GeriŞenol Kalyoncu Koronavirüsün ruh sağlığımıza etkileri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Koronavirüsün ruh sağlığımıza etkileri

Çin’in Wuhan kentinde 2019’un aralık ayında başlayıp birkaç ay içinde tüm dünyaya yayılan koronavirüs hastalığı yalnızca sağlığımızı değil, bütün yaşam biçimimizi etkiledi ve belki de kalıcı bir biçimde değiştirdi. Bu virüsün kısa vadeli etkilerini kısmen biliyoruz, uzun vadeli etkileri ile ilgili ise henüz bilmediğimiz çok şey var.

Koronavirüsün ruh sağlığımıza etkileri

Pandeminin getirdiği karantina ortamı birbirimizden fiziksel ve sosyal olarak izole olmamızı gerektirdi. Salgından sonra birçok insanın COVID-19 geçirsin geçirmesin ruh sağlığı etkilendi. Peki COVID-19 insanların ruh sağlığına ne gibi olumsuz etkileri oldu, Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven’e sorduk.

Koronavirüsün ruh sağlığımıza etkileri

ENERJİ KAYBI, ÖLÜM KORKUSU

Salgının gidişi, tedavi yöntemleri, aşılar, eğitim, geleceğimiz ve birçok başka konu ile ilgili büyük bir belirsizlik ve hastalanma korkusu içinde yaşıyoruz. Beklenmedik ölümler, yas ve keder bizi zorluyor. Karantina koşulları büyük ekonomik sorunları da beraberinde getirdi. Bütün bu etmenler ruh sağlığımızı açık bir biçimde olumsuz etkiliyor. Birçok kişi sosyal izolasyon ve yalnızlık korkusu, hastalığa yakalanma ve hastalıktan ölme korkusu, işini kaybetme korkusu, gelecek korkusu, kaygı, keder, uyku düzeninde bozulma, dikkat dağınıklığı, verimsizlik, enerji kaybı, isteksizlik gibi belirtiler yaşıyor.

DUYGUSAL BİR STRES YAŞATIR

Salgın dönemlerinde ruhsal hastalıkların sıklığının arttığı önceden de biliniyordu. Salgınlar sağlık çalışanları, önceden kronik hastalığı olanlar, yaşlılar ve çocuklar başta olmak üzere tüm toplumda duygusal bir stres yaratır, bu da ruhsal hastalıkları artırır. Stresin yarattığı bu etkilere ek olarak, bu virüsün beynimizde nasıl etkilere yol açtığını ve bu yolla da ruhsal hastalıklara yol açıp açmadığını henüz bilmiyoruz.

Koronavirüsün ruh sağlığımıza etkileri

CİDDİ BİR ARTIŞ OLDUĞU SAPTANDI

Koronavirüs pandemisi başladığından beri yapılıp yayınlanmış yüzlerce bilimsel araştırmada, pandemi başladıktan sonra anksiyete bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, alkol-madde kullanım bozuklukları ve uyku bozukluklarında ciddi bir artış olduğu saptandı. Özellikle COVID-19’a yakalananlar, bu hastalık nedeniyle ölüm tehlikesi yaşayanlar, izolasyon nedeniyle ailesini göremeyenler, işlerini kaybedenler, toplum tarafından ayrımcılığa uğrayanlar ve yaşlılar ruhsal bozukluklar açısından daha büyük bir risk taşıyor.

KORUYUCU ÖNLEMLER İSE ŞÖYLE

Birkaç çalışmada ruhsal hastalıklara karşı nelerin korucuyu olabileceği de incelendi. Öncelikle yetkililerin COVID-19 ile ilişkili bilgileri doğru ve zamanında açıklaması stres, endişe ve depresif belirtilerin azalmasını sağlıyor gibi görünüyor. Enfeksiyon riskini azaltan önlemler (el yıkama, temasın azaltılması, maske takmak), sosyal destek almak ve yeterince dinlenebilmek psikolojik stresi azaltıyor. Pandemi ile ilgili haberleri daha az izlemek, spor ve egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, uyku-uyanıklık düzeninin korunması, uykuya geçmekte zorlananların gevşeme egzersizleri yapması, uykudan önce TV, bilgisayar ve telefon ekranından uzak durulması, boş zamanlarda yapılacak aktivitelere yönelmek, uzaktan da olsa insanlarla iletişim içinde olmak ve mümkünse aile ile birlikte olmak oldukça yararlı. Bu zorlu süreçte ruh sağlığımızı korumak için tüm bu yöntemleri uygulamaya çalışmalı, ama stresle baş edemediğimizi gördüğümüz anda da ruh sağlığı profesyonellerine başvurmakta gecikmemeliyiz.

X

Güneşte şifa da var risk de var

Yaz döneminin gelmesi ile artık güneşe daha fazla maruz kalacağız.



Gerek aşılama gerekse kısıtlamaların neticesinde koronavirüs pandemisinin etkisinin azalmasını beklediğimiz yaz mevsiminde, “güneşten ideal şekilde yararlanmamız” sağlığımız açısından çok önemli.
Güneşlenirken onkolojik açıdan nelere dikkat etmemiz gerektiği konusunda Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, şu bilgileri verdi:



Yazının Devamını Oku

Bademcik ve geniz eti ameliyatında plazma yöntemi

Çocukluk çağında dünyada olduğu gibi ülkemizde de en çok görülen rahatsızlıklar; sık tekrarlayan bademcik iltihapları, bunlara bağlı ya da bağımsız bademcik büyümeleri, büyük geniz eti ve orta kulakta sıvı toplanması olarak sıralanır.



Bademcik ve geniz eti büyumesinin tedavisi çoğunlukla ameliyattır ve ameliyat tipleri günden güne değişmekte, yeni ve daha az riskli yöntemleri ortaya çıkmaktadır. Çocuklarımızı ameliyat ettirirken de etkili ve daha az riskli yöntemleri tercih etmekte fayda var. Gereksiz yere bademciğin tamamının alınması yerine yeteri kadar küçültülmesine ve solunum yolunun açılmasına olanak sağlayan buharlaştırma yöntemi olarak da adlandırılan plazma yöntemini, KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tuncay Özçelik’e sorduk.



FAZLALIK KISIMLAR ALINIR

Yazının Devamını Oku

Erken ortodontik tedaviler

Pandemi sürecinde sağlığımızla ilgili tedavileri ertelememeliyiz.



Özellikle ertelenen sağlık sorunlarının tedavileri çocuklarımız için de büyük problemler oluşturabilir. Hele ertelenen tedaviler, diş ve ortodonti olduğunda geri dönülmez problemler ortaya çıkabilir. Bu nedenle erken yaşta karşılaşılan ortodontik problemler mutlaka zamanında tedavi edilmelidir. Çocuklarda diş muayeneleri, erken tedavi gerektirecek bozukluklarla ilgili merak edilenleri Diş Hekimi Saliha Olkun Alkan’la konuştuk. İşte anlattıkları:



ZAMANLAMA BİZİM HER ŞEYDİR

Yazının Devamını Oku

Pandemi sürecinde cildiniz nasıl genç kalır?

Koronavirüs salgınının insan üzerindeki en büyük etkilerinden biri stres. Tabii bu zorlu süreçte stresle beraber eve kapanmanın getirdiği hareketsizlik; beynimizi, kaslarımızı, hormonlarımızı, bağırsağımızı, yağ miktarımızı ve cildimizi olumsuz etkiliyor. Bu dönemde cildimizin bakımı ayrıca önem kazanıyor, çünkü ayna ile sürekli yüzleşiyor.



Normal yaşlanma süreci hayatımızın vazgeçilmez bir gerçeğidir, ancak bunu doğru adımlarla, sağlıklı ve doğal yaklaşımlarla yavaşlatabiliriz. Genç kalma ve yüzümüzdeki kırışıklarla baş etmenin birçok yöntemi vardır. Bu yöntemlerden en doğalı ise ‘altın iğne’dir. Siz okurlarımız için ‘altın iğne’ uygulaması ile ilgili tüm merak edilenleri Dermatoloji Uzmanı Dr. Züleyha Soytürk Aşık’la konuştuk. İşte anlattıkları:



DOĞAL YAPIYI UYARIYOR YENİLENME SAĞLIYOR

Yazının Devamını Oku

Saç ekiminde yeni trendler

Gelişen tıp, günümüz teknolojisi ile insan sağlığına ve güzelliğine her gün yeni bir teknik kazandırıyor. Son yıllarda saç ekiminde sürekli yeni bir yöntem ortaya çıkmakta. Genellikle erkek hasta gurubuna hitap eden ancak kadınlar tarafından da az da olsa tercih edilen saç ekimi yöntemlerinde yeni trendler nelerdir? Tüm bu merak ettiklerimizi Dr. Jale Şenyurt’a sorduk?

CİHAZ UÇLARI DAHA KÜÇÜK OLDU

Günümüzde pek çok şey güncellenirken estetikteki uygulamalar da bunlardan nasibini alıyor. Peki tam olarak ne gibi değişiklikler olmaktadır. İşin esasında değişiklik olmamakla beraber ekim için gereken aletlerin güncellenmesi ile daha pratik uygulamalara geçmiş bulunuyoruz. Kök alımında kullandığımız cihazın uçlarının daha küçük dizaynı yani 0.7 milimlik punch dediğimiz minik aparatlar. Kanal açmakta kullanılan safir uçlar bunlardandır. Yeni dizaynların ekime katkılarını şöyle sayacak olursak bunlardan biri saç köklerini aldığımız ensedeki sahada daha az hasar yapması ve böylelikle o bölge de ileride gözle görülür bir bozukluk yaşanmamasıdır. Yine aynı şekilde safir uçlar kullanılarak açılan kanallar daha düzgün olmasının yanı sıra bu uçların keskin ve sert olma sebebiyle doku hasarı minimal olmaktadır. Bu şekilde açılan kanallar tam olarak saç kökü genişliğinde olup dokunun tam olarak yerleşmesine yardımcı olmaktadır, böylece istenilen sıklık daha rahat elde edilmektedir. Ayrıca saç ekiminden sonra sık kontrol ve mezoterapi, PRP gibi destek tedavilerini de çeşitlendirmiş durumdayız. Bir saç ekiminde süreç 14 ayı bulabilmektedir. Dolayısıyla hastalarla iletişimi bu süre içinde kesmeden devam ettirmek çok önemlidir.



DENETİMDEKİ YETERSİZLİKLER KONTROLÜ GÜÇLEŞTİRDİ

Yazının Devamını Oku

Kanserden korunmak için dikkat etmemiz gerekenler

Dünya Sağlık Örgütü, 7-14 nisan tarihlerini, Dünya Sağlık Günü olarak tanımlanmıştır.

Bu özel gün, ülkemizde ve tüm dünyada her yıl kutlanmaktadır. Maalesef kanser halen tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli sağlık problemlerinin başında gelmektedir. Fakat alacağımız tedbirler ile bu riski azaltmak ve sağlığımızı korumak mümkündür. Tıbbi Onkoloji Uzmanı, Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği başkanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, kanser riskini azaltmak için neler yapılabileceği hakkında şu bilgileri verdi:



AKDENİZ TİPİ BESLENME ÖNEMLİ

Akdeniz tipi beslenme kansere karşı koruyuculuğu en yüksek olan beslenme biçimidir. Bu beslenme türünün en temel özelliği besin çeşitliliğine sahip olmasıdır. Yüksek miktarda zeytinyağı, zeytin, meyve ve sebzeler, tam tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar; orta düzeyde yumurta, balık, kümes hayvanları ve süt ürünleri ile düşük düzeyde kırmızı et ve et ürünlerinin tüketimi bu diyetin temel özelliğidir. Özellikle zeytinyağı tüketiminin önemini gösteren bir araştırmada 19 çalışmanın analizi yapılmış ve zeytinyağı tüketimi fazla olan gruptaki kanser riskinin yüzde 60 daha az olduğu bulundu. Akdeniz diyetinde meyve ve sebzelerle bol miktarda alınan antioksidan ve flavonoidler hücreleri kansere karşı korur. Yine Akdeniz diyeti içinde yer alan balık, ceviz ve keten tohumu Omega-3 içeriği sayesinde kansere karşı koruyucu etki gösterir. Her gün en az 2 porsiyon süt-yoğurt tüketimi ile kalsiyum ve probiyotik alımının arttırılması başta kolon kanseri olmak üzere birçok kanser türünde korucu etki yapmaktadır.

Yazının Devamını Oku

Genetikle gelen nadir hastalıklar

Toplumda her iki bin hastanın birinde görülen hastalıklara “nadir hastalıklar” denilmektedir. Az görüldüğü için üzerinde çalışma yapılmamış ya da kısıtlı bilgi olan, hatta doktorların aklına en son gelen hastalıklardır bunlar.

Yıllarca doktor doktor gezilse de bu hastalara tanı konması zordur. Ve tabii az görüldüğü için firmaların ilgilenmediği, ilacı ve tedavisi olmayan hastalıklardır. İşte bu nedenle bu hastalıklar “yetim hastalıklar”, bu hastalıkların ilaçları da “yetim ilaçlar” olarak da bilinmektedir.
“Nadir hastalıklar” konusunda tüm merak edilenleri Nadir Hastalıklar Derneği Başkanı Doç. Dr. Gülay Ceylaner’le konuştum. Genetik Uzmanı Doç. Dr. Gülay Ceylaner, şu önemli bilgileri verdi:



AKRABA EVLİLİĞİ İHTİMALİ ARTTIRIYOR

Yazının Devamını Oku

Diş tedavisinde dijital gelişmeler

Son yıllarda gelişen teknolojiyle birlikte akıllı yazılımlar diş alanına da girdi. Teknoloji, günlük hayatta olduğu gibi diş tedavisinde de kolaylık sağlıyor.



Teknolojinin gelişmesi ile birlikte ortodontik tedavi yöntemlerinde dijital diş hekimliğiyle hasta, ameliyat ile tedavinin sonucunu bilgisayardaki programlar sayesinde öncesinde görebiliyor. Dijital teknolojinin, bireylerin kendi tedavi tasarımlarına katılabilmesine olanak sağladığını belirten Dent Oran Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nden Çene Cerrahı Dr. Kıvanç Karadayı, klasik yöntemlerle yapılan tedavinin artık ağız içi tarayıcı yöntemleriyle gerçekleştirildiğini aktardı. Dr. Kıvanç Karadayı, dijital diş hekimliği ile ilgili şu bilgileri paylaştı:



HASSASİYETLE ANALİZ EDİYOR

Yazının Devamını Oku

Mide kanseri tanı ve tedavisinde gelişmeler

Mide kanseri, ülkemizde hem erkek hem kadınlarda en sık görülen kanserlerden birisidir.



Çocukluktan başlayan bilinçsiz beslenme alışkanlığı, sigara, alkol tüketiminin de tetiklediği mide kanserinin erken evredeki belirtileri, ülser, gastrit gibi çok sık görülen mide rahatsızlıklarına benzer şikâyetlere benzerlik gösterdiği için tanısında gecikmeler yaşanabilmektedir. Bu nedenle mide şikâyetleri olan her hasta önemsenmeli.
Hem tanı hem de tedavi ile ilgili önemli gelişmelerin yaşandığı günümüzde mide kanseri ile ilgili bilgileri, Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun’a sorduk.



Yazının Devamını Oku

Botoks ve uygulanma alanları

Dünyada en çok tercih edilen uygulamalardan biri botoks. Estetik operasyonlarda yaygın bir şekilde kullanılan ve etkili sonuçlar verdiği belirtilen botoks, kaslara giden sinirsel iletimi belirli bir süre bloke eden, tedavi ya da estetik düzenlemeler için kullanılan bakteri kaynaklı bir toksin uygulaması olarak tanımlanıyor.

Estetik ve kozmetik amaçlarla, mimik kaslarının hareketleri ile ortaya çıkan yüzdeki kırışıklıkları azaltmak, oluşumunu engellemek ve aşırı terleyen bölgelerdeki terlemeyi azaltmak amacıyla ve kronik migren tedavisinde kullanılabilmektedir. Peki botoks maddesi nedir? Yılan zehiri midir? yoksa başka bir zehir midir? Nerelerde kullanılır? Tüm merak edilenleri Dr. Serkan Öztürk’e sorduk.



YILAN ZEHİRİ BİR HİKÂYEDİR

“Soğuk kanlı bir hayvan olmasına rağmen sanırım toplum olarak seviyoruz bu yılanı. ‘Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır’, ‘Su içene yılan dokunmazmış’, ‘botoks yılan zehiriymiş’. Bir yılan hikâyesidir gidiyor, botoksun yılan zehiri olduğu da bir hikâyedir aslında. Botilinum toksin namı değer botoks closturidium, botilinum adı verilen bir bakteri tarafından üretilen sinir sistemi üzerinde etkili bir zehirdir. 10 bin yıl öncesine kadar tüm insanlar besinlerini doğadan temin eden avcı toplayıcıydılar. Zamanla yerleşik düzene geçen insanoğlu bahçecilik hayvancılık ve tarımı geliştirdi. Eskiden temel yaşam kaynağı olan besini bulduğu an tüketirken artık ihtiyacından fazla besini ürettiği için besinleri saklamayı öğrendi ve insanoğlu, botilinum toksin botoks ile tanıştı. Orta çağ dönemimde genellikle sosis ve benzeri ürünlerin tüketimi sonrası bildirilmiş ölümler nedeni ile bu ürünlerin yenilmesi bir dönem yasaklanmıştır. 18. yüzyıl sonlarında Almanya’da sosis zehirlenmesinden ölüm oranları artmış ve öldürücü bu hastalığa latincede sosis anlamına gelen botulusdan esinlenerek botulizm denilmiştir. 1895’te Dr. Emile Pierre Van Ermengen, botulizm hastalarının dalaklarından bu toksini salan bakteriyi izole ederek closturidium botilinum bakterisini bulmuştur.

Yazının Devamını Oku

Bugün ‘Dünya Lenfödem Farkındalık Günü’

Her yıl mart ayının ilk haftası “Lenfödem Farkındalık Haftası” ve bugün yani 6 Mart ise “Dünya Lenfödem Farkındalık Günü” olarak kabul edilir.

“Lenfödem”, halk arasında “fil hastalığı” olarak bilinir. Hastalığın kısaca tanımı şudur:
“Lenf sıvısının dolaşımındaki yetersizlik yüzünden dokular arasında proteinden zengin sıvı birikimine bağlı olarak şişlik ve ilerleyen dönemlerde etkilenen dokularda kronik yangı, dokularda sertleşme ile cilt üzerinde değişikliklerin görüldüğü bir durumdur.”
Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim. Maalesef COVID-19 salgını döneminde çoğu kanser hastaları tedavi hizmetlerine ve kontrollerine gitmekte zorluk çekti. Bu zor dönemde Ankara Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon(FTR) Hastanesi’nde ise lenfödem hastalarının tanı ve tedavileri hiç aksamadan devam etti.
Bugün, 6 Mart Dünya Lenfödem Farkındalık Günü. Lenfödem hastalarının bu konuda eğitimli fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimlerine başvurmaları büyük önem taşıyor.
İşte ben de bu yüzden Ankara Şehir Hastaneleri FTR Uzmanı Prof. Dr. Pınar Borman’dan lenfödem(fil hastalığı) ile ilgili aldığım önemli bilgileri siz okurlarımızla paylaşmak istedim. Özetle şunları anlattı:


Yazının Devamını Oku

Kadınlarda genital estetik ameliyatı

Son yıllarda internetle birlikte tıbbi bilgiye ulaşmadaki kolaylık ve estetik cerrahi işlemlerin daha yaygın hale gelmesi ile birlikte, kadınların estetik ameliyatlara ilgisini arttırdı.



Özellikle pandemi sürecinde kadınların kendi bedenlerine yönelik dikkati artarken, vücutlarını daha yakından incelemeleriyle birlikte vücutlarındaki bir takım normal dışı yapıları fark etmelerine yol açtı. Vücutlarında rahatsız oldukları noktaları değiştirmek konusunda cesur olmaya başladı. Estetik ameliyatlarının jinekolojide en çok tercih edileni ise genital estetik ameliyatı olmaktadır. Bu estetik ameliyatlar, kadın genital organlarında estetik ve sağlık amaçlı yapılan cerrahi ve cerrahi olmayan uygulamaları içermektedir. Genital bölgedeki iç dudaklar (labiumlar) bunlardan en çok karşılaşılanıdır. Labiumların dışa doğru uzaması ve sarkması halinin düzeltme ameliyatı ise labioplasti adını alır. Labioplasti ameliyatı ile merak edilenleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslıhan Yazıcıoğlu’na sorduk.



SAĞLIK İÇİN DE TERCİH EDİLİYOR

Yazının Devamını Oku

Böbrek kanserleri tedavisinde böbrek koruyucu cerrahiler

Sağlık biliminin gelişmesi ve teknolojinin hızlandırıcı etkisiyle tüm branş ve hastalıklarda olduğu gibi böbrek kanserleri cerrahi tedavisinde de yeni yaklaşımlar ortaya çıkmıştır.

Böbrek kanserleri tüm yetişkin kanserlerinin yüzde 2-3’ünü oluşturmaktadır. Genellikle 60 yaş ve üzeri ileri yaş hastalığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmektedir. Ultrason ve tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinin sıklıkla kullanımı, hastalığın daha erken dönemde tanı almasını sağlar. Bu nedenle hastalarda genellikle belirgin bir şikâyete rastlanmaz. İdrarda kan, yan ağrısı ve böğür bölgesinde kitle hissi gibi klasik bulgular hastaların yüzde 10’unda saptanmaktadır. Böbrek kanserleri ve tedavisindeki önemli cerrahi yaklaşımlardan biri olan böbrek koruyucu cerrahileri, Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Cenk Acar’a sorduk.



NORMAL İŞLEVİNE DEVAM EDEBİLİYOR

Günümüzde, küçük boyuttaki böbrek kanserleri sadece böbrekteki kitlenin çıkarılmasıyla tedavi edilebilmektedir. Yapılan uzun dönem çalışmalarda böbreğin tamamen alınmasıyla aynı onkolojik sonuçlara sahip olduğunu göstermiştir. Bu tedavinin en önemli avantajı sadece kitle çıkarıldığında böbreğin diğer kısımlarının normal işlevine devam edebilmesidir. Böbrek fonksiyonlarının korunması böbrek kanserli hastaların cerrahi sonrası yaşam kalitelerini ve süresini uzatan faktörler arasında yer alır.

Yazının Devamını Oku

Saç dökülmesine karşı alternatif yöntemler

Saç dökülmesi, saç seyrelmesi bulunan birçok kişi, saç ekim yöntemiyle bu soruna çözüm bulmaya çalışıyor.



Saç ekimi için yeterli donör saçı bulunmayanlar veya saç ekiminden korkanlar ise alternatif yöntemler arıyor. Günümüzde bu alternatif yöntemler arasında mavi su olarak bilinen bakım serumu da kullanılmaya başlandı. Saç köklerini güçlendirdiği ve saçların çok daha gür, güçlü çıkmasını sağladığı gerekçesiyle ilgi gören serum hem erkekler hem de kadınlar tarafından kullanılabiliyor. Düzenli olarak kullanıldığında saç derisine vitamin ve bakım takviyesi yapıldığını ve bunun sonucunda da yeni saç oluşumunun gerçekleştiğini kaydeden Dr. Funda Demir ile son dönemlerde dikkat çeken, bakım serumuna ilişkin merak edilenleri konuştuk.



CANLI BİR GÖRÜNÜM KAZANDIRIR

Yazının Devamını Oku

Kanserde hedefe yönelik tedavi

Türkiye dahil birçok ülkede 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle bir dizi etkinlik gerçekleştiriliyor.



Her ne kadar pandemi nedeni ile bütün araştırmalar koronavirüse yönelmiş olsa da kanser, her koşulda en önemli ve en tehlikeli hastalıklardan birisi olmaya devam ediyor. Tedavi anlamında da en büyük gelişmelerin yaşandığı alanların başında geliyor. Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, kanser tedavilerindeki güncel gelişmeler ile ilgili olarak şu bilgileri verdi.



KEMOTERAPİDEN UZAKLAŞACAĞIZ

Yazının Devamını Oku

Kolon kanseri ve tedavisinde gelişmeler

Kolon kanseri, hem erkek hem de kadınlarda en sık görülen kanserlerden birisi.



Her yıl dünya genelinde bir milyona yakın kişiye kolon kanseri teşhisi konmaktadır. Ülkemizde de oldukça sık görülmekte olan kolon (kalın bağırsak) kanserinde uygulanan tarama programları sayesinde, sıklığında bir miktar azalma olabileceği öngörülüyor. Oldukça sinsi bir şekilde ilerleyen kalın bağırsak kanserinin teşhisi oldukça zordur. Peki, kolon kanserine neler sebep olur, tedavileri nasıl yapılır? Son dönemde bu kanserin önlenmesi ve tedavisindeki gelişmeler ile ilgili olarak Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun şu bilgileri verdi:



KİLO RİSKİ ARTTIRIYOR DÜZENLİ EGZERSİZ KORUYOR

Yazının Devamını Oku

Pandemi döneminde ortodonti uygulamaları

Ortodonti, en çok hasta başvurusu olan diş hekimliği branşlarından bir tanesidir. Bu nedenle çoğu kişi ‘Ortodonti nedir, neye bakar? Ortodonti bölümü doktoru (ortodondist) hangi hastalıklara bakar?’ sorularının cevabını merak eder.



Ortodonti; çene, diş ve yüz bozukluklarının teşhis, tedavi ve önlenmesi ile ilgilenen bilim dalıdır. Ortodontik tedavi, küçük çocuklarda çene gelişimine yardım ederek dişlerin doğru pozisyonlarda olmalarına yardımcı olur, yetişkinlerde ise var olan çapraşıklık ve kapanış düzensizliklerinin, ayrıca çene yüz bozukluklarının düzeltilmesini sağlar. Ortodontik tedaviler uzun sürer ve bir çok kez hekime ziyaret gerektirir. Pandemi döneminde Ortodonti hekimliğinde uygulamalar nasıl yürütülmekte ve nelere dikkat edilmeli, tüm merak edilenleri Diş Hekimi Ortodonti Uzmanı Dr. Saliha Olkun Alkan’a sorduk.



GELİŞMELER TAKİP EDİLİYOR

Koronavirüs Türkiye’de ve dünyada yayılmaya devam ederken, kendimizi ve hastalarımızı korumak çok önemli. Uyguladığımız önlemlerin başında öncelikle COVID-19 ile ilgili en güncel bilgilerden haberdar olmak geliyor. Ülkemizdeki ve dünyadaki tüm gelişmeleri takip ediyoruz. Hastalarımız kliniğe girer girmez galoş giydiriyoruz, sabunla el yıkama veya el dezenfeksiyon işlemi yaptırıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Ağrı tedavisinde kuru iğneleme

Ağrı, insanoğlunun başa çıkamadığı ve doktora başvuruda en sık nedenler arasında birinci sıradadır.



Ağrı tedavisi çok geniş bir kavramdır ve vücudumuzun herhangi bir yeri ağrıdığında kimimiz ilaca başvurur, kimimiz direk doktora gider. Günümüzde artık birçok hastanede ağrı merkezleri kurulmakta ve çeşitli alternatif tedaviler sunulmaktadır. Bunlardan biri olan kuru iğne tedavisi, fibromiyalji ve kas kasılmalarına bağlı ağrıların tedavisinde son dönemde çok sık kullanılmaya başlandı. İntramuskuler stimülasyon (İMS) olarak da bilinen kuru iğne tedavisi ilk olarak Kanada’da uygulanmaya başlayan, ameliyatsız ve ilaçsız bir ağrı tedavisi yöntemi olup kronik kas ile iskelet sistemi hastalıklarına bağlı ağrıların tedavisinde uygulanır. Konuyla ilgili Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uz. Dr. Yasemin Soytürk, şu bilgileri verdi.



OLUŞAN KAS DÜĞÜMLERİNİ ÇÖZER

Yazının Devamını Oku