Güzin  Abla

Güzin Abla

guzinabla@hurriyet.com.tr

Annenize iyi bakın

9 Mayıs 2026
“Off... Yeter artık anne ya! Yine mi yatağı ıslattın? Yeminle vereceğim seni sonunda huzurevine. Sen de kurtulacaksın, ben de” diye söylendi kadın.

Annesi uzun zamandır yatalaktı ve konuşamıyordu. Kızının sözleri üzerine kalp atışları hızlandı. Elleri terledi. Dudaklarını kımıldattı. “Güzel kızım özür dilerim. İnan bilerek yapmadım. Vallahi farkında bile değilim. Çok özür dilerim” demek istedi diyemedi. Yatağın ucunda öfkeyle kendisine bakan kızıyla göz göze geldi. İki damla yaş kirpiklerine tutunamayıp, önce yanaklara, sonra da göğsüne damladı.
“Şimdi de ağla... Asıl ağlaması gereken benim anne. Senin yüzünden kocamla ayrılma noktasına geldik. Adam da haklı. Evinde bile rahat edemiyor. Sen ne güzel ağlıyorsun da söylesene ben kime ağlayayım? Aylardır sana bakıyorum, altını temizliyorum, bıktım yeminle bıktım...”
Araya kızgın bir demir gibi sessizlik girdi. Kadın söylene söylene yatak çarşaflarını değiştirdi. Annesi kızını daha fazla kızdırmamak için gözlerini kapattı. Biliyordu çocukçaydı ama sanki gözlerini kapatınca orada yokmuş gibi oluyordu.
Ne zaman evdekiler ona söylense, sitem etse, kötü davransa, o hemen gözlerini kapatıyordu.
Kadın hışımla ıslak çarşafı alıp odadan çıktı. Annesi yine yalnızlığıyla baş başa kalmıştı. Derin bir nefes aldı. Aldığı nefes göğsüne saplandı.
Başını usulca pencereye doğru çevirdi. Pencerenin önünde duran ve ha kurudu ha kuruyacak kırmızı güle baktı. Bu odada yattığı süre içinde bu gül ona arkadaşlık etmişti.
Sırlarını onunla paylaşmıştı. Ama gül de bakımsızlıktan yapraklarını dökmeye başlamış, sonra da boynunu eğmiş dalından kopmak üzereydi. “Gidiyoruz galiba ikimiz de. Vakit geldi değil mi” dedi içinden.

Yazının Devamını Oku

Ayrılık acısı

2 Mayıs 2026
1 hafta önce 2.5 aylık ilişkim bitti. ‘Bu kadarcık süren bir ilişki için neden üzülüyorsun’ demeyin lütfen. Biz kısa sürede çok şey paylaştık ve kendisini hâlâ çok seviyorum.

Sevgili Güzin Abla, 25 yaşında, aklı serserilikte olmayan, düzen kurup yüzük takmaya kadar gidecek bir ilişki uman çiçeği burnunda genç bir hanım mühendisim. 1 hafta önce 2.5 aylık ilişkim bitti. ‘Bu kadarcık süren bir ilişki için neden üzülüyorsun’ demeyin lütfen. Biz kısa sürede çok şey paylaştık ve kendisini hâlâ çok seviyorum.
Kendisi hâlâ öğrenci, ben de öyle böyle çalışıyorum. Bu yüzden hiçbir zaman bir şeyleri ödemesine izin vermedim, ona verdiğim, ısmarladığım her şey helali hoş olsun. Ondan maddi hiçbir beklentim olmadı.
Askerî okulda olduğu için her türlü iletişim kopukluğunu sineye çektim, bir kez şikâyet etmedim. Ayrılmayı isteyen oydu ve ne kadar ağlayıp yalvarsam da vazgeçiremedim. Aslında çok uyumlu olabilecek insanlardık, ancak o beni anlayamadı, ben de ona karşı sükûnetimi koruyamadım ve en nihayetinde tartışamadan kaçan her erkek gibi o da pat diye verdi bu kararı.
Kendisi benden 2 yaş küçüktü, bu yüzden bazı şeylere karşı benim kadar anlayış ve merhamet gösteremeyeceğini tahmin ediyordum. Ancak kendi içimde kendimle olan çatışmalarım hâlâ sürdüğü için çevremle de tartışmaya son veremiyorum. Ama çok değiştim, ona dair görmediğim şeyleri gördüm, ayrılık acısı bana çok şeyi fark ettirdi.
Kendisine bunu anlatma şansım olmadı, ayrılır ayrılmaz her yerden engelledi beni, bir daha da bakmadı yüzüme. Babasını çok severim, çok iyi, çok bilge bir insan.
Oğlunun ayrılmak istemesine karşın benimle çok nazik konuştu -bende numarası olan tek yakını olarak başka kime soracağımı bilemedim, ne olursun yargılama- o da bana “kalbimi ferah tutmamı ve zamanın her şeyi iyileştirebileceğini” söyledi.
Kendimi umutla onu beklemekten alıkoyamıyorum, çok özlüyorum. Bir kere bile arkasından kötü konuşmadım. Hiçbir arkadaşımın da konuşmasına izin vermedim.

Yazının Devamını Oku

Bir gurbetçinin izlenimleri...

25 Nisan 2026
Güzin Abla, yıllardır yurtdışında yaşayan bir Türk olarak, son zamanlarda vatanımdaki gidişatı gördükçe şaşkınlığımı gizleyemiyorum.

Ne zaman TV’yi açıp o meşhur sabah programlarına denk gelsem, gördüklerime, duyduklarıma inanmakta güçlük çekiyorum. Sanki bildiğim, sevdiğim o toplum gitmiş; yerine tanımadığım bir toplum gelmiş.
Eşler birbirini aldatıyor, aldatılan kişi ekrana çıkıp yalvar yakar eşini geri istiyor.
Aldatan ise ne bir utanma ne bir mahcubiyet duyuyor. En acısı da annelerin küçücük evlatlarını bir heves uğruna arkalarında bırakıp gidebilmelerini izlemek yüreğimi yakıyor.
Buna da kılıfı hemen uydurmuşlar, “Aşığız” ya da “çok seviyoruz” diye.
Hayır, sevgi bu olamaz. Aşk kavramını bu kadar basitleştirdikleri için telaffuz bile etmek istemiyorum.
Evlilik bir oyuncağa dönmüş. Bu durum, bir Türk evladı olarak beni üzüyor.
Biliyorsunuz, bazıları Avrupa’da yaşayan bizlere “gâvur” yakıştırması yapar. Ama bakıyorum da asıl “gâvur” dediklerimiz bile bunlar kadar yozlaşmamış.

Yazının Devamını Oku

Eşimin güvenini kaybettim

18 Nisan 2026
Eşimle kavga ettikten sonra beni sevdiğini bildiğim bir gencin evine gittim. Beni orada kalmaya zorladı. “Daha boşanmadan ihanet etmiş olurum” dedim. Belki “Aldatmaya niyet etmişsin” diyeceksiniz ama o an sadece oradan kurtulmak için söyledim. Yaptığım şey ihanet mi?

Eşimle kaçarak evlendik. Hatta sosyal medyada bir hafta konuştuktan sonra birlikte kaçtık. O zaman mantıklı düşündüğüm bir süreçte değildim. Babamın bir sözünden etkilendim: “Bu evde öyle kafana buyruk yaşamak yok. Evlenip çıkıp gittikten sonra ne yaparsan yap, karışmam” demişti. Eşimin bana karışmayacağını düşündüm.
Nikâhımız ve düğünümüz olana kadar geçen 40 gün boyunca kendimi özgür bir insan gibi hissettim. Ancak evlendikten sonra her şey değişti. Normalde giydiğim şeyler sorun oldu. Ailemin bize gelmesi ya da benim onlara gitmem bile problem hâline geldi.
Kendi ailesi her hafta bize gelirdi. Ben ailesini severdim. Ailem de onu çok severdi ama eşimin arkamdan konuşup ailemin yüzüne gülmesi beni sinirlendiriyordu.
Zaman geçtikçe birbirine hakaret eden, küfreden iki insana dönüştük. Ben hatalarımı kabul eden biriydim ama o hiçbir zaman hatasını kabul etmezdi.
Ben soğumaya başladım... Giyinmekten, süslenmekten çekinir oldum. 19 yaşında evlendim, eşim 28 yaşındaydı. Eşimin yalanlarını yakaladım, kumar oynamıştı.
Ben onun için tüm çevremi, arkadaşlarımı silmişken o bunu yapmaya cesaret edemedi. Evlendiğimizde bana uyuşturucuyu bıraktığını söylemişti ama meğer gizlice devam etmiş.
Ben de zamanla saldırganlaşmaya başladım. En son işe girmek istedim, göndermek istemedi. Bunun üzerine eşimin işyerine girdim. Meğer eski sevgilisi de orada çalışıyormuş ve eşime hesap sormuş.

Yazının Devamını Oku

Sokaklardaki canlara ne olacak?

11 Nisan 2026
İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve 39 ilçe belediyesine gönderdiği yazıda mayıs ayının sonuna kadar sokak köpeklerinin toplatılması talimatını verdi.

Görevlerini ihmal eden belediyeler hakkında ise suç duyurusunda bulunulacağı belirtildi. Şimdi biz hayvanseverler sormayalım mı, “Bu canlara ne olacak, bunca hayvana ne yapılacak” diye...
Çünkü hepimiz biliyoruz ki yeterli barınak yok, yeterli personel yok. Bu hayvanları besleyecek yeterli mamayı alacak gerekli ödenek yok.
Peki toplanacak da nereye gidecek bu hayvanlar? 
Cevabı söylemeye dilimiz varmıyor. Ama görünen gerçek bu...
Bir tasma takıyorsunuz boyunlarına. Sormuyorlar, nereye gittiklerini, kimin elinde olduklarını, bu yolun nereye çıktığını... Sadece yürüyorlar.
Tasmanın ucundaki ele bakıyorlar ve yürüyorlar.
Çünkü o tasmayı yön değil, güven sanıyorlar. Biz öğrettik bunu onlara.

Yazının Devamını Oku

Teşekkür etmeyi bilmek

4 Nisan 2026
Teşekkür etmek huzura, sakinliğe ve insan olmanın dayanılmaz erdemine açılan bir kapıdır. Kibirden arınmanın formüle edilmiş şeklidir.

Sıfır maliyetle dünyanın en kârlı yatırımıdır teşekkür etmek. Basit bir minnet ifadesi, emeklerin karşılığı olarak, maddi değer içermeyen bir ödeme.
Teşekkür etmek huzura, sakinliğe ve insan olmanın dayanılmaz erdemine açılan bir kapıdır. Kibirden arınmanın formüle edilmiş şeklidir.
Neredeyse sevgi dahil her şeyin maddiyatla ölçüldüğü bu dünyada belki de kalp kırmaktan ziyade gönüllerde taht kurmanın büyülü şifresidir, bu basit iki sözcük. Deneyin, göreceksiniz...
Çatık kaşların gevşediğini, asık yüzlerin gülümsediğini, içinizden bir şeylerin yer değiştirdiğini göreceksiniz.
Nedenini bilmeden geçip giden zamanın içinde, hiç düşündünüz mü ne kadar teşekkür ettiğinizi?
Hayatı yaşanılır kılan, onunla nefes alabilmeyi öğrenmen için, güler yüzle hürmet sloganı olan teşekkür etmekten ne olursa olsun vazgeçmeyelim.
Bin bir zahmet ve marifetle hazırladığı sofra için eşinize, çayınızı veya suyunuzu ayağınıza getiren çocuklarınıza, sahip olduklarınıza, sahip olmanız için önce sizi yaratan Allah’a, sizi dünyaya getiren anne babanıza, en sinirli anınızda bile sizi alttan alan, olgunlukla, sabırla dinleyen arkadaşlarınıza, sevgilinize, bakkalınıza, komşunuza, postacınıza ve saymakla bitmeyecek ama hayatımızın bir anında mutlaka sizinle olan insanlara...

Yazının Devamını Oku

Görücü usulüyle tanıştık şimdi onu unutamıyorum

28 Mart 2026
3 ay boyunca mutluyduk. Fakat sonra onu kıskançlıklarımla sıkmaya başladım ve o çok değişti. Şimdi ayrıyız ama onu bir türlü unutamıyorum.

Sevgili Güzin Abla, size beni yıpratan ve bir türlü aklımdan çıkaramadığım bir sorunumu anlatmak için yazıyorum.
Bundan 10 ay kadar önce bir gençle görücü usulü tanıştım.
Birkaç kez oturup konuştuk, birbirimize âşık olduk, hemen nişanlandık.
İlk başlarda her şey rüya gibiydi. Allah’ıma şükrediyordum hayallerimdeki erkek çıktı karşıma diye. Nişanlım aradığım bütün özellikleri taşıyordu.
3 ay mutlu bir şekilde devam etti. Fakat sonra o çok değişti. Aslında ben aşırı derecede kıskanç bir kızım, onu bu kıskançlıklarımla çok sıkmaya başladım ve o da değişti.
Bana karşı eskisi gibi davranmıyordu. Konuşmalarımda ona karşı bir şüphe sezdiği anda küfür ve hakaret etmeye başlıyordu.
Üzerime yürüdüğü bile oldu. Sonunda da beni artık sevmediğini söyledi.

Yazının Devamını Oku

Sevgilimi bana hiç yakıştıramadılar

21 Mart 2026
Bir süre önce bir yıllık sevgilimden ayrıldım. Aslında onu hâlâ çok seviyorum. Ama onu arkadaşlarım yanıma yakıştırmıyor.

Sevgili ablacığım, ben 20 yaşında genç bir kızım. Bir süre önce bir yıllık sevgilimden ayrıldım. Aslında onu hâlâ çok seviyorum. Hep onu düşünüyorum, birlikte geçirdiğimiz günleri hayal ediyorum.

O çok iyi yürekli bir insandır, beni de çok seviyor. Ayrılmamız onu çok üzdü, yıkıldı. Tekrar başlamak istedi ama ben kabul etmedim. ‘Neden ayrıldın o halde’ diyorsundur şimdi.

Ben çevresi tarafından çok beğenilen bir kızım. Kendimi de güzel bulurum. Kendime bakmak şık giyinmek benim için çok önemlidir. Karşı cinsten de bunu beklerim.

Temizliğin yanı sıra şık olmalı, günümüzde kendisine yakışanı, moda olanı giymeli, diye düşünürüm. Erkek arkadaşım işte bu konuda iyi değildi. Temiz bir insandı fakat kıyafetlerine hiç önem göstermez, benim yanımda çok bakımsız kalırdı.

İlk önceleri bunu fark etmedim. Fakat onu tanıştırdığım bir kız arkadaşım, ‘Nasıl böyle biriyle çıkarsın, birbirinize hiç yakışmıyorsunuz’ dedi. Onu arkadaşlarımla ve ailemle tanıştırmaya çekiniyordum.

Aslında tek sorun, onun giyim kuşam tarzı. Çevrenin tepkisi beni öyle bunalttı ki ondan ayrıldım. Ama onu çok özlüyorum.

Ablacığım şimdi ben ne yapacağım?

Bana yardımcı olursan, değerli tavsiyelerini bekliyorum.

Yazının Devamını Oku