Nuran Çakmakçı

Yüz yüze sınava girmeyen sınıfta kalacak

24 Ekim 2020
Yüz yüze eğitim kısmen başlamış olsa da okula gitmeyen bu yıl devamsız sayılmayacak, devamsızlık yüzünden sınıfta kalmayacak. Ancak sınavlar yüz yüze yapılacak ve bu sınavlara girmeyenler ne yazık ki başarısız sayılarak sınıfta kalacak.

Okulların 31 Ağustos’tan itibaren kademeli ve seyreltilmiş olarak açılmasının ardından öğrenciler ya okula gitti ya da velilerinin isteği doğrultusunda evlerinde kalıp uzaktan eğitimlerini sürdürdü. Okula gitmeyen devamsız sayılmadı, diğer bir deyişle devamsızlık nedeniyle sınıfta kalma bu yıl rafa kaldırıldı. Yaklaşık iki aydır açık olan okullarda dersler devam ederken, gözler sınavlara çevrildi. Milyonlarca öğrenci bu yıl sınavların yapılıp yapılmayacağını ya da nasıl yapılacağını merak ediyor.

SINAVLAR YÜZ YÜZE

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okula devamı zorunlu tutmazken, sınavların yönetmelik gereğince okulda mutlaka yüz yüze yapılacağı mesajını sık sık verdi. Okullarda sınav dönemi geldi. Ancak, bugüne kadar her yıl kasım ortasında başlayan ilk sınavların bu yıl nasıl yapılacağı konusunda henüz bir açıklama yapılmadı. Bazı özel okullarda sınav takvimi açıklandı, hatta bazıları sınav yapmaya başladı. Bu hafta bazı okullar velilerine gönderdikleri yazıda, “İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden gelen mesaj doğrultusunda yazılı sınav takvimlerinin beklemeye alınması talimatı gelmiştir. Bu nedenle 23 Ekim’den itibaren sınavlar beklemeye alınmıştır. Sınavlar ile ilgili yeni bir talimat gelene kadar dersler ilgili sınıflarda yüz yüze, diğer sınıflarda online olarak devam edecektir” dendi.

2 SENARYO GÜNDEMDE

Bu açıklamanın ardından bir araştırma yaptım. Pandemi nedeniyle yüz yüze olacak okul sınavlarına yönelik edindiğim bilgilerde farklı senaryolarla karşılaştım.

İlk senaryo şu: Uygulamalı dersler olan müzik, beden eğitimi, resim gibi derslere not verilmesinde bakanlık özellikle ilkokul ve ortaokulda esnek bir program izleyecek. Bu derslerde notlar yüz yüze sınavlarla değil, büyük ihtimalle ödevlerle verilecek. İkinci senaryo ise şöyle: Matematik, fen bilgisi, Türkçe, yabancı dil gibi akademik derslerde mutlaka ve mutlaka yüz yüze yazılı sınav yapılacak. Her zaman olduğu gibi bu derslerde en az iki sınav yapılması esas.

Bakanlık koridorlarında konuşulan senaryolardan biri de bu akademik derslerde iki sınavdan birinin yüz yüze okulda yapılması. İkinci sınavın ise performans veya proje olarak notlandırılması. Buradaki amaç da dezavantajlı gruplara kolaylık sağlamak.

Yazının Devamını Oku

Elde keman kafada fizik

17 Ekim 2020
Ailesi 5 kuşak sanatçı... Armut dibine düşmüş ve Naz İrem Türkmen de 2.5 yaşında kemana, 6 yaşında da konservatuvara başlamış. Henüz 14 yaşında ve müzik kariyeri başarılarla dolu. Ama matematik ve fizik alanındaki başarıları da müzikten geri kalmıyor...

Genç keman sanatçısı Naz İrem Türkmen, sanatçı bir ailenin beşinci kuşak temsilcisi. Kemanı eline aldığında henüz 2.5 yaşındaymış. 6 yaşında da İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na girmiş ve şimdi artık genç yaşında birçok uluslararası başarıya sahip kariyerli bir keman sanatçısı olmuş. Armut dibine düşermiş derler. Naz İrem de bebekliğinden itibaren ailesinden, büyüklerinden gördüğünü yapmış aslında. Allah vergisi yeteneğinin önemli kısmı da belli ki aileden gelmiş.

5 KUŞAK MÜZİSYEN

Naz İrem’in büyük dedesi Semih Argeşo, eskiden ismi İstanbul Şehir Orkestrası olan İstanbul Senfoni Orkestrası’nın baş kemancısıymış, hem de tam 45 sene. Büyükannesi Sabire Kakıcı da uzun yıllar yan flüt çalmış. Dedesi Cengiz Argeşo Ankara Operası’nın kadrosunda yan flüt sanatçısı olarak yer almış. Ve annesi Selda Argeşo Türkmen... Selda Hanım da Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği ile eş zamanlı İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olmuş bir klarnet sanatçısı. Naz’ın 11 yaşındaki kardeşi de onun gibi okulun yanı sıra konservatuvara devam ediyor. Babası Göksel Türkmen ise makine mühendisi.

BAŞARILARI BELGELİ

Naz İrem Türkmen, geçtiğimiz ay Cem Mansur yönetiminde Cemal Reşit Rey Salonu Orkestrası ile Harbiye Açıkhava’da verdiği konserin sonunda bitmek bilmeyen alkışlarla defalarca sahneye davet edildi. Virtüöz olma yolunda basamakları çifter çifter çıkıyor. Şimdiden birçok ödülü var. Ama müzikteki bu etkileyici başarısının yanı sıra matematik ve fizik alanında da müthiş bir noktada. Yani öğrencisi olduğu Üsküdar Amerikan Lisesi’nde sadece matematik ve fizik derslerinde çok başarılı demiyorum. Çok çok başarılı. Bu ödüllerle, ekstra eğitimlerle belgelenmiş bir başarı. 

MIT’YE GİTMEK İSTİYOR

Naz, Üsküdar Amerikan Lisesi'nde sanat bursuyla okuyor. Matematiğe özel bir ilgisi olan ve bu alandaki yarışmalarda derece alan Naz İrem, fiziğe de merak duyuyor. Ortaokulu bitirdiği yaz Marmara Üniversitesi Nanoteknoloji Laboratuvarı’nda staj yapan en küçük öğrenci oldu. Şimdi de lisede TÜBİTAK Fizik Olimpiyatlarına katılmayı hedefliyor. Genlerinde taşıdığı yeteneği küçük yaşlardan itibaren akılcı ve disiplinli çalışmasıyla hak ettiği başarılarla taçlandıran Naz İrem, Amerika’da MIT’de (Massachusetts Institute of Technology) fizik okumak, ama profesyonel olarak da keman çalmak istiyor.

Yazının Devamını Oku

Ara sınıflar için de her an zil çalabilir

10 Ekim 2020
12 Ekim Pazartesi günü yüz yüze eğitimin ikinci aşaması başlıyor. Anaokulları hafta içi her gün, ilkokullar ile sınava girecek 8 ve 12’nci sınıflar haftada iki gün okula gidecek. Evlerinde bekleyen ortaokul ve lise ara sınıf öğrencileri ise şimdilik beklemede. Ancak onlar da her an okula çağrılabilir.

Milli Eğitim Bakanlığı, ortaokul ve liselerdeki ara sınıfların da okula gideceği yüz yüze eğitimin üçüncü aşaması için üç hafta beklemeyi düşünüyor. Ancak, her hafta toplanan Bilim Kurulu’na da bu sınıfların açılması için öğrendiğime göre düzenli olarak brifing veriliyor. Buna göre üç haftalık süre daha da kısalacak gibi. Yani salgınla ilgili durum iyiye giderse üçüncü aşama için beklenmesi düşünülen üç haftalık süre daha da kısalabilir. İyileşme olur, risk azalırsa tüm sınıflar düzeyinde yüz yüze eğitime üç haftadan kısa bir süre içinde geçilebilir. Ancak her durumda, tüm sınıf düzeylerinde haftada iki gün yüz yüze, kalan zamanlarda canlı sınıf uygulamasına devam edilecek. Milli Eğitim Bakanlığı, bu yıl sınava girecek ortaokul 8 ve lise 12’nci sınıf öğrencileri için de haftanın 5 günü yüz yüze eğitim planladı. Ancak, bu kararı Bilim Kurulu’na şimdilik onaylatamadı. Burada da sınava girecek adayların haftanın 5 gün yüz yüze eğitim görmesini salgının seyri belirleyecek.

30 DAKİKA DERS 10 DAKİKA DİNLENME

Haftada iki gün yüz yüze eğitim için okula gidecek öğrenciler 30 dakika ders, 10 dakika teneffüs yapacak. Gerekli görülmesi halinde iki günden birinin cumartesi de olabileceği daha önce açıklanmıştı. Cumartesi kararı şimdilik valiliklere bırakıldı. Yüz yüze eğitim dışında kalan tüm dersler uzaktan eğitim yoluyla tamamlanacak. Uzaktan eğitimlerde her dersin süresi 30 dakika olacak. Öğrencilerin uzaktan eğitim yoluyla desteklenmelerine yönelik tedbirler, okul yönetimlerince alınacak. Yüz yüze eğitim için çocuğunu okula göndermek istemeyen velinin yazılı onayı alınacak ve okula gelmeyen öğrenciler devamsız sayılmayacak ancak velisi tarafından okula gönderilmeyen öğrenci uzaktan eğitimle derslerine devam ederek devam ettiği sınıfın müfredatından sorumlu olacak.

60 YAŞ ÜSTÜ VE KRONİK HASTA ÖĞRETMENLER İZİNLİ

Salgın nedeniyle 60 yaş üstü ve Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği kronik hastalığı bulunan öğretmenler idari izinli olmaya devam edecekler. Hatta bu öğretmenlerin yerine sözleşmeli öğretmen ataması bazı okullarda yapıldı. Ancak, öğretmenler isterlerse tüm risk ve sorumluluğu üzerlerine alarak dilekçe verip, görevlerine devam edebilecek.

EBA EKİ İLE EĞİTİME DESTEK

Yazının Devamını Oku

'Çalıkuşu'nun şirinler sınıfı'

26 Eylül 2020
Öğretmen Büşra Yenidünya, tayin edildiği Pervari’nin dağ köyü Keskin’deki okula adım atar atmaz işe sınıfını boyamakla başladı. Hayatında yaptığı ilk boyada renk olarak maviyi seçti, sınıfa da ‘Şirinler’ adını verdi. Çocuklar sınıfa bayıldı ancak velilerde umduğunu bulamadı. Bir veli bile gelmedi toplantıya. O da okuldan çıkıp evleri tek tek gezdi, kendini sevdirdi. Köylülerin ‘Çalıkuşu’ dedikleri Büşra öğretmen, “Güzel bir başlangıç oldu” diyor.

Büşra Yenidünya, Artvin Yusufeli’nde doğdu. Önce Yusufeli Anadolu Öğretmen Lisesi’ni sonra da Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi sınıf öğretmenliği bölümünü bitirdi. Üniversiteden mezun olur olmaz “Ülkemin neresi olursa olsun orada görev yapmak isterim” diyerek öğretmenlik yapmak için atanmayı bekledi. Pandemi döneminde Siirt Pervari’de bir dağ köyü olan Keskin’e tayini çıktı. 22 Ağustos’tan itibaren de ilk görev yeri olan bu köyde öğrencileriyle birlikte hayatı öğreniyor. “Köyde bir Çalıkuşu, diye adlandırdılar beni çok da memnun oldum. Evet, ben köyde yeni başlayan bir Çalıkuşuyum. Kimine göre ilk heveslerin içindeyim ama bence güzel bir başlangıç yaptım. Geleceğe dair şunu söyleyebilirim. Daha yeni başlıyoruz. Umudumuzu hep diri tutmalıyız yoksa başka türlü üzülmek için çok neden var” diyor. 

OKULA ADIM ATAR ATMAZ İŞE KOYULDU

Bir ve ikinci sınıfların olduğu birleştirilmiş sınıfta öğretmenliğe başlayan Büşra öğretmen, okula adım atar atmaz işe sınıfını boyamakla başlamış. Hayatında ilk defa duvar boyamış. Ve yaptığı bu ilk boyada maviyi seçmiş. Örtüler dikmiş, sıraların, masaların ufak tefek tamiratını yapmış. Şimdi duvarları masmavi pırıl pırıl bir sınıfı var. Bu sınıfın adını da ‘Şirinler Sınıfı’ koymuş. Sınıfının mavi duvarlarında minik öğrencilerinin sesleri yankılansın istemiş hep. El emeği göz nuruyla yaşam verdiği sınıfını gördüklerinde öğrencilerinin de mutlu olacağını, buradan ayrılmak istemeyeceklerini düşünmüş.

BENİM DE ÖĞRETMENLİKTE İLK GÜNÜM

Ve sonunda Çalıkuşu Büşra öğretmen, geçen pazartesi başlayan “Uyum haftasında” birinci sınıftaki 9, ikinci sınıftaki beş öğrencisiyle buluştu. Çocukları, öğrencileri rengarenk çiçekler gibiydi. Şirinler Sınıfı’na çok da yakıştılar. Onlara ilk sözleri “Okulda sizin de ilk gününüz benim de öğretmen olarak ilk günümüz” oldu.

KÖY EVİNDE VELİ TOPLANTISI

Ancak ailelerine geldiğinde Büşra öğretmen pek umduğunu bulamadı. Veli toplantısı için önce onları tek tek aradı, her birinin bir mazereti vardı. Yine de toplantı saatini umutla bekledi fakat özenerek süslediği, onardığı sınıfına hiçbir veli adım atmadı. Toplantı 12.30’daydı, bekleyişi 14.00’e kadar sürdü. Ama Büşra öğretmenin kitabında yılmak yoktu. Okuldan çıktı, velilerinin tek tek evlerine gitti. İlk gittiği evde birkaç veliyi bir arada buldu, onlara okulu anlattı, çocuklarıyla nasıl ilgilenmeleri gerektiğini aktardı. Sonra diğer evleri gezdi. Öğretmenlerini evlerinde gören aileler şaşırdı. Kanepesi, minderi olmayan köy evlerinde Büşra öğretmen de yoklukla mücadele eden aileleri tanıdı. Çocuklara bütün bildiklerini aktarma sözü vererek çıktı. Köy evlerinde öğrencilerinin ailelerini ve koşulları tanıdığı için şimdi mesleğine daha farklı bakıyor. Omuzlarındaki yükün daha da ağırlaştığını hissediyor. Ama hem kendine hem çiçekler gibi rengarenk çocuklarına hem de onların artık daha iyi tanıdığı ailelerine, anne babalarına güveniyor. Bir de tabii pandemi bitip de Şirinler Sınıfı’nın mavi duvarları her gün çocuk sesleriyle yankılanmaya başladığında artık herkesin eğitimden keyif alır hale geleceğini düşünüyor ve geleceğe umutla bakıyor.

Yazının Devamını Oku

Yüz yüze eğitim böyle başlayacak

19 Eylül 2020
Milli Eğitim Bakanlığı 21 Eylül’de anaokulu ve birinci sınıf öğrencileri için yüz yüze eğitimin ilk ders zilini çalıyor. Ancak velilerin kafasında ‘Çocuklar hangi gün okula gidecek, kaç saat okulda kalacak, virüsten nasıl korunacak’ gibi sorular hâlâ var. İşte cevapları...

2 GÜN OKUL, 5 GÜN EV: Bakanlığın açıklamasına göre, ‘uyum haftası’ adı verilen ilk hafta okul öncesi ve birinci sınıflar haftada 2 gün okula gidip yüz yüze eğitim alacak.

YARIM GÜN KALACAKLAR: Çocuklar 30’ar dakikalık 5 etkinlik saati olarak ders yapacak. Öğrenciler yarım gün okulda kalacak.

YEMEK YOK: Koronavirüsten korunma tedbirleri kapsamında öğrenciler okullarda yemek yemeyecek.

SINIFLAR İKİYE BÖLÜNECEK: Bir sınıf iki gruba ayrılacak, sınıfın yarısı bir gün, yarısı bir başka gün okula gelecek.

ZİYARETÇİ YASAK: Dışarıdan gelebilecek bir bulaş riskinin önüne geçebilmek için okullara kesinlikle ziyaretçi kabul edilmeyecek.

İSTEMEYEN ÇOCUĞUNU GÖNDERMEYECEK: Çocukların okula gönderilmesi konusu da velilerin inisiyatifinde. İsteyen veli çocuğunu dilekçe yazıp okula göndermeyebilecek.

OKUMA YAZMA İÇİN:

Yazının Devamını Oku

Üniversitelerde sınavın notu düşüyor ödev notu artıyor

12 Eylül 2020
Pandemi nedeniyle geçtiğimiz dönem üniversitelerde sınavların çoğu online yapıldı. Bazı öğrencilerin kopya olarak nitelenebilecek yardım aldığı saptansa da bir şey yapılamadı. Bunun üzerine YÖK daha sağlıklı ölçme değerlendirme için harekete geçti. Güz dönemindeki vizelerde not ağırlığının düşürülmesi, ödev ve projelere daha fazla önem verilmesi istendi. İstanbul’da yüz yüze görüştüğüm YÖK Başkanı Yekta Saraç, üniversitelerdeki hibrit eğitimle ilgili ilk kez konuştu. Ölçme değerlendirme sisteminde ne gibi değişiklikler yapılacağını anlatan Başkan Saraç, YÖK-Gelecek Projesi hakkında da yeni detaylar verdi. YÖK Başkanı Yekta Saraç’ın bana anlattıkları şöyle:

YÜZ YÜZE EĞİTİMİN ALTERNATİFİ OLAMAZ

“Salgının ilk gününden itibaren dünyada yükseköğretimde alınan önlemleri araştırmak için bir grup oluşturduk. Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkeleri yakından takip ediyoruz. Şu anda dünyanın en iyi üniversiteleri olarak nitelendirilen üniversitelerin bile eleştiriden uzak bir model ortaya koyamadıklarını görüyoruz. Yurtdışındaki üniversiteler online ve hibrit sistemlerini kullanıyor. Tek tip ‘bu en uygundur’ diyebileceğimiz bir model şu anda yok. Türkiye’ye baktığımızda her ilin kendine has şartları var. Biz de YÖK olarak bu süreci, çevik yönetim, güçlü koordinasyon ve esnek kararlar alarak yönetiyoruz. Bazı öğrencilerimiz, ‘niye üniversiteler teorik dersleri online, dijital yapıyor, yüz yüze öğretim istiyoruz’ diyorlar. Sağlık Bakanlığı içinde bulunduğumuz şartlarda “yüz yüze eğitimi kamu sağlığı açısından tehlikeli bulduktan sonra YÖK’e ve üniversitelerimize düşen bu uyarıyı dikkate almaktır. Şu an yükseköğretim sistemine üç ay kadar önce sessiz sedasız bu döneme münhasır olmaksızın karma/hibrit eğitim modelini getirdik. Aslında yüz yüze ile uzaktan öğretimi birleştiren bu model aynı zamanda bu gibi sıkıntılı süreçleri kolaylaştırıcı, çağdaş bir model.

ÜNİVERSİTELERİN KAPISI KAPATILMAMALI  

Uzaktan/online/dijital öğretim, yüz yüze öğretimin alternatifi olamaz. Ancak yükseköğretim sisteminin durdurulması, üniversitelerin bir süre için kapılarının kapanması ile öğretimin online imkanlardan istifade edilerek sürdürülmesi arasında seçme durumunda kalır isek biz üniversitelerin kapatılmamasını tercih ediyoruz. Karma/hibrit sistemde bir programın yüzde 40’ına kadarının uzaktan öğretimle olmasına izin veriyoruz. Dört yıllık bir programı baz alırsak aslında olağanüstü koşularda ilk dönemlerin online, geri kalanı yüz yüze olması mümkün. Eğitimin bütünüyle ya da bir programın bütünüyle online olması söz konusu değil. Öğrencilerimizi anlıyoruz. Onların da, üniversitelerin bu kararları kendi yararlarına aldığını unutmamalarını istiyoruz. Öğrencilerimizin sağlığı olmazsa eğitim ve öğretimden bahsetmek mümkün olabilir mi?

ÖDEV VE PROJELERE AĞIRLIK VERMELİLER

Geçtiğimiz dönem üniversitelerimiz bunu uyguladı. Sınavları da online yaptı. Her ne kadar bütün dünya bununla ilgili tedbirler ortaya koymuşsa da yüz yüze yapılan sınavlar kadar sıhhatli sonuç vermediğini biliyoruz. Zorlayıcı şartlar nedeniyle bu kullanılıyor. Bizim üniversitelere önerimiz, bu ölçme ve değerlendirmenin süreçlere yayılması. Yani online yapılan bir sınavın belirleyici tek faktör kılınmaması. Süreç odaklı bir ölçme ve değerlendirmeye gidilmesi. Bu da programdan programa, üniversitelerin farklı yetkinliklerine göre hocanın yüz yüze öğrenci ile görüşmesinden, ödev vermesine, proje istemesine kadar farklı şekilde sürece yayılabilir. Dijital materyallerin kavranmasına ilişkin her aşamada birtakım bariyerler konulup, konunun kavranıp, kavranmadığına yönelik ölçüler tespit edilebilir.

Yazının Devamını Oku

Velinin tercihi nasıl olacak?

9 Eylül 2020
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu sonrası, “Ailelerin tercihine göre, okulöncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencilerinden başlayarak okullarımızı eğitim öğretime açıyoruz” açıklamasının ardından velilerin bu tercihlerini nasıl yapacağı konusu gündeme geldi. Aileler, çocuğunun okula gitmesini istemiyorlarsa bu durumu gerekçesiyle ‘yazılı’ olarak okul idaresine bildirecek. Dilekçede ‘kronik rahatsızlık’ veya ‘endişe’ gibi sebepler belirtmeleri yeterli olacak.

Önceki gün yapılan kabine toplantısından sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, “Ailelerin tercihine göre, okulöncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencilerinden başlayarak okullarımızı eğitim öğretime açıyoruz” dedi. Bu açıklamanın ardından velilerin tercihlerini nasıl yapacakları sorusu tartışılmaya başlandı. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da dün bir açıklama yaptı.

Bakan Selçuk’un verdiği bilgilere göre, aileler çocuğunun okula gitmesini istemiyorlarsa bu durumu gerekçesiyle ‘yazılı’ olarak okul idaresine bildirecek. Dilekçede ‘kronik rahatsızlık’ için veya ‘endişe’ gibi sebepleri belirtmeleri yeterli olacak.

DEVAM ZORUNLULUĞU YOK

Anne ya da baba, çocuğun velisi herhangi bir rahatsızlığı olmasa da pandemi nedeniyle kaygı duyduğunu belirten bir yazıyı yazıp, okul idarelerine göndermeleri durumunda devam zorunluluğu olmayacak. Yani öğrenciler bu nedenle okula gelmediği için devamsız sayılmayacak. Okul da öğrencinin neden gelmediğini bu şekilde tespit edip, takibini yapabilecek.

BAKAN SELÇUK AÇIKLADI: İLK ÖNCE MİNİKLER OKULA BAŞLAYACAK
21 Eylül’de okulöncesi ve ilkokul birinci sınıflar ilk olarak ders başı yapacak. Daha sonra salgının seyrine göre diğer sınıflar başlayacak. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “aşamalı ve seyreltilmiş” olarak başlayacak olan okullarda yüz yüze eğitim öğretimle ilgili şu bilgileri verdi:

İLK HAFTA BİR GÜN

Yazının Devamını Oku

Velilerin pandemi formülleri

5 Eylül 2020
Pandemi nedeniyle okulların ne zaman açılacağı, açılırsa eğitimin nasıl olacağı gibi soru işaretleri velileri yeni bazı eğilimlere yönlendirdi. Bunlardan en yaygın olanları çocukları özel okullardan alıp devlet okullarına kaydetmek, yazlık bölgelerdeki okullara yönelmek ve evde özel öğretmen tutmak olarak ortaya çıkıyor...

Milli Eğitim Bakanlığı 21 Eylül’de okulları açmaya hazırlanıyor. Ama bu seneki yüz yüze eğitim geçmiş yıllardan farklı olacak. Muhtemelen öğrenciler okula haftanın belli günlerinde gidip diğer günler uzaktan eğitime devam edecek. Okullarda sosyal mesafe kuralları gereği daha az sayıda öğrenci bulunacak. Kademeli, seyreltilmiş eğitim hazırlıkları bu şekilde sürerken hem Bakanlık hem de veliler salgının seyrine göre alternatifler üzerinde düşünüyor. Son dönemlerde eğitimin yeni normalleri veliler açısından bakıldığında yeni bazı eğilimlerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Çocuğu okul çağında olan veliler yeni arayışlar içinde. Bunları size başlıklar halinde şöyle aktarabilirim:

ÖZELDEN DEVLETE

Kolejlerdeki yüksek ücretler karşısında sıkıntı yaşayan ailelerin bazıları okulların açılmayacağını, açılsa da kısıtlı zamanda okula gidileceği ve eğitimin nasıl olsa uzaktan devam edeceğini düşünerek çocuklarının kayıtlarını devlet okullarına almaya başladı. Özel anaokulları ve ilkokullarda kayıtlarda gözlenen azalmanın bir nedeninin bu olduğu söyleniyor.

YAZLIKTA OKUL

Küçük yerlerin daha güvenli olduğunu düşünen ve imkânı olan bazı aileler pandemi sürecinde çocuklarını da alıp yazlık bölgelere ya da memleketlerine gitti. Şimdi bu ailelerin bir kısmı pandemi sürdüğü için bulundukları yerden ayrılmayı düşünmüyor. Çocukları da uzaktan eğitimin süreceği tahminiyle bulundukları yerlerdeki okullara kaydettiriyor. Bodrum bunların başında geliyor.

EVDE ÖZEL DERS

Şartlar ne olursa olsun kaygılı ailelerin tercih ettiği bu modelde ya aile çocuğuna özel öğretmen tutuyor ya da birkaç veli birleşiyor ve 4-5 çocuktan oluşan küçük gruplar bir evde toplanıyor. Çocuklara sırayla öğretmen geliyor. Eve derse giden özel öğretmenlerin randevu defterlerinde bu aralar yer bulmak neredeyse imkânsız. Sabah saat 7.00’de başlayan mesaileri akşam 18.00’e kadar sürüyor. Evlerde birebir ya da grup halinde özel ders seansları için ücretler de belirlenmeye başladı. Özel okula vereceği paranın yarısını özel derse vermeyi tercih eden aileler, şimdilik bu modelden memnun. Tabii iyi bir özel öğretmen bulabildilerse. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un geçtiğimiz hafta açıkladığı okula gitme konusunda ‘veli inisiyatifinin dikkate alınacağı’ sözleri de bu konuda etkili oldu. Veli dilekçesi yeterli olmasa da cezaları göze alıp, çocuğunu okula göndermeyecek ailelerin sayısı az değil.

SERVİS YERİNE OTOMOBİL

Yazının Devamını Oku