GeriŞenol Kalyoncu Böbrek taşı erkekleri kıvrandırıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Böbrek taşı erkekleri kıvrandırıyor

Erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha sık görülen ‘böbrek taşı’ rahatsızlığının en başta gelen belirtisinin şiddetli ağrı olduğunu belirten Doç. Dr. Özgür Uğurlu, şu önerilerde bulundu: “Günlük su tüketimi ortalama 2-3 litre olacak şekilde arttırılmalı, asitli içeceklerden kaçınılmalı.”

Sevgili okurlar bu hafta konumuz böbrek taşları...
Böbrek taşları aslında çeşitli nedenlerle (buna genetik yatkınlık da dahil) böbrekte bir takım vücutsal kimyasalların kalıntılarının birikmesi sonucu meydana gelir. Bazı durumlarda ise dayanılması güç ağrılar yaratabilir. İşte bu durumları ve sebeplerini, kısacası böbrek taşlarıyla ilgili merak ettiklerinizi hafta boyunca bana göndermiş olduğunuz sorular doğrultusunda halen Ankara Akay Hastanesi’nde çalışmakta olan Doç. Dr. Özgür Uğurlu’yla konuştuk.

- Öncelikle böbrek taşı nedir?
- Böbrek taşı; tıpta ‘nefrolitiazis’ ya da ‘ürolitiazis’ olarak bilinen böbreklerde biriken sert, madensel maddelere verilen addır. Bu madensel maddelerin (kalsiyum oksalat, ürik asit, sistin vb) kristaller halinde böbrekte çökmesi ve zaman içinde büyümesi böbrek taşını meydana getirir.

- Böbrek taşı en çok kimlerde görülür?
- Erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha sıktır. 20 yaşın altında göreceli olarak daha nadirdir. En sık 30-50 yaş arasında görülür. Sıcak iklimlerde daha fazladır. Kilo arttıkça taş oluşum riski artar. Daha önce taş oluşmuş kişilerde tekrarlama riski yüksektir.

- Peki böbrek taşının belirtileri nelerdir?
- Ağrı en sık rastlanan belirtidir. Ağrının şiddeti belli belirsiz bir sızlama şeklinde olabileceği gibi son derece şiddetli ve hastaneye yatmayı gerektirecek yoğunlukta olabilir. Taşın bulunduğu tarafta yan ağrısı şeklindedir ve taşın yerine ve hareketine göre değişebilir. Böbrek veya idrar kanalının üst kısmında olan taşlarda kaburga ile kalça arasında böğür ağrısına sebebiyet verir. İdrar kanalının alt kısmında ve idrar kesesine yakın taşlarda karın alt kısmında veya cinsel organa doğru yayılan ağrılar ortaya çıkar. Ağrı dışındaki diğer belirtiler; idrarda kanama, bulantı-kusma, idrar yaparken acı-yanma ve idrar sıkışıklığı hissidir.

TAŞ HASTALIĞI SAYISI ARTIYOR

- Böbrek taşı tanısı nasıl konulur?
- Son yıllarda ultrasonografinin yaygın kullanılması ile herhangi bir belirtiye yol açmadan teşhis edilen taş hastalığı sayısı artmaktadır.
Yukarıda bahsedilen böbrek taşı belirtileri olan hastalar bir üroloji uzmanına yönlendirilmelidir. Üroloji uzmanı detaylı tıbbi hikaye, fizik muayene, idrar ve kan tahlili neticesinde tanıyı görüntüleme yöntemleriyle doğrulayacaktır.
Direkt üriner sistem grafisi: X ışınları kullanılarak çekilen filmde saydam (opak) taşların çoğu görülebilir.
Ultrasonografi: Bu yöntemle iç organları görüntülemek için yüksek frekanslı ses dalgaları kullanılır. X ışını kullanılmaması sebebiyle güvenli bir yöntem olmakla birlikte özellikle idrar kanalında yer alan küçük taşları göstermede yetersizdir.
İntravenöz piyelografi: Damar içerisine verilen bir kontrast madde ile aynı anda böbreklerin anatomisi ve fonksiyonlarını incelemek mümkündür. Hamileler, kontrast madde alerjisi ve böbrek yetmezliği olanlarda bu tetkik uygulanmamalıdır.
Spiral Bilgisayarlı Tomografi (BT): Röntgen ışınları kullanılarak yapılan ince kesitli üriner sistem BT günümüzde taşların değerlendirilmesinde en güvenilir teşhis yöntemidir. Dakikalar içinde yapılan bu inceleme ile 1-2mm boyutundaki taşlar bile görülebilir.

İDRAR KANALINDAKİ TAŞLAR MUTLAKA TEDAVİ EDİLMELİ

- Böbrek taşının tedavisi nasıl yapılmaktadır?

- Tesadüfen saptanan taşların bir kısmı tedavi verilmeden belirli periyodlarla takip edilebilir. Böbrek çıkış havuzunda (renal pelvis) ve idrar kanalında olan taşlar mutlaka tedavi edilmelidir. Eğer böbreğin içindeki kaliks adı verilen ceplerin içinde taş varsa ve belirgin bir şikayete sebep olmuyorsa takip yeterlidir. Takipte bu taşlar bulundukları yerde zamanla büyür veya hareket edip idrar kanalına girerse ağrı, kanama, iltihap gibi sorunlara yol açabilir. Bu durumda tedavi gerekir. Taş hastalığı nedeniyle ağrı ile başvuran hastada ilk tedavi ağrının ağrı kesiciler ile kontrol altına alınmasıdır.
İlaç tedavisi ve takip: Avrupa Üroloji Klavuzları’na göre idrar kanalında (üreter) yer alan 10mm’nin altındaki taşlarda ilk seçenek ilaç tedavisi ve periyodik izlemdir. İlaç olarak ağrı kesicilerle birlikte alfa bloker olarak sınıflandırılan prostat ilaçlarının kullanımı hastanın ağrısını gidermekte ve taşın kendiliğinden düşmesini kolaylaştırmaktadır. Taşın boyutu arttıkça kendiliğinden düşme olasılığı azalacaktır.
ESWL: Böbrek taşlarının tedavisinde en sık kullanılan yöntemdir. Özellikle böbrek içinde ve üreterin üst kısmında yer alan taşlar için iyi bir tedavi şeklidir. Buna karşın 2cm’den büyük, sert taşlarda başarısı daha azdır. Başarı taşın cinsine, sertliğine, büyüklüğüne yerleştiği yere göre değişir. Bir odaktan çıkan şok dalgaları taşın üzerine yönlendirilerek taş kırılır. Küçük parçalara ayrılan taşların idrarla atılması beklenir.
Perkütan Nefrolitotomi: Sırt bölgesinde böbrek hizasına 1cm boyutunda bir kesi yapılarak röntgen kontrolünde böbreğe bir tüp yerleştirilir. Bu tüpten giren optik cihaz yardımıyla böbrek iç yapısı ve taş görülür. Taş özel aletler yardımıyla kırılarak çıkartılır. İyileşme süreci hızlıdır. Geçmişte sıklıkla uygulanan açık böbrek taşı ameliyatlarına göre oldukça kısa bir süre içinde (2-3 gün) hasta taburcu olup günlük aktivitelerine dönebilir.
Üreterorenoskopi: Bu ameliyatta herhangi bir kesi yapılmaz. İdrar yolundan endoskopik bir aletle girilerek taş idrar kanalında görülür, kırılır ve temizlenir. Hastaların çoğu aynı gün evlerine dönüp bir gün sonra normal yaşamlarına dönebilirler. Rijid yani sert üreterorenoskopların özellikle alt ve orta üreterdeki taşlarda başarı oranı yüksektir. Fleksibl yani kıvrılabilen üreterorenoskoplar ise uçları çeşitli yönlerde ve açılarda döndürülebildiğinden hem üst üreterdeki, hem de böbrek içinde böbrek havuzu ve kalikslerdeki taşların tedavisinde kullanılır.
Açık ve Laparoskopik Cerrahi: Günümüzde taş hastalarının büyük kısmı ESWL, PNL, URS ya da birkaçının birlikte uygulanması ile başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir. Sadece küçük bir hasta grubunda açık veya laparoskopik ameliyatlarla tedavi gerekmektedir.

- Son olarak böbrek taşından korunma yolları nelerdir?
- Her şeyden önce günlük su tüketimi ortalama 2-3 litre olacak şekilde arttırılmalıdır. Kola, gazoz gibi idrar asit-baz dengesini bozan içeceklerden kaçınılmalıdır. Greyfurt, portakal ve elma suyu taş hastalığı riskini artırır. Saf limon suyu özellikle kalsiyum taşlarına karşı koruyucudur. Süt ve süt ürünlerinin hiç tüketilmemesi taş oluşum riskini arttırır. Süt, yoğurt ve peynir gibi besinler makul ölçülerde tüketilmelidir. Sebze, meyve gibi bol lifli besinler tercih edilmelidir. Ancak yüksek oksalat içeren pancar, soya, siyah çay, çikolata, kakao, kuru incir, karabiber, fındık, maydanoz, ıspanak, çilek, böğürtlen gibi besinleri aşırı tüketmemek gerekir. Tuz kullanımının ve hayvansal proteinlerin azaltılması, bol su tüketimi ile birlikte taş oluşumunu önlemede çok önemlidir.

DIŞ KULAK YOLU ENFEKSİYONLARI

Önümüzdeki hafta konumuz dış kulak yolu enfeksiyonları. lur. Dış kulak yolu enfeksiyonlarını nedenlerini, tedavi ve korunma yöntemlerini Ankara Acıbadem Hastanesi doktorlarından KBB uzmanı Doç. Dr. Ali Titiz ile konuşacağız. Bu konu ile ilgili merak ettiklerinizi bana hafta boyunca skalyoncu@hotmail.com adresinden ulaştırabilirsiniz.

X

Güneşte şifa da var risk de var

Yaz döneminin gelmesi ile artık güneşe daha fazla maruz kalacağız.



Gerek aşılama gerekse kısıtlamaların neticesinde koronavirüs pandemisinin etkisinin azalmasını beklediğimiz yaz mevsiminde, “güneşten ideal şekilde yararlanmamız” sağlığımız açısından çok önemli.
Güneşlenirken onkolojik açıdan nelere dikkat etmemiz gerektiği konusunda Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, şu bilgileri verdi:



Yazının Devamını Oku

Erken ortodontik tedaviler

Pandemi sürecinde sağlığımızla ilgili tedavileri ertelememeliyiz.



Özellikle ertelenen sağlık sorunlarının tedavileri çocuklarımız için de büyük problemler oluşturabilir. Hele ertelenen tedaviler, diş ve ortodonti olduğunda geri dönülmez problemler ortaya çıkabilir. Bu nedenle erken yaşta karşılaşılan ortodontik problemler mutlaka zamanında tedavi edilmelidir. Çocuklarda diş muayeneleri, erken tedavi gerektirecek bozukluklarla ilgili merak edilenleri Diş Hekimi Saliha Olkun Alkan’la konuştuk. İşte anlattıkları:



ZAMANLAMA BİZİM HER ŞEYDİR

Yazının Devamını Oku

Pandemi sürecinde cildiniz nasıl genç kalır?

Koronavirüs salgınının insan üzerindeki en büyük etkilerinden biri stres. Tabii bu zorlu süreçte stresle beraber eve kapanmanın getirdiği hareketsizlik; beynimizi, kaslarımızı, hormonlarımızı, bağırsağımızı, yağ miktarımızı ve cildimizi olumsuz etkiliyor. Bu dönemde cildimizin bakımı ayrıca önem kazanıyor, çünkü ayna ile sürekli yüzleşiyor.



Normal yaşlanma süreci hayatımızın vazgeçilmez bir gerçeğidir, ancak bunu doğru adımlarla, sağlıklı ve doğal yaklaşımlarla yavaşlatabiliriz. Genç kalma ve yüzümüzdeki kırışıklarla baş etmenin birçok yöntemi vardır. Bu yöntemlerden en doğalı ise ‘altın iğne’dir. Siz okurlarımız için ‘altın iğne’ uygulaması ile ilgili tüm merak edilenleri Dermatoloji Uzmanı Dr. Züleyha Soytürk Aşık’la konuştuk. İşte anlattıkları:



DOĞAL YAPIYI UYARIYOR YENİLENME SAĞLIYOR

Yazının Devamını Oku

Genetikle gelen nadir hastalıklar

Toplumda her iki bin hastanın birinde görülen hastalıklara “nadir hastalıklar” denilmektedir. Az görüldüğü için üzerinde çalışma yapılmamış ya da kısıtlı bilgi olan, hatta doktorların aklına en son gelen hastalıklardır bunlar.

Yıllarca doktor doktor gezilse de bu hastalara tanı konması zordur. Ve tabii az görüldüğü için firmaların ilgilenmediği, ilacı ve tedavisi olmayan hastalıklardır. İşte bu nedenle bu hastalıklar “yetim hastalıklar”, bu hastalıkların ilaçları da “yetim ilaçlar” olarak da bilinmektedir.
“Nadir hastalıklar” konusunda tüm merak edilenleri Nadir Hastalıklar Derneği Başkanı Doç. Dr. Gülay Ceylaner’le konuştum. Genetik Uzmanı Doç. Dr. Gülay Ceylaner, şu önemli bilgileri verdi:



AKRABA EVLİLİĞİ İHTİMALİ ARTTIRIYOR

Yazının Devamını Oku

Diş tedavisinde dijital gelişmeler

Son yıllarda gelişen teknolojiyle birlikte akıllı yazılımlar diş alanına da girdi. Teknoloji, günlük hayatta olduğu gibi diş tedavisinde de kolaylık sağlıyor.



Teknolojinin gelişmesi ile birlikte ortodontik tedavi yöntemlerinde dijital diş hekimliğiyle hasta, ameliyat ile tedavinin sonucunu bilgisayardaki programlar sayesinde öncesinde görebiliyor. Dijital teknolojinin, bireylerin kendi tedavi tasarımlarına katılabilmesine olanak sağladığını belirten Dent Oran Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nden Çene Cerrahı Dr. Kıvanç Karadayı, klasik yöntemlerle yapılan tedavinin artık ağız içi tarayıcı yöntemleriyle gerçekleştirildiğini aktardı. Dr. Kıvanç Karadayı, dijital diş hekimliği ile ilgili şu bilgileri paylaştı:



HASSASİYETLE ANALİZ EDİYOR

Yazının Devamını Oku

Mide kanseri tanı ve tedavisinde gelişmeler

Mide kanseri, ülkemizde hem erkek hem kadınlarda en sık görülen kanserlerden birisidir.



Çocukluktan başlayan bilinçsiz beslenme alışkanlığı, sigara, alkol tüketiminin de tetiklediği mide kanserinin erken evredeki belirtileri, ülser, gastrit gibi çok sık görülen mide rahatsızlıklarına benzer şikâyetlere benzerlik gösterdiği için tanısında gecikmeler yaşanabilmektedir. Bu nedenle mide şikâyetleri olan her hasta önemsenmeli.
Hem tanı hem de tedavi ile ilgili önemli gelişmelerin yaşandığı günümüzde mide kanseri ile ilgili bilgileri, Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun’a sorduk.



Yazının Devamını Oku

Botoks ve uygulanma alanları

Dünyada en çok tercih edilen uygulamalardan biri botoks. Estetik operasyonlarda yaygın bir şekilde kullanılan ve etkili sonuçlar verdiği belirtilen botoks, kaslara giden sinirsel iletimi belirli bir süre bloke eden, tedavi ya da estetik düzenlemeler için kullanılan bakteri kaynaklı bir toksin uygulaması olarak tanımlanıyor.

Estetik ve kozmetik amaçlarla, mimik kaslarının hareketleri ile ortaya çıkan yüzdeki kırışıklıkları azaltmak, oluşumunu engellemek ve aşırı terleyen bölgelerdeki terlemeyi azaltmak amacıyla ve kronik migren tedavisinde kullanılabilmektedir. Peki botoks maddesi nedir? Yılan zehiri midir? yoksa başka bir zehir midir? Nerelerde kullanılır? Tüm merak edilenleri Dr. Serkan Öztürk’e sorduk.



YILAN ZEHİRİ BİR HİKÂYEDİR

“Soğuk kanlı bir hayvan olmasına rağmen sanırım toplum olarak seviyoruz bu yılanı. ‘Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır’, ‘Su içene yılan dokunmazmış’, ‘botoks yılan zehiriymiş’. Bir yılan hikâyesidir gidiyor, botoksun yılan zehiri olduğu da bir hikâyedir aslında. Botilinum toksin namı değer botoks closturidium, botilinum adı verilen bir bakteri tarafından üretilen sinir sistemi üzerinde etkili bir zehirdir. 10 bin yıl öncesine kadar tüm insanlar besinlerini doğadan temin eden avcı toplayıcıydılar. Zamanla yerleşik düzene geçen insanoğlu bahçecilik hayvancılık ve tarımı geliştirdi. Eskiden temel yaşam kaynağı olan besini bulduğu an tüketirken artık ihtiyacından fazla besini ürettiği için besinleri saklamayı öğrendi ve insanoğlu, botilinum toksin botoks ile tanıştı. Orta çağ dönemimde genellikle sosis ve benzeri ürünlerin tüketimi sonrası bildirilmiş ölümler nedeni ile bu ürünlerin yenilmesi bir dönem yasaklanmıştır. 18. yüzyıl sonlarında Almanya’da sosis zehirlenmesinden ölüm oranları artmış ve öldürücü bu hastalığa latincede sosis anlamına gelen botulusdan esinlenerek botulizm denilmiştir. 1895’te Dr. Emile Pierre Van Ermengen, botulizm hastalarının dalaklarından bu toksini salan bakteriyi izole ederek closturidium botilinum bakterisini bulmuştur.

Yazının Devamını Oku

Bugün ‘Dünya Lenfödem Farkındalık Günü’

Her yıl mart ayının ilk haftası “Lenfödem Farkındalık Haftası” ve bugün yani 6 Mart ise “Dünya Lenfödem Farkındalık Günü” olarak kabul edilir.

“Lenfödem”, halk arasında “fil hastalığı” olarak bilinir. Hastalığın kısaca tanımı şudur:
“Lenf sıvısının dolaşımındaki yetersizlik yüzünden dokular arasında proteinden zengin sıvı birikimine bağlı olarak şişlik ve ilerleyen dönemlerde etkilenen dokularda kronik yangı, dokularda sertleşme ile cilt üzerinde değişikliklerin görüldüğü bir durumdur.”
Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim. Maalesef COVID-19 salgını döneminde çoğu kanser hastaları tedavi hizmetlerine ve kontrollerine gitmekte zorluk çekti. Bu zor dönemde Ankara Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon(FTR) Hastanesi’nde ise lenfödem hastalarının tanı ve tedavileri hiç aksamadan devam etti.
Bugün, 6 Mart Dünya Lenfödem Farkındalık Günü. Lenfödem hastalarının bu konuda eğitimli fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimlerine başvurmaları büyük önem taşıyor.
İşte ben de bu yüzden Ankara Şehir Hastaneleri FTR Uzmanı Prof. Dr. Pınar Borman’dan lenfödem(fil hastalığı) ile ilgili aldığım önemli bilgileri siz okurlarımızla paylaşmak istedim. Özetle şunları anlattı:


Yazının Devamını Oku

Kadınlarda genital estetik ameliyatı

Son yıllarda internetle birlikte tıbbi bilgiye ulaşmadaki kolaylık ve estetik cerrahi işlemlerin daha yaygın hale gelmesi ile birlikte, kadınların estetik ameliyatlara ilgisini arttırdı.



Özellikle pandemi sürecinde kadınların kendi bedenlerine yönelik dikkati artarken, vücutlarını daha yakından incelemeleriyle birlikte vücutlarındaki bir takım normal dışı yapıları fark etmelerine yol açtı. Vücutlarında rahatsız oldukları noktaları değiştirmek konusunda cesur olmaya başladı. Estetik ameliyatlarının jinekolojide en çok tercih edileni ise genital estetik ameliyatı olmaktadır. Bu estetik ameliyatlar, kadın genital organlarında estetik ve sağlık amaçlı yapılan cerrahi ve cerrahi olmayan uygulamaları içermektedir. Genital bölgedeki iç dudaklar (labiumlar) bunlardan en çok karşılaşılanıdır. Labiumların dışa doğru uzaması ve sarkması halinin düzeltme ameliyatı ise labioplasti adını alır. Labioplasti ameliyatı ile merak edilenleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslıhan Yazıcıoğlu’na sorduk.



SAĞLIK İÇİN DE TERCİH EDİLİYOR

Yazının Devamını Oku

Böbrek kanserleri tedavisinde böbrek koruyucu cerrahiler

Sağlık biliminin gelişmesi ve teknolojinin hızlandırıcı etkisiyle tüm branş ve hastalıklarda olduğu gibi böbrek kanserleri cerrahi tedavisinde de yeni yaklaşımlar ortaya çıkmıştır.

Böbrek kanserleri tüm yetişkin kanserlerinin yüzde 2-3’ünü oluşturmaktadır. Genellikle 60 yaş ve üzeri ileri yaş hastalığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmektedir. Ultrason ve tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinin sıklıkla kullanımı, hastalığın daha erken dönemde tanı almasını sağlar. Bu nedenle hastalarda genellikle belirgin bir şikâyete rastlanmaz. İdrarda kan, yan ağrısı ve böğür bölgesinde kitle hissi gibi klasik bulgular hastaların yüzde 10’unda saptanmaktadır. Böbrek kanserleri ve tedavisindeki önemli cerrahi yaklaşımlardan biri olan böbrek koruyucu cerrahileri, Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Cenk Acar’a sorduk.



NORMAL İŞLEVİNE DEVAM EDEBİLİYOR

Günümüzde, küçük boyuttaki böbrek kanserleri sadece böbrekteki kitlenin çıkarılmasıyla tedavi edilebilmektedir. Yapılan uzun dönem çalışmalarda böbreğin tamamen alınmasıyla aynı onkolojik sonuçlara sahip olduğunu göstermiştir. Bu tedavinin en önemli avantajı sadece kitle çıkarıldığında böbreğin diğer kısımlarının normal işlevine devam edebilmesidir. Böbrek fonksiyonlarının korunması böbrek kanserli hastaların cerrahi sonrası yaşam kalitelerini ve süresini uzatan faktörler arasında yer alır.

Yazının Devamını Oku

Saç dökülmesine karşı alternatif yöntemler

Saç dökülmesi, saç seyrelmesi bulunan birçok kişi, saç ekim yöntemiyle bu soruna çözüm bulmaya çalışıyor.



Saç ekimi için yeterli donör saçı bulunmayanlar veya saç ekiminden korkanlar ise alternatif yöntemler arıyor. Günümüzde bu alternatif yöntemler arasında mavi su olarak bilinen bakım serumu da kullanılmaya başlandı. Saç köklerini güçlendirdiği ve saçların çok daha gür, güçlü çıkmasını sağladığı gerekçesiyle ilgi gören serum hem erkekler hem de kadınlar tarafından kullanılabiliyor. Düzenli olarak kullanıldığında saç derisine vitamin ve bakım takviyesi yapıldığını ve bunun sonucunda da yeni saç oluşumunun gerçekleştiğini kaydeden Dr. Funda Demir ile son dönemlerde dikkat çeken, bakım serumuna ilişkin merak edilenleri konuştuk.



CANLI BİR GÖRÜNÜM KAZANDIRIR

Yazının Devamını Oku

Kanserde hedefe yönelik tedavi

Türkiye dahil birçok ülkede 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle bir dizi etkinlik gerçekleştiriliyor.



Her ne kadar pandemi nedeni ile bütün araştırmalar koronavirüse yönelmiş olsa da kanser, her koşulda en önemli ve en tehlikeli hastalıklardan birisi olmaya devam ediyor. Tedavi anlamında da en büyük gelişmelerin yaşandığı alanların başında geliyor. Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, kanser tedavilerindeki güncel gelişmeler ile ilgili olarak şu bilgileri verdi.



KEMOTERAPİDEN UZAKLAŞACAĞIZ

Yazının Devamını Oku

Koronavirüsün ruh sağlığımıza etkileri

Çin’in Wuhan kentinde 2019’un aralık ayında başlayıp birkaç ay içinde tüm dünyaya yayılan koronavirüs hastalığı yalnızca sağlığımızı değil, bütün yaşam biçimimizi etkiledi ve belki de kalıcı bir biçimde değiştirdi. Bu virüsün kısa vadeli etkilerini kısmen biliyoruz, uzun vadeli etkileri ile ilgili ise henüz bilmediğimiz çok şey var.



Pandeminin getirdiği karantina ortamı birbirimizden fiziksel ve sosyal olarak izole olmamızı gerektirdi. Salgından sonra birçok insanın COVID-19 geçirsin geçirmesin ruh sağlığı etkilendi. Peki COVID-19 insanların ruh sağlığına ne gibi olumsuz etkileri oldu, Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven’e sorduk.



ENERJİ KAYBI, ÖLÜM KORKUSU

Yazının Devamını Oku

Kolon kanseri ve tedavisinde gelişmeler

Kolon kanseri, hem erkek hem de kadınlarda en sık görülen kanserlerden birisi.



Her yıl dünya genelinde bir milyona yakın kişiye kolon kanseri teşhisi konmaktadır. Ülkemizde de oldukça sık görülmekte olan kolon (kalın bağırsak) kanserinde uygulanan tarama programları sayesinde, sıklığında bir miktar azalma olabileceği öngörülüyor. Oldukça sinsi bir şekilde ilerleyen kalın bağırsak kanserinin teşhisi oldukça zordur. Peki, kolon kanserine neler sebep olur, tedavileri nasıl yapılır? Son dönemde bu kanserin önlenmesi ve tedavisindeki gelişmeler ile ilgili olarak Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun şu bilgileri verdi:



KİLO RİSKİ ARTTIRIYOR DÜZENLİ EGZERSİZ KORUYOR

Yazının Devamını Oku

Görme kusurunda düzeltme tedavileri

Koronavirüs pandemisi dolayısıyla birçok insan evden çalışma düzenine geçti.



Evden çalışma düzeninde, daha önce yüz yüze gerçekleştirilen görüşmeler de bilgisayardan çeşitli görüntülü uygulamalarla yapılmaya başlandı. Evde çalışanlar zamanın çoğunu bilgisayar önünde geçirmek zorunda kalırken, iş yükünün tamamen bilgisayara ve online çalışmaya aktarılması birçok göz kusuru ile gözlük kullanma oranlarını arttırmaya başladı. Gözlükten kurtulmak için alternatifler arasında excimer lazer ameliyatları yer alıyor. Tamamen bilgisayar kontrollü excimer lazer cihazlarının, kornea olarak adlandırılan gözün saydam tabakasının şeklini değiştirerek görme kusurlarının (Miyop, hipermetrop ve astigmat) giderilmesi işlemine kısaca lazer ile görme düzeltilmesi diyebiliriz. Görme bozuklukları ve tedavisiyle ilgili Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kemal Özülken, şu bilgileri verdi:



YAŞAM KALİTESİNİ ARTTIRIYOR

Yazının Devamını Oku

Pandemi döneminde ortodonti uygulamaları

Ortodonti, en çok hasta başvurusu olan diş hekimliği branşlarından bir tanesidir. Bu nedenle çoğu kişi ‘Ortodonti nedir, neye bakar? Ortodonti bölümü doktoru (ortodondist) hangi hastalıklara bakar?’ sorularının cevabını merak eder.



Ortodonti; çene, diş ve yüz bozukluklarının teşhis, tedavi ve önlenmesi ile ilgilenen bilim dalıdır. Ortodontik tedavi, küçük çocuklarda çene gelişimine yardım ederek dişlerin doğru pozisyonlarda olmalarına yardımcı olur, yetişkinlerde ise var olan çapraşıklık ve kapanış düzensizliklerinin, ayrıca çene yüz bozukluklarının düzeltilmesini sağlar. Ortodontik tedaviler uzun sürer ve bir çok kez hekime ziyaret gerektirir. Pandemi döneminde Ortodonti hekimliğinde uygulamalar nasıl yürütülmekte ve nelere dikkat edilmeli, tüm merak edilenleri Diş Hekimi Ortodonti Uzmanı Dr. Saliha Olkun Alkan’a sorduk.



GELİŞMELER TAKİP EDİLİYOR

Koronavirüs Türkiye’de ve dünyada yayılmaya devam ederken, kendimizi ve hastalarımızı korumak çok önemli. Uyguladığımız önlemlerin başında öncelikle COVID-19 ile ilgili en güncel bilgilerden haberdar olmak geliyor. Ülkemizdeki ve dünyadaki tüm gelişmeleri takip ediyoruz. Hastalarımız kliniğe girer girmez galoş giydiriyoruz, sabunla el yıkama veya el dezenfeksiyon işlemi yaptırıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Ağrı tedavisinde kuru iğneleme

Ağrı, insanoğlunun başa çıkamadığı ve doktora başvuruda en sık nedenler arasında birinci sıradadır.



Ağrı tedavisi çok geniş bir kavramdır ve vücudumuzun herhangi bir yeri ağrıdığında kimimiz ilaca başvurur, kimimiz direk doktora gider. Günümüzde artık birçok hastanede ağrı merkezleri kurulmakta ve çeşitli alternatif tedaviler sunulmaktadır. Bunlardan biri olan kuru iğne tedavisi, fibromiyalji ve kas kasılmalarına bağlı ağrıların tedavisinde son dönemde çok sık kullanılmaya başlandı. İntramuskuler stimülasyon (İMS) olarak da bilinen kuru iğne tedavisi ilk olarak Kanada’da uygulanmaya başlayan, ameliyatsız ve ilaçsız bir ağrı tedavisi yöntemi olup kronik kas ile iskelet sistemi hastalıklarına bağlı ağrıların tedavisinde uygulanır. Konuyla ilgili Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uz. Dr. Yasemin Soytürk, şu bilgileri verdi.



OLUŞAN KAS DÜĞÜMLERİNİ ÇÖZER

Yazının Devamını Oku