GeriUğur CEBECİ Silahların efendisi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Silahların efendisi

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir ile sistem hızla yükseliyor. Her çeşit silahta ve güçte imalatta hızla başarıya koşuyoruz. Yakın gelecekte savunma gücümüz bizi savaşlardan ve elbette terörden çok daha iyi koruyacak.

Başımıza neler geldi?

Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan başlayarak haklı olduğumuz her olayda önümüze engeller çıktı. Ambargolar konuldu. Parasını ödediğimiz silahların satışı durduruldu. Oysa hem içte hem de dışta sürekli sorunlar yaşıyorduk. Bizim coğrafyamızda herkesin gözü toprağımızdaydı. Ve hâlâ öyle. Peki ya biz? Kimsenin toprağına göz dikmedik... Hem içerdeki terör hem dışarıdaki terör. Sınır ötesine gitmeye zorladı Türkiye’yi. Gittik, büyük kan dökülüşlerini önledik. Canımızdan askerlerimizi kaybettik. Ve son F-35 uçak alımı. Bin bir bahane ile geciktirmeye çalışmalar doruğa çıktı. Oysa projenin başında ortak olmuştuk. Satışını bile bize karşı silah olarak kullandılar. Sınırımız ötesinde oluşan düşmanlar ekonomik saldırılarını sürdürüyorlar. Anladık ki, savunma sanayiimiz çok güçlü olmalı. Kendimize yetmeliyiz. Havada, karada ya da denizde. Elimizdeki silahtan, gözümüzdeki dürbüne, atacağımız füzeden sistemler için hazırlanan yazılımlara kadar her şeyi yapmak zorundayız. Derdimiz savaş değil. Sadece savunma...

DEV ŞİRKETE DÖNÜŞTÜ

Silahların efendisi

Yıllarca savunma sanayi kuruluşlarımız emekli paşalar çiftliği halindeydi. Ama artık değil. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, savunma sanayini dünyanın en yaratıcı kuruluşlarından biri haline getirmek için yıllar önce düğmeye bastı. Savunma Sanayii Müsteşarlığı, bütün ara kurumlar kaldırılarak Başkanlık seviyesine çekildi. Ve direkt olarak Cumhurbaşkanlığı’na bağlandı. İsmail Demir müsteşarlıktan, tam özgür başkanlık görevine getirildi. Ama müsteşarlığından başlayarak devlet ya da özel bütün savunma sanayii kuruluşlarına adeta uçurdu.

UÇURAN PROJELER

T129 ATAK Helikopterinin yeni nesil modelleri geliştiriliyor. Hürkuş silahlı göreve gitmeye hazırlanıyor. İnsansız Hava Araçları keşif, silahlı ve elektronik dinleme modelleriyle görev başında. Başarıdan başarıya koşuyorlar.

Kendi Milli Muharip Savaş Uçağımız oluşmaya başladı. Bir gün olacak. O gün de milli yazılımımızla uçacak. Şartların gerektiği emirler verildiğinde kimsenin parazitlerine aldırmayacaklar.

2023’e 600’den fazla savunma projemiz var. İlk 35-40 proje hızla ilerliyor. İlerlenen yerlerden biri de uzay. THY yıllarından tanırım. Son olarak İngiltere’de Farnborough’daki fuarda gördüm. Çok sakin bir insan. Herkesle eşit dostluğu özel sektör imalatçılarını çok heyecanlandırmıştı. Bence 2023, savunmada beklenenden de erken gelecek. Prof. Dr. İsmail Demir, dünyanın en büyük test imkanlarından birine sahip olduğunu biliyor. Her imalat yine dünyanın en büyük ordularından Türk Silahlı Kuvvetleri’nde üstelik gerçek platformlarda deneniyor. O gün ne gün bilmiyorum ama Milli Muharip Savaş Uçağımız belki de F-35’ten çok daha yetenekli olacak...

UÇAK MÜHENDİSLİĞİNDEN SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI’NA

Silahların efendisi

1960’da Elazığ’da doğdu. 1982’de İTÜ’den Uçak Mühendisi olarak mezun oldu. Uludağ Üniversitesi ve İTÜ’de birer yıl araştırma görevliliği sonrasında 1985’te ABD’ye Yüksek Lisans ve Doktora öğrenimi için gitti. 1992-2003 arasında Suudi Arabistan, ABD ve Kanada’da çeşitli üniversite ve kurumlarda öğretim üyesi, araştırmacı olarak görev yaptı. 1997’de Uçak Elemanları ve Malzemesi dalında Doçentlik unvanı aldı. 2003 sonunda Eğitim Başkanı olarak THY’ye girdi. 2005’te Teknik’ten sorumlu Genel Müdür Yardımcısı oldu. 2013 yılında profesörlük unvanı aldı. 12 Nisan 2014’te Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı Savunma Sanayi Müsteşarlığı’na atandı.

BÜYÜK GÖÇ BELGESEL OLACAK

Silahların efendisi

THY, 29 Ekim’de açılacak İstanbul’un yeni havalimanına taşınmasının belgesel haline getirilmesi için National Geographic ile görüşmelere başladı. Olumlu sonuç alındığında, dünyanın en büyük göçlerinden bir olacak taşınma başından sonuna, gece-gündüz çekilecek... Hikâye Atatürk Havalimanı’ndan başlayacak ve yan yana konulduğunda 300 kilometre uzunluğunda oluşacak 5 bin TIR’lık konvoy zaman zaman animasyonlarda anlatılacak. 10 bin yer hizmet aracı ve malzemesi ile biri 44 ton ağırlığında olan uçakların çekildiği push-back araçları filmde yer alacak. 7 fil ağırlığındaki bu cihazlar dışında havadan taşınma, uçakların Atatürk Havalimanı’ndan kalkıp sefer dönüşü yeni havalimanına inişleri ilginç görüntülerle anlatılacak. Anlaşma sağlandığında binden fazla televizyon kanalında yıllarca gösterimde olacak.

 

BİZİM UÇAK GELİYOR

Silahların efendisi

2030 yılından itibaren kademeli olarak F-16 uçakları Türk Hava Kuvvetleri envanterinden çıkarılacak. Yerine Milli Muharip Uçağının (MMU) yani yerli savaş uçağının görev alması hedefleniyor. 55 bin feet yüksekliğe çıkabilecek, ses hızının iki kat üstünde yani 2 Mach süratinde uçabilecek. Türkiye dünyada ABD, Rusya ve Çin’den sonra 5. nesil bir muharip uçağı üretebilecek alt yapı ve teknolojiye sahip ülkeler arasında yer alacak. Ana sözleşme, SSB ile 5 Ağustos 2016 tarihi ile imzalandı. Projede Ana Yüklenici TUSAŞ ve tüm paydaşlar ile birlikte heyecanla çalışmalar sürdürülüyor. TUSAŞ ile İngiliz savunma devi BAE Systems arasında MMU’nun  geliştirmesine yönelik anlaşması 25 Ağustos 2017’de imzalandı.

 

X

Dünyanın en büyük ikiz motorlu uçağı

Katlanan kanat uçları ile bir devrim yapan, yüzde 10 daha az yakıt harcayan B777-9 uçağı muhteşem bir gösteri sundu. Üç sınıfta 420’den fazla yolcu taşıyan bu uçak artık dünyanın çift motorlu en büyük jet yolcu uçağı.

Ne savaş uçaklarının geçişi, ne gösteri uçaklarının gökyüzündeki dansları. Dubai Havacılık Fuarı’nda solukları kesen gösterinin kahramanı Boeing 777X oldu. B777-9 diye anılacak olan uçak pist başına geldiğinde kendi öz kardeşi 777’den çok da farklı görünmüyordu. Ama park halindeyken yerde kanat uçları toplam 7 metre kapanıyordu. Açılınca bu ikiz motorlu uçak çok daha heybetli olmuştu. Uçağı mükemmel test pilotu ikilisi yönetiyordu. Gaz kollarını açtılar. Sonuna kadar açtılar. Öyle çok da gürültü patırtı koparmadan yürümeye başladı. Hızlandı ve burnunu kaldırdı. Bir füze gibi tırmanmaya başladı. Kalkıştan hemen sonra pilot burun acısını hızla arttırdı. Neredeyse dik uçacak hale geldi. Sonra düz uçuşa geçti. Önce sağa doğru belki de 50 dereceden fazla yan yattı. Sonra sola. Gökyüzünde müthiş bir dans başlamıştı. Hızla alçalmaya başladı. En düşük süratle gözler hizasına en yakın noktada (slow pass) ağır ağır bir geçiş yaptı. O koca uçak nasıl oluyor da o kadar düşük bir süratte havada kalabiliyordu. Bu soru fuarda en çok yankılanan sorulardan biri oldu.



İŞLETMECİSİNE KAZANDIRACAK

Dile kolay uçağın maksimum kalkış ağırlığı 351 tondan fazlaydı. Ve sadece 2 adet General Electric 9x motoru vardı. Pilotun bütün isteklerine cevap verdi. Motorlar koca gövdenin her hareketini eşzamanlı, sorunsuz karşıladı. Evet gökyüzünün en büyük ikiz motorlu uçağı artık hizmete hazırdı. 13 bin 500 kilometrelik menzili ile kıtalar arasında uçacak ve işleticisine çok para kazandıracaktı. Çünkü öz kardeşine oranla çok daha az yakıt harcıyordu. Ayrıca kanat uçlarının katlanması nedeniyle ‘katlanan kanat’ adı da verilen uçak özellikle havalimanlarında köprüye park ederken diğer uçaklara değme konusunda da önemli bir tedbir sunuyor.

Yazının Devamını Oku

Vurguncu acentelere dikkat

Özellikle yurtdışında internet üzerinden uçak bileti satan çok sayıda e-acente var. Bunların büyük kısmı ne yazık ki dolandırıcı. Size çok ucuz uçak bileti fiyatları öneriyorlar. Kartınızla ödemeyi yaptığınızda, üzerine devlet vergileri geldi diyerek neredeyse iki katı para çekiyorlar. Bir nedenle bileti iade edeceğinizi söylerseniz, artık aylarca onlara ulaşamıyorsunuz. Ve yapacağınız hiçbir şey yok.

Sadece internet üzerinden çalışıyorlar. Büroları bile yok. Evlerinden çalışan belli dolandırıcı personel kullanıyorlar. Pandemi döneminde sayıları giderek arttı. Bu acentelerin çoğu yurtdışında. Öyle cazip fiyatlar sunuyorlar ki, havayolu yolcuları kolayca tuzağa düşüyorlar. Sadece internet adresleri bulunan sözde seyahat acenteleri özellikle, ara uçuş noktaları için bilet aldığınızda size daha kolay tuzağa düşürüyorlar. Yani Türkiye çıkışlı bilet alanlar genellikle yetki belgesi olan acentelerden yararlanıyorlar. Ya da büyük havayolu şirketlerinin internet sitelerinden bilet alanlar, indikleri noktalardan başka noktalara gitmek için vurguncu sitelerinde karşılarına çıkan fiyatların cazibesine kapılıyorlar. Ara uçuşlar içinde onlardan bilet alıyorlar.

İZ BIRAKMIYORLAR
Kredi kartınızı bir kaptırdığınızda artık geriye dönüşü yok. Zaten ekranda gördüğünüz fiyata bilet satmıyorlar. Bulundukları ülkelerin vergilerini falan bahane ederek neredeyse iki katı para alıyorlar. Dahası var. Gittiğiniz ülkede uçaktan inip ara uçuş için vurguncu şirketin adını verdiği havayoluna gittiğinizde elinizde internet üzerinden yapılmış check-in de bir değeri yok. Çoğu zaman ‘Bu bilet bizde görünmüyor’ gibi cevaplar alıyorsunuz. O şirketten bilet parasının iadesini istemenin de bir anlamı yok. Sorumlu olan size bileti satan acente. Onların yakasına yapışmanız gerekiyor. Ama ne yakaları var, ne sistem dışında bir izleri. Sistem içinde şikayet ederseniz çoğu zaman yine izlerine ulaşılamıyor. Sonuçta yeniden bilet almak zorunda kalıyorsunuz. İş astarı yüzünden kat kat daha pahalıya geliyor.



Yazının Devamını Oku

Amerika’nın yaptığını Avrupa yapmadı

Türkiye uzun süredir proje ortağı olduğu ve 1.5 milyar dolar para yatırdığı F-35 savaş uçaklarını alamıyor. Amerika tek taraflı bir biçimde vermeyeceğini uzun zaman önce açıkladı. Neymiş onlardan istediğimiz hava savunma sistemini satmadıkları için Rusya’dan S-400 almışız diye cezalandırdılar. Yerine alternatif F-16 alımı ve modernizasyon için çalışmalar yapılıyor.

Beşinci nesil bir savaş uçalı F-35... Eksiği, tartışılan yönleri olsa da görünmeyen kıvrak bir uçak. Bütün yeni gelişmiş elektronik donanımlara sahip. Değeri 100 milyon dolarların çok üzerine çıktı. Bizim 1.5 milyar dolarımızın yatırım maliyeti belki bu günlerde bize zararı abartmadan 10 milyar doların üzerindedir. Amerika bu uçağı verse bile kilit üstüne kilit vurarak verecekti. Öyle isteğiniz gibi kullanmanız zaten mümkün değil. Size çizilen sınırlar içinde hareket edecekti. Yani hareket kabiliyetinin anahtarı hep Amerika’da olacaktı. Uçağı vermemekle müttefikimiz Amerika ile kanat kanata uçmamız gerektiğinde biz bir nesil geride bir uçakla nasıl onların yanında yer alabiliriz? Bu sorunun cevabı yok. Amerika’nın karşısında bir Rusya ve Ortadoğu coğrafyasında da hakimiyet arayan Çin var. Hala Amerikalılar, Yunanistan konuşlanmaları ile falan bize güç gösterisi yapıyorlar. Müttefik olarak sırtımızdan bıçaklama peşindeler…

9 UÇAK ALINDI

Amerikalıların yaptığını Avrupa bize yapmadı. Neredeyse aynı anlayışla Avrupa’nın stratejik nakliye uçağı A400M projesine de çok yıllar önce ortak olduk. 10 uçak alımını da garanti ettik. Bugüne kadar 9 uçağı aldık. Bir uçak tam bize teslim için test uçuşları yaparken düştü ve kullanılmaz hale geldi. Avrupalı imalatçı Airbus’un askeri kanadı hemen yenisinin verileceğini bildirdi. Ama biz o uçağın en son verilmesini ve yıllar içindeki teknolojik gelişmelerin en gelişmişi ile yüklü olmasını tercih ettik. 10’uncu A400M büyük ihtimalle 2022 yılının ilk aylarında teslim edilecek. Airbus’un büyük kanadı Fransa ile gırtlak gırtlağa geldiğimiz zamanlarda bile bu proje hiçbir zaman gündeme taşınmadı. Tartışma konusu yapılmadı. Hatta Kayseri’deki hava üssündeki bakım yetenekleri geliştirildi, başka ülke uçakları içinde bir platform oluşturmamıza izin verildi. Elimizdeki 9 uçak başarı ile kullanılıyor, hem de bütün ortaklar içinde en çok ve en iyi kullanan ülkeyiz.

MMU’YA ZAMAN VAR

Gelelim Milli Muharip uçağı MMU’ya... 5’inci nesil bir savaş uçağı olacak. Şekli şemali belli. Binlerce mühendis çalışıyor. Motor konusunda İngiliz Rolls&Royce’dan vazgeçtik. Amerikalılara yöneldik. Ama sanırım motor vermeme ihtimalleri çok yüksek. Zaten bu uçağın uçması ve sistem içine girmesi çok çok uzun bir zaman alacak. Şimdi buna bir de motordan kaynaklanan gecikmeler eklenecek. Yerli milli bir motor için TEI göreve başladı ve hızla çalışıyor. Ama bu da meşakkatli bir yol. Bu uçak olmaz diye bir şey yok. Olduğu zaman F-35’ler çok daha fazla geliştirilmiş, kabiliyetleri artırılmış olacak. Yapılacak bir şey yok. Yolumuza devam edeceğiz. Ciddi bir maliyetle karşı karşıyayız.

İNSANSIZ SAVAŞ UÇAĞI DA YOLDA

Öte yandan çok daha kısa sürede hayata geçebilecek bir proje var. İnsansız savaş uçağı. Zaten dünya insansız hava araçlarına doğru hızla koşuyor. O işin kahramanı da yine Baykar Grubu ve Selçuk Bayraktar olacak. İnsansız savaş uçağı için çoktan kolları sıvadı. Büyük ihtimalle TB2’ler falan gibi şaşırtıcı, çok yetenekli bir savaş uçağı ile tanışacağız. Maliyeti de belki alacağımız uçakların 5-6’da birinden daha az olacak. Bazen diyorum ki, ‘İyi ki Selçuk Bayraktar Cumhurbaşkanının damadı olmuş.’ Yoksa sistem içinde onu da yiyip bitirirlerdi. Zaten ilk insansız hava araçlarını yaptığı dönemlerde ‘Ne lüzum var. Hazırını alırız’ diyen sesler çok yükselmişti. Bu işi siyaset üstünde ve Baykar’ı da el üstünde tutmamız gerekiyor. Bayraktar’ın yapacağı insansız savaş uçağının (MİUS) tüm kontrolü ve yetkileri bizim elimizde olacak. Planlanan yerlere uçabilecek. 2023’den önce gökyüzünde olması planlanıyor. Elbette müttefiklerimiz içinde önemli bir güç olacak. O gün ne kadar çabuk gelirse, bizde ülke olarak kendimizi daha güçlü hissedeceğiz. Ardında MMU planlanandan erken hava sahamıza katılırsa işte o zaman ‘Güç bizde’ diye bağırabiliriz. Hem de çok yüksekten…

ŞAKİRPAŞA’DA GÜVENLİK AÇIĞI

Yazının Devamını Oku

THY Afrika pazarında lider oldu

Havayolları için Afrika ülkelerine uçuş giderek cazip hale geldi. Yıllar önce Afrika uçuşlarının tümünü ele geçirmek için Air France yaygın bir ağ kurdu. Ama son yıllarda THY geç girdiği özellikle orta Afrika uçuşlarında birçok noktaya, yüksek kapasiteli uçaklarla seferler düzenleyerek pazar payını doruk noktasına çıkardı.

HAVAYOLLARI için Afrika zorlu bir yerdir. Farklı kurallar, havalimanı sorunları, gümrük ve polis teşkilatlarının farklı uygulamaları büyük sorunlar yaratır. Böyle çok sorunlu bir pazara girmek kolay değildir. THY önceleri Kuzey Afrika pazarında ciddi bir hakimiyet sağladı. Fas, Tunus, Cezayir, Mısır uçuşlarını ve arkan uçuş sayıları ile pandemi öncesi ciddi bir başarı sağladı. Pandemi ile birlikte bazı uçuşlar azalsa da bir gün yeniden çoğalacak. THY’nin Güney Afrika seferleri hem Cape Town hem de Johannesburg uçuşları uzun yıllar önce başladı. Fransız Hava Yolları ise özellikle Afrika sahil ve iç kısımlarındaki ülkelere yoğun seferler yapıyor ve pazarı kapmış görünüyordu. Ama Türk Hava Yolları özellikle Afrika içindeki ülkelere kısıtlamasız uçmak için yıllar önce Boeing’den 737-900 uçaklarını aldı. Ekstra yakıt tankı olan bu uçaklarla seferler yaptı. Öne geçişte bu uçaklar önemli bir rol oynadı. Ama bir süre sonra kargosu çok fazla olan Afrikalı yolcular için Airbus 330 uçakları da kullanılmaya başlandı. Türkiye’ye gelip tekstilden, çalı süpürgesine kadar ciddi alışveriş yapan Afrikalılar şimdi geniş gövdeli uçaklarla çok daha rahat uçuş yapıyorlar. Bavul ticaretinin yaygın olduğu ülkelerin yolcuları o kadar çok uçuyorlar ki çoğu Business uçacak milleri kazanmış durumdalar. Her birinin bazen 100150 kg bagajı oluyor. Bunun içinde elbette ciddi ekstra fazla bagaj ödemeleri yapıyorlar.



YARIŞTA BURUN FARKI

Şu anda Air France Afrika bölgesinde 26 ülkeye ve 27 şehire uçuş gerçekleştirirken, THY  27 ülkede 30 noktaya uçuş yapıyor. Kıtanın açığında bulunan Mauritus ve Madagaskar’a da pandemi öncesi yoğun uçuş yapan THY yakın gelecekte, Afrika’daki bütün noktalara uçuş için hazırlanıyor. Şirketin pazarlama ve satış gücü, bütün gücüyle pademinin azalması ile birlikte Afrika’da en az 6-7 noktaya daha uçuş için hazırlık yapıyor. Şu anda hem uçulan şehir sayısı hem de toplam yolcu sayısı olarak Air France’sı sollamış durumdalar. Ama gelecekte hem Avrupa hem de Ortadoğu ve hatta Asya-Pasifik ülkelerinin büyük kısmından Afrika’ya yine transit yolcuda rekora koşacak gibi görünüyorlar.

YARDIM VE TURİZM

Yazının Devamını Oku

Türkiye tanker uçağını seçiyor

Türkiye’nin tanker uçaklarını yenilemenin zamanı geldi. 60 yıldır kullanılan Boeing 707 platformundaki tanker uçakları değiştirilecek. Ekonomik ömürlerini tamamlayan uçakların yerine Airbus ve Boeing öne çıkmak için yarışacak. Ve artık bu işin acil karara bağlanması gerekiyor.

Libya’ya uzanan operasyon yapılıyor. Afganistan’a uzanan koridordayız. Doğu Akdeniz’de kontrolümüzün sürmesi gerekiyor. F-16 uçaklarından kurulu Hava Kuvvetleri filomuzun daha ötelere gitmek ya da gittiği yerde daha fazla kalabilmek için havadan havaya yakıt ikmaline her zaman gerek var. Bu işi Türk Hava Kuvvetleri bugüne kadar Boeing 707 uçağı platformunda kurulu KC-135 diye adlanan tanker uçakları ile yapıyordu. Ama artık o uçakların ekonomik ömrü doldu. Şu günlerde hem Milli Savunma Bakanlığı’nda hem de Hava Kuvvetleri içinde tanker uçak yenilemesi için harıl harıl bir çalışma yapılıyor. Ve bir an önce sonuçlandırılması isteniyor. Milli Savunma Bakanlığı işin başında en uygun maliyetli, en uzun süre kullanılacak modeller üzerinde prensip kararı verdi zaten. Şimdi alınacak son kararla birlikte kullanılacak uçağın seçimi için bir karar aşamasına geliniyor. Elbette bu uçaklar birden fazla amaç içinde göreve hazır olacak. Seçilecek uçak havadan havaya yakıt ikmali dışında taşıma, ambulans, personel nakli vs gibi hizmet edecek konfigürasyonlara sahip olacak.



İKİ UÇAK VAR

Multi Role Tanker Transport (MRTT) diye adlanan tanker uçakları Boeing ya da Airbus’dan tercih edilecek. Zaten amaca uygun iki uçak var. Boeing bu işi 767 platformu üzerine yaptı. KC-46 MRTT. Bu tanker uçak yeni imal edilen Boeing 767‘den oluyor. Zaten 767 uçağının ikinci eli kalmadı bile. Airbus’un 330 MRTT uçağının özelliklerine sahip bu uçak hâlâ imalatta. Ciddi bir sorun var. O da KC-46 uçaklarının havada diğer uçaklara yakıt verecek Boom adı verilen bir tür hortumunda. Henüz bu sistem devreye alınamadı. Çıkan sorunun çözümüne uğraşılıyor. Elbette sonunda çözülecektir. Ama bunun için Amerika Savunma Bakanlığı 2024 yılana kadar firmaya süre verdi. Bu süre içinde olmazsa, belki de teklif istenen Airbus 330 MRTT uçakları alınacak. Bu da elbette uçak imalatında bir dev olan Amerika için son derece rahatsız edici bir durum. Türkiye’nin bu uçaklardan da sipariş etmesi mümkün ama zaman sorunu var.

GENİŞ STRATEJİK YELPAZE

Yazının Devamını Oku

Mega kargonun kalbine girdim

Gözlerden uzak bir yerde. İstanbul Havalimanı sınırları içinde Türk Hava Yolları Mega Kargo Binası... Devasa bir yapı. Yarım kilometreden daha uzun. Ancak uçağa binip yükselince daha iyi görünüyor. Uçak yükseldikçe küçüleceği yerde neredeyse büyüyor. Türkiye’nin ihracatının yüzde 5’i bu merkezden geçiyor. Yönetim, bilgisayarların tuşlarında. Otonom bir yapı.

İçine girdiğimde kendimi bir sinek gibi hissettim. Koskoca bir yapının içinde kayboldum. Dünyanın sayılı mega kargo binalarının birinin içindeyim.

İstanbul Havalimanı’nın sınırlarının içinde hem kara tarafı hem de hava tarafı ile bağlantılıydı Türk Hava Yolları’nın mega kargo binası. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden biraz daha az beton kullanılmıştı. Yeni sponsor adı ile Galatasaray Nef Stadyumundan daha fazla demir harcanmıştı. İşi rakamlara vurduğunuzda yüzlerce büyük yapıyı sollayıp geçmişti. Dünyanın her yanından buraya gelen, taze meyve-sebzeden tutun da, penguenlere ya da aslanlara, atlara, akıl almaz çeşitlilikte ihraç ya da ithal ürünlerine hepsine ev sahipliği yapacak bu merkez. Belki bir Ferrari ya da hayatımızı kurtaran aşılar hepsi kKargo çatısı altında en uygun koşullarda ve hatta insan eli değmeden yerlerini alacak.

SIKI TESTLER YAPILIYOR

Bütün sistem otonom. Neyin nereye gideceği, nerede hangi koşullarda saklanacağı barkodların okunmasıyla belli olacak. Şimdilerde çok sıkı testler yapılıyor. Yazılımlar kontrol ediliyor. Uyuşmazlıklar, akıllı mühendislerin ve yazılımcıların kontrolünde hizaya getiriliyor. Hiçbir diklenme, kendi kendine karar verme şansına bırakılmayacak düzenlemeler yapılıyor. Gelen kargo uçaklarından inen ürünler ya da gidenler, iç hat-dış hat fark etmez mega kargo binasına ulaştığında kontrol insan hatasından tümüyle çıkıyor.

ISRARLAR SONUÇ VERDİ

Yazının Devamını Oku

4 yangın söndürme uçağı geliyor

Dünya ısınıyor. Orman yangını riski her yaz daha da fazla artıyor. Artık düzgün bir yangın söndürme uçak filosu kurmanın zamanı geçiyor. Ülke olarak elimizi çabuk tutmazsak ciddi risklerle karşılaşacağız. Üstelik birçok bölgede çıkan yangınlarla ciğerimize kadar yanan bir yaz geçirdik. Şimdi Türkiye 4 yeni yangın söndürme uçağı alacak. Astarı yüzünden pahalı olmasın istiyorsak yeni yapılanma döneminde en uygun harcama ile bu işi yapmalıyız. 3 ay uçup sonra 9 ay yatacak uçaktan hayır gelmez.

Yaz sadece iki ay geride kaldı. Ciğerimize kadar yanan bir yaz geçirdik. Birçok bölgede birbiri ardına çıkan orman yangınları yeşilimizi siyaha boyadı. İnsan, yanmış, kuru gövdeleri ile ayakta durmaya çalışan ağaçları görmeye dayanamıyor. Orman yangınları yangın söndürme uçaklarımızın eksik olduğu gerçeğini ortaya çıkardı. Türk Hava Kurumu’nun elindeki uçaklardan uçabilecek hale getirilebilecek uçaklar için para bulunamadığı için yerde durduklarını ortaya çıkardı. O uçaklardan dört tanesi uçabilseydi birçok nokta da yangınlar başlangıç aşamasında bastırılabilirdi.

SEFERBER OLUNDU

Kiralık uçaklar ve helikopterlerle söndürme çalışmalı için seferber olundu. Binlerce insan ama en önemlisi Orman çalışanlarımız hayatlarını tehlikeye atarak alevleri bastırmaya çalıştılar. Şimdi kavrulmuş topraklardan çıkan birkaç yeşillikle avunmaya çalışıyoruz.

Helikopterlerle yapılan söndürme çalışmaları her yerde iyi sonuç vermedi. Bazı yamaçlara yaklaşılırken pallerden çıkan hava hareketi yanmakta olan kozalakları sağa sola saçtı ve orman yangını hızla yayıldı. Rusya’dan getirilen uçaklar daha çok düz arazilerdeki yangınlarda başarı olduğu biliniyordu. Öyle vadilere girip, dalışlar yapabilecek kabiliyetleri sınırlıydı. Bizim coğrafyamız dağıyla, tepesiyle daha zorlu olduğu için sonuçlar yine gecikmelere yol açtı. Şimdi Türkiye 4 yeni yangın söndürme uçağı alacak. Aynı alım içinde bir de keşif ve gözetleme için bir adet insansız hava aracı için ihaleye çıkılacak. Yaz boyu Bayraktar Grubu orman yangınlarını anında belirlemek için İHA’larla Orman Bakanlığı’na ciddi destek vermişti. Uçak ve İHA alımı sanırım Savunma Sanayi Başkanlığı üzerinden yapılacak. Orman Genel Müdürlüğü içinde de havacılık bölümü büyütülecek.

ASTARI YÜZÜNDEN PAHALI

Bence burada bir yanlış var. Orman Genel Müdürlüğü içinde 4-5 uçak için yeniden hangarlar kurulması, yeni pilot alımları, uçakların bakımlarının yapılması için teknisyenler istihdam edilmesi astarı yüzünden pahalı bir iş. THK ayağa kaldırılıp oradaki uçaklarda faal hale getirilerek geniş bir filo kurulmalı. Daha önceki gibi S2-Tracker deniz karakol uçaklarını yangın söndürme uçağını çevirip sonra da çöpe atma lüksümüz artık yok. Küresel ısınma orman yangınlarının arttırıyor. Yangı söndürme uçağı filosu bir gecikmeye yol açmadan oluşumu yine Hava Kuvvetleri içinde organize edilebilir. Alınacak uçaklar da Multi Roll dediğimiz çok amaçlı kullanılır olmalı. Yani birden fazla görevde kullanılmalı. Orman yangınları için üç ay uçup sonra 9 ay yatacak uçaktan hayır gelmez. Belki işin kiralamalar dahil koordinasyonu Orman Genel Genel Müdürlüğü bünyesinde yapılabilir. Ama uçaklar ve insansız hava araçları yangın başlayınca gecikmemek için Türkiye’nin belirli bölgelerindeki havalimanlarında ya da askeri üslerde tutularak hızlı müdahale şansı arttırılabilir.

Yazının Devamını Oku

Türk pilotlar ortada kaldı

Japonya’da Nissan CEO’su Carlos Ghosn’un kaçırılışı ile ilgili olarak neredeyse bütün sanıklar beraat etti. Kaçışı organize eden Amerikan Özel Kuvvetleri’nden baba oğul düşük bir ceza aldı. Onun da paraya çevrilmesi bekleniyor. Bir müzik ekipmanları kutusu içinde kargoya yüklenen Carlos’u hiç görmeden, bilmeden taşıyan bizim pilotlara ise 4 yıl hapis, 4 bin 387 dolar para cezası veridi. Dosya İstinaf Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme cezaları onarsa işte o zaman bir daha uçamayacaklar. 6 ayda hapis yatan, aile ve iş hayatları allak bullak olan iki pilot diken üstünde bekliyor.

Kaçışın Türk tarafındaki organizatörü MNG Ticaret Müdürü Okan Kösemen beraat etti. Kaçışın İstanbul-Beyrut arasındaki uçuşu gerçekleştiren pilotlar ve kabin memuru da beraat etti. Kaçış sırasında Japonya’daki Osaka Kansai Havalimanı’ndaki sorumlular da ciddi bir ceza almadılar. Kaçışı organize eden baba-oğul, Amerikan Özel Kuvvetleri’nden ayrılmış Michael ve Peter Taylor için karar verildi. Amerika’da yakalanıp Japonya’ya iade edilen Taylor’lar yargılama sonucu baba Michael 2 yıl, oğluna ise 20 ay hapis cezası verildi. Bir de Japon halkından mahkeme önünde özür dilediler. Cezaların tecili istendi. Para cezası da sadece 2 bin 600 dolar olarak belirlendi. Büyük ihtimalle tüm cezanın paraya çevrilmesi de söz konusu.



HÂLÂ SONUÇ YOK

Gelelim bizim pilotlara, üçüncü bir yolcudan hiç haberleri olmayan, bir müzik ekipmanları kutusu içinde kargoya yüklenen Carlos’u hiç görmeden, bilmeden taşıyan uçağın pilotlara... Onlar dört yılla yargılandılar. 4 yıl hapis cezası verildi ve para cezası olarak da 4 bin 387 dolar belirlendi. Bizimkilerin dosyası istinaf mahkemesine gönderildi. Hala bir sonuç yok. Ama iki pilotumuzdan kaptan pilot Noyan Pasin bu arada eğitimlerini yenileyip, sivil havacılıktan gerekli izinleri alarak bir Legacy 650 uçağında uçma hakkını aldı. O günkü uçağı kullanan diğer pilot Bahri Kutlu Sömek de Başaran Holding şirketine girerek uçmaya başlıyor.

UÇUŞ HAYATI BİTEBİLİR

Yazının Devamını Oku

PCR testi yolcu azalttı

İç hat havayolu yolculuklarında PCR testi zorunluluğu hem uçaklarda hem de havalimanlarında yüzde 10’a varan yolcu kayıplarına yol açtı. Uçuşa 1 saat kala havalimanına gelip, test yaptırmamış çok sayıda yolcu da geri dönmek zorunda kalıyor. Henüz havalimanlarında hızlı tanı kitleri olmadığı için son anda test yaptırmak imkânsız. İstanbul Havalimanı 10-15 dakikada sonuç veren hızlı test kitleri getirilmesi için çalışmalar yapıyor. Ama şu anda test tipleri 2-3 saatte sonuç veriyor. 30 dakikada sonuç veren testler ise uçak bilet fiyatından pahalı.

Test zorunluluğu getirilince iç hat yolcularında, havayolu şirketlerine göre yüzde 3 ile yüzde 10 arasında yolcu kayıpları yaşanmaya başlandı. Bunun ne kadarının 6 Eylül’de okulların açılmasından etkilendiğini şimdilik tam bilmiyoruz. Ama görünen bir şey var. İç hat uçuşlarındaki doluluk oranlarındaki düşüş. Uçuşa 1 saat kala havalimanına gelip, PCR testi yaptırmamış çok sayıda yolcu geri dönmek zorunda kalıyor. Havalimanlarında PCR testi yaptırsanız bile bunun için uçuşunuzdan çok önce havalimanına gelmeniz gerekiyor. Henüz havalimanlarında korona denen virüsün belirlenmesini sağlayacak hızlı tanı kitleri olmadığı için son anda test yaptırmak imkansız. İstanbul Havalimanı 10-15 dakika içinde sonuç veren hızlı test kitleri getirilmesi için çalışmalar yapıyor. Ama şu anda test tipleri 2-3 saatte sonuç veriyor. 30 dakikada sonuç veren testler ise uçak bilet fiyatından pahalı. Yani aşı kartınız yoksa ve son dakika PCR testi yaptırmaya kalktığınızda büyük ihtimalle uçağınızı kaçırabilirsiniz. Tek çözüm bu testi önceden yaptırmak. PCR testi normalde 250 TL’ye yaptırılıyor.

AŞI YAPTIRIN

Kanada, Avusturalya gibi ülkelerde havayolları aşısız yolcuları uçağa almıyorlar. En doğru çözüm de bu. Ama yolcu kaybının fazla olması ihtimali havayollarını düşündürüyor. En azından iç hatlarda vaka sayısı yüksek olan illere yapılan uçuşlarda yolculardan mutlaka aşı kartı istenebilir. Böylece gidilecek ilde ya da oradan gelişlerde bulaş riski sanki biraz daha kontrol altına alınabilir gibi geliyor. Türkiye’de aşılama oranı arttıkça havayolları da aşısız yolcuları kabul etmeyebilirler. PCR testlerinin her zaman doğru sonuç vermediğini biliyoruz. Bir de o işe sahtekarlıklar ekleniyor. Son zamanlarda sahte PCR testi negatif sonuçlu belgeler elden ele dolaşıyor, belli fiyatlara satılıyor. Bunlarla tek tek mücadele etmekte zor. HES kodu uygulaması bir dereceye kadar geçerli. Ama siz uçuşa sahte PCR testi ile geldiğinizde sistemi bombalamış oluyorsunuz. Türkiye’de artan vakalar, ölümlerdeki yükseklik belki de havayolu yolculuğunda aşı karnesi şartının zamanını şu günlere çekmeyi şart haline getiriyor.

Faturası havayolları için önce ağır gibi görünse de uçmaktan kimsenin vazgeçmesi çok mümkün olmayacağı için belki de aşıya özendirme konusunda bir kampanya oluşmasını sağlar. Aşısız yolculuk tümüyle yasaklanır. Bunun insan haklarına aykırı bir tarafı yok. Aykırı olan tek şey bence uçakta aşısız yolcunun yanı başınızda oturması, bir şeyler yemesi, maskesini indirip su içmesi… Her hareketi bence yanı başınızda size karşı işlenmiş bir suç…

MASKE CEZASI 3 BİN DOLAR

Amerikan Ulaştırma Güvenliği İdaresi (TSA), uçak, tren, gemi, otobüs yolculuklarında ilk kez maske takmayan suçlular için cezaları ikiye katlıyor. Tekrarlayan suçluların 3 bin dolara kadar para cezasına çarptırılabileceğini de resmen açıklandı. Beyaz Saray, Başkan Joe Biden’ın daha yüksek cezalarla COVID-19 ile savaşmaya devam edeceğini açıkladı. TSA Başkanı maske takmayan yolcular için yeni cezaların, ‘ilk suçlular için 500-bin dolar ve ikinci suçlular için bin-3 bin dolar’ arasında olacağını söyledi. Öte yandan bizde ise durum farklı. Uçakta maske takmayan yolcu önce uyarılıyor. Takmamakta ısrar ederse uçuş sırasında olursa sorunlu yolcu formu dolduruluyor ve kabin ekipleri bunu pilota veriyorlar. Pilotlar da inişten sonrası için havadayken polise bilgi verilmesini istiyorlar. İnişten sonra polis tarafından alınan yolcu birkaç saat sonra serbest kalıyor. Polise teslim edilen yolcular çok da caydırıcı olmayan bir para cezası ödüyorlar.

Yazının Devamını Oku

Teknofest’e gidin gelecek ile tanışın

Teknofest bu yıl 4’üncü kez düzenleniyor. Teknofest genç bir adamın Türkiye’yi tırmandırdığı teknoloji doruğundaki yerin fotoğrafını gösteriyor. Dolu bir fotoğraf... Dünyayı rahatsız eden bir fotoğraf. Savunma sanayindeki bağımlılığımızın zincirlerini kıran bir fotoğraf. Derdimiz her zaman barış. Teknofest sadece savunma sanayi değil, hayatın her yanına dokunuyor. Bulduğu çözümler zaman ötesi...

Türkiye’nin Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali Teknofest dün başladı. 26 Eylül’e kadar kayıt yaptıranları ağırlayacak. Atatürk Havalimanı’nda yapılan festival aslında Türkiye’nin yükselen teknoloji atağının tartışılmaz en güçlü platformu. Gidince göreceksiniz, genç beyinlerimizin neler yaptıklarını, yapmak istedikleri ve ulaştıkları sonuçları bir arada bulacaksınız. Hayallerden gerçeğe yapılan bu mükemmel yolculuğun mimarı Selçuk Bayraktar ve ağabeyi. İşin perde arkası kahramanı ise babaları Özdemir Bayraktar. Onlar insansız hava araçlarının da mimarları. Selçuk Bayraktar’ın tasarlayıp hayata geçirdiği insansız hava araçları, silahlı İHA’lar dünyanın Türkiye’ye bakışını değiştirdi.

REKOR KATILIM

Bu yıl 200 binden fazla öğrenci yarışmalara katıldı. Her gün 100 bin ziyaretçi gelecek. Aslında alan 450 bin metrekare. Yani 450 bin kişi katılabilir. Ama pandemi nedeniyle katılımcı sayısında kısıtlama yapıldı. Bu platformda öğrenciler müthiş bir yarışa girecekler. Ödülleri Cumhurbaşkanı dışında Nobel ödüllü Türk bilim insanı Aziz Sancar verecek. Ayın 26’sına kadar zamanınız var. Zamansız yolculuklar için o günler sizin büyük şansınız. Rezervasyon yaptırın kalkın gidin, gençlere güç verin, akıllarını heyecanlandırın…



İKİTELLİ’DEN DEV HANGARA

Yazının Devamını Oku

Berlin Havalimanı Almanları çıldırttı

Berlin Brandenburg Havalimanı’nın açılışına gitmek istedim. Yıl 2012. Ama açılış 5 kez ertelendi. 2 milyar Euro’ya mal olacak havalimanı 6 milyar Euro’ya çıktı. Hâlâ avuç dolusu para harcanıyor. On binlerce hata çıktı. Almanya’nın ‘En utanç verici şantiyesi’ damgasını da yedi. Salgının en hızlı günlerinde gitmek istedim. Aşı, izinler vs... Ancak uçtum. Gördüklerime inanamadım. Koca Alman teknolojisinin nasıl da kıvrandığına tanıklık ettim.

Meraktan ölüyordum. Almanlar nasıl bir hatalar zinciri yapmıştı? Berlin Brandenburg kapısındaki havalimanın tartışılması bile Alman mühendisliğini yerle bir etmişti. Alman hükümeti, Berlin eyaleti ve Brandenburg eyaletinin ortak yatırımı sadece 1.5 km uzaktaki Schönefeld havalimanın burnunun dibine yapılmıştı. Schönefeld’in bir pisti de Brandenburg tarafından kullanılıyordu. Terminal binası da 5’inci terminal diye buraya katılmıştı. Ama içi bomboştu.


©️Flughafen Berlin Brandenburg GmbH Annika Bauer

ŞİRKET İFLAS ETTİ

Brandenburg havalimanı tam 15 yıl planlandıktan sonra 2006 yılında inşa edilmeye başlandı. 30 Ekim 2011 tarihinde açılacaktı. Bütün dünyaya açılış ilan edildi. Bu arada planlamayı yapan şirket de iflas etti. Havalimanını Alman ve Avusturya’nın büyük denetçisi TÜV didik didik etti. Başta yangın söndürme sistemleri, duman tahliyesi olmak üzere, elektrik sistemleri, kapılar, yürüyen merdivenler ve bantlar, bagaj konveyörleri, pist ışıkları falan hepsi saçmalıyordu. Sistem yönetilemiyordu. Havalimanı otomasyonu aklına estiği gibi davranıyordu. Kontrol, sistemin mühendisliğinden çıkmış, meydan okuyordu. 

9 YIL KAPALI KALDI

Olanlara kimse inanamadı. Kapısına kilit vurulmadı ama havalimanı yeniden koca bir şantiyeye döndü. Açılış ertelendi. 9 yıl kapalı kaldı. Ve sonunda 31 Ekim 2020 tarihinde açıldı. Açılıştan önce son olarak her gün bin figüran yolcu 450 personelle testler yapıldı. Toplam 10 bin figüran yolcu ve 8 bin bavul kullanılarak son testler gerçekleştirildi. Berlin’in Tegel Havalimanı (TXL) ile birlikte çalışmaya başladı. Ve halk oylaması yapıldı. Tegel ‘Kapatılsın mı? diye soruldu. Yüzde 56.4 ‘Tegel açık kalsın’ sonucu çıktı. Ama Devlet halka sormasına rağmen kapatma kararı aldı. Tegel 8 Kasım’da uçuşlara kapanacak.

Yazının Devamını Oku

Hipersonik uçaklar dünyayı küçültecek

Süpersonik uçaklar henüz tam olarak devreye girmese de hipersonik uçaklar için çalışmalar hızlandı. Böylece süpersonik uçakların pabucu dama atılacak. Saatte 6 bin 500 km’den daha fazla hız yapan bir yolcu uçağı ortaya çıktığından İstanbul’dan New York’a belki de en fazla 1 saat 40 dakikada gidilebilecek. Şu anda kullanılan uçakların maksimum hızı ise 800-900 kilometre civarında.

2030’da ya da birkaç yıl sonrasında dünya yeniden kurulacak. Eğer uçak imalatçısı devler izin verirse ya da bu gelişmeye ‘taş’ koymazlarsa hipersonik uçaklarla havayolu yolculuğu sesten 5-6 kat daha hızlı olacak. Dünya küçülecek. Ve yeniden kurulacak. Havacılık daima daha fazla hızı sever. Hız arttıkça yolcu daha fazla aklını havayolu uçaklarına çeviriyor. Geleneksel yolcu uçakları 800-900 ve biraz üzeri hızlarla uçuyorlar. Sesten hızlı giden Concorde uçakları ise artık tarihe karıştı. Oysa süpersonik uçak fikri 1960’lı yılların ortalarında sonra ortaya çıkmıştı. Ve 70’li yıllarda da gerçekleştirildi. Ama ne yazık ki, bumlama ile ortalığı ayağa kaldıran motorlar yüzünden süpersonik uçakların gelişimi Concorde ile sınırlı kaldı. Süpersonik uçaklar için sessiz motorlar konusunda imalatçılar ciddi yol aldılar. Yine de ileriye dönük senaryolar tam olarak gerçeğe yolculuk yapmıyor.

SESTEN HIZLI UÇUŞ

Sesten hızlı uçuşları özendiren en önemli kuruluş ise NASA. Amerika’nın uzay ve havacılık konusundaki lider kuruluşu. Bu kuruluş süpersonik için desteklemesini tamamlayınca şimdi hipersonik için düğmeye bastı. Ses hızından 5 kat daha hızlı uçaklar için hazırlanan projelere ciddi destek veriliyor. Yani saatte 6 bin 500 km’den daha fazla hız yapan bir yolcu uçağı ortaya çıktığından İstanbul’dan New York’a belki de en fazla 1 saat 40 dakikada gidilebilecek. Havacılıkta birçok yeni gelişmede olduğu gibi öncelik yine askeri havacılığın oldu. İnsansız hipersonik uçaklar konusunda önemli adımlar atıldı.

3 ZORLUK VAR

Amerikan Hava Kuvvetleri’nde Binbaşı Robert White’ın X-15 araştırma uçağını 1961’de Mach 6’nın üzerindeki hızlarda uçurdu. Ama o tarihten sonra hipersonik uçuş konusunda ciddi yol alınamadı. Hipersonik uçuşta ustalaşmanın bu kadar uzun sürmesi biraz garip görünüyor. Bugün hipersonik uçuşla en yapıcı ilgilenen ve yatırım yapan Hermeus mühendislerinin karşılaştığı üç büyük zorluk:

Isı: Hipersonik uçuş, hafif kalkanlar ve termal olarak korunan aletlerle yönetilmesi gereken muazzam miktarda ısı yaratır.

Manevra kabiliyeti: Hipersonik hızlarda manevra kabiliyeti, kapsamlı hesaplama ve geliştirme gerektirir

Yazının Devamını Oku

Aşı olmadan uçmak zorlaşıyor

Dünyada çok sayıda havayolu şirketi yolcularından dijital aşı pasaportu istemeye hazırlanıyor. Yani sonuçta aşı olmadan uçmak giderek zorlaşacak gibi görünüyor. Belli birkaç aşının iki dozunu olmak ve son dozdan sonra 14 gün geçmesi şartı giderek yaygınlaşıyor. Havayolu şirketlerinin ve hükümetlerin PCR testlerine olan güvenleri de giderek azalıyor. İş şimdiden sahte aşı pasaportları ve PCR test sonuçları ile işi sahtekârlık boyutuna taşındı bile.

Aşısız bir yolculuk giderek daha fazla tehlikeli hale geliyor. Delta varyantı gibi çok hızlı yayılan ve etkileme mesafesi giderek azalan bulaşlar dünyayı ciddi bir bicimde yeniden tehdit ediyor. Evet uçaklarda hava çok sık aralıkla değişiyor ve hepa filtrelerin koruyuculuk oranları yüzde 90’ın çok üzerinde. Ama sonuçta bu varyantlar durup dururken bir ülkeden diğerine sıçramıyor. Yolculukların taşıyıcılıkları elbette çok fazla. Havayolu yolculuklarının artması tehlikenin boyutlarını hızla arttırıyor.

YENİ TEDBİRLER

PCR testleri sadece geçici bir durum tespiti ile sınırlı kalıyor. Kaldı ki bugün negatif çıkan bir test sonucu yarın pozitif olabiliyor. Bazı ülkeler bu konuda da yeni tedbirler almaya başladılar. Havalimanlarında PCR testi sunan yolculara yine orada kısa sürede sonuç veren bir test daha uyguluyorlar ya da uygulamalar için harekete geçiyorlar. Benim gördüğüm Barselona ve Amsterdam havalimanlarında aşı pasaportu ve PCR kontrol için ayrı noktalar var ve çok ciddi olarak kontrol yapılıyor. Özellikle Afrika, Güney Amerika ve Uzak Doğu’nun bazı ülkelerinden gelen yolcularda çok sayıda sahte PCR testine rastlandı. Daha önce alınmış ve test sonucu bilgisayar ortamında sahtecilikle güncelleniyor. Bir kişi bunu defalarca kullanıyor.

MUTLAKA AŞI OLUN

İster çok seyahat eden bir kişi olun, ister yılda bir defa turistik gezi için uçağa binecek olun ama mutlaka aşı yaptırın. Elbette bu aşılar Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği ve Avrupa İlaç örgütünün (EMA) onayladığı aşılar olmak zorunda. Eğer iki doz aşınızı yaptırdıysanız ve üzerinden 14 gün geçmişse eskisi gibi rahat uçuşlar yapabilirsiniz. Dijital aşı pasaportu, kişisel pasaportunuzun yanında bize büyük bir özgürlük sunuyor.  Kanada Havayolları ve Avusturalya Havayolları’nın büyük kararlılıkla uyguladığı ve yolcu kaybını göze alarak başlattığı aşısız yolcuyu uçurmama kararı çok yakında yaygınlaşacak. Birçok havayolu şirketi bu uygulama için harekete geçmek üzere.

İÇ HAT İÇİN ŞART

Yazının Devamını Oku

İki havalimanı Zakaradze’ye emanet

Tea Zakaradze, Batum ve Tiflis Uluslararası Havalimanı’nın en tepesindeki isim. TAV Havalimanları Holding’e bağlı Gürcistan’daki iki havalimanını da bir kadın idare ediyor. Kuleler hariç her şeyden sorumlu. 1.380 çalışan onu her fırsatta alkışlıyor. Gürcistan’a gelen-giden havayolu yolcuları onu çok sık apronlarda görüyor.

Kadın yöneticilere artık çok sık rastlıyoruz. Ancak havalimanı işletmeciliğinde kadın devrimi hep gecikmiştir. TAV Havalimanları Holding bunu büyük bir başarı ile gerçekleştirdi. Şirketin 8 ülkede işlettiği 15 havalimanı işletmesinin yüzde 44’ünde tepe yöneticileri kadın. Dünyada bu oran sadece yüzde 17’de kalıyor. TAV’ın iki havalimanını emanet ettiği bir kadın var. Demir Leydi... Ama pamuk gibi bir yüreği var. Adı Tea Zakaradze. Henüz 43 yaşında. 5 yabancı dili kusursuz konuşuyor, Gürcistanlı. Ama en az bizim kadar Türk. Mükemmel bir Türkçesi var. Çok işler yapmış ama havacılığı çok sevmiş. İşi tutku haline getirmiş. Vazgeçilmez olmuş. Gürcistan’ın iki büyük havalimanı Batum ve Tiflis havalimanlarının başında. Yaklaşık 450 km kara mesafesindeki iki havalimanı arasında mekik dokuyor. Tea diyorki, “Biz Batum’da sadece Gürcistan’ın değil Hopa’nın da Artvin’in de havalimanıyız. İki ülkeye hizmet veriyoruz. T.C. kimlik kartı ile gelebilen Türk yolcularımız dönüşte isterlerse Havaş otobüsleri ile ücretsiz Batum’dan Hopa’ya gidebiliyorlar.”



PAZARLAMA FORMÜLLERİ

TAV CEO’su Sani Şener onu seçerken “Belki de dünyada daha iyisi yoktur diye düşündüm” demekten kendini alıkoyamıyor. Bir uçak bile fazla gelmesi için yardımcısı, HAVAŞ eski üst yöneticisi Onur Şatır ile pazarlamada da dahice formüller yaratıyorlar. Batum Havalimanı Müdürü Ali Özgür Pehlivan, THY Gürcistan Müdürü Şerafettin Ekici öyle bir iş birliği yapmışlar ki, iyi bir orkestranın vazgeçilmezleri olmuşlar. Havanın ve rüzgârların zaman zaman hırçınlaştığı Batum’da en güvenli operasyonların yaşanmasının arkasındaki büyük güç işte bu insanlar. Dünyanın her yerinde pandemi de havalimanlarındaki trafik azaldı. Bazı yerlerde havayolu yolcusu yok denecek kadar düştü. Ama TAV Gürcistan’da yatırımlarını durdurmadı. Batum’daki terminali yeniledi, kapasitesini iki katına çıkardı. Mart ayında Gürcistan Başbakanı Irakli Garibaşvili’nin de katıldığı törenle yıllık yolcu kapasitesi 1.2 milyona çıkan havalimanı kapılarını bir kez daha açtı. 2007 yılında sadece 40 bin yolcuya hizmet veren havalimanı, 2019’da 600 binden fazla yolcu ağırladı. Şimdilerde 30 havayolu şirketi 30 farklı destinasyona uçuyor. Türkler, Ukraynalılar, Belaruslular İsrailliler, Araplar Batum’un en yoğun yolcuları. Araya pandemi girmese bugün bölgenin en yoğun havalimanı olacaktı. Yine de bugünden 2019 trafiğinin önüne geçilmiş. Yolcu sayısı hızla artıyor. Belki de gelecek yıl Batum yıllık 1 milyon yolcuyu geçer. O günler çok uzakta görünmüyor.

Yazının Devamını Oku

Müthiş operasyon

THY’nin Boeing 777-300ER uçağı Kabil Havalimanı’na indiğinde ortalık sakindi. Ama çok kısa sürede binlerce Afganlı pistlere dolmaya başladı. Bir uçak bulup binmek ve gitmek istiyorlardı. Tarihin en içler acısı kaçış çılgınlığı yaşanıyordu. Uçakların önüne atlayanlar ölümü göze almışlardı. Hatta Amerikan Hava Kuvvetleri’nin nakliye uçağının iniş takımlarına kendilerini bağlayanlar bile vardı. Kalkış sonrası o insanlar düşüp piste çakılarak hayatlarını kaybettiler.

Sabah saatleriydi. Afganistan’ın Kabil Hamid Karzai Havalimanı’nın bir yanı sakin görünüyordu. Ama havalimanı çevresi insan seliydi. Zaman zaman ateş açılıyordu. Bağırışlar duyuluyordu. THY’nin TC-JJM tescil işaretli Boeing 777-300ER uçağı güzel bir alçalışla piste teker koydu. Pilotlar kokpit camından dışarıyı çıplak gözle ve büyük titizlikle inceliyorlardı. Ani bir durumda uçak pisti pas geçebilirdi. Uçağın kaptan pilotları Arslan Özkan, Josef Pivarlı ve iki first officer yani ikinci pilotlar Erbil Yurtseven ve Tayfun Akcar müthiş tahliyenin kahramanlarıydı.



TUTUNMAK İSTEDİLER

Uçak park pozisyonuna geldi. Havalimanının daha hareketsiz bölümündeydi. Toplam 324 yolcu güvenlik önlemleri altında havalimanına getirilmişti. Türk askeri, THY’nin Kabil’deki görevlileri ve anlaşmalı şirketlerin personelleri hızla işlemleri yaptılar. Kabin ekipleri koridor boyunca dizilmişlerdi. Uçağa gelen yolcuları büyük bir hızla koltuklarına oturttular. Kaptanlar kalkış için hazırlıklarını büyük bir hızla yaptılar. Uçak havalimanından ayrılmak için artık zaman geri saymaya başlamıştı. Risk de artmıştı. Havalimanına giren Afganlılar pistlere kadar ilerlemişlerdi. Hepsi bir uçağa tutunmak istiyordu. Onlarca bir uçağa tutunmak, hayata tutunmakla eşdeğerdi. Ölüm kimsenin aklına gelmiyordu. Kimsenin umurunda değildi.

DUVAR OLUŞTURDU

Yazının Devamını Oku

Havayollarında gündem yine virüs

Koronavirüsten olumsuz etkilenen havacılık sektörü tam nefes alacaktı ki, yeni varyantlar ortaya çıktı. Daha tehlikeli denilen bu virüslere karşı yeni önlemler alınmalı. Ancak havalimanlarında tedbirlerin gevşetildiğini görüyoruz. Yaşamlarımızı tehlikeye atacak kontrollerdeki ‘boşvermişlik’ ya da ‘dikkatsizlik’ son bulmalı. Hem havalimanı otoriteleri, hem de havayolu şirketleri maskeden, sosyal mesafeye, aşı kontrolden PCR testi belgelerine kadar ciddi kontroller yapmalı.

Tam havayolu şirketleri nefes almaya başlamışken, yeni varyantlar ciddi bir tehlike olarak karşımıza çıktı. Uzmanların açıklamalarına göre yeni ortaya çıkan varyantlar daha hızlı yayılıyor. Ve havayolu yolculuğunun havalimanlarından başlayıp, uçak kabinlerinde süren uzun zamanlarda bu tehlikeli canavara karşı yeni önlemler alınması gerekiyor. Kapılarını yeni açan ülkeler bile sonuna kadar açtıkları kapıları şimdi biraz kapatarak aralık bırakma yoluna gittiler. Bazı ülkeler, canavar virüsün hızla çoğaldığı ülkelere kapılarını kapatmaya başladılar. Alarm dereceleri kırmızılara dönmeye başladı. Bizim ülkemizde de vaka sayılarında hızlı bir artış var. Özellikle delta virüsü aşısız insanlara hızla bulaşıyor ve hızla hayatlarını allak bullak ediyor.



TEDBİRLER ARTTIRILMALI

Henüz havayolu şirketlerimizde ciddi bir yolcu kaybı belirlenmedi ya da belirlendi ama biz bilmiyoruz. Bilinen bir şey varsa havayolu yolcularındaki tedirginlik de giderek artmaya başladı. Aşılamanın birçok ülkede artması ile havalimanlarındaki tedbirler gevşetildi. Maskelerini fora edenler ciddi bir uyarı ile karşılaşmıyorlar. Check-in kontuarlarında ya da pasaport kuyruklarında, gümrük geçiş noktalarında sosyal mesafenin iyice düştüğünü gözlemliyoruz. Peki uçuş öncesi aşısız yolcuların getirdikleri PCR test sonuçları ne kadar güvenli? Duyuyoruz; sahte test sonuçları havada uçuşuyor. Bir kez test yaptıranlar aldıkları belgeleri başka uçuşlarında bilgisayar üzerinde oynayarak tarih değiştirip yeniden kullanıyorlar. Sahte aşı belgeleri bile yapıldı. Barkod okutmalar ne yazık ki çok ciddi yapılmıyor. Hele bazı ülkelerde girişlerde test sonuçları hiç sorulmuyor. Nasıl olsa yolcuyu getiren havayolu belgeleri görmüştür düşüncesinden de hareketle sistemde zincirleme gevşemeler var.

CİDDİ YIKIM OLUR

Yazının Devamını Oku

Askeri uçakları dönüştürebiliriz

Türkiye’nin birçok noktasında orman yangınları devam ediyor. Yapılan müdahaleler ve yangının uzun sürmesi tartışmaları da beraberinde getirdi. Ancak bu tip yangınlarda kullanılması için Türk Hava Kuvvetleri’nin elindeki 49 adet CN 235 nakliye uçağı devreye alınabilir. Uçak başına 1-2 milyon dolarlık bir harcama ile uçaklara yangın söndürme kitleri takılabilir. Takılan kitler istendiğinde çıkarılarak, nakliye, asker taşıma gibi görevler yapılabilir.

Biz uyuduk ve ormanlarımız yandı. Yangın söndürme uçakları için yapılan önerileri önemsemedik. İşi sadece Tarım ve Orman Bakanlığı’na bıraktık. İşin havacılığını bilen akılları dinlemedik. İmkânları göz ardı ettik. Bugün canım ormanlar cayır cayır yandı; yanarken canlarımızı da aldı. Doğamızın sihirli böcekleri gitti. Evler, barklar yıkıldı. Canım hayvanlarımız telef oldu.

ESKİ DEĞİL BAKIMSIZ

Önce şunu söyleyim. Havacılığın genel prensibine göre, eski uçak diye bir şey yoktur, bakımsız uçak vardır. Baktığınız sürece uçarlar. THK’nın elindeki uçaklar bakılsaydı bugün o yangınlara koşacaklardı. Üstelik helikopterlerden daha fazla alçalarak, yüksek manevra güçleri ve yetenekli pilotları ile belki de binlerce dekar ormanımız kül olmayacaktı. Hala o uçakları ayağa kaldırma şansımız olduğuna inanıyorum. Sanırım, kiralamalara 80 milyon dolardan fazla para harcadık. Oysa, Türk Hava Kuvvetleri’nin elinde 49 adet CN 235 nakliye uçağı var. Airbus’ın takılacak, bu tür uçaklar için imal edilmiş, Avrupa havacılık otoritesinin (EASA) onayını almış yangın kitleri mevcut. Uçak başına 1-2 milyon dolarlık bir harcama ile bu kitler takılabiliyor. Takılan kitler istendiğinde çıkarılabiliyor ve uçak nakliye, asker taşıma gibi görevlerine devam edebiliyor.



SÖNDÜRME KİTLERİ

Yazının Devamını Oku

Havacılıkta sanal güç devrimi

Havacılıkta genellikle ortaya çıkan ürünlerle heyecanlanıyoruz. Ama o imalatların arkasında büyük bilgi birikimleri ve sistem harikaları var. İşte bunlardan en önemlisi 3DEXPERIENCE. Fransız Dassault uçak imalatçısının bir kuruluşu olan Dassault Systemes büyük ticari başarı kazanan Boeing 777 uçaklarının tamamının tasarımını sağlayan sistem. Kusursuz, hızlı ve en önemlisi çok güvenli bir tasarım gerçekleştirildi.

Yıllarca havacılıkta, özellikle uçak imalatında birçok şey elle yapılırdı. Manuel imalatın hazırlık aşamalarının sanal ortama taşınmaları ise alabildiğine geç oldu. Çözümler sunan yapıların başında Dassault Sistem yer aldı. Karmaşık yapılardan, rüzgar tünellerine, 3D oluşumlarına kadar birçok çözümü bir arada sundu. İşler hızlandı, hata payları sıfıra yaklaştı. Güvenlik çok öteye taşındı. İşte bu sistemin tepe noktasındakilerden Dassault Systemes Havacılık ve Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı David Ziegler ile Ayçin Noyan aracılığında sanal ortamda bir bağlantı ile röportaj yaptık.



Dassault Systemes’in havacılık sektöründeki uzmanlığı nereden geliyor?

Dassault Systèmes 1981’de rüzgar tüneli modelleri tasarlayan ve 3D yüzey modellemesini kullanarak rüzgar tüneli testlerinin süresini kısaltan yazılımlar geliştiren küçük bir mühendis ekibinin Dassault Aviation’dan ayrılarak yeni bir çatı altında birleşmesiyle kuruldu. Bu nedenle, havacılık ve savunma endüstrisi, şirketin odaklandığı ilk sektörlerden biri oldu. O zamandan beri Dassault Systèmes, havacılık ve savunma ürünlerinin tasarlanması, üretilmesi ve desteklenmesi anlamında önemli değişimler yarattı. Dijital model çözümleri, müşterilerin fiziksel prototip sayısını azaltmasına ve ürün geliştirme döngü sürelerinde önemli tasarruflar elde etmesine yardımcı oldu. Boeing 777 tamamen Dassault Systèmes teknolojisi kullanılarak tasarlanan ilk ticari uçak oldu ve bugün neredeyse tüm yeni ticari uçaklarda aynı teknoloji kullanılıyor. 2012’de Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi ve 3D tasarım konusundaki deneyimlerimizden yararlanarak 3DEXPERIENCE iş platformumuzu tanıttık. Bugün 3DEXPERIENCE, havacılık ve savunma alanında müşterilere yenilikçi deneyimler sunmak adına ‘tasarımdan operasyona’ dediğimiz tüm disiplinlerde uçak üreticileri, tedarikçiler, operatörler ve hizmet sağlayıcılarının inovasyon süreçlerini destekliyor.

SANAL DENEYİM PLATFORMU

Yazının Devamını Oku

Amerika Kıtası’na büyük çıkarma

Pandemi döneminde birçok havayolu küçülmeye gitti. Hâlâ bu küçülmeler sürüyor. THY ise sorunlu noktalar dışında büyümesini sürdürüyor. Sık sık kapanma olan ülkeleri izleyerek değişik farklı uçuş planları uyguladı. Amerika Kıtası’na yüklendi. Hem sefer sayılarını arttırdı hem de yolcu doluluk oranlarında rekora koştu.

Havayolları için altın yıllardan biri sayılan 2019 yılın yaz döneminde Amerika Kıtası’na haftada 102 sefer yapan THY hala salgının değişik varyantlarda çıkış yaptığı 2021 yaz döneminde büyük bir atakta. Haftada 126 seferle Amerika Kıtası’nın değişik noktalarına sefer sayılarını arttırarak başarılı operasyonlar gerçekleştirdi. Hatta Kanada’da Vancouver gibi yeni noktalara da uçmaya başladı. New York’a New Jersey eyaletinde bulunan Newark Havalimanı’ndan da uçuşlar başlatıldı. Hem de haftada 7 gün yapılan uçuşlarda ciddi bir doluluk yakalandı. Eğer Amerika Kıtası ülkelerinde pandemi ile gelişen yeni sorunlar ortaya çıkmazsa şirket sefer sayılarını arttıracağı noktaları da şimdiden belirledi. Ağustos içinde Houston’a 3, Washington’a ise 4 ek sefer planlaması gündeme alındı. Meksika hattında da eylül ayından itibaren seferler haftalık 6’ya çıkacak.



DOLULUK ORANI

En önemlisi İstanbul’dan Amerika kıtasına yapılan uçuşlarda doluluk oranları. Kıtanın kuzey kısmına uçuşlarda doluluk yüzde 80, Güney Amerika da ise yüzde 70-75 arasında değişiyor. Arjantin’in pandemi nedeniyle sınırlı uçuşa izin vermesi Güney Amerika’da doluluk oranlarını biraz aşağı çekse de pandemi etkisi azaldığında haftalık seferlerin 7 ve üzerine çıkması da hesaplandı. Türk Hava Yolları Amerika Kıtası’na yaptığı uçuşlarda ağırlıklı olarak Boeing 777, 787 ve A330 uçaklarını kullanıyor. Ama filoya son katılan Airbus 350 uçakları da özellikle Kanada ve Brezilya hatlarında devreye girdi. Toronto-Boston gibi hatlarda da A350 uçakları uçuş yapıyor.

Yazının Devamını Oku

En sessiz uçuş

İstanbul’dan Amsterdam’a uçuyorum. Uçak Airbus 350-900, kısaca A359. İstanbul Havalimanı’ndan mükemmel bir tırmanışla yükseliyoruz. Motorlar yerde, taksi yaparken biraz homurdansa da kalkıştan sonra inanılmaz bir sessizlik sergiliyorlar. İnsan uçtuğunu bile anlamıyor. Koca uçak kısa sürede irtifasına çıkıyor. Düz uçuşta inanılmaz bir sakinlik var. Rolls Royce EWB motorlar koca gövdeyi inlemeden, sızlanmadan taşıyorlar…

Türk Hava Yolları’nın Airbus’dan aldığı A350-900 uçakları pandemi döneminde gelmeye başladı. Uzun süre uçakla köşe kapmaca oynadım. Tam bir hatta uçmak istediğimde, bakıyorum gidilecek ülkeye aşı bile olsanız uçuş yasaklanıyor. Uçak daha çok yabancı, uçulan ülkede oturma izinleri olanları taşıyor. Ben sadece bakıyorum. Flight Radar 24 aplikasyonundan gidiş gelişlerini canlı izliyorum. Ama sonunda THY Basın Müşaviri Yahya Üstün’ün sayesinde sıkı takiple yakaladım. Uçağın İstanbul-Amsterdam Schiphol seferi için planlandığını öğrendim. Tabii hemen harekete geçtim. Üstelik iki Sinovac aşısı üzerine bir de BioNTech olmuştum. Hollanda ipleri iyice gevşetmişti. Sadece uçakta doldurulacak bir sağlık deklarasyon belgesi seyahat özgürlüğü veriyordu. Elbette geçerli bir vize olması gerekiyordu. Tek sorun THY’nin son dakikada uçak tipini değiştirmesi ihtimaliydi. Ama özellikle Amsterdam-İstanbul uçuşunda yolcunun çok fazla olduğunu öğrenince rahatladım.



MÜKEMMEL BİR EKİP

Aslında başka havayollarındaki A350 uçağı ile uçmuştum. Son olarak yıllar önce Katar Havayolları’nın A350’si ile Doha-Singapur uçuşu yapmıştım. Ama bizimki, aradan geçen yıllarda daha gelişmiş teknolojilerle donatılmış olduğu için merakım fazlaydı.

Yazının Devamını Oku