Paylaş
Pek çok farklı alan ve uzmanlıktan gelen inisiyatif üyeleri Kastamonu ve çevresinin doğal, kültürel ve tarihsel mirasına sahip çıkarak yerelden evrensele köprü kurmak ve bölgenin sürdürülebilir gelişimine katkıda bulunmak amacıyla büyük bir özveriyle çalışıyor.
Kastamonu çok nitelikli ve kentlerine sahip çıkan insanlar yetiştirmiş. Kente büyük emeği geçen Dr. Atıf Uğurlu’nun ilk ve kurucu başkanı olan inisiyatif, Pompeiopolis Müzik ve Tiyatro Festivali lansmanı vesilesiyle bu geziyi düzenledi. Zeynep Hanım’ın önünde yoğun bir proje takvimi var. Kastamonu antik çağ, Osmanlı ve Cumhuriyet’e dair önemli ve unutulmaz izler taşıyor. Devlet, yerel yönetim ve kentin ileri gelenleri bu potansiyelin farkında. Birlikte uyum içinde ve elbirliğiyle şehrin potansiyelini ortaya çıkarmak için canla başla çalıştıklarını gördük. Yapılan çalışmalar dünya standardında, diğer illerimize örnek olmalı.
İki günde toplamda neredeyse 200 km’lik yol katettiğimiz programın ilk durağı Mimar Vedat Tek Kültür ve Sanat Merkezi oldu. Şehirde ve insanlarda büyük iz bırakan Kastamonu eski Valisi Dr. Enis Yeter’in ilk projelerinden olan bu merkez, Türkiye’nin ilk ve tek Şapka Müzesi’ne de ev sahipliği yapıyor. Merkezin Müdürü İlknur Aynan adeta kendini müzeye adamış. Müzede sergilenen 1300’ün üzerinde şapkanın toplanmasında bizzat emek vermiş. Hâlâ göz bebeği olan kentle yakın olarak ilgilenen Enis Bey’in kültürel mirasa sahip çıkan yaklaşımı yerel yönetimlerde örnek model olarak uygulanmalı.
Program dahilinde UNESCO dünya mirası listesinde yerini almış olan Kasaba Köyü Mahmutbey Camii’ni ziyaret ettik. 1366 senesinde yapılan camiyi Kastamonulu sanat tarihi hocası ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi eski dekanı Prof. Dr. Zeki Alpan’dan dinledik. Caminin 1994 senesinde çalınan nadir ahşap oyma ve işlemelere sahip kapısı, yerel gazeteci Abdülkadir Akın’ın haberleri sayesinde gündem olmuştu. Birkaç gün sonra bulunan tarihi kapı şimdi müzede güvende. Zeki Hoca’yla epey sohbet etme fırsatımız oldu. Kastamonu’yu ve tarihini akademiye uzun yıllar emek vermiş hocamızdan dinlemek bir başka.

POMPEIOPOLIS’TEN TAŞKÖPRÜ’YE
Atatürk’ün Taşköprü’ye gelişinin 100. yılı vesilesiyle Taşköprü’yü de ziyaret ettik.
Taşköprü sarmısağıyla tanınıyor ama tarihi çok eskilere dayanıyor. Pompeiopolis antik kenti, kazı başkanı, Karabük Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük ve ekibi tarafından gün yüzüne çıkartılmaya başlanmış. Ekip Zeugma ile yarışacak güzellikteki ikonik mozaiğini de ortaya çıkartmış. Kazı tamamlanıp gezilebilecek bir noktaya geldiğinde Taşköprü turizmine ve ekonomisine çok katkısı olacak. Gastronomi, doğa, tarih ayaklarıyla birlikte ilçenin turizm deneyimi zenginleşecek.
ÖRNEĞİ AZ BULUNUYOR
Yinelemek gerekiyor, Kastamonu’nun daha hareketli, gerçek bir turizm kenti olması gerekiyor. Dünya Mirası Kastamonu İnisiyatifi’nin oluşumuyla bunun izleri daha çok görülmeye başlandı. Hele Karadeniz bölgesinin en büyük antik kenti olan Pompeiopolis’in 1970’lerden sonra yapılan kazılarda ortaya çıkan anıtsal hali bölgede heyecan uyandırıyor. Kent ismini, kurucusu olan meşhur Roma Komutanı Pompeius Manus’tan (MÖ 106-48) almış. Pompeius, Pontus Kralı VI. Mithridatis’i MÖ 66 yılında yenince Karadeniz bölgesinin iç kısımlarında kurduğu 7 yeni şehre Romalı eski askerleri yerleştirmiş. Bu kentlerin en büyüğü Pompeiopolis... Şimdiye kadar kazılan ve tarama yapılan 3 bin dekarlık alandan Gökırmak nehri geçiyor. Zımbıllıtepe’deki geç antik villanın bulunuşu her şeye heyecan katmış, Türkiye’de bulunan en büyük üç Roma villasından biri olarak kabul edilen bu yapı kazı sürecini hızlandırmaya ve korumaya yönelik bir anlayışı egemen kılmaya başlamış. Antik kentte amfitiyatro ve odeon alanları da bulunuyor.
EFES’LE KIYASLARSAK...
Türk, İtalyan, Polonyalı ve Rumen araştırmacılardan oluşan bir ekibin yer aldığı ilk çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Uluslararası İşbirliğinde İtalya Dışişleri Bakanlığı, Floransa ve Roma Üniversiteleri ve MedA Vakfı, Antik Akdeniz gibi kurumların takdirini ve mali desteğini alıyor.
Karadenizlilerin ‘aculluğuna’ bakarsak
2 bin yaşındaki bu kentin ortaya çıkarılması çok uzun yıllar alacak.
İzmirli bir gazeteci dostumuz “Siz acele etmeyin, Efes yıllardan beri kazılıyor, ki bu ancak işin daha yüzde 10’u” dedi.
Taşköprü kent tarihi müzesini de gezme fırsatımız oldu. Müze 1890’lı yıllarda ‘Redif Taburu’ olarak inşa edilen binada yer alıyor. Taşköprü tarihini pek çok farklı konu ve alan üzerinden misafirlerine tanıtıyor. Yemek, eski adetler, şehir planları, günlük yaşam hem objeler hem de dijital deneyimlerle sunulmuş. Belediye Kültür İşleri ekibindeki gençler ve rehberler konularına çok hâkim ve ilçelerini tanıtmak için çok heyecanlılar.
OYA ERGÜN KONSERİ
Dünyaca tanınan Türk soprano Oya Ergün ve ekibi, İTÜ Konservatuarından Süleyman Şenel hocanın koordinatörlüğünde nefis bir konser verdi. Hem aryalar hem de Kastamonu türkülerini seslendirdi. Kastamonulular hemşerilerinin konserlerinden çok mutlu oldular. Çok zarif bir sanatçı olan Oya Hanım “Her yıl bir konser hakkımı Kastamonu için kullanıyorum” diyor.
Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, ilçenin tüm değerlerini sahiplenmiş ve Taşköprü’nün potansiyelinin ortaya çıkması için yoğun şekilde çalışıyor.
TAŞKÖPRÜ’DEN ÇİN’İ SİLDİK
Taşköprü yolunda Muhtargiller ailesinden Zeki Alpan hocamızın bir sarmısak üreticisi akrabası ile konuştuk. ‘Sarmısak bu toprakları seviyor. Taşköprü sarmısağı kalite ve aroma olarak Çin sarmısağının çok üstünde. Bizim sarmısağımızda pembe-mor çizgiler olur. Tadı ve faydası başkadır. Biz burada Çin sarmısağını sildik’ dedi. Kastamonu’da sarmısak üreticilerinin coğrafi işaretli ürünlerini koruma konusundaki hassasiyetleri bizi sevindirdi. Kastamonu ayrıca Halit Cebeci gibi yeni nesil üreticilerle sarmısağı bir üst lige taşımış durumda. Sarmısağın özel koşularda fermente edilmesiyle elde edilen siyah sarmısağı pek çok ülkeye ihraç ediyor. Lezzet ve dokusuyla dünyaca ünlü şeflerin tercih ettiği bir ürün.
‘SAKLI CENNET DADAY’
Daday ilçesi de doğası ve tarihiyle görülmesi gereken yerlerden. Kaya mezarları ve 1632’de inşa edilmiş Balabanağa Konağı yanında ekolojik turizme yönelik de pek çok zenginlik mevcut. Osmanlı’nın önemli at yetiştirme merkezlerinden olan Daday bu geleneği devam ettiriyor. İyi ki ‘Yavaş Şehir’ unvanını almış. Daday’da İksir Tatil ve Yaşam Kasabası’nda konakladık. İksir Hanım eşi ve kızlarıyla birlikte burada bir cennet yaratmış.
Matematik Öğretmeni İksir Sema Aydın emekli olup doğduğu topraklara dönmüş ve 1926 yılında inşa edilmiş bu tarihi konağı satın alarak restore ettirmiş. Ailesiyle birlikte bölgeye büyük bir değer kazandırmış. Kızları Ece işin her detayıyla ilgileniyor.
Milli Mücadele döneminde ilk kadın mitingini düzenleyen Kastamonulu kadınlar bugün de öncü olmaya devam ediyor. DMKİ’nin ‘İlham Veren Kadınlar’ listesinde yer alan Nilüfer Korkoroğlu’nu da anmadan geçmeyelim. Kastamonu’da 5 kuşaktır pastırmacılık yapan Korkoroğlu ailesine 30 yıl önce gelin gelen Nilüfer Hanım pastırmacılık yapan tek kadın olma unvanını taşıyor. Oğlu ile birlikte yaptıkları pastırmalar Kayseri pastırmasını geride bırakmış.
Memleketin her yeri ayrı güzel ama bazı kentler daha şanslı. Kastamonu bu şehirlerden biri. Tarihi, coğrafyası, kültürü, mutfağı, insanı bir başka. Çok şehir gördük ama Kastamonu insanının, kentlerinin zengin mirasına sahip çıkmalarındaki ciddiyet ve heyecan herkese örnek olmalı.
Özetle biz Kastamonu’yu İstanbul’da yaşayan en büyük hemşeri nüfusuna sahip illerden biri, sarmısağı ve önemli iş insanları ile tanır bilirdik. Oysa, görünenden çok farklı bir Kastamonu gerçeği varmış!..
Paylaş