GeriNoyan Doğan Kendi işyerinde çalışan nasıl emekli olacak?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kendi işyerinde çalışan nasıl emekli olacak?

Konu, sosyal güvenlik olunca, okuyuculardan çokça aldığım sorular arasında, ‘SSK’dan mı emekli olmak daha avantajlı, Bağ-Kur’dan mı?’, ‘işyeri sahipleri SSK’dan emekli olabilir mi?’ geliyor.

Kimileri de hem SSK’lı hem de Bağ-Kur’lu çalışanların geçmişteki hizmetlerini nasıl birleştireceklerini merak ediyor. Önce, işyeri sahiplerinin ya da ortakların Bağ-Kur’dan mı, yoksa SSK’dan mı emekli olabileceklerine değineyim. Aslında soruların temelinde yatan gerekçe, şirket sahipleri ve ortakları, emeklilik şartlarının daha kolay, emeklilik gelirlerinin de daha iyi olması nedeniyle Bağ-Kur’dan (4/B) değil de SSK’dan (4/A) emekli olmak istiyor. Peki, bu mümkün mü?

Şirket sahipleri, ortakları ve kendi adına çalışanlar, yani Bağ-Kur’lular, 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren kendi şirketlerinde SSK’lı olarak çalışamıyor, kendilerini SSK’lı gösteremiyorlar. Bağ-Kur’lu olmak zorundalar ve Bağ-Kur üzerinden, yani 4/B’li olarak emekli olmak durumundalar.

BAĞ-KUR MU, SSK MI?

Şirket ortakları ile ilgili şöyle bir durum da var; önceden Bağ-Kur’lu olan şirket ortakları sonradan SSK’lı olsalar da sigortalılıkları geçerli olmuyor. Şöyle ki; Bağ-Kur kapsamındaki şirket ortakları, sonradan 4/A’lı olurlarsa veya kendilerini şirkette SSK’lı olarak çalışıyor gösterirlerse, Bağ-Kur sigortalılığı son bulmadan, SSK’sı devreye girmiyor. Bu kapsamda da SSK’sı iptal edilip, Bağ-Kur sigortalılığı geçerli oluyor.

Örneğin, şirket ortağısınız, 2000 yılının başında Bağ-Kur’a kaydınızı yaptırdınız, ancak 2008’in başında SSK’ya geçtiniz; bu durumda 2008’in başında başlayan sigortanız geçersiz sayılacak, Bağ-Kur sigortalılığınız devam edecek.

En çok merek edilen konulardan bir örnek daha vereyim. Şirket ortağı olup da Bağ-Kur’a kayıt yaptırmayıp, SSK’ya kayıt yaptırırsanız ve sonradan şirket ortaklığınız son bulursa; şirket ortağı olduğunuz tarihten itibaren Bağ-Kur’lu sayılacaksınız, 4/A statüsündeki sigortanız iptal edilecek, SSK’da geçirdiğiniz süre Bağ-Kur’a sayılacak.

SSK’LI KENDİ İŞİNİ KURABİLİR

Okuyuculardan en çok gelen soru ise, 4/A’lı olarak çalışırken, sonradan şirket sahibi ya da ortağı olunca SSK’nın devam edip, etmeyeceği yönünde. Ekim 2008 öncesinde SSK’lı olarak çalışırken gerek çalıştığı işyerine gerekse de başka bir işyerine ortak olunması halinde bu kişiler, SSK sigortalılığı kesintiye uğrayana kadar Bağ-Kur kapsamına alınmıyor. Öncesinden SSK’lı olarak başlandıysa, sonrasında da SSK’lı olarak devam edilebiliyor.

Bu konuda okuyuculardan gelen sorulardan yola çıkarak, konuyu örnekle anlatayım. Okuyucum, 2005 yılında kendi adına şirket kurduğunu, 2007 yılında şirkette çalışıyor olarak gösterip, 4/A kaydı yaptırdığını yazıp, hangi statüde emekli olacağını soruyor. Şirket sahipliği devam ettiği için, 2005 yılında Bağ-Kur sigortalılığı başlatılmış olacak, 2007 yılından itibaren SSK statüsündeki sigortalılık süresi Bağ-Kur kapsamında değerlendirilecek, SSK sigortalılığı iptal edilecek.

Özetle; şirket sahipleri ya da ortakları 1 Ekim 2008 tarihinden sonra kendi şirketlerinde SSK’lı olamıyorlar. Bu durumun tek bir istisnası var; o da, şirket ortağı olan ve kendini SSK’lı olarak gösterenler şirkette kendinden başka SSK’lı kalmadığı durumda, şirketin de sermaye şirketi olması halinde SSK sigortalılığı devam eder.

SSK’dan mı, yoksa Bağ-Kur’dan emekli olmanın farkları ve hizmet birleştirmesinin nasıl yapılacağı konusuna ise gelecek yazımda değineceğim.

 

X

Kim bu TÜİK’in açıkladığı çocuk çalışanlar?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2020 yılı, çocuk istatistiklerini açıkladı. Buna göre, geçen sene, 83.6 milyon toplam nüfusun yüzde 27.2’si, yani 22.7 milyonu çocuklardan oluştu.

Çocuk nüfusunun yüzde 26.9’u 0-4 yaş, yüzde 28.7’si 5-9 yaş, yüzde 28.2’si 10-14 yaş ve yüzde 16.2’si de 15-17 yaş grubundan oluştu. TÜİK bir rakam daha açıkladı; o da, çocuklarda işgücüne katılım oranı. TÜİK’e göre, 2020’de, 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 16.2 oldu. Bu oranın yüzde 23.4’ü erkek, yüzde 8.6’sı da kız çocuklar. Veriler açıklanınca da kamuoyunda, çocuk işçilik üzerine tartışma başladı.

TÜİK’in açıkladığı veriler üzerinden gidersek, geçen yıl 15-17 yaş arası çocuk nüfusu, toplam 3.6 milyon ve bu çocukların 597 bini işgücünde. Peki, kim bu çalışan çocuklar, nasıl çalışıyorlar daha da önemlisi çalışan bu çocukların hakları neler? Madde madde anlatayım ki, daha net anlaşılsın.

ÇALIŞMALARI YASAK

15 yaşını doldurmamış çocukların çalışması ve çalıştırılması kesinlikle yasak.

14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimini tamamlamış çocuklardan eğitime devam edenler, okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalışabiliyorlar.

15 yaşını tamamlamış, 18 yaşından küçük çocuklara genç işçi; 14 yaşını bitirmiş ancak 15 yaşının doldurmamış çocuklara da çocuk işçi deniyor.

Genç ve çocuk işçi çalıştıracak işverenlerin, çalışacağı işe uygun olup olmadığının resmi sağlık raporu ile onaylanması gerekiyor. Sağlık raporu olmadan çocuk işçi çalıştırılamaz.

Gerek çocuk işçi gerekse de genç işçiler öyle her işte çalıştırılamıyor. İş Kanunu’nda, çocukların hangi işlerde çalıştırılacağı tek tek sıralanmış. 16 yaşını doldurmamış çocuk işçilerin ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması yasak. Örneğin, temizlik işlerinde, tehlikeli maddeler ile uğraşılan işlerde, aralıksız ayakta durmayı gerektiren işlerde, parça başı ve prim sistemi ile ücret ödenen işlerde bırakın 15 yaşını, 18 yaşını doldurmamış genç işçilerin bile çalışması yasak.

Yazının Devamını Oku

Banka hayat sigortasını zorunlu tutabilir mi?

Geçtiğimiz haftalarda tüketici mahkemesi, hayat sigortaları ile ilgili önemli bir karar verdi.

Önce karardan bahsedeyim. Tüketici, bankadan 100 bin liralık kredi çekti ve kredi işlemleri sırasında banka hayat sigortası yaptı. Tüketici, 30 gün içinde sigortanın iptalini talep etti, banka talebi reddedince, tüketici mahkemesine başvurdu. Mahkeme hayat sigortasının tüketicinin onayı olmadan yapıldığına karar vererek, sigortanın iptaline, kesilen primin de iadesine hükmetti. Mahkemenin bu kararı son bir haftadır gündemde. Hal böyle olunca da okuyuculardan, ‘ben de hayat sigortasını iptal ettirebilir miyim?’ diye sorular gelmeye başladı.

KREDİ ALIRKEN BUNLARA DİKKAT!

Bu konuda tüketicilerin hakları nelerdir, anlatayım. Birincisi, bankadan kredi kullanırken hayat sigortası yapılması zorunlu olmadığı gibi, banka sigortayı zorunlu da tutamaz. Ama banka kredi verirken hayat sigortası isteyebilir. Nasıl tüketicinin kredi kullanırken hayat sigortasını istememe hakkı varsa, bankanın da kredi verirken sigortayı talep etme hakkı var; hatta, ‘hayat sigortası yoksa kredi vermiyorum’ deme hakkı bile var. İkincisi, bankalar genellikle, kredi verirken kendi çalıştığı sigorta şirketinin hayat sigortasını yapıyor. Banka, böyle bir zorlama da yapamaz. Banka hayat sigortasını isteyebilir, tüketici ya bankanın sunduğu hayat sigortasını yaptırır ya da gidip başka sigorta şirketinden sigorta yaptırıp, bankaya sunar; banka da bunu kabul etmek durumundadır. Buraya kadar anlattıklarım tüketicinin yasal hakları.

MAHKEMEYE BAŞVURUYORLAR

Bir de işin diğer boyutu var. Yıllardır okuyuculardan, ‘ne gerek var sigortaya, kredinin maliyetini artırıyor’ şikayetleri kadar; bankadan kredi kullanıp da vefat edenlerin yakınlarından, ‘sigorta yapmamış, borç bize kaldı, ödeyecek durumumuz yok, bankayı mahkemeye vereceğiz’ şeklinde de çokça şikayet alırım. Gidin bakın mahkemelere, bankalara açılan davaların bir kısmı da ‘neden sigorta yapmadın?’ davalarıdır. Açık konuşalım; özellikle konut ve araç kredilerinde zaten ipotek konuyor. Banka her şart altında verdiği kredinin karşılığını alıyor. Maalesef, hayat sigortası ile bankanın kendini korumaya aldığı gibi kamuoyunda yanlış bir algı var. Aslında sigorta tüketiciyi koruyor. Eğer sigorta yoksa ve ölen kişinin yakınları da borcu ödeyemiyorsa kredi ile alınan ev, araç ya da her ne alınmışsa elden gidiyor. Sigorta yapılmışsa sigorta şirketi kredi tutarının tamamını bankaya ödüyor ve geride kalanların borcu kapanmış oluyor.

Araştırdım, sadece geçen sene, vefat edenlerin bankalara olan kredi borçları nedeniyle hayat sigortalarından 3 milyar liranın üzerinde tazminat ödenmiş. Bu kişilerin bir kısmı da geçen seneki deprem ve sel afetlerinde, bir kısmı da koronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybedenler. Sigorta şirketleri, hayatını kaybedenlerin bankalara olan tüm borçlarını ödemişler.

BURSA’DAKİ TIR FACİASINDA YENİ GELİŞME

Yazının Devamını Oku

Bayram ikramiyesi konusunda tüm merak edilenler

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeklilere ödenen biner liralık bayram ikramiyesinde enflasyon oranında artış yapılacağını ve ilk ikramiyenin mayıs ayının başında ödeneceğini, Kurban Bayramı ödemesini ise temmuz ayının ortasına doğru gerçekleşeceğini açıkladı.

Bu kapsamda, bayram öncesinde, mayıs ayının ilk haftasında, bayram ikramiyeleri emeklilerin hesabına zamlı yatırılacak. Ancak hangi enflasyon oranı uygulanacağı henüz netleşmediği için zamlı ikramiyenin ne kadar olacağı da şimdilik bilinmiyor. Peki, bayram ikramiyesinden kimler yararlanacak, yeni emekli olanlar da ikramiye alabilecek mi, hangi tarihte emeklilik dilekçesini verenler ikramiye alabilecek? 2018 yılında yapılan düzenleme ile emeklilere ramazan ve kurban bayramı olmak üzere senede iki kere, bayram öncesi biner liralık ikramiye verilmeye başlandı. Böylece emeklilere, bu seneye kadar, senede iki bin lira ikramiye ödendi. Bu sene de emekliler, dul ve yetim aylığı alanlarla birlikte yaklaşık 13 milyona yakın kişiye bayram ikramiyesi ödenecek.

İKİ MAAŞA İKİ İKRAMİYE VAR MI?

Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK); emekli aylığı, yaşlılık aylığı, vazife malullüğü aylığı, malullük aylığı, ölüm aylığı ile sürekli iş göremezlik geliri ve ölüm geliri alanlar bayram ikramiyesinden yararlanabilecek. Ayrıca SGK’dan aylık alan; şehit yakınları, gaziler, muharip gaziler, güvenlik korucuları, şampiyon sporcular ve terörden zarar gören sivil vatandaşlar ile bu kişilerin hak sahiplerine de bayram ikramiyesi ödenecek. Birden fazla dosyadan gelir veya aylık alanlara en fazla ödemeye imkan veren dosya üzerinden ikramiye ödenecek. Örneğin, emekli aylığı ile birlikte vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı da alan bir emekli, en fazla ödemeye imkan veren dosya üzerinden bayram ikramiyesi alabilecek. Yani, çift emekli maaşı alana çift ikramiye ödenmeyecek.

HİSSESİ ORANINDA ALACAK

Dul ve yetim aylığı alanlara bayram ikramiyesi hak sahiplerinin hisseleri oranında ödenecek. Örneğin, eşinin vefatı nedeniyle yüzde 50 hisse oranı ile eşe, yüzde 25 hisse oranı ile yetim çocuğa ölüm aylığı ödenmesi halinde; bayram ikramiyesi de hak sahiplerine aynı oranlarda ödenecek. İş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sürekli iş göremezlik geliri almakta olanlara, gelir bağlanmasına esas olan sürekli iş göremezlik derecesi oranında bayram ikramiyesi ödenecek. Örneğin; meslekte kazanma gücü kayıp oranı yüzde 25 olması nedeniyle sürekli iş göremezlik geliri almakta olana, eğer ikramiyenin toplam tutarı bin liraysa, yüzde 25’i oranında, 250 lira tutarında bayram ikramiyesi verilecek.

YENİ EMEKLİLER ALABİLECEK Mİ?

Peki, bayram ikramiyesi ödenmeyen kesim var mı? Var; sayıları 400 bini bulan, banka ve sigorta gibi özel sandıklardan emekli aylığı alanlara bayram ikramiyesi ödenmiyor. Neden, çünkü uygulama sadece SGK’dan aylık alanları kapsıyor da ondan. Ancak geçtiğimiz yıllarda bazı banka sandıkları emeklilerine bin lira bayram ikramiyesi ödese de sonradan bu ödemeyi yapmadılar. Özetle, yeni bir düzenleme yapılmazsa, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu sene de özel sandık emeklileri ikramiyeden yararlanamayacak. Gelelim, mera edilen, yeni emekli olacakların da ikramiye alıp alamayacağı konusuna. Şöyle ki, nisan ayının sonuna kadar emeklilik dilekçesini verenler mayıs ayında ödenecek bayram ikramiyesini alabilecekler. Ancak, emeklilik dilekçesini, mayıs ayında verenler yararlanamayacak çünkü, yapılan açıklamaya göre bayram ikramiyesi mayıs ayının ilk haftası ödenecek.

 

Yazının Devamını Oku

Ücretsiz izin desteği artıyor, çalışana yeni destek geliyor

Meclis'e sunulan Torba Yasa Tasarısı, hem salgın nedeniyle verilen desteklerde hem de çalışma hayatında önemli düzenlemeler içeriyor. Ayrıca yasanın kabulü halinde çalışanlara yeni bir destek daha geliyor. Hepsine tek tek değineyim.

Önemli düzenlemelerden biri, salgın nedeniyle ücretsiz izne çıkartılanlara ödenen ücretsiz izin desteği ya da bir başka adıyla nakdi ücret desteği ile ilgili. Nakdi ücret desteğinin miktarı artırılıyor. Geçen sene salgının başlaması ile nisan ayında işvereni tarafından ücretsiz izne çıkartılan, kısa çalışma ödeneğinden ve işsizlik maaşından yararlanamayanlara ücretsiz izinde oldukları ve işsiz kaldıkları sürede devlet tarafından günlük 39.24 lira ödeniyordu. 2021’in başında bu tutar 47.70 liraya, aylık da 1.420 liraya çıkartıldı. Şimdi ise Torba Kanunla bu tutar, günlük 50 liraya çıkartılıyor. Böylece ücretsiz izinde olanlara aylık 1.500 lira ödenecek.

3 MİLYON KİŞİYİ İLGİLENDİRİYOR

Torba Yasa ile özellikle, salgında kısıtlamalar nedeniyle sorun yaşayan ve yaklaşık 3 milyona yakın kişinin istihdam edildiği yiyecek, içecek sektöründe faaliyet gösteren işyerlerine ayrı bir destek geliyor. Yiyecek, içecek sektöründe faaliyet gösteren işyerlerinde 2021’in mart ayında sigortalı çalışıp da işvereni tarafından ücretsiz izne ayrılan ve ücretsiz izinde olduğu süre içinde nakdi ücret desteğinden yararlanamayan çalışanlara günlük 50 lira ödeme yapılacak. Bir anlamda bu çalışanlar nakdi ücret desteğinden yararlandırılacak. Ancak bu ödeme nisan ve mayıs ayları için yapılacak. Yani, yeme ve içme sektöründe çalışıp da ücretsiz izne çıkartılıp, hiçbir destek alamayan çalışanlara; nisan ve mayıs aylarında aylık 1.500 lira nakdi ücret desteği ödenecek.

Yiyecek, içecek sektörüne destek bu kadarla da sınırlı değil. Torba tasarının yasalaşması halinde, yine yiyecek ve içecek sektöründe faaliyet gösteren işyerlerinde bu yılın mart ayında sigortalı olarak çalışan ve nisan, mayıs aylarında da ücretsiz izne çıkarılmayıp da çalışmaya devam edenlerin sigorta primleri devlet tarafından karşılanacak. Bu çerçevede nisan ve mayıs ayları için prime esas kazancın alt sınırı olan 3.577 lira üzerinden hesaplanan sigortalı ve işveren hissesi primlerinin tamamı -ki, bu da 1.341 lira ediyor- İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ödenecek.

ÇALIŞAN ANNEYE YENİ DÜZENLEME

Torba Yasada ilginç bir düzenleme daha var. Annelere ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinde değişikliğe gidiliyor. İşçi ve Bağ-Kur statüsünde çalışan kadınlara analık halinde geçici iş göremezlik ödeneği ödeniyor. Doğumdan sonraki ilk 8 haftalık, çoğul gebelik halinde de 10 haftalık süreye kadar olan gebelik ve analık haliyle ilgili rahatsızlık ve engellilik halleri analık hali kabul ediliyor. Bu kapsamda da sigortalı kadına iş göremezlik süresince geçici iş göremezlik ödeneği veriliyor. Ödenekten yararlanmak için de doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün sigorta primi ödenmiş olması gerekiyor. Doğum parası, çalışan annenin son 3 aylık brüt ücretine göre hesaplanıp, ödeniyor. İşte, yeni yasa ile bu 3 aylık süre değiştiriliyor.

Peki, neden böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyuldu? Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), bu konuda sahte sigortalılık yolu ile son 3 ayda yüksek kazanç gösterilerek, yüksek miktarlarda iş göremezlik ödeneği alındığını tespit etmiş. Yasa Meclis’ten geçtiğinde artık 3 aylık dönem değil son 12 aylık dönem esas alınacak. Doğumdan önceki 12 ay içinde 6 aydan az çalışan kadın çalışanlara iş göremezlik ödeneği günlük ücret tutarının iki katını aşamayacak.

Torba yasada bir düzenleme de sosyal güvenlik prim teşvik, destek ve indirimlere yönelik olarak yapılacak. Mevcut uygulamada işverenler, sosyal güvenlik prim teşviklerinden, desteklerden ve prim indirimlerinden 6 ay geriye dönük olarak yararlanabiliyor. Yeni düzenleme ile bu 6 aylık süre kalkacak. İşveren, teşvikten yararlanmaya devam edecek ancak geriye dönük yararlanamayacak, ilgili ayda prim teşvikinden faydalanacak.

Yazının Devamını Oku

Emeklilikte yetim aylığı kesilir

Soru: SGK emeklisi olan annemden yetim aylığı almaktayım. 3-4 yıl sonra isteğe bağlı olarak Bağ-Kur’dan emekli olacağım. Emekli olduğum zaman annemden yetim aylığımı almaya devam edebilir miyim? Ebru G.

Cevap: İsteğe bağlı sigortalılık için prim öderken annenizden yetim aylığı almaya devam edebilirsiniz. Ancak emekli olduğunuzdan annenizden aldığınız yetim aylığı kesilecektir.

GERİYE DÖNÜK PRİM ÖDENMEZ

Soru: 1998 yılında 4/B’li olarak annemin sigorta girişi yapılmış ve 10 ay boyunca düzenli ödemesi yapılmış. Geçmişe yönelik ödeme yapılarak emekli olması mümkün müdür? Tuğba K.

Cevap: Geriye dönük toplam prim ödeyerek, emekli olma diye bir durum söz konusu değil. Emekli olamadığınız için ya primlerinizi iade alacaksınız ya da sigortalı olarak çalışıp, prim gün sayınızı ve çalışma yılınızı dolduracaksınız.

SİGORTA STATÜNÜZÜ DEĞİŞTİRMEYİN

Soru: 4/a’lı çalışanım. Kalan 950 günümü 4/a yerine 4/b’den asgari olarak ödersem, emekli maaşım 4/a’daki asgari ödemeye göre değişir mi? İlk 3300 gün primlerim yüksekten ödenmiş. Neyi tavsiye edersiniz? 52 yaş 5525 güne tabiyim, şu an 48 yaşındayım. Mustafa K.

Cevap: Prim gün sayınız yetse bile 52 yaşını bekleyeceksiniz. Dört yıl daha çalışmanız gerekecek. 4/a’lı olarak çalışırsanız emekliliğiniz daha avantajlı olur, eğer 4/b’ye geçerseniz tavandan prim yatırmanız gerekecektir. Sigorta statünüzü değiştirmemeniz daha doğru olur.

MAAŞINA ETKİSİ OLMAZ

Yazının Devamını Oku

Koronavirüs aşısı üzerine izlenimler

Koronavirüse karşı aşılama başladığından bu yana hem okuyuculardan hem de eşten dosttan, ‘aşı olacak mısın, koruyuculuğuna inanıyor musun?’ benzeri sorular alıyorum. Ara ara yazılarımda da, ‘eğer çıkarsa tereddüt etmeden koştura koştura aşı olacağım, size de tavsiye ederim’ diye yazdım. Cumartesi aşımı oldum. Sizlerle sürece ve izlenimlerimi paylaşayım.

Açıkça söyleyeyim, sistem iyi kurgulanmış. Tüm işlemlerimi e-Nabız üzerinden yürüttüm. Geçen perşembe aşının çıktığına dair bilgiyi aldıktan sonra e-Nabız’a girerek süreci başlattım. Sistem, ‘BioNtech mi, Sinovac mı?’ diye otomatik soruyor. Ben BioNtech’i tercih ettim. Neden bu tercihi yaptım? Bir nedeni yok.Doktor arkadaşlarla konuştum, hangisini tercih edeyim diye; yarısı BioNtech dedi, diğer yarısı Sinovac. Ben de tercihimi BioNtech’ten kullandım. Sinovac olsaydı yaptırmayacak mıydım? Yine koştura koştura yaptırırdım. Şunu da belirteyim, BioNtech aşısı benim aşı olduğum cumartesi gününden bir gün önce uygulanmaya başlanmıştı.

SİSTEM İYİ KURGULANMIŞ

Devam edeyim. BioNtech aşısı saklama koşulları nedeniyle her yerde yapılmıyor; altyapıya sahip hastanelerde yapılabiliyor. Bana da, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi çıktı. Randevuyu alır almaz da anında cep telefonuna randevu ile ilgili tüm bilgiler geldi. Cumartesi hastaneye gittim. Biraz da bu süreçten bahsedeyim. Hastanede ayrı bir aşı bölümü kurulmuş. Yani, diğer hastalar ya da hastanenin işleyişi ile bir bağınız yok. Aşı olacaklara; kronik rahatsızlığı olup olmadığı, geçmişte hangi aşıları olduğu, aşı hakkındaki görüşleri, hangi aşıyı neden seçtiklerine yönelik bir form dolduruluyor. Adınız okununca da sırayla aşı bölümüne giriyorsunuz. Muayene odasında kronik hastalığınız var mı, alerjiniz var mı diye ufak bir muayeneden sonra ayrı bir bölümde aşınızı oluyorsunuz.

UYARI VE YÖNLENDİRME

Tüm bu süreçlerde de hastane çalışanları fiziki mesafeye uyulması ve karmaşa yaşanmaması için hem uyarılar yapıyorlar hem de yönlendiriyorlar ki, aşı bölümüne zaten sadece aşı olacaklar girebiliyor. Öyle cümbür cemaat ortalarda dolaşamıyorsunuz. Aşınızı olduktan sonra da aşı olduğunuz tarihi, hangi aşıyı olduğunuzu ve ikinci dozu olacağınız tarihin yazılı olduğu aşı kartı veriyorlar. Dikkatimi çekti, hastane görevlileri aşı olan herkesi, ‘hadi hayırlı olsun’ diye yolcu ediyorlar. Bu işlemler bittikten hemen sonra da yine cep telefonunuza, ‘aşınızı oldunuz, sağlıklı günler dileriz, sağlık durumunuz hakkında geri bildirimleri Hayat Eve Sığar uygulaması üzerinden soruları cevaplayarak iletebilirsiniz’ şeklinde mesaj geliyor.

BIONTECH Mİ, SINOVAC MI?

Bunları niye anlattım? Sürecin başından sonuna kadar iyi bir sistem kurgulanmış. Yani korkacak, çekinecek bir durum yok. BioNtech aşısı yeni uygulandığı için yan etkileri konusunda tereddütlerim yok muydu; vardı. Doktor arkadaşlara da sorduğumda bazı etkileri olacağını da söylemişlerdi. Açıkçası, her aşının yaptığının dışında başka etkileri olmadı. Sözün özü; aşının koruyuculuğuna iniyor muyum? Sonuna kadar inanıyorum. Ama aşı oldum diye de tedbiri elden bırakacak değilim, bugüne kadar nasıl kendimi koruyorsam aynı şekilde devam edeceğim. BioNtech mi, Sinovac mı? Hiç önemi yok, yeter ki aşı yaptırılsın.

 

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışma ödeneği bitti bundan sonra ne olacak?

Kısa çalışma ödeneği dün, 31 Mart tarihi itibarıyla son buldu. İşverenler, normal çalışmaya dönüp normalleşme desteğinden yararlanabilir. Ya da çalışanlarını ücretsiz izne çıkarabilir ve ücretsiz izne çıkan çalışanlar 17 Mayıs tarihine kadar aylık 1.341 liralık nakdi ücret desteğinden yararlanabilir.

Salgının başladığı 2020’nin mart ayında kısa çalışma ödeneğinin şartları kolaylaştırılarak, tüm işverenlere, çalışanları için kısa çalışma ödeneğinden yararlanma imkanı sağlandı. Bir senedir de kısa çalışma ödeneği uygulaması devam ediyor ve bu süre içinde 3.7 milyondan fazla çalışana, 27.7 milyar lira ödendi. Kısa çalışma ödeneği dün, 31 Mart tarihi itibariyle son buldu. Son bir haftadır da okuyuculardan çokça soru alıyorum. İşverenler, ‘kısa çalışma ödeneği bitiyor biz hangi desteklerden yararlanacağız?’ diye soruyor; çalışanlar ise ‘kısa çalışma ödeneği bitince işveren bizi işten çıkartır mı?’ diye merak ediyor.

NORMALLEŞME DESTEĞİ

İşverenler için geçen senenin ağustos ayında uygulamaya giren normalleşme desteği devam ediyor. Normalleşme desteği kapsamında, işyerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönülmesini teşvik etmek amacıyla sigortalı ve işveren paylarının tamamı İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanıyor. Bu kapsamda; 2021’in Haziran ayını geçmemek üzere 6 ay süreyle işverenlere, sigortalıların prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanacak sosyal güvenlik primlerinin tamamı tutarında destek veriliyor.

Prim desteği, kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işyerleri ile nakdi ücret desteği alanlara veriliyor. Normalleşme desteğinde dikkat edilmesi gereken nokta; destek miktarının çalışanın bir ay içinde aldığı kısa çalışma ödeneği gün sayısı kadar olacak olması. Nakdi ücret desteği alanlar için de aylık ortalama aldıkları gün sayısı kadar olacak. Örneğin, işyeri, kısa çalışma ödeneğinden, bir ay içinde 15 gün yararlanmışsa, normal çalışma süresine dönülmesi halinde, 15 günlük işveren ve işçi primleri devlet tarafından karşılanacak. Destek tutarı ise aylık 1.341 lira. İşverenler, kısa çalışma ödeneğinin yerine haziran sonuna kadar normalleşme desteğini koyabilirler.

İŞVEREN İŞTEN ÇIKARAMAZ

Yine geçen sene salgının başlaması ile nisan ayında işvereni tarafından ücretsiz izne çıkartılan, kısa çalışma ödeneğinden ve işsizlik maaşından yararlanamayanlara ücretsiz izinde oldukları ve işsiz kaldıkları sürede devlet tarafından ödenen aylık 1.420 liralık nakdi ücret desteği 17 Mayıs 2021 tarihine kadar devam ediyor. Bu süre içinde de 2.4 milyondan fazla kişiye 8.2 milyar lira nakdi ücret desteği ödendi. Aynı şekilde işverenin, çalışanı işten çıkarma yasağı ya da bir başka isimle fesih yasağı süresi de 17 Mayıs tarihine kadar uzatıldı.

Peki, kısa çalışma ödeneğinin son bulmasıyla bundan sonra ne olacak? İşverenler, normal çalışmaya dönüp, normalleşme desteğinden yararlanabilir. Ya da işveren, çalışanlarını ücretsiz izne çıkartabilir ve ücretsiz izne çıkan çalışanlar 17 Mayıs tarihine kadar aylık 1.341 liralık nakdi ücret desteğinden yararlanabilir. Hatırlatayım, işten çıkarma yasağı 17 Mayıs tarihine kadar devam ediyor. Kısa çalışma ödeneği bitip de işveren çalışanı ücretsiz izne çıkartır ve çalışan da nakdi ücret desteğinden yararlanırsa; çalışan açısından elbette bir gelir kaybı olacaktır. 17 Mayıs’ta fesih yasağı bittikten sonra ne olacak diye soran okuyucular da var; ona da fesih yasağı bittikten sonra değinirim.

Yazının Devamını Oku

Emekli maaşınız düşük olacak

Soru: 22 yılım doldu, prim ödeme sayım 7124. 1974 doğumluyum, 2025 kasım ayında emekli olacağım. 2016 yılından itibaren çalışmıyorum. 2025 yılında bağlanacak emekli maaşım, 2016 yılında aldığım maaş karşılığı yatan prim dikkate alınarak mı hesaplanacak? Çalışmıyor olmamın emekli maaşı üzerinde herhangi etkisi olacak mıdır? Aysın G.

Cevap: Emekli maaşı ortalama aylık kazancın, prim gün sayısına göre hesaplanan aylık bağlama oranı ile çarpılması sonucu belirleniyor ve enflasyon, büyüme hızı gibi birçok etken de hesaba katılıyor. Maaşınız o dönemki aylık kazanca göre hesaplanacak. Bu durumda emekli olacağınız tarihte 9 yıldır çalışmıyor olacağınızdan emekli maaşınız da düşük olacaktır.

İŞVEREN EMEKLİLİĞE ZORLAYAMAZ

Soru: Ortopedik engelli statüsünde 24 yıldır çalışmaktayım. Yaşım 56. İşveren, engelli bir işçiyi, personeli emekliliğe zorlayabilir mi? Nuri A.

Cevap: İşveren, ister engelli olsun ister olmasın çalışanını emekliliğe zorlayamaz. Çalışanın emekliliği gelmiş olsa da zorlaya-maz. İşveren, sizinle çalışmak istemiyorsa iş kanununa uygun kurallara göre sizi işten çıkartabilir ve tazminatınızı da öder.

PRİMLERİNİZİ TOPLU ALABİLİRSİNİZ

Soru: 1988’den sonra 6 ay kadar SGK primi ödendi. 1962 doğumluyum. SGK primlerimi geri alabilir miyim? Alabiliyor olursam ne şekilde dilekçe yazmam gerekiyor? Çağatay T.

Cevap: Yaş şartını yerine getirseniz bile ödediğiniz primler emekli olmaya imkân tanımıyorsa prim iadesi talep edilebilir, SGK’dan toplu ödeme alabilirsiniz. 58 yaşını doldurduğunuz için prim iadesini alabilirsiniz. Bunun için SGK’ya başvuracaksınız.

BABANIZDAN ÖLÜM AYLIĞI BAĞLANIR

Yazının Devamını Oku

Bursa’daki TIR faciasının sonuçları ağır olacak

Bursa’daki TIR faciasının her boyutu konuşuldu, işin sigorta tarafı hiç gündeme gelmedi. Oysa bu kazadan hem ders çıkarmak hem de bundan sonra olası benzer kazalar için de önlem almak gerekiyor. Anlatacağım; ama önce ne olmuştu, hatırlayalım. Bursa’da freni boşalan TIR’ın, önündeki araçlara çarpması sonucu meydana gelen kazada 4 kişi ölmüş, 20 kişi yaralanmış, 20’den fazla da araç ağır hasar görmüştü. Kaza ile ilgili yargı süreci devam ediyor.

Peki, bu zincirleme kazada hem maddi hem de bedeni zararı kim karşılayacak? Cevap net değil mi; elbette kazaya neden olan TIR’ın trafik sigortası karşılayacak. Maalesef bu kadar basit değil. Doğru, TIR’ın trafik sigortasından ölenlerin yakınlarına vefat tazminatı, kazada sakat kalanlara sakatlık tazminatı, aracı zarar görenlere de maddi tazminat ödenecek ama bir yere kadar. Çünkü trafik sigortasında limit var, bu limite kadar sigorta karşılar, üzerine karışmaz. Neden? Çünkü kaza, zincirleme kaza. Nedir bu limit? Kaza başına maddi hasar limiti 86 bin lira; vefat, sakatlanma teminatında da limit kişi başına 430 bin lira, yine kaza başına 4.3 milyon lira.

TAMAMINI KARŞILAMAZ 

Sigortacılarla konuştum, ilk bakışta maddi ve bedeni dahil 7-8 milyon liralık hasardan bahsediyorlar. Tabi bu, kazada vefat edenlerin yaşına, bedeni durumuna, gelirine göre değişebilir, rakam daha da artabilir. Bundan sonra ne olacak? Önce vefat ve sakatlık tazminatı açısından değerlendireyim. Kazada hayatını kaybedenler için yakınlarına sigortadan ödenmek üzere tazminat hesaplanacak. Kazada ağır yaralanıp da tedavi sonucu sakat kalanlar için de bir tazminat tutarı hesaplanacak. Bu hesaplama sonucu TIR’ın, trafik sigortası, bir kişi için en fazla 430 bin lira, toplamda da 4 milyon 300 bin lira vefat ve sakatlık tazminatını taraflara ödeyecek. Bu hesaplama sonucu bir kişinin vefat tazminatı diyelim ki, bir milyon lira tutarsa, sigorta sadece 430 bin lirasını karşılayacak. Kaza sonucu bedeni tazminat toplamı diyelim ki, 6 milyon lira tutarsa, sigorta şirketi 4.3 milyonunu ödeyecek.

Gelelim, kazanın maddi boyutuna. 20’den fazla araç kazada zarar gördü ve bunların neredeyse tamamına yakını da ağır hasarlı. Sigortacılara göre tahmini maddi zarar 3 milyonu bulacak. TIR’ın trafik sigortasının ödeyeceği toplam tutar ise 86 bin lira. Yani, bu 86 bin lira, 20 araç arasında hasar durumuna göre pay edilecek. Kazada zarar gören araçlar kaskoluysa sorun yok; kasko, araçtaki tüm zararı karşılayacak, sonra da sigorta şirketi ödediği zararı, TIR’ın trafik sigortasından talep edecek ve bu 86 bin lira arasından payını alacak. Kaskosuz araçlar ise 86 bin liradan paylarına ne düşerse onu alacak.

TIR’IN SAHİBİNE KÖTÜ HABER

Haklı olarak soracaksınız, limiti aşan tutarlar ne olacak? İşte buradan sonrası artık TIR’ın sahibi olduğu şirket ve TIR şoförü için kelimenin tam anlamıyla kabus. Çünkü, 100 bin liralık aracı kazada pert olan, trafik sigortasından hepi topu 3 bin lira alınca, zararını karşılamak için TIR’ın sahibine ve şoföre dava açacak. Aynı şekilde kazada hayatını kaybedenlerin yakınları sigorta limiti kadar vefat tazminatı alınca yine TIR’ın sahibine ve şoföre gidecek. Kaskolu araçların sigorta şirketleri de ödedikleri zararı karşılamak için dava açacak. Sigortacılar, bu kazada trafik sigortasının limitinin üzerinde 3-4 milyon liralık tazminat talebi ile TIR’ın sahibine ve şoförüne dava açılacağını söylüyorlar.

Peki, var mı bunun bir çaresi? Adı biraz itici gelebilir, ihtiyari mali mesuliyet adı altında sigorta var; trafik sigortasının limitini aşan tazminatlara karşı yaptırılıyor. Tıpkı bu kazada olduğu gibi trafik sigortasının yetersiz kaldığı durumlarda tüm zararı bu sigorta karşılıyor. Eminim, ‘pahalıdır’ diyeceksiniz. Onu da sordum; TIR’lar trafik sigortasının üzerine 750 lira ödeyerek, araçlar da 260 lira ödeyerek bu sigortayı yaptırabiliyor. Bursa’daki kazada eğer TIR’ın ihtiyari mali mesuliyet sigortası olsaydı, trafik sigortasının limitini aşan 3-4 milyon liralık tazminatı sigorta karşılayacaktı. Böylece ne TIR’ın sahibi ne de kazada zarar görenler mağdur olmayacak, mahkemelerle uğraşmayacaklardı.

<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=41761564&resizable=1&autostart=scroll&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Kaç çalışan kaç emekliye bakıyor?

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), merakla beklenen 2020 yılı sigortalı sayılarına, kaç çalışanın kaç emekliyi finanse ettiğine yönelik verileri açıkladı. Önce, sigortalı sayılarından başlayayım, çünkü salgın döneminde sigortalı sayılarının düşüp, düşmediği tartışma konusuydu.

SGK’nın açıkladığı verilere göre, 2020 yılında sigortalı çalışan sayısı, bir önceki yıla göre 891 bin 722 kişi artarak, 21 milyon 64 bin 613 oldu ki, bu da sigortalı sayısında yüzde 4.4’lük artış anlamına geliyor. Statülerine göre sigortalı sayılarına bakıldığında ise durum biraz farklı. İşçi ve memur sayısında artış yaşanırken, kendi adına çalışanlarda yani Bağ-Kur’luların sayısında azalma oldu. Bu da koronavirüs salgınının esnaf ve küçük işletme sahipleri üzerindeki etkisini gösteriyor. Geçen sene, 4/a’lı olarak, işçi statüsünde çalışanların sayısı önceki yıla göre 889 bin 110 kişi artarak, 15 milyon 203 bin 423 olurken; memurların sayısı ise 39 bin 899 kişi artarak 3 milyon 140 bin 410 oldu. Bağ-Kur’lu olarak çalışanların sayısı ise 2019 yılında, 2 milyon 758 bin 67 kişi iken, bu sayı geçen sene 37 bin 287 kişi azalarak, 2 milyon 720 bin 780 kişiye düştü.

TARIMDA ÇALIŞAN AZALDI

SGK, 2020 yılında sosyal güvenlik kapsamı altında olanların sayısını da açıkladı. Buna göre; işçi, memur, Bağ-Kurlu, tarım çalışanı, stajyerler de dahil toplam aktif sigortalı sayısı 23 milyon 344 bin 547 kişi olarak gerçekleşti. Geçen yıl aktif sigortalı sayısı 1.3 milyonun üzerinde arttı. Dikkat çeken gelişme ise, tarım sektöründe çalışanlarda oldu. 2020 yılında tarımda hem tarım sigortalısı olarak hem de geçici statüde çalışanların sayısında azalma yaşandı. Tarımda zorunlu sigortalı olanların sayısı 2019 yılında 600 bin 787 kişi iken bu sayı geçen sene 53 bin 712 kişi azalarak, 547 bin 75 kişiye geriledi. Benzer şekilde tarımda süreli değil de geçici çalışanların sayısı ise 2020’de 9 bin 858 kişi azalarak, 31 bin 250 sigortalıya düştü. Böylece 2020’de tarım alanında sigortalı sayısı toplamda 63 bin 570 kişi azaldı. Bu da hem salgının hem de salgında uygulanan kısıtlamaların en çok tarım çalışanlarını etkilediğini gösteriyor.

9.1 MİLYON KİŞİYE EMEKLİ MAAŞI

2020’de, ölüm, yaşlılık, malullük, işgöremezlik aylığı alanların, yani pasif sigortalıların sayısı da 773 bin 506 kişi artarak, 13 milyon 264 bin kişiyi geçti. Geçen yıl emekli olarak, yaşlılık aylığı alanların sayısı da 165 bin 422 kişi arttı, 9 milyon 133 bin 884 kişi çıktı. Daha açık bir anlatımla 2020’de, SGK, 9.1 milyondan fazla kişiye emekli aylığı ödedi. Emekli aylığı alanların 5.9 milyonu işçi statüsünden emekli olanlardan, 1.6 milyonu Bağ-Kurlulardan, 1.5 milyondan fazla da memur emeklilerinden oluştu.

En önemli konu olan aktif/pasif oranını sona sakladım ki, sosyal sigorta sisteminde finansal sürdürülebilirlik açısından önemli bir gösterge, aktif-pasif oranıdır. Nedir, aktif/pasif oranı? Çalışanlara aktif sigortalı; emekli, dul, yetim, malul sigortalılara pasif sigortalı deniyor. Aktif-pasif oranı da kaç aktif çalışanın, kaç pasif çalışanı finanse ettiğini gösteriyor. Bir anlamda kaç çalışanın, kaç emekliyi finanse ettiğini gösteriyor.

4 ÇALIŞAN OLMASI LAZIM

SGK’nın, açıkladığı 2020 verilerine göre, aktif/pasif oranı 1.87 olmuş. Yani, geçen sene 1.87 çalışan, bir emekliyi finanse etmiş. Tabi, bu rakam, sosyal güvenlik sisteminin toplamına göre belirlenmiş. Aktif sigortalılar içinden çırak ve stajyerleri çıkarttığımız zaman -ki, bu sayı 1.7 milyonun üzerindedir- aktif/pasif oranı 1.72’lere düşüyor. Bir de sigorta statülerine göre aktif/pasif oranına bakalım. 4/a’lı olarak çalışanlarda, yani işçi statüsünde çalışanlarda 2.22 çalışan bir emekliyi finanse ederken; Bağ-Kur statüsünde olanlarda 1.3 çalışan, bir emekliyi finanse ediyor. Memur statüsünde çalışanlarda ise 1.46 çalışan bir emekliyi finanse ediyor. Bağ-Kur ve memurlarda durum daha da kötü.

Yazının Devamını Oku

Babanızdan yetim aylığı alamazsınız

Soru: Emekli sandığından emekli olan bekar öğretmenim. Babam Bağ-Kurluydu 1994’te vefat etti, annem 2009’a kadar onun maaşını aldı. Annem öldüğünde babamın maaşını alabilir miyim? Leyla Ö.

Cevap: Emekli olduğunuz, geliriniz olduğu için ve SSK ya da Bağ-Kurlu olanların çocuklarına yetim aylığı bağlanmadığı için maaş alamazsınız. Yani ölen babanızdan maaş alamazsınız. Ancak siz SSK ya da Bağ-Kurlu olsaydınız ve babanız emekli sandığı emeklisi olsaydı maaş alabilirdiniz.

SİGORTA DEĞİŞİKLİĞİ YAPAMAZSINIZ

Soru: Yaşım 42, SGK girişim 7.2.2000. Bu tarihten itibaren 10.5 sene 4/a’dan primlerim ödendi. Şubat 2015’ten itibaren halen isteğe bağlı Bağ-Kur ödemekteyim.7000 iş gününden emekli olacağımı biliyorum.1260 gün daha ödemeliymişim. 4/a’lı olarak ödesem emekli olduğumda daha avantajlı olur muyum? Yoksa ara verip yasa çıktığında toplu para SGK’ya yatırsam daha mı avantajlı olur? Gamze A.

Cevap: Halen isteğe bağlı sigortalısınız. 4/a’lı olabilmeniz için bu statüde bir işyerinde çalışmaya başlamanız gerekiyor. Kendi isteğiniz ile işçi statüsüne geçemezsiniz. 4/a’lı olarak emekli olmak hem yaş açısından hem de emekli maaşı açısından daha avantajlı ancak bu avantaj, priminizin hangi seviyeden yattığı ile doğru orantılı. Bu konuda bir yasa düzenlemesi yok. Ayrıca SGK’ya toplu para ödeme diye de bir durum söz konusu değil.

TOPLU PRİM ÖDEYEMEZSİNİZ

Soru: Babam 1966 doğumlu, sigorta başlangıcı 1984, sigortalı gün sayısı 3439. Emeklilik için eksik gün sayısı ne kadar? Geçmişe yönelik primleri toplu ya da yapılandırma seklinde ödeyebilir miyiz? Emine E.

Cevap: Babanızın işe giriş tarihi 1999 öncesi olduğu için yaştan dolayı emekli olabilme hakkı var. Ancak bunun için 3600 prim gün sayısını doldurması ve 15 yıl çalışmış olması gerekiyor. Her ne kadar 161 gün eksik olsa da çalışma yılı mevcutta 9,5 yıl. Çalışma yılında eksik var. Geçmişe yönelik toplu prim ödeme şansınız yok. Babanızın çalışmaya devam etmesi ve çalışma yılını doldurması gerekiyor.

1.800 GÜNLE MALULEN EMEKLİ OLABİLİRSİNİZ

Yazının Devamını Oku

İşte reform kapsamında yeni özel emeklilik modelinin detayları

Açıklanan ekonomi reformları kapsamında sigortacılık ve Bireysel Emeklilik Sisteminde (BES) önemli düzenlemeler yapılacak. Bu düzenlemelerin neler olduğunu geçen ‘28 milyon BES’lenecek’ başlıklı yazımda yazdım.

Okuyuculardan da çokça soru aldım. Kimileri, BES’in, 18 yaş altına nasıl uygulanacağını merak ediyor; kimileri, özellikle de vakıf ve sandık çalışanları, birikimlerini sisteme hangi şartlarda aktaracağını soruyor. Kimileri de, ‘18 yaş altını anladık da eğitim, sağlık, hayat sigortalarının BES’e entegre edilmesini anlamadık’ diyor. 18 yaş altı ve vakıf, sandıkların sisteme aktarım şartlarına önümüzdeki yazılarımda detaylı değineceğim.

TEK PAKETTE TOPLANIYOR

Reform kapsamında; eğitim, sağlık ve hayat sigortaları gibi tasarruf ürünleri BES’e entegre edilecek. Henüz nasıl bir düzenleme olacağı netlik kazanmış değil, üzerinde çalışılıyor, ama satır başları ile anlatayım. Aslında 18 yaş altının sisteme dahil edilmesi ile tasarruf ürünlerinin entegrasyonu birbirinden çok da ayrı değil. Sigorta sistemi içinde eğitim sigortası, sağlık sigortası, hayat sigortası zaten var. Özel sağlık sigortasını anlatmama gerek yok. Eğitim sigortası; maalesef, ağırlıklı ebeveynin vefatı sonrası çocuğun eğitim masraflarını karşılayan bir ürün. Bu ürünlerin hepsini ayrı aylı almak durumundasınız. Şöyle ki; çocuğunuzun geleceğinde tasarrufu olsun diye BES yaptıracaksınız, sağlığı için ayrı sigorta yaptıracaksınız, ‘bana bir şey olursa eğitimi aksamasın’ diye de eğitim sigortası yaptıracaksınız. Ayrı aynı ürünler olunca da bugün tüm bunları birlikte yaptıranların sayısı binlerle ancak ifade ediliyor.

BES’TE SAĞLIK, EĞİTİM OLACAK

Yeni düzenleme ile işte bu ürünler bir paket içinde toplanacak. Örnekle anlatayım. Beş yaşındaki çocuğunuz için BES yaptırdınız ve bu pakete dahil oldunuz. Öncelikle çocuğunuz için tasarrufa başladınız; paketin içinde sağlık sigortası olduğu için ömür boyu sağlık teminatını da alıyorsunuz, böylece yenilemeydi, sonradan çıkan hastalıkların kapsam dışı kalmasıydı gibi sorunlarla karşılaşmıyorsunuz. Bir de çocuğunuzun eğitim döneminde yaşanacak olası risklere karşı da koruma sağlamış oluyorsunuz; tabi bana göre mevcut eğitim sigortasının mutlaka içeriğinin değişmesi gerekiyor. Bu ne sağlayacak? Birincisi ayrı ayrı sigortalarla uğraşmayacaksınız, ikincisi paket olacağı için ayrı ayrı sigortalara ödeyeceğiniz fiyattan çok daha düşük bedele tüm bu sigortaları almış olacaksınız. BES’e bir katkı payı ödeyeceksiniz ve bu payın içinde sağlık sigortası primi de olacak, eğitim sigortası primi de. Elbette, bu iş zorunlu olmayacak, tek bir BES de olmayacak. İsteyen çocuğu için BES’e girip, sadece tasarruf edecek; isteyen sağlık, eğitimi kapsayan paketi yaptıracak.

EMEKLİYE AYLIK MAAŞ

Peki, hayat sigortası bunun neresinde? Bugün BES’ten emekliliği gelenler, birikimini ve devlet katkısını toplu para olarak alıp, sistemden çıkıyor. Oysa toplu para almak yerine aylık maaş da alınabilmesi gerekiyor. İsteyen birikimini toplu alır, isteyen aylık maaş alır. Bu da ancak hayat sigortası ürünü ile mümkün. İşte, yeni düzenleme ile oluşturulacak pakete, aylık maaş bağlanmasına imkan tanıyan hayat sigortası da entegre edilecek.

Böylece, genç yaşta BES’e girildiğinde hem tasarruf edilmiş olacak hem özel sağlık sigortalı olunacak hem de eğitim sigortalı olunacak. Devlet de bunu destekleyecek ki, zaten BES’e girene yüzde 25 destek var. Bazı okuyucular soruyor; sosyal güvenlik benzeri model mi olacak diye. Tam da öyle değil ama nasıl sosyal güvenlik sisteminde prim ödenip, devletin sunduğu sağlık hizmetinden yararlanılıyor, emeklilik süresi geldi mi de emekli aylığı alınıyor; bu da işin özel emeklilik tarafı diyebiliriz. Paket çıktıktan sonra özel emeklilik, yani BES, tam anlamıyla sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olacak.

Yazının Devamını Oku

İşte istihdam desteklerinin ayrıntıları

Mikro ve küçük ölçekli firmalar arasında likidite sıkıntısı çekenlere yönelik, istihdama kattıkları her bir ilave kişi için, Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletiyle, 100 bin liralık krediye erişim imkânı sağlanacak. En fazla 500 bin liralık ilave istihdam finansman desteği verilecek. İlave istihdam finansman desteğinden, 17 Mayıs’ta bitecek olan nakdi ücret desteği alan işyerleri de yararlanabilecek.

EKONOMİDE reform paketi açıklandı. Paket, başta istihdam olmak üzere çalışma hayatına yönelik önemli düzenlemeler içeriyor. Buna göre, geçtiğimiz haftalarda yönetmeliği de yayımlanan uzaktan çalışma uygulaması hakkında yeni düzenlemeler yapılacak ve günün şartlarına uygun şekilde uzaktan çalışma yasası revize edilecek. Ayrıca kısmi süreli çalışanların hafta tatili, yıllık izin ve kıdem tazminatına hak kazanma süreleri yapılacak yeni düzenlemeler ile netleşecek. Yine pakette, genç istihdamın artırılmasına yönelik düzenlemeler de dikkat çekiyor.

REFORM PAKETİNDE YER ALDI

Ama asıl dikkat çekici olanı, ilave istihdam sağlayan işletmelere finansman desteği verilecek olması. Konunun detayına girmeden önce bir özet yapayım. Koronavirüs salgını nedeniyle bir senedir, hem işverenler hem de çalışanlar kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin desteği ile destekleniyor. Aynı şekilde, bu süreçte işverene çalışanını ücretsiz izne çıkarma hakkı tanındı ve bununla birlikte işten çıkarma yasağı da getirildi. Her ne kadar sivil toplum örgütleri, kısa çalışma ödeneğinin uzatılmasını talep etse de Cumhurbaşkanı’nın, son yaptığı açıklamaya göre, kısa çalışma ödeneği bu ayın sonunda bitiyor. Ücretsiz izin desteği ile işverenin çalışanı işten çıkarma yasağı da 17 Mayıs tarihinde son bulacak. Özellikle çalışan kesim, desteklerin son bulmasıyla birlikte işte çıkarılmaktan endişe duyuyor.

İşte, açıklanan Ekonomi Reform paketinde bu konuda, benim de dikkatimi çeken, önemli bir düzenleme yer alıyor. İşten çıkarmalar yaşanmasın diye işletmelere ilave istihdam finansman desteği sağlanacak. Destek, sadece istihdamı artırmaya yönelik değil; salgın nedeniyle nakit sıkıntısı çeken işletmelere de bir ölçüde nefes aldıracak.

BİR KİŞİ ALANA 100 BİN LİRA!

Peki, bu destekten kimler, nasıl yararlanacak? Mikro ve küçük ölçekli firmalardan likidite sıkıntısı çekenlere yönelik, istihdama kattıkları her bir ilave kişi için; Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletiyle, 100 bin liralık krediye erişim imkanı sağlanacak. Mikro ve küçük ölçekli işletme denildiğinde yaklaşık 3 milyondan fazla işletmeyi kapsıyor demektir. Buna göre, ilave istihdam yaratacak olan işletmeye, KGF destekli 100 bin liralık kredi verilecek. İstihdam yaratılacak her bir kişi için bu destekten yararlanılacak.

Peki, limit var mı? En fazla 500 bin liralık ilave istihdam finansman desteği verilecek. Bu da ilave 5 kişilik istihdam anlamına geliyor. Daha açık bir anlatımla, KOBİ iseniz, mevcut istihdamınızın üzerine 5 kişiye ilave istihdam sağlarsanız; KGF destekli, 500 bin liralık kredi imkanından yararlanabileceksiniz. Yok, 5 kişi değil de, ilave 2 kişilik istihdam sağlarsanız, 200 bin liralık destek alabileceksiniz.

Yazının Devamını Oku

Yurtdışı borçlanması yapmalısınız

Soru: 1999-2001 yıllarında Amerika’da üniversiteden mezun olduktan sonra çalıştım. Elimde belge olarak 401 K ve orada çalıştığıma dair 2000 yılında yazılmış bir belge ve 1999 yılına ait maaş bordrom bulunmakta. Amerika’da çalıştığım yılları transfer edebilmek için hangi departmanla iletişime geçebilirim? Ersa Ö.

Cevap: Yurtdışında çalışan Türk vatandaşların yurtdışında geçen hizmetlerini Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesi için borçlanabilirler. Bunu için de öncelikle yurt dışı sürelerini borçlanma talep dilekçesi dolduracaksınız ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuracaksınız.

58 YAŞINDA PRİM İADESİ ALABİLİRSİNİZ

Soru: Eşim 2015 yılında işe girdi, toplamda 550 prim günü var. 2017 de bir trafik kazası sonucu iki ayağı kırıldı. Devlet hastanesi yüzde 10’luk engelli raporu verdi. Biriken 550 gün primi alabilir miyiz? Murat T.

Cevap: Yaşı doldurmasına rağmen prim gün sayısı ve çalışma yılı nedeniyle emekli olamayıp maaş alamayanlar ödedikleri primleri toplu olarak alabilir. Ancak bu haktan yararlanabilmek için eşinizin 58 yaşını doldurması gerekiyor.

STAJ EMEKLİLİKTE HESABA KATILMAZ

Soru: İlk işe giriş tarihim 1.10.1994 (Staj amaçlı-SGK’da bu tarih gözüküyor) uzun vade de sigorta yatmaya başlayan tarih de 4.5.1998. Emeklilik için hangi tarih baz alınır? Bir de pandemi sonrası iş yeri ile yapmış olduğum anlaşma gereği haftalık çalışma sürem azalsa ve buna bağlı maaşımda düşüş olsa daha sonraki tazminat hakedişim hangi tutardan hesaplanır? Çetin K.

Cevap: Staj süreleri emeklilikten sayılmıyor. Emeklilik priminin ilk yattığı tarih yani 1998 yılından itibaren emekliliğiniz hesaplanacak. Haftalık çalışma sürenize bağlı olarak maaşınızda düşüş olursa bu kıdem tazminatını etkiler, son aldığınız brüt maaşınız üzerinden tazminat alabilirsiniz.

KISA ÇALIŞMA TAZMİNATTA SAYILMIYOR

Yazının Devamını Oku

28 milyon BES’lenecek

Ekonomik Reform kapsamında BES’te yeni düzenlemeler yapılacak. 18 yaş altı, 27 milyon gencin sisteme dahil edilmesinin önü açıldı. İlk etapta 6 milyon gencin bu imkândan yararlanacağı tahmin ediliyor. Sandık, vakıflar, derneklerdeki emeklilik birikimlerinin de BES’e aktarımına imkân tanındı. Tahminler, 10 milyar liralık bir birikimin sisteme aktarılacağı yönünde.

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, Ekonomik Reformları açıkladı. Reformların içinde Bireysel Emeklilik Sistemine (BES) yönelik önemli düzenlemeler var. Cumhurbaşkanı, “Sektörün 18 senede gösterdiği performans, sistemin, halkımız nezdindeki konumunu güçlendirmiştir. İçinden geçtiğimiz dönem bize, bu alanda yeni reformların vaktinin geldiğini gösteriyor” diyerek, BES’te yapılacak yeni düzenlemeleri anlattı. Önce, BES’te gelinen noktayı özetleyim, sonra reform adı altında yapılacak düzenlemelere değineyim. Sistemde toplam 12.6 milyondan fazla katılımcı bulunuyor ve emeklilik fonlarının toplam büyüklüğü de 170 milyar lirayı geçti.

Ekonomik reformlar kapsamında hem BES hem de sigortacılık anlamında üç önemli reform yapılacak. Bunlardan biri 18 yaş altının sisteme dahil edilmesi. Diğeri sandık, vakıf, dernek gibi kuruluşlardaki emeklilik birikimlerinin, 2023 sonuna kadar BES’e aktarımına imkân verilmesi. Üçüncüsü de devlet destekleri ve uygun maliyetlerle; eğitim, sağlık ve hayat sigortaları gibi tasarruf ürünlerinin BES’e entegre edilmesi. İlk ikisi hemen uygulamaya alınacak düzenlemeler; sonuncusu ise biraz zaman alacaktır. Bu üç düzenlemeye baktığımızda, önümüzdeki dönemde ülke tasarruflarının artırılmasına ağırlık verileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

GENÇLER BES’LENECEK?

18 yaş altının BES’e dahil edilmesi uzun süredir beklenen düzenlemeydi. Türkiye’de, 18 yaş altı nüfusun, toplam nüfusa oranı yüzde 27.5 ki, bu da 22.8 milyon genç anlamına geliyor. İşte bu, 22.8 milyon genç, artık sisteme girebilecek. Bugüne kadar giremiyorlar mıydı? Giremiyorlardı, çünkü sistem 18 yaş üstünü kapsıyordu. Katılımcılar, çocukları için; belki büyükler, torunları için BES yaptırıyordu ancak kendi adlarına yaptırabiliyorlardı. Şimdi ne olacak? Evet, gençlerin geliri olmadığı için aylık katkı paylarını yine aile büyükleri ödeyecek ama BES sözleşmesi gencin adına olacak. Üstelik devlet de yüzde 25 katkı yapacak. Yani, BES’teki, yüzde 25’lik devlet katkısı, 18 yaş altı için de geçerli olacak. Bu ne getirecek? Birincisi, genç yaşta sisteme girilebileceğinden, BES’e daha küçük rakamlar –belki 100 lira, belki 150 liralar- ödeyerek, büyük tasarruflara ulaşılacak. İkincisi, sisteme giren katılımcı sayısı arttıkça tasarruflar da artacak.

27 MİLYONU İLGİLENDİRİYOR

Elbette, imkân tanındı diye 27 milyon genç, koştura koştura BES yaptırmayacak, ancak belli bir kesimin bu düzenlemeyi beklediğini biliyorum ki, tahminler ilk etapta 5-6 milyon gencin bu imkândan yararlanacağı yönünde. Şunu da belirteyim, adı üstünde, sistem emeklilik sistemi, ama konu 18 yaş altı oldu mu; illa emeklilik diye bir kavram olması da gerekmiyor. Ebeveyn, çocuğu için küçük yaşta BES yaptırsa, belirli safhada eğitim için ciddi katkı yapacak tasarrufa ulaşılabilir. Bu, eğitim olmaz da gelecekte başka bir şey için kullanılır.

VAKIFLAR, SANDIKLAR NASIL GEÇECEK?

BES’te yapılacak düzenlemelerden biri de sandık, vakıf, dernek gibi kuruluşlardaki emeklilik birikimlerinin, 2023 yılı sonuna kadar, BES’e aktarımına imkân verilmesi. Bu uygulama geçmişte de yapılmıştı. 2008 yılında; dernek, vakıf ve sandıkların BES’e aktarımının yolu açılmıştı. Hatta aktarım süresi sonradan 2015 yılına kadar uzatılmıştı ki, aktarım yapanlar yüzde 25’lik devlet katkısından daha uzun süreli yararlanabilsin. Sonradan bir uzatım daha yapıldı. İyi hatırlıyorum o dönem, 100’ün üzerinde sandık ve vakfın sisteme girebileceği ve yaklaşık 8-9 milyar liralık bir birikimin BES’e aktarılacağı yönünde hesaplar yapılıyordu.

Yazının Devamını Oku

İş hayatında yeni dönem çalışanı nasıl etkileyecek?

Salgınla birlikte yüzbinlerce çalışan, evden çalışmaya, bir başka ifadeyle uzaktan çalışmaya geçti ve halen de özel sektörde uzaktan çalışma devam ediyor.

Aslında iş hukuku yıllar öncesinde uzaktan çalışmayı tarif ediyor ve çalışanın, evinden ya da teknolojik iletişim araçları ile işyerinin dışından çalışmasına imkan tanıyor. Ancak yıllardır uzaktan çalışmanın yasal sınırları çizili değildi. Salgınla birlikte uzaktan çalışmaya zorunlu geçilince de hem işverenlerde hem de çalışanlarda uygulamaya yönelik tereddütler oluştu.

İŞVEREN KABUL ETMEYEBİLİR

Nitekim bu bir yıllık süreçte, uzaktan çalışma konusunda okuyuculardan çokça soru aldım. Kimileri, uzaktan çalışmada nasıl bir maaş politikası izleneceğini merak ediyor, kimileri izin ve yan haklarının neler olacağını soruyor, kimileri de mesai saatlerinden şikayet ediyor. Hatta bu konuda geçen bir yıl içinde uzaktan çalışma uygulayan işyerlerinde işveren ile çalışan arasında ciddi uyuşmazlıklar yaşandı, ama işten çıkarma yasağı nedeniyle bu uyuşmazlıklar askıda kaldı, iki taraf da aksiyon alamadı. Yine bu süreçte uzaktan çalışmayla ilgili yazılarımda sürekli olarak, eğer uzaktan çalışma varsa mutlaka işveren ile çalışan arasında yazılı bir sözleşme yapılması gerektiğinin altını çizdim.

Nihayet dün, Uzaktan Çalışma Yönetmeliği Resmi Gazetede yayımlandı ve uygulamaya da girdi. Yani, bir geçiş süreci yok, uzaktan çalışma yönetmeliği 10 Mart tarihi itibariyle uygulanmaya başlanacak. Çok fazla detaya girmeden, yönetmeliğin önemli hususlarını paylaşayım. Çalışan, uzaktan çalışmaya geçmek isteyebilecek ve bu isteğini işverene iletecek. İşveren, bu isteği kabul edebilir de etmeyebilir de. Etmezse, yapacak bir şey yok. Eğer, talebi kabul ederse, o zaman çalışan ile arasında sözleşme yapacak. İşyeri zorlayıcı nedenle uzaktan çalışmaya geçmişse –ki, bugün salgın nedeniyle binlerce işyerinde olan budur- uzaktan çalışmak için çalışanın talebi veya onayı alınmayacak. Yeni düzenlemeye göre iş ilişkisi uzaktan çalışma sözleşmesi ile kurulabileceği gibi fiziki çalışma devam ediyorsa mevcut iş sözleşmesi çalışan ile işverenin anlaşması halinde uzaktan çalışma sözleşmesine dönüştürülebilecek

DÜZENLEME YARARIMA MI?

Peki, uygulaması nasıl olacak? Uzaktan çalışma yapılacaksa mutlaka işveren ile çalışan arasında yazılı sözleşme yapılacak. Sözleşmede de işin tanımı, yapılma şekli, işin süresi, uzaktan çalışmanın yapılacağı zaman aralığı, yeri, ücret ve ücretin ödenmesine ilişkin hususlar, işveren tarafından sağlanan iş araçları, ekipman ve bunların korunmasına ilişkin yükümlülükler, işverenin işçiyle iletişim kurması ile genel ve özel çalışma şartlarına ilişkin tüm detaylar yeralacak. Tabi, mesai saati uzaktan çalışma sözleşmesinde yazılacak ve bu çalışma saatleri işveren ile çalışan arasında anlaşarak değiştirilebilecek olsa da; tüm bu mesai süresi iş kanunda belirtiler sınırlar dahilinde olacak. Uzaktan çalışmanın yapılacağı zaman aralığı ve süresi iş sözleşmesinde belirtilecek. Yönetmelik yayımlanınca eşten dosttan, okuyuculardan, ‘bu düzenleme bizim yararımıza mı?’ şeklinde sorular gelmeye başladı. İşin ilginci bu soruyu hem çalışanlar hem de işverenler soruyor. Açıkça söyleyeyim, düzenleme, uzaktan çalışmanın nasıl olacağını ve şartlarını tamamen işveren ile çalışana bırakıyor. Yani, her iki kesim kendi iş durumuna ve kendi şartlarına göre aralarında anlaşarak, uzaktan çalışma modeli belirleyecek. Ancak hangi model olursa olsun, mutlaka yazılı sözleşme olacak ve sözleşmede tüm detaylar yer alacak.

 

Yazının Devamını Oku

Yaşınız tutuyor prim sayınız eksik

Soru: 1969 doğumluyum, 1985 ve 87 doğumlu iki çocuğum var. Sigortam 1.1.1997 başlamıştır. 2116 pirimim var. Emekli olabilir miyim?Suzan S.

Cevap: Yaş nedeniyle emekli olabilirsiniz. Bunun için 15 yıl çalışma şartını ve 3600 prim gün sayını doldurmanız gerekiyor. Yaşınız emeklilik için tutuyor ama çalışma yılı ve prim gün sayısı tutmuyor. Doğum borçlanması yaparak, prim gün sayısını artırabilirsiniz ancak çalışma yılını da doldurmanız gerekiyor ki, 9 yıl daha çalışmanız gerekiyor. İsteğe bağlı sigortalı olabilirsiniz.

YETİM AYLIĞI 25 YAŞINDA KESİLİR

Soru: Annem polis memuruydu, 2015 yılında kaybettim. 25 yaşımı doldurmak üzereyim. Üniversitede öğrencisi olduğum için annemden yetim aylığı alıyorum; bu aylık kesilecek. Okuyor olacağım için zor duruma düşeceğim. Annemin maaşını anneannem alabilir mi? Anneannemin üzerine şu an iki maaş var birisi Bağ-Kur birisi Emekli Sandığı. Yiğit P.

Cevap: Erkek çocuklar 25 yaşına kadar yetim aylığı alıyor, üniversite okumayanlar ise 20 yaşına kadar yetim maaşı alıyor. Ananenizin durumuna gelince bazı durumlarda kendi emekli maaşı da dahil üç maaş alınabiliyor. Sizin durumunuzda hiçbir geliriniz olmadığı ve yetim olduğunuz için devlet yardımına başvurabilirsiniz.

SİGORTANIZI 5 YIL ÖNE ÇEKEBİLİRSİNİZ

Soru: 5.6.1972 doğumluyum. 4/b’den tescillenmiş, 1998 ilk sigortaya girişim var. 23.10.2003 sigortam 1998’e çekilir mi?

Cevap: Sigorta tesciliniz Bağ-Kur üzerinden yapılmış ve 1998 yılında sigorta başlangıcınız bulunuyor. Muhtemelen sigorta girişiniz var ama prim ödenmemiş, dolayısıyla sigortalılığınız durdurulmuş, 2003 yılında yeniden başlamış. Aradaki beş yıllık priminizi ödeyip yeniden aktif edebilirsiniz ve sigorta başlangıcınızı 1998 yılına çekebilirsiniz.

EMEKLİ MAAŞINIZ DÜŞER

Yazının Devamını Oku

Çalışmayan kadınlara emeklilik formülü

Kadın okuyuculardan, özellikle çalışmayan, ev hanımı olan okurlardan sıklıkla, ‘hiçbir sosyal güvencem yok nasıl emekli olurum, ne yapmam lazım?’ benzeri sorular alıyorum. Kimi okuyucular da ileriki yaşlarda toplu para alma imkânı olup olmadığını merak ediyor.

Araştırmalara göre 15 yaş üzeri nüfusta, işgücüne dahil olmayanların sayısı 32 milyon kişi ve bunun da yüzde 70’ini kadınlar oluşturuyor. 15-64 yaş arasındaki çalışabilir nüfusta istihdam edilenlerin sadece üçte biri kadınlardan oluşuyor. Şu bir gerçek ki, çalışmayan kadınlarda ciddi gelecek endişesi var. Hal böyle olunca da çalışmadan nasıl emekli olunacağı, emekli maaşı ya da emeklilik toplu ödemesi alınıp alınmayacağı merak ediliyor.

2.8 MİLYON KADIN SİSTEMDE

Hazır bugün Dünya Kadınlar Günüyken, merak edilen bu konuya açıklık getireyim. Çalışmadan emekli olmak mümkün. Bunun iki yolu var; birincisi devletten isteğe bağlı sigortalı olunabilir, ikincisi Bireysel Emeklilik Sistemi’nden (BES) özel emekli olunabilir. İşin özel emeklilik tarafına değineceğim. Bugün 2 milyon 800 binden fazla kadın özel emeklilik sistemini tercih etmiş durumda, bunların bir kısmı da ev hanımları.

Artık, BES’i bilmeyen yok ama ben yine de özet geçeyim. Çalışmıyorsanız, ev hanımıysanız, her ay prim öder gibi emeklilik şirketine katkı payı adı altında belirli bir miktar ödüyorsunuz. 56 yaşına geldiğinizde sistemden emekliliğe hak kazanıyorsunuz. 56 yaşında da değil de 60 yaşında, 65 yaşında da emekli olabilirsiniz, size kalmış. Emekli olduğunuzda ister toplu para alabilirsiniz, ister belirleyeceğiniz geri ödeme planına göre kısım kısım ödeme alabilirsiniz ya da BES’teki birikiminizi yıllık gelir sigortasına aktarıp düzenli gelir alabilirsiniz.

İşin en cazip tarafı, BES’e, aylık ödediğiniz tutarlara devletin de yüzde 25 katkı yapması ki, mesela isteğe bağlı sigortada böyle bir şey yok. Konu, çalışmayan ev hanımlarından açıldı ama altını çizeyim, bu anlattıklarım; emeklilikte ikinci gelire ihtiyaç duyan, emekli olduğunda devletten alacağı emekli maaşını yetersiz bulan tüm çalışan kadınlar için de geçerli.

AYLIK MAAŞ DA ALABİLİRSİNİZ

Peki, BES’e aylık ne kadar katkı payı ödenirse emeklilikte ne kadar birikime ulaşılır? Bu, kişilerin aylık ne kadar tasarruf edeceği, hangi yaşta sisteme gireceği ile yakından ilgili ama ben yine de bir-iki örnek vereyim. Örnekler, Emeklilik Gözetim Merkezi’nden (EGM) alınmıştır. Eğer 30 yaşındaysanız, aylık 200 lira katkı payı ödeyerek BES’e girerseniz –ki, devlet de sizin için aylık 50 lira yatıracak- bu katkı payını hiç artırmadan, 200 liralar ile devam ederseniz; 56 yaşında elinize geçecek muhtemel tutar devlet katkısı dahil 124 bin liraya yakın olacaktır.

40 yaşındaysanız, aylık 300 lira katkı payı ödeyerek sisteme girerseniz, devlet katkısı ile birlikte aylık tutar 375 lira olacaktır ve 300 lirayı hiç artırmadan, 56 yaşında emekli olmak istediğinizde; devlet katkısı dahil 99 bin liraya yakın birikiminiz olur. Anlayacağınız sisteme ne kadar erken girerseniz emekliliğinizdeki birikiminiz o kadar yüksek olur. Geç girecekseniz de aylık ödeyeceğiniz katkı tutarlarını yüksek tutmanız gerekir. Dediğim gibi bu birikimi yıllık gelir sigortasına çevirip düzenli maaş da alabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku