Sevgili ablacığım, ben 20 yaşında genç bir kızım. Bir süre önce bir yıllık sevgilimden ayrıldım. Aslında onu hâlâ çok seviyorum. Hep onu düşünüyorum, birlikte geçirdiğimiz günleri hayal ediyorum.
O çok iyi yürekli bir insandır, beni de çok seviyor. Ayrılmamız onu çok üzdü, yıkıldı. Tekrar başlamak istedi ama ben kabul etmedim. ‘Neden ayrıldın o halde’ diyorsundur şimdi.
Ben çevresi tarafından çok beğenilen bir kızım. Kendimi de güzel bulurum. Kendime bakmak şık giyinmek benim için çok önemlidir. Karşı cinsten de bunu beklerim.
Temizliğin yanı sıra şık olmalı, günümüzde kendisine yakışanı, moda olanı giymeli, diye düşünürüm. Erkek arkadaşım işte bu konuda iyi değildi. Temiz bir insandı fakat kıyafetlerine hiç önem göstermez, benim yanımda çok bakımsız kalırdı.
İlk önceleri bunu fark etmedim. Fakat onu tanıştırdığım bir kız arkadaşım, ‘Nasıl böyle biriyle çıkarsın, birbirinize hiç yakışmıyorsunuz’ dedi. Onu arkadaşlarımla ve ailemle tanıştırmaya çekiniyordum.
Aslında tek sorun, onun giyim kuşam tarzı. Çevrenin tepkisi beni öyle bunalttı ki ondan ayrıldım. Ama onu çok özlüyorum.
Ablacığım şimdi ben ne yapacağım?
Bana yardımcı olursan, değerli tavsiyelerini bekliyorum.
Sevgili Güzin Abla, birçok yaralı kalbin ve bazen ilişkilerdeki garipliklerin ve de zaman zaman de aşk ilişkilerinin doktoru oldunuz.
Tecrübesi az ve sağlıklı düşünemeyen, paraya, aile sevgisine doyamayan özellikle de kızların sevgiyi nerede aradıklarını görseniz inanın şaşarsınız.
Genç yaştaki kızlar mantıksız aşklarla herkesi şaşırtıyor. Aşırı göç ve ekonomik şartlarından dolayı aile yapısı giderek bozuluyor. Bu da en çok genç aile bireylerini etkilemekte. Üretmeyen bir toplum ancak kendini sindirerek, lüks yaşantı takıntısıyla sürekli tüketen bir toplum olur.
Şimdiki kızların çoğunda evleneceği erkeğin kendine uygun olup olmadığı, ailelerin uyuşup uyuşmadığının hiç önemi yok. Sadece maddi durum önem kazanıyor.
Kızların erkeklerde aradığı incir çekirdeğini doldurmayacak özellikler. Günümüzde bir spor ayakkabı markasına, küpeye, marka bir giysiye, pahalı bir telefona tav olan kızlardan ne beklenir.
Özellikle ülkede insan davranışları gerçekten öyle değişti ki parkta, bahçede, aşkı saygısız bir şekilde yaşayanlara da saygı duyamıyorum.
Yaşadığım olaya gelince, uzaktan akrabam olan bir kız vardı. Tam hayallerimdeki gibiydi. Çok iyi anlaşıyorduk... Ailemi ve beni biliyorlardı.
Sevgili Güzin Ablacığım, ben 20 yaşında bir kadınım. Bu yaşımda 2 çocuk annesiyim. Şaşırmayın sakın, bizim buralarda kız çocuklar genellikle 15-16’sında evlendirilir.
Ben de bu geleneğe uygun şekilde babamın ve abilerimin ortak kararıyla evlendirildim. 15’imde ya var ya yoktum, evlendirildiğimde...
Evlilik dersen, bizim rızamız alınmaz, yani ‘bu adamla evlenmek ister misin’ diye soran olmadı tabii... Zaten bizim buralarda evliliklerin çoğunda asıl amaç erkeklerin çıkarlarını korumaktır.
Kısacası ‘bana ne yapmak istiyorsun’ diye soran da olmadı. Ortaokulu bitirmeme ancak izin verdiler. Ve hemen ardından ağabeyimin bir tanıdığına verdiler.
Adam benden 12 yaş büyüktü, onu evlenmeden önce iki kez gördüm sadece.
Kocam bana asla değer vermez, benimle konuşmaz bile, eğer istemediği bir şey yaparsam, şiddete başvurmaktan kaçınmaz.
Hiç değilse hakaretler yağdırır...
Sevgili Güzin Abla, ben 9 yıllık evli bir genç adamım. Çok genç yaşta evlendim. Eşimi seviyorum, severek de evlendik.
Şu an iki çocuğum var, ancak bir süreden beri bazı önemli sorunlar yaşıyoruz.
Eşim herhangi bir konuda tartıştığımızda hemen küsüyor, benden uzaklaşıp başka odada uyumaya gidiyor. Bu bazen birkaç gün sürüyor.
Böyle giderse, boşanmak istiyorum. Ancak iki çocuğuma bakamamasından korkuyorum. Ben maddi ve manevi olarak çocuklara inanın dört dörtlük bakıyorum.
Eşim evini de beni de ihmal ediyor.
Bana karşı da soğuk ve uzak davranıyor. Bazen telefonda ailesiyle saatlerce konuşuyor. İşler kalıyor. Aslında çıkmazdayım. Ne yapacağımı tam olarak bilemiyorum. Siz ne önerirsiniz, boşanayım mı? ◊ Rumuz: Evlilik böyle mi olur?
YANIT
Sevgili okurum, boşanmaların giderek çok arttığını istatistiklerden izliyor ve çok üzülüyorum.
Merhaba Güzin Abla, ben 27 yaşında genç bir kızım. Evli değilim... Maalesef hâlâ ailemle yaşamak zorundayım. Biz İstanbul’da oturuyoruz.
Hem de şehrin gösterişli bir semtinde. Ailem maddi açıdan her türlü imkâna sahiptir. Kısacası zengin insanlar.
Ama buna rağmen ben çok mutsuzum. Çünkü beni çok kısıtlıyorlar.
Bu çağda hâlâ baskı altında yaşıyorum. O kadar ki liseden kalma bir kız arkadaşım dışında başka arkadaşım bile yok.
Onunla da kısıtlı olarak görüşebiliyorum. Ne eğlence yerlerine, ne kafelere gidebiliyorum, akşamları dışarıyı çıkmam yasak. Bu konu açıldığında bana, “Ne yapacaksınız ki oralarda; neden o kafelere gitmek istiyorsun? Böyle yerler tehlikeli” diyorlar.
Kırk yılda bir o arkadaşımla dışarı çıkmak istesem... İzin alabilmek için bir hafta boyunca düşünüyorum, nasıl sorabilirim, nasıl izin koparabilirim diye.
Zar zor izin verdikleri zaman ise gittiğim yerde çok huzursuz oluyorum. Acaba döndüğümde azar işitecek miyim diye.
Merhaba Güzin Abla, gazetenizin kösesinden yıllardır bizlere sesleniyor ve sorunlarımıza çare bulmaya çalışıyorsunuz. Size bu nedenle teşekkür etmek istiyorum.
Benim sorunuma gelince, size Ankara’dan yazıyorum. 20 yıllık sorunlu bir evlilikten sonra eşimden ayrıldım. Evliliğimizin bozulma nedenlerinden birkaçı anlayışsızlık, sevgisizlik ve saygısızlıktır...
Bu yüzden yürütemedik, medenice ayrılmak istedim ancak ayrılmamız biraz zor oldu. Ben onu sevmiştim, o da beni sevdiğini söylüyordu ama bu saydığım sebepler beni hep çok mutsuz ediyordu... Özellikle de beni sürekli küçümser tavırları nedeniyle...
Yine de defalarca evliliğimizin devamı için mücadele verdim ama olmadı yürümedi.
Sonunda bunalıma girdim ve ayrılmaya karar verdim. Çok geç bile kalmıştım. Allah’tan çocuğumuz yoktu.
Meslek sahibiyim, çalışıyorum ve kendi ayaklarım üzerinde durabiliyorum. Kısacası geçimimi sağlıyorum ve eski eşime maddi olarak bağımlı değilim. Şimdi kendimden 12 yaş küçük bir genç adamla beraberim.
Bir rastlantı sonucu tanıştık ve hemen anlaştık. Karşılıklı anlayış, saygı, hoşgörü her şeyi buldum onda. Eski eşimde bulamadığım huzuru mutluluğu o insanda buldum.
Sevgili Güzin Abla, nasıl ve nereden başlayacağımı bilmiyorum; belki de bana kızacaksın ama anlatmak zorundayım.
Benim çok ciddi bir sorunum var. Ben 28 yaşında genç bir kadınım. 5 yıl önce ailemin zoruyla evlenmiştim ama eşimden bir süre önce ayrıldım. Küçük bir de kızım var. Ancak ona rağmen ayrılmak zorunda kaldım.
Ayrılmamın nedeni ise, eski eşimin erkek kardeşine âşık olmamdı. Ve onu hâlâ çok seviyorum. O da beni seviyor, bunu eski kocam da, ailesi de öğrendiler… Benim 2 ağabeyim var; onlar bilmiyor... Bilseler ne yaparlar aklım almıyor.
Onlar çok tutuculardır. Her şeyi bırakıp sevdiğimin yanına gitmeyi çok düşündüm ama yapamıyorum. Kendime bir ev tuttum, orada yaşıyorum ve çalışıyorum. Kızım ise babasının yanında.
Ben sevdiğimle yaşamak istiyorum. O da beni istiyor. Ancak o sanırım hem kendi ailesinin tepkisinden hem de benim ağabeylerimden korkuyor. Sevmek günah mı, neden insan sevdiğine kavuşamıyor?
Sonuçta biz hiç kimseye bir kötülük yapmadık. Sadece birbirimizi sevdik.
Kafam çok karışık, ne yapabilirim? Ne olur, bana yardım edin.
◊ Rumuz: Bu aşkın sonu yok
Dört yaşındaydı. Yaralanma yok. Hastalık yok. Saldırganlık belirtisi yok.
Ama o diğer kediler gibi değildi...
Tıslamadı. Vurmadı. Korkudan gizlenmedi.
Kalp kırıklığından içine kapanmıştı.
Ben 10 yıldan fazla bir süredir ilçemizde hayvan barınağında çalıştım.
Binlerce kediye baktım, vahşi, korkmuş, hasta olanlar. Ama onun gibi bir kedi görmemiştim. Yemiyordu, içmiyordu.
Geniş bir köpek kulübesinin arka köşesine yüzünü gizleyerek oturuyordu. Yüzü patilerinin arasına gömülmüş, duyduğum en kırık küçük çığlıklar çıkarıyordu.