GeriNuran ÇAKMAKÇI En eğlenceli EBA dersleri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

En eğlenceli EBA dersleri

Salgın sürecinde kuşkusuz en büyük zorluğu, okula yeni başlayan birinci sınıf öğrencileri yaşadı. Öğretmenlerini ekrandan gören minikler, okuma yazmayı uzaktan öğrenmek zorunda kaldı. Ancak 17 kişilik TRT EBA ekibi, içindeki çocuğa uydu ve danslarıyla, kuklalarıyla dersleri eğlenceli hale getirdi...

Bir yılı aşkın bir zamandır öğrenciler pandemi nedeniyle okullarına devam edemedi. En büyük zorluğu da sınava girecek 8 ve 12’nci sınıf öğrencileriyle birinci sınıf öğrencileri yaşadı. Okuma yazmayı öğrenecekleri zaman öğretmenlerini bile tanıyamadan uzaktan eğitim almaya çalışan bu öğrenciler için Milli Eğitim Bakanlığı, özel bir uygulamaya gitti. Türkiye’nin çeşitli illerinde 17 öğretmen drama dersi aldı. Kukla gösterisi, balon katlama, şarkı, işaret dili eğitimi alarak TRT EBA’da farklı bir proje geliştirerek öğrencilerin dikkatini çekip okuma yazmayı daha eğlenceli hale getirdi.

En eğlenceli EBA dersleri

ÇOCUKLA ÇOCUK OLDULAR

Öğretmenler projeyi, “Bizlere bu sefer içimizdeki çocuk seslendi. Biz de uyduk içimizdeki çocuğa. Oyun oynadık, dans ettik, şarkılar söyledik, bilgiyi eğlenceyle katladık. Biz ders işledik, onlarsa oyun sandılar. Küçükken öğrendiğimiz şeylerden aklımızda kalanların birçoğu eğlenerek öğrendiklerimizdi. Sanırım hala da öyle. Bizi en çok heyecanlandıran şey de çocukların okuma yazmayı oyunlarla, şarkılarla öğrenecek olmalarıydı. Üstelik bunu yaratıcı sınıf öğretmenleri ile yaptık” sözleriyle anlatıyor.

ÖĞRETMENLERE DRAMA EĞİTİMİ

Öğrencilere uzaktan da olsa önce iletişim kurup onların dikkatini çekmek ve okuma yazmayı öğretebilmek için oluşturulan “okuyorum, yazıyorum” programı, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un isteğiyle geçtiğimiz yaz TRT EBA TV’de “yaz okulunda” yayınlara başladı. Ve şu anda da devam ediyor. Çocuklara ulaşmak için öğretmenler bütün yaz boyunca drama eğitimi aldı. Herhangi bir nedenle ilk okuma ve yazma sürecine dahil olamamış ya da süreci başarılı şekilde tamamlayamamış öğrencilerin okuma ve yazma becerilerini; drama ve oyun temelli, sanatsal alanları öğretime uyarlayarak, toplumsal değerleri de içine alarak geliştirme hedefleniyor. Yeni uygulamada her ne kadar çocukların akademik gelişimleri esas alınsa da sosyal gelişimlerinin de desteklenmesi isteniyor.

KUKLA DA VAR BALONLAR DA

Proje koordinatörü İsmail Erdoğan, “Mevcut ilk okuma yazma yöntemi ‘Ses Esaslı Cümle Yöntemi’ olarak adlandırılır. Bu yönteme göre bir ses/harf öğretiminin; sesi hissetme, tanıma ve ayırt etme, harfi okuma ve yazma, heceler, kelimeler, cümleler, metinler oluşturma, değerlendirme basamakları vardır. Türkiye’nin farklı illerinden katılım sağlayan 17 öğretmenimiz bu basamakların her birini bir tiyatronun farklı sahneleri gibi kurguladı” diyor. Erdoğan sistemi şöyle aktarıyor:

En eğlenceli EBA dersleri

“Okuyorum yazıyorum programında harf/ses öğretimi sanatın, oyunun ve kültürel değerlerin gücüyle yenilikçi ve özgün olarak kurgulandı. Dünya ülkelerindeki mevcut ilk okuma ve yazma uygulamaları incelendiğinde, MEB tarafından gerçekleştirilen drama ve oyun temelli bu yöntemin daha önce hiçbir ülkede herhangi bir platformda yer almadığı tespit edildi. Öğretim sürecinin tamamında balon katlama, 3 boyutlu Pop Up tasarımı, şarkı besteleme, masal ve hikâye oluşturma, kodlama, vantrolog kukla gösterisi, oyun oluşturma, masa tiyatrosu, işaret dili gibi sanatsal ve sosyal faaliyetler harf/ses öğretimine uyarlanarak öğrencilerin yayın süresince ekran başından ayrılamayacağı şekilde, eğlenceli, ilgili literatürün ışığında, Web 2.0 araçlarıyla, mevcut öğretim yöntem ve tekniklerden farklı olarak tasarlandı.“

MİNİK YÜREKLERE EKRANDAN DOKUNDUK

En eğlenceli EBA dersleri

* Hüseyin Kutlular: Öğretmenliği aşkla yapan bu ekibin ortak bir gayesi vardı: Okulundan uzak kalmış minik yüreklere okul ortamının sıcaklığıyla eğlenceli ve öğretici çalışmalar yapmak. Ekrandan dokunabildiğimiz her yürek bizim tek mutluluk kaynağımız.

HAYATIMDAKİ EN BÜYÜK MUTLULUK

En eğlenceli EBA dersleri

* Özlem Yıldız: Meslek hayatımda en büyük mutluluğu yaşadığım, zamanı bir çocuğun sevinci için, geceli gündüzlü üretmekte harcadığım ve aynı zamanda muhteşem bir ekibin parçası olmayı tattığım güzel bir çalışmaydı.

GÖNÜLDEN YAPTIK

En eğlenceli EBA dersleri

* Emel Kutlular: Biz mesleğini gönülden yapan insanlarız. Hiç görmediğimiz çocuklara oyunlarla okuma yazma öğretmek, okuma yazmayı sevdirmek zorundaydık. Tüm çabamız buydu.

KAMERADAN HASRET GİDERDİK

Aslı Alkaya: Öğrencilerimi özledikçe kameraya baktım hep. Görüyor ve duyuyorlardı, biliyordum. Heyecanımız, mutluluğumuz ve gayretimiz bundandı.

En eğlenceli EBA dersleri

* Perihan Özşahin: Kameranın arkasında sadece sınıfımın çocukları değil, ülkemin dört yanından adını bilmediğim ama ruhunu hissettiğim tüm çocuklar vardı. Bu duygu bana yeniden dedirtti ki: İyi ki öğretmenim! 

X

Bu köyde herkes hokey ragbi tenis oynuyor

Denizli Eziler Mustafa Kaçmaz Ortaokulu’nun 9 yıllık beden eğitimi öğretmeni Suat Arı, Türkiye’de az bilinen spor branşlarıyla tüm öğrencilerin ve köylülerin hayatını değiştirdi. Öğrenciler, adını bilmedikleri sporlarda şampiyon oldu. Biri kız, iki öğrencisi hokey milli takımına seçildi. Köylülerden de spor takımı kuran Suat Arı’nın hedefi yazın Eziler Cup Golf Turnuvası düzenleyip olimpiyata hazırlanmak...

Her şey Denizli’nin Güney ilçesi Eziler köyünde 1939 yılından itibaren eğitim öğretim veren Mustafa Kaçmaz Ortaokulu’na 4 yıl önce beden eğitim öğretmeni Suat Arı’nın atanmasıyla başladı. Pamukkale Üniversitesi’nde +tarih öğretmenliği okurken 3’üncü sınıfta beden eğitimi öğretmenliği bölümüne geçerek buradan mezun olan Arı, hem köylülerin hem de öğrencilerin hayatını farklılaştırdı. Öğretmen Arı, çocukların yeteneklerini keşfetmek için sporda pek bilinmeyen branşları denedi. Okuldaki 120 öğrenciyi önce farklı sporlarla tanıştırdı. Bu süreçte özellikle kız çocuklarının ailelerini ikna etmekte çok zorlandı, ama pes etmedi.



EV EV DOLAŞTI

Merkeze 80 kilometre uzaklıkta tarım ve hayvancılıkla uğraşan köylüler, çocuklarının spor yapmak yerine kendilerine yardım etmelerini istiyordu. Onları ikna etmek için ev ev gezen öğretmen Suat Arı, sporda başarı elde ettikçe arkası geldi. Köylüleri, kızlarının akşam yapılan antrenmanlara gelmesi için bile ikna etti. Suat Arı, bu çabalarıyla Sabancı Vakfı’nın, yaşadıkları çevrede karşılaştıkları sorunları çözmek için uğraşan ve topluma cesaret veren kişilerin hikayelerini görünür kıldığı “Fark Yaratanlar” projesi kapsamında, ‘12’nci sezonun Fark Yaratanları’ndan biri seçildi.

TÜM ÖĞRENCİLERİ LİSANSLI SPORCU

Yazının Devamını Oku

Zor sorular bu havuzdan seçildi

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına giren 1 milyon 243 bini aşkın aday, özellikle matematik testindeki 20 soruda çok zorlandı. Peki LGS’de ortaokul son sınıf öğrencilerine yöneltilen 90 soru nasıl hazırlanıyor? İşte sınav havuzuna atılan testlerin öğrencinin önüne gelene kadar yolculuğu:

* ÖNCE HAM SORULAR OLUŞTURULUYOR: Milli Eğitim Bakanlığı geçtiğimiz yıldan itibaren sınav güvenliği için İSO 27001 ve İSO 9001 bilgi güvenliği ve kalite yönetimi standartlarına göre soruları ve sınavları hazırlıyor. Öncelikle o yıl için her dersten Bakanlığın kadrosunda olan öğretmen ve alan uzmanları ham soruları oluşturuyor.

* ARDINDAN SORULAR İNCELENİYOR: Ardından yine bu alanlardan en az 3 akademisyen ile alan uzmanı ve en az 2 ölçme ve değerlendirme uzmanı bu soruları inceliyor. Soruları inceleyen ekipte mutlaka bir Türkçe alanında yetkin uzman bulunuyor.

* AKADEMİSYENLERİN KONTROLÜNDE: Sınav hazırlık sürecinde akademisyenler denetiminde ve kontrolünde yapılıyor. Bu her alanda en az 3 profesör ve doçentin olduğu alan uzmanları arasında en az 2 ölçme değerlendirme uzmanı ve en az 2 Türkçe hocası yer alıyor. Tüm akademik kadro İstanbul ve Ankara’daki üniversitelerden seçiliyor.
Soruların ham haline bakıp inceleyen ekip, öğretmenlerle birlikte soruların son haline getirilmesi için çalışıyor, soruları şekillendiriyor.

* HER TESTİN 15 KATI SORU HAVUZA: Bir sınavda bir ders için 20 soru sorulacaksa bunun 10 veya 15 katı iyice incelenip, sorulabilir görüldükten sonra “soru havuzuna” atılıyor. Örneğin 20 matematik sorusu sorulacaksa 200-300 soru bu havuzda yerini alıyor.

* ZOR, KOLAY VE ORTA SORULAR: Her ders için zor, kolay, orta kolaylıkta sorular belirleniyor. Sınava 40 gün kala her alandaki bu sorular ‘havuz’a atılarak, kapalı şekilde ve özel güvenlikle dijital ortamda matbaaya gönderiliyor.

* SORULARI GÖRENLER SINAV HAPSİNDEKİLER: Matbaaya girmeden önce her derste örneğin LGS’de Türkçe, TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Yabancı Dil, Matematik ve Fen Bilimleri derslerine ait testler doçent ve profesör düzeyinde hocaların denetiminden onayından geçmeden soru havuzuna alınıyor. Uzmanlar “havuza” atılan soruların zorluk derecelerine ve tamamına bir bütün olarak bakıp, değerlendiriyor.

* MATBAADA KAPALI KALIYORLAR:

Yazının Devamını Oku

Sınava girecekler bunları okusun... LGS’de başarının püf noktaları

1 milyon 200 bini aşkın öğrencinin kaderini belirleyecek olan Liselere Geçiş Sınavı’nda (LGS) geri sayım başladı. Yarın yapılacak sınav öncesi son hazırlıklar ve sınav sırasında yapacağınız küçük taktikler, başarının da bir nevi anahtarı olacak... İşte büyük sınava bir gün kala son tavsiyeler...

Ortaokul son sınıfta öğrenim gören 1 milyon 200 bini aşkın adayın katılmasının beklendiği Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav yarın yapılıyor. Bu yıl 8’inci sınıfı bitiren öğrencilerin birçoğu en az iki yıldır bu sınava hazırlanıyor. Ancak bu öğrencilerden sadece 175 bine yakını sınavla alınan bir liseye yerleştirilecek. Adayların büyük kısmı, yani 56 bini aşkını Anadolu liselerine girecek. 36 bini fen liselerine, geri kalanı da Anadolu imam hatip, teknik, meslek ve sosyal bilimler lisesine kayıt yaptırabilecek. En fazla öğrencinin sınava girdiği İstanbul’da 220 bini aşkın aday puanı yüksek okulların kapısını aralamak için yarışacak. Geçen yıla oranla sınavla öğrenci alan okulların kontenjanlarında yüzde 18.6 oranında düşme var. Türkiye genelinde sınava girecek öğrenci sayısı azalırken kontenjanlar da denk bir şekilde düşürüldü.

SONUÇLAR 30 HAZİRAN’DA
Sınav, iki oturum halinde uygulanacak, çoktan seçmeli 90 soru sorulacak ve oturumlar aynı gün yapılacak. Adaylara sözel alanda 50 sorudan oluşan birinci oturum için 75 dakika, sayısal alanda 40 sorudan oluşan ikinci oturum için 80 dakika süre verilecek. İlk 30 ve son 15 dakikada sınav salonundan çıkılamayacak.



Sınav sonuçları 30 Haziran’da açıklanacak ve bunun ardından Türk ve yabancı özel okullar için kayıt takvimi başlayacak. Özel öğretim kurumlarına kayıt (aday kayıt/ön kayıt) yaptıran öğrencilere tercih ekranı açılmıyor. Ancak öğrenciler, tercih süresi içerisinde kayıtlarını iptal ettirmeleri durumunda yeni tercihte bulunabiliyor. 5-15 Temmuz arasında da devlet okulları için tercih sürecinin başlayacağı tahmin ediliyor.

Yazının Devamını Oku

İlk ders zilinde hedef 1 Eylül

Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde eğitim editörleriyle buluşan Bakan Selçuk, okulları eylülün ilk haftası açmayı istediklerini söyledi ve ekledi: “Niyetimiz her zaman açmaktan yana ama risk gördüğümüzde de kapatırız. Öğretmenimizi, çocuklarımızı riske sokacaksak bunun adı eğitim olmaz, risk olur.”

CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın sunduğu “Tarafsız Bölge” programında okulları eylülün ilk haftasında açmak istediklerini söyleyen Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, dün de Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde eğitim editörleriyle buluştu. Bakan Selçuk, “Eğitimde telafi başlıyor” programını da anlattığı toplantıda özetle şu mesajları verdi:

AĞUSTOS UYGUN DEĞİL

“Ağustosta okulları açıp eğitim yapmak bizim için uygun değil. Öğretmelerimizin dinlenmesi lazım. Okulların açılışını eylülün başına alalım, biraz daha erken başlayalım diye düşünüyoruz. Biz şunu çok istiyoruz; 5 gün okulumuzu açacağız, mümkünse 1 Eylül’de açacağız. Ama bu koşullar dünyada ve Türkiye’de ne getirir? Biz bunu tam olarak bilmediğimiz için hesabımızı yaza göre de kışa göre de yapıyoruz.

YÜZDE 80 OKULA GELİYOR

Bizim okullarımızda devam çok yüksek. ‘İsteyen çocuk gelebilir, isteyen gelmeyebilir’ diyoruz. En az yüze 80’i geliyor çocukların. Sınıflar çok kalabalık oluyor ve mesafeyi ayarlamakta zorlanıyoruz. En çok ilkokullar rağbet ediyor. Arkasından ortaokul ve lise geliyor.

2 TEMMUZ’DA OKULLAR KAPANIYOR

Pazartesiden itibaren eğitimi ağırlıklı olarak sosyal, duygusal, fiziksel, kültürel ve sanatsal etkinliklerle zenginleştirmeye çalışacağız. Yüz yüze eğitim başladı, ancak öğrencilerin okula gelmelerinde zorunluluk yok. Devamsızlık yoksa çocuklar niye okula geliyorlar? Konular büyük ölçüde tamamlanmış vaziyette. İlkokulda 2’nci sınıfa geçecek çocukların okumasıyla ilgili bir problem yok, yazmada sıkıntı yaşıyorlar. Öğretmenler yüz yüze eğitimde bu konuya ağırlık verecek. 2 Temmuz’da akademik takvim sona eriyor.

Yazının Devamını Oku

Türk Eğitim Derneği: Okullar ağustosta açılmalı

Bakan Selçuk, telafi eğitiminin haziranda başlayacağını duyurdu. ‘Türkiye’nin Telafi Eğitimi Yol Haritası’ başlıklı rapor hazırlayan Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu ise “Haziran başında okullar kapatılmalı, tüm hazırlıklar tamamlanarak ağustos başında yüz yüze eğitime başlanmalı” önerisini getirdi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, önceki gün eğitimde telafi uygulamasının haziran ayında başlayacağını duyurdu ve pandemi dönemindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldıracaklarını açıkladı. Mart 2020’den bu yana okullarından uzak kalan öğrenciler için kapsamlı bir telafi programı üzerinde çalıştıklarını zaman zaman dile getiren Selçuk, artık hazır olduklarını söyledi. Bu açıklamanın ardından Türk Eğitim Derneği düşünce kuruluşu TEDMEM önemli bir rapor yayınladı. İlk ve ortaöğretimde salgın dönemine rastlayan yaklaşık 1.5 yıllık süreçte eğitimde öğrenme kayıpları yaşandığına dikkat çekilen “Türkiye’nin Telafi Eğitimi Yol Haritası” başlıklı raporda TEDMEM, milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren bazı verilere yer verdi.



KARNE ARTIK FORMALİTE

TED Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, “Karne artık bir yeterlilik belgesi değil formalite evrağıdır. Haziran ayı başında okullar kapatılmalı, tüm hazırlıklar tamamlanarak tüm kademelerde ağustos ayı başında yüz yüze eğitime başlanmalı” dedi. Pehlivanoğlu, “İlkokul birinci sınıflar 16 Mart 2020- 2 Mart 2021 tarihine kadar 175 okul gününde 15 okul günü okula gitti. 2, 3 ve 4’üncü sınıflar 10 gün, 8 ve 12’nci sınıflar da 10 gün okullarında ders yapabildi” diyerek şunları söyledi:

“Öğrenme kayıpları ciddi boyutlara ulaştı, çocuklarımızın sosyal ve duygusal gelişimleri sekteye uğradı. Öğrencilerimizin eşit koşullarda nitelikli eğitime erişimleri mümkün olmadı, eğitim sisteminde var olan eşitsizlikler derinleşti. Öğretmenler, öğrenciler, veliler uzaktan öğretim sürecinde çok yoruldu, devam etme motivasyonlarını kaybetti. Öğrencilerin eğitim-öğretim süreci onarılması zor hasarlar gördü. Sınavların kaldırılması öğrencilerin okulla olan son bağını da kopardı.

Yazının Devamını Oku

10 soruda sınıf geçme

Milli Eğitim Bakanlığı, liselerden sonra ilk ve ortaokullarda da sınav tercihini öğrencilere bıraktı. Peki çocuklar sınıfı nasıl geçecek? İşte yaklaşık 10 milyon öğrenciyi yakından ilgilendiren sınıf geçmeyle ilgili 10 soru ve cevapları...

İlkokul 1, 2 ve 3’üncü sınıflarda sınav uygulaması bulunmuyor. Bu öğrenciler, birinci dönemde olduğu gibi yüz yüze eğitim, canlı ders ve/veya TRT EBA televizyonundaki yayınları takip ile derse olan ilgilerine göre kişisel, sosyal ve akademik gelişimlerini destekleyecek şekilde öğretmenleri tarafından değerlendirilecek. İlkokul 4 ile ortaokulun tüm sınıflarında ikinci dönem derslerinin sınavla değerlendirilmesi öğrencilerin tercihine bırakıldı. Bu tercih, ilkokul ve ortaokuldaki yaklaşık 10 milyon öğrenciyi kapsıyor. Şimdi öğrenci ve velilerin aklında sınıf geçmenin nasıl olacağıyla ilgili çok sayıda soru var. İşte o sorular ve yanıtları:

1. İlkokul 1, 2, 3’üncü sınıf öğrencisiyim, okulda sınava girecek miyim?

İlkokul 1, 2 ve 3’üncü sınıflara sınav yapılmayacak. Ders etkinliklerine katılım durumunuz öğretmenleriniz tarafından değerlendirilerek karne notu belirlenecek.

2. Ortaokul 5, 6, 7 ve 8’inci sınıf öğrencisiyim, kaç sınav olacağım?

Bu eğitim öğretim yılı sonuna kadar her dersten sadece bir kez sınava girmiş olacaksınız. 5, 6, 7 ve 8’inci sınıf öğrencileri seçmeli dersler de dahil olmak üzere tüm derslerden istemeleri halinde sınava girecek ve sadece bir sınav puanı karneye yansıtılacak.


Yazının Devamını Oku

Liseliyi sınıfta kimse tutamaz

Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınavlara girip girmemeyi lise öğrencilerine bırakması okul yöneticilerini tedirgin etti. Derslere devamsızlığın artmasından endişelenen müdürler, “Artık öğrenciler ne eğitime katılır ne başka türlü varlık gösterir. Bu öğrencileri derste nasıl tutacağız” diyor.

17 Mayıs 2021 Pazartesi günü resmî ve özel, örgün ve yaygın tüm eğitim ve öğretim kurumlarında uzaktan eğitim yapılacak. Yüz yüze eğitimin devamıyla ilgili karar, pazartesi yapılacak durum değerlendirmesinin ardından belli olacak. Milli Eğitim Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde açıkladığı sınavlara girip girmemeyi lise öğrencilerine bırakması ise okul yöneticilerini tedirgin etti. Müdürler derslere devamsızlığın artmasından kaygılı, “Artık öğrenciler ne eğitime katılır ne başka türlü varlık gösterir. Bu öğrencileri derste nasıl tutacağız” diyor. 12’nci sınıflar için dönem her sene olduğu gibi bu yıl da sınav hazırlığı nedeniyle neredeyse kapandı. Okul yöneticileri hazırlık, 9-10 ve 11’inci sınıftaki öğrencilerinin sınav notları için velilerden gelen dilekçe trafiğini yönetmek zorunda kalacağı için endişeli.



İSTEYENE SINAV

Okulların büyük kısmı ikinci dönem yazılılarını yapmıştı. Bakanlık bu yazılıları yok sayamayacağı düşüncesiyle eksik olanların tamamlanması düşüncesinde. Hukuki açıdan bir problem yaşanmaması için “ikinci dönem sınavlarına girmek istemiyorum” şeklindeki bir dilekçe alınması halinde öğrencinin birinci dönem notları dikkate alınacak. Ayrıca bir öğrenci ikinci dönemde derslere göre seçim hakkını kullanmayacak, ya tüm derslerden sınava girecek ya da sadece birinci dönem notlarını dikkate alacak. Yani öğrenci ya ikinci dönemin tamamında ya da birinci dönem notlarını kullanacak, ders seçme şansı olmayacak. İşte kafalardaki sorular ve cevapları:

- Sınıf geçme kriterleri nasıl olacak? Sınıfta kalma olacak mı?

Yazının Devamını Oku

Tam kapanmada sınavlar için 15 kilit öneri

Yaklaşık 4 milyon öğrenci ve ailelerini ilgilendiren LGS ve YKS için geri sayım başladı. Ancak adaylar ve aileleri hazırlık konusunda kaygılı. Evlerde tam kapanmayı yaşadığımız bu dönemde neler yapılması gerektiğini Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özge Hacıfazlıoğlu 15 adımda anlattı...

6 Haziran’daki Liselere Geçiş Sınavı (LGS) ve 26-27 Haziran’daki Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için yaklaşık 4 milyon öğrenci ve aileleri artık son virajda. Bir fazla doğruyla sıralamada onlarca kişinin geride bırakıldığı düşünüldüğünde her hafta, her gün, hatta her saatin fark yaratmada önemi büyük. Bir yandan da tam kapanma süreci devam ediyor, dershaneler ve özel dersler durdu ya da online’a geçti. Aday öğrenciler ve aileleri kaygılı.

İşte bu kaygıyı ev içinde kontrol altına almak aslında sınavda başarının da önemli etkenlerinden biri. Evlerde tam kapanmayı yaşadığımız bu dönemde neler yapılması gerektiğini Prof. Dr. Özge Hacıfazlıoğlu ile konuştum.

Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektör Yardımcısı olan eğitimci Hacıfazlıoğlu, kapanma sürecinde sınava en iyi şekilde hazırlanmanın 15 püf noktasını anlattı:

1) SAKİN AMA PLANLI OLUN

Telaş ve panik içinde olmak bizleri içinden çıkamayacağımız bir kısırdöngüye sokar. Bu kısırdöngüde ebeveynlerin söylemleri ve hareketleri, çocuk ve gençlerin üzerinde olumlu ya da olumsuz izler bırakır. Kapanma günlerini kapsayan zaman dilimi için çok büyük hedefler koymak çocukların üzerinde baskı yaratır. Hafızanızda şu söylemin yer almasına izin verin: “Sakin, yavaş ama planlı bir şekilde yol almak, işlerin daha hızlı ve doğru yapılmasını sağlar!”

2) ÇALIŞMA TAKVİMİNİ DUVARA ASIN

Yazının Devamını Oku

Tam kapanmada sınavlar için 15 kilit öneri

Yaklaşık 4 milyon öğrenci ve ailelerini ilgilendiren LGS ve YKS için geri sayım başladı. Ancak adaylar ve aileleri hazırlık konusunda kaygılı. Evlerde tam kapanmayı yaşadığımız bu dönemde neler yapılması gerektiğini Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özge Hacıfazlıoğlu 15 adımda anlattı...
Yazının Devamını Oku

Kapanma döneminde ailelere 17 gün için 7 ev ödevi

17 günlük eve kapanma dönemine girdik. Aileler belki de ilk kez bu kadar uzun süre çocuklarıyla evde olacak. Bilkent Üniversitesi ve Avrupa Birliği Enstitüsü’nden Prof. Dr. Şule Alan, bu süreyi en iyi şekilde değerlendirebilmeleri için ebeveynlere ev ödevleri verdi. İşte o ödevler...

Bir yılı aşkın süredir milyonlarca çocuk okuluna gidemedi, arkadaşlarını ve akranlarını göremedi. Çevrimiçi eğitim ile her ne kadar akademik açıklar kapatılmaya çalışılsa da çocuklar gelişimi için en gerekli olan akranları, arkadaşları ve sosyal ortamlardan uzak kaldı. Milli Eğitim Bakanlığı da yaz dönemi ve yeni eğitim yılı için “telafi” programı hazırlarken işte bu çok büyük eksikliği gidermek için önemli bir çalışma yapıyor. Sahada ve bilimsel olarak çocuklardaki kayıpları araştıran bir ekip oluşturdu. Telafi eğitiminin akademik bölümünün yanı sıra sosyal ve duygusal becerilerindeki kayıpları saptayarak, en aza indirecek program hazırlıyor. İşte bu programı hazırlayan ekipte Bilkent Üniversitesi ve Avrupa Birliği Enstitüsü’nden Prof. Dr. Şule Alan var.

GÜNDE 1 SAAT YETER

Prof. Dr. Alan, öğretmenlerle birlikte gönüllülerle telafi hazırlıklarını yaptıklarını söyleyerek, “Topyekün savaşa ihtiyacımız var. Çocukların durumuyla ilgili endişeliyiz. Sosyal duygusal becerilerini ne kadar erken geliştirmeye başlarsak o kadar iyi olur. Bu kapanma sürecinde ailelerin yapıp da belli yetenekleri az da olsa geliştirmemeleri mümkün değil, günde bir saatinizi olsun çocuklarınıza ayırın. Göreceksiniz bu bir saat çok büyük fark yaratacaktır” diyor ve şu tavsiyelerde bulunuyor: “Çocuklarımıza bu sürede zaman harcamalıyız. Erozyona uğrayan yanlarını tekrar telafi etmek için uğraşmalıyız, çocuğun gelişimine çok kafa yormalıyız. Her anne baba, çocuğunu yakından tanıyor, neyi kaybettiğini, onda nelerinin değiştiğini bilir. Bu 17 günlük sürede hiç değilse günde en az bir saat birlikte oturup, sohbet etmeli, birlikte iş yapmalı, ama çocuğun işini yapmamalı. Bu kapanmayı fırsata çevirin, çocuklarınızın zayıflayan, kaybolmak üzere olan kişisel ve sosyal becerilerini geliştirin. Onlarla birlikte iş yapın, artık çocuğun sosyal ortamı sizsiniz.”

BİRLİKTE OYNAYIN YAZIN ÇİZİN ÇALIŞIN
Prof. Dr. Şule Alan’ın özellikle 5-12 yaş arasında çocuğu olan ailelere onların sosyal duygusal becerilerini geliştirmeleri için 17 günlük verdiği 7 ev ödevi şunlar:

1) ÖZERKLİK:

Yazının Devamını Oku

Dil becerisi için 10 temel adım

Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) çocukların dil becerisini ve kelime hazinesini geliştirmek için başlattığı ‘Okuyan Bir Gelecek’ projesini, dijital platforma taşıdı. AÇEV’in Eğitim Danışmanı ve Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ersoy Erdemir de, ebeveynlere 10 altın tavsiyede bulundu.

Dr. Ersoy Erdemir, dil becerisinin artması için ailelere 10 adımda şu ipuçlarını veriyor:

1- SOHBET VE BOL SORU: Tüm ebeveynlerin kitap veya malzeme almak için koşulları elvermeyebilir. Ama koşullardan bağımsız her ebeveynin dil gelişimini desteklemek için yapabileceği en iyi şey, çocuğuyla bol bol sohbet etmesidir. Bu bir ücret gerektirmeyen, bedava sahip olduğumuz en güçlü araçlardan biridir. Çocuklara bol bol soru sorun. Onların sorularına da mutlaka detaylı cevaplar verin.



2- ONLARA KİTAP OKUYUN: Çocuk anlamaz demeyin, kitap okuma alışkanlığının erken yıllardan itibaren oluşturulması dil gelişimi için çok önemli. Her gün çocuk yatmadan önce kitap okumayı alışkanlık haline getirebilirsiniz. Erken yıllardan itibaren çocuğunuzun kitapla haşır neşir olmasını destekleyin. Çocuk bir kere okudu diye o kitabı rafa kaldırmamak gerekir. Bir hikâye kitabı farklı zamanlarda en azından üç kez okunabilir. Her okumada farklı kelimelerin anlamlarını tanıtabilir, farklı farklı sorular sorabilirsiniz.

3- ÖRNEK OLUN:

Yazının Devamını Oku

188 ülkede 1.5 milyar öğrenci eve kapandı

Geçtiğimiz günlerde açıklanan OECD’nin ‘Okul Eğitim Durumu: COVID Salgınında Bir Yıl’ raporu dünyadaki eğitim tablosunu gözler önüne serdi. Rapora göre 188 ülkeden 1.5 milyar öğrenci evlerine kapandı. Bu da çok ciddi öğrenme kayıplarına neden oldu.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de milyonlarca öğrenci ve öğretmen okullarında uzaktan eğitime devam etti. Her ülke eğitim yolculuğunda kendi yöntemini uyguladı. Çevrimiçi ya da yüz yüze modeller uygulandı. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) geçtiğimiz günlerde “Okul Eğitim Durumu: COVID Salgınında Bir Yıl” raporunu açıkladı. Rapora göre 188 ülkeden 1.5 milyar öğrenci evlerine kapandı. Bu da çok ciddi öğrenme kayıplarına neden oldu. Öğretmenlerin aşılanmasında ve tedbirlerin alınmasındaki gecikmeler de öğrenme açığını arttırdı.



BİLGİ HER YERDE

Türkiye her ne kadar en fazla okul kapatan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alsa da müfredatını uzaktan eğitime uyarlayarak, öğrenme kayıplarını en aza indirmeye çabaladı. Raporda Türkiye’deki öğrencilerin okulların kapandığı ilk dönemde yarısından fazlasının ancak 3’te 2’sinden azının ilköğretim, ortaöğretim ve lise düzeyinde uzaktan eğitim aldığı belirtildi. Bu bir yıllık sürede eğitim yoluculuğunda çok şey değişti. Evden sınavlara girilip, online ödev yapılabildi. Öğrenciler her yerden bilgiye ulaşılabildiğini gördü.

YENİ OKUL MODELİ

Yazının Devamını Oku

10 maddede LGS 2021

2021 yılında sınavla öğrenci alınacak Liselere Geçiş Sınavı’nın (LGS) takvimi ve tercih edilecek okullarla ilgili bilgileri Milli Eğitim Bakanlığı açıkladı. Eğitim uzmanı Salim Ünsal, 6 Haziran Pazar günü iki ayrı oturumda yapılacak LGS ile ilgili yenilikleri ve önemli maddeleri sıraladı:

1- BAŞVURULAR BAKANLIKTAN: Sınav başvurusu öğrencilerin devam ettiği ortaokul tarafından dijital olarak otomatik yapılacak. Yani öğrencinin ayrıca başvuru yapmasına gerek kalmayacak.

2- SORULAR TÜM MÜFREDATTAN: Geçen yıl salgın koşullarında ilk sınav deneyiminde adaylar birinci dönemde işlenen konularla sınırlı tutulmuştu. Bu yıl koşulların düzenli yüz yüze eğitime izin vermemesi nedeniyle konu sınırlamasına gidilmedi. Adaylar 8’inci sınıfın tüm ünite ve konularından sorumlular.

3- ÖĞRENCİ SAYISI YÜZDE 21 AZALDI: 2019 yılında sınavla yerleşilecek liselerin toplam kontenjanı 139 bin 600 olarak belirlenmiş, 2020 yılında ise bu rakam 213 bin 910’a kadar yükselmişti. 2020’de bu hızlı artışın nedeni 2012 yılında 60 aylıkların da ilkokula kaydını karara bağlayan yönetmelik değişikliği nedeniyle ilkokula 600 bine varan fazladan yeni kaydın yapılması ve bunların geçen sene sınav yılının olmasıydı. 2021 yılında, yani bu yıl aday öğrenci sayısı yeniden olağan haline döndü. Bu yıl 2013’te ilkokula başlayan 1 milyon 285 bin öğrencinin sınav yılı. Geçen yıla oranla aday sayısında yüzde 21’lik bir azalma bekleniyor. Buna bağlı olarak geçen yıl artan lise kontenjanları da yüzde 18.6 oranında azaltıldı.



4- EN ÇOK KONTENJAN ANADOLU LİSELERİNDE:

Yazının Devamını Oku

Şefkat çınarları

Darüşşafaka’nın Maltepe rezidansında 10 yıldır eşi Atifet ile birlikte kalan Prof. İlhan Usmanbaş, bu yıl 100’üncü yaşını kutlayacak. 80 yıllık evli Usmanbaş çifti, mal varlıklarını Darüşşafaka’ya bağışlayarak, ‘Bizi sıfırdan yetiştirdi’ dedikleri Cumhuriyet’e vefa borçlarını ödemek istediklerini söyledi...

1921 yılında İstanbul’da doğan ve 26 Eylül’de 100’üncü yaşına girecek olan İlhan Usmanbaş, 2011’den bu yana Türkiye’nin en önemli opera sanatçılarından biri olan eşi Atifet Usmanbaş’la birlikte Darüşşafaka Maltepe Rezidans’ta yaşıyor. Darüşşafaka da bu yıl kendisine 100’üncü yaş günü için özel bir organizasyon yapacak.



80 yıllık evliliklerini ve 100 yıllık yaşamının sırrını “Ters giden durum olduğunda hadi bunu unutalım, yan yana gelmenin güzelliğini yaşayalım. Bundan daha güzel bir şey olmaz” diyerek veren İlhan Usmanbaş, “Sürekli hareket halinde olun” önerisinde bulunuyor.

‘BİNLERCE ÇOCUĞUMUZ VAR’

Çocukları olmayan Usmanbaş çifti, “Çocuğumuz yok, yetiştirdiğimiz binlerce profesör öğrencimiz çocuklarımız oldu” diyor. Ayvalık’taki bir köşkü ve İstanbul Selamiçeşme’deki evi Darüşşafaka’ya bağışlayan İlhan Usmanbaş, “Bazı arkadaşlarımızı erken kaybettik. Türkiye’nin her halini gördük. Sağlıklı beslenmeye dikkat ediyoruz. Hayatımızın önemli bir kısmı Ayvalık’taki köşkümüzde geçti. Yazın birkaç ayda aldığımız deniz ve o güzel rüzgarlı hava bizi tüm kış boyunca ayakta tuttu“ diye konuşuyor.

Yazının Devamını Oku

Takdirlik öğretmenler

'Pandemi var, elimizden ne gelir' demediler, çocukların eğitiminin kesilmemesi için her yolu denediler. Kimi cami minaresinden anons yaptı, kimi ev ev gezip ödev dağıttı. Kimi de eline fırça boya alıp okulları renklendirdi. İşte Türk halkının gönlünde takdir belgesi alan kahraman öğretmenlerden sadece birkaçı...

Okulların bir açılıp bir kapandığı pandemi döneminde öğretmenler, hem kendilerini hızla yeni sisteme adapte etti hem de öğrenci ve velilerin uyum sağlamasını kolaylaştırdı. Eğitim sisteminin devamlılığı ve öğrencilerinin eğitime erişimini sağlamak için öğretmenler çok sayıda yaratıcı çözüm geliştirdi.

Öğretmenlerin değiştirme gücünden alınan ilhamla, önümüzdeki hafta 3 Nisan Cumartesi günü “Yaratıcı Özgüven Festivali” düzenleniyor. Festival, 40’a yakın “Öğretmen Ağı Değişim Elçisi” öğretmeniyle birlikte düzenleniyor. Türkiye’nin farklı yerlerinde öğrencilerine ulaşmak için kimi uzaktan eğitim sürerken çocukların penceresinin önüne gitti, kimi camiden ödevleri dağıttı, kimi de okullar boşken öğrencilerinin hayallerini okul duvarlarına yansıtarak boyadı.

İşte eğitimi sürdürmek için her yolu deneyen öğretmenlerden birkaçının hikâyesi... 

MURAT IŞIK
20 KÖY OKULU BOYADI

5 yıllık öğretmen olan Murat Işık, geçen yıl Batman Kozluk’ta okul müdürü olarak görev yapıyordu. Boyanmayan köy okulu kalmasın diye gönüllü bir öğretmen ekibi kurdu. 20 köy okulunu onardı, boyadı. Şimdi Kozluk İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görev yapan Işık, gönüllülerle yaptıklarını şu sözlerle anlatıyor: “Okulların fiziki olarak kötü durumda olduğunu biliyordum. Bütçe yoktu, iyileştirme yapamıyorduk. Bunun üzerine kampanya başlattık. Okullarımızın dış ve iç yüzeyini boyayıp yenilemek istedik. Okulların duvarlarına nasıl çizimler yapılacağını düşündük. Hayırseverler destek verdi. Boya temin etti. Aralarında sağlıkçı, polis, mimar, mühendis, öğrenci olan 70 gönüllüyle okulları renklendirdik. Her okula farklı bir tasarım yaptık. Kimini satranç, kimini bilim, kimini uzay görüntüsü ile
renklendirdik. Okullarımızı o eski görünümlü boyalardan temizleyip, çocukların hayallerini genişletecek, yeni hayaller katabilecek renk ve çizimlerle donatmayı amaçladık. Böylece okullarını sahiplensinler, okulda oldukları süre içinde resimlere bakarken, okul duvarlarına bakarken yeni hayaller katabilsin, keşfetsin. Yani merak etsinler istedik. Köye yakın olan çocuklar okul bahçesine gelince çok mutlu oldular. Bir köyde hiç kar yağmıyormuş, biz o köyün okulunun duvarlarını karlar ülkesine dönüştürdük, kar yağıyor gibi görüntüyle, kardan adamın olduğu güzel bir okul da oldu. Çocuklar okullarını görünce mutlu oluyorlar. İlçede tüm okulların tek tip renkleri vardı. Gezegenleri, renkleri görünce heyecanlanıyor, okulu daha çok sahipleniyor ve seviyorlar. Biz bu boyama kampanyası ile çocuğun okula bağımlılığını arttırıyoruz. Renkler insanın ruhuna işliyor, gördüğü resimler çocuğun ruhuna dokunuyor.”

SEMRA İNAN

Yazının Devamını Oku

Mina’nın çocukları 3 yaşında

2018’de uçak kazasında hayatlarını kaybeden Mina Başaran ve 10 arkadaşı adına verilen 11 burs, bursiyerlerin kendi memleketlerindeki başka çocuklara dokunmasıyla dalga dalga yayıldı. Mina’nın adını burs alan 11 üniversiteli kız ve 10-14 yaş grubu aralığında 12 çocuk yaşatıyor...

Mina Başaran’ın annesi Beril Başaran tarafından üç yıl önce Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği İstanbul Şubesi (TÜKD) aracılığıyla Mina Bursu’na hak kazanan 11 üniversiteli öğrenci, ilk iki yıl “Mina’nın Çocukları” adını verdikleri proje ile 12 çocuğun hayatına dokundu. Üçüncü yılda da 20 kız öğrenci, 20 çocuğa destek verecek. Beril Başaran, “Mina Başaran bursu kapsamında 11 kız ve 12 çocuk dışında dostlarımızla 100’den fazla öğrenciye burs, staj ve eğitim vererek dokunduk” diyor.  



Aslında her şey üç yıl önce Beril Başaran’ın kızının adına verdiği Mina bursiyerlerine armağan ettiği tatilde başladı. Bursiyerler bu tatilde hayatlarına dokunan Beril Başaran’ın büyük acısını görüp, kendilerine sunduğu bu destek karşılığında ona bir şey vermek istedi. Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen ve zorluklar yaşayan İstanbul Hukuk Fakültesi’nde eğitim gören üç kız öğrenci kendilerinin de çocukluğunda yaşadığı sıkıntılardan hareketle bölgelerindeki çocuklara dokunarak destek vermek istediklerini Beril Başaran’a söyledi.

ROL MODEL OLDULAR

Gülsen Genç, Rengin Nur Keskin ve Raziye Aytaç düşündükleri projeyi diğer bursiyerlere de aktardı. Herkes kendi bölgesinde ihtiyacı olan çocuğu ailelerinin ve öğretmenlerinin de onayı ile buldu. Ancak, bunun öncesinde Baltaş Grubu’ndan Prof. Dr. Zuhal Baltaş’dan uzun soluklu bir eğitim aldılar. Sonra da “Mina’nın Çocukları” adını verdikleri, “çocuğumuz” dedikleri 11 çocuğun kapısını çaldılar. Ancak, bir evde iki çocuk da bu projeye dahil olmak isteyince 12 çocukla iki yıl geçirdiler. Bursiyerler, TÜKD aracılığıyla aldıkları eğitimlerle sosyokültürel ve ekonomik imkansızlıklarla mücadele eden bu çocuklarla okullarından kalan zamanlarında ailelerinin yanına gittiklerinde buluştular. Onlara zihinsel ve davranışsal gelişim, zeka gelişimi, spor ve sanat gibi alanlarda mentorluk yaptılar. Kimi zaman oyun oynadılar, kimi zaman onları bir spor, sanata yönlendirip derslerine destek verdiler. Okullar başladığında bir eğitim paketi hazırlayıp, ihtiyaçlarını karşıladılar. En önemlisi onların kendilerinin farkına varmalarına, sosyo-ekonomik olarak daha üst seviyeye çıkmalarına destek verdiler. Bütün bunları yaparken de kendi farkındalıkları arttı, empati kurmayı öğrendiler.

Yazının Devamını Oku

Okullar bütün yaz açık

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un “Okullar 2 Temmuz’a kadar açık, ara tatil yok” açıklaması gözleri eğitimdeki ‘en kısa yaz tatili’ne çevirdi. Normal takvime göre okullar 18 Haziran’da kapanacaktı, bu tarih 2 Temmuz’a çekildi. Temmuz ve ağustos aylarında da ‘gönüllü okul’ olacak.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk önceki akşam CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge Programı’nda okulların 2 Temmuz’a kadar açık olacağını duyurmuştu. Şimdi 18 milyonu aşkın öğrenci ve 1 milyona yakın öğretmen kapanış zilinin çalması için 2 Temmuz’u bekleyecek. Her ne kadar kapanış zili 2 Temmuz’da çalacak olsa da Milli Eğitim Bakanlığı yeni bir program üzerinde çalışıyor.



Okullarından bir yıl uzak olan milyonlarca öğrencinin akademik eksiğinin kalmaması için 2 Temmuz sonrası “gönüllü okul” programı hazırlanıyor. Bu program uzaktan eğitim sürecinde olan eksiklerin giderilmesi için “takviye programı” niteliğinde olacak. Buna göre tüm sınıf düzeylerinde eksikliklere bakılacak. Özellikle bir yıllık eğitim programında bir üst sınıfa geçerken bazı derslerden öğrenilmesi gereken konu ve kazanımları yeterince alamayan öğrencileri kapsayacak. Ya tüm derslerden ya da belli derslerden öğrenciler okula çağrılacak. Burada yine “gönüllülük” esası olacak. Ama eğitimciler, bir yıl boyunca okul yüzü görmeyen milyonlarca öğrencinin bu derslere katılımının yüksek olacağı düşüncesinde.

ÖĞRETMENLERE EK ÜCRET

Öğretmenlere de isteğe bağlı çalışma planı yapılacak. Gönüllü olarak çalışmak isteyen öğretmenlere bu çalışmanın karşılığında ayrıca ücret ödenecek. Gönüllü okul uygulaması büyük ihtimalle yeni eğitim öğretim yılının başlayacağı 31 Ağustos’a kadar devam edecek.

Yazının Devamını Oku

Dünya bu sorunu konuşuyor... Ev gençleri

Ne işte, ne okulda ne de stajdalar... Kimine göre boş gezen, kimine göre de ev gençleri... Okumuyor, çalışmıyor, iş de aramıyorlar... Dünya ‘NEET’ diye tanımlanan bu ‘evde oturan gençler’e çözüm arıyor. Türkiye NEET oranında Avrupa’da birinci sırada. AB’de bu gençlerin oranı 13.5, Türkiye’de ise 30.7’yle iki katı...

Dünya ne eğitimde, ne stajda ne de işte olan ve artık iş aramaktan vazgeçmiş gençlere NEET (Not in Education, Employment or Training) diye tanımlıyor. OECD geçtiğimiz yıllarda uzun süredir “ev gençleri” dediğimiz bu kesimi takip ediyor, oranları ölçüyor. Bizi de bütün bunlar ülke olarak yakından ilgilendiriyor. Çünkü “ev gençleri” oranı gittikçe yükseliyor, Eurostat verilerine göre birinci sıraya çıkmış durumdayız. Yani kimine göre “boş gezen” kimine göre de “ev gençleri” olarak nitelendirilen bu kesim gelecek için “alarm” veriyor. Özellikle son bir yıldır bütün dünyayı eve hapseden pandemide de her ne kadar ölçümleme yapılmasa da ev gençlerinin sayısının arttığı düşünülüyor. 




18-24 YAŞ ARASI

Yazının Devamını Oku

Sınavlar ve 'yüz yüze'ye erteleme

Milli Eğitim Bakanlığı, ikinci aşaması 1 Mart’ta başlayacak olan yüz yüze eğitimle ilgili yeni bir karar aldı. Tüm illerde pazartesi okullar açılmayacak, yüz yüze yapılacak sınavlar o gün için iptal edilecek.

Her ne kadar Bakanlık bu konudaki kararın 1 Mart Pazartesi günü Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nda yapılacak değerlendirmeler sonucunda verileceğini belirtse de tüm yurtta önümüzdeki hafta ilkokulların okula başlaması zor görünüyor. En az 10 ilde ders başı yapılması şimdilik mümkün değil. Aynı şekilde okul sınavlarının da zamana yayılacağını düşünüyorum. Sınavlar 8 Mart haftası ve sonrasına ötelenirse şaşırmamak gerekir. Bakanlığın, okul sınavlarının tamamen iptal edilmemesi konusunda kararlı olduğu da unutulmamalı.

RİSKLİ İLLERDE ZİL ÇALMAYABİLİR

Aslında okulların ve öğrencilerin bu konudaki kaderini Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılacak “İllere Göre Haftalık Vaka Sayısı Haritası” ve Koronavirüs Bilim Kurulu’nca belirlenen kriterler belirleyecek. Bu kriterlere göre yapılacak değerlendirme çerçevesinde 4 ayrı risk grubu (düşük, orta, yüksek ve çok yüksek) tespit edilerek bu risk gruplarına göre uygulanacak tedbir seviyeleri Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde kararlaştırılacak.

İşte bu risk gruplarında yüksek ve çok yüksek olan illerdeki okullarda ziller çalmayabilir. İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü ise bu konuda daha iyimser. Öğrendiğime göre iller tüm hazırlığını okulların önümüzdeki hafta açılması üzerine yaptı. Ankara ve İstanbul’da okulların açılışı için şimdilik “yeşil ışık” yansa da önümüzdeki hafta verilerine göre son karar yine Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nda.

SON KARAR KABİNE TOPLANTISINDA...

Milli Eğitim Bakanlığı’nın dün yaptığı açıklama şöyle: “1 Şubat 2021 Pazartesi günü gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nda, resmî ve özel tüm ana sınıflarında, ilkokullarda, 8 ve 12. sınıflar ile özel eğitim okul ve sınıflarında 1 Mart 2021 Pazartesi günü yüz yüze eğitime başlanılacağı; ayrıca illerin salgın koşullarındaki durumlarına bağlı olarak il bazlı kararların da alınabileceği kamuoyuna açıklanmıştı.

Bu doğrultuda, Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan ‘İllere Göre Haftalık Vaka Sayısı Haritası’nın güncellenme takvimi ve Koronavirüs Bilim Kurulunca belirlenen kriterlerin Kabine Toplantısı’nda değerlendirilecek olması nedeniyle 1 Mart 2021 Pazartesi günü eğitim öğretime geçişi planlanan resmî ve özel tüm okullarımızda yüz yüze eğitime ve sınavlara, 2 Mart 2021 Salı günü illerin salgın koşullarına göre başlanılması kararlaştırıldı. 1 Mart Pazartesi günü Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nda yapılacak değerlendirmeler neticesinde valilik il hıfzıssıhha kurullarınca ‘yerinde karar’ uygulamasına bağlı olarak eğitim öğretim faaliyetlerine devam edilecek.”

Yazının Devamını Oku