Genç Werner’in hikayesi

Genç Werner ailesinin onu üniversitede okutabilecek kaynakları olmadığı için okul hayatını yarıda bırakıp, Prusya ordusuna katılır.

Haberin Devamı

Kendisi için büyük bir vizyona sahip olan Werner, bu vizyonu ancak orduda alacağı kaliteli bir eğitimle gerçekleştirebilecektir.

Werner orduda 3 yıl matematik, fizik, kimya, balistik eğitimleri alır. İlk patentini 26 yaşında Prusya ordusundayken tescil ettirmiştir.

“Neden olmasın?” diyerek, küresel ticari planlar yapmaya başlar …

Werner, bir makine mühendisi olan Johann ile birlikte, kendi ülkelerinin ilk telgraf şebeke ihalesini alır.

Sadece altı yıl sonra Werner ve Johann Kırım’dan Finlandiya’ya uzanan büyük bir telgraf şebekesinin inşası için Rusya devletinden ihale kazanmışlardır.

DOĞRU ZAMAN

Werner şanslıdır çünkü 18. yüzyılda tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş artık başlamıştır. 1. Sanayi devrimi ile sanayileşme hızla devam etmekte ve efektif iletişim kanallarına olan ihtiyaç katlanarak artmaktadır.

Haberin Devamı

Werner’in kurduğu o şirket müşterilerine sunduğu çözümleri ve kendini sürekli olarak yenileyebilmiştir. Bugün cirosu 80 milyar euro olan bir teknoloji şirketine dönüşmüştür.

Genç Werner’in hikayesi

Werner’in soyadı Siemens’tir. Şirketini 1847 yılında Berlin’de kurmuştu.

***

190 ÜLKEDE VAR OLAN BİR KÜRESEL TEKNOLOJİ MARKASI

Siemens birçok alanda ileri teknoloji ürün ve servisleri ile bugün dünyanın en önde gelen yenilikçi markalarından biridir. Ar-Ge için 2016 bütçesi 5 milyar euro’dur.

Siemens’in bu başarısının arkasında insan gücüne verdiği büyük önem gelir. En küçük çaptaki Ar-Ge projelerinde sadece kendi ülkelerinden değil, Avrupa ve Amerika’nın en iyi okullarından bilim insanları ve öğrencilerine ulaşıyorlar.

Örneğin, 2006 yılında yaklaşık elli MIT öğrencisi Siemens’teki araştırma projeleri için Almanya’ya davet edilmişti. Bu öğrencilerden biri de bendim, Siemens’in Nuremberg’teki otomasyon bölümünde bir araştırma projesinde çalışmıştım.

İNOVASYON DOĞRU SORULARI SORABİLMEKLE BAŞLAR

Üretimde 4. sanayi devrimi, genel anlamda dijital dönüşümün yaşandığı  bugünlerde, pazar dinamiklerinin hızla değiştiği bir ortamla karşı karşıyayız.

Haberin Devamı

Bugün doğru sorular sorma zamanı…

Neden Türkiye dijital dönüşüm, üretimde 4. Sanayi devrimi yarışlarını en önde götüren ülkelerden biri olamasın?

İLK GÜNDEN KÜRESEL OLMAK

Dijital dönüşüm vizyonunun parçası olan, bulut teknolojileriyle SaaS (yazılım servisi) veya PaaS (platform servisi) iş modelleri daha ilk günden sizi küresel pazarın ortasına yerleştirebilir.

Bugün Ankara’da kurduğunuz bir şirketle ilk günden küresel müşteriler edinip, küresel bir oyuncu olabilirsiniz.

HİNDİSTAN’DAN BİR ÖRNEK

2010 yılında Hindistan’da iki girişimci tarafından şirketlere daha kaliteli müşteri servisi sağlamak üzere kurulan Freshdesk, bugün küresel 100.000 şirkete hizmet veren, gelişmekte olan bir ülkeden çıkmış başarılı bir SaaS örneği.

Haberin Devamı

2019 hedef küresel müşteri sayısı 200.000.

Freshdesk’in kurucusu “birkaç yıl içinde Hindistan’ın ilk milyar doları aşmış startup’ı olacaklarını söylüyor.

Böyle bir şirket Hindistan’dan çıkabiliyorsa, Türkiye’den neden çıkmasın?

***

Yeni bir marka veya yeni bir teknolojinin yaratılması o ülkede var olan inovasyon altyapısına bağlıdır. Inovasyon altyapısı açık ekonomi, girişimcilerin desteklendiği bir ekosistem, yaratıcılık ve düşünebilmeyi öğreten bir eğitim sistemi gerektirir.

Tüm bu koşullar bir gün de oluşmaz.

***

Şimdi biraz küresel sıralamalara göz atalım:

KÜRESEL İNOVASYON İNDEKSİ

INSEAD üniversitesinin 2007 yılından bu yana yayınladığı INSEAD Global Innovation Index’i yukarıdaki alt yapı unsurlarına teker teker bakarak bir sıralama gerçekleştiriyor.

Haberin Devamı

2007 küresel inovasyon sıralamasında Türkiye 45. sırada iken, Çin 29. sırada.

2017 sıralamasında ise Türkiye 43. sırada iken, Çin 7 sıra yükselip, 22. sırada yerini almış.

***

Fortune Dergisinin dünyanın en çok gelir elde eden 500 şirketini sıraladığı Global 500 2017 listesi geçtiğimiz günlerde açıklandı.

INSEAD Küresel Inovasyon sıralamasında son on yılda 7 sıra yükselen Çin, son bir yılda FORTUNE 500 Listesinde yer alan Çin’li şirket sayısını 98’den 115’e yükseltmiş.

Genç Werner’in hikayesi

FORTUNE 500’DEKİ TEK TÜRK

Inovatif yaklaşımlarıyla, ülkemizin gururu olan Koç Grubu bu listede yer alan tek Türk şirketidir.

Koç Grubu sürdürülebilir rekabet için teknolojinin kritik öneminin yıllardır farkında.

Haberin Devamı

Endüstri 4.0 vizyonunun önemli bileşenlerinden olan akıllı robot teknolojisi Koç Grubu şirketleri tarafından üretilmeye ve kullanılmaya başlandı bile.

Koç Grubu Ar-Ge harcamalarını geçtiğimiz yıl yüzde 23 arttırmıştır.

SÜRDÜRÜLEBİLİR REKABET

Fortune 500 listesindeki şirketlerin ortak özelliği, sürdürülebilir rekabetin gittikçe artan bir şekilde teknolojide olduğunun farkında olmaları.

Bu yüzden dünyanın lider şirketleri gittikçe artan bir oranda yazılımda ar- ge’sine kaynak ayırmaktadır.

Bu şirketlerin Ar-Ge bütçeleri çoğu ülkenin Ar-Ge bütçesinin çok üstünde.

Örneğin 2015 yılında Volkswagen’nin Ar-Ge bütçesi 15.3 milyar dolardır.

Aynı yıl, Türkiye toplamda yani özel sektör, kamu ve üniversiteler Ar-Ge için toplam 20,6 milyar lira harcamış; o günlerdeki kur ile yaklaşık 6 milyar dolar harcamış.

AB VE OECD ORTALAMALARI

Ar-Ge yatırımlarında AB ortalaması GSYH’nin yüzde 2’sidir.

OECD Ar-Ge yatirim ortalaması GSYH’nin yüzde 2.3’üdür.

Türkiye’de ise bu oran yüzde 1.06.

***

Küresel ileri Türk teknoloji markaları yaratabilmek için içimizdeki en kuvvetli cevheri ortaya koymamız gerekiyor.

Küresel pazarın en ince standartlarıyla uyumlu çalışabilmemiz gerekiyor.

Şimdi sormamız gereken soru:

Neden olmasın?

---

Endüstri 4.0’ı anlamak için Türkiye’de birçok başarılı genel müdür Siemens Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Ali Rıza Ersoy’u arıyor. 18 dakikalık bu konuşmayı büyük keyifle dinleyeceksiniz!

Yazarın Tüm Yazıları