"Nedim Şener" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nedim Şener" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nedim Şener

Ha Amerika ha Rusya ha PKK ha Esad

Türkiye ve Rusya, 17 Eylül 2018 tarihinde Soçi kentinde bir araya gelerek İdlib’de silahlardan arındırılmış bir bölge kurulması üzerinde anlaşmaya vardı. Türkiye, İdlib’de koordinasyon ve gerginliğin azaltılması için bulunacaktı.

Ha Amerika ha Rusya ha PKK ha Esad

Mutabakatla, İdlib’in etrafında Suriye ordusu ile silahlı grupları ayıran 15-20 kilometrelik silahsızlandırılmış bir bölge oluşturulacaktı.

10 Ekim 2018’e kadar tank, roketatar, top ve havan gibi ağır silahlar bu bölgeden çekilecek, 15 Ekim’e kadar tüm “radikal terörist gruplar” silahsızlandırılmış bölgeden uzaklaştırılacaktı. 2018’in sonuna kadar da M-4 (Halep-Lazkiye) ve M-5 (Halep-Hama) otoyollarının güvenliği sağlanıp trafiğe açılacaktı.

Ama her şey kâğıt üzerinde kaldı. İdlib, tüm vekâlet savaşlarının yürütüldüğü, istihbarat örgütlerinin cirit attığı Suriye meselesinin adeta çöplüğü haline dönüştü. Herkes hesap peşindeyken, Türkiye bölgede yalnızca barışçıl sebeplerle gözlem noktaları kurdu. Suriye, mutabakata imza atan Rusya’nın desteği ile anlaşmayı altüst etti. Elbette bölgedeki terör örgütlerinin tutumu bunda etkendi.

Bir süredir sivil alanları ateş altına alan ve yüz binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olan Suriye’nin saldırısı sonucu biri sivil 7’si asker 8 insanımız şehit oldu. Yaşanan bu gelişme gösterdi ki, Rusya en az Amerika kadar güvenilmez bir ülkedir.

EYVAH, AMERİKA TAZİYEDE BULUNMUŞ!

Saldırı sonrası Amerika’nın tutumu oldukça düşündürücü. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus aracılığıyla yapılan açıklamada şu cümleler yer aldı: “ABD; Esad rejimi, Rusya, İran ve Hizbullah’ın İdlib halkına yönelik sürekli, yersiz ve acımasız saldırılarını kınıyor.”

Açıklamanın ikinci kısmı daha da ilginç, şöyle deniyor: “Bu tür eylemlerin karşısında NATO müttefikimiz Türkiye’nin yanında duruyoruz ve hayatını kaybeden (askerler) için Türk hükümetine taziyelerimizi gönderiyoruz. Türkiye’nin meşru kendini savunma eylemlerini tamamıyla destekliyoruz. Bu konu hakkında Türk hükümeti ile görüş alışverişinde bulunuyoruz.”

Şimdi bu açıklamayı yapan, aynı zamanda bir NATO üyesi olan Türkiye’nin askerlerini şehit eden PKK terör örgütüne silah ve para yardımı yapan NATO ülkesi Amerika olmasa, anlayacağım.

Amerika’nın yüz milyonlarca dolar para yardımı yaptığı, 30 bin TIR dolusu silah ve mühimmat verdiği terör örgütü PKK, Türkiye’de masum insanları katlediyor ama aynı Amerika, Suriye yönetimini kınıyor. Türkiye açısından ha Amerika ha Rusya, ha PKK ha Esad...

Çare mi? Ne Amerika ne Rusya...

ŞEYH EDEBALİ’DEN ‘KUZU’ ÖRNEĞİ

EMPERYAL oyunun iki aktörü Amerika ve Rusya, Suriye’de bir paylaşım savaşındalar. Karşı karşıya gelmiyorlar ama silah verip kendi adlarına başkalarını savaştırıyorlar. Sonra da olan biteni köşelerinden seyrediyorlar. Mete Yarar bu durumu anlatmak için Şeyh Edebali’nin Osmanlı’nin ikinci padişahı Orhan Gazi’ye hitaben verdiği örneği hatırlattı.

Şeyh Edebali, Orhan Gazi’ye hitaben şunu söyler:

“Evlat, öyle insanlar göreceksin ki,

Kuzuyu yemek için,

Tilkiyle plan yapacaklar,

Kurtla birlikte öldürecekler,

Çobanla birlikte yiyecekler,

Sahibiyle birlikte yas tutacaklar.”

Bizim için tüm mesele, “kuzu” olup olmamakta...

Ha Amerika ha Rusya ha PKK ha Esad

HDP’Lİ TEMELLİ ‘TERÖR’ DEMİŞ!

ŞAŞIRDIĞINIZI biliyorum. Ağzından hukuk, demokrasi, insan hakları lafları düşmeyen HDP Başkanı, bu kez “terör” demiş. Durun, şaşırmayın. “Terör” lafını 11 aylık bebeği annesiyle havaya uçuran; Kürt-Türk demeden sivil, kadın, çocuk katleden; çobanları “işbirlikçi” diye elektrik direklerine asıp infaz eden; yol yapımında çalışan işçileri öldüren; hayatının baharında gençleri canlı bomba yapıp kentlerde hayatları söndüren; doktor, hemşire, öğretmenleri kurşuna dizen PKK için değil, devletin aldığı bekçiler için söylemiş.

Cümlesi aynen şöyle: “Şimdi koruculuğu modernize ediyor, kentlere taşıyor, bekçiliği getiriyor. Bekçilerin beline silah takacak, mahallede terör estirecekler, tıpkı kürdistanda estirdiği terör gibi. Bu terörü kentlere, mahallelere, sokaklara taşıyacaklar.”

Oysa bekçiler 1966 yılından beri silah taşıma yetkisine sahiptir. Cümleler ortada, korucuların teröristlerle mücadelesini “terör estirmek” diye adlandıran bu zihniyetin ağzından hukuk ve demokrasi düşmüyor. Konuşması bebek katili PKK elebaşına “sayın” hitabıyla, “kürdistan” gibi kelimelerle devam ediyor. Bu düşüncede olan biri, bu milletin gözünde ne siyasetçidir ne akademisyendir ne de gazetecidir. Hukuk, insan hakları söylemleri ise ikiyüzlülüktür.

Bir de bunlarla işbirliği yapan, sözde demokrasi vaat edenler var. Bir kez daha hatırlatayım: PKK bebek, kadın katleden bir terör örgütüdür, Öcalan bu alçak örgütün elebaşıdır. HDP de PKK’nın siyasi ayağıdır. Önce de yazdığım gibi, HDP asla kapatılmamalıdır; siyaseten ve ahlaken bitmiş bu parti kendini kapatmalıdır.

X