Asgari ücretle birlikte neler değişti?

2021 yılında uygulanacak asgari ücret yüzde 21.56 artarak, aylık brüt 3.577.50 liraya, net de 2.825.90 liraya yükseldi.

Günlük asgari ücret de brüt 119.25 lira oldu. Asgari ücret yaklaşık 7 milyon çalışanı ilgilendiriyor ama sosyal güvenliğe konu neredeyse tüm işlemler asgari ücrete göre belirleniyor. Hal böyle olunca da yeni asgari ücretle birlikte; doğum ve askerlik borçlanmasından işsizlik maaşına, genel sağlık sigortası priminden isteğe bağlı sigortalılık ödemelerinden bireysel emeklilik sistemi kesintilerine kadar tüm ödemeler de değişti ve haliyle arttı. Hatta öyle ki, aksi açıklama yapılmazsa, koronavirüs salgını nedeniyle bugün milyonlarca çalışanın aldığı kısa çalışma ödeneği de yeni asgari ücretle birlikte artacak.

AGİ NE OLDU?

Önce, Asgari Geçim İndirimi (AGİ) ile başlayayım. Yeni asgari ücretle birlikte çalışanın; bekar, evli, eşinin çalışıp çalışmaması ve çocuk sayısına göre alacağı AGİ, aylık 268 lira ile 456 lira arasında değişecek. Buna göre, 2021 yılında bekar bir çalışanın eline 2.825,9 lira geçecek. Evli ve eşi çalışmayan işçinin AGİ dahil eline 2.879,5 lira; eşi çalışmayıp 1 çocuğu olanın 2.919,8 lira, eşi çalışmayıp 2 çocuğu olanın 2.960 lira, eşi çalışmayıp 3 çocuğu olanın 3 bin 13 lira geçecek. Eşi çalışan işçi AGİ dahil aylık 2.825 lira alırken; eşi çalışıp 1 çocuğu olanın 2.866 lira, eşi çalışıp 2 çocuğu olanın 2.906 lira, üç çocuğu olanın ise eline 2.960 lira ücret geçecek.

PRİMLER YÜKSELDİ

Peki, 2021’de asgari ücretle birlikte neler değişecek? Tek tek anlatayım.

* İşsizlik maaşı arttı. Çalışanın ortalama brüt kazancının yüzde 40’ı kadar işsizlik maaşı ödeniyor. En fazla işsizlik ödeneği ise aylık brüt asgari ücretin yüzde 80’ini geçemiyor. 2021’de asgari ücretle birlikte en düşük işsizlik maaşı 1.431 lira, en yüksek işsizlik maaşı da 2.862 lira olacak.

* Genel genel sağlık sigortası primlerini kendi ödeyenlerin ödemeleri de yükseldi. Geliri brüt asgari ücretin üçte birinin altında olan kişilerin primlerini devlet karşılıyor. Geliri bunun üzerinde olanlar ise primlerini kendi ödüyor. Ödenen aylık prim tutarı ise brüt asgari ücretin yüzde 3’ü. 2021 yılında genel sağlık sigortası için ödenecek aylık prim tutarı 107.3 liraya çıktı. Böylece 2021’de yıllık 1.287 lira ödeyenler, devletin sunduğu sağlık hizmetinden yararlanabilecek.

* Yeni yılda isteğe bağlı sigortalı olacakların ödeyecekleri aylık primler de yükseldi. İsteğe bağlı sigortalılıkta ödenecek prim tutarını kişi kendi belirlese de primin üst ve alt sınırı var. En az brüt asgari ücretin yüzde 32’si, en çok da brüt asgari ücretin 7.5 katının yüzde 32’si kadar prim ödenebiliyor. 2021 yılında isteğe bağlı sigorta yaptıracaklar en az 1.144.8 lira ödeyecekler. Primlerini yüksekten ödemek isteyenler ise en çok 2021’de 8.586 lira yatırabilecekler.

* Emekli olabilmek için prim gün sayısı yetmeyenlere tanınan doğum ve askerlik borçlanmalarının tutarı da yeni asgari ücretle arttı. Doğum ve askerlik borçlanması yapmak isteyenler gelecek yıl en düşük 1.144.8 lira, en yüksek 8.586 liraya borçlanabilecekler.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ

* 45 yaş altı çalışanların işverenleri tarafından Bireysel Emeklilik Sistemine (BES) dahil edilmesine imkan tanıyan otomatik BES’te maaşlardan yapılan kesinti tutarı da arttı. Çalışanların her ay brüt maaşlarından yüzde 3 kesilerek, BES’e aktarılıyor. 2020 yılında asgari ücretli bir çalışanın aylık maaşından 88.3 lira kesiliyordu, yeni yılda maaşlardan 107.32 lira kesilecek.

* 2021’de asgari ücretli çalışanların alacakları kıdem tazminatı da yükseldi. Toplam kıdem tazminatı çalışanın son aldığı aylık giydirilmiş brüt ücretin, işyerinde çalışılan yılla çarpılması ile hesaplanıyor. 2021’de asgari ücretlinin kıdem tazminatı brüt 3.577.50 lira üzerinden hesaplanacak.

* Eğer aksi bir karar açıklanmazsa yeni asgari ücretle birlikte kısa çalışma ödeneği alanların maaşları da artacak; özellikle de asgari ücretli çalışanların. Sigortalının son 12 aylık prime esas kazancına göre hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde 60’ı kısa çalışma ödeneği olarak ödeniyor. Kısa çalışma ödeneği tutarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde 150’sini geçemiyor. Malum kısa çalışma ödeneği de 2021’in şubat sonuna kadar uzatıldı. Buna göre yeni yılda en düşük kısa çalışma ödeneği 2.146 lira olurken, çalışan en fazla 5.366 lira ödenek alabilecek.

2021 yılı asgari ücreti belli oldu
X

Normalleşmede işveren bu desteklerden yararlanacak

Bir senedir uygulanan kısa çalışma ödeneğinin süresi 31 Mart’ta bitiyor. Aynı şekilde bir seneye yakındır uygulanan, işvereni tarafından ücretsiz izne çıkartılanlara ödenen nakdi ücret desteği ve bununla birlikte işverenin, çalışanı işten çıkarma yasağı da 17 Mart tarihinde bitiyor. Eğer bir uzatma olmazsa, salgın nedeniyle işverene ve çalışanlara verilen destekler mart ayında son bulacak. Kesin bir şey yok ama belki bir ihtimal, yüksek ve çok yüksek riskli illerde bu desteklerin bazıları haziran ayına kadar uzatılabilir.

Peki, uzatılmazsa ne olacak? Salgın devam ederken istihdamın azalmaması için işverenler ve çalışanlar nasıl desteklenecek? Aslında kısa çalışma ödeneği, nakdi ücret desteği dışında işverene destekler devam ediyor. Hatta geçen hafta Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 51 il ile 2 ilçede uygulanan bölgesel istihdam prim teşviki bu yılın sonuna kadar uzatıldı. Bu vesile ile işverene, dolayısıyla da çalışana hangi destekler var, hangileri devam ediyor, kısaca değineyim.

İLAVE İSTİHDAM DESTEĞİ

Normalleşme Desteği: Bu destek, salgın nedeniyle kısa çalışmadan ve nakdi ücret desteğinden yararlanıp da normal çalışmaya geçen işyerlerine veriliyor. İşverene prim teşviki sağlanıyor. Teşvik, 2021’in Haziran ayını geçmemek üzere 6 ay süreyle işverenlere sigortalıların prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanacak sosyal güvenlik primlerinin tamamı tutarında destek veriliyor. Destek tutarı aylık 1.341 lira.

İlave İstihdam Teşviki: İlk defa işe alınacak çalışanın sigorta ve vergi giderlerini asgari ücret üzerinden devlet karşılıyor. Sigortalıların, işe alındıkları aydan önceki 3 ayda 10 günden fazla sigortalılıklarının bulunmaması, İŞKUR’a kayıtlı işsiz olması gerekiyor. İşyerinin de çalışanı yeni işe alması gerekiyor. Destek tutarı işyerinin faaliyette bulunduğu sektöre göre farklılaşıyor. İmalat veya bilişim sektöründe faaliyet gösteren işyerlerinde ilgili döneme ait günlük brüt asgari ücretin sigortalının prim ödeme gün sayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçmemek üzere tüm primler devlet tarafından karşılanıyor ki, destek tutarı 1.556 lira ile 3.792 lira arasında değişiyor. Diğer sektörlerde faaliyet gösteren işyerlerinde ilave istihdam edilecek her bir sigortalı prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanacak tüm primler yine devlet tarafından karşılanıyor; bunun da tutarı 1.556 lira.

Kadın ve gençlere yönelik teşvikler: İşverenler kadın ve gençleri istihdam ettiklerinde prime esas kazanç üst sınırına kadarki sosyal güvenlik primi işveren payları İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanıyor. Teşvik tutarı 733 lira ila 5.500 lira arasında değişiyor. Teşvikten yararlanmak için çalışanın son 6 aydır işsiz olması, istihdam edildiği tarihten önceki son 6 ayın ortalama sigortalı çalışan sayısına ilave olarak istihdam edilmesi gerekiyor. Teşvikten faydalanma süreleri ise 18 yaş ve üzeri kadınları istihdam eden işverenlere 24-54 ay, 18-29 yaş arası erkekleri istihdam eden işverenlere 12-54 ay, 29 yaş ve üzeri erkekleri istihdam eden işverenlere 6- 30 ay.

75 LİRA ASGARİ ÜCRET TEŞVİKİ

Asgari Ücret Desteği: Özel sektör işyerlerine verilen asgari ücret desteği 2021 yılında da devam ediyor. Destekten sakatlık, yaşlılık ve ölüm, yani uzun vadeli sigorta kollarına tabi kişileri çalıştıran işverenler yararlanacak. Destek tutarı tüm işyerleri ve her bir çalışan için günlük 2.50 lira, aylık da 75 lira olarak uygulanıyor.

İşsizlik Ödeneği Alanlara Yönelik Teşvik

Yazının Devamını Oku

Asgari ücretlinin maaşı düşer

Soru: SSK girişim 1997, benden istenen prim 5825 gün. Ocak 2021 dahil toplam primim 7791 gün. Bütün primlerin asgari ücretten ödendi. 1974 doğumluyum. 25 hizmet sürem 2022’de doluyor. Tavandan prim ödenmiyorsa emekli maaşım düşer mi? Cihan Y.

Cevap: 25 yıl çalışıp, 5825 gün prim ödemeniz halinde 56 yaşında emekli oluyorsunuz. Prim gün sayınız ve çalışma yılınız yetiyor ancak yaşa takılıyorsunuz. Bu durumda 9 yıl sonra emekli olabilirsiniz. Asgari ücret ve asgari ücretin biraz üzerinde maaşla çalışanlar emekli olmayıp, yüksek maaş alabilmek için daha fazla çalıştıklarında emekli maaşları düşer.

17 MART TARİHİNİ BEKLEYECEKSİNİZ

Soru: Emekli çalışanım. Şirket, Ocak 2021 itibari ile ücretsiz izine yolladı. Sonrasında ücretsiz iznimin devam ettiği söylendi. Tazminat hakkımı isteyebilmem için ne yapmalıyım? Tevfik İ.

Cevap: İşverenin çalışanı ücretsiz izne çıkarma hakkı bulunuyor ve çalışanı işten çıkarma yasağı 17 Mart tarihinde bitiyor. Emekli olduğunuz için ücretsiz izinde olanlara ödenen nakdi ücret desteğinden de yararlanamıyorsunuz. Bu durumda kıdem tazminatınızı da talep edemezsiniz. 17 Mart tarihini bekleyeceksiniz.

ANNE-BABADAN AYLIK ALAMAZSINIZ

Soru: Hem annem hem de babam emekli sandığı emeklisi, trafik kazasında, 2006 yılında vefat ettiler. 2012 yılından beri eşimden ayrıyım. Her ikisinden de aylık bağlanabilir mi? Burçak B.

Cevap: Hem annenizden hem de babanızdan aynı anda yetim aylığı alamazsınız. Her ikisi de memur emeklisi olduğu için tercih ettiğiniz aylığı alırsınız ki, bu da tercih edilen en yüksek aylık olur. Yani hangisinin ölüm aylığı yüksekse onu alabileceksiniz.

ZAMANAŞIMI SÜRENİZ DOLMADI

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin desteğinde neler değişti?

Geçen yazımda, SSK ile Bağ-Kur’dan emekli olmanın farklarını yazacağımı söylemiştim ama kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin desteği, işten çıkarma yasağında yeni gelişmeler oldu ve okuyuculardan da çokça soru geldiği için önceliği bu konuya verdim.

Kısa çalışma ödeneğinden başlayayım. Kısa çalışma ödeneği, salgının başladığı 2020’nin mart ayında, başvuru şartları kolaylaştırılarak, uygulamaya alındı ve o tarihten bu yana da devam ediyor. Açıkça söyleyeyim, kısa çalışma ödeneği ile pandemi döneminde hem çalışanlara hem de işverenlere ciddi destek sağlandı; ödenek can suyu oldu. Öyle ki, 2020’nin kasım ayında kadar, kısa çalışma ödeneğinden sadece 30 Haziran öncesi ödeneğe başvurmuş işyerleri yararlanırken; kasım ayında alınan kararla, önce 2020 sonuna kadar tüm işyerlerinin bu haktan yararlanmasına imkan tanındı, sonrasında bu süre 31 Ocak 2021 tarihine uzatıldı. Ocak ayının sonuna kadar eski başvuranlar da yeni başvuranlar da kısa çalışmadan yararlandı.

31 MART SON TARİH

Geçen hafta Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile kısa çalışma ödeneğinin süresi, son kez, 31 Mart tarihine uzatıldı. Kısa çalışma ödeneği mart ayının sonunda artık son buluyor. Bu çerçevede de 31 Ocak 2021 tarihine kadar kısa çalışma başvurusu yapan işyerleri için kısa çalışma ödeneği süresi 31 Mart tarihine uzatılmış oldu. Bu da şu anlama geliyor; ocak ayının sonundan itibaren işyerleri artık kısa çalışma ödeneğine başvuramayacaklar. Bu tarihten önce başvurmuş olanlara mart sonuna kadar ödeme yapılacak. Böylece işverenler ve çalışanlar bir yıl boyunca kısa çalışma ödeneğinden yararlandı. Bu kapsamda da 3 milyon 756 binden fazla çalışana, toplam 27.6 milyar ödendi.

Kimi okuyucular, ‘kısa çalışma ödeneğinin tutarı asgari ücretle birlikte arttı mı?’ diye de soruyor. Ödeneği tutar, çalışanın son 12 aylık prime esas kazançları üzerinden hesaplanan günlük ortalama brüt kazancın yüzde 60’ı olarak ödeniyor. Aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde 150’sini de geçmiyor. 2021’in başında asgari ücret arttığına göre, bu çerçevede çalışanın prime esas kazancı da arttıysa, kısa çalışma ödeneğinin tutarı da artmıştır demektir. Yeri gelmişken şunu da belirteyim, Cumhurbaşkanı’nın, haziran sonuna kadar kısa çalışma ödeneğini uzatma yetkisi bulunuyor.

FESİH YASAĞI BİTİYOR

Gelelim, işvereni tarafından ücretsiz izne çıkartılanlara ödenen nakdi ücret desteği ve fesih yasağında nelerin değiştiğine. 2020’nin nisa ayında, işvereni tarafından ücretsiz izne çıkartılan, kısa çalışma ödeneğinden ve işsizlik maaşından yararlanamayanlara ücretsiz izinde oldukları ve işsiz kaldıkları sürede devlet tarafından nakdi ücret desteği ödenmeye başlandı ve halen de ödemeler devam ediyor. Bu kapsamda 2020 sonuna kadar ücretsiz izinde olanlara günlük 39.24 lira, aylık da 1.117 lira ödeniyordu. Sene başında asgari ücretteki artışla birlikte nakdi ücret desteğinin günlük tutarı 47.7 liraya, aylık da 1.420 liraya yükseldi. 2020’nin nisan ayından bu yana da 2 milyon 471 binden fazla kişiye, toplam 8.2 milyar lira ödeme yapıldı.

Ancak kısa çalışma ödeneğinin süresi uzatılırken nakdi ücret desteğinde bir uzatma olmadı. Buna göre nakdi ücret desteği ödemeleri 17 Mart’ta son bulacak. Aynı şekilde geçen yılın nisan ayında uygulamaya giren, işverenin, çalışanı işten çıkarma yasağı ya da bir başka isimle fesih yasağı da 17 Mart tarihinde bitiyor. Fesih yasağında da süre uzatımı yapılmadı. Peki, hem nakdi ücret desteği hem de fesih yasağının süresi uzatılır mı? İstenirse uzatılır. Son olarak fesih yasağı ile ilgili önemli bir noktaya da değineyim. Çünkü kimi okuyucular, fesih yasağı olmasına rağmen işveren tarafından işten çıkarıldığından şikayet ediyor. İş sözleşmesinin sona ermesi, işyerinin faaliyetine son vermesi, çalışanın ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı hareket etmesi şartları dışında; işverenler, çalışanını işten çıkartamaz. Çıkartırsa ne olur? Her bir işçi için brüt asgari ücret tutarında para cezası uygulanır ki, bu rakam 3 bin 577 lira.

Yazının Devamını Oku

Engelli maaşı alabilirsiniz

Soru: Eşimin 2006 yılında 60 gün SGK primi var, 2015 yılından bu yana yüzde 70 engelli raporu var. Nasıl emekli olabilir ve ne yapmamız gerekiyor? Fatih E.

Cevap: 60 günlük sigorta primi ile emekli olunması mümkün değil. Yüzde 70 engeli olanların emekli olabilmesi için 18 yıl çalışılmış olması ve 4000 prim gün yatırılması gerekiyor. Bu durumda prim gün sayısını ve 18 yılı tamamlamak için yeniden çalışılması gerekiyor. Eşinizin yaşını yazmamışsınız ancak 65 yaşından küçük ise, sosyal güvenlik kurumuna bağlı değilse ve hiçbir gelire sahip değilse devletten aylık 914 lira engelli maaşı alabilirsiniz.

MAAŞ BAĞLANMASI İÇİN 10 YIL DOLMALI

Soru: Sigorta girişim 2012. 2017’de askeri personel oldum şu an malulen emekli olmaya sevk edildim. Maaş almaya 2022 de başlayacağım, 10 yıl dolana kadar almadığım maaş toplu mu yatıyor? Yüksel C.

Cevap: Askeriyeden malulen emekli olmak için en az 10 yıllık sigortalılık süresini aynı iş kolunda doldurmuş olmak ve en az 1.800 gün prim ödemesi yapılması gerekiyor. Anladığım kadarıyla prim gün sayınız tamam ama sigortalılık süreniz tutmuyor. Bu durumda 10 yılınızı doldurduğunuzda maaş alamaya başlayacaksınız, geri dönük de bir ödeme yapılmayacak.

EMEKLİLER YETİM AYLIĞI ALAMAZ

Soru: Bağ-Kur emeklisi babam 2016 senesinde vefat etti. Bu haziran ayında SSK’dan emekli olacağım. Babamdan aldığım maaş kesilir mi? Elif T.

Cevap: Emekli olacağınız için Bağ-Kur emeklisi babanızda yetim aylığı alamazsınız. Eğer babanız Emekli Sandığı emeklisi olsaydı, yetim aylığı alabilirdiniz.

20 YIL ŞARTINI YERİNE GETİRMELİSİNİZ

Yazının Devamını Oku

Zorunlu deprem sigortasında doğru bilinen yanlışlar

Hemen hemen her gün irili ufaklı depremler olunca zorunlu deprem sigortasına talep de arttı. Özellikle İzmir depremi sonrası sigortalanma oranı yükseldi.

Hal böyle olunca, Doğal Afet Sigortaları Kurumu’na (DASK) ve deprem sigortasına yönelik kafalarda soru işaretleri de oluşmaya başladı. Soru işaretleri beraberinde şikâyetleri de getiriyor. Okuyuculardan bu konuda çokça soru alıyorum. Zorunlu deprem sigortası ile ilgili en çok şikayet edilen iki konuyu seçtim; biri, muafiyet -ki, tüketici muafiyet konusunu bilmiyor-, diğeri ise DASK’ın ödediği tazminatın yetersiz bulunması. Elazığ, İzmir depremlerini yaşayıp da konutları zarar görenlerden bazıları, ‘Hasarımın tamamını alamadım’ diye şikayet ediyor; kimileri, ‘DASK, evimin değerini ödemiyor, neden sigorta yaptırayım’ diye yakınıyor.

KONUTUN PİYASA DEĞERİNİ ÖDEMEZ

Bu konulara açıklık getireyim, böylece okuyucuların sorularına da cevap vermiş olurum. Önce, ‘evimin değerini karşılamıyor’ konusuna değineyim. Doğrudur, DASK, konutun piyasa değerinin tamamını karşılamaz, konutun yeniden inşa bedelini öder, arsa bedeli sigortaya dahil değildir. Konutun piyasa değerini artıran da arsa bedelidir. Örneğin, İstanbul’da arsa bedelleri yüksektir. Konutunuzun değerinin 500 bin lira olduğunu düşünüyorsanız, bunun 200-300 bin lirası arsa bedelidir ve bu sigortaya konu değildir. Rakamlara takılmayın, örnek olsun diye veriyorum. Depremde eviniz yıkılırsa DASK, evinizi, yeniden inşa edecek tutarı size; arsa halen sizindir, apartmansa da arsadaki hisseniz durur ve deprem konutunuzun arsasına zarar vermez, deprem nedeniyle arsa değeri de değişmez.

Aynı örnekle devam edeyim. Konutunuzun piyasa değeri size göre 500 bin liraysa ve sigorta yaptırdığınızda, misal DASK 150 bin lira teminat vermişse, depremde konutunuz yıkılırsa; DASK, evinizi yeniden inşa edecek tutar olan 150 bin lirayı öder, arsanın değeri değişmeyeceğinden inşaat bittiğinde yeniden konutunuzun değeri 500 bin lira olur. Yeri gelmişken hatırlatayım; DASK’ın, bu yıl verdiği en yüksek teminat tutarı 268 bin liraya çıktı. Eğer konutunuzun değerinin bunun üzerinde olduğuna inanıyorsanız, ‘benim evim lükstür, şöyle malzeme kullanıldı, içi böyle yapıldı’ diyorsanız; sigorta şirketlerinden, 268 bin liranın üzeri için konut sigortası yaptırabilirsiniz, bir mani yok.

MUAFİYET UYGULAMASI VAR

Gelelim bir diğer eleştiriye, ‘hasarımın tamamını alamadım’ eleştirisine... Hemen hemen her sigortada olduğu gibi zorunlu deprem sigortasında da muafiyet uygulaması vardır. Nedir muafiyet? Hasarın belli miktarını sigortalının kendisinin üstlenmesidir. Zorunlu deprem sigortasında muafiyet tutarı, sigorta bedelinin yüzde 2’sidir. Yani DASK, yüzde 2 muafiyetin üzerini öder, altında kalan hasar tutarını ödemez.

Örneğin, zorunlu deprem sigortası yaptırdınız ve konutunuzun -bölgesine, metrekaresine göre- teminat tutarı 100 bin lira çıktı. Bunun yüzde 2’si olan, 2 bin lirası muafiyete giriyor. Konutunuzun illa yıkılması gerekmiyor, depremde ufak tefek hasar oluşursa ve yapılan tespit sonucunda hasar tutarı bin 500 liraysa; muafiyetin altında kaldığı için DASK bunu ödemez. Peki, niye muafiyet var? Bazı okuyucular bunu da soruyor. Muafiyet sayesinde zorunlu deprem sigortasının primleri bu kadar uygun; muafiyet olmasa bugün sigortanın fiyatı en az 1,5-2 katı yüksek olur.

Yazının Devamını Oku

Kendi işyerinde çalışan nasıl emekli olacak?

Konu, sosyal güvenlik olunca, okuyuculardan çokça aldığım sorular arasında, ‘SSK’dan mı emekli olmak daha avantajlı, Bağ-Kur’dan mı?’, ‘işyeri sahipleri SSK’dan emekli olabilir mi?’ geliyor.

Kimileri de hem SSK’lı hem de Bağ-Kur’lu çalışanların geçmişteki hizmetlerini nasıl birleştireceklerini merak ediyor. Önce, işyeri sahiplerinin ya da ortakların Bağ-Kur’dan mı, yoksa SSK’dan mı emekli olabileceklerine değineyim. Aslında soruların temelinde yatan gerekçe, şirket sahipleri ve ortakları, emeklilik şartlarının daha kolay, emeklilik gelirlerinin de daha iyi olması nedeniyle Bağ-Kur’dan (4/B) değil de SSK’dan (4/A) emekli olmak istiyor. Peki, bu mümkün mü?

Şirket sahipleri, ortakları ve kendi adına çalışanlar, yani Bağ-Kur’lular, 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren kendi şirketlerinde SSK’lı olarak çalışamıyor, kendilerini SSK’lı gösteremiyorlar. Bağ-Kur’lu olmak zorundalar ve Bağ-Kur üzerinden, yani 4/B’li olarak emekli olmak durumundalar.

BAĞ-KUR MU, SSK MI?

Şirket ortakları ile ilgili şöyle bir durum da var; önceden Bağ-Kur’lu olan şirket ortakları sonradan SSK’lı olsalar da sigortalılıkları geçerli olmuyor. Şöyle ki; Bağ-Kur kapsamındaki şirket ortakları, sonradan 4/A’lı olurlarsa veya kendilerini şirkette SSK’lı olarak çalışıyor gösterirlerse, Bağ-Kur sigortalılığı son bulmadan, SSK’sı devreye girmiyor. Bu kapsamda da SSK’sı iptal edilip, Bağ-Kur sigortalılığı geçerli oluyor.

Örneğin, şirket ortağısınız, 2000 yılının başında Bağ-Kur’a kaydınızı yaptırdınız, ancak 2008’in başında SSK’ya geçtiniz; bu durumda 2008’in başında başlayan sigortanız geçersiz sayılacak, Bağ-Kur sigortalılığınız devam edecek.

En çok merek edilen konulardan bir örnek daha vereyim. Şirket ortağı olup da Bağ-Kur’a kayıt yaptırmayıp, SSK’ya kayıt yaptırırsanız ve sonradan şirket ortaklığınız son bulursa; şirket ortağı olduğunuz tarihten itibaren Bağ-Kur’lu sayılacaksınız, 4/A statüsündeki sigortanız iptal edilecek, SSK’da geçirdiğiniz süre Bağ-Kur’a sayılacak.

SSK’LI KENDİ İŞİNİ KURABİLİR

Okuyuculardan en çok gelen soru ise, 4/A’lı olarak çalışırken, sonradan şirket sahibi ya da ortağı olunca SSK’nın devam edip, etmeyeceği yönünde. Ekim 2008 öncesinde SSK’lı olarak çalışırken gerek çalıştığı işyerine gerekse de başka bir işyerine ortak olunması halinde bu kişiler, SSK sigortalılığı kesintiye uğrayana kadar Bağ-Kur kapsamına alınmıyor. Öncesinden SSK’lı olarak başlandıysa, sonrasında da SSK’lı olarak devam edilebiliyor.

Yazının Devamını Oku

18 yaş öncesi emeklilikte hesaba katılmaz

Soru: 1972 doğumluyum, sigorta başlangıcım 19.6.1989, ancak o tarihte henüz 18 yaşını doldurmamıştım. Prim gün sayım 9300. Ne zaman emekli olabilirim? Mümin B.

Cevap: Sizin durumunuz özelinde 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılıkları 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul ediliyor. Ancak 18 yaş öncesi prim gün sayısı emeklilik hesabındaki prim gün sayısına eklenir, sigortalılık süresi ise 18 yaşını doldurduğunuz tarih olarak ele alınır. Bu durumda sigorta başlangıcınız 1989 değil, 1990 yılı olacaktır. 25 yıl çalışıp, 52 yaşında emekli olacaksınız demektir. Prim gün sayısı açısından ise sorununuz bulunmuyor.

13 YILLIK TAZMİNAT ALACAKSINIZ

Soru: 15.4.2003 tarihinde bir şirkette işe başladım, Kasım 2016 tarihinde kendime dair iş yeri açtığım için işten çıkartıldım. Sigorta giriş tarihim, 1999. Benim bu iş yerinden tazminat alma hakkım var mı? Ayhan Ö.

Cevap: İşveren sizi işten çıkarttıysa ve bu çıkartma da iş kanununa aykırı hallerden değilse, kıdem tazminatı alma hakkınız var. Şirkete 2003 yılında girmişsin, 2016 yılında işveren işten çıkarmış. Bu durumda şirketten 13 yıllık tazminat alacaksınız.

ANNENİZ ÖLÜM AYLIĞI ALABİLİR

Soru: Abim 11.1.2021 tarihinde vefat etti. Malulen emekliliği vardı. Babam sağ ve SSK emeklisi, 2.500 TL maaş alıyor. Ölen abimin maaşını ev hanımı anneme bağlatabilir miyiz? Erol T.

Cevap: Ölen sigortalının anne ve babası sigortalının eş ve çocuklarından artan bir hissenin bulunması halinde emekli maaşından yararlanabilir. Gelirin de asgari ücretin net tutarından az olması ve başka gelirin olmaması halinde emekli aylığından yararlanılabiliyor. Eğer anneniz 65 yaşın üstünde ise bu şartları taşıması halinde sigortalının eşinden geriye artan hisseye bakılmıyor, artan hisse olmasa bile ölüm aylığı bağlanıyor.

YETİM AYLIĞINIZ ETKİLENMEZ

Yazının Devamını Oku

Eşini öldüren sigortadan para alamaz

Açıkçası konu gündemimde hiç yoktu, hatta takip bile etmedim desem yeridir. Ta ki, yakın bir dostum arayıp da, ‘adamın sigortadan para almak için eşini kayalıklardan attığına yönelik haberleri takip ediyor musun, sigorta bu durumda para ödüyor mu?’ diye sorana kadar.

Merak ettim, haberleri okudum. Adli vaka olduğundan ve mahkeme de devam ettiğinden olayı kısaca özetleyeyim. 2.5 yıl önce Fethiye’de kayalıklardan düşerek hayatını kaybeden Semra Aysal’ın, yapılan soruşturma sonucunda; olay yaşanmadan kısa süre önce eşi Hakan Aysal tarafından, 400 bin liralık ferdi kaza sigortası yaptırıldığı ve sigortadan para almak için de eşini aşağı ittiği ortaya çıkıyor. Tabi, bunlar iddia; dava devam ediyor, tutuklu eş ise, Semra Aysal’ın düştüğünü öne sürüyor. Sigorta poliçesi ise bir banka şubesi üzerinden yapılmış.

400 BİN LİRA KİME ÖDENİR?

Peki, bu durumda, ferdi kaza sigortasının yapıldığı sigorta şirketi para öder mi? Sigorta açısından olayın iki boyutu var. Birincisi, eğer dava sonucunda mahkeme, Hakan Aysal’ı suçsuz bulur ve ölümün düşerek, kazaen olduğuna karar verirse sigorta şirketi, 400 bin lirayı eşe öder. Mahkeme suçlu bulur da eşini kasten öldürdüğü hükmüne varırsa ne olacak? Bu durumda iki ayrı görüş ortaya çıkıyor. Birincisi, suçlu olan eş, poliçede varis olarak ismi yer alsa da sigortadan hiçbir şekilde para alamıyor ama ölen Semra Aysal’ın diğer varislerine sigortadan 400 bin lira tazminat ödeniyor. İkinci görüş ise, poliçede, varis olarak sadece eşin adı yazıyorsa Hakan Aysal, sigortadan tazminat alamadığı gibi başka varislere de ödeme yapılmıyor. Buradan anlaşılacağı üzere, eş suçlu bulunursa hiçbir şart altında sigortadan yararlanamıyor.

SİGORTA OLSA DA GEÇERSİZ

Konuyu araştırırken, kafama bir husus daha takıldı, yaşanan bu olayda, ferdi kaza sigortası, ölümden kısa bir süre önce yapılmış ve iddialara göre de sigorta bedeli ölen kişinin kartı üzerinden ödenmiş. Anlaşılan ortada, sigortadan para almak için işlenmiş bir suç var. Peki, bu durumda sigorta şirketleri nasıl bir yol izliyor diye merak ettim; sordum, soruşturdum. Eğer sigorta poliçesi, ölen kişiden habersiz yaptırılmışsa, aynı şekilde ödemeler de habersiz yapılmışsa ve ortada da böyle mahkemelik bir durum varsa o sigorta bir işe yaramıyor, yani sigortadan tazminat ödenmiyor. Tabi, varisler sigortadan tazminat talebinde bulunabilirler, bu durumda olay hukuka yansıyor ve mahkemenin vereceği karara göre sigorta şirketi hareket ediyor. 

Yeri gelmişken belirteyim; merak edenler varsa, bu yazdıklarım sadece ferdi kaza sigortası için değil, hayat sigortaları için de geçerli. 

Yazının Devamını Oku

Sağlık prim borcu olanlar için fırsat kaçmadı

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), genel sağlık sigortası borçlarını otomatik yapılandırdı. Borcu olanlar 30 Nisan tarihine kadar borcunun tamamını öderlerse, borca ilişkin ceza ve zam silinecek, sadece ana prim borcu ödenecek. İsteyenler borcunu taksitler halinde de ödeyebilecek.

Günlerdir okuyuculardan genel sağlık sigortası ile ilgili çokça soru alıyorum. Kimileri, ‘yapılandırma imkânını kaçırdık mı, ne yapacağız?’ diye soruyor, kimileri ‘borcumuz var, sağlık hizmeti alabilecek miyiz?’ diye merak ediyor. Görünen o ki, genel sağlık sigortası konusunda kafalarda birçok soru var. Hepsine açıklık getireyim.

Öncelikle, ‘yapılandırmayı kaçırdık mı?’ diye soranların, endişesini gidereyim. Sağlık sigortası borcu için yapılandırma başvurusu zaten yapılmayacaktı. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 2020’nin ağustos ayı da dahil geçmişte genel sağlık sigortası borcu olanların bu borçlarını otomatik yapılandırdı. Yapılandırma kapsamında da borcu olanlar 30 Nisan tarihine kadar borcunun tamamını öderlerse, borca ilişkin ceza ve zam silinecek; sadece ana prim borcu ödenecek. İsteyenler borcunu taksitler halinde de ödeyebilecek. Altını çizeyim, geçmiş borçlar affa uğramıyor ya da bir başka ifadeyle ana borç silinmiyor; yapılandırılıyor, sadece erken ödemede ceza ve zam siliniyor.

E-DEVLET’TEN ÖĞRENİLİYOR

Borcu, SGK tarafından otomatik yapılandırılanlar, yapılandırma ile ilgili detayları e-Devlet üzerinden öğrenebilir. Yapılandırma takvimine ve şartlarına uyulursa sorun yok; hem devlete olan prim borcu ortadan kalkacak hem de devletin sunduğu sağlık hizmetinden yararlanılacak. Yeri gelmişken belirteyim, SGK’nın yapılandırması, 2020’nin ağustos ayından öncesini kapsadığından, bundan sonraki aylara ait primlerin yatırılmış olması gerekiyor ki, yeni borç oluşmasın.

31 MART’A DİKKAT

Gelelim, en çok merak edilen, gelir testi konusuna. Gelir testine başvuru süresi de kaçırılmadı; son tarih, 31 Mart. Geçmişte gelir testine hiç girmemiş olanlar ya da geçmişte gelir testi sürelerini kaçıranlar, 31 Mart tarihine kadar gelir testine girebilecek. Testin sonucuna göre aylık geliriniz 1.192 liranın altındaysa genel sağlık sigortası primlerinizi devlet karşılayacak, siz prim ödemeyeceksiniz. Geliriniz bunun üzerinde ise genel sağlık sigortası primini kendiniz ödeyeceksiniz ki, ödeyeceğiniz tutar da aylık 107.3 lira, yıllık 1.287 lira.

ÖZEL HASTANELERİ KAPSAMIYOR

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışma emekliliğinizi etkiler

Soru: 1977 doğumluyum. İşe girişim 1997 Haziran. Prim günüm doldu, yaştan dolayı çalışmaya devam ediyorum. Bir yıla yakındır kısa çalışma ödeneğindeyiz ve sigortamız ayda 4 gün şeklinde yatıyor. Bu durum benim yaşı tamamlayıp emekli olmam durumunda maaşımı düşürür mü, ya da nasıl etkiler? İnci D.

Cevap: Kısa çalışma ödeneği çalışanın emeklilik süresini etkiliyor. Ancak çalışanın emeklilik için prim gün sayısı sorunu yoksa, prim gün sayısı fazlaysa, emeklilik için yaşı bekliyorsa kısa çalışma ödeneğinde eksik prim yatması sorun olmaz. Prim az yatırıldığı için emeklilikte alınacak maaşı etkiler. Kaldı ki, asgari ücret düzeyinde maaş alanlar emekli olmayıp, çalışmaya devam ettiklerinde zaten maaşları belirli oranda düşer. 

VERGİ İNDİRİMİ ŞARTI ARANIYOR

Soru: 30 yaşındayım. 2009’da engelli olarak işe girdim, halen çalışıyorum. Raporum yüzde 45. Emeklilikte vergi indirim şartı aranacak mı? Ne zaman emekli olurum? Raporumu yükseltsem yüzde 60 olarak, 15 yıla emekli olabilir miyim? Burak G.

Cevap: Yüzde 45 engelli raporunuza ve ilk işe giriş tarihinize göre 20 yıl, 4400 prim gün sayısını doldurduğunuzda emekli olabiliyorsunuz. Bugün için 11 yıl çalışmışlığınız ve 3.960 prim gününüz bulunuyor. Engelli raporunuzu yüzde 60’a çıkartırsanız 18 yıl çalışıp, 4.000 prim gün sayısını doldurduğunuzda emekli olabilirsiniz. Engelliler vergi indirimi ile erken emeklilik koşullarından yaralanabiliyor. Erken emeklilik hakkından yararlanabilmek için öncelikle vergi indirimi almak
gerekiyor.

SGK’DAN MALUL RAPORU GEREKİYOR

Soru: Sigorta başlangıcım 1992. Primim 7450 gün. Çalışmıyorum, emeklilikte yaşa takılanlardanım. Bazı sağlık sorunlarım var; bel fıtığı, sol kulakta yüzde 25 duyu kaybı, tip 2 diyabet gibi. İki dizde de menüsküs yırtığı var. Malulen emekli olabilir miyim? Murat K.

Cevap:

Yazının Devamını Oku

Tamamlayıcı emekliliği konuşmanın tam da zamanı

TÜİK, Türkiye’nin yeni nüfusunu açıkladı. Dikkat ettim de, herkes, ‘nüfus ne kadar artmış, hangi ilde ne kadar kişi yaşıyormuş, İstanbul’un nüfusu ne olmuş?’; buralara takıldı. Oysa açıklanan rakamlar bize, hem kötü hem de yakın gelecekte karşılaşacağımız büyük tehlikeyi haber veriyor. Maalesef, yaşlanıyoruz. TÜİK’in verilerine göre, Türkiye’nin 2007 ve 2020 yılı nüfusu mukayese edildiğinde, doğurganlık ve ölüm hızı azalıyor, yaşlı nüfus artıyor ve ortanca yaş yükseliyor. 0-14 yaş grubundaki nüfusun toplam nüfusa oranı 2007’de yüzde 26.4 iken, 2020 yılında bu oran yüzde 22.8’e gerilemiş. 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı da yüzde 7.1’den, yüzde 9.5’e yükselmiş.

Rakamlarla kafanızı fazla yormamayım. Özetle, genç nüfusun oranı düşüyor, yaşlı nüfusun oranı artıyor ve gelecek yıllarda yaşlı nüfusun oranı daha da artacak. Bu kadar da değil. Diğer taraftan ortalama yaşam süresi de uzuyor. Düne kadar ortalama yaşam süresi 65-70’lerdeyken, bugün ortalama yaşam 85’lerde ve bu süre, gelecek yıllarda daha da uzayacak. Yani, ülke olarak yaşlanıyoruz ve yaşam süresi de uzuyor.

TÜİK’E GÖRE YAŞLANIYORUZ

Peki, bu ne anlama geliyor? Eminim birileri, ‘ne var canım bunda, neresi kötü haber?’ diyecektir. Bu tablo, sosyal güvenlik sistemi üzerinde ciddi baskı oluşturuyor ve ileriki yıllarda bu baskı daha da artacak. Ne mi olacak? Sosyal güvenlikteki aktif-pasif oranı, yani çalışanların emeklileri finansa etme oranı ya da bir emekliye karşılık kaç çalışanın olduğunu gösteren oran daha da bozulacak. Daha da diyorum, zaten bozulmaya başladı. 1980 yılında bir emekliye 3.3 çalışan bakarken, bugün bir emekliye 1.8 çalışan bakıyor. 2022’de bu oranın, 1.5’e düşmesi bekleniyor ki, ideal oran, 4 çalışanın bir emekliyi finanse etmesidir.

Bitmedi. Genç nüfusun azalması, yaşlı nüfusun artması ve ortalama yaşam süresinin uzaması demek; devletin, emeklilere, daha uzun süreli maaş ödemesi anlamına geliyor. Sosyal güvenlik sisteminin içinde bulunduğu durumu anlatmama gerek yok. Ama mevcut durumu düşündüğümüzde, nüfusun yaş konusundaki değişimini hesaba kattığımızda; gelecekte yüksek emekli maaşları olmayacağını bilmek için müneccim olmaya da gerek yok. Daha açık bir anlatımla mevcut durum yavaş yavaş sürdürülebilir olmaktan çıkıyor.

KIDEM TAZMİNATSIZ DA OLUR

İşte bu yüzden diyorum ki, hazır TÜİK de rakamları yeni açıklamışken, tamamlayıcı emeklilik sistemini konuşmanın tam zamanı. Tamamlayıcı emeklilik, geçen senenin ortalarında gündemdeydi, hatta bir noktaya kadar da gelinmişti ama kıdem tazminatı reformuyla birlikte gündeme gelince, sendikaların kırmızı çizgilerine takıldı. Takılınca da; rafa kalktı diyemeyeceğim ama ilk sıralardaki önemini yitirdi.

Tamamlayıcı emeklilik nedir, nasıldır konusuna girmeyeceğim, daha önceki yazılarımda detaylı değindim; merak eden bulup, okur. Ama şunu diyeceğim; kıdem tazminatı reformu ile olmuyorsa, kıdem tazminatının içinde olmadığı bir modelle, tamamlayıcı emeklilik sisteminin acil olarak gündeme gelmesi gerekiyor.

 

Yazının Devamını Oku

Erken yaşlanana erken emeklilik hakkı

Açıkçası bir okuyucum, sorduğu soru ile hatırlatmasa, sosyal güvenlik açısından önemli bir konuyu atlamış olacaktım. Okuyucum, detaylı şekilde sağlık sorununu anlatarak, ‘bizim gibi kişilerin emekli olabilmesi için özel bir durum var mı?’ diye soruyor.

Sosyal güvenlik sistemi bazı özel durumlar için erken emeklilik hakkı tanıyor ki, bunlardan biri okuyucumun sorusunu da kapsıyor. Peki, hangi durumlarda çalışanlar erken emekli olabiliyor? Bunlardan biri, erken yaşlanan çalışanlarla ilgili. Buna göre, erken yaşlananlar ya da vaktinden önce yaşlananlar erken emekli olabiliyor. İşçi statüsünde 4/A’lı olarak çalışanlar ile Bağ-Kurlular bu haktan yararlanıyor. Tabi, erken yaşlanma, bir sağlık sorunu. Sağlık sorunu olduğu için de fazla detaya girmeyeceğim ama özetle; dikkat, algı, bellek, kavrama, soyutlama gibi işlevlerin kaybı olan bilişsel yaşlanma ile fizyolojik ve psikolojik yaşlanma durumu tespit edilenler erken yaşlanmış sayılıyor ve sosyal güvenlik sisteminden erken emekli olabiliyor.

55 YAŞINDA EMEKLİLİK

Bu durumlar da nöroloji, psikiyatri, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, iç hastalıkları, göğüs hastalıkları ve kardiyoloji başta olmak üzere ilgili branşlarca düzenlenen sağlık kurulu raporları ile tespit ediliyor ve bu tespit de Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık Kurulu tarafından yapılıyor. Erken yaşlılık tespiti yapılan kişiler 55 yaşını doldurması ve en az 5400 gün prim ödemesi şartıyla erken emekli olabiliyor ve emekli aylığı alabiliyor. Engelli çocuğu bulunan kadın çalışanlar da erken emeklilik hakkından yararlanabiliyor. Bu durumda olan kadın çalışanların, prim ödeme gün sayılarının dört biri ödenen prim ödeme gün sayılarına ekleniyor. Ağır engelli çocuğu olan kadın çalışanların prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, emeklilik yaş hadlerinden indiriliyor. Böylece erken emekli olabiliyor ve emekli maaşı alabiliyor. Bunun için başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede ağır engelli çocuğun varlığının sağlık kurulu raporu ile belgelenmesi gerekiyor.

ÇALIŞMA GÜCÜNDEKİ KAYIP

Erken emeklilik hakkından, işe başlamadan önce malul olanlar da yararlanabiliyor. İşe başlamadan önce malul olanlar ve çalışma gücündeki kayıp oranı yüzde 60’dan az olanlar erken emekli olabiliyor. Bunun da iki koşulu var. Birincisi, 2008 yılının ekim ayından önce sigortalı olanlar, işe başlamadan önce çalışma gücünün en az üçte ikisini veya iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle iş gücünün yüzde 60’ını kaybedenler; 15 yıldan beri sigortalı olmaları ve 3600 gün prim ödemeleri halinde erken emekli olup, yaşlılık aylığı alabiliyorlar. İkincisi, 2008’in ekim ayından sonra işe başlayanlar ve işe başlamadan önce çalışma gücünün yüzde 60’ını kaybettiği tespit edilenler; en az 15 yıldan beri sigortalı olmaları ve 3960 gün prim ödemeleri halinde erken emekli olup, yaşlılık aylığı alabiliyorlar.

 

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışmada ücret farklı hesaplanıyor

Soru: Pandemi öncesi iki ayrı işte çalışıyordum, ikisinden de sigortalıydım. Kısa çalışma ödeneği olarak 1.725 lira bağlandı. Bana göre eksik bağlandı. Başvurduğumda geliri gün sayıma bölmüşler yani bir yılı 567 gün olarak görmüşler. Emeklilik hesabında bu fazla günler sayılmıyor. Ne yapmam lazım? Binnur Ş.

Cevap: Kısa çalışma ödeneği ile emeklilik hesabının bir ilgisi bulunmuyor. İşyerinizin ‘tamamen mi kapandığına, kısmen mi çalıyor’ durumuna göre ücret değişiyor. Kısa çalışma ödeneğinde çalışanın son aldığı ücret değil, son 12 aylık prime esas kazancı dikkat alınarak, hesaplanan günlük ortalama brüt kazancın yüzde 60’ı ödeniyor. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği, asgari ücretin brüt tutarının yüzde 150’sini geçmiyor. Ödenekten de binde 7.59 oranında damga vergisi kesiliyor.

PRİME GÖRE EMEKLİ MAAŞI DÜŞER

Soru: 1992 yılında çalışmaya başladım, 49 yaşımı mayıs ayında doldurup emekliliğe hak kazanacağım. Şu anda çalışmıyorum ama iş görüşmelerim oluyor. Eğer çalışmaya başlarsam emekli maaşımdan ne kadar düşüş yaşarım? Aslı A.

Cevap: Emekli olmayıp, çalışmaya başladığınızda maaşınıza bağlı olarak yüksek prim öderseniz emekli aylığınız o oranda yüksek olur. Asgari ücret ve biraz üzerinde maaşla çalışanlar emekli olmayıp çalıştıklarında emekli maaşları maaşa ve hesaplamalara göre aylık 1 lira ile 3 lira arasında düşer. Sigorta primini tavandan yatırırsanız emekliliğiniz gelse de çalışmaya devam edebilirsiniz, emekli maaşınız düşmez, artar.

ASKERLİK BORÇLANMASI YAPABİLİRSİNİZ

Soru: Babamın 4/A kapsamında 4.040 günü var, 1970 doğumlu. İşe 10.6.1984 girişli. Şu an vergi mükellefi olduğu için bu aydan itibaren Bağ-Kurlu olacak. 48 yaşında emeklilik hakkını dolduruyor ancak 5.225 gün olması gerekiyor ve boşlukları var. Erken emekli olabilir miyiz? Ece D.

Cevap: Babanız 50 yaşında. Emeklilik yaşı dolsa bile prim gün sayısı emekli olmaya yetmiyor. Ayrıca prim ödemede son 7 yıldan fazla prim ödenen kurum hangisiyse ona göre emekli olunuyor. Ne kadar prim boşluğu olduğunu belirtmemişsiniz. Eğer 7 yıldan fazla prim ödemek durumunda kalınacaksa Bağ-Kur üzerinden emekli olunacak demektir. Erken emeklilik için babanız askerlik borçlanması yapabilir.

YAŞI BEKLEYECEKSİNİZ

Yazının Devamını Oku

BES katılımcısına 2021 fon tavsiyeleri

2021 yılı Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) getirileri ile ilgili okuyuculardan çokça soru alıyorum. Kimileri ‘hangi fonları tercih edelim?’ diye soruyor, kimileri ‘altın fonunun bu senede de getirisi yüksek olur mu?’ diye merak ediyor, kimileri de ‘geçen sene söylendiği gibi birikimim artmadı’ diye şikayet ediyor. Okuyucuların merakını gidermeye çalışayım.

Önce kısa bir 2020 değerlendirmesi yapayım. Emeklilik fonlarının getirisi açısından geçen sene çok iyi bir yıldı. Fonların ortalama getirisi yüzde 26’ya yakın oldu ki, bu da enflasyonun 12 puan üzerinde bir getiri anlamına geliyor. Seçilen fonlara göre de bu getiri değişiyor. Örneğin, geçen sene birikimlerini altın fonunda değerlendirmeyi tercih edenlerin getirisi yüzde 55’lerde, döviz ağırlıklı kamu dış borçlanma araçları fonunu tercih edenlerin yüzde 35’lerde, hisse fonlarını tercih edenlerin yüzde 30’larda olurken; para piyasası ve bono fonlarını tercih edenlerin getirileri yüzde 10-11’lerde kaldı. Bazı okuyucuların, ‘birikimim artmadı’ şikayetinin nedeni de işte bu. Geçen sene BES katılımcılarının büyük çoğunluğunun fonlarını değiştirip, ağırlıklı altın fonunu tercih ettikleri de bir gerçek. Tabi, bir de bu getirilerin üzerine yüzde 25 devlet katkısını eklemek gerekiyor. 

HANGİ FONLAR ÖNE ÇIKACAK?

Gelelim, 2021’de hangi fonların öne çıkacağına.

Açıkçası, bu yıl, 2020’deki gibi çok yüksek getiriler olur mu; tartışılır, çünkü geçen yıl getiriler açısından ekstrem bir yıldı. Kesin olan, bu senenin fonlarının farklı olacağı. Mesela, Merkez Bankası’nın aldığı kararlar nedeniyle TL’de faizler arttı. Dolayısıyla TL’ye dayalı fonlar, dövize dayalı fonlara göre daha ön plana çıkacak. Bu açıdan bakarsak bu yıl tahvil, bono gibi sabit getirili yani, para piyasası fonlarının getirileri yüksek olacaktır.

ALTINDA NELER OLACAK?

Ekonomide beklenen toparlanmayı ve büyümeyi göz önünde tutarsak geçen sene olduğu gibi bu sene de hisse senedi fonlarının performansının iyi olacağını söyleyebiliriz. Kaldı ki, BES’in başından beri hisse senedi fonları sistemdeki katılımcılara yüksek getiri sağladı. Yani diyeceğim o ki, birikimlerinizi değerlendireceğiniz fonları seçerken mutlaka içinde hisse fonları bulundurun; tabi sisteme uzun süreli bakıyorsunuz.

En çok merak edilen altının performansının bu yıl da devam edip etmeyeceği. TL’nin değerli olduğu ve TL’ye bağlı enstrümanların getirisinin ön planda olacağı düşünülecek olursa altının geçen seneki gibi çok yüksek performans göstermeyeceğini söyleyebiliriz.

Elbette altın fonunun, başta dolar olmak üzere döviz ağırlıklı fonların, dış borçlanma fonlarının getirileri olacaktır ancak geçen sene yüksek getiri sağlayan fonlarla, bu yıl yüksek getiri sağlayacak fonlar aynı olmayacaktır. O nedenle BES katılımcılarına tavsiyem, fon tercihlerinde değişikliğe gitmeleridir.

Yazının Devamını Oku

Borcu olanlar için son 5 gün

Okuyuculardan  prim yapılandırması ile ilgili çokça soru alıyorum. Görünen o ki, yapılandırmadan nasıl yararlanılacağı konusunda halen kafalarda soru işaretleri var. Kimileri de yapılandırmada bir erteleme daha olup olmayacağını soruyor.

Yapılandırmada son tarih 2020’nin sonuydu, bir aylığına ertelendi. Bu süre, 1 Şubat’ta doluyor. Sosyal güvenlik borçlarını yapılandırmak isteyenler için son 5 gün. Bugüne kadar da 1 milyon 428 bin kişi yapılandırma için başvurdu. Hazır bu imkandan yararlanmak için 5 gün süre varken, kafalardaki soru işaretlerine açıklık getireyim ve yapılandırmadan kimlerin, nasıl yararlanacağını kısaca anlatayım.

2020’nin ağustos ayı da dahil öncesine ait tüm sosyal güvenlik borçlarınızı yapılandırabileceksiniz. Ağustos ayı sonraki borçlar için yapılandırmadan yararlanılamayacak. Yapılandırma kapsamında borcunuzu ister peşin, ister taksitle ödeme imkanınız var. Peşin ödemeyi tercih ederseniz borcunuzun gecikme cezası ve gecikme zammı Yurt İçi Üretim Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) üzerinden hesaplanan tutarın yüzde 90’ı silinecek.

PEŞİN ÖDEMEYE DİKKAT!

Okuyuculardan gelen sorulardan anlaşılıyor ki, peşin ödeme konusu yanlış anlaşılıyor. Zannediliyor ki, tüm borcun yüzde 90’ı siliniyor. Doğrusu, prim borcunuzun aslını ödeyeceksiniz, borcunuzun gecikme cezası ve zamanının yüzde 90’ı silinecek. Borcunuzu, bir seferde değil de iki taksit halinde ödemek isterseniz ve ilk taksiti de mart başında öderseniz bu sefer gecikme zammı ve cezasının yüzde 50’si silinecek.

EN FAZLA 18 AY

Yapılandırma kapsamında borcunuzu 6-9-12-18 ay taksitler halinde de ödeyebileceksiniz. Taksitler ise 2 ayda bir ödenecek ve en fazla 18 ay taksitlendirme yapılacak. Örneğin, 18 aylık taksitlendirmek isterseniz borcunuzu 36 ayda ödeyeceksiniz. Borcunuzu taksitlendirmek istediğinizde taksit sayısına göre katsayı uygulanacak ki, katsayılar yasada belirtilmiş durumda. Borcunu 6 eşit taksitte ödemeyi tercih edenlere 1.045, 9 eşit taksitte ödemeyi tercih edenlere 1.083, 12 eşit taksitte ödemeyi tercih edenlere 1.105, 18 taksitte ödemeyi tercih edenlere 1.15 katsayılar uygulanacak. Örneğin, geçmiş prim borcunuz için yapılandırmaya başvurdunuz, prim borcunuz üzerine Yİ-ÜFE uygulaması üzerinden gecikme zammı uygulandı ve toplam borcunuz 20 bin lira olarak çıktı. Bunu da 12 taksitle ödemek istediniz. Borcunuza uygulanacak 1.105’lik katsayı ile toplam borcunuzu çarpacaksınız, ödeyeceğiniz toplam tutar 22 bin 100 lira olacak ve bunu da iki ayda bir 1.841 lira olarak ödeyeceksiniz ve 24 ay boyunca ödeyeceksiniz.

BAĞ-KUR’LULAR NE YAPACAK?

Yapılandırma

Yazının Devamını Oku

Yapılandırmadan yararlanamazsınız

Soru: 2008’den önce işyerim vardı, vergimi ödüyordum, Bağ-Kura kayıtlı değildim. Vergi mükellefi olduğum için yapılandırmadan faydalanabilir miyim? Seval T.

Cevap: Yapılandırmadan Bağ-Kur prim borcu nedeniyle sigortalılık süresi dondurulan kişiler yararlanabiliyor; prim borçlarını ödeyip, sigortalılık sürelerini canlandırabiliyor. Bağ-Kura tescil olup da prim ödemeyenlerin ise sigortalılık süreleri durduruluyor. Ancak siz işyeriniz olmasına rağmen Bağ-Kura hiç kayıt yaptırmamışsınız. Dolayısıyla yapılandırmadan yararlanamazsınız.

KISA ÇALIŞMA KIDEMİ ETKİLER

Soru: Çalıştığım şirket 2 ay kısa çalışma ödeneğinden yararlandırdı ve kalan tutarını banka kanalı ile hesabıma yatıracak. Brüt maaşımda değişiklik olur mu, tazminatımı hangi maaş üzerinden alacağım? Erkan T.

Cevap: İş kanununda kısa çalışma ödeneğinden yararlanılan sürelerin, çalışanın kıdeminde hesaba katılıp katılmayacağı konusunda bir netlik yok. Ancak çoğunluk görüş, kısa çalışma süresinin kıdem tazminatı hesaplamasında dikkate alınmayacağı yönünde. Kısa çalışma ödeneği brüt maaşınızı etkiler.

OĞLUNUZUN MAAŞINI ALABİLİRSİNİZ

Soru: Bağ-Kur emeklisiyim. 2017’de tek oğlum trafik kazasında vefat etti. Çocuk yok, eşine emekli maaşı bağlandı. Benim aylığım 1910 lira. Oğlumun emekli maaşından yararlanabilir miyim? Sadin T.

Cevap: Ölen sigortalının anne ve babası sigortalının eş ve çocuklarından artan bir hissenin bulunması halinde emekli maaşından yararlanabilir. Ancak sizin gelirinizin asgari ücretin net tutarından az olması ve başka gelirinizin olmaması halinde emekli aylığından yararlanabilirsiniz. Eğer 65 yaşın üstünde iseniz bu şartları taşımanız halinde sigortalının eşinden geriye artan hisseye bakılmıyor, artan hisse olmasa bile ölüm aylığı bağlanıyor.

ÜCRETSİZ İZİN HAKKINIZ YOK

Yazının Devamını Oku

Tarım sigortasında fiyat tartışması

Salgın, tarımın stratejik öneme sahip olduğunu bir kere daha gösterdi. Diğer taraftan yaşanan doğal afetler nedeniyle tarım ciddi risk altında. Salgın devam ediyor, afetlerin sıklığı da artacak.

Açıkçası, bazılarına göre öyle olmasa da tarımda devamlılığı sağlayabilmenin tek yolu tarım sigortası. Bunları neden söyledim? Dikkat ediyorum, bir süredir devlet destekli tarım sigortasında fiyat tartışması yaşanıyor. Üretici, sigorta fiyatının yüksekliğinden yakınıyor, sigortacılar ise tersini savunuyor. Fiyat konusunu sık sık gündeme getiren ise Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar. Bayraktar, her platformda, tarım sigortasında istenilen düzeyde artışın sağlanamamasını yüksek primlere bağlıyor ve çiftçinin mevcut fiyatlarla sigorta yaptırmakta zorlandığını, primlerin düşürülmesi gerektiğini söylüyor.

PRİM BEDELİ 12 LİRA

Her iki tarafı da dinledim, araştırma da yaptım; ‘Devlet destekli tarım sigortasında fiyatlar söylendiği gibi yüksek mi, çiftçi primleri ödemekte zorlanıyor mu?’ diye? Tarımla uğraşanlar bilir ama bilmeyenler için özet geçeyim. Devlet destekli tarım sigortasında ürüne ve riske göre çiftçinin ödeyeceği primin yüzde 50’si ila yüzde 70’e yakınını devlet karşılıyor. Mesela; bitkisel ürünlerin, seraların, hayvanların sigorta priminin yüzde 50’sine devlet katkı yaparken, meyvelerde don priminin yüzde 67’ye yakınını devlet ödüyor.

Konuyu birkaç örnekle anlatayım. Çiftçi, yaklaşık 480 kilo buğdayını, don riskine karşı sigortalatmak isterse ödeyeceği prim sadece 12 lira, kalanını devlet karşılıyor. Ürünün tamamı dondan zarar görürse çiftçinin, TARSİM’den alacağı zarar 768 lira. Bu açıdan bakarsak, buğday üreticisinin cebinden 12 lira çıkıyor, karşılığında 765 lira hasar alıyor. Bir örnek daha vereyim. Üretici, besi sığırını sigortalatmak isterse, bir hayvan için ödeyeceği prim tutarı 202 lira; hayvan, misal, hastalıktan ölürse üreticinin alacağı tutar 15 bin lira. Yani, 15 bin liralık sigorta bedeli için ödenecek tutar sadece 202 lira. Mesela tarım sigortasında en çok tartışma konusu seralardır. Sigorta bedeli 90 bin lira olan sera için çiftçinin ödeyeceği en yüksek prim bin 84 lira. Çiftçinin cebinden sigorta için bin 84 lira çıkıyor; serası tamamen yok olursa sigortadan 90 bin lira hasar alıyor.

ÜRETİCİ RİSK ALTINDA

Örnekleri çoğaltabilirim ama gerek yok. Sanırım, işin özünü anlatabildim. Eminim birileri, ‘muafiyet var, zararın tamamı karşılanmıyor’ diyecektir. Doğrudur, her sigortada olduğu gibi tarım sigortasının da şartları var. Bu şartların bazıları devlet destekli tarım sigortası için geçerli bazı durumlarda işlemiyor. Kayısı örneğinde olduğu gibi. Malatya’da hemen hemen tüm kayısı üreticileri sigorta yaptırır. Her yıl da Malatya’da kayısıyı don vurur. Üretici bunu bildiği için de sigortasını yaptırır. TARSİM de her yıl don olacağını bile bile kayısıyı sigortalar, üreticiye hasarını öder. Bu durum aslında sigorta değil, çiftçiye destektir.

Peki, tarım sigortasında primler bundan daha da düşük olabilir mi? Olabilir, hatta bedavada olabilir, hatta hatta primin tamamını devlet karşılayabilir ama o zaman bu sisteme sigorta denmez. Şunu da belirteyim; iklim değişikliği nedeniyle bundan sonra daha çok afet yaşanacak; bu afetler, stratejik hale gelen tarıma, dolayısıyla da üreticimize daha da fazla zarar verecek. Bugün için kayıtlı 1.8 milyon çiftçi var ve sigorta yaptıran çiftçi sayısı bunun yüzde 10’unu bile henüz bulmuyor. Yani, üreticimizin yüzde 90’a yakını başta afetler olmak üzere tüm risklere açık. Kimse alınmasın gücenmesin ama ben bu işin primle falan alakası olduğunu zannetmiyor; çünkü prim tutarları ortada. Bence, başta TZOB olmak üzere tarımla ilgili tüm kesimlerin çiftçiyi sigorta yaptırması için biran önce teşvik etmesi lazım.

Yazının Devamını Oku

Sosyal yardım ödemeleri arttı

Yeni senede asgari ücret ve emekli maaşlarının belli olmasıyla birlikte sosyal yardımlar da arttı.

65 yaş aylığından engelli aylığına, evde bakım maaşına kadar birçok ödeme de zamlandı. Ayrıca yeni senede kıdem tazminatının tavanı da yükseldi. Asgari ücretteki artışla birlikte salgın döneminde işverenlere ve çalışanlara ödenen kısa çalışma ödeneği ve nakdi ücret desteği de zamlandı. Hangi ödemeler, ne kadar arttı ve bu ödemelerden kimler, nasıl yararlanacak hepsine değineyim.

65 YAŞ AYLIĞI

65 yaş aylığı memur maaş katsayısındaki artışa göre her yıl ocak ve temmuz ayında yeniden belirleniyor. 65 yaşını doldurmuş, hiçbir sosyal güvencesi, herhangi bir geliri olmayan kişilere devlet maaş ödüyor. Emekli maaşı olanlar, nafaka alanlar, dul ve yetim aylığı alanlar, sosyal hizmetlerden harçlık ödeneği alanlar, muhtaçlık sınırının üzerinde geliri olanlar yaşlılık aylığından yararlanamıyor. Maaş alabilmek için de kişinin kendisinin ve eşinin kişi başına düşen ortalama aylık gelirinin asgari ücretin aylık net tutarının üçte birinden az olması gerekiyor. Buna göre aylık geliri 941 liranın altında olanlar 65 yaş aylığı alabilecek. Bu yılın ocak ayında ise 65 yaş aylıkları yüzde 7.33 zamlanarak, 763.6 lira oldu.

ENGELLİ MAAŞI 19 BİN 884 LİRA

2021’de engelli maaşları da arttı. Engelli yardımından yararlanmak için 18 yaşında büyük, 65 yaşından küçük olmak, sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmamak ve hiçbir gelire sahip olmamak gerekiyor. Ocak ayından itibaren yüzde 40-69 arası engelli olanlara ödenen aylık maaş 609 liraya, yüzde 70 ve üzeri engelli olanlara ödenen maaş 914 liraya yükseldi. 18 yaş altı engelli yakını olanlara ödenen maaş da 609 liraya çıktı. En az yüzde 50 engelli ve ağır engelli olanlara ödenen evde bakım yardımı da zamlanarak, aylık 1.657 lira, yıllık 19 bin 884 lira oldu.

KIDEM TAZMİNATI DEĞİŞTİ

Yeni senede kıdem tazminatı da değişti ve tazminat tavanı arttı. Kıdem tazminatı, aylık brüt maaş, ikramiye, prim, yol ve yakacak yardımı gibi çalışanın haklarından oluşan giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanıyor. Her bir yıl için aylık brüt ücret üzerinden tazminat hesaplanıp, çalışana tazminat olarak ödeniyor. Bir yıldan artan çalışma süresi için de aynı hesap yapılıyor. Ancak kıdem tazminatının bir üst sınırı var; 2021 yılının ocak-haziran dönemi için tazminat tavanı 7.638.96 olarak belirlendi. Çalışan ne kadar yüksek maaş alırsa alsın işveren, bu rakamın üzerinde tazminat ödemez. Örneğin, asgari ücretli biri, aynı işyerinde 10 yıldır çalışıyorsa alacağı tazminat tutarı 35.775 lira.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ

Yazının Devamını Oku

Maaşınızın içinde ek ödeme de var

Soru: Temmuz maaşımın üzerine zam oranı kadar emekli maaşı aldım. Sizin emekli maaşları yazı dizisinde ek ödemeden söz ediyorsunuz, o ödeme bana yansımadı. Bu ek tutar nedir, kimlere verilir? Güneş Ş.

Cevap: Vergi iadesi kaldırılarak, yerine ek ödeme uygulamasına geçildi. Maaşın yüzde 4’ü, ek ödeme adı altında tüm emeklilerin her ay hesabına yatırılıyor. Her ay bankaya yatan emekli maaşınızın içinde ek ödeme de var. Maaş zammı ise ek ödemeli maaşınız üzerinden değil, çıplak maaşınız üzerinden hesaplanıyor.

PRİM İADESİ İÇİN YAŞI BEKLEYECEKSİNİZ

Soru: 1.5.1984 yılında SSK’lı oldum, 48 yaşında emekliliğe hak kazandım, ancak primim sadece 1450 gün. Bu primlerimi geri alabilir miyim? 1969 doğumluyum, emeklilik yaşım geçti bile? Erdal D.

Cevap: Emeklilik yaşını dolduran, hatta geçen çalışanlar, eğer emeklilik için gerekli prim gün sayısını ve çalışma yılını doldurmayıp, emekli maaşı almaya hak kazanamıyorlarsa ödedikleri primleri SGK’dan toplu olarak alabiliyor. Erkek çalışanların prim iadesi alabilmesi için 60 yaşını doldurması gerekiyor. 8 yıl sonra prim iadesini alabilirsiniz.

İŞVEREN ÜCRETSİZ İZNE ÇIKARABİLİR

Soru: Belediye iştirakinde temizlik görevlisi olarak çalışıyorum. Kronik rahatsızlığımdan dolayı 4 ay idari izinliydim. Şimdi de ücretsiz izine çıkarmak istediler. Şirket beni ücretsiz izine çıkarabilir mi? Dursun F.

Cevap: İşveren isterse sizi ücretsiz izne gönderebilir, yasa bu hakkı işverene tanıyor. Bu durumda da devletin ödediği nakdi ücret desteğinden yararlanabilirsiniz.

YAŞLILIK AYLIĞI ALABİLİRSİNİZ

Yazının Devamını Oku