Tahir Kum

Şenol Güneş'ten Nihat Özdemir'e: "Siz ne takdir ederseniz benim için uygundur"

11 Eylül 2021
TFF Başkanı’nın ayrılık kararını bildirdiği son buluşmada tazminat gibi maddi konular herhangi bir şekilde konuşulmadı. Öncelikle durum değerlendirmesinin yapıldığı toplantıda Şenol Güneş, “Siz ne takdir ederseniz, nasıl uygun görürseniz, benim için tamamdır” dedi. Nihat Özdemir bu sözlerin ardından ayrılık kararını açıklayıp, hizmetlerinden dolayı deneyimli teknik adama teşekkür etti.

A Milli Futbol Takımı’nda beklenen oldu ve teknik direktör Şenol Güneş’le yollar ayrıldı. Son dönemde 2020 Avrupa Şampiyonası finalleri ve 2022 Dünya Kupası elemelerinde yaşanan başarısız sonuçlar nedeniyle eleştirilerin hedefi haline gelen Güneş’in, 6-1’lik Hollanda maçı sonrası söylediği, “Buraya gelmem için bana yalvardılar” sözü büyük yankı yaratmıştı. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Nihat Özdemir, dün Şenol Güneş’le son kez bir araya gelerek durum değerlendirmesi yaptı.

Güneş görüşmede, “Siz ne takdir ederseniz, nasıl uygun görürseniz, benim için tamamdır” dedi. Bu sözlerin ardından Özdemir, ayrılık kararını deneyimli teknik adama bildirdi ve bugüne dek verdiği hizmetler için teşekkür etti.

Özdemir-Güneş görüşmesinde tazminat gibi maddi konular herhangi bir şekilde konuşulmadı.

İkinci dönem 2.5 yıl sürdü

TFF Yönetim Kurulu’nun kararı resmi sitede şu şu ifadelerle duyuruldu: “A Milli Takım Teknik Direktörümüz Şenol Güneş ile yapılan görüşmeler sonrasında karşılıklı olarak yolların ayrılmasına karar verilmiştir.

Ülkemize önemli başarılar yaşatan Şenol Güneş’e görev sürecindeki çalışmaları ve Türk futboluna yaptığı katkılar için teşekkür eder, bundan
sonraki hayatında sağlık ve başarılar dileriz.”

A Milli Takım’da teknik direktör Şenol Güneş’in ikinci dönemi 2,5 yıl sürdü. 2019 Mart ayında göreve gelen Güneş yönetiminde ay yıldızlı ekip, 25’i resmi, 7’si özel olmak üzere toplam 32 maç oynadı. Bu karşılaşmalarda 15 galibiyet elde eden milli takım, 7 mağlubiyet ve 10 beraberlik alırken, 55 gol attı, 40 gol yedi.

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş derhal ya özür dilemeli ya da istifa etmeli

9 Eylül 2021
"Beni getirirken yalvardılar" sözü, yenir yutulur gibi değil.

6-1, şokunu kolay kolay üzerinizden atabileceğiniz bir skor değil. Özellikle de bu yakaladığımız genç jenerasyon adına, ciddi travma etkisi yapabilecek bir durum. Neyse ki; Şenol Güneş’in sayesinde bu şoku, değil birkaç hafta, birkaç gün, hatta birkaç saat içinde atlattık, şükürler olsun! Hem de tamamen kendisinin eseri olan (!) daha büyük şokla. Bize göre skandal o sözlerle. “Beni buraya getirirken yalvardılar" demesiyle.

Hocanın nasıl ve hangi şartlarda geldiğini yakından bilenlerdenim. Kendisini arayan soranları, emsal sözleşme şartlarını inceleme detayları gibi! Her neyse... Yeri ve zamanı gelince o parantezleri de açarız.

GENEL ARZU İLE GETİRİLDİ

Evet öncesinde de söyledim, şimdi de söylüyorum. Şenol hoca sadece TFF yönetiminin veya siyasi erkanın değil, toplumun ‘genel arzusu’ ile büyük bir teveccühle bu göreve getirildi. Şimdi gelelim bize bu 6-1’lik hezimeti bile unutturan Şenol hocamızın o sözlerine. “Bana yalvardılar” ifadesine...

YALAN SÖYLEYECEK DEĞİL YA!

Bir teknik adama göreve getirirken niye yalvarılır? Teklif götürmüşünüzdür, o “Hayır” demiştir. “Hadi gel hocam” diye ısrar etmişinizdir, o yine “Hayır” demiş ve geri adım atmamıştır. Mesela araya ortak dostlar koymuşunuzdur o da işe yaramamıştır... Son çare ‘yalvarır yakarırsın’ o da pes eder ve “Evet” der.

Güneş’in ifadesine göre milli takımda göreve gelişi böyle gerçekleşmiş. İşte gizli kibir dediğiniz bu türde bir şey oluyor!

Yazının Devamını Oku

Menajer ve galerici var ama Şenol Can yok!

20 Ağustos 2021
Lisansı olmadığı için Kasımpaşa’dan ayrılmak zorunda kalan Can’ı teknik direktör kursuna almamışlar.

Dakika 1, gol 1! Kasımpaşa daha 1. haftada teknik direktörü Şenol Can’la yolları ayırdı. Sebep; TFF’nin teknik direktör talimatında yaptığı ‘son dakika’ değişikliği. TFF’nin bugüne kadar kenarda görev yapmasına izin verdiği teknik adamlarla, pardon ‘Can’la ilgili’ yeni bir düzenlemeye gitmesi (!) Erzurum’un başvurusu karşısında ne yapacağını şaşıran ve aylardır işin içinden çıkamayan o TFF’nin ‘kendi kusuru ve ihmalini’ Can’a fatura etmesi.

3 BÜYÜKLER MAHALLESİ!

Dürüst olalım, acaba bu isim Bulgaristan’dan göçmen Şenol Can değil de 3 büyükten göçmen biri olsaydı aynısını yapabilir miydiniz? Mesela Emre Belözoğlu, Volkan Demirel, Sergen Yalçın veya Selçuk İnan... O camialar başınıza yıkardı Riva’yı. Sizler, teknik direktörlük için yeterli eğitimi ve lisansı olmayan, bunları almayan; “Neden almıyorsun?” sorusuna, “Lisans dediğin bir kağıt parçası” diyen sergen Yalçın’a, talimatlarda kişiye özel düzenleme ile teknik direktörlük yolunu açan kurum değil misiniz? Kulübünden torpillileri teknik direktörlük kurslarında ilk sıraya yazdığınız gibi. ‘Dünya Üçüncülüğü’ şerefine yeterli eğitimi almayanlara profesörlük unvanı verircesine beleşten teknik direktörlük diploması vermeniz gibi. Ne tesadüftür ki; tüm bu torpillilerin ikamet adreslerinin hep 3 büyükler mahallesi olması! O zaman evelemeden gevelemeden o teknik direktörlük adaylık ve yeterlilik kısmındaki aranan şartlara ‘3 büyüklerde oynamak’ filan yazsanız, daha kestirme olmaz mı? 

KURS VARDI DA GİTMEDİK Mİ!’

İki gün öncesine kadar talimat Şenol Can hocanın kenarda teknik direktörlük yapmasına izin veriliyordu. Tıpkı onun gibi UEFA Pro lisansı olmayan İlhan Palut’a (Konya), Çağdaş Atan’a (Alanya), Hakan Keleş’e (Giresun) ve Ömer Erdoğan’a (Hatay) verdiği gibi. Şimdi Şenol Can dışında herkese ‘özel çalışma izni’ düzenlemesiyle izin var, Can’a yok. Sebep; hocanın diğerleri gibi elinde antrenörlük konusunda herhangi bir diploması olmaması. “Peki niye yok?” sorusunu bizzat kendisine sordum; “Ağabey kurs vardı da gitmedik mi” diye cevap veriyor.

MENAJER ÖRENÇ KURSTA

Kaldı ki Can 2 yıl öncesine kadar futbolcuydu. Onun teknik adamlığa adım atmasından bu yana pandemi sebebiyle sadece bir kurs açıldı, ona da “Yerimiz yok” denerek alınmadı. Hem de talimatlara göre 1. sırada alınması gerekirken. Çünkü o UEFA B-A kursuna başvuranlar içinde faal teknik direktör olan tek kişi olmasına rağmen. Bugün sportif direktör, antrenör hatta yorumcular, iddiaya göre daha çok menajerlik ve oto galericiliği ille uğraşanlar kursa alındı ama Şenol Can dışarda kaldı. Can Kasımpaşa’nın hocası olamıyor ama mesleği ‘menajerlik’ görünen Ekrem Örenç o TFF talimatlarına göre Kasımpaşa’nın teknik direktörü olabiliyor! Evet şaka değil, gerçek. Kusurlu olan TFF, Kasımpaşa, canı yanan Şenol Can!

<iframe width="1180" height="664" src="https://www.youtube.com/embed/rBYpEMyjWwo" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Talimat değişti, hülle yolu kapandı, Kasımpaşa’nın Can’ı gitti!

16 Ağustos 2021
UEFA Pro Lisansı olmayanların Süper Lig’de saha kenarında olması yasaklandı. TFF, talimatnameyi değiştirince, teknik direktörlük diploması olmayan Şenol Can Kasımpaşa’dan ayrılmak zorunda kaldı. Halen Süper Lig’de takım çalıştıran İlhan Palut (Konya), Çağdaş Atan (Alanya) ve Ömer Erdoğan (Hatay) ise özel bir maddeyle görevlerine devam ediyor.

Türk futbolunda son yılların en önemli tartışma konularından biri, kulüplerin UEFA Pro Lisansı yani yeterlilik durumu olmayan teknik direktörlerle çalışmak için ‘hülle’ yoluna başvurmaları. Bu yöntem 2013-14 sezonunda Sivasspor’da teknik direktörlük görevine getirilen Roberto Carlos’la başlamış ve ardından Sergen Yalçın onu takip etmişti. O dönem Süper Lig’de görev yapması için lisansı yeterli olmayan Roberto Carlos için talimatlarda revizyona gidilmiş ve Brezilyalı teknik adam yedek kulübesine oturmuştu.

ERZURUM TFF’YE BAŞVURMUŞTU

Bu karmaşa, 2020-21 sezonunda Erzurumspor’un Kasımpaşa Teknik Direktörü Şenol Can konusunda TFF’ye yaptığı flaş başvuru ile tavan yaptı. Tahkim Kurulu’nun bu başvuruyu usul bakımından reddetmesi gelecek açısından TFF için de ciddi bir tehlike arz ediyordu. Nitekim TFF
yönetim kurulu, teknik direktör talimatında değişikliğe giderek, yeterli lisansı olmayan antrenörlerin saha kenarında yer alamayacağı şartını getirdi. Kısacası ‘hülle’ yolunu kapattı. Bu da elinde teknik direktörlük diploması olmayan Şenol Can’ın dün Kasımpaşa ile yollarının ayrılmasına sebep oldu.

ÜÇ ANTRENÖRE ‘ÖZEL ÇALIŞMA İZNİ’

Tabii bu durumda akıllara Şenol Can gibi UEFA Pro Lisanslı olmayan ve Süper Lig’de takım çalıştıran İlhan Palut (Konyaspor), Çağdaş Atan (Alanyaspor), Ömer Erdoğan’ın (Hatayspor) görevlerine devam edip etmeyeceği sorusu geliyor. TFF bu konuda ‘Özel çalışma izni’ maddesine “Futbol Gelişim Direktörlüğü tarafından gönderilen online eğitim içeriklerini alarak ilgili eğitim programına başlayan teknik adamlar çalışma alanlarında görev yapabilirler” ilavesi yaparak onlara bir nevi çalışma izni çıkarmış oldu.

<iframe width="1280" height="720" src="https://www.youtube.com/embed/KcTtEh4tB-Y" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Kulüpler 2 milyar 675 milyona ‘evet’ dedi ve imzalar atıldı

15 Ağustos 2021
TFF ile yayıncı kuruluş arasında anlaşmaya varıldı. 350 milyon TL zam bekleyen Süper Lig kulüpleri, 25 milyon TL’lik farka razı oldu.

2021-22 sezonu yayın hakları için TFF ile beiN Sports arasında yapılan pazarlıklar anlaşma ile sonuçlandı. 3 milyar TL talep eden kulüpler, beiN Sports’un kararlı tutumu sonucu 2 milyar 675 milyon TL’ye ‘Evet’ deyince, yeni sözleşme imzalandı.

Türk futbolunda son üç sezona damgasını vuran yayın krizi, bu sezon da yine beiN Sports’un istediği şekilde sona erdi. Ana sözleşme gereği, yayıncı kuruluştan 2021-22 sezonu için 3.3 milyar TL bekleyen ve bu talebini en son 3 milyar TL’ye çeken Süper Lig kulüpleri, beiN Sports’un ısrarlı tutumu sonunda 2 milyar 675 milyon TL’ye ‘Evet’ demek zorunda kaldı.

YILLIK ÜCRETİN YÜZDE 25’İ KADAR PEŞİN ÖDENECEK

2020-21 sezonunda yayıncıdan 2 milyar 650 milyon TL alan kulüplerin 350 milyon TL’lik zam beklentisinin böylelikle sadece 25 milyon TL’si gerçekleşmiş oldu. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Nihat Özdemir ile beiN Sports CEO’su Yousef Al-Obaidly arasında 2021-22 sezonu için 2 milyar 675 milyon TL’lik sözleşme imzalandı. Anlaşma gereği sezonluk ücretin yüzde 25’ini peşin ödemesi gereken yayıncı kuruluş, bu paranın bir kısmını hesaba yatırırken, kalan bakiyeyi 30 Ağustos’a kadar tamamlayacağına dair söz verdi.

KULÜPLER VE YAYINCI 300 MİLYONUN PEŞİNDE

Yaşanan ekonomik sıkıntıdan dolayı hemen hemen geçen sezon anlaşmaya varılan miktara ‘Evet’ demek zorunda kalan Süper Lig kulüplerinin en büyük umudu, şimdi geçen yıl yayıncı kuruluşa ödenen 300 milyon TL’lik Spor Toto katkısı. Kulüpler, “Bu defa bu para bizim olmalı” diyor. Yayıncı da, “Hayır, bizim olmalı” derdinde. Bunun için de yayıncı kuruluş, Süper Lig’in ismini ‘Spor Toto Süper Lig’ olarak açıklamayı düşünüyor. Bakalım bu para kime gidecek? Kısa zamanda öğreneceğiz.

<iframe width="1280" height="720" src="https://www.youtube.com/embed/KcTtEh4tB-Y" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Futbol yargısı S.O.S veriyor!

12 Ağustos 2021
AİHM'nin son kararının içtihat kabul edilmesi ile yeni bir dönem başladı.

Türk futbolu yeni sezonla birlikte yeni ve enteresan bir döneme giriyor. Bu da başkanından yöneticisine, futbolcusundan antrenörüne ‘hakaretin, tehdidin, sportmenlik dışı açıklamaların serbest olduğu’ bir dönem!

Yani bir başkanın TFF yöneticisini, hakemini veya rakip futbolcuyu örneğin ‘ahlaksızlıkla’ suçlamasının hiçbir cezai müeyyidesi olmayacağı bir dönem. Tıpkı sayın Ali Koç’un kısa bir süre önce TFF Genel Kurulu’nda bazı TFF yöneticilerini ‘ahlaksızlıkla’ suçlamasının ‘suç sayılmamasında’ olduğu gibi. Veya bir başkanın, yöneticinin; TFF yargı organlarındaki kişileri ‘düşmanlıkla ve kişisel çıkarla’ itham etmesinin hiçbir cezai karşılığının olmayacağı bir dönem. Kısa bir süre önce G.Saray Yöneticisi Av. Rezan Epözdemir’in benzer suçlamalarının TFF’ce es geçilmesinde olduğu gibi.

YENİ İÇTİHAT OLUŞTURULDU

Bütün bunların sebebi ise Tahkim Kurulu’nun geçen sezon sonlarında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye ile ilgili verdiği kararı içtihat kabul ederek PFDK’nın bu yönde verdiği cezaları kaldırması.

'AiHM’nin son içtihatları nazara alınarak, açıklamaların ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaati ile cezanın kaldırılmasına' şeklinde bir karara imza atılarak yeni bir içtihat oluşturulması...

DİSİPLİN TALİMATI ARTIK ÇÖP OLDU

Başka bir deyişle futbol yargısının altına dinamit konması. Futbol yargısının en üst mercii olan Tahkim’in yıllardır kullanılan o disiplin talimatını, verdiği bir kararla adeta çöp yapması.

Bugün mevcut disiplin talimatında ‘yasaklanan’ ve karşılığı ‘ceza olan’ ihlallerin artık ifade özgürlüğü gerekçesiyle serbest hale getirilmesi. Her ne kadar bugün, talimatlar; “... açıklamaları ile TFF’nin saygınlığını zedeleyen, futbolun değerini düşüren, sporda şiddet veya düzensizliği teşvik eden, taraftar eylemlerine sebebiyet verebilecek mahiyette beyanlarda bulunan, spor müsabakalarının taraflarını, spor kulübü veya TFF yöneticilerini rencide edebilecek ya da bu kişilere husumet duyulmasına neden olabilecek şekilde açıklamada yasaktır. Bu yasağın ihlali halinde Disiplin Kurulu aşağıda belirtilen cezaları birlikte veya ayrı ayrı vermeye yetkilidir” dese de, siz artık ona inanmayın.

Yazının Devamını Oku

Oğulcan kararındaki UEFA gerçeği

7 Ağustos 2021
G.Saray cephesi ısrarla TFF’yi suçlamaya devam ediyor ama...

Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim’in St.Johnstone maçı öncesi basın toplantısındaki ana gündemi TFF’nin Oğulcan Çağlayan kararıydı. Fatih Hoca da bunu “Tam bir komedi” sözleriyle özetledi. “UEFA lisans veriyor, TFF lisans vermiyor, böyle komedi olur mu?” diye de gerekçesini dile getirdi.

Kendi ifadesine göre Terim haklı. Sadece o mu, bu ifadeyi dillendiren?.. Galatasaray Başkanı Burak Elmas da, başkan yardımcısı Av. Rezan Epözdemir de Oğulcan konusunda hep aynı cümleyi kullandı. Bu durumda medyası, taraftarı ne yapsın? Onlar da böyle olduğuna inanarak, “UEFA Oğulcan’a lisans veriyor, TFF vermiyor.

Bu nasıl iş! Bu nasıl Galatasaray düşmanlığı” diye TFF’yi parçalamaya başladı. Peki ya gerçek öyle mi?

Tabii ki değil... Çünkü; UEFA’nın bu dosyada ‘olur’ dediği ile TFF’nin ‘olmaz’ dediği konular çok ama çok farklı. Nasıl mı, anlatalım...

BİRİ KULÜP, DİĞERİ FUTBOLCU LİSANSI

Birincisi; UEFA’ya yapılan ve ‘olur’ alınan başvurunun konusu Galatasaray Kulübü’nün UEFA lisansıyla ilgili. TFF’ye yapılan ve ‘olmaz’ cevabı alınan başvuru ise Oğulcan Çağlayan’ın lisansıyla ilgili.

Yani? Galatasaray cephesinin ‘aynı konu’ diye gösterdiği birbirinden çok farklı konular.

Şöyle ki; bilindiği üzere UEFA organizasyonlarına katılım için kulüplerin ‘borçsuzluk yazısı’ alması şarttır. Bu çerçevede Galatasaray Yönetimi bundan yaklaşık 1.5 ay evvel yargıda devam eden ‘vergi borcu davası’ ve Oğulcan Çağlayan’la ilgili tazminat davaları için UEFA’ya bunların Finansal Fair Play hesabına katılıp katılmayacağını sorar.

Yazının Devamını Oku

Cicaldau'yu sorduk, çünkü...

1 Ağustos 2021
Galatasaray’ın transferi Cicaldau ile ilgili dünkü yazımız, azınlık da olsa bir kesim tarafından farklı yorumlanmış.

Yazı sahibi olarak benim, ne G.Saray’ın ne başka bir takımın transfer ettiği futbolcuyu karalamak ya da bu konuda birilerini ekonomik açıdan zan altında bırakmak gibi bir düşüncem olmadı, olamaz da.

Kaldı ki, sayın başkan Burak Elmas’ın tüm transferleri, transfer görüşmelerini ve menajer ödemelerini denetleme kurulunun denetimine açtığına bizzat şahit olan bir gazeteciyim. Ancak, takdir edersiniz ki; Türk futbol kamuoyunun ilk defa G.Saray’a transferiyle tanıdığı, 6.5 milyon Euro’luk bonservisle transfer edilen futbolcuyu soruşturmak da bizim başlıca görevimizdir.

Rumen futbolcunun Türkiye’ye transferi sonrasında benimle birlikte en az 4-5 gazeteci, oyuncuyla ilgili teknik anlamda bir bilgi almak için Romanya’da 12 farklı takımda görev yapmış olan Türk teknik adam Yüksel Yeşilova’yla temasa geçti.

Nitekim Yeşilova’nın bu konudaki yorumları, belli başlı medya organlarında da yer aldı. Benim köşemde yer alan açıklamalar, 2-3 gün süren bir sohbetin neticesinde daha kapsamlı oldu. Futbolcuyla ilgili ekonomik ve teknik açıdan ifade edilenler Yüksel Yeşilova’nın kendisine aittir.

Yazının Devamını Oku