştı. Yıllar sonra bu traktörü aradım ve buldum; komşu köydeymiş. Amacım babamın sağlığında traktörü yaptırıp ona hediye etmekti ama maalesef rahmetli oldu. Traktör hâlâ köyde, arada gidip sürüyorum.”

99 depreminden sonra %75 yenilenen Düzce’nin başkanı Özlü: Halkımız geceleri rahat uyuyorSENE 1973 - Topçular Köyü’nde ailesiyle

5- REFORM İÇİN SİYASETE GİRDİM

Özlü, “Ancak bir eksik vardı...” diye devam ediyor: “Türkiye’nin büyük bir askeri güç olmasını önemsedim. Soğuk Savaş’tan sonra gelişmiş ülkeler savunma teşkilatlarını reformlarla yenilediler. Türkiye bunu gerçekleştiremedi. Bir savunma reformuna ihtiyaç vardı. Bunun için kapsamlı bir rapor hazırladım. O dönemki Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül bir savunma reformu çalışma grubu kurdu; Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri’nden generaller, Savunma Sanayii Müsteşarlığı’ndan ben, MGK Genel Sekreteri Tahsin Burcuoğlu ve Bilkent Üniversitesi’nden Prof. Ali Karaosmanoğlu bir yıl çalışıp Savunma Reformu Raporu hazırladık. O rapordaki reformist görüşler bana aittir. Bu amaçla 2015’te siyasete girdim.”

6- BİLİM-TEKNOLOJİ-SANAYİ AĞACI

Düzce milletvekili olarak TBMM’ye giren Faruk Özlü, 2016’da Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak görevlendirildi. Bu başlık altında, mühendis gözüyle tespit ettiği eksikleri sorunca şöyle anlatıyor: “Türkiye’nin sanayi gelirlerini iki katına çıkarmayı hedefledim. Bilgi üreten, ürettiği bilgiyi teknolojiye dönüştüren, bu teknolojiyi sanayisine enjekte eden bir modeli benimsedim. Buna da ‘ağaç modeli’ dedik. Bir ağaç düşünün... Kökünde bilgi var. Gövdesi teknoloji. Meyvesi de sanayisi. Meyveyi toplayıp satan kazanıyor. Bilgi üreten kurumlar üniversitelerdir. Bilgi üretmezseniz teknoloji üretemezsiniz. Teknoloji ile sanayi arasında bağ kurmazsanız ilerleyemezsiniz.” Türkiye’de şu anda da bu üçü arasında sağlam ilişki kurulabilmiş değil. Köklü bir yasal düzenlemeye ihtiyaç var. Araştırma, geliştirme teknoloji üreten bir iklim oluşturabilirsek dışarıya gidenler de Türkiye’ye döner.”

Yazarın Tüm Yazıları