"Ramazan Şimşek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ramazan Şimşek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ramazan Şimşek

Çocuklar için “virüs” kelimesini kullanmayın

16 Mart 2020

Korkunç ya da travmatik bir olay karşısında insanların önemli bir kısmı paniğe kapılır. Panik anında yaşananlar bazen travmanın kendisinden bile zarar verici olabilir. Tıpkı deprem anında güvenli pozisyon almak yerine balkondan atlamak gibi…

Malum şu an dünyanın gündeminde koronavirüsün yarattığı genel bir panik havası var. İnsanlar ekonomiden market alışverişlerine kadar hayatın birçok alanında bu havaya kapılmış gibiler. Kötü olan şu ki panik de virüs gibi bulaşıcıdır.

Çocuklar virüsle ilgili olanları unutabilirler ama bilinçaltı yaşanan paniği asla unutmaz. Çocuklar için bu durum virüsten bile etkili olabilir.

Öncelikle çocukları haberlerden korumakla başlamalıyız. Haberler biz yetişkinlere bilgi vermek amacıyla hazırlanmış olsa da haberlerin veriliş şekli, fondaki müzik sesi ve görüntüler çocukları paniğe sevk edebilir.

Çocuklara hijyen kurallarını anlatırken korkuyla, endişeyle sakin sakin anlatın. 6 yaş altındaki çocuklara ise oyunlarla anlatmanız daha iyi öğrenmelerine vesile olur.

Benzer şekilde 6 yaşın altındaki çocuklara “virüs” ve “mikrop” gibi kelimeleri kullanmayın. Onun yerine “pis” ve “kir” kelimelerine vurgu yapın. Çünkü bu dönemde çocuklar bu kelimeleri zihinlerinde canavar gibi canlandırabilirler.

Ve son olarak “öldürebilir” ifadesi yerine “hasta edebilir” ifadesini kullanın çünkü çocuklar anne babalarının ya da kendilerinin her an ölebileceğini düşünebilirler.

Çocuklar bu süreçte en çok güven duygusuna ihtiyaç duyarlar. Unutmayın ki onlar anne babaları kadar mutlu ve onlar kadar güçlüdür.

Yazının devamı...

Başarılı çocuklar yetiştirmek için 10 sihirli cümle

7 Mayıs 2018


Çocukla beraber yaşadıklarınız, davranış ve duygularınız çok daha etkilidir ama uygun zamanda, doğru bir beden dili ile söylenen söz de çok güçlüdür.

Anne baba ile kurulan iletişimin neredeyse tümü bilinçaltı kütüphanenizin bir yerinde saklıdır. Öyle cümleleri vardır ki onlar hep ön raftadır, kulağınızda küpe, zihninizde bir yankıdır. Bir işe başlarken, devam ederken ya da pes ettiğinizde içinizden kendiliğinden çıkan ses çoğu zaman anne ya da babanıza aittir. Atacağınız adımı olumlu ya da olumsuz etkiler bu sözler.


PEKİ, ÇOCUĞUNUZUN BAŞARILI OLMASINDA ETKİLİ OLAN SÖZLER NELERDİR?

1. DENEMEYE DEVAM ET

"Başarmak için bazen defalarca denemen gerekir."

Çocuğun başarılı olmasında en güçlü sözlerin başında gelir. Başarının neredeyse ana cümlesidir. Tüm başarılar emek vermekten, tekrar tekrar denemekten, ısrar etmekten ve sabretmekten geçer. Çocuğunuz pes ettiğinde, yapamayacağını düşündüğünde söylenebilecek en etkili cümlelerden biridir.


2. İYİ İŞ ÇIKARDIN. AFERİN

Basit ama çok güçlü bir cümledir. Özellikle 0-6 yaş döneminde çocuk anne ve babanın onayına ihtiyaç duyar. Bir eylemin sonucunun iyi ya da kötü, başarılı ya da başarısız olduğuna anne babanın verdiği tepkiye bakarak karar verir. Bu ifadeyi ne zaman, ne şekilde ve ne sıklıkla söylediğiniz çok önemlidir. İşi değil de çocuğu övmeniz risklidir. Çocuk yaptığı eylemin, etkinliğin sonucuyla değil sizin övgünüzle ilgilenmeye başlar. Bu cümleyi başarılı bir eylemin sonrasında eyleme vurgu yaparak söylemeniz güçlü bir etki yaratır.


3. DİKKATİNİ VERDİĞİNDE ÇOK İYİ YAPIYORSUN

Başarılı bir iş çıkarmak için gereken becerilerin başında dikkat ve konsantrasyon gelir. Çocuklar küçükken bir işe, eyleme ya da bir oyuna kendilerini kaptırıp giderler. Bunu gözleyin, müdahale etmeyin ve bittiğinde işte bu cümleyi söyleyin. Başarının yanında dikkat eksikliğini önlemede de çok önemli bir etki oluşturuşunuz.


4. KOLAY ÖĞRENİYORSUN

Çocuklar bizden daha kolay öğrenirler. Meraklıdırlar, önyargıları yoktur. Bir olaya bütünsel olarak bakarlar ve duygularını katarlar. Sonuç olarak daha kalıcı öğrenirler; iyiyi de kötüyü de. Kolay öğrendiği anları yakalayın ve ardından bu ifadeyi kullanın. Doğru zamanda, doğru yerde kullandığınızda öğrenme becerisine çok olumlu katkı yapmış olursunuz.


5. BAŞLADIĞIN İŞİ BİTİRMEN ÇOK GÜZEL

Çocuklar sıkıldıkları anda bırakırlar. Bu onların temel bir özelliğidir. Kıyafetini giydiğinde, bir işi bitirdiğinde, bir oyunu tamamladığında mutlaka kullanın ki başlanan bir işi bitirmenin doğru bir şey olduğunu öğrensinler. Yarım kalan iş asla başarıya ulaşmaz.


6. NASIL YAPTIN, ANLATIR MISIN?

Bu cümle başarının stratejisini, tekniğini ve yöntemini pekiştirmek için en güçlü sözdür. Bir işi, eylemi nasıl başardığını anlayan, hangi adımlardan geçtiğini far eden ve bunu anlatan bir çocuk bilim insanı olmanın ilk adımını atmıştır.


7. NEDEN OLMADIĞINA BİR BAKALIM

Bir eylemi nasıl başardığınızı bilmeniz kadar önemli olan bir şey de nasıl yapamadığınızı çözmektir. Ünlü komutan Napolyon’un “Yenile yenile yenmeyi öğrendik” sözünde anlatmak istediği tam da budur. Nasıl yapamadığınızı öğrenirseniz nasıl yapılacağını öğrenmiş olursunuz.


8. BUNU BAŞARMAK İÇİN ÇOK ÇALIŞTIN

Başarıyla yapılan bir eylem sonrasında söylenebilecek en güzel cümlelerden birisidir. Sonuca değil sürece vurgu yapar. Başarmak için verilen emeğin, çabanın ne kadar değerli olduğunu anlatır.


9. BAŞKALARIYLA DEĞİL KENDİNLE YARIŞ

Başarı başkasını yenmekle değil, bir önceki yaptığından daha iyisini yapmakla olur. Başarı için başkalarını ölçüt göstermek, örnek vermek hırsa neden olur. Hırs ise çocuğu ve ilişkilerini olumsuz etkiler.


10. HATA YAPMAKTAN KORKMA. YANINDAYIM

Bir eylemi, bir işi ya da bir oyunu başarılı bir şekilde tamamlamak için denemenin ne kadar önemli olduğu önceki maddelerde belirtildi. Peki denemek için ne gerekir? Cesaret. Bu cümle başarının altında yatan duyguya bir anlamda başarı için gereken enerjiye, motivasyona vurgu yapar. Çocuğa cesaret ve öz güven verir.  

Çocukla beraber yaşadıklarınız, davranış ve duygularınız çok daha etkilidir ama uygun zamanda, doğru bir beden dili ile söylenen söz de çok güçlüdür.

Anne baba ile kurulan iletişimin neredeyse tümü bilinçaltı kütüphanenizin bir yerinde saklıdır. Öyle cümleleri vardır ki onlar hep ön raftadır, kulağınızda küpe, zihninizde bir yankıdır. Bir işe başlarken, devam ederken ya da pes ettiğinizde içinizden kendiliğinden çıkan ses çoğu zaman anne ya da babanıza aittir. Atacağınız adımı olumlu ya da olumsuz etkiler bu sözler.

"Başarmak için bazen defalarca denemen gerekir."

Çocuğun başarılı olmasında en güçlü sözlerin başında gelir. Başarının neredeyse ana cümlesidir. Tüm başarılar emek vermekten, tekrar tekrar denemekten, ısrar etmekten ve sabretmekten geçer. Çocuğunuz pes ettiğinde, yapamayacağını düşündüğünde söylenebilecek en etkili cümlelerden biridir.

Yazının devamı...

Öz güvenli çocuk yetiştirmek için 10 sihirli cümle

22 Aralık 2017

Çocukla beraber yaşadıklarınız, davranış ve duygularınız çok daha etkilidir ama doğru zamanda, doğru beden dili ile söylenen söz de çok güçlüdür.

Anne baba ile kurulan iletişimin neredeyse tümü bilinçaltı kütüphanenizin bir yerinde saklıdır. Öyle cümleleri vardır ki onlar hep ön raftadır, kulağınızda küpe, zihninizde bir yankıdır. Bir işe başlarken, devam ederken ya da pes ettiğinizde içinizden kendiliğinden çıkan ses çoğu zaman anne ya da babanıza aittir. Atacağınız adımı olumlu ya da olumsuz etkiler bu sözler.

Peki, çocuğun öz güven sahibi olması için hangi sözler etkilidir?

En yalın tanımıyla öz güven; kişinin benlik değeri ve bir etkinliği yapabilmesi hakkındaki olumlu düşüncelere sahip olmasını ifade eder.

Bir konu hakkında çocuğun düşüncesini sormak ona verdiğiniz değeri en güzel ifade eden cümlelerin başında gelir. Yüzlerce söze ve davranışa bedeldir.

Çok hassas bir konudur. Hayat bu duygularınızı her zaman saklayamazsınız, bazen çocuğunuzun yaptığı bir davranış ya da söze öfkelenebilirsiniz. Öfkelendiğinizde çocuklar genellikle bu durumu maalesef “annem babam beni sevmiyor” diye yorumlarlar. Anne babası tarafından sevilmediğini düşünen bir çocuğun özgüveni asla sağlam olmaz. Bu yanlış yorumlamayı önlemek için bu cümle kurtarıcınız olabilir.

Yazının devamı...

Mutlu çocuklar yetiştirmek için 10 sihirli cümle

21 Haziran 2017

Anne baba ile kurulan iletişimin neredeyse tümü bilinçaltı kütüphanenizin bir yerinde saklıdır. Öyle cümleleri vardır ki onlar hep ön raftadır, kulağınızda küpe, zihninizde bir yankıdır. Bir ilişkiye başlarken, bir işe girerken ya da bir sıkıntı ile karşılaştığınızda içinizden kendiliğinden çıkan ses çoğu zaman anne ya da babanıza aittir. Atacağınız adımı olumlu ya da olumsuz etkiler bu sözler.

Peki, çocuğunuzun mutlu olmasında etkili olan sözler nelerdir?

İnsanın özünde var olma mücadelesi yatar. Bu öz insanı hayata bağlar. Hayatta kalmanın biyolojik bir boyutu olduğu gibi psikolojik bir boyutu da vardır. Çocuk anne ve babası tarafından ruhsal olarak, duygusal olarak kabul gördüğünde bu boyut anlam kazanır. Kabul görmeyi en iyi anlatan ifadelerden biri de bu cümledir.

  

Avrupalılar için bu söz 18 yaşından sonra pek kullanılmaz. Ama kültürümüzde çok önemli ve gerçek bir yeri vardır. Okul bittikten sonra iş hayatına atılan çocuğa destek olunur, evlenenin eşyaları alınır, düğünü yapılır. Bunlar yetmez, torunlara da itina ile bakılır. Anne babalar her zaman çocuklarının yanında olurlar. Bunu bilen çocuklar kendilerini duygusal olarak hep güçlü hissederler.

Düşük not alınca üzülen çocuğa, yanlışlıkla bir eşyaya zarar verince korkan çocuğa söylenir. Maddi şeylerin çocuktan önemli olmadığını en güzel anlatan cümlelerden biridir. Çocuğun psikolojisini çok olumlu etkiler, terapi gibidir…

Yazının devamı...

Tekne orucu

7 Haziran 2017

Oruç kavramını, 6 yaşına kadar olan çocuklara soyut kelimelerle değil somut kelimelerle anlatmak gerekir. “İnancım gereği tutuyorum, ibadettir ya da oruç tutmak farzdır” gibi açıklamaları 6 yaşından büyük çocuklar için yapmak daha anlamlıdır. 6 yaşa kadar ise daha çok “sağlığa, mutluluğa” vurgu yapılması çocukların daha iyi anlamasını sağlar. Önemli noktalardan biri de korkutucu ifadelerden uzak durulması gerektiğidir. İnançla, ibadetle ilgili her konu çocuğa sevgi ile anlatılmalıdır. 

Çocuklara oruç kavramının anlatılması kadar önemli olan bir konuda orucu sizin nasıl yaşadığınızdır. Yetişkinler çocukluk dönemindeki ramazanları hatırlasın. Sevgi, neşe muhabbet mi vardı yoksa açlıktan sinirlenen anne baba mı vardı? Siz orucu sevgiyle, neşeyle, sabırla, oyunla ve de çalışarak tutarsanız çocuğunuz da orucu her zaman sevecek, bu ayları sevgiyle yâd edecektir.

Dinimiz orucun kaç yaşında tutulması gerektiği konusunda net ve biyolojik bir açıklama getirmiştir. Buluğ yani ergenlik dönemine girenlere oruç farzdır. Bizim asıl konumuz ise bu yaşa kadar olan çocuklar oruç tutmalı mı, tutmak isterlerse nasıl yaklaşılmalı sorularına yanıt aramak. Küçük çocukların tüm gün oruç tutmaları fizyolojik olarak çok zordur. Çocukların oruç tutmaya yavaş yavaş alışmaları için kültürümüz güzel bir formül bulmuş; “Tekne Orucu”. Tekne orucu çocukların belli bir süre boyunca oruç tutmaları anlamına gelmektedir. İsterlerse sabahtan öğleye kadar, isterlerse öğleden akşama kadar tutabilirler.

İşte bu nokta çok önemli. 1970’li yılların başında Stanford Üniversitesinde tarihe geçen ilginç bir deney yapılıyor: Marşmelov Deneyi.

Deneye 4-6 yaş arasındaki 600 çocuk katılıyor. Deneyi yapacak kişi çocukla bir odaya giriyor. Odada masa, sandalye ve tabakta harika görünen bir çikolata var. Ve çocuğa şöyle diyor; “Benim dışarıda biraz işim var eğer ben gidip dönene kadar tabaktaki çikolatayı yemez, beklersen sana bir çikolata daha vereceğim.” 15 dakika boyunca bekleyebilen çocuklara tabaktaki çikolatayla beraber fazladan bir çikolata daha veriliyor. Deneyi yapan kişinin odaya geri dönmesini bekleyen sabırlı çocuklarla, onun gelmesini bekleyemeyip çikolatayı yiyen çocuklar arasında farka bakılıyor. Bekleyebilen çocuklarda bekleyemeyenlere oranla belirgin olumlu farklar gözleniyor.

Peki ya bu çocuklar büyüdüğünde ne oluyor?

1990 yılında takip çalışması yapılıyor. Sonuç; deneyde kendini kontrol edebilen çocukların istinasız hepsinin akademik ve sosyal başarıları kendini kontrol edemeyip çikolatayı yiyen çocuklardan daha yüksek.

Tekne orucu çocuğun kendini kontrol edebilmesi, isteklerini erteleyebilmesi, sabırlı, iradeli olması yani iç disiplin geliştirmesi için önemli bir fırsattır. Zamane çocuklarının ihtiyaç duyduğu en önemli konu bu değil mi?

Yazının devamı...

Bu hikayede ne eksik?

15 Aralık 2016

Kadın kocasına seslenir:

“Hayatım, hadi uyan, kahvaltı hazır” der.

Adam uyanır, elini yüzünü yıkar. Güzelce ütülenmiş gömleğini, tertemiz pantolonunu giyer ve mutfağa girer.

Kızı “Günaydın babacığım” der ve babasına sarılır. Sıcacık ekmekler ve hazırlanan kahvaltı sofrası mis gibi kokmaktadır. Adam iştahla kahvaltısını yapar. “Hayatım ellerine sağlık, bu güzel kahvaltı için ne kadar teşekkür etsem az” der eşi de ona “afiyet olsun kocacığım” der. Sonra da eşini mutlu bir şekilde yolcu eder.

Okurken içinizden “Ne kadar da mutlu bir aile” diye geçirdiyseniz hikâyedeki sorunu görememişsinizdir. “Aa, ne var ki bu hikâyede diyorsanız?” lütfen aşağıdaki hikâyeyi daha dikkatli okuyun.

Çalan saatle beraber kadın ve kocası uyanır. Ellerini, yüzlerini yıkadıktan sonra çocuklarının odasına giderler ve her zamanki sabah şarkısıyla kızlarını uyandırırlar. Baba kızının  hazırlanmasına yardım ederken anne de bir taraftan kahvaltıyı hazırlamaya başlar.

Kızı  ve babası hazırlanıp mutfağa gelir. Anne çayları doldururken, baba ile kızı da masayı hazırlar.

Yazının devamı...

Çocuklar neden okul korkusu yaşar?

17 Eylül 2016

Okul döneminde evden yani güvenli alandan uzaklaşmanın kaygı konusunda hatırı sayılır bir etkisi vardır. Hatta ilk ayrılıklar iyiyse hep iyi kötüyse hep kötü gider. Tamiri zor sıkıntılar yaşamamak için okulun ilk günlerine çok dikkatli olmakta fayda var.

Bu konu için daha çok okul korkusu, okul reddi gibi ifadeler kullanılsa da “ayrılma kaygısı” çocuğun yaşadığı sorunu çok daha iyi ifade eder. Çünkü okul korkusu yaşayan çocukların asıl sorunu anneden, babadan ya da evden ayrılmakta zorluk yaşamaktır.

• Anne ya da babayı sürekli yanında istemeleri, bırakmama konusunda sürekli garanti istemeleri,

• Okula gitmeme konusunda inatlaşma, bırakılacağını düşündüğünde yoğun ağlama nöbetleri yaşamaları

• Yüksek ateş, mide bulantısı, baş ağrısı en sık görülen şikâyet ve belirtilerdir.

• Burası büyük bir yer acaba kaybolur muyum?

• İstediğim an anneme ulaşabilecek miyim?

• Evde anneme bir zarar gelir mi?

Yazının devamı...

Pokemon Go

15 Temmuz 2016

Aynı gün içinde 6 yaşında küçük bir çocuk da 50 yaşında bir doktor arkadaşım da aynı soruyu sordu “Nedir bu Pokemon olayı?” Küçük büyük her kesimde bu denli popüler olması Pokemon Go oyununa olan merakı daha artırdı.

Peki, oyunun bu kadar popüler olmasının altında yatan psikolojik faktörler nelerdir?

• Oyun, en temel güdülerimizden olan avcılık ve toplayıcılık eğilimlerimize hitap ediyor. Pokemon karakterlerine ulaşmak ve elde etmek için doğaya çıkmanız gerekiyor. Tıpkı avlanmak için doğaya çıkan atalarımız gibi.

• Oyun; sahip olma, elde etme hazzı veriyor. Birçok oyunun temel prensiplerinden olan oyun karakterlerine sahip olma bu oyunun da temelini oluşturuyor. Pokemon karakterlerine sahip olmak için para ödemiyorsunuz ama bunun için biraz yürümeniz gerekiyor.

• Biriktirme tutkusu; Küçükken daha fazla bilye, daha fazla çıkartma, daha fazla gazoz kapağı ya da taso biriktirmek neyse Pokemon oyununda karakter biriktirme aynı duyguya neden oluyor.

• Merak dürtüsü; bir çocuğun aynısından onlarca arabası var diyelim. Aynısından ama yeni ambalajlı bir tanesini görse aynı hevesle ister. Yetişkinlerin telefonları olmasına rağmen yeni çıkan modellere ilgi duymasının altında yatan duygu gibi. Her yeni şey merak dürtüsünü aktive eder.

• Kalabalık ilgisi; insanların büyük bir çoğunluğunun ilgi göstermesi “herkes yapıyor, herkes oynuyor, herkeste var” düşüncesini doğuruyor. Eksik kalmama, eksiklik duygusu yaşamama isteği oyuna olan ilgiyi artıran diğer bir boyut. Bu boyut maalesef “sosyalleşme” gibi algılanıyor.

• Gerçekliğe yakınlık; oyunun özellikle GPS kullanılarak, harita üzerinden oynanması, fotoğraf kamerasında karakterlerin görünmesi gerçeklik hissi veriyor.

Yazının devamı...
Ramazan Şimşek Kimdir?
19 Mayıs Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olarak Psikolog olan Şimşek; Mersin Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde Master eğitimini tamamlayarak da "Uzman" unvanı almıştır.Uzun yıllar “Dikkat, Konsantrasyon, Odaklanma ve Bellek” konusunda çalışmalar yapan Şimşek, Avrupa’da araştırmalarını tamamladıktan sonra Türkiye’de ilk defa “Nörolojik Temelli Dikkat, Konsantrasyon ve Hafıza Eğitimini” geliştirmiştir. 50 binin üzerinde Anne-Baba ve çocuğun katıldığı, “Aile Eğitimi” Projesi kapsamında ailelere yönelik “Çözüm Odaklı İletişim Teknikleri” ve çocuklara yönelik “Lider Beyinler” seminerlerinde eğitmen olarak görev almıştır.Şimşek Çocuklara yönelik olarak; Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite, Gece korkuları, Ayrılma Anksiyetesi, Kreşe ve Okula Başlama, Kıskançlık, İnatçılık, Öfke, Saldırganlık ve Kaygı Bozuklukları, İletişim, Konuşma ve Kekemelik, Okuma ve Yazma Sorunları, Öz güven ve Üstün Yetenekli Çocuklara Danışmanlık gibi birçok alanda hizmet vermektedir. Şimşek aynı zamanda Wisc-r, Stanfort Binet ve Nöropsikolojik Testler gibi birçok uluslar arası testlerin sertifikalı uygulayıcısıdır.Yetişkinliklere yönelik Evlilik ve Aile Danışmanlığı, Depresyon, Panik Atak, Anksiyete Bozukluğu, Fobi ve Travma konularında Şema Terapi ve EMDR uygulayıcısıdır.“Okul Öncesi Eğitim Kurumlarını Mükemmelleştirme Modelini” tasarlayan Şimşek, okul öncesi kurumlara, ailelere ve çocuklara yönelik danışmanlığını sürdürmektedir.“Dikkat Dağınıklığını Önleme El Kitabı” ve “Eski Köye Yeni Adetler; Ben, Biz, Çocuğa Dair” adlı kitapların yazarı olan Şimşek ileri düzeyde İngilizce bilmektedir.