GeriUğur CEBECİ Hurgada Türkleri bekliyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hurgada Türkleri bekliyor

Süveyş Kanalı’nın güney ucuna yakın bir noktadaki Hurgada, belki de Mısır’ın en güzel tatil bölgesi. Pırıl pırıl deniz, uzayıp giden kumsalları, harika otelleri ile turistlerin tercihi. Bazı günler Hurgada Havalimanı’na 250 Rus uçağı iniyor. Rus turistlerin gözbebeği Hurgada, onlar sayesinde ayakta duruyor. Bölgeye THY ve Pegasus’un da seferleri yoğun.

Yakında... Şuracıkta... Uçakla en fazla 2 saat 20 dakika uzakta. Birden 28-30 derece sıcağa uçuyorsunuz. Kış ortasında da sıcak. Geceleri biraz soğuk. Daha doğrusu serin rüzgârlar oluyor. Hurgada, Mısır’ın turizm cenneti. Biz daha çok Şarm El-Şeyh’i biliyoruz. Şu suyun altında harikalar olan yeri. Hurgada da biraz öyle ama kumsaldan yürüyüp denize girebiliyorsunuz. Uzun plajları ve iyi otelleri var. Ana yollar harika asfaltlı ama Hurgada’nın içine girdiğinizde 100 yıl geriye gidiyorsunuz. Yerler toprak ya da kayalık. Şehir biraz korku şatosu gibi. Arap Baharı buraya fırtınalı bir kış olarak gelmiş. Turizm de ölme noktasına gelmiş. Bütün yapılaşma durmuş. Yüzlerce bina bomboş. Kimi inşaatlar yarım kalmış. Kimi dışarıdan güzel görünüyor ama içleri hiç yok. Ucuz değil. 1 Mısır Paund’u 0.79 kuruş. Yani 10 Mısır Paund ‘u ya da lirası 7 lira 90 kuruş. Ucuz bir kent değil.

Hurgada Türkleri bekliyor

MEYVELER NİL DELTASI’NDAN

Karmaşık ve yollarının bozuk olduğu kentte engebeli toprak alana kurulmuş pazar yerine gittiğinizde rengarenk sebzeler ve meyvelerle karşılaşıyorsunuz. Biberler, kabaklar, patlıcanlar, salatalıklar ya da mangolar, muzlar hepsi organik. Çünkü hepsi Nil Deltası’ndan geliyor. Verimli Nil Nehri’nin deltası bölgenin tamamını doyuruyor. Bu deltada bir yılda dört kez hasat yapılıyor. Hurgada’nın ikinci şansı da balık pazarı. Kokudan girmek biraz zor ama... Balıklar, böcekler hepsi muhteşem. Taptaze ve bol... Fiyatlar ürkütmüyor. Et de pahalı değil. Kalitesi de iyi. Ama gelgelim bütün kasaplar neredeyse sokakta satış yapıyor. Sıcak altında kasapların dışarı astıkları etler, üzerlerindeki sineklere rağmen rağbet görüyor. Elbette tatil köylerinden çoğu canlı hayvan alıp, kendi hijyen şartlarında kesim yapıyorlar. Eğer Omicron varyantı Afrika’yı sararsa o zaman Hurgada’yı da unutmak gerekiyor.

THY EKİBİ SÜPER

Hurgada Türkleri bekliyor

THY, Hurgada için yeni bir müdür atamamış. Bu nedenle Kahire müdürünün vekaletinde yürütülüyor. Kahire müdürü, benim de Katanya’dan tanıdığım Bilal Çelik... Birçok bölgede başarıları olan bir müdür. Haftanın çoğu günü günde iki sefer yapılan Hurgada da yoğun sezonda dolulukları yakalamış. Şu anda uçuşlar düşük sezona geçildiği için günde bir... Birkaç ay sonra yine günde iki sefer yapılacak. Hurgada Havalimanı istasyon şefi ise Şam’da eğitim görmüş ana dili gibi Arapça bilen Mehmet Çetinkaya. Havalimanına girdiğinde herkesin sevgi ile selamladığı bir kişi... Günlük iki uçaklık ve hepsi gece yarısından sonra olan operasyonu başarı ile yürütüyor. Operasyonlar gecikmeli olmuyor. Tabi alkolü fazla kaçırmış Ukraynalı yolcular olmazsa. 

LİDER TATİL KÖYÜ

Hurgada da çok sayıda tatil köyü var. Bir kısmı ise kapanmış. Sayıları tam olarak söylenemiyor çünkü sık olarak değişiyor. En güzel sahilde ise Fettah Tamince’nin Rixos tatil köyü var. 2’si Şalm El-Şeyh’de biri Al Alamein Rixos ve Hurgada yani o kıyılarda 4 süper tesis. Şarm El-Şeyh’dekileri görmüştüm. Şimdi Hurgada Rixos Premium Magawish gittim. Tatil köyü Ukraynalı ve Ruslar için vazgeçilmez hale gelmiş. Bir gelen çok defa geliyor. Geceliği 10 bin dolara olan villalar da var. 3-4 bin liralık süit odalar da. Tatil köyünü İşletme Müdürü Hüseyin Doğan ile gezdim. Aslında bir Almanca öğretmeni. Ama öğretmenlik yapamadan kendini turizm sektöründe bulmuş. Deneyimlediği çok sayıda otel ve tatil köyünden sonra Hurgada’ya atanmış. Gerçek bir turizmci. Gözleri sürekli çevrede. En ufak şeyin aksamasına izin vermiyor. Misafirlerinin değişik lokantalarında, ya da ata binerken her an mutlu olmaları için bir değil beş on gözle her tarafı dikkatinde tutuyor.

DALIŞ İÇİN İDEAL

Geleneksel şekilde Rixos Hurgada’yı şöyle anlatıyorlar: “Rixos Premium Magawish, Kızıldeniz’in pırıl pırıl turkuaz sularıyla Sina Yarımadası boyunca uzanan uçsuz bucaksız bakir kumsalların arasında yer alıyor. Hurgada dalış ve spor meraklılarının uğrak noktası. Otel, sörf, dalış ve Kızıldeniz’in göz alıcı hazinelerini keşfetmek isteyenler için ideal konumda. Otel Hurgada’nın en lüks her şey dâhil otellerinden biri. 7 farklı barı, beş alakart restoranı, Rixy Kids Club ve eşsiz Anjana Spa’sıyla sıra dışı imkânlar sunuyor. 410 oda, süit, villa ve direkt havuza adım atılan süitleriyle uygun konfor seçeneklerine sahip. Serin kış zamanları için ısıtılmış havuzları ile de ünlü tatil köyü, havalimanına sadece 7 kilometre...”

İLİŞKİLER GERİLMİŞTİ

Mısır'da yaşanan askeri darbe sonrası Türkiye ile ilişkiler iyice gerilmişti. Bu gerginlik Türk-Mısır turizmi arasındaki güçlü bağları da etkiledi. İlişkiler yumuşamaya başladı. Gerçi benim gittiğim THY uçağında benden başka Türk yolcu yoktu. Yolcular, Fransız, İngiliz, Ukraynalı ağırlıktaydı. Şimdi duyuyorum bizim meşhur gezgin yazarımız Saffet Emre Tonguç da grupları Hurgada’ya götürüyormuş. Zaten turizm ilişkilerimiz yeniden eski noktalara gelirse bunda Saffet Emre’nin payı yine büyük olacak. Çünkü en iyi anlatan o... Ben yıllarca gitmeyi çok istedim. Ama Şarm El-Şeyh’deki THY pazarlama şefi Tamer Serim hep önümü kesti. O artık Beyrut’ta çalıştığı için bende soluğu Hurgada da aldım. İyi ki de gitmişim.

TERMİNALDE RUSLAR DA SÖZ SAHİBİ

2015 Ekim ayında Şarm El-Şeyh’den kalkan Rus uçağının terör eylemi sonucu düşürülmesinden sonra Hurgada havalimanının eski terminali Rus yolculara ayrılmış. Bazı günler 250 uçağın indiği askeri-sivil havalimanında eski terminalin yönetimine, arama ve kontrollerine Ruslar da gözlemcilik yapıyor. Mısırlılar önce bunu kabullenmemişler. Kendi topraklarında başka bir ülkenin denetimini istememişler ama sonra mecbur kalmışlar. Çünkü potansiyel çok yüksek. Ayrıca Rusların isteği üzerine etrafı tel çitlerle çevrili havalimanı için yüksek duvarlar da inşa edilmiş. Ekim 2015’de Şarm El-Şeyh Havalimanı’ndan kalkan Metrojet havayollarına ait Rus uçağı Sina yarımadası üzerinde infilak etmişti. Ve 224 kişi hayatını kaybetmişti. 9268 sefer sayılı uçuşta A321 tipi uçağa bomba sokulduğu iddiası ağırlık kazanmıştı.

HARİKA BİR UÇUŞ

Hurgada Türkleri bekliyor

Ara sıra yazıyorum. Kaptan kaptan olunca uçak da uçak oluyor. Gerçekten bu böyle. Hurgada’ya gece 01.15’de yapılan seferle gittim. Uçak Airbus 321 NEO. Yani en yenisi, daha az yakıt harcayanı. TK 702. Uçağın tescili: TC-LSY. Kaptan Pilotumuz Ramazan Türker, First Officer yani 2. Pilot Serdar Hüseyin Boyacı... Kabin Amiri Cansu Şenyurt, kabin memurları Duygu Günay, Emel Arslan, İsmail Barış Şişik, Tennur Badem... Süper bir ekip. Ne iyi olmuş bir araya gelmişler. Kaptandan söz etmek istiyorum. Ramazan Türker, Hava Kuvvetlerinde F 104 ile uçmuş. Ayrılınca Kıbrıs Türk Hava Yolları’nda yıllarca Boeing’lerde uçmuş. Sonra THY... Son yıllarda hep Airbus uçaklarında kaptan. 23 bin saatin üzerindeki uçuşunun neredeyse 12 bin saati Airbus‘larda. İstanbul Havalimanı’nda 1.7 pistinden kalkıyoruz. Planlanandan 3 dakika önce. 77 yolcu var. Bir ben Türk yolcuyum. Kalkıştan sonra güneye dönüyoruz. Akdeniz’i geçip Kahire üzerinden Hurgada için alçalıyoruz. Kaptanımız mükemmel bir inişle havalimanının iki pistinden sol piste iniyor. Planlanandan 10 dakika önce. Pistin üzerinde rüzgârlarla gelen kum taneleri olur diye en uygun vuruşla uçağını oturtuyor. Ve kısa sürede duruyoruz. Harika bir uçuş daha yaşıyorum. İşte böyle... Kaptan kaptan olunca uçak da uçak oluyor…

X

Asi yolcu olayları tırmandı

Yolcuların pandemi döneminde kabinde çıkardıkları olaylar o kadar hızla arttı ki, şirketler kurallarını hukukçularla konuşarak yeniden düzenlemeye başladılar. Uçuş güvenliği için de tehlike yaratan yolcu diklenmeleri kabin ekiplerinin tolere edemeyeceği kadar fazlalaştı.

Asi yolcu olayları son bir yılda birkaç kat katlanmaya başladı. Her 100-150 uçuşta bir, uçağa polis çağırılması gerekiyor. Özellikle uçuş sırasında sorun çıkaran yolcuların başında ‘maske indirme’ en çok işlenen suç olarak görülüyor. Omicron’un bulaşıcılığı yüksek ama ölümcül olmasının daha az riski asi yolcuları iyice gevşetti. Havalimanlarında sosyal mesafe çoktan yok olmaya başladı. Maske konusunda da ciddiyet iyice azaldı. Maske takanların yüzde 60’ından fazlasında burunların dışarıda olduğu gözleniyor. Alkollü yolcu sayısındaki artış da havayolu personelini zorlamaya başladı. Pandemi nedeniyle sinirleri iyice bozuk olan yolcuların uçakta virüs kapma tehlikeleri konusundaki endişeleri de tartışmaları arttırıyor.



HAFTADA 1000 VAKA

IATA’nın Kabin Operasyonları Güvenliği Teknik Grubu’nun resmi olmayan bir araştırmasında, bir üye havayolu şirketi tek bir haftada 1.000’den fazla uyumsuzluk vakası bildirdi. Bir diğeri, taşınan sayılara göre asi yolcu olaylarında yüzde 55’lik bir artış hesapladı. Olaylar hemen her kıtadaki uçuşlarda görülüyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde, Federal Havacılık Otoritesi (FAA), Ocak ve Ekim 2021 arasında 4 bin 600’den fazla olay rapor edildiğini açıkladı. Bunların yüzde 72’si federal maske takma zorunluluğuna uymayı reddetmeyle ilgiliydi. Bu raporların yaklaşık 849’u, son on yılda görülmeyen yoğunlukta olaylar oldu. En fazla asi yolcunun Amerikan havayollarında ortaya çıktığı belirtilirken Asya-Pasifik ülkelerinde ise bu sayının oldukça düşük olduğu gözlendi. Bunda da o bölgede uçuşların sıklıkla kesintiye uğraması, özellikle Çin’e yapılan uçuşların zaman zaman durma noktasına gelmesi etkili oldu. Sorunların, özellikle maske takmada direnen yolcuların en fazla görüldüğü havayolu şirketleri ise Afrika havayolu şirketleri. Ve Afrika’ya uçan havayolu şirketlerinde de durum aynı oldu. Buna Türk Hava Yolları ya da Air France gibi havayolu şirketleri dahil. Kabin ekiplerinin Afrika uçuşların çok zorlandıkları gelen raporlardan belli oluyor.

UÇUŞTAN ÖNCE VE UÇUŞTA İKAZ

Yazının Devamını Oku

En uzun 15 saat

Almatı’daki olaylar kontrolden çıkmıştı. Silahla öldürülenlerin sayısı bilinmiyordu. Gaz fiyatlarının artışını protesto bir vahşete dönmüştü. THY’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve eşi müthiş bir operasyonla sistemin içinden alındı. Almatı Havalimanı’nı işleten TAV’ın CEO’su Sani Şener müthiş organizasyonu dakikalarla yönlendirdi.

Masum bir protesto başlamıştı. Kazakistan’da gaz fiyatlarına yapılan zam insanları sokağa dökmüştü. Gaz zengini ülkede olup bitenler bir anda çığırından çıktı. Kontrol edilemez hale geldi. Silahlar ateşlendi. Öldürülenlerin sayısı bilinmiyordu. Vahşet ele geçirilen ağır silahlarla tırmandı. Böylece olayların uzantısı, talanlar başladı. Soygunlar birbirini izledi. Yollar kesildi, binalar ateşe verildi. Araçlar ters çevrilip hurdaya döndürüldü. İşte olayların doruğa çıktığı Almatı’da bir arkadaşını ziyarete giden THY’nin en tepesindeki isim İlker Aycı ve eşi Tuğçe Saatman Aycı da oradaydı.



ÖNCE JETLER TERK ETTİ

Olaylardan önce bir THY yolcu uçağı, Boeing 737-800 Nur Sultan Havalimanı’na inmiş, yolcusunu bırakmış, yeni yolcularını alıp kalkmıştı. Geride uçaktan inen ve dinlenmeye giden 2 pilot ve 4 kabin memuru kalmıştı. Olaylar başladığında onlar otellerinde güvendeydi. Ama bu arada -14 derecedeki Nur Sultan’dan tam 24 iş jeti birbiri ardına havalandı. Ülkenin zenginleri, yabancı kuruluşların tepe isimleri Kazakistan’ı hızla terk ettiler. Kimi Moskova’ya, kimi Avrupa’ya kimi de çevre ülkelere gittiler.

TEK UÇAĞIMIZ VARDI

Yazının Devamını Oku

Gökyüzünde internet çağı

Yolculardan çoğu bindikleri uçakta internet olup olmadığını soruyorlar. ‘Bu uçakta yok’ cevabı yolcular için artık çok üzücü oluyor. Her şartta aşağı ile bağlantılarının kopmasını istemiyorlar. Pandemide uçuşların azalmasına rağmen, THY uçuşlarında 2019’da ortalama aylık bağlantı 70 bin civarında iken, 2021’de 90 bini geçti. Yıllık ortalama bağlantı ise 1 milyonun üzerinde.

GEÇTİĞİMİZ ay Türk Hava Yolları uçaklarında yolculuk eden 90 bin kişi gökyüzünde internete bağlandı. Pandemi döneminde bu bağlantının hızla arttığı görüldü. Uçuşların azalmasına rağmen 2019’da ortalama aylık bağlantı 70 bin civarında iken 2021 yılında 90 bini geçti. Yıllık ortalama bağlantının 1 milyonun üzerine çıktığı tahmin ediliyor.

Türk Telekom’un başarılı operasyonu ile THY uçaklarının büyük kısmından 3 bin metrenin üzerine çıkıldığında yapılan internet bağlantısı yolcuların konforunu yükseltiyor. Elbette yolcu memnuniyeti de giderek artıyor. Uçaklarda internet çağı başladığında çalışmalarını hızlandıran Türk Telekom’un CEO’su Ümit Önal hızlı hareket ettiklerini ve THY uçaklarının çoğunluğunda yolculara en iyi koşullarla kablosuz yüksek hızlı internet hizmetinin geciktirilmeden sunulduğunu söyledi.

NE ÇABUK ALIŞTIK

Şunun şurasında 10 yıllar falan geçmedi. Bindiğimiz uçaklar havalandığında yeryüzü ile irtibatımızı kaybediyorduk. Hiçbir yakınımızdan ya da iş yerimizden haber alamıyorduk. Dünyada olup bitenleri takip edemiyorduk. Her şeyden habersiz bazen saatler geçiyordu. Düşünün bir İstanbul- Los Angeles uçuşunda 13 saatten fazla süre habersiz kalıyorduk.

Ama şimdi öyle değil. THY uçaklarından A350, A330, A321 NEO, B787, B777 ve B737 MAX tipi uçaklarda kablosuz internet hizmeti var. Biniyorsunuz uçağa 3 bin metrenin yani 10 bin feet üzerine çıkıldığında sistem otomatik olarak devreye giriyor. Uçuş konumundaki cep telefonlarınızdan, tabletlerinizden ya da dizüstü bilgisayarlarınızdan Türk Telekom WiFi Fly kablosuz ağını seçin. Sonra TKwifi.net’ten de connect’e basıp istediğiniz paketi satın alın. Eğer Business sınıfında uçuyorsanız zaten internet bedava. Business’ı seçip soyadınız ve koltuk numaranızı yazarsanız bağlantı kurabiliyorsunuz. Unutmayın uçakta yer değiştirseniz bile size verilen uçuş kartındaki koltuk numarası geçerlidir. Başka bir numara ile bağlantı kuramazsınız.

Yazının Devamını Oku

2022’de havacılık dünyası

Umarım çok iyi bir yıl olur. Havacılık dünyası sıkıntılı ama çok sıkıntılı bir yıl geçirdi. 2021 yılının yarısından sonra biraz işler açıldı. Ama birbiri ardına gelen COVID-19 varyantları yine de havayolu uçuşlarını etkiledi. Yolcular yılın son aylarında biraz daha kendilerini özgür hissetmeye başladılar. 2022 yılı ise birçok yeniliği beraberinde getirecek.

Gelecek yıl Türkiye’de ve dünyada havacılıkta birçok gelişme yaşanacak. Havayolları ve havacılık şirketleri ile uçak imalatçıların gelirleri arttıkça yükselişin ivmesi de artacak. İyi niyetleri zorlamadan oluşan başlıklar şöyle:

* Havayollarında yolcu artacak. Pandemide uçmaya alışan yolcular tedbirleri aldıkça kendilerini güvende hissetmeyi öğrendiler. 2019 havayolu yolcu trafiği yakalanma noktasına gelecek. Eğer yeni bir koronavirüs varyantı ortaya çıkmazsa havayolu yolculuğu 2019’u bile geride bırakabilir.

* Havalimanlarının zararları çok azalacak. Birçok büyük havalimanı zararlarını birden kapatmasa da 2022’nin karlı bir yıl olacağını düşünüyorlar.



* Uçak imalatçıları imalatlarını arttıracak. Uçak teslimatları dar gövdede iki katına çıkacak. Büyük gövde teslimatlarında hatırı sayılır bir yükseliş gözlenecek.

Yazının Devamını Oku

Uçak kazaları azalıyor

Genel olarak uçak ve helikopter kazalarında giderek azalma oluyor. Gerçi uçuşlar geçtiğimiz yıl neredeyse yüzde 60 civarında azdı. Ama yazla birlikte yine de yoğun uçuşlar oldu. Uzun süre uçmayan pilotların çok daha dikkatli oldukları gözlendi. Kazalar azaldı. 2022 yılında da büyük talihsizlikler olmazsa kazaların çok daha azalacağı umudu sürüyor.

Pandemi nedeniyle 2021 yılında da uçuşlarda ciddi azalmalar oldu. Havayolu uçaklarında kazalarının azaldığını görüyoruz. Zaten son yıllarda artan uçuş güvenliği kazaların azalmasını sağladı. Hem havacılık teknolojilerinin gelişmesi, hem de uçuş eğitimlerinin artması ve kontrol sistemlerinin çoğalması bu sonuçları sağladı.



Henüz 2021 yılı bitmedi ve umarım bir kaza daha yaşamayacağız. Şimdiye kadar dünyada 88 hava kazasında 369 kişi hayatını kaybetti. Bu yıl kazaların çoğunluğunu küçük gövdeli uçaklar ve çoğunlukla helikopterler yaptı. Helikopter kazalarının büyük kısmında görüş uzaklığının düşmesine rağmen uçuşta ısrar edilmesi önemli rol oynadı.

* 2021 yılının en büyük uçak kazası 9 Ocak günü Endonezya’da meydana geldi. Sriwijaya Havayolları’na ait bir Boeing 737-500 uçağı Jakarta’da kalkıştan kısa süre sonra Java denizine çakıldı. Yolcu ve mürettabat dahil 62 kişi hayatını kaybetti.

* 2 Mart 2021’de Güney Sudan’da Supreme Havayolları’na ait L-410 Turbolet uçağının çapması sonucu 10 kişi hayatını kaybetti.

Yazının Devamını Oku

Havayollarının omicron korkusu

Aşılamalar arttıkça havayolu yolculuğu da hızla 2019 rakamlarına ulaşacak görünüyordu. Ama yeni çıkan bir varyant özellikle hızlı bulaş özelliği nedeniyle gökyüzünde yeni bir endişe yarattı.

Bütün açıklamalar Corana- Omicron varyantının Delta kadar tehlikeli olmadığı yönünde. Ama Omicron daha hızlı bulaşıyor. İşte bu açıklamalar birbiri ardına gelince işin bulaş riskinin yüksekliği havayolu şirketlerini çok tedirgin etti. Tedirginlik konusunda haklıydılar. Öncelikle yeni varyantın çıkış ülkesi olarak kayıtlara geçen Güney Afrika Cumhuriyetine uçuşlar durduruldu. Yine Afrika kıtasında bazı ülkelere uçuşlarda ara verildi. O bölgelerden gelecek yolcuların birçok Avrupa ülkesinde transit geçişlerine de izin verilmemeye başlandı. En hızlı hareket eden, Corana’dan ilk ağızları yanan Asya-Pasifik ülkeleri oldu. Başta Çin olmak üzere Uzak Doğu’da birçok ülke hala kapılarını tam açmış durumda değil. Açanlarda gelen yolculara ellerinde negatif test sonuçları olsa da havalimanlarında yeniden test yapıyorlar. Avrupalı havayolu şirketleri de çok huzursuz. Bu hızlı yayılan varyantla ilgili kendi ülkelerinin kararlarını uygularken hızla da yolcu kaybetmeye başladılar. Bütün dünyada omicron varyantı nedeniyle yüzde 5 yolcu kaybının aşıldığı şeklinde.

DÜŞÜŞLER YAŞANIYOR

Ama Asya-Pasifik ve Afrika ülkelerinde bu kayıplar çok daha fazla. Yolcu sayılarının zaten giderek düştüğü aralık ayında, ocak ve şubat için havayollarının endişeleri de artıyor. İleriye dönük bilet satışlarında da fark edilir düşüşler var. Bu varyanttan Havayollarının en az etkilendiği ülke Amerika Birleşik Devletleri görünüyor. Standart kısıtlamaların üzerine yeni bir kısıtlama gelmedi. Ama yine de omicronun hızlı yayılması dev havayolu şirketleri olan ABD’de korkuları büyütüyor. Pandemiden büyük darbeler yiyen havayolları yolcu artışında 2019 rakamlarına doğru hareketin yeniden kesilmesi durumunda yeniden iflasların gelebileceği de gündemlere taşınıyor. Delta varyantı kadar hastalığın ağır olmasına yol açmadığı ileri sürülen omicron, umarım daha fazla yolcu kayıplarının artmasına yol açmaz.

DAR GÖVDENİN FAVORİSİ OLDU

Airbus’ın A220 uçağı aslında Kanadalı imalatçı Bombardier’in C serisi uçağıydı. Ama Kanada tek başına bu uçağı geliştirme ve pazarlamada geri kaldı. Airbus ilk uçuşunu 16 Eylül 2013 yılında yapan uçağa 2018 yılında yüzde 50.01 hisse ile ortak oldu. Uçak artık Avrupa-Kanada ortaklığının bir ürünü. 2016 yılında hizmete giren uçağın şansı Airbus’la değişti. Dar gövdeli uçağın içine girildiğinde geniş gövdeli bir uçak hissi yaratıldı. Geniş pencereler, hacimli baş üstü dolapları, çok özel ışıklandırma ve kabin içi eğlence sistemleri derken 100-160 koltuklu uçak bir anda sipariş rekorları kırmaya başladı. Ortalama seyir sürati saatte 829 km olan uçak, yolcularını 6 bin 400 km’den biraz daha uzağa taşıyabiliyor. Üstelik benzerlerine oranla yüzde 25 daha az yakıt harcayarak ve çevreci yapısı ile çok da sessiz bir uçak.


Yazının Devamını Oku

Antalya Havalimanı yeniden doğacak

Antalya Havalimanı’nın yıllık kapasitesini 80 milyon yolcuya çıkaracak önemli ihalede imzalar atıldı. Fraport ve TAV Havalimanları ortaklığı, havalimanının kapasitesinin arttırılması ve 25 yıllık işletme hakkı için gerçekleştirilen ihalede 7 milyar 250 milyon Euro ile en iyi teklifi verdi.

Uçağımız alçalıyor, Antalya kanatlarımız altında. Bin metre yüksekten denizin altı görünüyor. Pırıl pırıl sular, uzanıp giden harika kumsallar, ardında yayılan verimli ovalar, dağlar, başında karlar olan bir dağda küçük bir kayak merkezi, suyun içindeki kayalıklar, falezler, uzayıp giden seralar... Böyle bir fotoğraf, hiç oynanmadan takvim yapraklarında yerini alıyor. Aralık, ocak, şubat, mart hepsi dahil bütün aylar için bir cennet. Çiçek kokan bir şehir, sıcak sımsıcak her yanı. Uçağımız teker koyuyor. Kapı açıldığında içeri giren hava bile başka bir hava. Nem kimin umurunda. Çicek kokuyor, deniz kokuyor, tutku kokuyor. Buralara gelip bir daha gidemeyen Ruslar, Ukraynalılar, Almanlar ve İngilizler var. Memleket kabul etmişler, yerleşmişler bir başka yere gitmeyi düşünmüyorlar, “Bizim evimiz burası” diyorlar.



ZOR BİR MİMARİ

Havalimanları yapılırken genellikle DHMİ işi başlatıyor. Yarışmalı-yarışmasız bir çizim yapılıyor. Birinci gelen mimarin yaptığı çalışma DHMİ için tartışılıp son şeklini alınca ihale açılıyor ve yapımcı-işleticiye proje veriliyor. ‘Yap-İşlet’ deniyor. Sonra değişiklik yapmak çok zor. Bir yolsuzluk iddiası çıkar diye birebir uygulanıyor. Antalya Havalimanı da iyi bir mimarın çalışması, ama karmaşık bir yapı. Büyüme ve genişleme iyi hesap edilmediği için eklemeler bile ayrı yerlerde oluşmuş. İki dış hat binası farklı noktalarda. İçinde iniliyor, çıkılıyor, yönler zor bulunuyor. Neyse ki TAV ilk ortaklığında Frankfurt Havalimanı işletmecisi olan ortağı Fraport ile biraz çeki düzen verebilmiş. İki ortak arasında hiçbir sorun çıkmamış. Artık, Atom karınca TAV CEO’su Sani Şener ile yeni dönemde işler daha da hızlanacak, çekidüzen verilme artacak. Sonuçta havalimanını yolcular daha rahat kullanacak. Gelişte zaten yolcu hızla çıkıp denize koşuyor. Gidişte ise yolcu biraz daha güneş ve denizden yararlanmak için havaimanına limitler içinde son dakika geliyor. Elbette içeri de yolunu kaybetmesi, uçağa gidiş kapısını bulmada zorlanması rahatsız edici. Ama düzeliyor.

2051’E UZANAN İŞLETME

Yazının Devamını Oku

Dünyanın en büyük ikiz motorlu uçağı

Katlanan kanat uçları ile bir devrim yapan, yüzde 10 daha az yakıt harcayan B777-9 uçağı muhteşem bir gösteri sundu. Üç sınıfta 420’den fazla yolcu taşıyan bu uçak artık dünyanın çift motorlu en büyük jet yolcu uçağı.

Ne savaş uçaklarının geçişi, ne gösteri uçaklarının gökyüzündeki dansları. Dubai Havacılık Fuarı’nda solukları kesen gösterinin kahramanı Boeing 777X oldu. B777-9 diye anılacak olan uçak pist başına geldiğinde kendi öz kardeşi 777’den çok da farklı görünmüyordu. Ama park halindeyken yerde kanat uçları toplam 7 metre kapanıyordu. Açılınca bu ikiz motorlu uçak çok daha heybetli olmuştu. Uçağı mükemmel test pilotu ikilisi yönetiyordu. Gaz kollarını açtılar. Sonuna kadar açtılar. Öyle çok da gürültü patırtı koparmadan yürümeye başladı. Hızlandı ve burnunu kaldırdı. Bir füze gibi tırmanmaya başladı. Kalkıştan hemen sonra pilot burun acısını hızla arttırdı. Neredeyse dik uçacak hale geldi. Sonra düz uçuşa geçti. Önce sağa doğru belki de 50 dereceden fazla yan yattı. Sonra sola. Gökyüzünde müthiş bir dans başlamıştı. Hızla alçalmaya başladı. En düşük süratle gözler hizasına en yakın noktada (slow pass) ağır ağır bir geçiş yaptı. O koca uçak nasıl oluyor da o kadar düşük bir süratte havada kalabiliyordu. Bu soru fuarda en çok yankılanan sorulardan biri oldu.



İŞLETMECİSİNE KAZANDIRACAK

Dile kolay uçağın maksimum kalkış ağırlığı 351 tondan fazlaydı. Ve sadece 2 adet General Electric 9x motoru vardı. Pilotun bütün isteklerine cevap verdi. Motorlar koca gövdenin her hareketini eşzamanlı, sorunsuz karşıladı. Evet gökyüzünün en büyük ikiz motorlu uçağı artık hizmete hazırdı. 13 bin 500 kilometrelik menzili ile kıtalar arasında uçacak ve işleticisine çok para kazandıracaktı. Çünkü öz kardeşine oranla çok daha az yakıt harcıyordu. Ayrıca kanat uçlarının katlanması nedeniyle ‘katlanan kanat’ adı da verilen uçak özellikle havalimanlarında köprüye park ederken diğer uçaklara değme konusunda da önemli bir tedbir sunuyor.

Yazının Devamını Oku

Vurguncu acentelere dikkat

Özellikle yurtdışında internet üzerinden uçak bileti satan çok sayıda e-acente var. Bunların büyük kısmı ne yazık ki dolandırıcı. Size çok ucuz uçak bileti fiyatları öneriyorlar. Kartınızla ödemeyi yaptığınızda, üzerine devlet vergileri geldi diyerek neredeyse iki katı para çekiyorlar. Bir nedenle bileti iade edeceğinizi söylerseniz, artık aylarca onlara ulaşamıyorsunuz. Ve yapacağınız hiçbir şey yok.

Sadece internet üzerinden çalışıyorlar. Büroları bile yok. Evlerinden çalışan belli dolandırıcı personel kullanıyorlar. Pandemi döneminde sayıları giderek arttı. Bu acentelerin çoğu yurtdışında. Öyle cazip fiyatlar sunuyorlar ki, havayolu yolcuları kolayca tuzağa düşüyorlar. Sadece internet adresleri bulunan sözde seyahat acenteleri özellikle, ara uçuş noktaları için bilet aldığınızda size daha kolay tuzağa düşürüyorlar. Yani Türkiye çıkışlı bilet alanlar genellikle yetki belgesi olan acentelerden yararlanıyorlar. Ya da büyük havayolu şirketlerinin internet sitelerinden bilet alanlar, indikleri noktalardan başka noktalara gitmek için vurguncu sitelerinde karşılarına çıkan fiyatların cazibesine kapılıyorlar. Ara uçuşlar içinde onlardan bilet alıyorlar.

İZ BIRAKMIYORLAR
Kredi kartınızı bir kaptırdığınızda artık geriye dönüşü yok. Zaten ekranda gördüğünüz fiyata bilet satmıyorlar. Bulundukları ülkelerin vergilerini falan bahane ederek neredeyse iki katı para alıyorlar. Dahası var. Gittiğiniz ülkede uçaktan inip ara uçuş için vurguncu şirketin adını verdiği havayoluna gittiğinizde elinizde internet üzerinden yapılmış check-in de bir değeri yok. Çoğu zaman ‘Bu bilet bizde görünmüyor’ gibi cevaplar alıyorsunuz. O şirketten bilet parasının iadesini istemenin de bir anlamı yok. Sorumlu olan size bileti satan acente. Onların yakasına yapışmanız gerekiyor. Ama ne yakaları var, ne sistem dışında bir izleri. Sistem içinde şikayet ederseniz çoğu zaman yine izlerine ulaşılamıyor. Sonuçta yeniden bilet almak zorunda kalıyorsunuz. İş astarı yüzünden kat kat daha pahalıya geliyor.



Yazının Devamını Oku

Amerika’nın yaptığını Avrupa yapmadı

Türkiye uzun süredir proje ortağı olduğu ve 1.5 milyar dolar para yatırdığı F-35 savaş uçaklarını alamıyor. Amerika tek taraflı bir biçimde vermeyeceğini uzun zaman önce açıkladı. Neymiş onlardan istediğimiz hava savunma sistemini satmadıkları için Rusya’dan S-400 almışız diye cezalandırdılar. Yerine alternatif F-16 alımı ve modernizasyon için çalışmalar yapılıyor.

Beşinci nesil bir savaş uçalı F-35... Eksiği, tartışılan yönleri olsa da görünmeyen kıvrak bir uçak. Bütün yeni gelişmiş elektronik donanımlara sahip. Değeri 100 milyon dolarların çok üzerine çıktı. Bizim 1.5 milyar dolarımızın yatırım maliyeti belki bu günlerde bize zararı abartmadan 10 milyar doların üzerindedir. Amerika bu uçağı verse bile kilit üstüne kilit vurarak verecekti. Öyle isteğiniz gibi kullanmanız zaten mümkün değil. Size çizilen sınırlar içinde hareket edecekti. Yani hareket kabiliyetinin anahtarı hep Amerika’da olacaktı. Uçağı vermemekle müttefikimiz Amerika ile kanat kanata uçmamız gerektiğinde biz bir nesil geride bir uçakla nasıl onların yanında yer alabiliriz? Bu sorunun cevabı yok. Amerika’nın karşısında bir Rusya ve Ortadoğu coğrafyasında da hakimiyet arayan Çin var. Hala Amerikalılar, Yunanistan konuşlanmaları ile falan bize güç gösterisi yapıyorlar. Müttefik olarak sırtımızdan bıçaklama peşindeler…

9 UÇAK ALINDI

Amerikalıların yaptığını Avrupa bize yapmadı. Neredeyse aynı anlayışla Avrupa’nın stratejik nakliye uçağı A400M projesine de çok yıllar önce ortak olduk. 10 uçak alımını da garanti ettik. Bugüne kadar 9 uçağı aldık. Bir uçak tam bize teslim için test uçuşları yaparken düştü ve kullanılmaz hale geldi. Avrupalı imalatçı Airbus’un askeri kanadı hemen yenisinin verileceğini bildirdi. Ama biz o uçağın en son verilmesini ve yıllar içindeki teknolojik gelişmelerin en gelişmişi ile yüklü olmasını tercih ettik. 10’uncu A400M büyük ihtimalle 2022 yılının ilk aylarında teslim edilecek. Airbus’un büyük kanadı Fransa ile gırtlak gırtlağa geldiğimiz zamanlarda bile bu proje hiçbir zaman gündeme taşınmadı. Tartışma konusu yapılmadı. Hatta Kayseri’deki hava üssündeki bakım yetenekleri geliştirildi, başka ülke uçakları içinde bir platform oluşturmamıza izin verildi. Elimizdeki 9 uçak başarı ile kullanılıyor, hem de bütün ortaklar içinde en çok ve en iyi kullanan ülkeyiz.

MMU’YA ZAMAN VAR

Gelelim Milli Muharip uçağı MMU’ya... 5’inci nesil bir savaş uçağı olacak. Şekli şemali belli. Binlerce mühendis çalışıyor. Motor konusunda İngiliz Rolls&Royce’dan vazgeçtik. Amerikalılara yöneldik. Ama sanırım motor vermeme ihtimalleri çok yüksek. Zaten bu uçağın uçması ve sistem içine girmesi çok çok uzun bir zaman alacak. Şimdi buna bir de motordan kaynaklanan gecikmeler eklenecek. Yerli milli bir motor için TEI göreve başladı ve hızla çalışıyor. Ama bu da meşakkatli bir yol. Bu uçak olmaz diye bir şey yok. Olduğu zaman F-35’ler çok daha fazla geliştirilmiş, kabiliyetleri artırılmış olacak. Yapılacak bir şey yok. Yolumuza devam edeceğiz. Ciddi bir maliyetle karşı karşıyayız.

İNSANSIZ SAVAŞ UÇAĞI DA YOLDA

Öte yandan çok daha kısa sürede hayata geçebilecek bir proje var. İnsansız savaş uçağı. Zaten dünya insansız hava araçlarına doğru hızla koşuyor. O işin kahramanı da yine Baykar Grubu ve Selçuk Bayraktar olacak. İnsansız savaş uçağı için çoktan kolları sıvadı. Büyük ihtimalle TB2’ler falan gibi şaşırtıcı, çok yetenekli bir savaş uçağı ile tanışacağız. Maliyeti de belki alacağımız uçakların 5-6’da birinden daha az olacak. Bazen diyorum ki, ‘İyi ki Selçuk Bayraktar Cumhurbaşkanının damadı olmuş.’ Yoksa sistem içinde onu da yiyip bitirirlerdi. Zaten ilk insansız hava araçlarını yaptığı dönemlerde ‘Ne lüzum var. Hazırını alırız’ diyen sesler çok yükselmişti. Bu işi siyaset üstünde ve Baykar’ı da el üstünde tutmamız gerekiyor. Bayraktar’ın yapacağı insansız savaş uçağının (MİUS) tüm kontrolü ve yetkileri bizim elimizde olacak. Planlanan yerlere uçabilecek. 2023’den önce gökyüzünde olması planlanıyor. Elbette müttefiklerimiz içinde önemli bir güç olacak. O gün ne kadar çabuk gelirse, bizde ülke olarak kendimizi daha güçlü hissedeceğiz. Ardında MMU planlanandan erken hava sahamıza katılırsa işte o zaman ‘Güç bizde’ diye bağırabiliriz. Hem de çok yüksekten…

ŞAKİRPAŞA’DA GÜVENLİK AÇIĞI

Yazının Devamını Oku

THY Afrika pazarında lider oldu

Havayolları için Afrika ülkelerine uçuş giderek cazip hale geldi. Yıllar önce Afrika uçuşlarının tümünü ele geçirmek için Air France yaygın bir ağ kurdu. Ama son yıllarda THY geç girdiği özellikle orta Afrika uçuşlarında birçok noktaya, yüksek kapasiteli uçaklarla seferler düzenleyerek pazar payını doruk noktasına çıkardı.

HAVAYOLLARI için Afrika zorlu bir yerdir. Farklı kurallar, havalimanı sorunları, gümrük ve polis teşkilatlarının farklı uygulamaları büyük sorunlar yaratır. Böyle çok sorunlu bir pazara girmek kolay değildir. THY önceleri Kuzey Afrika pazarında ciddi bir hakimiyet sağladı. Fas, Tunus, Cezayir, Mısır uçuşlarını ve arkan uçuş sayıları ile pandemi öncesi ciddi bir başarı sağladı. Pandemi ile birlikte bazı uçuşlar azalsa da bir gün yeniden çoğalacak. THY’nin Güney Afrika seferleri hem Cape Town hem de Johannesburg uçuşları uzun yıllar önce başladı. Fransız Hava Yolları ise özellikle Afrika sahil ve iç kısımlarındaki ülkelere yoğun seferler yapıyor ve pazarı kapmış görünüyordu. Ama Türk Hava Yolları özellikle Afrika içindeki ülkelere kısıtlamasız uçmak için yıllar önce Boeing’den 737-900 uçaklarını aldı. Ekstra yakıt tankı olan bu uçaklarla seferler yaptı. Öne geçişte bu uçaklar önemli bir rol oynadı. Ama bir süre sonra kargosu çok fazla olan Afrikalı yolcular için Airbus 330 uçakları da kullanılmaya başlandı. Türkiye’ye gelip tekstilden, çalı süpürgesine kadar ciddi alışveriş yapan Afrikalılar şimdi geniş gövdeli uçaklarla çok daha rahat uçuş yapıyorlar. Bavul ticaretinin yaygın olduğu ülkelerin yolcuları o kadar çok uçuyorlar ki çoğu Business uçacak milleri kazanmış durumdalar. Her birinin bazen 100150 kg bagajı oluyor. Bunun içinde elbette ciddi ekstra fazla bagaj ödemeleri yapıyorlar.



YARIŞTA BURUN FARKI

Şu anda Air France Afrika bölgesinde 26 ülkeye ve 27 şehire uçuş gerçekleştirirken, THY  27 ülkede 30 noktaya uçuş yapıyor. Kıtanın açığında bulunan Mauritus ve Madagaskar’a da pandemi öncesi yoğun uçuş yapan THY yakın gelecekte, Afrika’daki bütün noktalara uçuş için hazırlanıyor. Şirketin pazarlama ve satış gücü, bütün gücüyle pademinin azalması ile birlikte Afrika’da en az 6-7 noktaya daha uçuş için hazırlık yapıyor. Şu anda hem uçulan şehir sayısı hem de toplam yolcu sayısı olarak Air France’sı sollamış durumdalar. Ama gelecekte hem Avrupa hem de Ortadoğu ve hatta Asya-Pasifik ülkelerinin büyük kısmından Afrika’ya yine transit yolcuda rekora koşacak gibi görünüyorlar.

YARDIM VE TURİZM

Yazının Devamını Oku

Türkiye tanker uçağını seçiyor

Türkiye’nin tanker uçaklarını yenilemenin zamanı geldi. 60 yıldır kullanılan Boeing 707 platformundaki tanker uçakları değiştirilecek. Ekonomik ömürlerini tamamlayan uçakların yerine Airbus ve Boeing öne çıkmak için yarışacak. Ve artık bu işin acil karara bağlanması gerekiyor.

Libya’ya uzanan operasyon yapılıyor. Afganistan’a uzanan koridordayız. Doğu Akdeniz’de kontrolümüzün sürmesi gerekiyor. F-16 uçaklarından kurulu Hava Kuvvetleri filomuzun daha ötelere gitmek ya da gittiği yerde daha fazla kalabilmek için havadan havaya yakıt ikmaline her zaman gerek var. Bu işi Türk Hava Kuvvetleri bugüne kadar Boeing 707 uçağı platformunda kurulu KC-135 diye adlanan tanker uçakları ile yapıyordu. Ama artık o uçakların ekonomik ömrü doldu. Şu günlerde hem Milli Savunma Bakanlığı’nda hem de Hava Kuvvetleri içinde tanker uçak yenilemesi için harıl harıl bir çalışma yapılıyor. Ve bir an önce sonuçlandırılması isteniyor. Milli Savunma Bakanlığı işin başında en uygun maliyetli, en uzun süre kullanılacak modeller üzerinde prensip kararı verdi zaten. Şimdi alınacak son kararla birlikte kullanılacak uçağın seçimi için bir karar aşamasına geliniyor. Elbette bu uçaklar birden fazla amaç içinde göreve hazır olacak. Seçilecek uçak havadan havaya yakıt ikmali dışında taşıma, ambulans, personel nakli vs gibi hizmet edecek konfigürasyonlara sahip olacak.



İKİ UÇAK VAR

Multi Role Tanker Transport (MRTT) diye adlanan tanker uçakları Boeing ya da Airbus’dan tercih edilecek. Zaten amaca uygun iki uçak var. Boeing bu işi 767 platformu üzerine yaptı. KC-46 MRTT. Bu tanker uçak yeni imal edilen Boeing 767‘den oluyor. Zaten 767 uçağının ikinci eli kalmadı bile. Airbus’un 330 MRTT uçağının özelliklerine sahip bu uçak hâlâ imalatta. Ciddi bir sorun var. O da KC-46 uçaklarının havada diğer uçaklara yakıt verecek Boom adı verilen bir tür hortumunda. Henüz bu sistem devreye alınamadı. Çıkan sorunun çözümüne uğraşılıyor. Elbette sonunda çözülecektir. Ama bunun için Amerika Savunma Bakanlığı 2024 yılana kadar firmaya süre verdi. Bu süre içinde olmazsa, belki de teklif istenen Airbus 330 MRTT uçakları alınacak. Bu da elbette uçak imalatında bir dev olan Amerika için son derece rahatsız edici bir durum. Türkiye’nin bu uçaklardan da sipariş etmesi mümkün ama zaman sorunu var.

GENİŞ STRATEJİK YELPAZE

Yazının Devamını Oku

Mega kargonun kalbine girdim

Gözlerden uzak bir yerde. İstanbul Havalimanı sınırları içinde Türk Hava Yolları Mega Kargo Binası... Devasa bir yapı. Yarım kilometreden daha uzun. Ancak uçağa binip yükselince daha iyi görünüyor. Uçak yükseldikçe küçüleceği yerde neredeyse büyüyor. Türkiye’nin ihracatının yüzde 5’i bu merkezden geçiyor. Yönetim, bilgisayarların tuşlarında. Otonom bir yapı.

İçine girdiğimde kendimi bir sinek gibi hissettim. Koskoca bir yapının içinde kayboldum. Dünyanın sayılı mega kargo binalarının birinin içindeyim.

İstanbul Havalimanı’nın sınırlarının içinde hem kara tarafı hem de hava tarafı ile bağlantılıydı Türk Hava Yolları’nın mega kargo binası. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden biraz daha az beton kullanılmıştı. Yeni sponsor adı ile Galatasaray Nef Stadyumundan daha fazla demir harcanmıştı. İşi rakamlara vurduğunuzda yüzlerce büyük yapıyı sollayıp geçmişti. Dünyanın her yanından buraya gelen, taze meyve-sebzeden tutun da, penguenlere ya da aslanlara, atlara, akıl almaz çeşitlilikte ihraç ya da ithal ürünlerine hepsine ev sahipliği yapacak bu merkez. Belki bir Ferrari ya da hayatımızı kurtaran aşılar hepsi kKargo çatısı altında en uygun koşullarda ve hatta insan eli değmeden yerlerini alacak.

SIKI TESTLER YAPILIYOR

Bütün sistem otonom. Neyin nereye gideceği, nerede hangi koşullarda saklanacağı barkodların okunmasıyla belli olacak. Şimdilerde çok sıkı testler yapılıyor. Yazılımlar kontrol ediliyor. Uyuşmazlıklar, akıllı mühendislerin ve yazılımcıların kontrolünde hizaya getiriliyor. Hiçbir diklenme, kendi kendine karar verme şansına bırakılmayacak düzenlemeler yapılıyor. Gelen kargo uçaklarından inen ürünler ya da gidenler, iç hat-dış hat fark etmez mega kargo binasına ulaştığında kontrol insan hatasından tümüyle çıkıyor.

ISRARLAR SONUÇ VERDİ

Yazının Devamını Oku

4 yangın söndürme uçağı geliyor

Dünya ısınıyor. Orman yangını riski her yaz daha da fazla artıyor. Artık düzgün bir yangın söndürme uçak filosu kurmanın zamanı geçiyor. Ülke olarak elimizi çabuk tutmazsak ciddi risklerle karşılaşacağız. Üstelik birçok bölgede çıkan yangınlarla ciğerimize kadar yanan bir yaz geçirdik. Şimdi Türkiye 4 yeni yangın söndürme uçağı alacak. Astarı yüzünden pahalı olmasın istiyorsak yeni yapılanma döneminde en uygun harcama ile bu işi yapmalıyız. 3 ay uçup sonra 9 ay yatacak uçaktan hayır gelmez.

Yaz sadece iki ay geride kaldı. Ciğerimize kadar yanan bir yaz geçirdik. Birçok bölgede birbiri ardına çıkan orman yangınları yeşilimizi siyaha boyadı. İnsan, yanmış, kuru gövdeleri ile ayakta durmaya çalışan ağaçları görmeye dayanamıyor. Orman yangınları yangın söndürme uçaklarımızın eksik olduğu gerçeğini ortaya çıkardı. Türk Hava Kurumu’nun elindeki uçaklardan uçabilecek hale getirilebilecek uçaklar için para bulunamadığı için yerde durduklarını ortaya çıkardı. O uçaklardan dört tanesi uçabilseydi birçok nokta da yangınlar başlangıç aşamasında bastırılabilirdi.

SEFERBER OLUNDU

Kiralık uçaklar ve helikopterlerle söndürme çalışmalı için seferber olundu. Binlerce insan ama en önemlisi Orman çalışanlarımız hayatlarını tehlikeye atarak alevleri bastırmaya çalıştılar. Şimdi kavrulmuş topraklardan çıkan birkaç yeşillikle avunmaya çalışıyoruz.

Helikopterlerle yapılan söndürme çalışmaları her yerde iyi sonuç vermedi. Bazı yamaçlara yaklaşılırken pallerden çıkan hava hareketi yanmakta olan kozalakları sağa sola saçtı ve orman yangını hızla yayıldı. Rusya’dan getirilen uçaklar daha çok düz arazilerdeki yangınlarda başarı olduğu biliniyordu. Öyle vadilere girip, dalışlar yapabilecek kabiliyetleri sınırlıydı. Bizim coğrafyamız dağıyla, tepesiyle daha zorlu olduğu için sonuçlar yine gecikmelere yol açtı. Şimdi Türkiye 4 yeni yangın söndürme uçağı alacak. Aynı alım içinde bir de keşif ve gözetleme için bir adet insansız hava aracı için ihaleye çıkılacak. Yaz boyu Bayraktar Grubu orman yangınlarını anında belirlemek için İHA’larla Orman Bakanlığı’na ciddi destek vermişti. Uçak ve İHA alımı sanırım Savunma Sanayi Başkanlığı üzerinden yapılacak. Orman Genel Müdürlüğü içinde de havacılık bölümü büyütülecek.

ASTARI YÜZÜNDEN PAHALI

Bence burada bir yanlış var. Orman Genel Müdürlüğü içinde 4-5 uçak için yeniden hangarlar kurulması, yeni pilot alımları, uçakların bakımlarının yapılması için teknisyenler istihdam edilmesi astarı yüzünden pahalı bir iş. THK ayağa kaldırılıp oradaki uçaklarda faal hale getirilerek geniş bir filo kurulmalı. Daha önceki gibi S2-Tracker deniz karakol uçaklarını yangın söndürme uçağını çevirip sonra da çöpe atma lüksümüz artık yok. Küresel ısınma orman yangınlarının arttırıyor. Yangı söndürme uçağı filosu bir gecikmeye yol açmadan oluşumu yine Hava Kuvvetleri içinde organize edilebilir. Alınacak uçaklar da Multi Roll dediğimiz çok amaçlı kullanılır olmalı. Yani birden fazla görevde kullanılmalı. Orman yangınları için üç ay uçup sonra 9 ay yatacak uçaktan hayır gelmez. Belki işin kiralamalar dahil koordinasyonu Orman Genel Genel Müdürlüğü bünyesinde yapılabilir. Ama uçaklar ve insansız hava araçları yangın başlayınca gecikmemek için Türkiye’nin belirli bölgelerindeki havalimanlarında ya da askeri üslerde tutularak hızlı müdahale şansı arttırılabilir.

Yazının Devamını Oku

Türk pilotlar ortada kaldı

Japonya’da Nissan CEO’su Carlos Ghosn’un kaçırılışı ile ilgili olarak neredeyse bütün sanıklar beraat etti. Kaçışı organize eden Amerikan Özel Kuvvetleri’nden baba oğul düşük bir ceza aldı. Onun da paraya çevrilmesi bekleniyor. Bir müzik ekipmanları kutusu içinde kargoya yüklenen Carlos’u hiç görmeden, bilmeden taşıyan bizim pilotlara ise 4 yıl hapis, 4 bin 387 dolar para cezası veridi. Dosya İstinaf Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme cezaları onarsa işte o zaman bir daha uçamayacaklar. 6 ayda hapis yatan, aile ve iş hayatları allak bullak olan iki pilot diken üstünde bekliyor.

Kaçışın Türk tarafındaki organizatörü MNG Ticaret Müdürü Okan Kösemen beraat etti. Kaçışın İstanbul-Beyrut arasındaki uçuşu gerçekleştiren pilotlar ve kabin memuru da beraat etti. Kaçış sırasında Japonya’daki Osaka Kansai Havalimanı’ndaki sorumlular da ciddi bir ceza almadılar. Kaçışı organize eden baba-oğul, Amerikan Özel Kuvvetleri’nden ayrılmış Michael ve Peter Taylor için karar verildi. Amerika’da yakalanıp Japonya’ya iade edilen Taylor’lar yargılama sonucu baba Michael 2 yıl, oğluna ise 20 ay hapis cezası verildi. Bir de Japon halkından mahkeme önünde özür dilediler. Cezaların tecili istendi. Para cezası da sadece 2 bin 600 dolar olarak belirlendi. Büyük ihtimalle tüm cezanın paraya çevrilmesi de söz konusu.



HÂLÂ SONUÇ YOK

Gelelim bizim pilotlara, üçüncü bir yolcudan hiç haberleri olmayan, bir müzik ekipmanları kutusu içinde kargoya yüklenen Carlos’u hiç görmeden, bilmeden taşıyan uçağın pilotlara... Onlar dört yılla yargılandılar. 4 yıl hapis cezası verildi ve para cezası olarak da 4 bin 387 dolar belirlendi. Bizimkilerin dosyası istinaf mahkemesine gönderildi. Hala bir sonuç yok. Ama iki pilotumuzdan kaptan pilot Noyan Pasin bu arada eğitimlerini yenileyip, sivil havacılıktan gerekli izinleri alarak bir Legacy 650 uçağında uçma hakkını aldı. O günkü uçağı kullanan diğer pilot Bahri Kutlu Sömek de Başaran Holding şirketine girerek uçmaya başlıyor.

UÇUŞ HAYATI BİTEBİLİR

Yazının Devamını Oku

PCR testi yolcu azalttı

İç hat havayolu yolculuklarında PCR testi zorunluluğu hem uçaklarda hem de havalimanlarında yüzde 10’a varan yolcu kayıplarına yol açtı. Uçuşa 1 saat kala havalimanına gelip, test yaptırmamış çok sayıda yolcu da geri dönmek zorunda kalıyor. Henüz havalimanlarında hızlı tanı kitleri olmadığı için son anda test yaptırmak imkânsız. İstanbul Havalimanı 10-15 dakikada sonuç veren hızlı test kitleri getirilmesi için çalışmalar yapıyor. Ama şu anda test tipleri 2-3 saatte sonuç veriyor. 30 dakikada sonuç veren testler ise uçak bilet fiyatından pahalı.

Test zorunluluğu getirilince iç hat yolcularında, havayolu şirketlerine göre yüzde 3 ile yüzde 10 arasında yolcu kayıpları yaşanmaya başlandı. Bunun ne kadarının 6 Eylül’de okulların açılmasından etkilendiğini şimdilik tam bilmiyoruz. Ama görünen bir şey var. İç hat uçuşlarındaki doluluk oranlarındaki düşüş. Uçuşa 1 saat kala havalimanına gelip, PCR testi yaptırmamış çok sayıda yolcu geri dönmek zorunda kalıyor. Havalimanlarında PCR testi yaptırsanız bile bunun için uçuşunuzdan çok önce havalimanına gelmeniz gerekiyor. Henüz havalimanlarında korona denen virüsün belirlenmesini sağlayacak hızlı tanı kitleri olmadığı için son anda test yaptırmak imkansız. İstanbul Havalimanı 10-15 dakika içinde sonuç veren hızlı test kitleri getirilmesi için çalışmalar yapıyor. Ama şu anda test tipleri 2-3 saatte sonuç veriyor. 30 dakikada sonuç veren testler ise uçak bilet fiyatından pahalı. Yani aşı kartınız yoksa ve son dakika PCR testi yaptırmaya kalktığınızda büyük ihtimalle uçağınızı kaçırabilirsiniz. Tek çözüm bu testi önceden yaptırmak. PCR testi normalde 250 TL’ye yaptırılıyor.

AŞI YAPTIRIN

Kanada, Avusturalya gibi ülkelerde havayolları aşısız yolcuları uçağa almıyorlar. En doğru çözüm de bu. Ama yolcu kaybının fazla olması ihtimali havayollarını düşündürüyor. En azından iç hatlarda vaka sayısı yüksek olan illere yapılan uçuşlarda yolculardan mutlaka aşı kartı istenebilir. Böylece gidilecek ilde ya da oradan gelişlerde bulaş riski sanki biraz daha kontrol altına alınabilir gibi geliyor. Türkiye’de aşılama oranı arttıkça havayolları da aşısız yolcuları kabul etmeyebilirler. PCR testlerinin her zaman doğru sonuç vermediğini biliyoruz. Bir de o işe sahtekarlıklar ekleniyor. Son zamanlarda sahte PCR testi negatif sonuçlu belgeler elden ele dolaşıyor, belli fiyatlara satılıyor. Bunlarla tek tek mücadele etmekte zor. HES kodu uygulaması bir dereceye kadar geçerli. Ama siz uçuşa sahte PCR testi ile geldiğinizde sistemi bombalamış oluyorsunuz. Türkiye’de artan vakalar, ölümlerdeki yükseklik belki de havayolu yolculuğunda aşı karnesi şartının zamanını şu günlere çekmeyi şart haline getiriyor.

Faturası havayolları için önce ağır gibi görünse de uçmaktan kimsenin vazgeçmesi çok mümkün olmayacağı için belki de aşıya özendirme konusunda bir kampanya oluşmasını sağlar. Aşısız yolculuk tümüyle yasaklanır. Bunun insan haklarına aykırı bir tarafı yok. Aykırı olan tek şey bence uçakta aşısız yolcunun yanı başınızda oturması, bir şeyler yemesi, maskesini indirip su içmesi… Her hareketi bence yanı başınızda size karşı işlenmiş bir suç…

MASKE CEZASI 3 BİN DOLAR

Amerikan Ulaştırma Güvenliği İdaresi (TSA), uçak, tren, gemi, otobüs yolculuklarında ilk kez maske takmayan suçlular için cezaları ikiye katlıyor. Tekrarlayan suçluların 3 bin dolara kadar para cezasına çarptırılabileceğini de resmen açıklandı. Beyaz Saray, Başkan Joe Biden’ın daha yüksek cezalarla COVID-19 ile savaşmaya devam edeceğini açıkladı. TSA Başkanı maske takmayan yolcular için yeni cezaların, ‘ilk suçlular için 500-bin dolar ve ikinci suçlular için bin-3 bin dolar’ arasında olacağını söyledi. Öte yandan bizde ise durum farklı. Uçakta maske takmayan yolcu önce uyarılıyor. Takmamakta ısrar ederse uçuş sırasında olursa sorunlu yolcu formu dolduruluyor ve kabin ekipleri bunu pilota veriyorlar. Pilotlar da inişten sonrası için havadayken polise bilgi verilmesini istiyorlar. İnişten sonra polis tarafından alınan yolcu birkaç saat sonra serbest kalıyor. Polise teslim edilen yolcular çok da caydırıcı olmayan bir para cezası ödüyorlar.

Yazının Devamını Oku

Teknofest’e gidin gelecek ile tanışın

Teknofest bu yıl 4’üncü kez düzenleniyor. Teknofest genç bir adamın Türkiye’yi tırmandırdığı teknoloji doruğundaki yerin fotoğrafını gösteriyor. Dolu bir fotoğraf... Dünyayı rahatsız eden bir fotoğraf. Savunma sanayindeki bağımlılığımızın zincirlerini kıran bir fotoğraf. Derdimiz her zaman barış. Teknofest sadece savunma sanayi değil, hayatın her yanına dokunuyor. Bulduğu çözümler zaman ötesi...

Türkiye’nin Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali Teknofest dün başladı. 26 Eylül’e kadar kayıt yaptıranları ağırlayacak. Atatürk Havalimanı’nda yapılan festival aslında Türkiye’nin yükselen teknoloji atağının tartışılmaz en güçlü platformu. Gidince göreceksiniz, genç beyinlerimizin neler yaptıklarını, yapmak istedikleri ve ulaştıkları sonuçları bir arada bulacaksınız. Hayallerden gerçeğe yapılan bu mükemmel yolculuğun mimarı Selçuk Bayraktar ve ağabeyi. İşin perde arkası kahramanı ise babaları Özdemir Bayraktar. Onlar insansız hava araçlarının da mimarları. Selçuk Bayraktar’ın tasarlayıp hayata geçirdiği insansız hava araçları, silahlı İHA’lar dünyanın Türkiye’ye bakışını değiştirdi.

REKOR KATILIM

Bu yıl 200 binden fazla öğrenci yarışmalara katıldı. Her gün 100 bin ziyaretçi gelecek. Aslında alan 450 bin metrekare. Yani 450 bin kişi katılabilir. Ama pandemi nedeniyle katılımcı sayısında kısıtlama yapıldı. Bu platformda öğrenciler müthiş bir yarışa girecekler. Ödülleri Cumhurbaşkanı dışında Nobel ödüllü Türk bilim insanı Aziz Sancar verecek. Ayın 26’sına kadar zamanınız var. Zamansız yolculuklar için o günler sizin büyük şansınız. Rezervasyon yaptırın kalkın gidin, gençlere güç verin, akıllarını heyecanlandırın…



İKİTELLİ’DEN DEV HANGARA

Yazının Devamını Oku

Berlin Havalimanı Almanları çıldırttı

Berlin Brandenburg Havalimanı’nın açılışına gitmek istedim. Yıl 2012. Ama açılış 5 kez ertelendi. 2 milyar Euro’ya mal olacak havalimanı 6 milyar Euro’ya çıktı. Hâlâ avuç dolusu para harcanıyor. On binlerce hata çıktı. Almanya’nın ‘En utanç verici şantiyesi’ damgasını da yedi. Salgının en hızlı günlerinde gitmek istedim. Aşı, izinler vs... Ancak uçtum. Gördüklerime inanamadım. Koca Alman teknolojisinin nasıl da kıvrandığına tanıklık ettim.

Meraktan ölüyordum. Almanlar nasıl bir hatalar zinciri yapmıştı? Berlin Brandenburg kapısındaki havalimanın tartışılması bile Alman mühendisliğini yerle bir etmişti. Alman hükümeti, Berlin eyaleti ve Brandenburg eyaletinin ortak yatırımı sadece 1.5 km uzaktaki Schönefeld havalimanın burnunun dibine yapılmıştı. Schönefeld’in bir pisti de Brandenburg tarafından kullanılıyordu. Terminal binası da 5’inci terminal diye buraya katılmıştı. Ama içi bomboştu.


©️Flughafen Berlin Brandenburg GmbH Annika Bauer

ŞİRKET İFLAS ETTİ

Brandenburg havalimanı tam 15 yıl planlandıktan sonra 2006 yılında inşa edilmeye başlandı. 30 Ekim 2011 tarihinde açılacaktı. Bütün dünyaya açılış ilan edildi. Bu arada planlamayı yapan şirket de iflas etti. Havalimanını Alman ve Avusturya’nın büyük denetçisi TÜV didik didik etti. Başta yangın söndürme sistemleri, duman tahliyesi olmak üzere, elektrik sistemleri, kapılar, yürüyen merdivenler ve bantlar, bagaj konveyörleri, pist ışıkları falan hepsi saçmalıyordu. Sistem yönetilemiyordu. Havalimanı otomasyonu aklına estiği gibi davranıyordu. Kontrol, sistemin mühendisliğinden çıkmış, meydan okuyordu. 

9 YIL KAPALI KALDI

Olanlara kimse inanamadı. Kapısına kilit vurulmadı ama havalimanı yeniden koca bir şantiyeye döndü. Açılış ertelendi. 9 yıl kapalı kaldı. Ve sonunda 31 Ekim 2020 tarihinde açıldı. Açılıştan önce son olarak her gün bin figüran yolcu 450 personelle testler yapıldı. Toplam 10 bin figüran yolcu ve 8 bin bavul kullanılarak son testler gerçekleştirildi. Berlin’in Tegel Havalimanı (TXL) ile birlikte çalışmaya başladı. Ve halk oylaması yapıldı. Tegel ‘Kapatılsın mı? diye soruldu. Yüzde 56.4 ‘Tegel açık kalsın’ sonucu çıktı. Ama Devlet halka sormasına rağmen kapatma kararı aldı. Tegel 8 Kasım’da uçuşlara kapanacak.

Yazının Devamını Oku

Hipersonik uçaklar dünyayı küçültecek

Süpersonik uçaklar henüz tam olarak devreye girmese de hipersonik uçaklar için çalışmalar hızlandı. Böylece süpersonik uçakların pabucu dama atılacak. Saatte 6 bin 500 km’den daha fazla hız yapan bir yolcu uçağı ortaya çıktığından İstanbul’dan New York’a belki de en fazla 1 saat 40 dakikada gidilebilecek. Şu anda kullanılan uçakların maksimum hızı ise 800-900 kilometre civarında.

2030’da ya da birkaç yıl sonrasında dünya yeniden kurulacak. Eğer uçak imalatçısı devler izin verirse ya da bu gelişmeye ‘taş’ koymazlarsa hipersonik uçaklarla havayolu yolculuğu sesten 5-6 kat daha hızlı olacak. Dünya küçülecek. Ve yeniden kurulacak. Havacılık daima daha fazla hızı sever. Hız arttıkça yolcu daha fazla aklını havayolu uçaklarına çeviriyor. Geleneksel yolcu uçakları 800-900 ve biraz üzeri hızlarla uçuyorlar. Sesten hızlı giden Concorde uçakları ise artık tarihe karıştı. Oysa süpersonik uçak fikri 1960’lı yılların ortalarında sonra ortaya çıkmıştı. Ve 70’li yıllarda da gerçekleştirildi. Ama ne yazık ki, bumlama ile ortalığı ayağa kaldıran motorlar yüzünden süpersonik uçakların gelişimi Concorde ile sınırlı kaldı. Süpersonik uçaklar için sessiz motorlar konusunda imalatçılar ciddi yol aldılar. Yine de ileriye dönük senaryolar tam olarak gerçeğe yolculuk yapmıyor.

SESTEN HIZLI UÇUŞ

Sesten hızlı uçuşları özendiren en önemli kuruluş ise NASA. Amerika’nın uzay ve havacılık konusundaki lider kuruluşu. Bu kuruluş süpersonik için desteklemesini tamamlayınca şimdi hipersonik için düğmeye bastı. Ses hızından 5 kat daha hızlı uçaklar için hazırlanan projelere ciddi destek veriliyor. Yani saatte 6 bin 500 km’den daha fazla hız yapan bir yolcu uçağı ortaya çıktığından İstanbul’dan New York’a belki de en fazla 1 saat 40 dakikada gidilebilecek. Havacılıkta birçok yeni gelişmede olduğu gibi öncelik yine askeri havacılığın oldu. İnsansız hipersonik uçaklar konusunda önemli adımlar atıldı.

3 ZORLUK VAR

Amerikan Hava Kuvvetleri’nde Binbaşı Robert White’ın X-15 araştırma uçağını 1961’de Mach 6’nın üzerindeki hızlarda uçurdu. Ama o tarihten sonra hipersonik uçuş konusunda ciddi yol alınamadı. Hipersonik uçuşta ustalaşmanın bu kadar uzun sürmesi biraz garip görünüyor. Bugün hipersonik uçuşla en yapıcı ilgilenen ve yatırım yapan Hermeus mühendislerinin karşılaştığı üç büyük zorluk:

Isı: Hipersonik uçuş, hafif kalkanlar ve termal olarak korunan aletlerle yönetilmesi gereken muazzam miktarda ısı yaratır.

Manevra kabiliyeti: Hipersonik hızlarda manevra kabiliyeti, kapsamlı hesaplama ve geliştirme gerektirir

Yazının Devamını Oku