Size sesleniyorum!
Evet, evet size...
Hani şu kapı önüne bırakılan mamalardan rahatsız olanlar.
Hani karda, ayazda apartman girişlerine sığınan canlardan rahatsız olup onları sokağa attıranlar. Bir umutla ayağınıza sürtünen kediye, köpeğe tekme atanlar.
Bir yol kenarı bir restoranda yemek yerken, masa altına gelip gözünüzün içine bakıp, nasibini bekleyen ufaklığı garsona şikâyet edenler.
Bilmeden düşünmeden, her gün defalarca kez bütün vücudunu temizleyen canlara “ayyy, “pis bunlar” diyenler.
Belediyeyi aradıktan sonra, gelen görevlilerce sokaktan toplanan anneleri, bebekleri sıcacık evlerinin camından izleyip “ohh bee kurtulduk” diyenler.
İkimizin de ilk evliliğinden birer oğlumuz var, 2 senedir evliyiz ve benim menopoza girmede erken belirtilerim var.
Ben eşimle ortak bir bağımız olsun, kendi çocuğumuz olsun, istiyorum ama kendisi kesinlikle istemiyor. Onu nasıl ikna edebilirim? Rumuz: Yeni bir çocuk
YANIT
Sevgili kızım, aslında ikiniz de ikinci bir çocuk sahibi olmak için uygun yaşlardasınız. Senin yeni eşinden bir çocuk istemen son derece doğal. Üstelik böyle erken menopoz belirtileri gösteren bir kadının hamile kalıp yeni bir doğum yapması, beden sağlığı açısından da çok yararlıdır. Eminim bunu sana doktorun da söylemiştir. Bu nedenle eşinin de senin bu arzuna karşı çıkmaması gerekir.
Bu arada aranızın nasıl olduğu, iyi geçinip geçinmediğiniz, üvey oğlunla uyum sağlayabildiniz mi, senin çocuğunla aralarının nasıl olduğu konusunda bir şey söylememişsin.
Acaba bu konularda biraz gerginlik mi var, eşin kendi oğlunun yeni bir çocuğu kabullenemeyeceğini mi düşünüyor?
Onu üzmek istemediği için mi karşı çıkıyor... Eşinin bu karşı gelişinde elbette önemli bir nedeni olmalı.
Sadece tiyatro aşkıyla yola çıkan grubun, Moliere’in “Tartuffe”ü gibi ünlü bir oyunla sahnelerde yer almasını ve bu oyunu sergilemesini gönülden kutluyorum.
Pek fazla tanıtılmamış bu kıymetli grubu tanıyın istedim. Bu grubun adı: İstanbul Tiyatrosu...
Çeşitli mesleklerden insanların bu çatı altında 4 yıl önce birleşmeleri ile doğan bir tiyatro topluluğu... Yönetmenleri Batuhan Baygın. Konservatuvar mezunu. İstanbul ve Fransa’da oyun yönetmiş, başarılı yönetmen.
Baygın, şunları diyor: “Ekibimizde kadın doğum uzmanından mimara, elektronik ve kimya mühendisinden turizmciye kadar çeşitli meslek sahipleri var.
Merhaba, Güzin Ablacığım ben 25 yaşında bekâr bir genç kızım. Üniversite mezunuyum, iyi bir şirkette iyi bir mevkide çalışıyorum.
Bundan 1 yıl kadar önce işyerimdeki bir genç adam benimle ilgilenmeye başladı. Bana çok yakın davranıyordu, hediyeler alıyor, beni iltifatlara boğuyordu. Ben de pek adetim olmadığı halde, dayanamayıp onunla çıkmaya başladım.
Üzerime çok fazla düşüyordu. Her fırsatta beni öpmeye çalışıyordu, hatta daha da ileri gitmek istediğini anlayınca öpüşmekten öteye gidemeyeceğimi söyledim. Ailemin tutucu olduğunu da anlattım. O da kabul etmişti.
Ama geçen yaz beni evine götürdü. Öpüşürken birden hareketleri değişti, itiraz etmeme aldırmadan bana zorla sahip oldu.
Çok perişanım. Çünkü aileme ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Üstelik daha sonra işyerinde bir arkadaşım bana onun evli ve iki çocuk babası olduğunu söyledi. Bütün dünya başıma yıkıldı. Kendisi de hiç utanıp sıkılmadan ‘doğru’ dedi...
Evliyse neden başkalarıyla çıkıyor, neden benimle ilgilendi... Şimdi de fütursuzca eşinden boşanamayacağını, çocuklarını ortada bırakamayacağını ama istersem benimle de birlikte olmaya devam edebileceğini söyledi. Çocukları için boşanamayacağını söylüyor. Ama benim sorumluluğumu da almak istemiyor.
“Gelmeseydin, kabul etmeseydin, sen de istedin” gibi şeyler söylüyor. Bu sözler beni iyice delirtiyor. Ona karşı çok fazla kin ve öfke duyuyorum. Ona mutlaka bir kötülük yapmak, intikam almak istiyorum.
Sevgili Güzin Abla, son zamanlarda TV dizilerinde bile dikkatimi çeken anne-oğul ilişkilerindeki çarpıklık aynen bizim evde de yaşanıyor.
Ben, eşimin oğlumuza gösterdiği aşırı ilgi ve aşırı hoşgörü konusunu size yazmaya karar verdim. Eminim bana da önereceğiniz birkaç şey vardır.
Eşim tıpkı şu dizilerdeki takıntılı anneler gibi, gözü oğlundan başka bir şey görmüyor, onu küçük yaşından beri övgülere boğuyor, her yaptığını göklere çıkarıyor, her yaptığını eşsizmiş gibi kabul ediyor, hatta yaptığı yanlışları önemsemeyip çok doğalmış gibi kabul ediyor ve kabul ettirmeye çalışıyor.
Bu yüzden oğlum, küçük dağları ben yarattım havasında, kimseleri beğenmeyen, herkese üstten bakan biri olup çıktı.
Şu anda 18 yaşında ama durumu hiç hoşuma gitmiyor. Özellikle de benimle arası hiç iyi değil. Annesinin bu davranışını ben tenkit ettiğim, ona da böyle bir eğitimle hiçbir zaman hayatta başarılı olamayacağını hatırlattığım için benden hiç hoşlanmıyor. Annesi de ona “Sen babana aldırma, o çok çalışıyor, bu yüzden bizi anlayamaz” şeklinde telkinde bulunuyor.
Sonuçta ben evde, oğluna düşmanca davranan, eşini beğenmeyen, hep tenkit eden biri olarak kabul ediliyorum, onlar tarafından istenmiyorum. Bana karşı anne-oğul cephe oluşturdular.
Oysa annesi tarafından bu kadar yanlış eğitilen çocukların ileride ne kadar hatalı hareket ettikleri, yaşamları boyunca ne kendilerini ne de başkalarını mutlu ettikleri kolaylıkla görülüyor.
Merhaba Güzin Abla, köşenizde okuduğum sorunları takip ediyorum da düşünüyorum acaba benim sorunum başkalarına göre daha önemsiz mi kalır size göre. Ama benim için bu sorun çok önemli ve canım yanıyor. Ben talihsiz bir evlilik yaşadım ve sonunda boşanmak zorunda kaldım...
2 yıl önce ise uğruna hayatımı hiç düşünmeden verebileceğim bir kızla tanıştım. Aslında internetten tanıştım…
Genellikle herkes internetten tanıştığı insanlardan, yaşadığı ilişkilerden şikâyetçi ama ben onu internet gibi bir ortamda, milyonlarca kişinin arasından tanıyıp sevmenin benim için bir lütuf olduğunu düşünüyorum. Aşkımla ilişkimiz her geçen gün daha da güçlendi.
Ancak aramızda, dışarıdan bakan insanlara göre, uçurumlar var. Sevdiğim kız, yüksekokul mezunu, meslek sahibi, çok güzel ve kültürlü biri… Ben ise sadece meslek lisesini bitirebildim. Şu anda serbest meslekte çalışıyorum ve hayatımı kazanan biriyim.
Kız arkadaşım bana “benim için ne iş yaptığın değil, dürüst ve çalışkan bir insan olman önemli” diyor. Ben de zaten böyle düşünüyorum. Onun uğruna tüm hayatımı değiştirdim. Ona yakın bir yerde yeni bir iş kurdum. Henüz her şey rayına oturmadı, bu yüzden aramızda tartışmalar başladı. Ve şu an aramız açık… Nedense giderek benden uzaklaştığını görüyorum…
Aramızdaki en büyük problem bunca yıla rağmen ailesinin hâlâ varlığımdan haberdar olmaması… Benden ailesine söz etmiyor sanırım, benim lise mezunu olmam ailesinin tepkisini çekebilir diye düşünüyor.
Bu da beni çok fazla rahatsız ediyor. Bu yüzden hep tartışıyoruz ve en basit bir soruna bile dayanamayıp tepki gösterdiğimi hissediyorum. Bu yüzden onu üzüyorum…
Sevgili Güzin Ablacığım, ben 23 yaşında genç bir kızım. Üniversitede okuyorum. Bundan yaklaşık 1.5 sene önce, okulda tanıştığım kendimden küçük bir erkeğe âşık oldum. 1 sene kadar güzel bir ilişkimiz oldu.
İlk başlarda her şey o kadar güzeldi ki beni çok sevdiğini, bana asla zarar vermeyeceğini, beni herkesten koruyacağını söylüyordu.
Onu bir gün annemle tanıştırmak istediğimi söylemiştim. Çünkü ilk kez gerçekten âşık olmuştum. Ancak o bu fikre hiç sıcak bakmadı, hep kaçtı...
Sonra bana açıkça benimle ilişkiye girmek istediğini söyledi. Ona göre eğer bu isteğini yerine getirmiş olsaydım ona sevgimi göstermiş, fedakârlıkta bulunmuş olacaktım. O öyle düşünüyordu. 2 gün boyunca düşündüm, çünkü ailem biraz tutucudur.
Babam sadece namusu şerefi için yaşayan biridir. Benim evimden telli duvaklı kırmızı kuşağımla çıkmamı istiyor… Aslında onu çok iyi anlıyorum, hak veriyorum da.
O yüzden bir yanlış yapmamak için anneme ve ablama anlattım bu durumu. Onlar tabii ki karşı çıktılar, bana yardım edip beni bu durumdan kurtarmaya çalıştılar.
Onun beni gerçek anlamda sevmediğine ikna etmek için çırpındılar... Ve biz ayrıldık.
Merhaba Güzin Abla, ben 10 yıldır evli bir kadınım. Size daha önce de yazdım fakat bu sefer çok çaresizim.
Nereden başlasam bilemedim, benim bir de çocuğum var fakat kalbim bir süredir başka birisi için atmaya başladı. Ama ben bunu ne eşime ne de karşıdaki o insana hissettirdim. Asla ne karşıdaki insana yanlış bir harekette bulundum ne de eşime.
O kişi apartmanda alt katımızda oturuyor, bildiğim kadarıyla da o genç, ya bekar ya da boşanmış. Ben onu sadece platonik olarak seviyorum. Onun haberi bile yok.
Alt katımızda yaşaması her an onu düşünmeme neden oluyor ve bu beni uykusuz ve yorgun bırakıyor.
Eşime bir süredir ‘bu evden taşınalım’ diyorum. Ama o buradan gitmek istemiyor; ‘bu şartlarda çok zor’ diyor.
Aslında o da haklı, tek maaşla nereye gidiyoruz? O kadar yoruldum ki, beynim yorgun, bedenim yorgun. Düşünmek istemiyorum ama elimde olan bir şey değil, gönlüme söz geçiremiyorum.
Birkaç gün görmesem deli oluyorum. Ama bir anda görünce kalbim yerinden çıkacak gibi oluyor. Eşimi aldatmayı asla düşünmedim ama onunla oturup sohbet etmeyi çok isterdim. O çok donanımlı, pozitif, güler yüzlü biri. Eşimle ise hiçbir zaman böyle bir sohbetimiz olmadı.