"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

‘Küçük adam’ ne oldu sana?

Cem Yılmaz’ın yazıp yönettiği ve ana karakterlerine hayat verdiği ‘Karakomik Filmler’ serisinin ilk iki adımı ‘2 Arada’ ve ‘Kaçamak’ vizyonda. Perdede izlediğimiz iki öykü, güç eline geçtiğinde şirazesini kaybedenlerle artık uzaylıların bile kurtaramayacağı insanlığımızın gidişatında geziniyor...

KARAKOMİK FİLMLER

2 ARADA (BEŞ ÜZERİNDEN DÖRT YILDIZ)

KAÇAMAK
(BEŞ ÜZERİNDEN ÜÇ YILDIZ)

Yönetmen: Cem Yılmaz

Oyuncular: Cem Yılmaz, Zafer Algöz, Özkan Uğur, Umut Kurt, Necip Memili, Cemre Ebüzziya, Cem Davran, Can Yılmaz, Uraz Kaygılaroğlu, Nilperi Şahinkaya, Alişan Uğur, Bâlâ Atabek

Türkiye yapımı

‘Küçük adam’ ne oldu sana

Cem Yılmaz’ın bir önceki sinemasal hamlesi ‘Arif v 216’, izleyiciyi toplumsal düzenin keskin ayrıştırmalarından, kutuplaştırılmalardan uzak seyrettiği eski günlere götürüyor ve bir anlamda “Orda, bir Türkiye var geçmişte” diyordu. Bu yıl başında vizyona girmesi beklenen ama kayıtlara ‘Mısır tartışması’ olarak geçen karmaşadan dolayı vizyon tarihi şimdilere sarkan son çalışması ‘Karakomik Filmler’ serisi ise zamane dertlerinde dolaşıyor... Bu hafta itibariyle serinin ilk iki adımı, ‘2 Arada’ ve ‘Kaçamak’ huzurlarımızda. Birbirinden bağımsız iki öykü anlatan ve ince bir geçişle birbirine bağlanan bu çalışma, sinemasal anlatım biçimleri açısından da farklılık arz ediyor.

Önce hikâyelerde dolaşalım: ‘2 Arada’, arkadaşlarının deyişiyle ‘Ayzek’in hayatından kesitler aktarıyor. Bir arabalı vapurda çay-tost vs. satan ve her gün yolculuk eden Songül’e yanık olan bu ön dişlerinden yoksun ‘küçük adam’, şirketin özelleştirilmesi sonucu yeni oluşumun içinde yer almak için hırslı bir çabaya soyunuyor. Lakin bu istek, giderek onun psikolojisinin bozulmasına ve işte kalacakları belirleyen mülakatçıyla tehlikeli sulara açılmasına neden oluyor... ‘Kaçamak’ ise eşlerine çeşitli yalanlar söyleyerek hafta sonu kaçamağına soyunan dört arkadaşla tesisin sahibinin başına gelen tuhaf şeyleri anlatıyor...

Bir memleket gibidir arabalı vapur!

Bu iki ayrı bölümden oluşan yapımın ilk adımı olan ‘2 Arada’yı ben kendi adıma çok beğendim... Bunun başlıca nedeni, anlattığı dünyayı, yarattığı atmosferi ve nostaljik göndermeleri belki de kuşak itibariyle olsa gerek, kendime daha yakın bulmam sanırım. Ama onun ötesinde koşulların yanı sıra çevrenin de etkisiyle ‘Joker’leşme yolunda hızla ilerleyen ‘Ayzek’ Metin karakteri, çok sağlam çizilmiş.

Olay örgüsünün geçtiği temel mekân olan ‘arabalı vapur’dan mülhem sık sık ‘Aşk Gemisi’nin (orijinal ismi ‘The Love Boat’ olan ve Kaptan Stubing, Dr. Adam, mürettebattan Julie, Gopher ve barmen Isaac gibi karakterleriyle hafızalarımıza kazınan 70’lerin ünlü TRT dizisi) yanı sıra ‘Gemide’ ve ‘Titanic’ göndermeleriyle süslü bu bölüm, sosyolojik olarak kötülüğün herkesi ele geçiren yanına ve “Biz ne ara bu hale geldik?” meselesine el atıyor. “Tost, tost diye nicesine sarıldık” (!) tadında ilerleyen hikâye de kuşkusuz Serdar Akar’ın klasiği gibi bir metafora göz kırpıyor ve “Bir memleket gibidir arabalı vapur” diyor. Filmin senaryosunun yanı sıra yönetmenliğini de üstlenen Cem Yılmaz, ‘2 Arada’da sinematografik açıdan sakin, ritmi dengeli bir anlatım tutturmuş; bir noktadan sonra da gerilime göz kırpmış. İnsan ruhunun derinliklerinde dolaşan öykü, güç eline geçtiğinde şirazesini kaybeden ve karanlık tarafa dahil olma potansiyeline sahip herkese (hepimize) ayna tutuyor. ‘Sanat sineması’ (!) sınırlarında dolaşan ‘2 Arada’, ‘Cem Yılmaz külliyatı’ içinde birinci elden bağını kuşkusuz ‘Hokkabaz’la kuruyor.‘Küçük adam’ ne oldu sanaCehaletimiz uzaylıların dilinde!

‘Kaçamak’ta ise hikâyenin çıkış noktası ikiyüzlü erkek halleri. Sonrasında mesele gökyüzüne uzanıyor ve uzaya çıkıyor! İster minik detaylar olsun, ister iş evrensel boyutlara taşınsın; Şark kurnazlığımız devreye girer ve pragmatik zekâmız küçük hesaplarda dolaşır. ‘Kaçamak’ cephesindeki kan bağları elbette ‘GORA’; SPA merkezinin sahibi Alpay da ‘rektifiye edilmiş Arif’ adeta... Bu bölümde az biraz ‘The Hangover’ tadı da bulmak mümkün, aralarda ‘Alien’ ve ‘Arrival’ gibi yapımlara göndermeler var ama asıl referanslar genel bir çerçevede ‘uzay filmleri’ kategorisi... ‘2 Arada’daki mesajları kötülüğün bizi ele geçirme potansiyeli ya da bizim karanlık tarafa kolay teslimiyetçiliğimiz şeklinde okumak mümkün. ‘Kaçamak’taki arka planı ise “O kadar kötüleştik, çıtayı o kadar düşürdük ki, cehaletimiz uzaylıların bile dilinde ve insanlığı kurtarmak artık çok zor” şeklinde tanımlayabiliriz.

Performanslara gelince... Klasik ekürinin sürüklediği yapımda ‘Cem Yılmaz evreni’ne bu seri vesilesiyle dahil olan Umut Kurt, Necip Memili, Cemre Ebüzziya, Uraz Kaygılaroğlu, Nilperi Şahinkaya gibi isimler de üzerlerine düşeni hallediyor. Ben genel toplam içinde Yılmaz’ın Ayzek, Zafer Algöz’ün de Salih performansını çok beğendim.  

Sonuç itibariyle hem yerel hem de genel dertlerle örülü bu iki öykülük çalışmayı kaçırmayın derim...

‘Küçük adam’ ne oldu sanaMalefiz: Kötülüğün Gücü (BEŞ ÜZERİNDEN ÜÇ BUÇUK YILDIZ)

Yönetmen: Joachim Ronning

Oyuncular: Angelina Jolie, Elle Fanning, Michelle Pfeiffer, Harris Dickinson,

Sam Riley, Chiwetel Ejiofor, Ed Skrein, Robert Lingsay, Ravid Gyasi, Jenn Murray, Imelda Staunton, Juno Temple

ABD-İngiltere ortak yapımı

Üç buçuk yıldız‘Küçük adam’ ne oldu sanaBüyüklere masallar…

Malum, son dönemde sinema en eski işlevini hatırlar oldu ve “Madem özünde ‘masal âlemi’yiz, meselenin doğru adresleriyle buluşalım” diyerek klasiklere yeniden el attı. Ve fakat artık 2000’lerin başındayız ve her metin, yeniden harmanlanmak ve büyük-küçük kimi dokunuşlarla seyirci karşısına çıkmak durumunda. Nitekim bu çabaların yansıması olarak son zamanlarda ‘Kırmızı Başlıklı Kız’, ‘Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’, ‘Hansel ve Gretel’, ‘Güzel ve Çirkin’ gibi ‘restorasyon’ projelerini izledik. Öte yandan Hollywood hatırlanacağı gibi ‘Uyuyan Güzel’e de 2014’te, ‘Malefiz’ (‘Maleficent’) üzerinden el atmıştı. Bu hafta bir tür devam filmi olarak ‘Malefiz: Kötülüğün Gücü’nü (‘Maleficent: Mistress of Evil’) huzurlarımızda.

‘Uyuyan Güzel’den yola çıkılarak ara bir karakterin ön plana taşındığı bu postmodern (!) masalın devamında, dev kanatlara sahip peri Malefiz’in büyüttüğü Aurora, âşık olduğu Prens Philip’le evlenmek ister. Kızını insanlığın eline teslim etmekte zorlanan Malefiz, “Ee, gençler görüşmüş anlaşmış, bize de yuvalarını kurmak düşer” şeklinde hareket etmeyi kabul edip Prens’in ailesiyle yakınlaşmak üzere saraya gittiğinde yemekte beklenmedik gelişmeler olur ve evrende kartlar yeniden dağıtılır…

‘Küçük adam’ ne oldu sanaOna kötülük de yakışıyor…

İlk filmde metni kaleme alan Linda Woolverton’ın yanı sıra Micah Fitzerman-Blue ve Noah Harpster’ın da senaryosuna katkıda bulunduğu ikinci adımda Malefiz, kendi ırkına ait bir topluluğu keşfederken insanlıkla savaşın alanı genişliyor. Bu durumda da Ulstead Krallığı, sınır komşusu konumundaki Moors sakinlerini alt etmek için mücadeleye girişiyor.

Norveçli Joachim Ronning’in yönettiği yapım, genel çerçevesiyle miniklerden çok yetişkinlere seslenen mesajlara sahip. Kötü Kraliçe Ingrith, hırsları nedeniyle toplumunu felâkete sürükleyen lider portresinden bir demet sunuyor. Angelina Jolie’nin yanı sıra Michelle Pfeiffer’ın (ona kötülük de yakışıyor!) da sürüklediği bu atmosferi ve görselliği (görsel efektler ve yaratık tasarımları çok başarılı) etkileyici ‘politik masal’ı kaçırmayın derim… 

‘Küçük adam’ ne oldu sanaBazıları ‘avangard’ sever! 

İstanbul kültür-sanat haritasının yeni adreslerinden Arter’de, film gösterimleri 22 Ekim’de başlıyor. Merkezdeki ilk etkinlikte avangard sinemanın en etkili temsilcilerinden biri olarak kabul edilen ve bu yıl 96 yaşında kaybettiğimiz Jonas Mekas hakkında, Türkiye’de şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı retrospektif olacak. Sevgi Gönül Oditoryumu’nda gerçekleşecek ve 27 Ekim’e kadar sürecek etkinlikte hem sanatçının yönettiği hem de onun hakkında çekilmiş filmleri izleyiciyle buluştururken, film gösterimlerine Mekas’ın çalışmalarına odaklanan paneller de eşlik edecek. ‘Küçük adam’ ne oldu sana
DİĞER SEÇENEKLER
Haftanın yenilerinden ‘Malefiz: Kötülüğün Gücü’, yönetmen olarak Joachim Ronnig imzasını taşıyor, filmin başrollerinde Angelina Jolie, Elle Fanning, Michelle Pfeiffer, Harris Dickinson ve Chiwetel Ejofor var. ‘Oray’ı Mehmet Akif Büyükatalay yönetmiş, oyuncular Zejhun Demirov, Deniz Orta, Cem Göktaş, Mikael Bajrami, Fırat Barış Ar. Jack Burton imzalı ‘Viking Kuşatması’nda (‘Viking Siege’) başrolleri Michelle McTernan, Sarah Driver, James Groom ve Adam McNab paylaşıyor. Yerli komedi ‘Karışma Bende’nin kadrosunda Sefa Kındır, Mami Emen, Sinan Poyraz ve Bengi İdil Uras gibi isimler var, yönetmen Kamil Çetin. Gerilim filmi ‘Vahşet Oteli’ (‘The Child Remains’) Michael Melski imzasını taşıyor, oyuncular Suzanne Clement, Allan Hawco, Shelley Thompson ve Geza Kovacs. ‘En Uzun Gece’yi ise Orhan Kılıç yönetmiş, kadroda Orhan Kılıç, Eda Erol, Cem Kılıç, Gamze Dar ve Umut Özkan gibi isimler yer alıyor. 
‘Küçük adam’ ne oldu sana

 

  

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI