Tahir Kum

Kulüpler yeni TFF'den neler istedi?

23 Haziran 2022
Ağırlıklı olarak gelirlerini artırıcı düzenlemeler isteyen kulüpler, TFF Yönetim Kurulu toplantılarına her ligden birer başkanın gözlemci olarak katılması, Merkez Hakem Kurulu’nda Kulüpler Birliği’nin bir üye ile temsil edilmesi ve Türkiye Futbol Federasyonu personeline yönelik performans analizi yaptırılması gibi ilginç taleplerde de bulundu.

TFF Başkanı Sayın Mehmet Büyükekşi... Açıkçası futbol ailesinin beklediği bir profil değildi. Bu sebeple kafadan pek benimsenmemişti. Öyle ki futbol ailesi ona karşı genel kurulda dahi temkinliydi. Ama sonrası işin rengi bir hayli değişti. Aradan çok değil, sadece bir hafta geçti. Tekrar sandık koyun önlerine, 158 oy çıkan o sandıktan bugün tulum çıkarır, Büyükekşi. Kafalarındaki düşünceler o denli, değişti.

BİRLİKTE KANAT ÇIRPIYORLAR

Büyükekşi ilk gün bir ‘kuş’ örneği vermişti; “Kuş tek kanatla uçamaz” diye. “Bir kanadı biz, bir kanadı kulüpler, ancak birlikte uçabiliriz” demişti. O gün bugün birlikte kanat çırpar oldu, TFF ile kulüpler. Hatırlayın Büyükekşi’nin daha sandığa gitmeden verdiği o kritik mesajı; “Başkan seçilirsem tüm kurulların istifasını isteyeceğim” demesini. Bu, şahsının veya yönetim kurulunun değil, tamamen kulüplerin bir talebiydi. Ve Büyükekşi bunu yerine getirerek ‘birliktelik’ mesajını hayata geçirdi.

DİLEKLERİ GERÇEKLEŞTİ

Sonrası malum, yabancı sayısı meselesi. Kulüpler ne istediyse resmiyete geçti. Mevcut yabancı sisteminin devamı ve rezerv takımlar için genç yabancı kontenjanı. “Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz” misali, kulüpler ne dilediyse fazlasıyla oldu. Yabancıdan, harcama limitine. Büyükekşi akıllı ve pratik adam, iş hayatından da belli. Seçim öncesi karşılarına geçip, “Tespitleriniz nedir, talepleriniz nedir, yazılı olarak getirin” demiş. Kulüpler de Ankara’da takip edilmesi istenen konulardan, kulüplere verilmesi gereken haklara ve organizasyon ile ilgili taleplere dek tüm isteklerini bir kağıda döküp Büyükekşi’nin önüne koymuşlar.

İŞTE KULÜPLERİN TFF'DEN TALEPLERİ

1- Maç bileti gelirlerinin sinema, tiyatro, bale giriş ücretleri gibi yüzde 8 KDV oranına tabi tutulması.

2-

Yazının Devamını Oku

Andrea Pirlo’yu ne söylediniz de ikna ettiniz

15 Haziran 2022
Sürpriz başarılarıyla tez konusu olması gereken Süper Lig kulübü Karagümrük.

Karagümrük, senin etin ne budun ne arkadaş! Ne stadı var, ne antrenman sahası, ne parası pulu, ne de arkasında bir oluşum veya belediye gibi bir kurum.

Çok uzağa gitmeyin, bakın ne söyleyeceğim; geçenlerde Süper Lig’in yeni takımı Ümraniyespor’un başkanını dinledim, “Ümraniye deyip geçmeyin, bölgemizde sırf 864 tane sanayicimiz var” diyor.

Dönüp Karagümrük’e bakıyorum ona eş değer ne var diye? Belki 864 bakkal, ya var ya yok...

Bırakın anlı şanlı kulüplerimizi, komşu ilçesiyle bile ekonomik anlamda arasında dağlar var, Karagümrük’ün bütçesinin.

HEM SEYYAH HEM FAKiR 

HatIrlayın bundan bir önceki sezonu... Ev sahibi kulübün “Bakım ve onarım var” diyerek kiracısı olduğu stattan kapı dışarı edilmiş; sezon boyu iç saha maçlarını 3 farklı ildeki 11 farklı statta oynamıştı. Pat orada, pat burada! Bursa-Kocaeli-İstanbul üçgeninde ne kadar stat varsa dolaşmıştı. Adı da bu yüzden ‘Seyyahı Fakir Evliya Çelebi’ye dönmüştü. Bugün de durum geçmişten pek farklı değil. Tamam stadı yok, anladık. Peki ya antrenman sahası? Antrenman sahasının adı da; “Nereyi bulursam!”

PARA PUL DEĞiL, AKIL VE BECERi iŞi

Deyim yerindeyse, Süper Lig’in ‘yetim takımı’ olmuş Karagümrük. Bütçesi, bırakın diğer kulüpleri, küme düşen Rize’nin, Göztepe’nin, Altay’ın, Malatya’nın yarısı bile değil Belki bazılarının 3’te 1’i. İki sezon boyu bir an bile küme düşme korkusu yaşamadan bitirdi ligi. Hem de 8. olarak. Tıpkı geçen sezon olduğu gibi.

Yazının Devamını Oku

Futbolda kentsel dönüşüm süreci

10 Haziran 2022
11 Haziran’da Galatasaray, 16 Haziran’da da Türkiye Futbol Federasyonu seçimleri var.

İkisi de sandık başına giderek yeni başkan ve yönetim kurullarını seçecek. Peki yeni başkanları nasıl bir tablo bekliyor? Galatasaray’da tablo çok net. Mali tablo, felaket. Denene göre gelen, ertesi günü 25 milyon Euro’sunu hazır edecek. Hedef önce sürdürülebilir mali tablo, ardından sürdürülebilir sportif başarı. Peki TFF’deki durum ne? Türk futbolu ne halde? Orası tam bir rezalet. “Tarihin en sıkıntılı sancılı dönemi” desek yeri. Yani durum öyle sıradan bir doktorun filan altından kalkabileceği bir durum değil... Bi profesörün bakması şart. Belki bir birkaç profesörün birden... Durum o denli vahim futbol dünyamızda.

HASTA KAN KAYBEDİYOR

Gelinen nokta ortada... Çok değil 3-5 yıl öncesine kadar ‘yüksek şeker, yüksek kolestrol’ gibi birkaç sıkıntı varken bugün durum çok daha ağır. Son yıllarda ‘yetersiz’ ellerde geçen ‘kötü bir bakım’ süreci, üstüne bir de salgın hastalıklarla patlak veren yeni yeni rahatsızlıklar, hastayı komalık etmiş durumda. Son röntgen ve tahlil sonuçları ortada... Değerler her geçen gün daha kötüye gidiyor. Hasta giderek kan kaybediyor, nabzı düşüyor. Adeta vücudun her bölgesi S.O.S veriyor, Türk futbolunun.

ÇÖZÜM İSTEYEN MESELE ÇOK

Hangi bir rahatsızlıktan bahsedeyim? Yayın meselesi, yabancı meselesi, yargı organları meselesi... Bir türlü normale dönmüyor, düzelmiyor. Bakmayın ‘mesele’ dememe her biri ayrı bir kaos. Hele yeni patlak veren bir sıkıntı var ki, sormayın gitsin. Uzun süre normale dönmesi çok zor o bölgenin. 8 Mart’la birlikte parçalanan hakem ve gözlemci müessesesi. Beraberinde yaşanan kutuplaşma... Pandemi ve ekonomik krizle iyice demode olan TFF talimatları... Güncelleme şart. Sadece talimatlara değil her tarafa. Bu iş futbolda kentsel dönüşüme kadar gitmeli, çok rahat. ‘Yayın geliri’ denen o ana damar iyice tıkanmış, kalbi doğru dürüst besleyemiyor artık.

KUNTZ'UN DOĞAL HALİ

Olsun, rakip Litvanya da olsa 6 atmam güzel bir duygu... Gelecek adına pek gerçekçi bir ölçü değil ama, Bii pırıltı bi’ umut var bu yeni oluşumda. Saha içi, teknik taktik analiz bizim işimiz harcımız değil. Bugüne kadar hiç girmedik, girmeyiz. Ama maça dair bir şeyin analizini yapmak isterim. O da ekran karşısındaki biz Türk futbol severler olarak pek alışık olmadığımız ve bizleri bir defa daha hayrete düşüren teknik direktörümüz Stefan Kuntz’un duruşu! Maçı izliyorum attığımız her gol sonrası hayrete düşüyorum. Her ağların havalanması sonrası Kuntz’un sevinci ekrana yansıyor. Yüz çok farklı ve pek alışık olmadığımız bir yüz!. Bir masumluk bir samimiyet bir doğallık var, yüzünde... Kaşı, gözü, dudağı hepsi doğal.

Yazının Devamını Oku

Türk futbolunun gizli mimarları

2 Haziran 2022
Hakemlerle ilgili mücadelemi verdim. Bazıları darbe yapıldı diyor ama buna öyle bakmamak lazım. Olması gereken hakemler, olmaması gereken hakemler diye bakmak lazım. Yine söylüyorum, ben tamamının gönderilmesini söylemiştim. Sezon bittiğinde söyledim bütün kurullar gitsin, bütün hakemler gitsin.

Yine huzurlarınızda söylüyorum eğer seneye bu hakemlerden birileri burada olursa bakın bakalım o zaman neler yapacağım.” Vay anam vay! İtiraf var... Ağalık var... Hakem uzmanlığı var... Tehdit var... Ama TFF’den çıt yok. Çünkü dedikleri doğru sayın başkanın. Çünkü 8 Mart hakem operasyonu başta olmak üzere Türk futbolunda son yıllardaki birçok önemli operasyonun mimarları bunlar... Onlar bu işin gizli kahramanları. Şimdi sorarım size; içimizde Sayın Ahmet Nur Çebi ve onun gibi hakem ‘uzmanı’ başkan ve yöneticiler varken daha ne diye kalkıp onca Euro’lar verip o David Elleray’i getiriyorsunuz ki? İsraf değil mi bu? Bir de zaman zaman TFF başkanı ya da MHK başkanı aramıyor musunuz ya; çıldıracağım arkadaş... Elimizdeki cevherlerden, haberiniz yok galiba sizin!

TARAFTARLAR YETMEDİ, EN SONUNDA HAKEMLERİ DE BİRBİRİNE DÜŞÜRDÜNÜZ

Vallahi pes, billahi pes.... Evet son yıllarda Riva’nın yetersiz kaldığı doğru. Orada büyük bir boşluğun olduğu da... Ama o boşluğu doldurmak sizlere kalmadı sevgili başkanlar. Hele da bazılarına! Bu işleri becerebilseydiniz, o anlı şanlı kulüpleriniz bu durumlara düşmezdi sanırım. Enerjinizin büyük bir kısmını futbolcu yerine bürokrat peşinde koşmakla harcamazdınız. Aralarında becerikli ve iyi niyetli olanlarınız yok mu? Var elbet. Ama onlar o kadar büyük olmadıklarından göremiyoruz, duyamıyoruz onları.

YAYIN İŞİNİ DE REZİL ETTİNİZ

“Lütfen Riva’dan elinizi ayağınızı çekin” demekte haksız mıyım? Soruyorum size... Çıktınız TFF yargı organları için “Efendim öyle olmaz, böyle atama olmaz” dediniz. Statü değiştirttiniz. Daha kafadan aday komisyonunda patladınız. Doğru dürüst mantıklı bir yargı aday komisyonu bile yapamadınız. Haksız mıyım? TFF’yi tehdit ettiniz, “Bu yayın işini bu sefer biz yapacağız, bu işin için de biz de olacağız” diye. İşin içine girdiniz. O işi de rezil ettiniz. Güya mevcut rakamı 2’ye katlayacaktık. 7 aylık onca uğraş sonunda bırakın 2’ye katlamayı, mevcuda bile razı durumda kalmadık mı? Yalan mı?

ORTADAN 2'YE BÖLDÜNÜZ

Hakem işine el attınız. Sadece bugünü değil, yarını, hatta geleceği kararttınız. Neredeyse hakem neslini öldürdünüz. Yaptınız 8 Mart operasyonunu ne oldu? Beter ettiniz futbolu. Yıllarca aynı odayı paylaşmış kardeş gibi olmuş hakemleri, gözlemcileri adeta ortadan 2’ye bölüp, birbirlerine düşürdünüz. Sayeniz de kulüplerden sonra hakemleri de kutuplaştırdınız ya, bravo size! Taraftarları birbirlerine düşürdüğünüz yetmedi, hakemleri de sonunda birbirine düşürttünüz.

Yazının Devamını Oku

Futbolu batırdık, diğerleri kurtuldu

27 Mayıs 2022
VakıfBank olmuş voleybolun Barcelona’sı... Bu ülkenin takımı. Anadolu Efes olmuş basketbolun Real Madrid’i... O da bu toprakların takımı.

Boksta Dünya şampiyonluğu getirenler; yine bu ülkenin, Türkiye’nin bireyleri. Tekvandoda Avrupa şampiyonluğu getirenler de yine bu ülkenin evlatları. Ama o ülkenin futbolu o Avrupa futbol arenasında ‘C sıklet’ sporcuları, maalesef!

YATIRIMA RAĞMEN

Acaba bu fark neden hiç düşündünüz mü? Hem de spor deyince akla futbolun geldiği bir ülkede... Hem de onca ilgi, alaka ve yatırıma rağmen... Onları (basketbol, voleybol, boks, tekvando vs) yöneten ve yönlendirenler de bu ülkenin evlatları. Federasyon başkanları, yöneticileri, kulüp başkanları, idarecileri, profesyonelleri vs. Tıpkı futbolu yöneten ve yön verenler de. Ama sonuç?.. Arada dağlar kadar fark var. Malzeme aynı yerdense peki ya aradaki fark bu işin ne tarafında? Tesis desen, değil. Ekonomi desen, hiç değil. Peki ya ne?

O BRANŞLAR RAHAT

Açıkçası; spor medyamızın futbolun tam aksine, o branşlara karşı “Dünya Şampiyonası’ndan Dünya Şampiyonası’na; Avrupa Şampiyonası’ndan Avrupa Şampiyonası’na olan ilgisinden(!)” başka bir fark göremiyorum, ben. O yüzden diyorum ki; iyi ki bu ülkede spor sayfaları, futbol sayfalarına dönmüş. İyi ki bu ülkede ‘spor programları’ yok denecek kadar az. O branşlar rahat! Yoksa; o finallerde finalist değil, futbolda olduğu gibi loca veya tribünlerde oturan birer misafir olurduk. Futbolu bu hale getiren bizleriz, sevgili meslektaşlar.

TESADÜFLERLE KARIŞTIRMAYIN

Diğer branşlardaki başarıdan bahsettik az önce. Bunlara veya bunlardan herhangi birine tesadüf deme şansımız var mıdır, sizce? Asla. Çünkü tablo; dün de aynıydı, bugün de... Muhtemelen yarın da böyle veya benzeri olacak. Onlar; sadece bir kez elde edilebilmiş sonra yanına yaklaşılamayan bir UEFA Kupası Şampiyonluğu veya Dünya Üçüncülüğü gibi değil. Onlarla ne kıyaslayın ne karıştırın. Bir defa birinci, ama on defa sıfırıncı oluyorsanız, o birincilik; maalesef ‘tesadüf’ sınıfına giriyor, beyler. Birileri bu konuda haklıydı, tesadüf demekle.

TFF YÖNETİMİ İÇİN YENİ OLUŞUM

Yazının Devamını Oku

Arda Kardeşler bunu hep yapıyormuş

19 Mayıs 2022
Sadece derbide değil tüm maçlarda para atışını kripto parayla yapmış.

Bir hafta geçmesin ki hakem camiasıyla ilgili bir iddia bir vukuat patlak vermesin... Son vukuat malum Arda Kardeşler’in derbi seremonisinde madeni para yerine kripto parayı tercih etmesi oldu. O da ona 15 günlük bir cezaya mal oldu. Evet Kardeşler bu tercihiyle herkesi şaşırttı ama bizim için asıl şaşılacak olay hakem arkadaşımızın bunu ilk kez yapmıyor olması. Arda Kardeşler sezon başından beri hemen hemen seremonide derbide olduğu gibi para atışını kripto parayla yapıyor. Dahası üstleri bugüne kadar ona bir ses çıkartmadı. Tabii bu arada bu hareketiyle TFF pazarlama departmanına ışık tutan ve yeni bir reklam fikri sunan Kardeşler’e Riva’dakilerin bir teşekkür borcu olsa gerek.

KÜTÜK DEĞiL KÜLTÜR MESELESi

Kim ne derse desin, bu ülkede iki ezeli rakibe aynı gün aynı ilde aynı saatlerde maç oynattırılmaz. Hele hele Fenerbahçe ile Trabzonspor’a. Hele hele 2010-2011 sezonuyla ilgili yaşanmışlıklarla... Hele hele şu son günlerde pankartla, Sayın Ali Koç’un açıklamaları vs. ile iyice gerilen ve ilk kıvılcımlarını da şampiyonluk günü sokak gösterilerinde gördüğümüz olaylardan sonra... Olacak şey değil bu... Hele hele bir de onları bir maç atmosferinde gemiye, metrobüse, metroya aynı anda bindirmek gaflettir, saflıktır. sebep de; ‘kütük’ değil ‘kültür’ meselesidir. Kim veya nereli olduğu önemli değil bu insanların; bu toprakların her bir köşesinde futbol zihniyeti aynı. Kulüp başkanlarından yöneticisine, medyasından taraftarına hatta ve hatta TFF’sine...

BU ÜLKE NELER GÖRDÜ?

Hatırlayın bir penaltı yüzünden istifa eden TFF başkanvekilini. Saat 19.05’e denk gelen bir ceza açıklaması yüzünden kurumunu tehdit eden TFF yöneticisini. Ve sonrasında istifaya giden o süreci. Bu ülke futbolu bunları da gördü... Düşünün, fanatikliğin boyutunun nerelere kadar vardığını. Üstlerdeki zihniyet buysa, altlara bunun ne denli yansıyabileceğini. Bu yüzden bu ülke futbolunda o gözler, kadını da, çocuğu da ayırt edemez. Fanatiklik kör etmiştir bu ülke insanını.

TRABZONSPOR’UN ARTISI VE O KOLBASTI

Trabzonspor’un İstanbul ve Trabzon’daki şampiyonluk kutlamalarının hepsi birbirinden muhteşemdi ama onca gösterinin arasından benim hafızama kazınan olay; henüz 6-7 aydır Trabzonspor’da olan Siopis’in kolbastı konusunda, doğma büyüme Trabzonlu Abdülkadir Ömür’le rekabet etmesi ve diğerlerinin de bu konuda onlarla rekabete hazır seviyeye yaklaşması!

Bu aynı zamanda bir artıdır, farktır takım için... Birileri sadece kendini takıma adar, bağlar; birileri de o şehre. Trabzonspor’da şehir olur, bu bağlılık genelde. Profesyonellerdir ama ruhları amatöre döner o şehirde. Çoğunluğu böyle olur. Uzun yıllar Trabzonspor muhabirliği yaptım, bilirim o ruhu, bağlılığı. Hiç unutmam 1990’larda, o sezon gönderilecekler listesinde olan Danimarkalı Lars Olsen’in Avrupa Şampiyonu takımın kaptanı olarak döndüğü Trabzon’da bir yıl daha kalmak için, alacağı 350 bin Mark’ı bırakma fedakarlığını ve diğer çabalarını. İyi bilirim; Pfaff’ından, Yattara’sına, Braems’ine, Şota’sına o şehre nasıl bağlandıklarını.

Yazının Devamını Oku

Trabzonspor'un bu şampiyonluğu diğerlerinden çok farklı

5 Mayıs 2022
Ahmet Ağaoğlu 2018’de başkanlığa ilk geldiğinde kasada kuruş yoktu ama yığınla borç vardı. Kulüp o kadar zordaydı ki, Ağaoğlu stattaki tek bir locanın sahibini, anlaşmayı yenilemesi için saatlerce telefon trafiği yapıp ikna etmeye çalışıyordu. İşte o Trabzonspor, o günlerden bugünlere geldi. Tebrikler Ahmet Ağaoğlu. Tebrikler bir yıl önce 17. sırada olan bu takımı şampiyon yapan Abdullah Avcı.

Trabzonspor şampiyon oldu... Oldu olmasına ama bize göre neyi başardı, nasıl başardı, nerelerden bugünlere geldi, asıl bilinmesi ve hatırlanması gereken nokta bunlar...

Bu yolculukta verilen o mücadele. ‘Küllerinden doğdu’ deyiminin tam karşılığı bence bu şampiyonluk. Ortada ne bir hazıra konma var, ne de bir tesadüf. 2018’de yaşadığım hiç unutamadığım bir olay var... Sayın Ahmet Ağaoğlu’nun ilk yılı... Trabzonspor’un puandan çok parayı sayıkladığı günler. Bir öğle vakti, yemek sonrası masamda şarjda bıraktığım telefonda Ağaoğlu’nun üç cevapsız çağrısı...

‘HAYIRDIR İNŞALLAH’

“Hayırdır inşallah” diyerek telefona sarılıyorum. “Hayır, hayır Tahir, N. K.’ya ulaşamıyorum acil ulaşmam lazım. Sen bir dener misin, başka telefonu var mı, ulaşırsan bana dönebilir mi.”

(N. K. dediği iyi bir Trabzonsporlu yakın bir iş insanı arkadaşım)

“Tamam başkanım” diyorum. Ağaoğlu ile yaklaşık 30 yıllık bir abi-kardeş ilişkisine yakın bir dostluğumuz var. Sonra telefonla N. K.’ya ulaşıp Ağaoğlu’na dönmesini istedim, “Konuyu bilmiyorum ama beni bir saat içinde üç defa aramış, acil dönersen iyi olur. Ben de merak ettim, beni de bilgilendirirsen sevinirim” diyerek telefonu kapattım.

SADECE BİR LOCA İÇİN YARIM GÜNLÜK MESAİ

Sonra öğreniyorum ki konu kendisine ait sezon sonu sona erecek olan loca anlaşmasını 4 ay öncesinden erken kayıt imkanı ile yenileme talebi. Bir loca için 7-8 telefon görüşmesi ve neredeyse yarım günlük mesai. Hani loca deyince yanlış anlamayın, İstanbul kulüplerinin loca rakamlarından çok kombinesine eş değer bir rakam.

Yazının Devamını Oku

Gerekçe yok ve hukuka aykırı

20 Nisan 2022
Prof. Dr. Murat Balcı başkanlığındaki Tahkim Kurulu’nun FIFA kokartlı hakem Cüneyt Çakır’la ilgili gerekçeli kararında gerekçe ilkesinin çiğnendiğine vurgu yapıldı. MHK’nın talimatlara aykırı davrandığına ve TFF Yönetim Kurulu’nun da hukuksuz bir karar aldığına yer verildi.

Türk futboluna adeta bomba gibi düşen 8 Mart hakem operasyonunun yankıları hâlâ sürürken, 26 Mart’ta MHK ve TFF’nin verdiği kararı iptal eden Tahkim Kurulu’nun da gerekçeli kararı ortaya çıktı...

Prof. Dr. Murat Balcı başkanlığındaki Tahkim Kurulu’nun FIFA kokartlı hakem Cüneyt Çakır’la ilgili ortaya çıkan gerekçeli kararında, gerekçe ilkesinin çiğnendiğine vurgu yapılarak MHK’nın talimatlara aykırı davrandığına ve TFF Yönetim Kurulu’nun da hukuksuz bir karar aldığına yer verildi. Usul ve esas bakımından yapılan inceleme sonunda kurul 14 sayfa ile gerekçeli kararını izah ederken, burada Cüneyt Çakır ve avukatının, MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu ile TFF Hukuk Müşavirliği’nin 26 Mart’taki duruşmadaki ifadelerine ve savunmalarına da yer verdi. Kurul, kararın son bölümünde oy çokluğu ile alınan karara muhalif kalan iki kurul üyesi Av. Hüseyin Haluk Sonsuz ile Av. Dr. Eyüp Kul’un gerekçelerine yer verdi.

CÜNEYT ÇAKIR iTiRAZINDA ‘HAKKIM ELiMDEN ALINDI’ DEDi

Çakır’ın duruşmada bir Türk hakemi olarak dünya tarihine geçecek iken 08.03.2022 tarihli kararla bu hakkının elinden alındığı; bunun sadece kendisi için değil Türk futbolu için çok önemli olduğu; bu kararla Dünya Kupası atletik testlerine katılmasının da engellendiği; hukuka ve adalete güvendiği için bura-da olduğu yönündeki beyanına yer verildi.

ÇAĞIRDIK AMA GELMEDiLER HEDEF GENÇLEŞMEKTi

MHK’nın eski başkanı Ferhat Gündoğdu duruşmada “Bu çalışmalar ve sistem değişikliği ile 4-6 yaş gibi bir gençleştirmenin hedeflendiğini; bazı hakemlerden tecrübeleri dolayısıyla başka alanlarda faydalanmak istediklerini, ancak davete icabet edilmediğini; sistem için kararın verildiğini ve bekleme lüksünün olmadığını; geçmiş başarıların sıralamada etken olmadığını; programa hakemlerin zan altında kalmamaları için katıldığını vurguladı. Gündoğdu’nun ayrıca; “Bunun bir yeniden yapılandırma olduğunu; sistemin tıkandığını; başvuranın (Cüneyt Çakır) 45 yaşında olması nedeniyle bir yıl sonra hakemliğinin sonlanacağını” aktardığı belirtildi.

TFF’NİN SAVUNMASI‘TALİMATA UYGUN’

Duruşmaya katılan TFF avukatı, kararın talimat hükümlerine uygun olduğunu belirtirken, “Kulüpler Birliği ile yürütülen çalışmalarda yeni yüz-lerden oluşan bir kadronun sisteme kazandırılmasının hedeflendiği; devre arasında bir alt lig kadrosuna 10 yeni ve genç hakem terfi ettirildiği” şeklindeki sözleri dikkat çekti. Yine aynı avukat, hakem klasman belirlemelerinin talimat hükümlerine uygun olduğuna vurgu yaparken, aksi bir yorumun TFF’nin görev ve yetkilerine müdahale niteliği taşıyacağı ifadesi de gözden kaçmadı.

Yazının Devamını Oku