"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

İslam dünyası?

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’la Başkan Obama arasındaki uzun telefon görüşmesinin resmi zabıtları galiba yıllar sonra yayınlanır.

Biz bugünkü aşamada iki tarafın açıklamalarında öne çıkardığı hususlardan geneli hakkında bir fikir edinebiliriz.

 

Cumhurbaşkanlığı’nın açıklamasında vurgulanan husus, PYD’nin “toprak kazanma” eylemlerine Obama’nın karşı çıkması ve bu yönde uyarılar yaptığını söylemesidir.

 


Bu elbette Türkiye için olumludur. Çünkü Türkiye Suriye sorununda devamlı gerilediği gibi, PYD de kendi coğrafyasını devamlı genişletiyor ve hâkim olduğu yerlerde etnik temizlik yapıyor.


Esad ve Rusya’nın desteğiyle bir şekilde Azez’i ele geçirirse Türkiye’ye yeni göç dalgaları geleceği gibi, PYD’nin “toprak kazanarak” Türkiye’yi güneyden adeta kuşatması da kolaylaşacaktır.


Türkiye top atışlarıyla bunu önlemeye çalışıyor.

 


AYNI AMERİKA


Obama’nın bu tavır alışı iyi... Fakat Obama Türkiye’den de “topçu atışlarını durdurmasını” iştemiş. Bunu ABD tarafının açıklamasından öğreniyoruz.


Demek ki, ABD’nin tavrında bir değişiklik yok. Daha önce ABD sözcüleri ne dediyse o!


Sürekli zarara uğrayan Türkiye’nin şu andaki çabası, tablo daha da kötüleşmeden tarafların Münih’te varılan anlaşmaya uyması, müzakerelerin o noktadan başlamasıdır.


Amerika’nın isteği de budur. Yoksa Türkiye lehine özel bir çabası yok! İşte bu noktada İslamcıların ve iktidarın, günlük siyasetin ötesinde dünya tasavvurlarını gözden geçirmeleri lazım.

 


İSLAM DÜNYASI?


Evvela tasavvur ettikleri “İslam dünyası” hatta bir bakan yardımcısının deyişiyle “ümmet coğrafyası” gibi kavramların sadece bir inancı yansıttığı, fakat reel hayatta karşılığının bulunmadığının görülmesi gerekir.


Arap Baharı bu umudu uyandırdı fakat çok kötü bir tablo ortaya çıktı. Bugün dünyanın hiçbir tarafı, Müslümanların yaşadığı coğrafya kadar sorunlu ve kanlı değildir.


İslam coğrafyasındaki hukuk, kurumlar, eğitim, bilim ve teknoloji gibi alanlardaki gerilik konularına kafa yorması gereken İslamcı beyinler, maalesef siyasi hamasete öncelik verdiler.


Ortaya çıkan siyasi gerçek maalesef hüsrandır!


AK Parti iktidarı İran, Sudan, Mısır, Suriye konularında Batı’yla çelişen, en azında ayrışan politikalar izledi, fakat sonuç ortada!

 


BATI İLE İLİŞKİLER


İşte bu noktada İslamcılar ve iktidar, bugün Suriye sorununda Batı’dan bekledikleri davranışı niye göremediklerini tahlil etmeliler.

 

Bunda birinci derece kusur elbette Batı’nın pasifliğidir. Fakat biz de Batı’yı motive edemiyoruz.


AK Parti iktidarı ilk dönemlerinde Batı basınında ve Amerika’daki Yahudi çevrelerinde büyük bir prestij ve desteğe sahipti.

 

Arap Baharı’nın yarattığı umutlarla bu yönelişini en azından askıya aldı.

 

Arap Baharı’nın Ortadoğu’da Müslüman Kardeşler ve benzerlerini iktidara getireceği beklentisi öylesine kuvvetliydi ki, resmen “Yüzyıllık parantezi kapatıyoruz” diye beyanat verildi!


Batı’da Türkiye hakkında “eksen kayması” tartışmaları yaşandı. Bunu otoriterleşme ve basın özgürlüğü konuları, Freedom House ve AB raporlarındaki eleştiriler izledi...

 

Bunların Batı’daki karar vericileri etkilememesi mümkün mü?


Batı’yı motive edemedik dediğim bu.


Biz dünyadaki güç ve siyaset havzalarından esas hangisini tercih ittiğimiz konusunda tereddütler yaratınca, şimdi kendimizden yana tavırlar bulmakta zorlanıyoruz.


“Fabrika ayarları”na dönme ihtiyacı çok açık...

 

Hem iktidarın reformist dönemindeki AB kavramlarına dayalı diline ve davranışlarına dönmesi hem Türkiye’nin en az yüz elli yıllık Batı merkezli dış politikasına dönmesi...

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI