En düşük memur maaşı 4 bin 500 TL

Açıklanan enflasyon rakamı ile birlikte görevdeki memurların da zam oranı netleşti. Buna göre memurlar, 2021’in ocak ayında maaşlarını yüzde 7.33 zamlı alacaklar.

GÖREVDEKİ memurlar da emekliler gibi senede iki kere maaşlarını zamlı alıyor. Zam oranları ise toplusözleşmeye göre önceden belirleniyor ve geçmiş 6 aylık enflasyondan kaynaklı fark oluşursa maaş zammına yansıyor. Toplu sözleşmeye göre görevdeki memurlar bu yılın başında yüzde 3 zam alacaklar, geçmiş 6 aya ait enflasyonun da yüzde 4’ü aşması halinde aradaki fark maaşa yansıyacak. Açıklanan enflasyon rakamına göre de bu yılın ocak-haziran döneminde görevdeki memurlar maaşlarını yüzde 7.33 zamlı alacak.

ÖĞRETMEN MAAŞI 6 BİN LİRA

Alınacak zamla birlikte görevdeki memurların net maaşları belli oldu ancak aile yardımı, çocuk ödeneği ve memurların bulundukları illere göre aldıkları ücretler de farklılık gösterecek. Buna göre de en düşük memur maaşı 4 bin 500 liraya çıkacak. Yeni zamlarla birlikte 1. derece 4. kademede (1/4) genel müdürün maaşı, aile yardımı ile birlikte 14.917 lira olurken, aynı derecede öğretmenin maaşı 6 bin 74 lira olacak. 8/1 polis memurunun maaşı da 6.883 liraya çıkacak. Yeni zamla bu yılın ocak ayında 1. derece 1. kademe araştırma görevlisinin eline 7.340 lira geçecek. Ayın derece ve kademede öğretim görevlisi 5.200 lira alacak. Teknisyenin ise 5.430 lira, şoför olarak çalışanın 4.656 lira, sekreter olarak görev yapanın 4.772 lira, sağlık teknisyeninin 5.454 lira, profesörün 10.584 lira, mühendisin 7.495 lira eline geçecek.

En düşük memur maaşı 4 bin 500 TL
En düşük memur maaşı 4 bin 500 TL
En düşük memur maaşı 4 bin 500 TL


YARIN: ZAMLI DUL VE YETİM AYLIKLARI

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Maaşınızın içinde ek ödeme de var

Soru: Temmuz maaşımın üzerine zam oranı kadar emekli maaşı aldım. Sizin emekli maaşları yazı dizisinde ek ödemeden söz ediyorsunuz, o ödeme bana yansımadı. Bu ek tutar nedir, kimlere verilir? Güneş Ş.

Cevap: Vergi iadesi kaldırılarak, yerine ek ödeme uygulamasına geçildi. Maaşın yüzde 4’ü, ek ödeme adı altında tüm emeklilerin her ay hesabına yatırılıyor. Her ay bankaya yatan emekli maaşınızın içinde ek ödeme de var. Maaş zammı ise ek ödemeli maaşınız üzerinden değil, çıplak maaşınız üzerinden hesaplanıyor.

PRİM İADESİ İÇİN YAŞI BEKLEYECEKSİNİZ

Soru: 1.5.1984 yılında SSK’lı oldum, 48 yaşında emekliliğe hak kazandım, ancak primim sadece 1450 gün. Bu primlerimi geri alabilir miyim? 1969 doğumluyum, emeklilik yaşım geçti bile? Erdal D.

Cevap: Emeklilik yaşını dolduran, hatta geçen çalışanlar, eğer emeklilik için gerekli prim gün sayısını ve çalışma yılını doldurmayıp, emekli maaşı almaya hak kazanamıyorlarsa ödedikleri primleri SGK’dan toplu olarak alabiliyor. Erkek çalışanların prim iadesi alabilmesi için 60 yaşını doldurması gerekiyor. 8 yıl sonra prim iadesini alabilirsiniz.

İŞVEREN ÜCRETSİZ İZNE ÇIKARABİLİR

Soru: Belediye iştirakinde temizlik görevlisi olarak çalışıyorum. Kronik rahatsızlığımdan dolayı 4 ay idari izinliydim. Şimdi de ücretsiz izine çıkarmak istediler. Şirket beni ücretsiz izine çıkarabilir mi? Dursun F.

Cevap: İşveren isterse sizi ücretsiz izne gönderebilir, yasa bu hakkı işverene tanıyor. Bu durumda da devletin ödediği nakdi ücret desteğinden yararlanabilirsiniz.

YAŞLILIK AYLIĞI ALABİLİRSİNİZ

Yazının Devamını Oku

Memura yüzde 7.36 işçiye yüzde 8.36 zam

Açıklanan enflasyon rakamı ile birlikte hem tüm emeklilerin hem de görevdeki memurların alacakları zamlı maaşlar da belli oldu. Memurlar ile memur emeklileri 2021’in ilk yarısında maaşlarını yüzde 7.36 zamlı alacak. SSK, Bağ-Kur, tarım emeklilerinin yeni yıldaki zam oranı da yüzde 8.36 olacak.

Enflasyon rakamı açıklandı beklenen emekli zamları da belli oldu. Buna göre görevdeki memurlar ile memur emeklileri ocak ayında maaşlarını yüzde 7.36; SSK, Bağ-Kur ve tarım emeklileri de maaşlarını yüzde 8.36 zamlı alacak.

Emekliler ile görevdeki memurlar ocak ve temmuz olmak üzere senede iki kere ve bir önceki 6 aylık dönemde gerçekleşen, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranına göre maaşlarını zamlı alıyor. TÜİK, 2020 temmuz-aralık enflasyonunu açıkladı ve zamlar da netleşti. SSK, Bağ-Kur ve tarım emeklileri bu yılın ocak-haziran döneminde maaşlarını yüzde 8.36 zamlı alacak. Görevdeki memurlar ile memur emeklileri ise yüzde 3 toplu sözleşmeden kaynaklı zamla birlikte yüzde 4.36 da enflasyon farkı olmak üzere 2021’in ilk yarısında maaşlarını yüzde 7.36 zamlı alacak. Böylece aile yardımı ödeneği dahil en düşük memur maaşı 4 bin 500 liraya, en düşük memur emekli aylığı da 3 bin 20 liraya yükselecek.

EK ÖDEMELER DE ARTTI

Bugünden itibaren de tüm emeklilerin zamlı maaşlarını, ek ödemelerini ve ocak ayında eline geçecek maaş tutarını kuruşu kuruşa yayımlayacağız.

Önce, SSK, Bağ-Kur ve tarım emeklilerinden başlıyoruz. Açıklanan enflasyon rakamına göre sayıları 10 milyonu bulan SSK, Bağ-Kur, tarım emeklileri ocak ayında maaşlarını yüzde 8.36 zamlı alacak. Zamla birlikte en düşük SSK emeklisinin aylığı 2.536 liraya, en düşük Bağ-Kur emeklisinin aylığı 2.274 liraya ve en düşük tarım emeklisinin aylığı ise 1.718 liraya çıkacak. SSK, Bağ-Kur, tarım emeklileri, 2020 yılının ocak ayında maaşlarını yüzde 6.50, temmuz ayında da yüzde 5.75 zamlı almışlardı. Yeni zamla birlikte emeklilerin her ay aldığı ek ödeme de artacak.



Yazının Devamını Oku

2021’de gündemde neler olacak?

2020, sigorta sektörünün yıldızının parladığı bir yıldı dersek, sanırım yanılmış olmayız. Sadece yıldızı da parlamadı, 2020, sigortanın öneminin ortaya çıktığı bir yıl oldu. Önce, Elazığ depremi ile başladı, hemen sonrasında koronavirüs sürecine girildi, salgın devam ederken afetler de durmadı ve son olarak da İzmir depremi yaşandı. Açıkçası tüm bu süreçte sigortacılar başarılı bir sınav verdi.

Kısa bir özet geçecek olursak; salgın döneminde atılan en önemli adımlardan biri, pandemi, sağlık sigortalarının kapsamı içinde değilken sigorta şirketleri, koronavirüs tedavi giderlerini karşılama kararı aldı, bu kapsamda 150 milyon liradan fazla özel hastanelere ödeme yapıldı. Depremlere gelince; sadece 2020’de yaşanan Elazığ ve İzmir depremlerinde sigortacılar, zorunlu deprem sigortası da dahil 500 milyon liraya yakın hasar ödemesi gerçekleştirdi. Hatırlatmakta fayda var, İzmir depremi, salgın döneminde yaşandı; eksperiyle, acentesiyle tüm kesimler zararın hızlıca ödenmesi için hasar tespit çalışmalarını yürüttü ve bu süreçte yüzlerce sigorta görevlisi koronavirüse yakalandı.

2020’de, ilginç bir gelişme de Bireysel Emeklilik Sisteminde (BES) yaşandı. Salgının tasarrufları, dolayısıyla da BES’i etkilemesi beklenirken, tam tersi yaşandı ve BES’e ilgi arttı, sistemden çıkışlar olmadı, daha önce çıkanlar bile birer birer sisteme girmeye başladı. Hal böyle olunca da tasarruflar arttı, BES fonları büyüdü.

TASARRUFA DEVAM EDİLECEK

Peki, 2021’de neler olacak, hangi sigorta ürünlerinin yıldızı parlayacak? Öncelikle şu iki tespiti yapalım. Birincisi, salgın devam edecek; ikincisi, uzmanların söylemine göre bu yıl da depremler yaşanacak. Yeni yılda da deprem sigortası ve özel sağlık sigortası ön plana çıkacak. 2020’de yaşananlar sadece zorunlu deprem sigortasının yeterli olmadığını; konut, işyeri, kasko sigortalarının da ihtiyaç olduğunu gösterdi. 2021’de de aynı trend devam edecek.

Özel sağlık sigortaları içinde de yeni yılda özellikle tamamlayıcı sağlık sigortasına ilgi artacak. Salgın nedeniyle 2020’de tamamlayıcı sağlık sigortasında yüzde 30’un üzerinde bir artış yaşandı, yeni senede bu artış devam edecek. Duyumlarıma göre de kamu da tamamlayıcı sağlık sigortasını teşvik etmek için bazı hazırlıklar içinde.

Görüneni o ki, yeni yılda da tasarruf alışkanlığına paralel BES’e olan ilgi sürecek. 2021’de ekonomik program içinde BES’e ayrı bir yer ayrıldı. 18 yaş altının BES’e girmesi, dövizli BES uygulaması için düzenlemeler gündemde olacak. Bir başka konu da tamamlayıcı emeklilik sistemi. Yani, yeni yılda BES’in yıldızı parlamaya devam edecek.

AŞI OLMAYAN SİGORTALANACAK MI?

2020’de gözlerden kaçtı ama koronavirüsle birlikte bir ürünün daha önemi ortaya çıktı; siber sigorta. Salgın döneminde online işlemlerin artması beraberinde siber riskleri gündeme getirdi ve bu süreçte birçok kişi siber dolandırıcıların kurbanı oldu. Bu da siber sigortaya ilgili artırdı. Sigortacılar, 2021’de, siber sigortanın lüks değil ihtiyaç haline geleceğini söylüyor.  Bu nedenle birçok sigorta şirketi ürün grubuna siber sigortayı ekledi ve vitrine de çıkarmaya başladı.

Yazının Devamını Oku

10 soruda genel sağlık sigortası borç yapılandırması

Yapılandırmadan, genel sağlık sigortası prim borcu olanlar da yararlanabilecek. Sağlık prim borcu yapılandırması diğer borçlardan farklı. Yapılandırma için başvurmaya gerek yok, borçlar SGK tarafından otomatik olarak yapılandırılıyor ve borcun tamamının ödenmesi halinde de gecikme zammı ve cezası siliniyor. İşte, genel sağlık sigortası prim borcu hakkında tüm merak edilenler?

1)Genel sağlık sigortası borç yapılandırması için son başvuru tarihi ne zaman?

Sağlık sigortası borcu için başvuru şartı aranmıyor. Borcu olanların geçmiş tüm borçları Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından otomatik olarak yapılandırılacak, hatta borçlar yapılandırılmaya başlandı. Dolayısıyla başvuru yapmanıza gerek yok. Yapılandırmayı da e-devlet üzerinden veya bankalar aracılığıyla öğrenebilir ve takip edebilirsiniz.

2)Hangi tarihteki borçlar yapılandırılıyor?

Bu yılın ağustos ayı itibariyle, ağustos ayı da dahil genel sağlık sigortası borçları yapılandırılacak.

3)Yapılandırma nasıl olacak?

Genel sağlık sigortası borç yapılandırması diğer borç yapılandırmalarından farklı. Bu kapsamda geçmişte sağlık sigortası borcu olanlar 30 Nisan 2021 tarihine kadar prim borcunun tamamını ödemeleri halinde bu borca ilişkin ceza ve zam silinecek. Yani, sadece ana prim borcunun ödenmesi yeterli olacak. Örneğin, 9.718 lira prim borcunuz varsa, bu borcunuzu 30 Nisana kadar öderseniz, ana borç tutarı olan 6.374 lirayı ödeyeceksiniz, 3.344 lirası silinecek.

4)Borcu illa peşin mi ödemem gerekiyor?

Hayır, borcunuzu yapılandırıp, taksitler halinde de ödeyebilirsiniz. Borcunu 2021’in nisan sonuna kadar peşin ödeyenlerin borca ilişkin ceza ve zam tutarı silinecek. Yapılandırmanın diğer şartlarından da yararlanabilirsiniz. Taksit seçeneğinde taksit sayısına göre belirli katsayı uygulanıyor.

Yazının Devamını Oku

Asgari ücretle birlikte neler değişti?

2021 yılında uygulanacak asgari ücret yüzde 21.56 artarak, aylık brüt 3.577.50 liraya, net de 2.825.90 liraya yükseldi.

Günlük asgari ücret de brüt 119.25 lira oldu. Asgari ücret yaklaşık 7 milyon çalışanı ilgilendiriyor ama sosyal güvenliğe konu neredeyse tüm işlemler asgari ücrete göre belirleniyor. Hal böyle olunca da yeni asgari ücretle birlikte; doğum ve askerlik borçlanmasından işsizlik maaşına, genel sağlık sigortası priminden isteğe bağlı sigortalılık ödemelerinden bireysel emeklilik sistemi kesintilerine kadar tüm ödemeler de değişti ve haliyle arttı. Hatta öyle ki, aksi açıklama yapılmazsa, koronavirüs salgını nedeniyle bugün milyonlarca çalışanın aldığı kısa çalışma ödeneği de yeni asgari ücretle birlikte artacak.

AGİ NE OLDU?

Önce, Asgari Geçim İndirimi (AGİ) ile başlayayım. Yeni asgari ücretle birlikte çalışanın; bekar, evli, eşinin çalışıp çalışmaması ve çocuk sayısına göre alacağı AGİ, aylık 268 lira ile 456 lira arasında değişecek. Buna göre, 2021 yılında bekar bir çalışanın eline 2.825,9 lira geçecek. Evli ve eşi çalışmayan işçinin AGİ dahil eline 2.879,5 lira; eşi çalışmayıp 1 çocuğu olanın 2.919,8 lira, eşi çalışmayıp 2 çocuğu olanın 2.960 lira, eşi çalışmayıp 3 çocuğu olanın 3 bin 13 lira geçecek. Eşi çalışan işçi AGİ dahil aylık 2.825 lira alırken; eşi çalışıp 1 çocuğu olanın 2.866 lira, eşi çalışıp 2 çocuğu olanın 2.906 lira, üç çocuğu olanın ise eline 2.960 lira ücret geçecek.

PRİMLER YÜKSELDİ

Peki, 2021’de asgari ücretle birlikte neler değişecek? Tek tek anlatayım.

* İşsizlik maaşı arttı. Çalışanın ortalama brüt kazancının yüzde 40’ı kadar işsizlik maaşı ödeniyor. En fazla işsizlik ödeneği ise aylık brüt asgari ücretin yüzde 80’ini geçemiyor. 2021’de asgari ücretle birlikte en düşük işsizlik maaşı 1.431 lira, en yüksek işsizlik maaşı da 2.862 lira olacak.

* Genel genel sağlık sigortası primlerini kendi ödeyenlerin ödemeleri de yükseldi. Geliri brüt asgari ücretin üçte birinin altında olan kişilerin primlerini devlet karşılıyor. Geliri bunun üzerinde olanlar ise primlerini kendi ödüyor. Ödenen aylık prim tutarı ise brüt asgari ücretin yüzde 3’ü. 2021 yılında genel sağlık sigortası için ödenecek aylık prim tutarı 107.3 liraya çıktı. Böylece 2021’de yıllık 1.287 lira ödeyenler, devletin sunduğu sağlık hizmetinden yararlanabilecek.

* Yeni yılda isteğe bağlı sigortalı olacakların ödeyecekleri aylık primler de yükseldi. İsteğe bağlı sigortalılıkta ödenecek prim tutarını kişi kendi belirlese de primin üst ve alt sınırı var. En az brüt asgari ücretin yüzde 32’si, en çok da brüt asgari ücretin 7.5 katının yüzde 32’si kadar prim ödenebiliyor. 2021 yılında isteğe bağlı sigorta yaptıracaklar en az 1.144.8 lira ödeyecekler. Primlerini yüksekten ödemek isteyenler ise en çok 2021’de 8.586 lira yatırabilecekler.

Yazının Devamını Oku

Ya ayrı şirket kur ya da portföyünü başkasına devret!

Katılım sigortacılığı, bir başka adıyla da faizsiz sigortacılık, bir yıldır gündemde. Önce, Yeni Ekonomi Programı’nda katılım sigortacılığına detaylı yer verildi, ardından 2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda da, katılım sigortacılığının geliştirileceği yer aldı. Son olarak da Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, katılım sigortacılığı alanında dünyada rehber ülke olmanın hedeflendiğini söyledi.

Geçtiğimiz hafta başında ise katılım sigortacılığı ve katılım Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ile ilgili önemli bir yönetmelik yayımlandı ve faizsiz sigortacılığın detayı belli oldu. Yönetmeliğin, bana göre önemli bir-iki noktasını paylaşayım ama önce katılım sigortacılığı ile ilgili özet bir bilgi vereyim ki, çok konuşulan bu konuda durum nedir bilin.

BİR YILLIK SÜRE TANINDI

Aslında 2017 yılında yapılan düzenleme ile faizsiz sigortacılığın yasal sınırları çizildi ve uygulama başladı. Sistemin iki özelliği var. Birincisi, baştan sona faizsiz esaslara göre yürütülmesi; ikincisi, sigortalılara belirli dönemin sonunda para iadesi yapılması. O dönem, yapılan düzenleme ile faizsiz sigortacılık yapacak şirketlere iki yöntemi seçmeleri söylendi. Birincisi, katılım sigorta şirketi kurmaları; ikincisi, pencere usulü ile geleneksel faaliyetlerinin yanında katılım sigortacılığını da yürütebilmeleri ki, pencere usulü sigorta şirketinin ayrı şirket kurmadan faizsiz sigortacılık yapabilmesi anlamına geliyor. Pencere yöntemi ile çalışan şirketlere de 3 yıllık süre tanındı, üç yılın sonunda ayrı bir katılım şirketi kurmaları istendi.

Bugün 12 şirket katılım sigortacılığı yapıyor. Bunların 6’sı tam katılım, diğer 6’sı ise pencere usulü ile katılım sigortacılığı yapıyor. Katılım sigortacılığının toplam sigorta pazarı içindeki payı, yüzde 5. Düşük mü? Düşük, ama geçmişi 35 yıl olan katılım bankalarının, toplam bankacılık içindeki payının yüzde 7 olduğunu hesaba katacak olursak; katılım sigortacılığının geçmişinin ise hepi topu 5 yıl olduğunu düşünürsek, çok da düşük denemez. Bunun nedenini; vatandaşın faizsiz sisteme ilgisinin az olduğuna mı bağlarsanız, yoksa katılım banka ve sigorta şirketlerinin kendilerini iyi anlatamadıklarına mı; işin o tarafı ayrı bir konu.

FAİZSİZ SİGORTAYA DÜZENLEME

Geçen hafta çıkan yönetmelikle artık katılım sigortacılığının mevzuatsal anlamda hiçbir eksiği kalmadı. Yeni sistemi satır başları ile anlatayım. İster BES olsun ister sigortacılık, kim katılım sigortacılığı yapacaksa mutlaka bir danışma komitesi kuracak. Komitenin onay vermediği hiçbir iş yapılmayacak. Emeklilik şirketi katılım emeklilik planı kuracak, katılım emeklilik planında sadece katılım fonları olacak.

Yönetmelikteki asıl önemli düzenleme; yukarıda da değindiğim pencere usulü ile çalışan şirketlere 2021 sonuna kadar sora verilmesi. 2021’in sonunda ne olacak? Pencere usulü ile çalışan 6 şirket ya ayrı bir katılım şirketi kuracaklar ya da ellerindeki sigortalı portföyünü katılım sigortacılığı yapan başka bir şirkete devredecekler. Yani, kamu diyor ki, 2022’den itibaren hem konvensiyonel sigortacılık hem de faizsiz sigortacılık yapamazsın; faizsiz sigortacılık yapacaksan ayrı şirket kuracaksın. Duyduğuma göre de bu 6 şirketten en az ikisi ayrı şirket kuracakmış.

 

Yazının Devamını Oku

2021’de özel sağlık sigortalarında fiyat artışı olacak mı?

Bir süredir okuyuculardan, ‘2021’de sağlık sigortasının fiyatları artacak mı, artacaksa ne kadar artar?’ sorularını sıkça alıyorum. Kimileri de, ‘salgından dolayı özel sağlık sigortasının fiyatında ciddi artış olur mu?’ diye merak ediyor. Okuyucular sormakta haklı, genelde sene sonları ve yeni senenin ilk ayları hemen hemen tüm sigortaların yenileme dönemleridir ki, bunların içine özel sağlık ve tamamlayıcı sağlık sigortası da dahil.

Soruların cevaplarına geçmeden önce bir tespit yapayım. 2020, koronavirüs nedeniyle özel sağlık sigortaları açısından farklı bir yıldı. Pandemi, özel sağlık sigortalarının teminat kapsamı içinde değilken, salgının başlarında sigortacılar, ortaklaşa bir kararla, koronavirüsü sigortaya dahil ettiler ve tedavi giderlerini jest kapsamında ödeyeceklerini açıkladılar. Bu uygulama halen devam ediyor ve edecek de.

5 MİLYON KİŞİYİ İLGİLENDİRİYOR

Geçen 10 aylık sürede de sigortacılar, 15 bin sigortalının koronavirüs tedavisini karşıladılar ve bu kapsamda toplam 150 milyar lira özel hastanelere ödeme yaptılar. Kimi hastalar için 70-80 bin lira da ödendi, kimileri için 400 bin lira da; ama koronavirüs tedavisi için sigorta şirketlerinin ödedikleri ortalama tutar koronavirüs hastası için 15-20 bin lira arasında değişti. Salgın bu yıl, sağlık sigortasına, özellikle de tamamlayıcı sağlık sigortasına talebi ciddi artırdı ki, sene sonuna doğru sigortacıların tamamlayıcı sağlıkta yaptıkları kampanyaların da bu artışta katkısı büyük oldu. Bugün baktığımızda 5 milyon özel sağlık sigortalısı bulunuyor.

Şimdi gelelim, okuyucuların merak ettiği sorunun cevabına. 2021’de özel sağlık sigortasının fiyatında artış olacak mı, olacaksa da ne kadarlık bir artış olacak? Sigortacılarla konuştum. Her yıl özel sağlık sigortalarının primleri belirli bir oranda artıyor. Hakeza özel hastaneler de muayene, tetkik, tahlil fiyatlarını her sene artırıyor. Gerek enflasyon gerekse de dövizden kaynaklı maliyet artışları nedeniyle özel hastaneler, fiyat artışına gidince bu otomatik özel sağlık sigortalarına da yansıyor.

KORONAVİRÜSÜN ETKİSİ

Oran ne, diye soracak olursanız; herkesin aklına gelen, enflasyon oranı olacaktır. Doğru, ancak bu oran, TÜİK’in açıkladığı tüketici ya da üretici enflasyonu değil; medikal enflasyon. Genelde özel sağlık sigortalarındaki fiyat artışı medikal enflasyondan kaynaklanır ve medikal enflasyon da normal enflasyonun 4-5 puan üzerinde olur. Henüz bir netlik yok ama gelecek yıla ait medikal enflasyonun yüzde 17-19 arasında olması bekleniyor.

2021’de hangi şirket, özel sağlık ya da tamamlayıcı sağlık sigortasında ne kadar fiyat artış yapar, bunu bilemem, ama bildiğim iki şey var. Birincisi, her sene yapılan zam oranının dışında bir artış olmayacağı; ikincisi ise, sigortacıların salgından kaynakları bir fiyat artışı yapmayacakları. Daha açık bir anlatımla, koronavirüsün maliyeti sigortalılar üzerine yüklenmeyecek.

 

Yazının Devamını Oku

Sağlıkta yeni uygulamaya geçiliyor

Yakında sağlıkta, hayatımıza yeni bir uygulama girecek; tele sağlık ya da bir başka adıyla tele tıp. Bana göre sağlıkta devrim niteliğinden bir uygulama. Yasal düzenleme hazırlanıyor; eli kulağında, kuvvetle muhtemel 2021’in başlarında çıkar. Hoş, şimdiden birkaç bölgede pilot olarak uygulanıyor ama şimdilik koronavirüs hastalarının takip edilmesi olarak uygulanıyor. Yasal düzenleme yapıldıktan sonra tüm sağlık alanında yaygınlaşacak.

Peki, nedir tele sağlık? En basit anlatımıyla, uzaktan hasta takibi, teşhisi ve tedavisi. Şöyle anlatayım. Rahatsızlığınız mı var; önce uzaktan sesli ya da görüntülü doktorla görüşeceksiniz, doktor gerek duyarsa tahlil ve tetkikler için hastaneye çağıracak. Eğer sağlık sorununuz uzaktan çözülebilecek durumdaysa teşhis konacak, reçete yazılabilecek ve takibe alınacak. Böylece hastanelerdeki yoğunluk azaltılmış olacak ve daha da önemlisi ‘başım ağrıyor’ gibi ufak tefek sağlık sorunlarında hemen hastaneye, hatta yoğun bakıma koşturulmayacak. Tele sağlık dünyada uygulanan özellikle de koronavirüs nedeniyle tercih edilen bir uygulama.

UZAKTAN TEŞHİS, TEDAVİ

İşin aslı bizde de uzun zamandır sigorta şirketleri, özel sağlık sigortasında tele sağlığı uyguluyor ve ilgi de görüyor. Uygulamayı ben de deneyimledim. 15 gün önceydi, oğlumun elinde küçük sivilceler çıkmaya başladı. Malum salgın dönemindeyiz, hastaneye gitmek istemedik. Önce kendi kendimize sorunu çözmeye çalıştık. Baktık olmadı, sigorta şirketini aradık. Dermatologla görüntülü konuştuk, teşhis kondu, kullanılacak ilaçları da tavsiye olarak verdi ve sorun çözüldü. Salgında hastaneye gitmeye gerek kalmadı.

Tele sağlığın yasal altyapısı henüz olmadığı için şimdilik doktorlarla yapılan tüm bu görüşmeler danışmanlık seviyesinde; yasal olarak teşhis konamıyor, reçete yazılamıyor. İşte bunun altyapısı hazırlanıyor ki, Sağlık Bakanlığı’ndan öğrendiğime göre de çoğu tamamlanmış durumda.

Uygulama başladıktan sonra uzaktan teşhis konabilecek, tedavi uygulanabilecek. Tabi burada karar hekime bırakılacak. Dedim ya, Sağlık Bakanlığı pilot uygulama başlattı diye; öğrendiğime göre, ciddi talep görüyormuş, özellikle de içinden geçtiğimiz salgın döneminde psikiyatri alanında, talep geliyormuş. Tele sağlık, sadece özel hastaneleri ya da sigorta şirketlerini kapsamayacak, kamuda da uygulanacak.

SİGORTA BOYUTU ÖNEMLİ

Hazır tele sağlığın altyapısı üzerinde çalışılıyorken ve yol da kat edilmişken bir-iki önerim olacak. Özel hastanelerle de, sigorta şirketleri ile de konuştum. Bu işin; kişisel bilgilerin güvenliği, fiyatlandırma, uzaktan muayene standartları boyutlarının iyi kurgulanması gerekiyor. Biliyorum ki, Sağlık Bakanlığı bu konuda kılı kırk yarıyor. Ama yine de başta sigorta şirketleri ve hastaneler olmak üzere tüm tarafların görüşü, onayı alınarak bir düzenleme yapılmalı.

Mesela fiyatlandırma konusunda, sigorta şirketleri haklı olarak, uzaktan muayene ile normal muayenenin aynı fiyatlandırmada olmaması gerekti üzerinde hassasiyetle duruyor. Yani, doktorun normal muayene ücreti misal, 100 liraysa, tele sağlık uygulamasında da aynı doktor için 100 lira ödenmemesi gerektiğini savunuyorlar. Tahmin ediyorum aynı durum Sosyal Güvenlik Kurumu için de geçerlidir.

Yazının Devamını Oku

Ne zaman emekli olalım?

Okurlar, ‘Emeklilik dilekçemi yıl sonuna kadar mı versem, gelecek yılın ocak ayına mı bıraksam?’ diye soruyor. Soru haklı, çünkü sene sonu emekli olunması ile gelecek seneye bırakılması emekli maaşı açısından farklılık yaratıyor.

SENE sonu yaklaştıkça okuyuculardan sıkça aldığım soruların başında, ‘emeklilik dilekçemi yılsonuna kadar mı versem, gelecek yılın ocak ayına mı bıraksam?’ geliyor. Bu durum sadece işçi statüsünde çalışanlar için değil, memurlar hatta Bağ-Kurlular için de geçerli. Soru haklı bir soru çünkü sene sonu emekli olunması ile gelecek seneye bırakılması emekli maaşı açısından farklılık yaratıyor.

AYLIK NASIL BELİRLENİYOR?

Öncelikle, emekli aylığı nasıl belirleniyor kısaca değineyim. Ortalama aylık kazancın, prim gün sayısına göre hesaplanan aylık bağlama oranı ile çarpılması sonucu emekli aylığı tutarı belirleniyor ve enflasyon, büyüme hızı gibi birçok etken de hesaba katılıyor. Belirlenen emekli aylığı tutarı geçmiş enflasyon oranında artırılıyor. Enflasyon artışı da ocak-haziran ve temmuz-aralık dönemlerini kapsayan 6’şar aylık enflasyon oranına göre yapılıyor ki, malum tüm emekliler ocak ve temmuz olmak üzere senede iki kere maaşlarını zamlı alıyor. Hal böyle olunca da bu yılın aralık ayında emekli olunca alınacak maaş ile gelecek yılın ocak ayında emekli olup, alınacak maaş arasında fark ortaya çıkıyor.

MAAŞ FARKI OLUŞACAK

Bu yılın sonuna kadar emeklilik dilekçesini verirseniz; emekli aylığınız 2019 yılı gelişme hızı, güncelleme katsayısı kriterlerine göre hesaplanacak ve bunun üzerine de 2020 yılındaki enflasyona göre emekli aylıklarına yapılan zam oranı eklenecek. Bu yıl emekli aylıklarına ocak ve temmuz olmak üzere toplamda yüzde 12.25 zam yapılmıştı. İşte bu zam oranı hesaplanacak emekli aylığına eklenecek. Eğer, emeklilik dilekçesi 2021’in ocak ayında verilecek olursa; bu sefer emekli aylığı, 2020’nin gelişme hızı, güncelleme katsayısı kriterlerine göre hesaplanacak. Haliyle de güncelleme katsayısında bir fark oluşacağından bu fark emekli aylığına da yansıyacak. Ancak 2020 yılında yapılan zamlar –yüzde 12.25- maaşa eklenmeyecek, sadece 2021’in ocak ayında yapılacak zam miktarı maaş yansıyacak. Bu çerçevede değerlendirecek olursak; açıklanan bu yılın kasım ayı enflasyonu yani, son 5 aylık enflasyona bakacak olursak ve enflasyonda da büyük bir farklılık olmayacağını hesaba katarsak; 2021’de emekli maaş zammı yüzde 7’ler seviyesinde olacaktır. Geçen senenin ocak ayından yüksek. 2020 yılı güncelleme katsayısının ise yıllık enflasyon kadar olacağını tahmin edebiliriz ki, bu yüzde 13’ler civarında demektir. Büyümenin yüksek olması güncelleme katsayısını etkileyeceğinden emekli maaşının yüksek olmasına neden olur. Diğer taraftan enflasyonun da yüksek olması, yararlanılacak maaş zammının yüksek olmasını sağlar. Daha fazla kafa karışıklığı yaratmadan ve çok hesaba kitaba boğmadan mevcut durumda yılsonuna kadar emekli dilekçesinin verilmesi daha avantajlı gibi görünüyor. Yine de tercih sizin.

KIDEM TAZMİNATINI UNUTMAYIN

Tabi işin bir de kıdem tazminatı boyutu var. Bu yılın sonunda emekli olup tazminat alacaklar ile gelecek yılın başında emekli olup kıdem tazminatı alacaklar arasında fark olacak. Malum, kıdem tazminatı tutarı ocak-temmuz ve temmuz-aralık olmak üzere senede iki kere değişiyor. Bu yılın ocak-temmuz döneminde uygulanan tazminat tavanı 6.730 lira iken temmuz-aralık dönemindeki tazminat tavanı 7.117 lira oldu. Bu durumda, 2020’nin sonuna kadar emekli olacakların kıdem tazminatı 7.117 lira üzerinden hesaplanacak. Ancak 2021’in ocak ayında kıdem tazminatı yeniden belirlenip, artacağına göre gelecek yılın başında emekli olacakların tazminatları yeni ve yüksek tavan üzerinden hesaplanacak.

Yazının Devamını Oku

İşveren tazminatsız işten çıkarabilir

Soru: 30.11.2020 tarihinde belirli iş sözleşmesinin sona ermesi ile işten çıkarıldım. Kurum yasak olmadığını beni çıkarabileceğini söyledi. Tazminat için arabuluculuğa başvurdum, tazminat hak edebilir miyim? Cansu T.

Cevap: Pandemi döneminde işten çıkarma yasağı olsa da işverenin, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanları sözleşme bitiminde işten çıkarma hakkı bulunuyor. Son yapılan düzenleme ile işverene bu hak tanındı. Belirli süreli iş sözleşmesi kendiliğinden sona erdiğinde çalışan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı alamaz.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNE BAŞVURULMALI

Soru: Mart ayından beri kısa çalışmadan yararlanıyoruz. Kasım ayında tekrar işe döndüm. Fakat işyerim ücretsiz izne çıkardı, kısa çalışmadan yararlanamayacağım söylendi. Böyle bir durum olabilir mi? Ali E.

Cevap: İşyerinizin sizi ücretsiz izne çıkarma hakkı var. Kısa çalışma ödeneğinden de yararlanabiliyorsunuz. İşyerinizin, sizin için kısa çalışmaya başvurmamasının nedenini açıklamamışsınız. Kısa çalışma ödeneği alma hakkı varken, işveren bu haktan yararlanmayıp, sizi ücretsiz izne çıkarırsa, bu durumda ücretsiz izin desteği de alamazsınız. Çünkü ücretsiz izin desteğinden kısa çalışma ödeneği alamayanlar yararlanabiliyor. İşvereniniz ile durumu konuşmalısınız.

OCAKTA EMEKLİ OLURSANIZ TAZMİNAT ARTAR

Soru: 25 Aralık 2020 tarihinde emekli olmayı hak ediyorum. Mevcut verilere göre emeklilik dilekçemi aralık ayında mı yoksa ocak ayında mı vermem daha avantajlı olur?
Tuğba M.

Cevap:

Yazının Devamını Oku

Asgari ücretliye bir maaş da BES’ten

45 YAŞ altı tüm çalışanların işverenleri tarafından Bireysel Emeklilik Sistemine (BES) dahil edilmesine imkan tanıyan otomatik katılım uygulaması, bir başka adıyla otomatik BES, 2017’de başladı. Bu dört yıl içinde 25 milyondan fazla çalışan sisteme girdi, yıllar içinde çalışanların bir kısmı sistemden ayrıldı. Bugün 6 milyona yakın çalışan otomatik BES sistemiyle tasarrufa devam ediyor. Az mı, çok mu; tartışmasına girmeyeceğim ama kendi adına çalışanları -Bağ-Kurluları- dışarıda bırakırsak, işçi ve memur statüsünde çalışanların toplam sayısının 18 milyon olduğunu düşünürsek, kabaca yüzde 33’ünün, otomatik BES sayesinde tasarruf ettiğini söyleyebiliriz.

Sistem başladığından beri de sürekli olarak çalışanlardan, ‘birikimim ne olur, sistemden çıkmalı mıyım, kalmalı mıyım?’ gibi sorular aldım, halen de almaya devam ediyorum. Tabi, birikimim ne olur sorusunun cevabı, çalışanların sisteme aylık ödedikleri katkı payları ya da işverenlerin çalışanların maaşlarından yaptıkları kesintiler ile doğrudan ilgili. İşverenler, çalışanların brüt maaşlarından her ay yüzde 3’ü otomatik kesip, BES’e aktarıyor ama bazı çalışanlar bu oranın da üzerinde sisteme katkı ödüyor.

MAAŞTAN 100 LİRA KESİLDİ

Otomatik BES’te olan çalışanların sadece bu yıl içinde birikimlerinin ne olduğuna baktım ve bir hesap yaptım. Bu hesabı da asgari ücretli çalışanlar üzerinden yaptım ki, sistemde tasarruf edenlerin yüzde 24’e yakını asgari ücretliler. Normal şartlarda bu yıl asgari ücretli çalışanın her ay brüt maaşından (2.943 lira), 88.3 lira BES için kesinti yapıldı ancak sisteme baktım genelde çalışanların maaşlarından 100 lira ila 110 lira arasında kesinti yapılıp, otomatik BES’e aktarılmış.

Ben 100 lira üzerinden ilerleyeceğim. Bu yıl her ay maaşından 100 lira kesilen asgari ücretli bir çalışanın sene sonunda toplam BES’teki birikimi 1.200 lira oldu. Malum, her ay maaştan yapılan kesintinin yüzde 25’i kadarı da devlet katkı yapıyor. Asgari ücretli aylık 100 lira yatırdı, 25 lira da devlet ekledi ve 12 aylık devlet katkısı tutarı 300 lira oldu. Yılsonunda çalışanın kendi yatırdıkları ve devlet katkısı ile birlikte toplam birikimi, 1.500 lira oldu. 

Tabi, işin bir de birikimlerin faizli ve faizsiz yatırım araçlarında değerlendirilerek, getiri tarafı var. Faizli, faizsiz fon ayrımı yapmayacağım, ortalama getiriler üzerinden hesap yapacağım. 

BİRİKİM YÜZDE 44 ARTTI

Bu yıl otomatik BES’te ortalama getirisi yüzde 15’ler; aynı şekilde yüzde 25’lik devlet katkısının değerlendirildiği fonların da ortalama getirisi yüzde 15’ler civarında. Buna göre asgari ücretli bir çalışanın sadece bu yılın sonunda BES’teki toplam birikimi, 1.725 lirayı buldu. Demek ki, çalışanın bu yıl maaşından 1.200 lira kesilmiş, karşılığında devlet katkısı ve fonların getirisi ile birlikte yılsonunda birikimi 525 lira artarak, 1.725 lira olmuş. Daha açık bir anlatımla maaşından kesilen tutarın üzerine yüzde 44 eklenmiş. Geçen yıla baktım; benzer bir durum 2019’da olmuş. Hatta geçen sene birikimler daha da artmış, çünkü yüzde 25’lerin üzerinde getiriler olmuş.

Bu sene asgari ücretli çalışanın eline geçen net maaş, 2.324 lira. Buradan yola çıkarsak otomatik BES’te kalıp tasarruf eden asgari ücretli bir çalışanın birikimi, sene sonunda bir maaşa yakın olmuş. Eminim şimdi birileri diyecek ki, ‘aylık 100 lira ile altın alınsaydı ya da faize yatırsaydı ne olurdu?’. Hiçbir şey olmazdı. Aylık 100 liralar ile ne altın alınır ne de bankaya gidilip, faize yatırılır. Kaldı ki, zaten BES fonlarının içinde altın da var, faiz de var, kar payı da var, döviz de var.

Yazının Devamını Oku

İşe dönüş için 31 Aralık son gün

Alacakların yapılandırılmasına yönelik kanunun çıkması ile herkes vergi ve sosyal güvenlik prim borçlarının yapılandırılmasına odaklandı. Gözlerden kaçtı, halen de kaçmaya devam ediyor; oysa aynı kanunda, istihdam teşvikleri adı altı çok önemli düzenleme yapıldı. Daha doğrusu, hem çalışana hem işverene önemli bir hak tanındı. Adına da istihdama dönüş ya da bir başka adıyla işe dönüş hakkı dendi. Bu haktan da geçmişte sigortasız işçi çalıştıran, halen de sigortasız işçi çalıştırmaya devam eden işverenler ile geçmişte işten ayrılmış çalışanlar yararlanabilecek. Ne zamana kadar? 31 Aralık son gün. İşe dönüş hakkından kimler, nasıl yararlanacak madde madde anlatayım.

1 Ocak 2019 ile 17 Nisan 2020 tarihi arasında ahlak ve iyi niyet kuralları dışında hangi sebepten olursa olsun işten çıkartılanlar, işten çıkarıldıkları işyerine, işe alınmaları için başvurabilecek.

Başvurular, 1 Aralık 2020 tarihinde başladı ve 31 Aralık tarihine kadar devam ediyor. Yani, işten çıkanların bu sene sonuna kadar aynı işyerine başvurmaları gerekiyor. Altını bir kere daha çizeyim, başka bir işyerine değil, işten çıkarıldığı işyerine işe alınmaları için başvuracaklar.

İŞTEN ÇIKARILANA YENİ HAK

Aynı şekilde işverenlerin de işten çıkardığı kişileri 1 Aralık ile 31 Aralık tarihleri arasında işe alması ve işbaşı yaptırması gerekiyor.

İşveren, bu durumda olan kişileri işe alırsa, işçi başına günlük 44.15 lira destek verilecek. İşveren, kişiyi aylıklı olarak işe alırsa, 1.324.5 lira destekten yararlanacak.

İşe alınacak kişi sayısında sınır bulunmuyor. İşveren, bu durumda olan 10 kişiyi işe yeniden başlatırsa ve bu kişileri de aylıklı olarak çalıştırırsa, 10 kişi için toplam 13 bin 245 lira destek alabilecek.

Eğer işveren 1 Ocak 2019 ile 17 Nisan 2020 tarihi arasında sigortasız işçi çalıştırmışsa ve işçiyi de bu tarihler arasında işten çıkartmışsa yine aynı haktan yararlanabilecek. Yani, geçmişte sigortasız çalıştırıp da işten çıkardığı işçileri bu sene sonuna kadar işe alan işveren, hem kişi başına aylık 1.324.5 lira destek alacak hem de işveren hakkında sigortasız işçi çalıştırmaktan dolayı hiçbir cezai işlem yapılmayacak.

Bu durum halen sigortasız işçi çalıştıran işverenler için de geçerli. Şöyle ki, işveren, bugün sigortasız işçi çalıştırıyorsa, Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirimde bulunması halinde çalıştırdığı işçi için destekten yararlanacak ve işveren hakkında da cezai işlem yapılmayacak.

Yazının Devamını Oku

Yapılandırmadan yararlanabilirsiniz

Soru: Temmuz ayı sigorta bildirimini, 25 Eylül’de cezalı verdik. Primi ödedik, cezayı ödemedik. 25 günlük kasti olmayan bu ceza af kapsamına girer mi? Kapsama girerse nereye ve nasıl başvuracağız? Hasan K.

Cevap: Gecikme zamları ve cezalar yapılandırma kapsamına giriyor. Dolayısıyla yeni çıkan kanundan yararlanabilirsiniz. Başvurular sene sonuna kadar SGK’ya, il müdürlüklerine yapılacağı gibi internet üzerinden de yapılabilecek

ÜCRETSİZ İZİN İÇİN İŞVEREN BAŞVURACAK

Soru: Önceki karantina döneminde ücretsiz izin ödeneğinden yararlanmıştım. Kasımda kendi isteğimle işten ayrıldım, kasım ayının ödemesi bu ay yatar mı? Ücretsiz izinden yararlanabilir miyim? Yoksa iş yerinin tekrar benim için başvuru yapması mı gerekiyor? Samet T.

Cevap: İşten ayrıldıysanız ücretsiz izin desteği alamazsınız. Anladığım kadarıyla yeniden işe başladınız. Eğer işvereniniz sizi ücretsiz izne ayırdıysa, sizin için başvurması gerekiyor. Bu durumda destek alabilirsiniz. Ancak çalışmıyorsanız destek alamazsınız.

EMEKLİLER KISA ÇALIŞMADAN YARARLANAMAZ

Soru: Çalışmakta olduğum şirketten emekli oldum ve çalışmaya devam ediyorum. Çalıştığım şirket kısa ödenekten yararlanıyor, beni de part-time olarak 15 gün çalışıyor gösteriyor. Emekli ve çalışan kişiler ücretsiz izinli gösterilebiliyor mu?
M. Yıldırım

Cevap:

Yazının Devamını Oku

Yeni kurulan SEDDK iyi işlere imza atıyor

Sigortacılık, Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), 2019’un Ekim ayında, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kuruldu. Bu yılın mayıs ayında da atamalar yapılarak, faaliyete geçti. Kurumun Başkanlığına Türker Gürsoy, İkinci Başkanlığa Ali Ersoy, üyeliklere Ender Şenol, Fatih Küçükcan; Başkan Yardımcılıklarına da Mete Güler, Mahir Çipil ve Uluç İçöz atandı. Atananlar; sigortacılık, bireysel emeklilik, hayat ve sağlık sigortacılığı alanlarında yıllarca çalışmış, değişik şirketlerde yöneticilik görevlerini üstlenmiş kişiler. İşin özü, hepsi kendi alanlarında uzman.

SEDKK’nın kurulması bazı kesimler için belki bir şey ifade etmeyebilir ama önemini çok kısa özetleyeyim. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), gibi sigortacılıkta da benzeri bir yapının oluşturulması 20 yıldır konuşulan; Avrupa Birliği ile uyum sürecinden tutun da dünya sigorta ve özel emeklilik pazarları ile entegrasyona, tüketicinin korunmasına kadar sürekli gündemde bir konuydu; hatta geç bile kalınmıştı. Bu kadar önemli, yani.

DÜN BİR, BUGÜN İKİ!

Her ne kadar SEDDK’nın kuruluşu bir yıl olsa da faaliyete geçeli 6 ay oldu. Kurumun, 6 aylık bilançosunu çıkarayım istedim. Eminim çoğunluk, ‘bu kadar kısa sürede bu kadar önemli kurumun bilançosu mu olur?’ diyecektir. Doğru da, dikkat ettim, bir süredir Kuruma yönelik karalama yapılıyor.

Tabi bu bilançoyu da oturup, tek başıma çıkarmadım. Sektörün tüm temsilcileri ve yöneticileri ile konuştum. Kurumun kurulmasından ve şu ana kadarki teşkilatlanmasından memnunlar ama ‘dün bir bugün iki’ diyorlar. SEDDK’ya atamalar mayıs ayında yapıldı, teşkilatlanmasına yönelik yönetmelik çıkalı hepi topu bir-iki ay oldu. Başkan yardımcıları bile ekim ayında atandı. Kurumun tam olarak yapılanması için daha çok zaman var. Yani, bu iş öyle turşu küpü değil; üstelik salgın dönemindeyiz. Daha açık bir anlatımla, SEDDK’nın geçmişinden bahsedilecekse, en fazla bir-iki aylık geçmişten söz edilebilir. Bu kadar zamanda da; ne yeni sigorta lisansı verilir, ne de yeni yatırımcılar ile görüşülür ki, bu pandemi ortamında ortada yeni yatırım falan olmaz, olamaz da.

BIRAKIN, İŞLERİNİ YAPSINLAR

Yine de bu bir-iki ayda önemli işler yapıldı. Bana göre en önemlisi, yeni kurulacak sigorta şirketlerinde gerekli olan sermaye tutarı ciddi anlamda artırıldı ki, önüne gelen sigorta şirketi kurmasın. Mevcut kurulan ne olacak derseniz, herhalde önümüzdeki dönem gerekli önlem, tedbir alınacaktır. Bence alınmalıdır da.

Asıl önemlisi bundan sonrası. Kurumun gündemi yoğun. Hele ki, 2021’deki ekonomi programında tasarruf konusuna ağırlık verileceği hesaba katılacak olursa, SEDDK’ya ne kadar iş düşeceği anlaşılır. Katılım sigortacılığının geliştirilmesi, 18 yaş altının bireysel emeklilik sistemine girişine imkan tanınması, pandemi nedeniyle tamamlayıcı sağlık sigortasının geliştirilmesi, kefalet sigortasının yaygınlaştırılması; Kurumun gündemindeki konulardan çok azı.

Daha da önemlisi var, yabancı sermaye konusu. Şu anda dünyada çok konuşulan satın almadan dolayı Türkiye’de sigorta pazarında önemli bir birleşme olacak. Salgının seyri biraz azaldığında, iyi biliyorum, Türk sigorta pazarına girecek yeni yabancı sermaye olacak. Diyeceğim o ki, sigortacılık ve özel emeklilikte bu kadar yoğun gündem varken, yapılacak bavul yüküyle iş varken; kişisel çıkarlar için Kuruma mesnetsiz iddialar yüklemek kimseye fayda sağlamaz, bir işe de yaramaz.

Yazının Devamını Oku