Kısa çalışma uyanıklarına dikkat

Kısa çalışma ödeneği, iki ay daha uzatıldı.

Böylece koronavirüs önlemleri kapsamında hem işverene hem de çalışana destek olmak amacıyla ödenen ve mart ayının ortasında başlayan kısa çalışma ödeneği 31 Ekim tarihine kadar uzamış oldu. Kimler için uzadı? Haziran sonuna kadar kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işverenler, aynı çalışanlar için yine aynı şartlarda 31 Ekim sonuna kadar yararlanmaya devam edecek. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un yaptığı son açıklamaya göre de mart ayından bu yana 3.5 milyon kişi kısa çalışma ödeneğinden yararlandı ve 1.5 milyon kişi halen kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaya devam ediyor; normalleşme süreci ile faaliyete geçen işyerlerinde çalışan 1.9 milyon kişi de artık kısa çalışma ödeneği almıyor. Bu da şu anlama geliyor, 1.5 milyondan fazla çalışan kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaya devam ediyor.

ŞİKÂYETLER ARTIYOR

Bunları niye anlattım? Bir süredir çalışanlardan, işverenlerine yönelik, kısa çalışma ödeneği ile ilgili şikâyetler artmaya başladı. Okuyuculardan gelen birkaç şikâyeti paylaşayım. Bir okuyucuyum, “Kısa çalışma ödeneği kapsamında maaşımızı devlet veriyor, biz 15 gün çalışmamız gerekirken tam çalışıyoruz. Firma bizim sigortamızı yatırmıyor” diyor. Bir başka okuyucu ise, “İşyerinde mart ayından beri kısa çalışma ödeneği alıyorum. Tam mesai ve 6 gün işe gidiyorum. İşverenim maaşımın kalan kısmını avans olarak yatırıyor ve sigorta primini ödemiyor” diye şikâyet ediyor. Şikâyetler benzer ve dediğim gibi sayısı da artıyor. Bu da şunu gösteriyor ki, kimi işverenler, kısa çalışma ödeneğini ya yanlış anlamış ya da kendi çıkarlarına kullanıyor.

Durumu özetle anlatayım. Öncelikle, işyeri faaliyetini tamamen durdurmuş ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanıyorsa, çalışanların hiçbir şart altında çalışmaması gerekir. Bu durumda çalışan, sadece devletten kısa çalışma ödeneği alır; işveren, çalışana herhangi bir ödeme yapmaz ve çalışanın emeklilik sigorta primleri de yatmaz.

MAAŞ ÖDENİR, PRİM YATIRILIR

Ama yok, işyeri salgın nedeniyle çalışma süresini geçici olarak en az üçte bir oranında azaltmışsa; o zaman durum farklı. Kısa çalışma ödeneğinden yaralanabilmek için işyerinin çalışma süresini en az üçte bir oranında azaltması gerekir. Üçte bir oranında azaltılması demek, haftalık 6 gün çalışılıyorsa 4 gün çalışılır, 2 gün çalışılmaz ve o iki gün için kısa çalışma ödeneğinden yararlanılır. İşveren, haftalık çalışma süresini ne kadar azalttığını, haftalık kaç saat çalışıldığını resmi olarak İŞKUR’a bildirmek durumundadır. Sonradan bu çalışma sürelerinde bir değişiklik olursa işveren bunu da bildirmek zorundadır. Başvuru ne yapılmışsa bunun dışında hiçbir çalışma yapılamaz. Örneğin, işveren, haftalık çalışma süresini yarıya yarıya düşürmüşse ve bu kapsamda da kısa çalışma ödeneğinden yararlanıyorsa; o işyerinde çalışanlar, 6 gün boyunca çalışmaz, sadece 3 gün çalışırlar.

Gelelim, çalışma sürelerini azaltarak, kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işyerlerindeki ücret konusuna. Çalışılmayan günler için kısa çalışma ödeneği alınır, çalışılan günler için çalışana çalıştığı günün parası ödenir ve yine çalışılan günler için de sigorta primi hesaplanıp, SGK’ya yatırılır. Örneğin, işyeri çalışma süresini üçte bir oranında azaltmışsa 2 gün çalışmıyor, 4 gün çalışılıyorsa; 2 günün ücreti kısa çalışma ödeneğinden ödenir, 4 günün ücretini işveren çalışana öder, 4 gün için de SGK’ya çalışanın primini yatırır. Bu ödeme de öyle avans ödemesi olamaz.

İŞVERENE CEZASI AĞIR OLUR

Peki, işveren bunları yapmazsa ne olur? Kanuna aykırı hareket etmiş olur, cezası da ağı olur. Birincisi, kısa çalışma ödeneğine aykırı hareket eden ya da beyana uymayan işveren, çalışanlara ödenen kısa çalışma ödeneğini faiziyle birlikte ödemek durumunda. İkincisi, çalışanı çalıştırıp, maaş ödemesi yapmadığından dolayı İş Kanunu’na aykırı hareket etmiş olur, bu durum çalışana da tüm haklarını alarak, iş sözleşmesini sonlandırma hakkı doğurur. Üçüncüsü, çalışan süreler için çalışanın primlerini yatırmadığı için idari para cezası ile karşı karşıya kalır. Bu durumda çalışan ne yapacak? İşvereni, İŞKUR’a şikâyet edecek.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Sağlık sigortasında özel hastane krizi

Özel sağlık ve tamamlayıcı sağlık sigortası olanlar COVID şüphesiyle özel hastaneye gittiğinde gerekli testler yapılıyor. Sonuç pozitifse ve hastanın durumu ağır değilse evde tedavi için gönderiliyor. İş yatarak tedaviye gelince yatak doluluğundan dolayı hastane ya ‘Yerim yok’ diyor ya da başka hastaneye sevk etmeye çalışıyor.

BU yazıyı yazmadan bir gün önce, bir dostum, ‘haberin var mı, özel sağlık sigortası olanlar, COVID tedavisi için hastane hastane dolaşıyor, hastaneler yerim yok diyerek geri çeviriyor, şu işi bir soruştursana’ diye aradı. Duyunca, önce iddiadır, astı astarı yoktur dedim ama araştırdım, sigortacılarla konuştum, maalesef doğruymuş. Meğer sigorta şirketleri de son 15 gündür bu sorunla uğraşıyorlarmış. Öğrendiklerimi anlatayım.

Salgının başlarında, mart ayında tüm özel hastaneler pandemi hastanesi ilan edilmişti. Sonradan normale dönüldü. Vakalarda artış başlayınca da ekim ayında; özel hastanelerin topyekün pandemi hastanesi olarak değil de COVID’li hastalara belirli sayıda yatarak ayırarak, ayrı bir birimde bakmaları yönünde karar alındı. Yanılmıyorsam, bu oran da yüzde 25. Yani, bugün özel hastaneler, yataklarının yüzde 25’ini COVID’li hastaların tedavisi için ayırıyor. Düne kadar bir sorun yoktu; ancak özellikle İstanbul başta olmak üzere her yerde vakalar hızla artınca sorun da başladı.

ŞİRKETLERİ ARIYORLAR

Bugün gelinen noktada durum şöyle. Özel sağlık sigortası olan vatandaş COVID şüphesiyle özel hastaneye gittiğinde önce gerekli tetkikler ve testler yapılıyor. Burada da bir sorun yok. Testin sonucu pozitif çıkarsa ve hastanın durumu ağır değilse, evde tedavi için gönderiliyor. Burada da bir sorun yok. Özetle, ayakta tedavide sorun yok. İş, yatışa geldiğinde, işte büyük sorun bu noktada başlıyor. Hastane ya yerim yok deyip, hastayı kabul etmiyor ya da ‘sizi başka hastaneye sevk edelim’ deyip, devlet hastanelerine göndermeye çalışıyor. Çünkü özel hastanelerde yataklar dolu da ondan. Eğer gidilen hastane COVID’li hastalar için, misal 50 yatak ayırmışsa, 51’inci hastayı kabul etmiyor. Özel sağlık sigortalı, o hastaneden çıkıp bir başka hastaneye gittiğinde yine aynı durumla karşılaşıyor.

Sordum soruşturdum; son 15-20 gündür, bu durumda olan özel sigortalılar kapı kapı özel hastaneleri dolaşıyormuş. Aynı cevabı alınca da, ‘bana yardımcı olun diye’ sigorta şirketini arıyormuş. Devreye sigorta şirketi giriyor, hastaneleri tek tek tarıyor, cevap aynı, ‘yerimiz yok’. Bir kısım hastanelerde yerimiz yok demek yerine; bakıyor, hastanın durumu ağır değil, evde tedavi yoluna gidiyor. Anlayacağınız sigorta şirketleri de zor durumda.

HASTANELERDE YATAK YOK

Niye böyle? Haliyle, özel hastaneler, COVID’in dışındaki tedavileri yürütmek istiyorlar da ondan. Çünkü 9-10 günde iyileşen COVID’li hasta da var, tedavisi 45 günden fazla süren de var. O nedenle de COVID için belirli sayıda yatak ayırıyorlar. Hal böyle olunca da ortaya şöyle bir tablo çıkıyor. Özel sağlık sigortalıysanız, kalp rahatsızlığı nedeniyle hastaneye giderseniz kapılar sonuna kadar açık; ama COVID yüzünden giderseniz şansınıza yer varsa kabul görürsünüz, yoksa başka hastane ararsınız. Şimdi soracaksınız, ‘kardeşim parayı sigorta şirketi ödemiyor mu, hastane sigorta şirketinden para almayacak mı, daha ne istiyorlar?’. Mesele para değil, hastanede yer yok; sorun burada. Hemen belirteyim, bu anlattıklarım sadece özel sağlık sigortalılar için değil, özel hastaneye giden tüm vatandaşlar için geçerli.

Yazının Devamını Oku

Geriye dönük prim ödeyemezsiniz

Soru: 1974 doğumluyum. 1987 tarihinden sigorta girişim var, ancak 830 gün pirim yatırılmış. 43 yaşında emekliliğe hak kazandım. Kalan primleri geriye dönük toptan ödeyip emekli olabilir miyim? Meryem T.

Cevap: Normal şartlarda 20 yıl çalışıp, 5150 gün prim ödeyim, 43 yaşında emekli oluyorsunuz. Geriye dönük toplam prim ödeyerek, emekli olma diye bir durum söz konusu değil. Emekli olamadığınız için ya primlerinizi iade alacaksınız ya da sigortalı olarak çalışıp, prim gün sayınızı ve çalışma yılınızı dolduracaksınız.

MADEN ÇALIŞANLARI 50 YAŞINDA EMEKLİ OLUR

Soru: 1.3.1989 doğumluyum. 5.7.2007 tarihinde madene girdim, halen devam ediyorum. Kaç gün primden, kaç yaşında emekli olurum? Recep Y.

Cevap: Maden çalışanlarından, 1999-2008 arasında işe girmiş olanlar sürekli madende çalışmaları halinde tahsis talep tarihinde en az 7000 gün sayısı ile 50 yaşında emekli olabiliyor. Bu şekilde sürekli madenlerde çalışanlarda sigortalılık süresi aranmıyor. Ancak münavebeli çalışılıyorsa 25 yıl çalışıp, 4500 gün süresi ile 50 yaşında emekli olunuyor. Sizin yaşınız 31. Dolayısıyla 50 yaşında emekli olacaksınız.

ÜCRETSİZ İZİN DESTEĞİ UZADI

Soru: Ekim ayında işe başladım. İşletme beni ücretsiz izne çıkartırsa, devletten ücretsiz izin parası alma hakkım var mı? Zeki E.

Cevap: Ücretsiz izin desteği 17 Kasım tarihinden itibaren 2 aylığına daha uzatıldı. Ücretsiz izne çıkartılanlara ödenen nakdi ücret desteği, 2021’nin 17 Ocak ayına kadar sürecek. İşvereniniz ücretsiz izne çıkartırsa, ücretsiz izin desteği alabilirsiniz.

YETİM AYLIĞI ALAMAZSINIZ

Yazının Devamını Oku

İzmir’de hasar ödemeleri başladı

Bugüne kadar sigorta şirketlerine çoğu konutlardan oluşan 4 bin 500’ün üzerinde hasar ihbarı geldi. Hasarlarının bir kısmı şimdiden ödendi. İzmir depreminin yarattığı maddi kaybın 3.5 milyar lira olacağı tahmin edilirken, sigortacılar bunun 1.8 milyar lirasını karşılayacak.

SİGORTACILAR, depremin hemen ertesinde hasar tespit çalışmalarına başladı, halen de yoğun şekilde devam ediyor. Bugüne kadar depremin etkilediği bölgeden sigorta şirketlerine 4 bin 500’ün üzerinde hasar ihbarı geldi. Bu ihbarların yüzde 60’ı konut sigortalarından, yüzde 28’i de esnaf ve KOBİ sigortalarından. Araç hasarı az. İlginçtir, tekne hasarı, araç hasarından fazla. Bugüne kadar gelen hasarların sigortaya maliyeti ise 120 milyon lira civarında.

10 BİN HASAR BEKLENİYOR

Beklenti ise ihbarların daha da artacağı ve konut, işyeri, araç hasarları da dahil 10 bin adete yaklaşacağı yönünde. Sigortacıların İzmir depremi için ödeyeceği toplam hasar tutarı ise zorunlu deprem sigortası hariç, 750 milyon lira ile bir milyar lira arasında olacak. Bunun içine zorunlu deprem sigortasından dolayı Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK) ödeyeceği hasarı da koyarsanız –ki, bunun da 1 milyar lirayı bulması bekleniyor- toplam sigortalı hasarın bir milyar 800 milyon olacağı tahmin ediliyor. Buradan yola çıkarak, kaba bir hesapla; İzmir depreminin yarattığı maddi hasarın ya da kaybın, 3.5 milyar lirayı bulacağını söyleyebiliriz.

‘KEŞKE’ DEDİRTEN TABLO

İşte, buda, bize ‘keşke’ dedirten tablo. Keşke işyerlerinin, konutların, araçların tamamı sigortalı olsaydı, konutların yüzde 57’si değil de yüzde 100’ü zorunlu deprem sigortalı olsaydı da oluşan toplam maddi hasarın tamamını, yani 3.5 milyar lirayı sigorta sistemi ödeseydi. Kamu da, sadece depremde sosyal yardımlara kaynak ayırsaydı. Gerçi biz bu ‘keşke’yi Elazığ depreminde de söylemiştik, şimdi İzmir depreminde söylüyoruz, umarım bundan sonra da söylemeye devam etmeyiz.

Peki, İzmir depreminde sigortası olanlar hasarlarını ne zaman alacaklar? Depremin üzerinden bir hafta geçmeden, ona buna bakmadan, kimi hasarlar ödendi bile. DASK, depremin üçüncü günü, yıkılan binalardaki konutlara ödemeyi yaptı. Sigortacılarla yaptım konuşmalara istinaden söylüyorum; İzmir’de, hasarların ödenmesi öyle bir ayı falan bile bulmayacak.

KONUT SAHİPLERİ POLİÇELERİNİ KONTROL ETSİN

DEPREM bölgesinde bazı konutların sigortası olmasına rağmen sigortaların deprem hasarını karşılamadığı yönünde bazı duyumlar alıyorum. Araştırdım; doğruluk payı var. Konut paket poliçesi yapılmış, ancak primi düşük olsun diye sigortanın içine deprem ve depremin neden olduğu zararlar eklenmemiş; sadece yangın, su basması, hırsızlık zararlarının kapsayan poliçeler alınmış. 300-350 liralık bir poliçede, deprem teminatını alınmazsa fiyat 230 liralara düşüyor. İşte, kimi sigortalılar bu 120 lirayı ödememek için deprem teminatı almamış. Bankalardan yapılan poliçelerde böyle bir sorun yok, ama diğer poliçelerin bazıları depremin neden olduğu zararları kapsamıyor. Tavsiyem, sigortalı olup da depremde konutu zarar görenler poliçelerini kontrol etsin; zarar görmeyen sigortalılar da eğer eksikse, deprem teminatını ekletsin.

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışma, ücretsiz izin desteği uzadı. Kimler yararlanacak?

Kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin desteği ve çalışanı işten çıkarma yasağı uzatıldı. Uzatılır uzatılmaz da okuyuculardan sorular gelmeye başladı. Kimileri, kısa çalışma ödeneğine yeni başvuru yapılıp yapılamayacağını soruyor, kimileri de ücretsiz izne ayrılanların destekten yararlanıp yararlanamayacağını merak ediyor. Tüm sorulara açıklık getireyim.

Koronavirüs önlemleri kapsamında mart ayının sonlarında hem çalışanları hem de işverenleri desteklemek için çalışanlara kısa çalışma ödeneği ödenmeye başladı. Kısa çalışma ödemesinin süresi ise 3 aydı ve haziran sonunda bitti. Ancak salgın nedeniyle 31 Ekim tarihine kadar birkaç defa süreme uzatımı yapıldı. Dün yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile kısa çalışma ödeneğine bir düzenleme daha geldi ve 31 Aralık tarihine uzatıldı. Son durumda, çalışanlar, bu yılın sonuna kadar kısa çalışma ödeneği alabilecek. Peki, kimler bu uzatımdan yararlanacak?

YENİ BAŞVURU YAPILMAYACAK

Aslında, haziran ayında normalleşmeye geçiş ile birlikte işverenlere verilen destekler de farklılaştı. Bu kapsamda, 30 Haziran’a kadar kısa çalışma başvurusunda bulunmuş olanlar kısa çalışma ödeneği almaya devam edecek. İşyerleri, kısa çalışma ödeneğinden bir daha yararlanmak için yeni başvuru yapmayacak, uygunluk tespitine girmeyecek. Daha önce kısa çalışma ödeneği alan işyerleri, aynı çalışanlar için yine aynı şartlarda aralık sonuna kadar kısa çalışma ödeneği almaya devam edebilecek. Buna göre de kısa çalışma ödeneğine yeni başvuru olmayacak, 30 Haziran’a kadar başvurmuş olanlar için ödeme yapılmaya devam edilecek.

Ancak, dediğim gibi, haziran ayında normalleşme ile birlikte kısa çalışmanın yerine normalleşme desteği getirildi. Özel sektör işyerlerinde kısa çalışma ödeneğinden yararlananlar ile bu süreçte işvereni tarafından ücretsiz izne çıkartılıp da nakdi ücret desteği alanlar; çalıştıkları işyerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönmeleri halinde, prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigortalı ve işveren paylarının tamamı 3 ay boyunca İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanıyor. Kısa çalışma ödeneği alanlar için sigortalının kısa çalışma ödeneği aldığı aylık ortalama gün sayısı kadar primi devlet karşılıyor. Nakdi ücret desteğinden yararlandırılanlar içinse prim desteği, nakdi ücret desteği aldıkları aylık ortalama gün sayısını geçmeyecek. Buna göre de asgari ücretli bir çalışan için yararlanılacak en yüksek destek tutarı 956 lira. Bu destek, 2020’nin Aralık sonuna kadar devam edecek.

Ancak Meclis’te görüşülen yeni istihdam paketi kapsamında normalleşme desteği 2021’nin Haziran ayına kadar uzayacak. Yani, kısa çalışmadan çıkıp, normal çalışmaya dönen işyerleri, gelecek yılın haziran ayına kadar desteklenecek.
Şunu da belirteyim, Meclis’te görüşmeleri süren ve istihdam teşviklerini kapsayan kanun tasarısı ile Cumhurbaşkanı’na, kısa çalışma ödeneğini, 30 Haziran 2021’e kadar uzatma yetkisi de veriliyor.

ÜCRETSİZ İZİN 17 OCAK’A UZADI

Gelelim, nakdi ücret desteğine. Burada durum biraz daha farklı Nisan ayından bu yana ücretsiz izne çıkartılan, işvereni tarafından işten çıkartılıp da işsizlik ödeneği alamayanlara ücretsiz izinde oldukları ve işsiz kaldıkları süre içinde günlük 39.24 lira, aylık da 1.177 lira nakit ücret desteği ödeniyor. Son olarak eylül ayında alınan kararla işverene, çalışanını işten çıkarma yasağı -bir başka adıyla sözleşme fesih yasağı- ve işverenin işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne çıkarma hakkı uzatılmış, bu kapsamda da nakdi ücret desteği de 17 Kasım tarihine kadar uzatılmıştı.

Yazının Devamını Oku

Nereden nereye

Bireysel emeklilik sistemi 17’nci yılında. 200 bin kişi ve 43 milyon liralık fonla başlayan BES’te, bugün 12.5 milyon kişi bulunuyor. Nüfusun yüzde 15’i, tüm çalışanların da yüzde 22’si bireysel emeklilik sistemi ile tasarruf ediyor. Emeklilik fonlarının toplamı ise 164 milyar liraya ulaştı. Bu da İşsizlik Fonu’ndan daha büyük bir yapı anlamına geliyor.

Bugün, Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES), 17’inci yılı. Yani, bundan 17 yıl önce, ülke tasarruflarına katkı sağlamak, bireyleri tasarrufa teşvik etmek için sistem başladı ve 17 yıl önce tam da bugün ilk BES sözleşmesi yapıldı.
Çok iyi hatırlıyorum, o dönem, başta sendikalar olmak üzere birçok kesim sisteme hem şüpheyle bakıyor hem de ciddi eleştiriyordu. Eleştirilin de birkaç nedeni vardı. Birincisi, geçmiş yıllarda hayat sigortalarında yaşanan kötü tecrübeler ve vaat edilen sözlerin yerine getirilmemesi. İkinci neden, 2000’li yıllardan önce konut edindirme yardımı gibi fonlardan dolayı yine vatandaşların yaşadığı kötü deneyimler. Kimi kesimler de yine o dönemde, tasarrufa ihtiyaç olduğunu kabul etse de BES’e ilgi olmayacağını savunuyordu. Anlayacağız, BES, başladığında hemen hemen tüm kesimler sisteme kuşkuyla bakıyordu. Bu nedenle de toplum nezdinde çok da itibar görmedi.

BES’TE KIRILMA NOKTASI

İtibar görsün diye de 2003’te uygulama vergi teşviki ile başlatıldı ve sisteme giren kişilere aylık yatırdıkları katkı paylarını vergiden düşebilme imkanı tanındı. Ancak bu imkandan da sadece çalışan kesim yararlandığı için teşvik de pek ilgi görmedi. Uygulama başladıktan bir yıl sonra, 2004’ün sonunda, 300 bin kişi sisteme giriş yaptı. Sistemin ilk yılında, 2003 sonunda fon büyüklüğü 43 milyon lira, 2004 sonunda ise 300 milyon lira oldu.

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışma ödeneği 2 ay daha uzadı

Soru: Yeni yasa ile kısa çalışma ödeneği 2021’nin haziran ayına kadar uzayacak mı? Nakdi ücret desteğinde de süre uzatımı yapılacak mı? Bulut N.

Cevap: Meclis’te görüşmeleri süren yasa tasarısında kısa çalışma ödeneğinin 2021’nin haziran ayına kadar uzatılması yönünde bir madde var. Ancak, yeni yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile kısa çalışma ödeneği 2 ay daha uzatıldı ve 31 Aralık’a kadar çalışanlar kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilecek. Aynı şekilde ücretsiz izne ayrılanlara ödenen nakdi ücret desteği de 2 ay daha uzatıldı.

HAKLARINIZ İÇİN HUKUKİ YOLA BAŞVURACAKSINIZ

Soru: 2017-2018 tarihinde SGK’lı çalıştığım firmada alacağım haklarımı alamadım. Ne yapmam gerekiyor? Nurullah S.

Cevap: Zaman aşımı süresi henüz dolmamış. İşveren sizi işten çıkarttıysa ve haklarınızı da ödemediyse önce resmi bir başvuru ile haklarınızı işverenden talep etmelisiniz. Bunun için hukuki yola başvuracaksınız.

EMEKLİLİK İÇİN YAŞI BEKLEYECEKSİNİZ

Soru: 14.6.1978 doğumluyum. İlk sigorta girişim 20.4.1996 tarihinde. Toplam uzun vade gün sayım 7636. Emeklilik şartlarım nedir? Murat Ö.

Cevap: Sizin durumunuzda 25 yıl çalışıp, 5825 gün prim ödeyip, 56 yaşında emekliliğe hak kazanıyorsunuz. Prim gün sayınız emeklilik için yeterli. Eğer eksiksiz çalıştıysanız çalışma yılınızı tamamlamaya da bir yılınız var. Ancak yaşınız 42. Dolayısıyla emeklilik için yaşı bekleyeceksiniz.

ÇALIŞTIĞINIZ GÜNÜN PRİMİNİ İŞVEREN YATIRMALI

Yazının Devamını Oku

10 soruda araçlarda değer kaybı tazminatı

Bir süredir, okuyuculardan, değer kaybı tazminatı ile ilgili çokça soru alıyorum. Kimileri, değer kaybı tazminatını nasıl alacağını soruyor, kimileri de tazminat alamamaktan şikayet ediyor. Konunun bu kadar gündeme gelmesi ve şikayetlerin çoğalmasının nedeni ise son aylarda, özellikle ikinci elde artan araç fiyatları. Tabi buna paralel dövizdeki artış nedeniyle hasar maliyetlerindeki artış da etken rol oynuyor.

Şunu da söylemek lazım; araçların rayiç bedeli arttıkça, alınacak değer kaybı tazminatı da yüksek oluyor. Mesela, geçen senelerde ortalama değer kaybı tazminatı olarak 2-3 bin liralar ödenirken; bugünlerde araçların rayiç bedelleri arttığı için bu rakam 5-7 bin liralara kadar çıkmış durumda. Peki, değer kaybı tazminatı nedir, nasıl alınır? Sorularla anlatayım.

HER HASARA TAZMİNAT ÖDENMEZ

1) Değer kaybı tazminatı nedir?
Kaza sonrası hasar gören araçlar hem TRAMER kayıtlarında hasarlı araç olarak geçiyor hem de onarım gördüğünden piyasa rayiç değerinde maddi kayba neden oluyor, yani değer kaybı yaşanıyor. Bu kayıp, trafik sigortasından karşılanıyor. Buna da değer kaybı tazminatı deniyor. Sigorta şirketleri, trafik sigortasından, onarım gören araçlara değer kaybı tazminatı ödüyor.

2) Her sürücü değer kaybı tazminatı alabilir mi?
Tazminattan yararlanabilmeniz için kazada kusursuz taraf olmanız gerekiyor. Kazaya neden olan kusurlu sürücüler değer kaybı tazminatı alamıyor.

3) Değer kaybı tazminatı nasıl hesaplanıyor?

Yazının Devamını Oku

10 günden az çalışan emeklilik primini kendi öder

Soru: Ev hizmetlerinde 10 günden az çalışanlar uzun vadeli yaşlılık primlerini kendileri ödeyebilirler denmekte. Bu ödeme nasıl yapılıyor ve 4/A kapsamında mı sayılıyor? Murat S.

Cevap: 10 günden az çalışanların sigortası içinde emeklilik primi ve genel sağlık sigortası primi de yoktur. Sadece iş kazası ve meslek hastalığına karşı sigorta yapılır. Kendileri isterlerse 30 gün üzerinden emeklilik ve genel sağlık sigortası için prim ödeyebilirler. Prim ödemeleriniz için SGK’ya başvurmanız gerekiyor.

GERİYE DÖNÜK BORÇLANMA YAPILMAZ
Soru: 6.5 yıl serbest avukatlık yaptım, ardından engelli kadrosundan memuriyete girdim. Serbest avukatlık yaparken Bağ-Kurumu ödememiştim. Memuriyette şu anda 3.5 yılım doldu. Engel oranım yüzde 45. Bağ-Kur’luyken engelli raporum yoktu. Bağ-Kurumu ödesem emekli olabilir miyim? Fatma G.

Cevap: Engelli durumundan emekli olabilmeniz için 20 yıl çalışıp, 4400 gün prim ödemeniz gerekiyor. Geriye dönük borçlanma hakkı İş Kanunu’nda belirlenmiştir ve bu hakların dışında geriye dönük prim borçlanması yapılmaz. Kadınlar için doğum borçlanması bu haklardan biri. Bunun dışında geri dönük borçlanma yapamazsanız.

DOĞUM VE SÜT PARASI ALABİLİRSİNİZ
Soru: Gebe çalışanım. İşyeri pandemi nedeniyle ücretsiz izne çıkardı. 32.haftama kadar 2 ay var ve bu süre zarfında nakdi destek ücretine başvuracaklarını bildirdiler. 32. hafta öncesinde de işe tekrar başlatacaklarını söylediler. Bu durumda doğum rapor parası, süt parası gibi haklarımı alabilir miyim?
Gamze T.

Cevap:

Yazının Devamını Oku

Madde madde yeni istihdam destekleri

Çalışanları ve işverenleri ilgilendiren istihdam teşviklerini kapsayan kanun tasarısı Meclis’e gönderildi. Kısa çalışma ödeneği uzuyor, işten çıkardığı çalışanını geri alana destek geliyor, 25 yaş altı ile 50 yaş üzeri olanlar süreli çalışacak. Peki, yeni desteklerden kimler, nasıl yararlanacak?

Birkaç gündür okuyuculardan, ‘yeni istihdam teşviklerinden bizim payımıza ne düşecek?’ şeklinde sorular alıyorum. Kimileri kısa çalışma ödeneğinin uzayıp uzamayacağını soruyor, kimileri ücretsiz izinde işe geri dönüp dönemeyeceğini merak ediyor. İstihdam teşviklerini içeren Kanun Tasarısı Meclis’e sunuldu. Tasarıda, salgın döneminde çalışanları ve işverenleri yakından ilgilendiren maddeler var. Bu kapsamda da hem mevcut istihdam desteklerinin süresi uzatılıyor hem de yeni teşvikler geliyor. Özellikle de yeni istihdam yaratan işverenlere önümüzdeki dönemde ciddi destek verilecek. Kanun tasarısında çalışanları ve işverenleri ilgilendiren hangi maddeler var; tasarının yasalaşması halinde kimler teşviklerden, nasıl yararlanacak madde madde anlatayım.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ UZUYOR

* Kısa çalışma ödeneği 2021’nin Haziran ayına kadar devam edecek.

* İşten ayrılıp, işsizlik ödeneği alanların, ayrıldıkları tarihten itibaren 90 gün içinde işe girmeleri ve bir yıl boyunca kesintisiz çalışmaları halinde sigorta primleri İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak.

* Kanun tasarısı yasalaşırsa, işten çıkardığı kişileri işe geri alan işverenlere günlük 44.15 lira, aylık 1.324 lira destek verilecek.  

* Kadın, genç ve mesleki yeterlilik belgesi olanları istihdam eden işverenlere sosyal güvenlik primi işveren payı İşsizlik Sigortası Fonun’dan karşılanıyor. En düşük teşvik tutarı ise 603 lira. Bu destek 2020’nin sonunda bitiyordu. Meclis’teki tasarı yasalaşırsa teşvik 2023 yılına uzayacak.

* 2018 yılında uygulamaya giren ilave istihdam desteği ile işverenler prim teşviklerinden yararlanıyordu. Destek 2020’nin sonunda bitiyor. Bu süre 2023 yılına uzatılacak. Aynı şekilde gelir vergisi stopaj teşviki ve damga vergisi desteği de 2023’e uzatılıyor.

* 28 Temmuz’da yayınlanan yasa ile işyerlerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönülmesi teşvik edildi. Bu kapsamda da sigortalı ve işveren paylarının tamamını 3 ay boyunca ve 2020’nin Aralık sonuna kadar devlet karşılıyor. İki ay içinde 159 bin işyeri ve 1.2 milyon çalışan, normalleşme desteğinden yararlandı. Destek süresi bu yılın sonunda bitiyor. İşte yasa tasarısı ile normalleşme desteği 2021’nin haziran ayına uzatılacak.

Yazının Devamını Oku

Unico Sigorta’da neler oluyor?

Birkaç gündür eş, dost arayıp, ‘Unico Sigorta’da neler oluyor, duyduğumuza göre el konulmuş, senin haberin var mı?’ diye soruyor. Hatta kimi sigorta acenteleri, ‘el mi konuldu, bizim de işimiz oluyor, ne yapacağız?’ diye merak ediyor.

Biraz araştırdım; durum özetle şöyle. Geçtiğimiz hafta SBK Holding Başkanı Sezgin Baran Korkmaz’ın şirket ve bireysel hesaplarına tedbir kararı konulduğu gündeme geldi. Hesaplarına tedbir kararı konulan şirketlerden biri de Heksagon Mühendislik. Heksagon da, sigorta sektöründe faaliyet gösteren Unico Sigorta’nın hissedarı. Heksagon’un şirketteki payı yüzde 79. Unico’nun yüzde 20 hissesi de Kibele B.V.’ya ait. Şunu da belirteyim, aslında, tedbir kararı konulan şirketler arasında Unico Sigorta’nın adı yok; ama şirketin hissedarı olan Heksagon’un adı geçiyor.   

2019 YILINDA SATILDI

Unico Sigorta’nın geçmişi 30 yıldan fazlaya, 1988 yılına dayanıyor. İlk olarak Commercial Union Sigorta olarak Türkiye’de kuruldu, ardından unvanı Aviva Sigorta olarak değişti. 2014’te ise Hollanda Kalkınma Bankası, Alman Kalkınma Bankası ve Londra merkezli EMF Capital Partners’in ortağı Kibele B.V.’nin sahibi oldukları United Insurance Company tarafından satın alındı ve adı da Unico Sigorta oldu. 2019’un eylül ayında ise SBK Holding’in çoğunluk hissesine sahip  Heksagon’a satıldı. Böylece SBK Holding bünyesindeki Heksagon, Unico Sigorta’nın yüzde 75 hissesine sahip oldu.

Şirketin, sigorta pazarındaki konumundan da kısaca bahsedeyim. Unico’nun, bu yılın ocak-ağustos dönemindeki toplam sigorta prim üretimi 486 milyon lira. Bu üretimle şirket, sigorta pazarından yüzde 1.13 pay alıyor. Unico’nun 2019 sonu itibariyle poliçe sayısı ise 1.3 milyondan biraz fazla.

TEDBİR KARARI KALKTI MI?

Hal böyle olunca da, ‘Unico Sigorta’da neler oluyor, bundan sonra neler olacak?’ diye soruluyor. Aslında olan bir şey yok. Sigortacılık; hem Hazine ve Maliye Bakanlığı hem de Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun yakın denetimi ve gözetimi altında. Sigorta şirketleri sürekli olarak da denetimden geçiyor. Aynı zamanda bağımsız denetim de yapılıyor. Şirketlerin yükümlülüklerini yerine getiremedikleri tespit edildiğinde, hemen müdahale ediliyor ki, uzun yıllardır böyle bir durum hiç yaşanmadı. Kaldı ki, yaşanmasına da izin verilmiyor.  Nitekim Unico Sigorta’nın, denetim raporlarını da inceledim.

Bu satırları yazarken, tek taraflı yazmamak adına, Sezgin Baran Korkmaz’ı da aradım, ‘bu hususta ne diyorsunuz?’ diye. Kısa konuştuk. Korkmaz, “Unico Sigorta’nın üzerinde tedbir kararı bulunmuyordu ama Heksagon’da vardı. Zaten tedbir kararları da kaldırıldı” dedi.

İşin hukuki boyutunu ve bundan sonraki hukuki süreci bir kenara bırakıyorum; o tarafı hukukçuların işi. Anladığım ve Korkmaz’ın anlattıklarından çıkardığım sonuca göre, Unico’nun sermayedarının hesaplarına tedbir kararı konulmuş, sonradan bu karar kaldırılmış.

Yazının Devamını Oku

Asgari ücretlinin maaşı düşecek mi?

Yıl sonlarında vergi dilimi arttıkça tüm çalışanların maaşı da azalıyor. Asgari ücretli çalışanın maaşından ekim ayından itibaren yüzde 20 kesinti yapılacak. Ancak bu durum asgari ücretli çalışanların maaşlarını etkilemeyecek.

Son günlerde çalışanlardan, özellikle de asgari ücretli çalışanlardan, çokça soru alıyorum. Maaşlarında düşüş olup olmayacağını merak ediyorlar. Hatta okuyucular, ‘kimileri eylül ayından itibaren maaşların düşeceğini söylüyor, kimileri de düşmeyecek, elinize aynı maaş geçecek diyor, kafamız karıştı, hangisi doğru?’ diye soruyor.

Öncelikle şunu belirteyim, yıl sonlarında vergi dilimi arttıkça tüm çalışanların maaşları da azalıyor ki, buna sayıları 10 milyonu bulan asgari ücretli çalışanlar da dahil. Malum, çalışanlardan gelir vergisi alınıyor ve gelir vergisi de çalışanın bir yıl içindeki kazancı üzerinden hesaplanıyor. Gelir vergisi oranları da belli. Buna göre yıllık geliri; 22 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 22-49 bin lira arası olanlardan yüzde 20, 49-180 bin lira geliri olanlardan yüzde 27, 180-600 bin lira arası olanlardan da yüzde 35 kesinti yapılıyor.

400 LİRA DESTEK VERİLECEK

Asgari ücretli çalışanın maaşından eylül ayına kadar yüzde 15 oranında vergi kesintisi yapılıyor, eylül ayından itibaren de vergi dilimi değişiyor, ekim ayından itibaren de yüzde 20’lik vergi dilimine giriliyor ve maaşlardan bu oranda kesinti yapılıyor. Bugün uygulanan asgari ücret brüt 2.943 lira, buna asgari geçim indirimi (AGİ) dahil ve çalışanın eline de net 2.324 lira geçiyor. Detaylarla kafanızı karıştırmayacağım, eylül ayına kadar asgari ücretliden 375 lira gelir vergisi kesiliyor. Ekim ayından itibaren de gelir vergisi oranı yüzde 20 uygulanacağından asgari ücretli bir çalışandan kesilecek vergi oranı 500 lira olacak; haliyle çalışanın eline geçecek maaş da düşecek.

Ancak, asgari ücretlinin endişe etmesine gerek yok, çünkü bu durum maaşlara yansımayacak. Geçtiğimiz yıllarda düzenleme yapılarak, gelir vergisi oranlarından asgari ücretli çalışanların etkilenmemesi sağlandı ve çalışanların sene başında aldıkları maaşı senenin sonlarında alabilmeleri için AGİ desteği ödenmesine karar verildi. Bu kapsamda da asgari ücretli çalışana eylül ayına 25 lira, ekim-kasım-aralık aylarında da 125’er lira AGİ ödenecek, çalışana sene sonuna kadar toplamda 400 lira AGİ desteği sağlanacak; böylece maaşlar düşmeyecek, asgari ücretli 2.324 lira almaya devam edecek.

KİMLERİN MAAŞI AZALACAK?

Tabi bu durum, bekar çalışanlar için geçerli. Bekar asgari ücretli çalışanlar 220 lira AGİ alırken, eşi çalışmayıp bir çocuklu olana 298 lira, iki çocuklu olana 331 lira, üç çocuklu olana 375 lira AGİ ödeniyor. Bu durumda eşi çalışmayan bir çocuklu kişinin eline 2.401 lira, 2 çocuklu kişinin 2.435 lira, üç çocuklu olan kişinin eline 2.479 lira geçiyor.

Haliyle bu durumda olan asgari ücretli çalışanın geliri de bekar çalışana göre yüksek olduğundan, yüzde 20’lik gelir vergisi oranından etkileniyor. Bu da şu anlama geliyor ki, ekim-kasım-aralık aylarında bu çalışanların maaşlarında azalma olacak. Ancak bu azalma 2.324 liradan aşağı düşmeyecek.

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışma kıdem hesabına katılmaz

Soru: Emekli olarak 4 yıl çalıştım. Haziran 2020’de ücretsiz izne çıkarıldım. Ücretsiz izinde geçen süre kıdem tazminatı süreme eklenir mi? Uğur K.

Cevap: İş kanununda kısa çalışma ödeneğinden yararlanılan sürelerin çalışanın kıdeminde hesaba katılıp katılmayacağı konusunda bir netlik yok. Bu konuda, hesaba katılacağı yönünde, geçmişte verilmiş bir yargı kararı var. O zamanın şartları ile bu zamanın şartları aynı değil. Ancak genel kanı hesaba katılmayacağı yönünde.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ ALAMAZSINIZ

Soru: 5 yıl özel okulda çalıştım. Pandemi nedeniyle kısa çalışma ödeneği alıyordum. Çalıştığım okul iş akdimi fes etmedi ve tekrar başvuru yapacağını söyledi. Tekrar kısa çalışma ödeneği alabilir miyim? Fatma K.

Cevap: Kısa çalışma ödeneği 31 Ekim tarihine kadar uzatıldı. Ancak dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumlar kapsamında zorlayıcı sebep gerekçesiyle 30 Haziran’a kadar kısa çalışma başvurusunda bulunmuş olanlar kısa çalışma ödeneği almaya devam edecek. Eğer yeni başvuru yapılırsa ki, sizin durumunuzda kurumunuz yeniden başvuru yapmak durumunda, kısa çalışma ödeneğinden yararlanamazsınız.

ÇALIŞTIKÇA EMEKLİ MAAŞINIZ DÜŞER

Soru: 15 Eylül 1995 ilk sigortalılığa girişim oldu. 2008’e kadar 1774 günüm var ve 2008 sonrası 4000 den fazla günüm var. 5.750 günü doldurdum, 2032’de yaşı dolduracağım. Prim yatırmam emekli aylığımı düşürür mü? Metes T.

Cevap: Ne kadar maaş aldığınızı belirtmemişsiniz. 2008 sonrasında yapılan düzenleme ile çalışma süresi uzadıkça aylık bağlama oranı düşüyor ve 20 yılın üzerinde prim ödeyenler daha fazla prim ödüyor ama karşılığında emekli aylığı düşüyor. Bugün asgari ücret ve asgari ücretin biraz üzerinde maaşla çalışanlar emekli olmayıp, yüksek maaş alabilmek için daha fazla çalıştıklarında emekli maaşları düşüyor.

AYRILIRSANIZ KIDEM TAZMİNATI ALAMAZSINIZ

Yazının Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi trafik sigortasında iptal kararı verdi, bundan sonra ne olacak?

Cuma günü Anayasa Mahkemesi, trafik sigortasının bazı maddelerini iptal etti.

Dikkat ettim, birkaç gündür, hangi maddeler iptal edildi, bunların yansıması ne olacak tam olarak anlaşılmadı. Hal böyle olunca da her kafadan ayrı ses çıkmaya başladı. Kimileri de iptal edilen maddelerin çok önemli olmadığını öne sürdü. İşin doğrusunu anlatayım.

Ama önce, Anayasa Mahkemesi, neden durduk yere böyle bir karar verdi; kısaca ona değineyim. Özetle, Anayasa Mahkemesi’ne, trafik sigortasının altı maddesinin Anayasa’nın bazı maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz başvurusu yapılmış. Mahkemede bu başvuruları inceleyip, bunların arasında 3 tanesinin iptaline karar verdi.

HANGİ MADDELER İPTAL EDİLDİ?

İptal edilen maddelerin içinde bir tanesi var ki, hem çok önemli hem de bundan sonra dengeleri değiştirecek nitelikte. İşin hukuksal boyutuna çok fazla girip, kafaları karıştırmak istemiyorum. En basit haliyle anlatayım. 2016 yılında yapılan bir düzenleme ile trafik sigortasında ödenecek tazminatların, genel şartlar ile belirlenmesine imkan tanındı. Böylece, trafik kazalarında hayatını kaybedenler için sigortadan ödenecek tazminatın hesaplanmasına ve bu hesap sonrası da yakınlarına yapılacak ödeme tutarına düzenleme getirildi. Hesaplama yönteminin ise Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılmasına hükmedildi. İşte Anayasa Mahkemesi, tazminat hesaplamasının genel şartlarla düzenlenemeyeceğini, bunun kanunla yapılması gerektiğini hükmederek, maddeyi iptal etti.

SÜRÜCÜLERİ NELER BEKLİYOR?

Şimdi birileri diyecek ki, ‘iptal edilmişse ne olmuş yani’. O iş, o kadar basit değil. 2016 yılında, bir torba kanun içine eklenen bu maddeyle, neden düzenleme yapıldı; ona bakmak lazım. Tüm sürücüler, o dönemi hatırlayacaktır. Sigorta şirketleri trafik sigortasında fiyatları neredeyse yüzde 150’lere varan oranlarda artırmışlardı. Gerekçe ise, yargı kararlarıydı. Özellikle trafik sigortasında ödenen vefat tazminatının hesaplanmasında, kanunla sınırları çizilmiş belli bir standart olmadığından mahkemeler, kişiden kişiye değişen tutarlarda tazminatlara hükmediyordu. Sigorta şirketleri de bunları ödemek durumunda kalıyordu. Hatta bu düzen -daha doğrusu düzensizlik- aracı adı verilen kişilerin türemesine bile neden olmuştu. Bu aracılar, ‘sigorta şirketi size az para öder, bana vekalet verin, dava açalım üç-dört katı tazminat alırız’ diyerek, trafik kazasında hayatını kaybedenlerin yakınlarının kapısına çalıyordu.

TAZMİNATLAR NASIL ÖDENECEK?

Sigorta şirketleri hesapta kitapta olmayan paralar ödemeye başlayınca da trafik sigortasının primlerini ciddi artırmış; bu sefer de tüketici feryat eder hale gelmişti. Kaotik ortamı bitirmek için Hazine ve Maliye Bakanlığı (o dönem Hazine Müsteşarlığıydı) devreye girdi, 2016 yılının nisan ayında çıkan torba kanun içine trafik sigortasından ödenecek tazminatların genel şartlarda öngörülen esaslara göre belirleneceği yönünde bir madde eklendi ve hesaplama yönteminin de Hazine ve Maliye Bakanlığının belirlemesine izin verildi.

Yazının Devamını Oku

Çalışırsanız emekli aylığınız yükselir

Soru: 1990 işe girişliyim. 9.518 prim gün sayısı var. Halen çalışıyorum. 2022 tarihinde 52 yaşında emekli olabiliyorum. Tavandan maaş aldım ve yüksek primler ödendi. SGK’ya göre emekli olduğumda 7.828 TL alabiliyorum. Şu anda işten ayrılsam ve 2 yıl çalışmasam emekli olduğumda maaş değişir mi, düşer mi? Alper C.

 

Cevap: Ödediğiniz primlerin hangi yılda ödendiği önemli. 1999 ila 2008 arası ödenen primler ile 2008 sonrası ödenen primleri arasında farklılıklar oluyor. Ancak prim ödediğiniz sürece, özellikle de tavandan prim ödediğiniz sürece emekli aylığınız da yükselir. Prime esas kazançları düşük olanlar çalıştıkça emekli aylıkları belirli oranda düşer. Bu durum, sizin gibi prime esas kazançları yüksek olanlar için geçerli değil. Buna göre iki yıl sonra alacağınız emekli aylığı değişmez ama çalışırsanız yükselir.

DOKTOR RAPORU İLE İŞBAŞI YAPABİLİRSİNİZ

Soru: Özel sektörde çalışıyorum, yüzde 40 engelli raporum var, diyabet hastasıyım. Pandemi dolayısıyla çalıştığım yer izine çıkardı, 5 aydır izindeyim. Doktor raporu olmadan iş başı yaptıramayacaklarını söylüyorlar. Nasıl bir yol izlemeliyim? İbrahim D.

Cevap: Engelli raporunuz olması ve hastalığınız olması nedeniyle pandemi sürecinde riskli grup içine giriyorsunuz. İşyeriniz doktor raporu ile işe başlayacağınızı söyleyerek, doğru bir yol izliyor, risk almak istemiyor. Bu durumda ancak doktor raporu ile işe başlayabilirsiniz, bundan başka yapacağınız bir şey yok.

SONRADAN ÖDEME YAPARAK EMEKLİ OLUNMAZ

Soru: 1967 doğumluyum, 2004 sigorta başlangıcı ve 2008 Bağ-Kur girişim var. Ödemeleri sonradan yapmak kaydıyla 2020 yılında nasıl emekli olurum? Yüzde 15 kalıcı engelliyim. Nebiye A.

Cevap:

Yazının Devamını Oku