Şapka Devrimi’nin başkenti Kastamonu

Kastamonu’nun ismi birkaç şekilde bulunduğu anlatılır. Kimi Kaşkaların Gastumanna’dan, kimi de “Kastın neydi Moni?” hikâyesinden geldiğini söyler. Ancak şu var ki; tarihiyle, Atatürk’ün Şapka Devrimi’ni gerçekleştirdiği Kastamonu mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında gelir.

Haberin Devamı

Şapka Devrimi’nin başkenti Kastamonu

KASTAMONU’nun adının Yunanca Komnenosların Kalesi anlamına gelen Kastro Kamnoni‘den ya da bölgenin eski hakimleri olan Kaşkaların Gastumanna adından geldiği anlatılır. Komnoslar Bizans döneminde İstanbul’da güçlü bir hanedandır ve askeri alandaki başarılarından dolayı kendilerine Kastamonu bölgesindeki topraklar verilir. Komnenos hanedanına ait günümüzde en ilginç izlerden biri bugün Ayasofya üst galerideki mozaik panodur.
Bizi Kastamonu’dan dönemin Konstantinapolisine uzandıran bu hanedanın önemli üyelerini anlatan mozaik panoda İmparator II. İoannes Komnenos ile eşi Macar asıllı Eirene ve oğulları II. Aleksios yer almaktadır. Kompozisyonun ortasında kucağında Çocuk Hz. İsa ile ayakta duran Hz. Meryem tasvir edilmiştir. Panonun yanında yer alan payenin üzerinde, babası tarafından 1122 yılında tahta ortak edilen ve genç yaşta hastalıktan ölen Prens II. Aleksios yer almaktadır. Mozaikte prensin hastalık yüzünden yüz hatlarının çökmüş ve solgun olduğu görülebilmektedir. Bu mozaik pano, imparator ailesinin Ayasofya onarımları için yaptıkları bağışı sembolize etmekte ve 12. yüzyıla tarihlenmektedir.

Haberin Devamı

Şapka Devrimi’nin başkenti Kastamonu

KASTIN NEYDİ MONİ?

Kastamonu’nun adı ile ilgili halk arasında anlatılan bir efsaneye göre şehir adını Bizans tekfurunun kızı ile ilgili bir olaydan almıştır. Şehir Bizanslıların elindeyken, Türk akıncıları şehri kuşatır ve aylar boyunca kaleyi ele geçirmek için mücadele ederler. Ama sonuç alamazlar. Türkler kaleyi alamayacaklarını düşünüp kuşatmadan vazgeçeceği zaman, bir gece akıncı beyinin çadırına Bizans tekfurunun kızının dadısı gelir. “Yiğidim. Moni, burçlardan sana aşık oldu, eğer gidersen yaşayamaz. Onun için sana kalenin anahtarını gönderdi” der. Bunun üzerine Türkler kaleye yeniden saldırır ve kale düşmek üzereyken tekfur, kızının ihanetini öğrenir, onu kırk arkadaşıyla beraber kaleden attırır. Kız burçlardan aşağı düşerken de “Kastın neydi Moni?” diye bağırır. O günden sonra bu cümle ağızdan ağıza dolaşırken Kastamonu’ya dönüşmüş, bu da şehrin ismi olmuştur.
Birçok tarihi ve doğal güzellikleri barındıran Kastamonu,son zamanların gelişmekte olan bir şehridir.

Haberin Devamı

TARİHİ DOKULARI VAR

7000 yıllık tarihi geçmişe sahip eski bir yerleşim merkezi olan Kastamonu ilinin merkezi ve ilçelerinde birçok tarihi ve turistik çekiciler bulunmaktadır. Dünyanın dört bir yanına dağılan pirinç, Tosya’da yetiştirilir. Taşköprü’nün sarımsağı meşhurdur. Araç, Taşköprü, Küre, Abana ilçeleri sit alanı kapsamındadır. Taşköprü’de Zımbıllı Tepe (Pompeipolis), İnebolu’da Abaş Tepesi, Geriş Tepesi, İslam Tepesi, Çatalzeytin’de Ginolu Koyu, Cide’de Gideros Koyu arkeolojik ve doğal sit alanıdır.
Kalesi, saat kulesi, camileri, medreseleri, han, hamam, şadırvanları, bedestenleri, külliyeleri ve geleneksel Türk evleri ile Osmanlı mimarisi örneklerini yoğun olarak barındırır.

Haberin Devamı

Şapka Devrimi’nin başkenti Kastamonu

BURSA ÇARŞI BÖLGESİNİ ANIMSATAN YER

KASTAMONU merkezinde yapacağınız geziniz sırasında 1997’den beri Etnoğrafya müzesi olarak hizmet veren Liva Paşa Konağı ve Kastamonu el sanatları merkezini mutlaka görmelisiniz. II.Beyazıd döneminde 1506 yılında Nasrullah Kadı tarafından köprü, şadırvan, ve havuzlarıyla birlikte yaptırılan Nasrullah Camii, Çarşı bölgesi ve hanları size Bursa çarşı bölgesini anımsatacaktır. İstiklal Marşı yazarımız Mehmed Akif Ersoy Nasrullah Camii kürsüsünden Kastamonu halkını milli mücadeleye davetinde dile getirdiği : “Ey cemaati müslimin! Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile, ordularla, tayyarelerle yıkılmıyor, yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki bağlar çözülerek herkes kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etmek sevdasına düştüğü zaman yıkılır”sözleri ile tarihe geçmiştir.

NE YENİLİR

Haberin Devamı

Ersoy’un sözlerinin bugün de geçerliliğini koruyor olması düşündürücüdür. Akşam, Kastamonuluların buluşma noktası Nasrullah meydanına yakın, Cem Sultan Bedesteninde yöresel lezzetlerden, banduma,tirit, etli ekmek, ekşili pilavın tadına bakabilirsiniz.
Kastamonu Kalesi’ne çıkmak size zor gelirse veya vaktiniz olmazsa güzel manzara için saat kulesinin olduğu tepeye çıkabilir burada bulunan çay bahçesinde Kastamonu manzarası eşliğinde çayınızı, kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

EVLİYALAR ŞEHRİ

Anadolu’nun “dört manevi direğinden biri” olarak gösterilen Şeyh Şaban-ı Veli’nin öğretileri, vefatının 450. yılında Anadolu başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde binlerce kişiye ışık oluyor. Şeyh Şaban-ı Veli, Mevlana Celaleddin-i Rumi, Hacı Bektaş-ı Veli ve Hacı Bayram-ı Veli ile birlikte Anadolu’nun büyük evliyalarından biri olarak kabul ediliyor.
“Evliyalar şehri” olarak da bilinen Kastamonu, Şeyh Şaban-ı Veli’nin kabrinin bulunduğu külliyeye ev sahipliği yapıyor.
Halvetiye tarikatının Şabaniye kolunun kurucusu Pir Şeyh Şaban-ı Veli, “Gelişiniz güle güle, gidişiniz güle güle, her işiniz güle güle”, “Üzülme, zaten biz bu dünyaya üryan geldik, üryan gideceğiz” gibi sözleriyle binlerce insan tarafından tanınıyor ve kabri ziyaret ediliyor.
Cami, türbe, asa suyu, şadırvan, kütüphane, dergah evleri, ve müzeden oluşan Şeyh Şaban-ı Veli Külliyesi kaleye giden yol üzerinde meraklılarını bekliyor.

Haberin Devamı

Şapka Devrimi’nin başkenti Kastamonu

ŞAPKA VE KIYAFET İNKILABI’NIN KABUL EDİLDİĞİ BİNA

ILGAZ Dağı Milli Parkı ve Küre Dağları Milli Parkı ile dağcılık ve kış sporları için kayda değer bir merkezdir. Zengin bir doğa örtüsüne sahip olan il; dağları, kanyonları, göl ve akarsuları, denizi ve yeşil ormanlarıyla da ideal bir tatil bölgesidir. Horma - Çatak ve Valla kanyonları son dönemde Orman Genel Müdürlüğü tarafından ziyaretçiler içi düzenlendi. Özellikle Horma kanyonuna yapılan asma ahşap yürüyüş yolu, sunduğu manzaralarla akıllara durgunluk veriyor ve ülkemizde mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden..

ATATÜRK’ÜN ZİYARETİ

Kastamonu Arkeoloji Müzesi Batı Karadeniz bölgesinin kültür kalıntılarının toplandığı bir müzedir. Müze binası Mimar Celaleddin Bey tarafından 1909 yılında planı çizilmiş ve 1910 yılında İttihak ve Terakki Kulubü olarak inşa edilmiştir. İstiklal Savaşı yıllarında Kastamonu Gençlik Teşkilatı, sonra İstiklal Mahkemesi olarak kullanılmıştır. Daha sonra Halk Fırkası ve Türk Ocağı burada faaliyetini sürdürmüştür.
Mustafa Kemal Atatürk’ün 23 Ağustos 1925’te Kastamonu’yu ziyaretinde Şapka ve Kıyafet İnkılabını bu binada ilan edilmiştir.

‘DAHA UCUZ Bİ YER GÖRMEDİM’

KASTAMONU’nun ilk defa Türklerin eline geçmesi Danişmentliler zamanında Ahmet Gazinin Oğlu Gümüştekin devrinde “1105 yılında” gerçekleşmiştir. 100 yıla yakın bir zaman Danişment idaresinde kalan şehir ve çevresi 15 yıl süre ile tekrar Bizanslılara geçmiş, 1213 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın emriyle Selçuklu kumandanı Hüsamettin Çobanbey tarafından zaptedilmiştir.
1333’lerde Kastamonu’ya uğrayan ünlü gezgin İbn Batuta, “Kastamonu (Anadolu’daki) şehirlerin en büyük ve en güzellerindendir... Hiçbir ülkede fiyatları bu şehirden daha ucuz bir yer görmedim” şeklindeki açıklamalarıyla şehrin büyüklüğüne ve hayat şartlarının elverişliliğine ışık tutmuştur.
İsfendiyarbeyden sonra “İsfendiyaroğulları” adını da alan Kastamonu beyliği 1460 yılında Osmanlı İdaresine girinceye kadar önemli bir ilim ve kültür merkezi olmuş, bir çok ilim adamı yetiştirmiş, Osmanlılar zamanında da bu özelliğini devam ettirmiştir.

Şapka Devrimi’nin başkenti Kastamonu

HÜMA HATUN’UN BURSA BAĞLANTISI

YERİ gelmişken şehrimiz Bursa ile bağlantısı olan Hüma Hatun’dan da kısaca bahsedelim. Hüma Hatun, Osmanlı padişahlarından II. Murat’ın eşi ve Fatih Sultan Mehmet’in annesidir. Kastamonu’nun Devrekani ilçesinde yaşayan Hüma Hatun, Çandaroğlu Beyliği’nin en güçlü hükümdarlarından İbrahim Bey’in kızı, İsfendiyar Bey’in torunudur.
Tarihi kaynaklara göre, II. Murat, tahta geçtikten sonra Kuzey Anadolu topraklarını fethetmek amacıyla 1424 yılında Bolu yakınlarında Candaroğulları Beyliği ile bir mücadeleye girişir. Anlatılan o dur ki; Savaşı kaybeden Candaroğlu İsfendiyar Bey, yaralanır ve Sinop kalesine sığınır.

HEDİYELERLE GELİRLER

İsfendiyar Bey, küçük oğlunu Sultan II. Murat’a elçi olarak göndererek affını ister ve torunu Hatice Âlime Hüma Hatun’u nikahla Sultan Murat’la evlendirmek istediğini belirtir. II. Murat bu teklifi kabul eder ve düğün hazırlıkları başlar. Düğün vasıtasıyla oluşan barış ortamında 1424 yılında bir heyet Osmanlı başkenti Bursa sarayından hediyelerle birlikte Kastamonu’ya gelir. Kastamonu’nun Devrekani ilçesinin Çayırcık Köyü’nde Sultan Murad ile Hüma Hatun’un düğünü yapılır. 1432 yılında bu evlilikten Fatih Sultan Mehmet dünyaya gelir.

BURSA’YA GÖMÜLDÜ

Hüma Hatun’un kabri bugün, Bursa Muradiye Külliyesi’nde bulunuyor. Huma Hatun’un eşi Sultan 2. Murat ve pek çok Osmanlı şehzadesinin yattığı Muradiye Külliyesi Bursa’nın en önemli külliyelerinden biri. Hüma Hatun’un 1449 yılında vefat ettiğinde çok sevgili oğlu şehzade Mehmet, şehzadeler şehri Manisa’da valilik yapmaktadır, annesi İstanbul’un fethini göremeden Osmanlı başkenti Bursa’da vefat etmişti.
Kastamonu, Fatih Sultan Mehmet’in 1460 yılında Sinop’la birlikte bu şehri alarak Candaroğulları Beyliği’ni ortadan kaldırmasından sonra Osmanlı devletine katılmıştır.

ŞAPKA VE KIYAFET DEVRİMİ

MUSTAFA Kemal Atatürk’ün 23-31 Ağustos 1925 tarihleri arasında Kastamonu gezisi sırasında yaptığı “Kıyafet ve Şapka İnkılabı” Cumhuriyet dönemimin en önemli olaylarından biridir. Ulu önder Atatürk şapka devrimini neden Kastamonu’da gerçekleştirdiğini şöyle anlatır;
“Bütün vilayetler beni tanırlar, ya üniformayla veya fesli, kalpaklı sivil elbiseyle görmüşlerdir. Yalnız Kastamonu’ya gidemedim. İlk önce nasıl görürlerse öyle alışırlar, Türkiye beni öyle görür, yadırgamazlar. Üstelik bu vilayetin hemen hepsi asker ocağından geçmişlerdir, itaatlidirler, munistirler. Bunun için şapkayı önce orada giyeceğim” demiştir.
Atatürk Kastamonu’yu özellikle, bilerek seçmişti. Çünkü şapkalı görünümünü bu kentin halkına kabul ettirebildiği takdirde ülkenin kalan bölümünün daha kolay benimseyeceğini çok iyi biliyordu.

Şapka Devrimi’nin başkenti Kastamonu

ŞAPKA MÜZESİ VAR

Atatürk’ün uyarması üzerine 25 Kasım 1925 tarih ve 671 Sayılı Şapka Kanunu çıkmadan önce vatandaşlar şapkayı giymiş ve bu yenilik, medeni kıyafet değişimi olarak halk arasında iyi karşılanmıştı. Bundan sonra, 3 Kasım 1934 ‘deki kıyafet kanunu ile cüppe ve sarık giymek yasaklanmış, bu kıyafetleri giyme hakkı yalnız din adamlarına tanınmıştı. Günümüzde Valilik tarafından merkezin biraz dışında Ankara yolu üzerinde büyü bir alışveriş merkezi arkasında çok güzel bir şapka müzesi düzenlenerek açılmış, var, mutlaka görünüz.

CUMHURİYET MEYDANI

ÜLKEMİZDE bulunan en görkemli Cumhuriyet meydanlarından biri Kastamonu’da bulunuyor. Meydanın en gerisinde yer alan muhteşem hükümet konağı alanı çevreleyen diğer Cumhuriyet dönemi yapıları ile bütünlük arz ediyor. Meydanın tam ortasındaki Şerife Bacı ve Kurtuluş Savaşı anıtı yörenin Kurtuluş savaşında gösterdiği fedakarlıkları ve acıları bir nebze olsun anlatıyor. Şerife Bacı kağnısıyla İnebolu’dan Ankara’ya cephane taşırken, cephaneye zarar gelmesin diye yavrusunun yorganıyla örtmüş fakat kendisi ve yavrusu kışlaya sadece metreler kala donarak ölmüştür. Kastamonu Milli Mücadele sırasında lojistik destek açısından en güvenilir ve elverişli bölge olması nedeniyle büyük yarar sağlamıştır. Özellikle Ankara’ya İnebolu-Kastamonu yoluyla yiyecek, giyecek, para, cephane ve silah nakli yapılmıştır.
*
Kastamonu Hükümet Konağı’nın mimarı Vedat Tek için de birkaç cümle yazmak gerek...
Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi olarak bilinen dönemde esereler veren önemli mimarlardan olan Vedat Tek, bu dönemin karakteristik özellikleri arasında sivri kemerler, Selçuklu ve Klasik Osmanlı mimarisinde görülen geometrik hatlar ve sanatsal etkilerle yapıların içinde ve özellikle dışında çini kullanan en önemli isimdir. Dönemin önde gelen Kemalettin Bey, Vedat Tek, Muzaffer Bey, Arif Hikmet Koyunoğlu, Alexander Valaury, Guilio Mongeri gibi mimarları, Osmanlı Dönemi’nin özelliklerini bulundukları dönemle harmanlayarak, Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi eserlerini oluşturmuşlardır.
*
Ulusal Mimarlık Dönemi, öncelikle Osmanlı Devletinin anonim mimarlığından yani Hassa Mimarlar Ocağı’ndan sonra özellikle Vedat Tek ve Mimar Kemalettin gibi iki özne odaklı, bireysel kimliklerin vurgulandığı bir dönemeç olarak kabul edilmektedir. Bu dönem, mimarlığın öznelerin yorumlarıyla şekillendiği ve mimarların yaptıkları işler üzerinden anılmalarını sağladığı, öznel deneyim kanallarının açıldığı bir döneme öncülük etmiştir.

Yazarın Tüm Yazıları