GeriNuran ÇAKMAKÇI İlkleri başaran duayen Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İlkleri başaran duayen Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı

Kendi alanında bir numara olduğu kadar Türkiye’nin yüz akıydı. Akademisyenlerin zorlandığı sosyal bilimler alanında yaptığı çalışmaları dünyaca ünlü bilim dergilerinde yayınlanmakla kalmadı, binlerce atıf aldı, adını altın harflerle yazdırdı. Okul öncesi eğitim denince akla gelen isimlerden biri oldu. 1982-1991 yılları arasında Prof. Dr. Sevda Bekman ve Prof. Dr. Diane Sunar ile yaptığı dünyanın en uzun soluklu araştırmasıyla yine farkını ortaya koyarak dünya akademik camiasında sesini duyurdu.

HER DAİM SAHADAYDI

Onu farklı kılan bildiklerini sadece teoriyle anlatması değildi. Her daim sahada olur, araştırmanın sonuçlarını da halkın anlayacağı basit bir dilde anlatırdı. Üstten bakan bir anlayış yerine insanları kucaklayan, seven, samimi ve içtendi. Çocuklar, anneler, kadınlar ve hatta babalar ona çok şey borçlu. Gazetemizden Elif Ergu’ya verdiği bir röportajda “Öncelikle eğitime ağırlık verilmeli. Kadınlar çalışma yaşamına çekilmeli. Kalkınmanın sağlanması için bu şart” diyerek kadınların eğitimi ve istihdamına verdiği değeri açıkladı. AÇEV’in “Baba Destek Projeleri” ile ailenin bilinçlenmesine çok katkısı oldu.

HOCALARIN HOCASI

Hocaların hocası, psikoloji öğrencilerinin olmazsa olmazıydı. İlerleyen yaşına rağmen hala ders vermeye, üretmeye, toplumu aydınlatmaya devam ediyordu. Hep araştırdı, yazdı ve bunları bitmeyen bir enerjiyle, mutlulukla ve çalışkanlıkla yaptı. “Susam Sokağı”nı ülkemize getirerek televizyonun eğitimde kullanılmasına öncülük etti. 20 Haziran 2016’da konuştuğumuzda Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’a seslenerek okul öncesi eğitimde gerilemeler olduğunu belirterek, buna eğilmesi çağrısında bulunarak şöyle söylemişti:
“Okul öncesi eğitime eğilin. İnsana yatırım için bu bir numaralı yatırımdır. Okul öncesi öğretmeni yetişiyor, bu konuda bilinçlenme var ama siyasi irade ve yatırım lazım. Bunun için çok geç kalındı. Gelişmiş ülkelerde yüzde 100’lere ulaşılırken bizde bir yıllık okul öncesi eğitim yüzde 67’den şimdi yüzde 50’lere düşmüş durumda. Üstelik yoksul çevrelerden gelip okul öncesi eğitime en çok ihtiyacı olan kesim, okul öncesi eğitimden en az yararlanabiliyor.”
Dostu Ayşen Özyeğin’in duyarlı olduğu çocuk ve aileyle ilgili önemli bir sivil toplum kuruluşu olan Anne Çocuk Eğitim Vakfı’nı meslektaşlarıyla kurarken bu konuyu Türkiye gündemine taşıdı. Bilimsel temelli erken çocukluk eğitiminin devlet politikası haline gelmesi için çok çaba harcadı. Çocukların erken yaştan itibaren sağlıklı ve olumlu gelişmesinin sağlanması gerektiğini, bunun da en değerli ekonomik ve sosyal yatırım olduğunu, diğer ekonomik yatırımlardan daha fazla getirisi bulunduğunu her konuşmasında sık sık vurguladı. Anne babalara çocuklarını 3 yaştan itibaren mutlaka anaokuluna vermeleri gerektiğini söyledi.

ADINA KÜRSÜ KURULDU

Çalıştığı Koç Üniversitesi; geçtiğimiz mayıs ayında kendisinin de çok çaba harcadığı “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Sürdürülebilir Kalkınma” konusunda adına UNESCO kürsüsü kurdu. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında çeşitli çalışmalar yapacak kürsüde bir de bilim ödülü oluşturuldu. Yüzünde sıcak bir gülümseme, özenerek giyimi, alçak sesle tane tane anlatımı, sıcacık bakışı hiç gözümün önünde gitmeyecek... Aileye, çocuklara, kadınlara ve en önemlisi eğitime çok şey kattın hocam... Çok erken gittin... Sizden daha öğrenecek çok şeyimiz vardı...

X

Tek göz odadan çıkan pırlantalar

Viranşehirli Muhsin, Silopili Hividar, Uludereli İlhan... Kalabalık ailelerde zor şartlarda büyüyen, yazın tarlalarda çalışıp biriktirdikleri parayla eğitim masraflarını karşılayan üç genç, şimdi üniversitede okumak için büyük şehirlere gitmeye hazırlanıyor. İşte pırlanta gibi 3 gencin başarı hikayeleri...

Viranşehirli Muhsin Zencir, 14 çocuğun yaşadığı bir evde büyüdü. Kardeşlerin en küçüğüydü. Nasıl başardıysa başardı ve sadece kardeşlerinin arasından değil bu yıl üniversite sınavına giren yüz binlerce gencin arasından da sıyrılmayı başardı. Türkiye 550’ncisi oldu. Şimdi İstanbul’da mühendislik okuyacak.



İlhan Gün de 12 kardeşin en küçüğü olarak tıpkı Muhsin gibi çok zor şartlar altında büyüdü. Onun yaşam savaşı Şırnak’ta başladı sonra hem çalışmak hem okumak için Antalya’ya uzandı. 1990 doğumlu olan İlhan bir üniversite bitirdi şimdi ikincinin peşinde. YKS’de en iyi 10 bin aday arasına girdi, bu sene Akdeniz Üniversitesi’nde hukuk tahsiline başlayacak, avukat olmak istiyor.

ZORLU HAYATLAR...

Hividar Çeviker ise Silopi’de 9 kardeşiyle aynı odada uyuyor, geceleri onlar uyanmasın diye sokak lambasının ışığında ders çalışıyordu. O da Muhsin ve İlhan gibi ailesinin üniversiteye giden ilk bireyi olacak. Yani o da diğerleri gibi ailesinin gururu, umudu olacak. YKS’de Türkiye 17 binincisi oldu. Başka okullar seçme şansı da vardı ama o öğretmen olmak istiyor. Hem de özel eğitim öğretmeni. Çünkü bir amacı var; yeğeni gibi engelli çocukların hayatına dokunabilmek. Çok kardeşli ve çok zorlu bir hayatın içinden gelip sınav başarılarıyla yüz binlerce genci geride bırakıp ailelerine büyük gurur yaşatan ve kalplerimize umut aşılayan bu üç genci gelin biraz daha yakından tanıyalım:

Yazının Devamını Oku

Korona en çok minikleri vurdu

Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre eğitime büyük sekte vuran korona salgınından en çok okul öncesi grup etkilendi. Daha önce 5 yaşta yüzde 75 olan okullaşma oranı, bu sene yüzde 50’ye kadar düştü.

Milli Eğitim Bakanlığı, örgün eğitim 2020-2021 verilerini açıkladı. İstatistiklerde dikkati çeken nokta pandemiden en fazla anaokulu grubunun etkilenmesi oldu. Geçen yıl 5 yaşta yüzde 75 olan okullaşma, bu yıl yüzde 50’ye düştü. Geçen yıl 3-5 yaş grubunda yüzde 43.20 olan okullaşma yüzde 28.95’e, 4-5 yaş grubundaki okullaşma yüzde 54.36’dan yüzde 37.62’ye geriledi. Eğitimin en önemli ve çocukların okullaşmasını etkileyen bu evresinde umarım artık yüz yüze eğitim devam eder de okul öncesi okullaşma oranı geçtiğimiz yılları aşar. Bakanlığın son yayınladığı istatistikler şöyle: Türkiye’de okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde 9 milyon 352 bin 605’i erkek, 8 milyon 733 bin 338’i kız olmak üzere toplam 18 milyon 85 bin 943 öğrenci örgün eğitim alıyor. Öğrencilerden 15 milyon 194 bin 574’i resmi, 1 milyon 310 bin 605’i özel okullarda ve 1 milyon 580 bin 764’ü ise açık öğretim kurumlarında okuyor. Resmi okullarda eğitim görenlerin 7 milyon 802 bin 825’i erkek, 7 milyon 391 bin 749’u kız öğrenciden oluşuyor. Özel okullarda ise 723 bin 749 erkek, 586 bin 856 kız öğrenci eğitim görüyor.



AÇIK ÖĞRETİMDE 1.5 MİLYON ÖĞRENCİ

Açık öğretimde kayıtlı aktif öğrencilerin 826 bin 31’ini erkekler, 754 bin 733’ünü kızlar oluşturuyor. Örgün eğitimdeki öğrencilerin 1 milyon 225 bin 981’i okul öncesi eğitimde, 5 milyon 328 bin 391’i ilkokulda, 5 milyon 212 bin 969’ü ortaokulda ve 6 milyon 318 bin 602’si ortaöğretimde bulunuyor. Ortaöğretimdeki 6 milyon 318 bin 602 öğrencinin 3 milyon 920 bin 83’ü genel liselerde, 1 milyon 731 bin 556’sı mesleki ve teknik liselerde, 666 bin 963’ü de imam hatip liselerinde eğitim alıyor.

ÖZEL ÖĞRETİM ORANI YÜZDE 8’E YAKLAŞTI

Yazının Devamını Oku

Milli Eğitim Bakanı Özer, Hürriyet’e konuştu: Yüz yüze eğitime katılım zorunlu

18 milyonu aşkın öğrenci ve 1 milyon 130 bin öğretmen bugün okulun ilk günü için ders başı yaparken, öğrenci ve velilerin aklına takılan soruları Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e sorduk. Bakan Özer okullardaki önlemleri anlattı, velilere “Yüz yüze eğitime katılım zorunlu” dedi.

MiLLİ Eğitim Bakanlığı (MEB) okulları bugün tüm sınıf seviyelerinde yüz yüze eğitime açıyor. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, 6 Ağustos tarihinde yapılan devir teslim konuşmasında bu kararlılığı açıkça dile getirerek “Salgın dolayısıyla çocuklarımızın bedensel ve zihinsel olarak daha fazla olumsuz etkilenmelerine müsaade edemeyiz. Artık okulları kapalı tutma lüksümüz yoktur” demişti. Kabine’de de bu karar alındı ve süreç başladı. Sağlık ve İçişleri Bakanlıkları da gerekli kararları alarak okulların açılmasına destek veriyor. MEB ve Sağlık Bakanlığı birlikte ‘Covid-19 Salgınında Okullarda Alınması Gereken Önlemler Rehberi’ hazırladılar.

Bugün 18 milyonu aşkın öğrenci ve 1 milyon 130 bin öğretmen ders başı yapıyor. Güvenlik elemanından servis sürücüsüne, kantinciden temizlik görevlisine çok sayıda personelin de işlerinin başında olacağı düşünülürse 20 milyondan fazla kişi bugün okullarda olacak. Ancak bir yandan da pandemi devam ediyor. Okullarımızda pandemi dönemi öncesiyle bugün arasında ne farklar olacak, ne gibi tedbirler alındı, öğrenci, öğretmen ve veliler nasıl uygulamalarla karşılaşacak? Bu soruları Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e yönelttik. 

KİMLER ‘MAZERET’Lİ

Öğrenci devamlılığı zorunlu mu?

Okullarımız tüm kademelerde haftada beş gün ve yüz yüze eğitimle açılıyor. Yüz yüze eğitime katılım zorunlu olacak. Ancak yönetmelikte tanımlı mazereti olanlar, Sağlık Bakanlığı e-nabız sistemindeki kronik hastalıklar listesinde yer alan hastalığa ait raporu olan öğrenciler ve CovId-19 tanılı veya temaslı olan öğrencilerimiz okula gelmeden EBA-TV ve dijital platformlar üzerinden derslerini takip edebilecekler.

Mazeret kapsamına neler girecek?

Evden çıkması sağlığı açısından risk oluşturan ve buna dair sağlık kurulu raporu bulunan özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilere rehberlik ve araştırma merkezlerince alınan “evde eğitim” kararı doğrultusunda ders yılı boyunca il/ilçe milli eğitim müdürlüğünün planlamasıyla evde eğitim hizmeti verilecek ve bu öğrenciler mazeretli sayılacak.

Yazının Devamını Oku

5 adımda okula dönüş

Yüz yüze eğitim uzun bir aradan sonra haftanın beş günü ve tam gün başlıyor, 18 milyondan fazla öğrenci ve 1 milyon 130 bin öğretmen okullarına, sınıflarına kavuşuyor. Peki koronavirüs konusunda önlemler nasıl alınacak? İşte 6 Eylül Pazartesi gününden itibaren okullarda uygulanacak tedbirler:

1)MASKE ZORUNLU: Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullardaki tüm öğrenciler okula maskeyle gelecek. Ancak, gelişimsel sorunu olan ya da maske takmakta zorlananlara muafiyet tanınıyor. Nemlenmesi durumunda değiştirilmesi için okul içinde yedek maske bulundurulacak. Çok yakın temasın gerektiği durumlarda maskeyle birlikte yüz koruyucu kullanılacak.

Öğretmenler aşılı olsa da okul bahçesine girişlerinden itibaren okulda bulundukları süre boyunca sürekli maske takacak. Farklı sınıflarda ders vermeleri durumunda dersler arasında maskelerini değiştirecekler.

Veli ve ziyaretçilerin; salgın döneminde mümkün olduğu kadar okul bahçesi de dâhil olmak üzere okul içerisine girişlerine izin verilmeyecek.  Ancak zorunlu hallerde okula giriş noktasından itibaren maske takmaları sağlanacak.

2)AŞISIZ ÖĞRETMENE HAFTADA 2 KEZ PCR TESTİ: Öğrencilerle bir araya gelmesi zorunlu olan öğretmen ve okul çalışanlarının aşı olmamaları durumunda haftada iki kez PCR testi ile taranmaları istenecek ve sonuçlar okul tarafından gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulacak.

Öğrencilerle aynı ev içerisinde yaşayan kişilerin de aşılı olmaları, tam doz aşılarını tamamlamış olmaları öneriliyor.

3)DERS ARALARINDA HAVALANDIRMA: Ders sırasında sınıf camları öğrenciler açısından risk yaratmayacak şekilde (her türlü düşme ve travmayı önleyecek önlemler alınarak) mümkün olduğu kadar açık tutulup doğal havalandırma yapılacak.

Ders aralarında mümkün olduğu kadar tüm öğrenciler açık alana çıkarılıp, camlar ve kapılar tamamen açılarak sınıflar hava akımı yaratacak şekilde en az 10 dakika süre ile havalandırılacak.

Yazının Devamını Oku

Eylülle birlikte 30 milyonluk eğitim hareketi

Yaklaşık 18 milyon öğrenci, 1 milyon öğretmen, 8 milyon üniversiteli ve eğitim sektörü çalışanlarıyla birlikte 30 milyonu bulan bir hareketlilik başlıyor. 1-3 Eylül’de anaokulu ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri için uyum eğitimi yapılacak. 6 Eylül’de de tüm sınıflar haftanın beş günü yüz yüze eğitime başlayacak. Yüz yüze eğitime pandemi arasının ardından uzun bir hazırlık ve okula uyum süreci yaşanacak gibi görünüyor.

MİLLİ Eğitim Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde toplam 18 milyon 241 bin 881 öğrenci var. Tüm bu kademelerdeki öğretmen sayısı da 1 milyonu aşıyor. Üniversite öğrencilerinin sayısı ise yaklaşık 8 milyon. Üniversite öğretim üyeleri ve üniversite personelinin yanı sıra tüm okullarda kantincisinden, servis sürücüsüne kadar eğitim sektöründe yer alan tüm çalışanlar hesaba katıldığında eylül ayında yaklaşık 30 milyon kişinin okullara gidip geleceğini söylemek yanlış olmaz.



Eylülden itibaren 18 milyonu aşkın öğrenci, 1 milyondan fazla öğretmen ve 8 milyon üniversiteli evlerinden okullarına, üniversitelerine gidecekler. Pandemi nedeniyle sık sık kesintiye uğrayan ve uzaktan sürdürülen eğitim-öğretim yeniden okullara taşınacak. Okul koridorları, sınıflar yeniden öğrencilerin sesleriyle yankılanacak, üniversite kampüsleri şenlenecek. İlk olarak 1 Eylül Çarşamba ile 3 Eylül Cuma günleri arasında anaokulu ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri için uyum eğitimi yapılacak. 6 Eylül’den itibaren de tüm sınıflar haftanın beş günü yüz yüze eğitime başlayacak. Öğrenciler okullarına, öğretmenlerine, arkadaşlarına kavuşacak. Eğer pandemi izin verir ve eğitim-öğretim kesintiye uğramazsa ilk ara tatil 15-19 Kasım arasında olacak. Sonrasında 24 Ocak-5 Şubat arasında yarı yıl tatili yapılacak. İkinci dönemin ara tatili 11-15 Nisan arasında gerçekleştirildikten sonra okullar 17 Haziran’da yaz tatiline girecek.  

AÇILIŞ BU YIL HER ZAMANKİNDEN FARKLI

Tabii bu takvim yukarda da söylediğim gibi her şey yolunda giderse geçerli olacak ki ben bu yıl eğitim-öğretimin kesintisiz olarak devam edeceğini umuyor ve buna inanıyorum.

Yazının Devamını Oku

Okul kapıları 1 Eylül’de açılıyor... Yüz yüze eğitim kararlılığı

Nihayet uzun bir aradan sonra okullar tam gün ve yüz yüze eğitime başlıyor.

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, yüz yüze eğitim konusunda kararlı ve hazırlıklı görünüyor. Bakan yardımcısı iken kendisine bağlı olan meslek liselerine talimatlar verildiği duyumu aldım.  Bu okullarda dezenfektan ve maske üretimi hızlanmış. 1 Eylül öncesi dezenfektan ve maskeler öğrenci ve öğretmenleri bekliyor olacak. Öğrenciler ve öğretmenler okullarına gitmeye hazırlanıyor. Bakan Özer, vakalar çok zorlamazsa okulları açık tutma konusunda kararlılığını devam ettirecek diye düşünüyorum. Bakanlar Kurulu’nda yaptığı sunum ve diğer kabine üyelerini ikna etmesi de bu kararlığından kaynaklanıyor.



ÜÇ ÖĞRENCİ BABASI BİR VELİ OLARAK

“Bizim için tek tek her bir çocuğumuzun sağlığından daha kıymetli hiçbir şey yok. Millî Eğitim Bakanı ve aynı zamanda üç öğrenci babası bir veli olarak biliyorum ki tüm velilerimiz çocuklarını okullara emanet ederken okulların güvenli olmasını isterler. Gelinen noktada koronavirüsün uzunca bir süre daha hayatımızdan çıkmayacağı açıkça görülüyor. Dolayısıyla hepimiz, koronavirüsün risklerini göz önünde bulundurarak ve gerekli tedbirleri alarak hayatımızı sürdürmek zorundayız” diyen Bakan Özer, okulların açılması ve açık tutulması konusundaki kararlılığını şu sözlerle ifade ediyor:

“Daha önce de ifade ettiğim gibi, daha fazla okulları kapalı tutma lüksümüz bulunmamaktadır. Çocuklarımızın gelişimi, sağlığı ve geleceği için koronavirüsle birlikte yaşamayı öğrenmek ve yüz yüze eğitime devam etmek zorundayız.”

Yazının Devamını Oku

10 adımda doğru tercih

Yüz binlerce üniversite adayı, bugünlerde kafalarında onlarca soru işaretiyle tercih yapmaya çalışıyor. Adayların bu zorlu tercih sürecini kolaylaştırmanın yolu deneyimli uzmanlara kulak vermek. İşte onlardan biri olan eğitim uzmanı Salim Ünsal, tercih yaparken dikkat edilmesi gereken 10 püf noktayı sıraladı:

1. Puan mı yoksa başarı sıralaması mı?

Genel yerleştirmede başarı sıraları, ek yerleştirmede ise kesinlikle puan kullanılmalı. Ek yerleştirmede puanın kullanılmasının sebebi hem kılavuz verileri hem de adayın sonuç belgesinin o yıla ait olmasıdır. Oysa genel yerleştirmede adayın elindeki sonuç belgesi bu yıla aitken kılavuzdaki puan ve sıralar bir önceki yılın yerleşen son öğrencisine aittir. Puan ülke ortalamalarına ve standart sapmalarına göre yıldan yıla esneklik ve değişkenlik gösterirken taban sıraları daha stabil ve güvenilir bir veri sunar. 



2. Üniversite mi, bölüm mü?

Aday öncelikle ilgi, yetenek ve becerisine uygun meslekler belirlemeli, sonra da onları hangi şehirde, hangi üniversitelerde okuyacağına karar vermeli. Bu değerlendirmemizden meslek seçiminin, öğrenim görülecek üniversiteden daha önemli olduğu yargısı çıkarılmamalı. Her ikisi de önemli. Puan ve sıralama gibi belirleyici unsurların baskın karakterine havlu atıp diğer tüm hususları göz ardı ederek yapılacak bir meslek seçimi öğrenciyi genelde yanlış adreslere götürebilir.

Yazının Devamını Oku

Milli Eğitim’e ‘ilkler’in bakanı

Prof. Dr. Mahmut Özer’in adı bir süredir Milli Eğitim Bakanlığı için geçiyordu. Sonunda önceki gece ataması gerçekleşti ve Milli Eğitim Bakanı oldu. Yükseköğretimi bilen, rektörlüğün ardından ÖSYM Başkanlığı da yapan Mahmut Özer, hayata geçirdiği ilk uygulamalar ve yaratıcı projeleriyle biliniyor...

ÖSYM Başkanı olur olmaz o dönemde çok sayıda öğrenciyi mağdur eden “ÖSYM’de 15 dakika kuralını” kaldırdı, PISA sonuçlarını yerinde izleyerek çalışmalar yaptı. Bakan yardımcısı olduğu MEB’de özellikle gittikçe düşüşe geçen meslek liselerinin yıldızının parlamasına neden oldu. Liselere Geçiş Sistemi (LGS) ile ilgili çalışmalara da imza atan Prof. Dr. Mahmut Özer, titizliği ve çalışkanlığı ile tanınıyor. Mühendis olduğu için her çalışmasında ölçme ve değerlendirme formatı isteyen Bakan Özer, her aşamada süreçleri yakından takibi ile biliniyor. Bakan yardımcılarını da ölçme değerlendirme uzmanlarından seçen Bakan Özer’in önümüzdeki günlerde eğitim süreçleri ve okulların birbirine entegre edilmesi ile ilgili farklı projeleri olabilir.



EN GENÇ ÖSYM BAŞKANIYDI

2017’de 47 yaşındayken ÖSYM’nin başına geçen ve kurumun en genç başkanı olan Mahmut Özer, Milli Eğitim Bakan Yardımcılığı görevinde mesleki eğitimde önemli adımlar atılmasını sağladı. Pandemi döneminde okulların sektörle işbirliği halinde dezenfektan, maske ve diğer sağlık malzemelerini üretmesine ön ayak oldu. Prof. Özer, yaklaşık üç yıldır bakan yardımcılığı yapıyordu.

Yazının Devamını Oku

Anneanneden toruna 'şefkat' bayrağı

Anneanneye kucak açan Darüşşafaka, babasını kaybeden toruna da rehber olacak. Darüşşafaka mezunu Fatma Atay Has’ın torunu Zeynep Berra da şefkat yuvasında eğitim alacak...

Darüşşafaka ilk kız öğrencilerini 1971 yılında aldı. Yani bundan tam 50 yıl önce. 71’de okulun sınavına giren ilkokul mezunu kız çocuklarından biri de Fatma Atay Has’dı. Fatma küçük yaşında annesini kaybetmiş, psikolojik sorunları olan babasıyla baş başa kalmıştı. “Cehennem gibiydi” diye nitelediği baba evinden sonra Darüşşafaka onun için sadece şefkat değil kurtuluş kapısı olmuştu. O dönemi hayatının en güzel yılları olarak gören, “Küçücük çocuklardık, yatılılık zordu, okuldaki ilk günlerimizde herkes ağlarken ben hiç ağlamadım. Çünkü Darüşşafaka benim kurtuluşumdu” diyen  Fatma Hanım, şimdi 61 yaşında ve artık bir anneanne. Torunu Zeynep Berra Şenol geçen yıl Darüşşafaka sınavını kazandı. Yani yarım asır sonra bayrağı anneannesinden devraldı.

KÜÇÜK YAŞTA YETİM KALDI

Zeynep Berra’nın çocukluğu, anneannesinin Darüşşafaka’nın o zamanlar Fatih’teki binasında geçen yatılılık hikayelerini dinleyerek geçmişti. Kendisini giderek bu okula daha yakın hissediyor, sık sık kurumun internet sayfasını inceliyordu. Zeynep Berra küçük yaşta babasını kaybetmiş, yetim kalmıştı. Hem annesi hem de anneannesinin teşviki ile 3’üncü sınıftan itibaren Darüşşafaka sınavına hazırlanmaya başladı. Balıkesir’de doğan ve İstanbul’da oturan Zeynep Berra Şenol, geçtiğimiz yılki sınavda başarılı olup Darüşşafaka’da okumaya hak kazandı. Bu süreçte en çok okul öncesi öğretmeni olan annesinin kendisine destek olduğunu söyleyen Zeynep Berra, geçen yıl girdiği ancak, uzaktan eğitim nedeniyle pek de göremediği yatılı okulda arkadaşları ile geçireceği zamanı iple çekiyor.

BİRİNCİLİKLE MEZUN OLDUM

1979 yılında Darüşşafaka’dan mezun olan Fatma Has, o yılları şöyle anlatıyor: “Okulumuzda o yıllarda iki yıl İngilizce hazırlık okuduk. O zamana kadar İngilizce duyup, görmediğim bir lisandı. İlk yıllar çok zorluk çektim. Okuldaki ağabeylerim çok destek oldu. Liseyi edebiyat birincisi olarak bitirdim. Üniversiteye girmek için iki kez teşebbüs ettim ama bazı sebeplerden dolayı giremedim. Ancak, okulda öğrendiğim lisan sayesinde Tahtakale’de PTT’nin milletlerarası santralinde işe başladım. Eşimle tanıştık, evlendik. O da Türk Silahlı Kuvvetleri’nde personel olduğu için il il dolaştık. Kızım oldu. Okulda öğrendiğim İngilizce ile gittiğim yerlerde çocuklara destek oldum. Sonra PTT’den emekli oldum.”

SEVİNÇTEN AĞLADIM

Yazının Devamını Oku

Gel bizimle yüz Batuhan

5 yaşında yüzmeye başlayan ve Avrupa Gençler Yüzme Şampiyonası’nda birinci olan Batuhan Filiz aynı zamanda okul birincisi. Bu başarılarıyla dünyanın ve ABD’nin en iyi üniversitelerinin de dikkatini üzerine çekti. Harvard’dan Stanford’a çok sayıda okuldan yüzde 100 burs teklifi yağıyor...

Batuhan Filiz 17 yaşında, bu yıl lise son sınıfa geçti ve milli yüzücü. Uğur Okulları öğrencisi olan Batuhan, geçtiğimiz haftalarda Roma’da gerçekleştirilen Avrupa Gençler Yüzme Şampiyonası’nda 400 metre serbestte altın madalya kazandı, aynı zamanda bu yıl okul birincisi olmayı da başardı.

16 OKULDAN BURS

Batuhan’ın azmine ve başarısına dünyanın saygın üniversiteleri de kayıtsız kalmadı. Harvard Üniversitesi, Yale Üniversitesi, California Berkeley Üniversitesi, Stanford Üniversitesi, Teksas Üniversitesi gibi dünyanın en ünlü 16 üniversitesi yüzde 100 ve yüzde 80 burs imkanlarıyla Batuhan’a kapılarını açtı. Gelecek yıl lise eğitimini tamamlamasının ardından yurtdışında öğrenim görmek istediğini söyleyen Batuhan, bilgisayar mühendisliği eğitimi almak istiyor.

EVİN HAŞARI ÇOCUĞU

Batuhan, mali müşavir ve aşçı Oğuz Filiz ile ev kadını Tıflı Filiz’in iki çocuğundan biri. Annesi onu biraz durulsun diye çevresindekilerinin önerisiyle Kocaeli Yıldızlar Yüzme Kulübü’ne yazdırdı. Yüzmeyle tanışması Batuhan’ın hayatının dönüm noktası oldu. Gerçi başlarda biraz bocaladı, yüzmeyi öğrenmesi bile uzun zaman aldı. Hatta bir ara yüzmeden sıkılıp baskete başladı. Ancak, hocaları ondaki ışığı görmüştü... Batuhan’ı tekrar yüzme takımına çağırdılar. Bu kez lisanslı bir sporcu olarak yüzmeye başladı. 11 yaşında ilk defa katıldığı Türkiye şampiyonasından 10’uncu olarak ayrıldı. 12 yaşında 200 ve 400 metrede iki Türkiye birinciliği ile başarı yolunda büyük adımlar attı. Ve bugüne geldiğimizde; 6-11 Temmuz 2021’de İtalya’da yapılan 48 ülkeden sporcuların katıldığı EJCS 2021 Roma’da, 400 metre serbest stil Avrupa Gençler şampiyonu oldu. Şimdi Türkiye’nin olimpiyat takımı sporcuları arasında.

HAFTADA TAM 13 ANTRENMAN

Yazının Devamını Oku

Ezber bozan liseler

İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü, gelecekte yıldızı parlayacak 5 alanda öğrenci yetiştirmek için farklı bir model uyguluyor. Fabrikada, havalimanında, savunma sanayi bölgesinde, teknopark içinde açılan 5 mesleki ve teknik Anadolu Lisesi, Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor.

Savunma, bilişim, uçak bakımı, siber güvenlik ve denizcilik alanlarında Türkiye’nin önde gelen kurumlarının içinde ezber bozan liseler açılıyor. Hazırlık sınıfı olan, hemen hepsi pansiyonlu ve en başarılı puan diliminde öğrenci almayı hedefleyen bu okullardan mezun olanların eğitim gördükleri yerde istihdam garantileri de bulunuyor. Böylece öğrenciler gelecekte çalışacakları alanda hem akademik eğitimlerini alıyor, hem de o sektörde çalışanlarla iç içe, yan yana aynı ortamda mesleği öğreniyorlar.



İŞ SAHALARIYLA İÇ İÇE EĞİTİM

Uçak bakımı için Türk Hava Yolları Teknik A.Ş ile İstanbul Havalimanı içinde, siber güvenlik eğitimi için Teknopark İstanbul’da, savunma sanayisine teknik eleman yetiştirmek için Şile’deki Repkon Makina ve Kalıp Sanayi Fabrikası’nda, yeni yazılımcılar için İstanbul Sanayi Odası’nın desteklediği okulda, denizci yetiştirmek için ise İstanbul Teknik Üniversitesi’nin açtığı Ortaköy’deki okulda eğitimler sürüyor.

OLİMPİYAT STADI’NDA SPOR LİSESİ AÇILACAK

Yazının Devamını Oku

LGS tercihinde 20 kritik nokta

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) tercihleri 16 Temmuz’da sona eriyor. Sonuçlar 26 Temmuz’da açıklanacak. Bu yıl çocuklarını liseye gönderecek veliler bugünlerde zorlu bir süreç yaşıyor.

Özel okullarda ön kayıt-kesin kayıt süreci adeta ‘doldur boşalt” sistemiyle çalışıyor. Çocuğunu özel okula kayıt edecek veliler bir yandan okul okul koşturup anlık değişimleri yakalamaya çalışırken bir yandan da son gelişmeleri okulların web sayfalarından takip ediyor. Bu arada resmi liseler için de tercih süreci devam ediyor.

İşte merkezi sınav puanlarına göre tercih yaparken dikkat edilecek 20 kritik nokta:

1) Özel okula kayıt yapan, resmi okullara tercih yapamıyor.

2) Resmi okullar için tercih yapanlar e-okuldan öncelikle yerel tercih yapmak zorunda. Burada 5 tercihte bulunanlar, ikinci aşama olan resmi okul tercihine geçebiliyor.

3) Merkezi sınavla öğrenci alan fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, özel program ve proje uygulayan eğitim kurumları ile meslekî ve teknik Anadolu liselerinin Anadolu teknik programlarına yerleşmek isteyen öğrenciler, en yüksek puanlıdan en düşük puanlıya doğru sıralandıktan sonra tercihleri doğrultusunda yerleştiriliyorlar. Resmi okullar için 10 tercih hakkı var.

4) Özel okula kayıt yapıp vazgeçip, başka özel okula gidecek olanlardan yıllık ücretin yüzde 10’luk kısmı isteniyor.

5) Sadece sınavla öğrenci alan resmî okullardan birine kayıt hakkı kazanırsa ücretin tamamı iade olur. Örneğin yerel yerleştirmeye kalırsa resmî okula kayıt olduğu halde (ilk taksit değil) yıllık ücretin %10’u yanar.

Yazının Devamını Oku

Silikon Vadisi’nin ‘STAR’ı

Her okulu birincilikle bitiren Zeynep Karacan (23), Yale Üniversitesi bilgisayar bilimi mühendisliğini de ‘yüksek onur’ derecesiyle tamamladı. Şimdi de iki yıldır ‘süper star stajyer’ olarak çalıştığı Silikon Vadisi’ndeki Facebook’ta pozisyonuna göre en yüksek maaşla işe başlıyor. Royal Akademi Piyano’yu dışarıdan bitiren Zeynep, lisede kurduğu Sultani Piano Quartet ile üniversitede çok sayıda konser de verdi. Başarısını çok fazla ‘inisiyatif’ almaya bağlayan Zeynep Karacan Türkiye’nin Silikon Vadisi’ni kurmak istiyor.

Zeynep Karacan, eğitim hayatına adım attığı Taş İlköğretim Okulu’ndan birincilikle ayrılırken, daha sonra merkezi sınav sistemi Seviye Belirleme Sınavı’nda (SBS) da birinci oldu. Hayalini kurduğu Galatasaray Lisesi’ni birincilikle kazanıp, yine birincilikle mezun oldu. Burslu girdiği Yale Üniversitesi yazılım mühendisliği bölümünden bu yıl akademik anlamda en başarılı öğrencilere verilen yüksek onur derecesiyle mezun olup diplomasını aldı. Tüm derslerini en yüksek not olan A ile geçti ve 150 kişi arasında onur derecesiyle mezun oldu. Şimdi de yöneticilerinin beklentilerinin üstünde çıkan, çok başarılı stajyerlere verilen ‘Süper star stajyer’ unvanı ile iki yıl boyunca çalıştığı Facebook’tan iş teklifi aldı. Önümüzdeki günlerde akranları ve pozisyonuna göre “en yüksek maaşla” işe başlıyor.



ÖĞRENİRKEN EGOM YOK

Arkadaşlarının, “çalışkan, kafasına koyduğunu yapan, sevecen, güler yüzlü, hayattan zevk alan, pozitif biri” olarak nitelendirdiği Zeynep, Facebook’ta iki yıl “süper star stajyer” olarak stajını yaptı. Başarısı nedeniyle temmuzda Silikon Vadisi’ndeki Facebook merkezinde yazılım mühendisi olarak göreve başlıyor. Aynı zamanda Amerika’daki en iyi yazılım mühendislerinin aralarında olduğu çok önemli bir grubun da üyesi olan Zeynep, burada Hindistanlılar dışında tek uluslararası üye.

Zeynep Karacan, “Çok fazla inisiyatif alıyorum” diyor:

Yazının Devamını Oku

2.5 milyonluk maraton başladı

Öğrencilerin üniversite kapısını aralamak için birbiriyle yarıştığı büyük maraton bugün başladı. 2 gün boyunca 3 oturum halinde yapılacak sınavlarda 2 milyon 607 bin 903 aday, geleceği için ter dökecek.

26-27 Haziran’da düzenlenecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda kuşkusuz en büyük heyecanı ilk kez sınava girecek olan 955 bin 632 (yüzde 36.6) lise son sınıf öğrencisi yaşayacak. Dikkat çeken bir bilgi de şu: Adayların diğer büyük çoğunluğunu daha önce sınava girip bölümünden memnun olmayanlarla, bir üniversiteyi bitirip tekrar şansını denemek isteyenler oluşturuyor. Sınava girenlerin büyük oranı yani yüzde 38.2’si lise mezunu olup bir yükseköğretim programına yerleşmemiş olan 997 bin 137 kişi. Bir de kazandığı halde mutlu olamayan yani bir yükseköğretime yerleştiği halde tekrar sınava giren 373 bin 731 kişi ise adayların yüzde 14.3’ü. Bir yükseköğretim programından mezun olup bu yıl tekrar şansını deneyen aday sayısı da 227 bin 128, (yüzde 8.8). Yükseköğretim kurumundan kaydı silinen ve sınava başvuran aday sayısı ise 54 bin 275 (yüzde 2.1).



SINAV ANINDA KAYGI NORMAL

Prof. Dr. Halil Ekşi, adaylara, “Çok ya da az, iyi ya da kötü, verimli ya da verimsiz her nasıl çalıştıysanız çalıştınız. Şimdi bu değerlendirmeleri yapacak zaman değil. Önünüzde gireceğiniz önemli bir sınav var. Her düşünceyi, gerçeği, doğruyu, yanlışı, iyiyi, kötüyü bir kenara bırakıp sınavda en yüksek performansınızı gösterin. Unutmayın, önünüzde daha uzun bir yaşam ve çokça fırsatlar var, umudunuzu içinizden eksik etmeyin! Her öğrencimize şimdiden başarılar dilerim” diyerek şunları öneriyor:

* Sınav başladığında kaygı artabilir. Ellerinizin terlediğini, kalbinizin çok hızlı çarptığını hissedebilirsiniz hiç korkmayın, bu durum öğrencilerin büyük çoğunluğunda yaşanır. Sınavda birkaç soruya baktıktan sonra kaygı düzeyinizin normale döndüğünü göreceksiniz. Kaygı düzeyiniz yüksekse iki veya üç defa yavaşça derin nefes alıp verin, kaygı düzeyinizin normale dönmesinde büyük yardımı olacaktır. Hem unutmayın biraz kaygılı olmanız motivasyon düzeyinizi de yükseltir.

Yazının Devamını Oku

Trafik lambaları liselilere emanet

İstanbul’un dört bir yanında trafik düzenini sağlayan ve zamanla arızalanan trafik ışıkları, meslek liseli öğrenciler tarafından okullarındaki atölyede onarılıyor. Profilo Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 7 öğrencisi bir yılda toplam 4 bin 370 arızalı trafik lambasını tamir etti.

İstanbul Bilişim ve Akıllı Kent Teknolojileri A.Ş.’nin (İSBAK), mesleki eğitime katkıda bulunmak için Profilo Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin içinde açtığı atölyede öğrenciler hem stajlarını yaparak ayda 700 TL kazanıyor hem de mezuniyet sonrası iş bulma şanslarını arttırıyor. Trafik ışıklarında kullanılan sinyalizasyon anakartları ve devre kartlarının tamirini 12’nci sınıftaki 7 liseli yapıyor. Liseliler, arızalanan trafik lambalarını 15 gün içinde onarılmış şekilde teslim ediyor. Son 1 yılda 230 yaya butonu, 1121 otokart, 3019 sinyal verici olmak üzere toplamda 4 bin 370 arızalı ürün öğrenciler tarafından onarıldı.



3 GÜN ATÖLYEDE 2 GÜN OKULDA
1989 yılında eğitim-öğretime başlayan Profilo Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, bin 200 kişilik öğrenci kapasitesiyle Bilişim Teknolojileri ve Elektrik-Elektronik Teknolojisi alanında eğitim veriyor. Okul müdürü Murat İzci şunları söylüyor: “Aktif olarak 7 öğrenciyle çalışıyoruz. Bu öğrenciler 12’nci sınıfta elektrik-elektronik bölümündeler. 3 gün staja gidiyor, iki gün okula gelip derse giriyorlar. Okul içindeki İSBAK atölyesinde stajlarını yapıyorlar. Trafik sinyalizasyon, otokart, yaya butonu gibi arızalı ekipmanları tamir edip, testini yapıyor ve sonra sağlam olarak teslim ediyorlar. Bunun karşılığında öğrencilerimiz asgari ücretin üçte biri olan staj ücretini alıyorlar, hatta daha fazla ürün tamir ederlerse daha fazla kazanıyorlar. Her yıl 7 öğrencimizle çalışıyoruz. Staj süresi 10 ay. Çocukların ilgi, istidat ve yeteneklerine göre seçim yapıyoruz. Tekniker olmak isteyen, elektroniği sevenleri seçiyoruz. Yerimize ve yaptığımız işin kapasitesine bakınca bu öğrenciler yeterli oluyor, ilerleyen zamanda daha fazla ürün gelirse öğrenci sayısını arttırırız. Bu çocuklar geleceğin iyi teknikerleri, mühendisleri olacak. Bozulan lambalar saha elemanları tarafından sökülüp, hatalı, arızalı ürünler bizim atölyeye getiriliyor. Tamir olduktan sonra kendilerine teslim ediyoruz. Okul müdürü, müdür yardımcısı ve öğretmenlerin referansları ile öğrencilerimiz daha sonra buralarda istihdam edilebiliyor.”

Yazının Devamını Oku

Bu köyde herkes hokey ragbi tenis oynuyor

Denizli Eziler Mustafa Kaçmaz Ortaokulu’nun 9 yıllık beden eğitimi öğretmeni Suat Arı, Türkiye’de az bilinen spor branşlarıyla tüm öğrencilerin ve köylülerin hayatını değiştirdi. Öğrenciler, adını bilmedikleri sporlarda şampiyon oldu. Biri kız, iki öğrencisi hokey milli takımına seçildi. Köylülerden de spor takımı kuran Suat Arı’nın hedefi yazın Eziler Cup Golf Turnuvası düzenleyip olimpiyata hazırlanmak...

Her şey Denizli’nin Güney ilçesi Eziler köyünde 1939 yılından itibaren eğitim öğretim veren Mustafa Kaçmaz Ortaokulu’na 4 yıl önce beden eğitim öğretmeni Suat Arı’nın atanmasıyla başladı. Pamukkale Üniversitesi’nde +tarih öğretmenliği okurken 3’üncü sınıfta beden eğitimi öğretmenliği bölümüne geçerek buradan mezun olan Arı, hem köylülerin hem de öğrencilerin hayatını farklılaştırdı. Öğretmen Arı, çocukların yeteneklerini keşfetmek için sporda pek bilinmeyen branşları denedi. Okuldaki 120 öğrenciyi önce farklı sporlarla tanıştırdı. Bu süreçte özellikle kız çocuklarının ailelerini ikna etmekte çok zorlandı, ama pes etmedi.



EV EV DOLAŞTI

Merkeze 80 kilometre uzaklıkta tarım ve hayvancılıkla uğraşan köylüler, çocuklarının spor yapmak yerine kendilerine yardım etmelerini istiyordu. Onları ikna etmek için ev ev gezen öğretmen Suat Arı, sporda başarı elde ettikçe arkası geldi. Köylüleri, kızlarının akşam yapılan antrenmanlara gelmesi için bile ikna etti. Suat Arı, bu çabalarıyla Sabancı Vakfı’nın, yaşadıkları çevrede karşılaştıkları sorunları çözmek için uğraşan ve topluma cesaret veren kişilerin hikayelerini görünür kıldığı “Fark Yaratanlar” projesi kapsamında, ‘12’nci sezonun Fark Yaratanları’ndan biri seçildi.

TÜM ÖĞRENCİLERİ LİSANSLI SPORCU

Yazının Devamını Oku

Zor sorular bu havuzdan seçildi

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına giren 1 milyon 243 bini aşkın aday, özellikle matematik testindeki 20 soruda çok zorlandı. Peki LGS’de ortaokul son sınıf öğrencilerine yöneltilen 90 soru nasıl hazırlanıyor? İşte sınav havuzuna atılan testlerin öğrencinin önüne gelene kadar yolculuğu:

* ÖNCE HAM SORULAR OLUŞTURULUYOR: Milli Eğitim Bakanlığı geçtiğimiz yıldan itibaren sınav güvenliği için İSO 27001 ve İSO 9001 bilgi güvenliği ve kalite yönetimi standartlarına göre soruları ve sınavları hazırlıyor. Öncelikle o yıl için her dersten Bakanlığın kadrosunda olan öğretmen ve alan uzmanları ham soruları oluşturuyor.

* ARDINDAN SORULAR İNCELENİYOR: Ardından yine bu alanlardan en az 3 akademisyen ile alan uzmanı ve en az 2 ölçme ve değerlendirme uzmanı bu soruları inceliyor. Soruları inceleyen ekipte mutlaka bir Türkçe alanında yetkin uzman bulunuyor.

* AKADEMİSYENLERİN KONTROLÜNDE: Sınav hazırlık sürecinde akademisyenler denetiminde ve kontrolünde yapılıyor. Bu her alanda en az 3 profesör ve doçentin olduğu alan uzmanları arasında en az 2 ölçme değerlendirme uzmanı ve en az 2 Türkçe hocası yer alıyor. Tüm akademik kadro İstanbul ve Ankara’daki üniversitelerden seçiliyor.
Soruların ham haline bakıp inceleyen ekip, öğretmenlerle birlikte soruların son haline getirilmesi için çalışıyor, soruları şekillendiriyor.

* HER TESTİN 15 KATI SORU HAVUZA: Bir sınavda bir ders için 20 soru sorulacaksa bunun 10 veya 15 katı iyice incelenip, sorulabilir görüldükten sonra “soru havuzuna” atılıyor. Örneğin 20 matematik sorusu sorulacaksa 200-300 soru bu havuzda yerini alıyor.

* ZOR, KOLAY VE ORTA SORULAR: Her ders için zor, kolay, orta kolaylıkta sorular belirleniyor. Sınava 40 gün kala her alandaki bu sorular ‘havuz’a atılarak, kapalı şekilde ve özel güvenlikle dijital ortamda matbaaya gönderiliyor.

* SORULARI GÖRENLER SINAV HAPSİNDEKİLER: Matbaaya girmeden önce her derste örneğin LGS’de Türkçe, TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Yabancı Dil, Matematik ve Fen Bilimleri derslerine ait testler doçent ve profesör düzeyinde hocaların denetiminden onayından geçmeden soru havuzuna alınıyor. Uzmanlar “havuza” atılan soruların zorluk derecelerine ve tamamına bir bütün olarak bakıp, değerlendiriyor.

* MATBAADA KAPALI KALIYORLAR:

Yazının Devamını Oku

Sınava girecekler bunları okusun... LGS’de başarının püf noktaları

1 milyon 200 bini aşkın öğrencinin kaderini belirleyecek olan Liselere Geçiş Sınavı’nda (LGS) geri sayım başladı. Yarın yapılacak sınav öncesi son hazırlıklar ve sınav sırasında yapacağınız küçük taktikler, başarının da bir nevi anahtarı olacak... İşte büyük sınava bir gün kala son tavsiyeler...

Ortaokul son sınıfta öğrenim gören 1 milyon 200 bini aşkın adayın katılmasının beklendiği Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav yarın yapılıyor. Bu yıl 8’inci sınıfı bitiren öğrencilerin birçoğu en az iki yıldır bu sınava hazırlanıyor. Ancak bu öğrencilerden sadece 175 bine yakını sınavla alınan bir liseye yerleştirilecek. Adayların büyük kısmı, yani 56 bini aşkını Anadolu liselerine girecek. 36 bini fen liselerine, geri kalanı da Anadolu imam hatip, teknik, meslek ve sosyal bilimler lisesine kayıt yaptırabilecek. En fazla öğrencinin sınava girdiği İstanbul’da 220 bini aşkın aday puanı yüksek okulların kapısını aralamak için yarışacak. Geçen yıla oranla sınavla öğrenci alan okulların kontenjanlarında yüzde 18.6 oranında düşme var. Türkiye genelinde sınava girecek öğrenci sayısı azalırken kontenjanlar da denk bir şekilde düşürüldü.

SONUÇLAR 30 HAZİRAN’DA
Sınav, iki oturum halinde uygulanacak, çoktan seçmeli 90 soru sorulacak ve oturumlar aynı gün yapılacak. Adaylara sözel alanda 50 sorudan oluşan birinci oturum için 75 dakika, sayısal alanda 40 sorudan oluşan ikinci oturum için 80 dakika süre verilecek. İlk 30 ve son 15 dakikada sınav salonundan çıkılamayacak.



Sınav sonuçları 30 Haziran’da açıklanacak ve bunun ardından Türk ve yabancı özel okullar için kayıt takvimi başlayacak. Özel öğretim kurumlarına kayıt (aday kayıt/ön kayıt) yaptıran öğrencilere tercih ekranı açılmıyor. Ancak öğrenciler, tercih süresi içerisinde kayıtlarını iptal ettirmeleri durumunda yeni tercihte bulunabiliyor. 5-15 Temmuz arasında da devlet okulları için tercih sürecinin başlayacağı tahmin ediliyor.

Yazının Devamını Oku

İlk ders zilinde hedef 1 Eylül

Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde eğitim editörleriyle buluşan Bakan Selçuk, okulları eylülün ilk haftası açmayı istediklerini söyledi ve ekledi: “Niyetimiz her zaman açmaktan yana ama risk gördüğümüzde de kapatırız. Öğretmenimizi, çocuklarımızı riske sokacaksak bunun adı eğitim olmaz, risk olur.”

CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın sunduğu “Tarafsız Bölge” programında okulları eylülün ilk haftasında açmak istediklerini söyleyen Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, dün de Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde eğitim editörleriyle buluştu. Bakan Selçuk, “Eğitimde telafi başlıyor” programını da anlattığı toplantıda özetle şu mesajları verdi:

AĞUSTOS UYGUN DEĞİL

“Ağustosta okulları açıp eğitim yapmak bizim için uygun değil. Öğretmelerimizin dinlenmesi lazım. Okulların açılışını eylülün başına alalım, biraz daha erken başlayalım diye düşünüyoruz. Biz şunu çok istiyoruz; 5 gün okulumuzu açacağız, mümkünse 1 Eylül’de açacağız. Ama bu koşullar dünyada ve Türkiye’de ne getirir? Biz bunu tam olarak bilmediğimiz için hesabımızı yaza göre de kışa göre de yapıyoruz.

YÜZDE 80 OKULA GELİYOR

Bizim okullarımızda devam çok yüksek. ‘İsteyen çocuk gelebilir, isteyen gelmeyebilir’ diyoruz. En az yüze 80’i geliyor çocukların. Sınıflar çok kalabalık oluyor ve mesafeyi ayarlamakta zorlanıyoruz. En çok ilkokullar rağbet ediyor. Arkasından ortaokul ve lise geliyor.

2 TEMMUZ’DA OKULLAR KAPANIYOR

Pazartesiden itibaren eğitimi ağırlıklı olarak sosyal, duygusal, fiziksel, kültürel ve sanatsal etkinliklerle zenginleştirmeye çalışacağız. Yüz yüze eğitim başladı, ancak öğrencilerin okula gelmelerinde zorunluluk yok. Devamsızlık yoksa çocuklar niye okula geliyorlar? Konular büyük ölçüde tamamlanmış vaziyette. İlkokulda 2’nci sınıfa geçecek çocukların okumasıyla ilgili bir problem yok, yazmada sıkıntı yaşıyorlar. Öğretmenler yüz yüze eğitimde bu konuya ağırlık verecek. 2 Temmuz’da akademik takvim sona eriyor.

Yazının Devamını Oku

Türk Eğitim Derneği: Okullar ağustosta açılmalı

Bakan Selçuk, telafi eğitiminin haziranda başlayacağını duyurdu. ‘Türkiye’nin Telafi Eğitimi Yol Haritası’ başlıklı rapor hazırlayan Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu ise “Haziran başında okullar kapatılmalı, tüm hazırlıklar tamamlanarak ağustos başında yüz yüze eğitime başlanmalı” önerisini getirdi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, önceki gün eğitimde telafi uygulamasının haziran ayında başlayacağını duyurdu ve pandemi dönemindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldıracaklarını açıkladı. Mart 2020’den bu yana okullarından uzak kalan öğrenciler için kapsamlı bir telafi programı üzerinde çalıştıklarını zaman zaman dile getiren Selçuk, artık hazır olduklarını söyledi. Bu açıklamanın ardından Türk Eğitim Derneği düşünce kuruluşu TEDMEM önemli bir rapor yayınladı. İlk ve ortaöğretimde salgın dönemine rastlayan yaklaşık 1.5 yıllık süreçte eğitimde öğrenme kayıpları yaşandığına dikkat çekilen “Türkiye’nin Telafi Eğitimi Yol Haritası” başlıklı raporda TEDMEM, milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren bazı verilere yer verdi.



KARNE ARTIK FORMALİTE

TED Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, “Karne artık bir yeterlilik belgesi değil formalite evrağıdır. Haziran ayı başında okullar kapatılmalı, tüm hazırlıklar tamamlanarak tüm kademelerde ağustos ayı başında yüz yüze eğitime başlanmalı” dedi. Pehlivanoğlu, “İlkokul birinci sınıflar 16 Mart 2020- 2 Mart 2021 tarihine kadar 175 okul gününde 15 okul günü okula gitti. 2, 3 ve 4’üncü sınıflar 10 gün, 8 ve 12’nci sınıflar da 10 gün okullarında ders yapabildi” diyerek şunları söyledi:

“Öğrenme kayıpları ciddi boyutlara ulaştı, çocuklarımızın sosyal ve duygusal gelişimleri sekteye uğradı. Öğrencilerimizin eşit koşullarda nitelikli eğitime erişimleri mümkün olmadı, eğitim sisteminde var olan eşitsizlikler derinleşti. Öğretmenler, öğrenciler, veliler uzaktan öğretim sürecinde çok yoruldu, devam etme motivasyonlarını kaybetti. Öğrencilerin eğitim-öğretim süreci onarılması zor hasarlar gördü. Sınavların kaldırılması öğrencilerin okulla olan son bağını da kopardı.

Yazının Devamını Oku